ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 4…Tanrısal beyan yoluyla talimat

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 4...Tanrısal beyan yoluyla talimat<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 4…Tanrısal beyan yoluyla talimat

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 4…Tanrısal beyan yoluyla talimat
Jesus Christus´un vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Beyanların kaynağı

  1. Hep Tanrı’yla ve onun aynısı Christus´la birlikte olan ve bugün Kutsal Ruh yoluyla bildiğiniz „söz“ size konuşuyor, çünkü „söz“ sözdür, kanundur, mesajdır, vahiydir, bilgeliktir. Siz o „sözü“ Jesus Christus´un sözleri yoluyla duyduysanız ve Kutsal Ruh´un ilhamı yoluyla şimdi aldıysanız, size doğrusunu söyleyeyim, o işittiğiniz Tanrı’nın sesidir. Çünkü sadece bir tek Tanrı, bir tek söz ve sadece bir tek Kutsal Ruh vardır. (13,19)
  2. Sözde varlığını sürdüren ve Tanrı’nın konuşucularının dudaklarından söz olarak çıkan ışığın kökeninin ne olduğunu biliyor musunuz? Onun kökeni iyilikte, tanrısal sevgide, Tanrı’dan çıkıp yayılan evrensel ışıktadır. Size yaşam veren parlayan yegâne ışığın ışını veya kıvılcımıdır. O her şeyi hareket ettiren, titreşime neden olan, akım sağlayan ve durmadan yörüngesinde gezmesini sağlayan sonsuz kudretin bir parçasıdır. O, sizin tanrısal radyasyon dediğiniz ruhları aydınlatan ve yaşam veren tanrısal Ruh´un ışığıdır.
  3. Hep sizin kurtuluşunuz için gelmiş olan O, şu anda sizinle konuşuyor: Jesus; Tanrı’nın vaadi, “İkinci Devirde” Jesus´ta insan olan, insan sözü olan Tanrı “sözü”; sevginin, ışığın ve hakikatin ruhu, bir ışında sınırlanmış, benim düşüncelerimi iletmek için vicdan yoluyla insanların ruhunu ve aklını etkileyen. (90, 33)
  4. Ben, bu dünyada insanların bana zulmettiği, benimle alay ettiği ve beni suçladığı Christus´um. Bana “İkinci Devirde” Jesus´a yaptıklarınızdan sonra, sizi affettiğimi ve sevdiğimi bir kere daha ispatlamak için size geliyorum.
  5. Beni çıplak çarmıha gerdiniz ve ayni şekilde size geri geliyorum, çünkü ikiyüzlülüğün ve yalanın kostümüne bürünerek ruhumu ve hakikatimi sizden gizli tutmuyorum. Ama beni tanıyabilmeniz için, önce kalbinizi temizlemeniz gerekir. (29,27 – 28)
  6. Bugün size söylüyorum: İnsanların Celileli “Rabbuni” dedikleri Usta buradadır. Size sonsuza dek geçerli olan öğretimi, sevgi öğretisini veriyorum. Sizi bugün davet ettiğim yemek şöleni ruhidir. Ekmek ve şarap da ayni şekilde ruhidir. Ama bugün ve eskiden ve her zaman olduğu gibi ben yolum, hakikatim ve sonsuz yaşamım. ( 68, 33)

Vahiy yerleri ve beyanları alanlar

  1. Baba’nın “Sözü” olduğumu hatırlayın. Bu sözle aldığınız tanrısal öz, Yaratıcı Ruh´un ışığıdır ki, o ruhumun bir parçasını her birinizde bıraktım.
  2. Elbette etrafımdaki beni dinleyen kalabalığın ve içinde toplandığınız odanın basitliğini görünce, sessizce bana sorarsınız: “Usta, beyanın için bu devirde sana layık, şatafatlı masalı ve merasimle seremonililerin yapılabileceği büyük bir tapınak veya katedral niye seçmedin?”
  3. Ustası hakkında böyle düşünenlere yanıt veriyorum: İnsanlar benim bu fakirliğe yönelmeme neden olmadı. Beyanım için bu basit evi şehrinizin fakir bir kenar mahallesinden maddi haraç ve dıştan görünen sadakaları sizde aramadığımı kavramanız için, kendim seçtim. Bilhassa tam tersine: Ruhen gelişmeniz için size bir kere daha alçakgönüllüğün vaazını vermek için geldim. (36, 24 – 25)
  4. Benim şu andaki yanınızdaki varlığıma bazıları inanmıyorlar. Çünkü toplantı yerlerinin basitliği ve kendimi onlar yoluyla beyan ettiğim konuşucularımın sadeliğine karşı geliyorlar. Elbette böyle şüpheciler Christus´un hayatını iyice incelemiş olsalardı, O´nun asla ihtişam, hürmet ve zenginlik aramadığının farkına varırlardı.
  5. Bu yerler o kadar fakir ve basit olabilirler, tıpkı eskiden orada doğduğum dam ve samanın basit bir yer olduğu gibi. (226, 38 – 39)
  6. Bu milleti yeni beyanım için ancak son saatte seçtiğimi düşünmeyin. Her şey sonsuzluktan beri öngörülmüştü. Bu toprak, bu ırk, ruhlarınız benim aracılığımla hazırlandı, ayni şekilde yanınızdaki varlığım dileğim üzerine önceden belirlenmiş olduğu gibi.
  7. Beyanlarımı akıl ve ruhlarını temiz tutanlar arasından en değersiz insanlarla başlatmaya karar verdim. Sonra onların hepsinin bana gelmesine izin verdim, çünkü benim masamda ne fark, ne de torpil vardır. Benim bu millete yukarıdan gönderdiğim söz basit, mütevazı şekilde, sizin için anlaşılabilir, ama anlamı açıklık dolu ve ruhunuz için alçak seviyedeydi, çünkü ben bilginin hazinesi olmama rağmen, kendimi basit ve açıkça ifade ve beyan ederim. Ben hiç kimseye bir gizem değilim; sır ve gizem sizin bilgisizliğinizin çocuklarıdır. (87,11 – 12)
  8. Beni ilk dinleyenler, benim eserime onların ilk dallarını çeşitli bölgelere ekmek için kesmek amacıyla, bir ağaç gibi davrandılar. Bir kısmı benim talimatlarımı iyi yorumladılar, diğerleri ise yolu şaşırdılar.
  9. Basit toplantı yerlerinin gölgesinde bir araya gelen gruplar küçüktü. Elbette onların sayıları çoğalıp kalabalık büyüdükçe onları birlik kurmalarına çağırdım öyle ki, hepsi birbirlerini tek bir Usta’nın öğrencisi olarak tanısınlar ve talimatlarımı ayni şekilde yerine getirsinler. Böylece tohum, “isçilerin” *) bildiğine göre değil de, daha ziyade Tanrı’nın dileğine göre ekilmiş olsun.

*) Jesus´un İncil’deki “bağdaki işçiler” hakkında benzetmesi ile ilgili

  1. Ruhi Yeni Antlaşma Sandığı’nın önünde o kalabalık insan sürüsü teslimiyet, itaat ve iyi niyetle and ettiler, ama kasırgalar ve tayfunlar şiddetle üzerine geldiğinde ve ağacın dalları kamçı gibi vurduğunda, bazıları korkusuzca direnirken ve yeni “isçilere” bu beyanımı öğretip “tarlaları” sürerken, diğerleri de pes edip teslim oldular.
  2. Benim bu vahyimin öneminin farkına varanlar, onları diğerlerinden üstün edecek bilgi ve kudret kazanmak ibin gizemlerimin derinliklerine benim dileğimden daha fazla dalmak niyetindeydiler. Ama benim adaletimle çok kısa sonra karşı karşıya geldiler.
  3. Bu eserin önemini onun berraklığı ve basitliğinde keşfedemeyen diğerleri ise, tarikatların ve kiliselerin ritüelleri, sembolleri ve seremonilerini benim beyanlarıma merasim görünüşü vermek için devraldılar. (234, 27 – 30)
  4. Her ne kadar inançsızlar kendisini göstermiş olsa da – hem akli öğrenim görmüşlerde, hem de eğitim görmemiş bilgisizlerde – bu beyan vahiy edilmeye başladığından beri, ruhunuz benim talimatım yoluyla aydınlandı.
  5. Bu vahyi inkâr eden ne kadar çok argüman! Bu sözü yok etmeye çalışan ne kadar çok teşebbüsler! Ama mesajımın akışını hiçbir şey durdurmadı – tam tersine: ne kadar çok insan bu esere karşı savaştıkça, o kadar çok insanın ona inancı alevlendi ve ne kadar çok zaman geçtikçe, o kadar çok insan yoluyla sözümü beyan ettim.
  6. Bu bize neyi öğretir? Tanrı’nın gücünün vargılarını yerine getirmesine insan gücü hiçbir zaman engel olmaya muktedir olamayacak.
  7. Halkb bu toplantı yerlerinde bir araya geldiği zaman, yapılması gerekeni dünyadan korkmadan benim yanlarındaki varlığıma ve korumama güvenle yaptı. Ben onlara imanlarının hakikate dayandığını ispat ettim. (329, 28 – 30; 37)
  8. Bu birlikte basit ve mütevazı kalpli, ama bana hizmet için sevgi ve iman dolu yeni bir elçi sürüsü oluştu. Tabii ki, aralarında benim yanlarındaki varlığıma inanabilmesi için beni görmesi gereken yeni Thomas, bana inanmasına rağmen, korkudan insanlara beni inkâr edecek olan yeni Petrus ve sözümü ve hakikatimi para ve iltifat için sahteleştirecek olan yeni Jahuda Iskariot eksik değildi.
  9. Bu halkı teşkil eden bir sürü insan günden güne çoğaldı ve şehirlere, bölgelere ve köylere kadar yayıldılar. Hakikatin ve adaletin özverili işçileri – Rab´bin öğretisine hevesli – ve hakikati konuşan temiz kalpli peygamberler bu halktan çıktı. (213, 72 – 73)
  10. Yeni vahyimde her şeyi değiştirdim: bilgisizliğe, yanılgıya ve eski vahiylerimdeki gibi, sözlerimin yanlış yorumuna engel olmak için yerleri ve beyan araçlarını. Güneşin doğudan doğupb öğle vakti en yüksek noktaya gelip batıda nasıl batacağını gözetlemesi gibi, benim ruhumun ışığı da doğudan batıya doğru ilerledi öyle ki, görkemimi ve kudretimi belli bir yere, insanlara ve ırklara sınırlandırmayasınız. (110, 9)
  11. Birkaç insanın beni duyması yeter, çünkü onlar yarın çevrelerindeki insanlara onun tanıklığını yapacaklar. Biliyorum ki, herkesi çağırsaydım, dünya işleriyle meşgul oldukları için, onların çoğu gelmezdi. Beni inkâr ederler ve beni dinlemeleri için iyi niyetli insanların gelmesine engel olurlardı.
  12. Burada, bu önemsiz yerlerin tenhalığında, kendimi beyan ettiğim yerde tohumumun filizlenmesini sağlıyorum. Saf kalpleri cemaatlerde birleştiriyorum. Materyalist bir yaşamın gürültüsünden geriye çekildikleri zaman, onlara sevgiden, sonsuz (Tanrı’dan), Ruh´tan, gerçek maddi ve manevi değerlerden, hayati duyuları yoluyla değil de ruhen görmelerine nasıl etkinlik gösterdiğimden söz ediyorum.
  13. Bu çocuksu kalplere öğrenci adını veriyorum ve onlar, hiçbir şeye sahip olmamış, hiç kimse tarafından dikkate alınmamış, benim tarafımdan çağrılmış olmanın hoşnutluğuyla doldular ve yeni bir yaşama dirildiler. Rab vahyini onlara verdiği ve onlara sevginin yolunu gösterdiği için, çevresindeki insanlara faydalı olabilir kanaati ve mutluluğuyla ayağa kalktılar.
  14. Bazıları onları reddetseler ve kendilerini Jesus´un öğrencileri diye adlandırdıkları için onlarla alay etseler bile, ama size doğrusunu söyleyeyim, onlara bu lütuf inkâr edilse bile, benim öğrencilerim kalmaya devam edecekler. (191, 33 – 36 )
  15. Sesimin çağrısını dünya bekliyor; insanların kalbi, imana ölmüş olmasına rağmen, Christus´un sesinin ona yaklaştığını ve ona “Kalk ve gezin!” demesini bekliyor.
  16. “Ölüler”, “körler”, hastalar ve hor görülenler güçlü bir halk teşkil ediyorlar. Ben onlara geleceğim, çünkü fiziksel ve ruhen acı çekenler benim yanlarındaki varlığıma daha duyarlıdırlar. Güç, zenginlik ve dünyevi görkeme sahip olan dünyanın büyükleri, bana ihtiyaçları olmadıklarına inanıyorlar ve beni beklemiyorlar. Her şeye sahip olanlar: “Christus onlara ne verebilir ki?” diyorlar. Yoksa manevi zenginlikler veya sonsuzlukta bir yer mi? Bu onları ilgilendirmiyor!
  17. Öğretimi beyan etmek için, fakir, fiziksel ve ruhi hastaların sürüsünü aramamın sebebi bundan dolayıdır, çünkü onlar beni özleyip aradılar. Kendimi yeniden insanlara gösterme zamanı geldiğinde, benim yanlarındaki varlığımı hissetmeleri doğaldı. (291,32 – 34)

Tanrısal beyanın iletimi

  1. Kim insan zekâsı yoluyla iletilen bu beyandan şüphe ederse, kendisini diğer yaratıklardan üstün kılan statüsünü inkâr etmiş gibi davranmış olur – kendi ruhunu inkâr etmiş gibi ve sayısız sınavlar, acılar ve mücadeleler yoluyla ulaştığı ruhi ve akli seviyesinin bilincinde olmak istemiyormuş gibi.
  2. Zekânız veya ruhunuz yoluyla kendimi size beyan etmemi inkâr etmek, kendini inkâr etmek ve kendisini kendisinden aşağıdaki yaratıkların seviyesine koymak demektir.
  3. İnsanın Tanrı’nın çocuğu olduğunu kim bilmiyor? Kim içinde bir ruh taşıdığını bilmiyor? O zaman, Baba ile çocukları arasında birbirleriyle anlaşabilmeleri için, bir veya birden fazla yöntem olması gerektiğine neden inanılmasın?
  4. Ben zekâ olduğum için, zekânız yoluyla size yöneliyorum; ben ruh olduğum için, ruhunuza yöneliyorum. Ama benim beyanımı inkâr edenler, beni asla ruh olarak görmek ve tanımak istemiyorlarsa, bu hakikati nasıl kavrayıp kabul etmek istiyorlar? Kalplerinde yanlış fikirler geliştirdiler, tıpkı benim insan biçiminde tanrısal bir yaratık olduğumu ve benimle bağlantı kurmak için semboller ve resimler sayesinde benim gözler önüne getirilmesi gerektiğini düşünen insanlar gibi.
  5. Yüzyıllar boyunca beni bu yolla arayan insanlar, önlerinde dua ettikleri ve ritüeller sundukları resimlerinin ve heykellerinin suskunluğuna alıştılar. Sonunda kalplerinde Tanrı’yı hiç kimsenin görme, duyma ve hissetmeye layık olmadığı kanısı oluştu. İnsanlara yaklaşmam için çok, çok yükseklerde olduğumu söylemekle, onlar bana hayranca hürmetlerini sunduklarına inanıyorlar. Elbette onlar yanılıyorlar, çünkü insanlar gibi küçük yaratıklarla yetinmem için çok büyük olduğumu kim iddia ediyorsa, o adam ruhumun size vahiy ettiği mütevazılığı – en güzel şeyi – inkâr eden dar kafalıdır.
  6. Christus´a inanıyorsanız, Hristiyan olduğunuzu iddia ediyorsanız, Rab´bin size yaklaşması için O´na layık olmadığınızı sananlar gibi böyle saçma düşünceler beslememelisiniz. O Tanrı’nın “sözü” insan olduğunda, tam sizin Hristiyanlığa inancınız tanrısal sevginin ispatına dayandığını, unuttunuz mu? Tanrısal sesimin insan sesi olarak duyulmasını sağlamamdan başka, hangi elle tutulabilir ve insancıl yaklaşma günahkâr, maddeci, karanlık ve zayıf ruhlu insanların zekâsına daha fazla kolaylık gösterebilirdi?
  7. Bu kanımla mühürlediğim insanlara olan en büyük sevgi, alçakgönüllülük ve acımamın ispatı idi öyle ki, benim lütfuma hiç kimsenin layık olmadığını gözlerinizin önünde tutun. Çünkü ben işte o en çok çamura batmış, karanlıkta ve kötülüklerinde kendini kaybetmiş olan insanlar için sözümün insan olup (Jesus´ta) aranızda yaşamasını sağladım ve kanımın can suyunu sizin için akıttım.
  8. Neden o zaman bütün buna inananlar şimdi yanlarındaki varlığımı ve beyanımı reddediyorlar? Neden bunun, Tanrı sonsuz olduğu ve insanların çok aşağılarda, çok önemsiz olduğu ve layık olmadığı için, mümkün olmadığını iddia ediyorlar? Size doğrusunu söyleyeyim, benim bu zamanda verdiğim beyanımı inkâr eden insan, benim “İkinci Devirde” dünyada insan olarak yaşamış olduğumu, sevgimi ve alçakgönüllülüğümü de inkâr etmiş olur.
  9. Siz, günahkârlar günah dolu yaşam sürdürürken, kendinizi benden uzak hissetmeniz doğaldır. Ben ise buna karşın, ne kadar çok günaha batarsanız ve böylece ruhunuzu ve can direğinizi kirletirseniz, o kadar çok size ışığımı vermem, yardım elimi uzatmam, şifa getirmem ve sizi kurtarmam için sizinle ilgilenmem gerektiğini hissediyorum.
  10. Ben kendimi çocuklarıma yeniden beyan ettiğimde, onların çoğunun beni inkâr edeceklerini biliyordum ve ondan dolayı benim ikinci gelişimi çok eskilerde önceden bildirdim, ama aynı zamanda benim gelişimin ruhen olacağını anlamalarını sağladım. Elbette siz bundan şüphe ederseniz, benim dört elçimin İncil’in Sevindirici Haber´inde yazdığı sözlerimin şahitliği yoluyla emin olun.
  11. Şimdi ben ruhum ve parlayan “buluttan” size sözlerimi gönderiyorum ve de o sözlerimin konuşmacılarım sayesinde insanlaşmasını (kulaklarınızın işitmesini) sağlıyorum. Ob hepinizi ruhunuzla Tanrı’nın Ruhu´yla konuşmayı başarmanız gerektiği için, sizi hazırlayan ders talimatlarıdır. (331, 1- 10,13)
  12. Tanrı’nın düşünceleri benim transtaki konuşmacılarım yoluyla kelimelere çevrildi ve cümle olarak birleştirilerek vahiylerle ve mükemmel talimatlarla dolu ruhsal bir öğreti oluştu.
  13. Bu önceden vaat edilen teselli edecek olandir. Bu yıllar öncesinden size bildirilen ve size her şeyi öğretecek olan hakikatin ruhudur. Hazırlık başlamak üzere. Ruhen güçlü olanların size önderlik yapmasına ihtiyacınız olduğu zamanlar gelmek üzere. Çünkü o ruhen güçlüler, size kalplerinin soyluluğu ve basitliğiyle, bilgelik ve merhametle önderlik edecekler. (54, 51 – 52)
  14. Benim talimatım aklınıza ışık getirmek ibin geliyor. Elbette bu zamanda size geliş bibimim ve yöntemime şaşmayın. Ondan dolayı şaşkına dönmeyin. Hem de alışkanlık haline getirmeyin.
  15. Benim tanrısal ışığım, konuşmacım olarak bana hizmet eden o insanların zekâsına ulaştığı anda, titreşim olarak yoğunlaşırlar ve böylece bilgeliğin sözü ve sevgiye dönüşürler. Benim ruhumun size bu şekilde ulaşabilmesi için, göklerin merdiveninden kaç basamak aşağıya doğru size inmesi gerekir! Ve benim “Ruhsal Dünyamı” da size göndermem gerekiyordu öyle ki, o size benim talimatlarımın ayrıntılı açıklamasını versin. (168,48)
  16. Kendimi insanların zekâ organı yoluyla beyan ediyorum, çünkü beyin Tanrı’nın yarattığı mükemmel bir “cihazdır” öyle ki, orada ruhun ışığı olan zekâ kendisini göstersin.
  17. Bu “cihaz”, sizin bütün bilimlerinizle asla kopyasını yapamayacağınız bir modeldir. Siz o beynin biçimini ve yapı şeklini örnek olarak icatlarınız için kullanacaksınız, ama hiçbir zaman Babanızın yarattıklarının mükemmelliğine ulaşamayacaksınız. Neden yarattığım şeyleri kullanabildiğimden şüphe ediyorsunuz? (262, 40 – 41)
  18. Her devirde Ustanız olarak sevgim insanların ihtiyacı olan sizi eğitmede itinalı ve dikkatliydi ve ben size ruhsal ve entelektüel gelişmenizle ahenk içinde konuşmak için hep geldim.
  19. İnsanların uydurdukları söz ve öğretilerin ruhunuzun yakıcı susamışlığını kandıramadığını gördüğüm için, size geldim. Işığa susamışlık, hakikate susamışlık, sonsuzluğa ve sevgiye susamışlık. Ondan dolayı size kendimi takdim ettim ve alçakgönüllü, bilgisiz, eğitim görmemiş insanlar yoluyla onların akıllarının ve ruhlarının transa girmesini sağlıyorum ki, onların ağzından Üçüncü Devrin mesajı çıksın.
  20. Benim tanrısal düşüncelerimi alıp size bildirmelerine layık olabilmeleri içinb onların dünyevi materyalizmin akışına kendilerini kaptırmamaları ve dünyanın sunduğu ayartmalara karşı direnmeleri gerekiyordu. Bu yolla kendi şahsiyetlerini geriye iterek ve kibirlerini uslandırarak kendi akıl organlarını tanrısal ilhama sunmakla ve dudaklarından bilgelik, şefkat ve adalet sözleri, balsam ve barış çıkmasını mümkün kılmakla, tamamen kendi karakterlerini feda etmeyi kısa bir zaman içinde başardılar.
  21. Ruhum o beyinlere, aşağıya yeryüzüne gelmeden, sadece ışığımın bir ışınının onları aydınlatması sayesinde, konuşucularımın o kadar çok bilgiyi nasıl dile getirdiklerini ve o kadar çok yaşam özünü dinleyicilerin ruhlarına nasıl dökebildiklerini anlayamayan birçok insan hep olacaktır. Buna yanıt olarak size söylüyorum, kral yıldız diye adlandırdığınız güneş de dünyayı aydınlatmak için yeryüzüne gelmek zorunda değildir, çünkü güneşin o mesafeden dünyanıza yolladığı ışık, size aydınlık, sıcaklık ve yaşam vermeye yeter.
  22. Ayni şekilde Baba’nın Ruh´u güneş gibi sonsuz ışın gücüyle her şeyi bütün yaratıklara yolladığı ışığıyla – hem manevi, hem de maddi – aydınlatır ve canlandırır.
  23. Işığımın olduğu yerde, ruhumun da olduğunu, anlayın artık. (91, 12 – 16)
  24. Konuşmacılarımın üstüne Tanrı´nın Sözü ´nün yansıtması olan ruhumun kıvılcımı düşer ve böylece beyanımı duymanızı sağlarım. Hangi konuşmacım “sözümün” bütün kudretini alabilir? Hiç birisi. Size doğrusunu söyleyeyim, “sözün” ne demek olduğunu henüz bilmiyorsunuz.
  25. “Söz” yaşamdır, sevgidir, Tanrı’nın sözüdür, ama konuşmacılarım bütün bunların sadece bir atomunu alabilirler. Ama burada o ışığın ışınında, o esansta zaman ve mesafe açısından sonsuz olanı ve mutlak olanı (Tanrı’yı) keşfedebileceksiniz.
  26. Kendim hakkında hem büyük eylemler, hem de küçük ve sınırlı beyanlar yoluyla konuşabilirim. Ben her şeydeyim, her şey benden söz eder, büyük olanlar ve küçükler ayni derecede mükemmeldir. İnsanların bunu anlaması için sadece gözetlemeyi, derin derin düşünmeyi ve öğrenmeyi başarması yeter. (284, 2 – 3)
  27. “Sözüm” bir kere daha insan olup size gelmedi. Ben bu devirde öbür dünyanın simgesi olan “bulut” üstündeyim. Işınım oradan çıkıp konuşucularımın aklını aydınlatıyor.
  28. Kendimi insanlar yoluyla size bildirmemden hoşnutluk duydum ve benim kararım mükemmeldir. İnsanları iyi bilirim, çünkü ben onları yarattım. Ben onları layık görüyorum, çünkü onlar benim çocuklarımdır ve onlar benden çıktılar. Ben onlar yoluyla kendime hizmet ederim, çünkü onun için onları yarattım ve görkemimi onların aracılığıyla vahiy edebilirim, çünkü kendimi onlarda yüceltmek için, onları yarattım.
  29. İnsan! O benimle birdir, çünkü o zekâ, yaşam, bilinç ve iradedir, çünkü o benim karakter niteliklerime sahiptir ve onun ruhu sonsuzluğa aittir.
  30. Çoğu kez sandığınızdan daha önemsizsiniz ve diğer zaman ise tasavvur edebileceğinizden daha önemlisiniz. (217, 15 – 18)
  31. Eğer biraz düşünüp Kutsal Kitap İncil´i incelerseniz, bütün peygamberlerin insanlara ilettikleri sözlerde tek bir ruhi değerin ifade edildiğini anlarsınız. O peygamberler insanlara uyarılar, vahiyler ve mesajlar verdiler, ama o zamanlarda halkın uyguladığı maddi yolla tapınma hatası olmadan. Onlar kanunu, Tanrı’nın sözüne uymayı öğretip göksel Baba´yla bağlantıya girmelerine yardımcı oldular.
  32. Halk, o peygamberlerle bu an onlar aracılığıyla konuştuğum konuşucularım arasındaki büyük benzerliği görmüyor musun? Bu konuşucularımın dudaklarına da kanunumun özünü koyuyorum, onların sözleriyle benim ilhamım size ulaşıyor ve o insanlardan parlayarak dinleyicileri saf kalpleriyle Rab’bi aramalarına çağıran talimatlar çıkıyor. Onlar korkmadan konuşuyorlar, onları dinleyenler arasında kolaçan edenler ve fanatikler olsa bile. Görevlerini özverili şekilde Baba´ya hizmette yerine getiriyorlar öyle ki, onlar yoluyla Tanrı insanlığa konuşsun, insanlara ışığın yeni yollarını açan talimatlar versin.
  33. Halk, peygamberle konuşucularım arasında sadece büyük benzerlik yoktur, bilhassa onlar arasında mükemmel bir ilişki vardır. Onlar bunları beyan ediyorlar ve uzun zamanlar öncesinde bildirilenleri şimdiki hizmetkârlarım gözleriyle görüyorlar. (162, 9 – 11)
  34. Benim konuşucularımın hepsi bana hizmet etmek için kendilerini hazırlamaya niyetli ve yetenekli değildiler. Çoğu kez ışığımı pak olmayan ve faydasız ve de günahla meşgul zekâ organlarına yollamak zorundaydım. Hatalarıyla benim adaletimi ön plana getirdiler, çünkü Tanrı’nın mesajını anlatabilmek için, akılları her ilhamdan, dudakları da her güzel konuşma yeteneğinden mahrumdular.
  35. O durumlarda dinleyiciler kulaklarını onların basit beyanlarına kapatıp, onun yerine ruhlarını benim varlığımı hissetmek ve özümü almak için açtılar. Halk, merhametimin o anda onlara yolladığı özümle (esans) besledi, ama konuşucum dudaklarından çıkmayan mesajla engel oldu, ilhamımı bu şekilde almaya henüz hazırlanmamış olmalarına rağmen, oradakileri ruhtan ruha Usta´yla konuşmasına zorladı. (294, 49)

Beyanların şekli

  1. Usta’nın beyanları hep ayni şekilde başlar, çünkü o ayni sevgiyi içerir. O beyanlar sevgiyle başlar ve merhametle biter – benim bütün öğretimi içeren bu iki sözdür. Işığın bölgelerine ve hakikate ulaşmak için ruha kudret veren bu yüksek duygulardır. (159, 26)
  2. “İkinci Devirdeki” konuşma tarzımla şimdiki konuşma tarzımın farklı olduğunu söyleyebilirsiniz. Biraz da haklısınız. Çünkü Jesus o zamanda yaşayan insanların konuşma tarzları ve deyimlerini kullandı, tıpkı şimdi beni dinleyen insanların anlayış tarzına göre konuştuğum gibi. Ama size eskiden ve şimdi bildirilen sözün manevi değeri aynıdır, tekdir ve değişmezdir. Buna rağmen bu kalpleri taşa dönüşmüş ve akılları kapanmış olan çok kişi tarafından dikkatinizden kaçtı. (247, 56)
  3. Ey imansızlar! Gelin beni sık sık dinleyin, benim sözlerim sizin şüphenizi yenecek. Benim konuşma tarzımın eskisi gibi olmadığı kanısındaysanız, tarza ve dış görünüşe önem vermemenizi söylüyorum aksine, ayni olan anlamı arayasınız.
  4. Onun özü ve anlamı hep birdir, çünkü Tanrı’dan olan sonsuz ve değişmezdir, ama vahyimin size geliş tarzı veya o yolla hakikatimin bir parçasını size bildirmem ulaştığınız anlayış kabiliyetiniz ve gelişmenizle ahenk içindedir. (262, 45)

Christus´un bildirisi esnasında öbür dünyanın yaratıklarının o andaki varlığı

  1. Size doğrusunu söyleyeyim, sözlerim insanın zekâ organını aydınlatırken, şimdi binlerce fiziksel vücutsuz (et ve kemiksiz) ruhi yaratıklar yanımdalar ve beyanımı dinliyorlar. Onların sayıları oradaki insanlardan (fiziksel vücutlu) daha büyüktür. Onlar da sizin gibi yavaş yavaş karanlıktan ışığın krallığına giriyorlar. (213, 16)
  2. Benim bu sözümü bu dünyada insan zekâsı yoluyla duyuyorsunuz ve sizden daha yüksek yaäam seviyesinde olan ruhi yaratıklar da onu duyuyorlar. Ayni şekilde daha da yüksek yaäam seviyesine ait ruhi yaratıkların oturduğu yerde duyulduğu gibi. Çünkü Baba’nın “Üçüncü Devirde” size ışıktan ruhlarla birlikte verdiği “konser” evrenseldir.
  3. Size onu söyledim: Benim ışınım evrenseldir, sözüm ve (içindeki) ruhun özü de ayni şekilde evrenseldir. Ruhların eriştiği en yüksek seviyelerde bile, onlar beni duyarlar. Şu anda size insanlar yoluyla verdiğim beyanımda beni hiç mükemmel olmayan bir şekilde ve tarzda duyuyorsunuz
  4. Ondan dolayı sizi daha yüksek beyanlara hazırlıyorum öyle ki, öldükten sonra ruhsal yaşama geçtiğinizde, yeni bir yaşam seviyesi ile birleşebilesiniz ve Babanız´ın ruhunuzla birlikte verdiği “konseri” duyabilesiniz.
  5. Bugün (ruhunuz) henüz maddede (ette ve kemikte) yaşıyor. Kalbiniz ve ruhunuzu bu sözlerimle canlandırın. Ölmeden önce size ait olan ve sizin hâlâ onları baba, karı, koca, kardeş, çocuk, akraba veya arkadaş diye adlandırdığınız insanlar öbür yaşam seviyesinde varlıklarını sürdürüp ayni sözleri duyuyorlar, ama o sözlerin anlamı ve özü ayni sevinci, canlanmayı, cesareti ve ayni ekmeğin zevkini onlara vermesine rağmen, onlar için başkadır. (345, 81 -82)
  6. O dünyaya ışığımın bir ışınını gönderiyorum. Size ise insan sözü biçimindeki bu ışığın gelmesini sağladım, tıpkı öbür dünyalara ilham yoluyla ulaştığı gibi.
  7. Tanrısal ışının ışığında bütün ruhi yaratıklar o ışıktan göksel bir merdiven yaparak birleşecekler. O ışık onları benim Tanrı olarak ruhi bir parçam olan sizi, vaat edilen Tanrı’nın Ruhsal Krallığı’na, götürmek için kılavuzluk edecek. (303, 13 – 14)

Beyanlarımın zaman açısından sınırı

  1. Krallığım acı çeken insanlığa gökten geliyor ve sözlerim bu devirde sesimi duyan seçkinler tarafından bildiriliyor öyle ki, beni duyanlar çevresinde insanlara teselli getirsin.
  2. Her devirde benim ve insanlar arasında elçilerim vardı. O yumuşak yürekli ve alçakgönüllü insanlar yoluyla size seslendim. Şimdi ise talimatlarımın yeni elçilerini hazırlıyorum öyle ki, bu sevindirici haber insanları ruhsal yaşama uyandırsın.
  3. Değerli ruhsal misyon yeteneğine sahip olanların birçoğu dünyanın dört tarafına dağılmış şekilde uyuyorlar! Onlar uyanacaklar ve ruhsal gelişmelerini çevrelerindeki insanlara iyi kalplilik duygusuyla faydalı oldukları zaman, ruhen gelişmiş olduklarını ispat edecekler. Onlar mütevazı olacaklar ve hiçbir zaman kendi üstünlükleriyle övünmeyecekler. (230, 61 – 63)
  4. Benim eserim insanlığa halis şekilde ulaşmalıdır öyle ki, o insanlık, benim kanunumu onlara kurtuluş getiren çarmıhı kucaklayarak yerine getirsin.
  5. Onu insanlara, bütün insanlığa vaat ettim ve o vaadi yerine getireceğim, çünkü benim sözüm bir kralın sözüdür. Size elçilerim yoluyla sözlerimin altın buğdayını yollayacağım. Ve o insanlara güçlenmede yardımcı olacak ki, yakında Tanrı’yla ruhtan ruha konuşabilmeye sevinebilsinler. Çünkü 1950 yılından sonra, kendimi bir konuşucumun zekâsı yoluyla ne bu yerde, ne de başka bir yerde beyan edeceğim. (291, 43 – 44)