ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 11… Jesus´un Dünyada Etkinligi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 11... Jesus´un Dünyada Etkinligi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 11… Jesus´un Dünyada Etkinligi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 11… Jesus´un Dünyada Etkinligi
Jesus Christus´un Vahyi      

Almancadan tercüme: Jasmin

Şeria Irmağı’nda Vaftiz, Çölde Hazırlanma Zamanı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Tanrı’nın sözünün ağzından çıkacağı saati bekleyen sevecen ve alçakgönüllü Jesus, Şeria Irmağı’nın kıyılarında vaftiz edilmek için Yahya´ya gitti. Jesus temizlenmek için mi oraya gitti? Hayır, halkım. Bir ritüeli yerine getirmek için mi acaba oraya gitti? O da, hayır. Jesus, benliğinin insan olarak yok olma saatinin geldiğini ve ruhunun konuşma saatinin başladığını biliyordu. O insanların belleğinde iz bırakacak olan o saati eylemle işaretlemek istiyordu.
  2. O sembolik su, hiçbir kusuru temizlemek için değildi, ama insanlara örnek olsun diye o su dünyaya bağlılıktan kurtarmak ve onun iradesiyle ruhla birlik olmayı mümkün kılmak ibin o vücudu yıkadı. Bu oradakilerin Tanrı’nın sesini insan sözleriyle: “Bu benim sevgili Oğlum´dur, ondan hoşnudum. Onu dinleyin” diye duymasıyla gerçekleşti.
  3. O andan itibaren Tanrı’nın Sözü Jesus´un ağzında sonsuz yaşamın sözü oldu, çünkü Rab Jesus yoluyla kendini sözle beyan etti. İnsanlar Jesus´a Rabbi, Usta, Haberci, Mesih ve Tanrı’nın Oğlu adını verdiler. (308, 25 – 27)
  4. Sonra çöle gidip insanlardan meditasyon yapmak için uzaklaştım. Ve çölün tenhalığında beni bekleyen görevi incelemek, size emanet ettiğim işi yerine getirebilmeniz için kendinizi önce arıtmanız gerektiğini öğretmek için de. Benliğinizin sessizliğinde Baba’nızla diyalogu arayın ve böyle hazırlıklı – halis, güçlü ve kararlı – sekildi ağır görevinizi saptırılmadan yerine getirin. (113, 9)

Jesus´un Tanrı’yla Birliği

  1. Üç yıl boyunca Jesus´un ağzıyla sözlerimin ve düşüncelerimin bir tanesi bile Jesus tarafından yanlış aktarılmadan ve de O´nun eylemlerinin bir tanesi bile benim dileğimle uyumsuz olmadan dünyaya konuştum. Bunun nedeni Jesus ve Christus´un insan ve ruh olarak bir olmasıdır, tıpkı Christus´un Baba´yla bir olması gibi. (308, 28)
  2. Bende Baba’yı tanıyın, çünkü size doğrusunu söyleyeyim, Christus Baba´yla henüz dünyalar yaratılmadan önce sonsuzluktan beri birdir.
  3. Tanrı’yla bir olan bu Christus “İkinci Devirde” dünyada Jesus´un kutsanmış vücudunda insan oldu ve Tanrı’nın Oğlu oldu, fakat sadece O´nun insan olması bakımından. Çünkü size bir kez daha bir tek Tanrı’nın olduğunu söylüyorum. (9,48)
  4. Jesus´ta insan olduğum zaman, Tanrı’nın insan gibi bir şekli olduğunu size anlatmak için bunu yapmadım. Daha ziyade Tanrı’dan gelen her şeye kör ve sağır olanlara kendimi görülebilir ve duyulabilir hale getirdim.
  5. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer Jesus´un vücudu Tanrı Jahve´nin vücudu olsaydı, o zaman o vücut ne kanardı, ne de ölürdü. O mükemmel bir vücuttu, fakat insancıl ve hassastı ki, insanlar onu görüp göksel Baba’nın sesini onun sayesinde duyabilsinler. (3, 82)
  6. Jesus´ta iki tabiat vardı: birincisi maddi, insancıl, benim dileğim üzerine bakire Maria’nın rahminde yaratılmış, ona İnsanoğlu dediğim, ikincisi ise tanrısal, Tanrı’nın Oğlu diye adlandırılan ruh. O ruhta Jesus´ta konuşan “Tanrı’nın Sözü” vardı, diğeri ise maddi ve gözle görünür türdendi. (21,29)
  7. Tertemiz ve halis insan Jesus´un ağzıyla konuşan Tanrı’nın “Sözü” Christus´tu.
  8. İnsan Jesus doğdu, yaşadı ve öldü, fakat Christus doğmadı, bu dünyada büyümedi, ne de öldü, çünkü O hep Baba´da olan sevginin sesiydi, sevginin ruhuydu, Tanrı’nın Sözü´ydü, Tanrı’nın bilgeliğinin ifadesiydi. (91, 28 – 29)

Jesus´un Beklenen Mesih Olarak Kabul Edilmemesi

  1. “İkinci Devirde” herkes tarafından kabul edilmedim. Beni bekleyen Yahudi milletinin arasında göründüğüm zaman, çünkü halk peygamberlerin bildirdiği alametlerin yerine geldiğini görüyordu, benim varlığım birçoklarını şaşırttı ki, bu insanlar peygamberlerin sözlerini doğru yorumlamayı bilmiyorlardı ve Mesih´i güçlü bir prens olarak düşmanlarını ayaklar altında çiğneyecek, kralları ve baskı yapanları küçültecek ve O´nu bekleyenlere mülkiyet ve dünya malı verecek birisi sanıyorlardı.
  2. Halk o Jesus´u görünce – fakir ve pantolonsuz, vücudu sadece basit bir giysiyle örtülü, bir damda dünyaya gelmiş ve sonra basit bir marangoz olarak çalışan – O´nun Baba’nın gönderdiği vaat edilen kişi olduğuna inanamadı. Usta’nın gözle görülebilir mucizeler ve eylemler yapması gerekirdi öyle ki, halk ona inansın ve O´nun Tanrı’dan gelen mesajını anlasın. (227, 12 – 13)
  3. Benim varlığımı keşfedenler hep alçakgönüllüler ve fakirlerdi, çünkü akılları karar verme yeteneğini karartan insancıl teorilerle meşgul değildi.
  4. “İkinci Devirde” de ayni şekilde oldu. Mesih´in geleceği önceden bildirilmiş olmasına rağmen, sadece sade ruhlu, ruhu alçakgönüllü, aklı dejenere olmamış insanlar hisleriyle O´nun geldiğini anladılar.
  5. Din adamlarının ellerinde peygamberlerin kitabi vardı ve her gün Mesih´in gelişini, işaretleri, zamanı ve geliş şeklini bildiren sözlerini tekrar ediyorlar ve buna rağmen beni gördüler, ama tanıyamadılar, beni dinlediler ve vaat edilen Kurtarıcı olduğumu inkâr ettiler. Onlar eylemlerimi gördüler, fakat her şey gerçekten kehanet edilmiş olmasına rağmen, tek yapabildikleri bana öfkelenmek oldu. (150, 21 – 23)
  6. Bugün Jesus´tan şüphelenmiyorlar, ama birçokları Tanrı olduğumu tartışıp inkâr ediyorlar. Bir kısmı büyük bir ruhi yükselişe sahip olduğumu kabul ediyor, diğerleri ise Baba´ya ulaşabilmem için ruhumun gelişmesi gerektiğini iddia ediyorlar. Fakat o öyle olsaydı, size: “Ben yolum, hakikatim ve ben yaşamım” demezdim. (170,7)

Jesus Basit Halk Arasında Şifa Getiren Bir Misafir

  1. Bu dünyada göreviniz tanrısal Ustanız´ın önderliğinin aynisini yapmaktır. Hatırlayın: Her ne zaman evlere gittiğimde, her evde barış mesajı bıraktım, hastalara şifa getirdim, üzgünleri Tanrı’nın yetkisi olan sevgiyle teselli ettim.
  2. Bana inanmayacakları için asla bir eve gitmemezlik etmedim. Orasını terk ederken, o evde oturanların kalbi sevinçle dolu olacağını biliyordum, çünkü onların ruhları bilmeden benim talimatım yoluyla cenneti gördü.
  3. Arasına kalpleri aradım, bazen de onlar beni aradı, fakat her durumda sevgim sonsuz yaşamın ekmeğiydi ki, ben onu onlara sözlerimin anlamıyla verdim. (28, 3 – 5)

Yorulmayan Vaiz Hocası Jesus

  1. Bazen bir vadinin tenhalığına geri çekildiğim zaman, insan kalabalığı beni istekle dinlemek ve Usta’sının bakışlarındaki sonsuz iyiliğe yaklaşmak istedikleri için sadece çok kısa bir süre yalnız kalabildim. Onları kabul edip o erkekleri, kadınları ve çocukları sonsuz şefkatimin sevecenliğiyle coşturdum, çünkü o yaratıkların içindeki ruh için bu dünyaya geldim. Sonra onlara ruhun gerçek yurdu olan cennetten bahsettim ki, içlerindeki tedirginliği sözüm yatıştırsın ve sonsuz yaşama ulaşmak işin ümitlerini güçlendirsin.
  2. Kalabalığın arasında gizlice benim hakikatimi inkâr eden ve benim sahte peygamber olduğumu garanti eden kişilerin de varlığı olmuştu, ama o ağzını açmaya fırsat bulamadan, benim sözlerim onu önledi. Diğer fırsatlarda herhangi bir alaycının beni aşağılamasına izin verdim ki, Usta’nın incitilme karşısında öfkelenmediğini ve alçakgönüllülük ve sevgisini kalabalığa böylece ispat etmiş oldu.
  3. Bunlardan birkaçı benim uysallığımdan utanıp oradan hemen uzaklaşanlar oldu ve şüpheleriyle hakikati beyan edeni incitmiş olmaktan pişman oldular. Fırsat bulduklarında bana gelip ağlayarak, sözlerimden etkilenerek, beni incittikleri için benimle konuşmaya ve af dilemeye hiç cesaret etmeden, izimden gittiler. Onları yanıma çağırıp sözlerimle onları okşadım ve onlara merhamet gösterdim. (28, 6 – 7)
  4. Dinleyin: Dünyada yaşarken, insanlar bana sürüyle geldiler; yüksek mevkideki insanlar, kibirliler, yöneticiler, beni dinlemek için bana gizlice gelenler. Onların bir kısmı bana hayran kaldılar, ama korkudan insanlar arasında açığa vermediler; diğerleri ise beni reddettiler.
  5. Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan oluşan insan kalabalığı bana geldi ve sabahleyin, öğleden sonra ve geceleyin beni dinlediler ve Usta’yı Tanrı’nın sözünü onlara iletmeye hazır buldular. Usta’nın kendisini unuttuğunu gördüler ve vücudunun zayıf düşmemesi ve sesinin kısılmaması için O´nun hangi saatte yemek yediğini bir türlü anlayamadılar. Bunun nedeni ise Jesus´un kendi ruhundan kuvvet aldığını ve kendi içinde besin bulduğunu bilmediği içindi. (241, 23)

Jesus´un Çocuk ve Tabiat Sevgisi

  1. Arasına ben yalnız olduğum zaman, çocuklar beni keşfedip bana küçük çiçekleri vermek, küçük dertlerini anlatmak ve beni öpmek için geldiler.
  2. Anneler, çocuklarını benim kucağımda oturup sözlerime kulak verdiğini gördükleri anda, korku ve tedirginlik içindeydiler. Öğrencilerim ise onların bu davranışının bana karşı saygısızlık sanarak onları benim yanımdan kovuyorlardı. O zaman onlara ben: “Bırakın çocukları, bana gelsin; çünkü cennete girebilmek için çocuklar gibi temiz ruhlu, sade ve saf olmalısınız” demek zorunda kaldım.
  3. O çocukların suçsuzluğu ve önyargısızlığı karşısında bir tomurcuğun o an çiçek açışını görmek gibi seviniyordum. (262, 62 – 64)
  4. Jesus´un öğrencileri, Jesus´u uzayın yaratıkları ile konuşurken kaç kere gördüler. Jesus kaç kere kuşlarla, kırlarla ve denizle konuşurken yakalandı! Ama öğrencileri O´nun transa girmediğini biliyorlardı ve Usta’nın içinde Tanrı’nın yaratıcı ruhu yaşadığını biliyorlardı ki, o Tanrı bütün yaratıklara bir dil verdi ve O´nun bütün “çocuklarını” anladı ve O yaratılanlardan övgü ve sevgi alıyordu.
  5. İnsanlar ve Jesus´un öğrencileri, Jesus´u bir kuşu veya bir çiçeği okşarken, her şeyi kutsarken ne kadar çok gördüler ve O´nun gözlerinde bütün yaratıklar için sonsuz sevgiyi keşfettiler! Öğrencileri, O´nu O´nun bilgeliği sayesinde oluşan o kadar çok güzellik ve mükemmellik karşısında gördükleri zaman, Rab´bin tanrısal mutluluğunun farkına vardılar. Böyle mükemmellik karşısında insanları ilgisiz, bu kadar parıltı karşısında insanların körlüğü ve vurdumduymazlığını gördüğü zaman, öğrenciler Usta’nın gözlerinde gözyaşlarını keşfettiler. Cüzzam hastalığı yüzünden ağlayan bir cüzzamlıyı gördüğü zaman veya mükemmel bir sevgi çevresinde yaşayan kadın ve erkeklerin kaderlerinden dert yandığını gördüğünde, Usta’yı da çoğu kez ağlarken görüyorlardı. (332, 25 – 26)

Jesus´un Öğretisi

  1. Jesus, merhameti, uysallığı ve sevgiyi öğretti. Düşmanlarınızı kalpten affetmeyi, yalanı bırakmanızı ve hakikati sevmenizi söyledi. Sizin hissettiğiniz hem kötülüğe, hem de iyiliğe karşı iyilikle yanıt vermenizi bildirdi. Çevrenizdeki bütün insanlara saygıyı öğretti ve vücudun ve ruhun sağlığına nasıl kavuşabileceğinizi ve yaşamınızla anne-babanızı adını nasıl şeref verebileceğinizi beyan etti ki, siz de çocuklarınız tarafından saygı görebilesiniz.
  2. Bunlar gerçekten Hristiyan olmak isteyenlerin yerine getirmesi gereken birkaç tekliftir. (151, 35 – 36)
  3. Din adamları ve Ferisiler Jesus´un eylemlerini gözetledikleri zaman, Jesus´un öğretisinin kendi öğretilerinden farklı olduğunu keşfettiler ve O´nun öğretisini Musa Peygamberin kanununa karşı geldiğini iddia ettiler. Bunun nedeni ise onların kanunu geleneklerle karıştırmış olmalarıdır. Fakat ben onlara Baba’nın Musa´ya vahiy ettiği kanunu çiğnemediğimi, daha ziyade o kanuna sözlerimle ve eylemlerimle uyduğumu ispat ettim.
  4. Elbette o halkın geleneklerinin yok olma zamanı geldiği için ve yeni bir devrin daha yüksek öğretilerle başlayabilmesi için onların geleneklerine aldırış etmedim. (149, 42 – 43)
  5. Size Musa Peygamber yoluyla verdiğim on kanunun birincisinde: “Tanrısal şeylerin resmini ve benzerini onun önünde diz çöküp tapmak için yapmayın” dediğimi hatırlayın. O zamandan beri insanların ve ruhun yolu açıkça belirlendi.
  6. Musa, insanlara on kanunu vermekle yetinmedi. İnsan yaşamı için ikinci derecede kanunlar ve Tanrı’ya tapmak için adetleri, ritüelleri ve sembolleri insanların o zamanki ruhi gelişme seviyesine göre de koydu.
  7. Ama vaat edilen Mesih gelip gelenekleri, ritüelleri, sembolleri ve kurbanları ortadan kaldırıp sadece kanuna dokunmadı. Ama Ferisiler, Jesus´un Musa’nın kanunlarına karşı olduğunu halka söyledikleri zaman, onlara kanuna karşı olmadığımı ve daha ziyade kanunu yerine getirmek için geldiğimi söyledim. Eğer benim talimatlarım gelenekleri ortadan kaldırıyorsa, halk gelenekleri uygularken kanuna uymayı unuttuğu içindir. (24, 17 – 18)
  8. (40)*) Şimdiki sözlerim, size “İkinci Devirde” verdiğim sözleri geçersiz kılmayacak. Çağlar, yüzyıllar, zamanlar geçecek, fakat Jesus´un sözleri yok olmayacak. Bugün size eskiden size söylediklerimi anlamadığınız sözlerin anlamını açıklayıp beyan ediyorum. (11, 47)

*) 39´ncu mısradan itibaren parantez içindeki numara bu eserin orijinali olan İspanyolcadaki numaradır. Eksik olan 39´ncu mısra 105 – 107´nin içindedir. İspanyolca eserde bu çifttir.

Jesus´un Mucizeleri

  1. (41) Öğretimin insanların kalbinde inancı uyandırsın diye ayni zamanda mucizeler yarattım ki, o onlar tarafından sevilebilsin. Bu mucizelerin elle dokunabilir olması için hastaların vücudunda o mucizeleri yarattım, körlere, sağırlara, dilsizlere, sakatlara, kötü cinlilere, cüzzamlılara şifa getirdim ve ölüleri de dirilttim.
  2. (42) Jesus, insanlara kaç kez sevgi mucizesi yarattı! Tarih onların isimlerini gelecek nesillere örnek olsun diye sakladı. (151, 37 – 38)
  3. (43) Bir yandan tanrısal eylemin hizmetindeki ışıklı ruhlar ve öbür yandan ise asi ve bilgisiz ruhlar kendilerini her yerde belli ettiler ve insanlar arasında bilimin o insanları onlardan kurtaramadığı ve halk tarafından kovulan cinli insanlar piyasada göründü. Ne Musa’nın kanununun öğretmenleri, ne de bilim adamları o hastalara şifa getirebiliyordu.
  4. (44) Fakat bunların hepsi benim tarafımdan sizi eğitmek ve sevgi ispatı için tasarlanmıştı. Size Jesus yoluyla yaratıklarıma şifa verdim. Birçokları da buna şaşırdılar.
  5. (45) Jesus´un gücünü duymuş olan ve O´nun mucizelerini bilen inançsızlar, O´nun kendine güvenini bir an sarsmak ve O´nun mükemmel olmadığını ispat etmek için O´ndan en zor ispatları istediler. Fakat cinlilerin cinlerden kurtarılması, o hastalara dokunmakla, bakmakla ve de cinlerin o insanı terk etmesi için emir vermekle ikisi de (hem cin, hem de cinli) ağır yükten kurtulsun diye o hastaları normal insan haline getirmem, o inançsızları şaşkına döndürdü.
  6. (46) Bu gücüm karşısında Ferisiler, bilim adamları, din adamları ve gümrükçüler çeşitli şekilde tepki gösterdiler. Onların bir kısmı Jesus´un gücünü kabul etti, diğerleri ise gücünü bilinmeyen kaynaktan geldiğini hesaba kattılar, öbürleri de hiç bir şey söyleyecek durumda değildiler. Ama şifa bulan hastalar Jesus´un adını kutsadılar.
  7. (47) O insanların bazıları bir tek cin tarafından zapt edilmişti, diğerleri ise Maria Magdalena gibi yedi cinli idi ve birkaçı da çok büyük sayıda, kendilerinin de ordular kadar çok sayıda cinler tarafından zapt edilmişti.
  8. (48) Usta’nın hayatı boyunca bir açıklaması öbürünü kovaladı. İnsanların bir kısmı bunu öğrencilerinde, diğerleri ise dışarıdaki halkta ve evlerde gözleriyle gördüler. O mucizelerin “mucize” zamanıydı. (339, 20 – 22)
  9. (49) Sizin anladığınız şekilde mucize yoktur, tanrısal ve maddi şeyler arasında çelişme yoktur.
  10. (50) Jesus´un pek çok mucize yarattığını söylüyorsunuz; fakat size doğrusunu söyleyeyim, onun eylemleri sevginin doğal tesiriydi. Hepinizin ruhunda kullanılmadan durmasına rağmen, o kullanmasını henüz bilmediğiniz tanrısal güçtür. Çünkü sevginin gücünü tanımak istemediniz.
  11. (51) Jesus´un yarattığı mucizelerde sevgiden başka ne etkisini gösterdi?
  12. (52) Dinleyin, öğrenciler: Tanrı’nın sevgisi kendisini insanlığa beyan edebilmesi için alçakgönüllülük alet olarak gerekliydi ve Jesus hep alçakgönüllüydü. O insanlara alçakgönüllülüğün örneğini verdiği için bir keresinde göksel Baba’nın dileği olmadan hiçbir şey yapamayacağını söyledi. Bu sözlerdeki alçakgönüllülüğü kavramayan Jesus´un herkes gibi bir insan olduğunu düşünecek, fakat hakikat şu ki, O size alçakgönüllülüğün bir örneğini vermek istiyordu.
  13. (53) Bu alçakgönüllülük ve Baba´yla birlik Jesus´u insanlık karşısında her şeye güçlü yaptığını biliyordu.
  14. (54) Son derece sevgi, alçakgönüllülük ve bilgelik hediye eden büyük ve harika vecit!
  15. (55) Jesus´un Baba’nın dileğine uygun olmayan hiçbir şey yapamayacağını söylemesine rağmen, aslında çok şeye gücü yetmesinin nedenini şimdi biliyorsunuz. Çünkü O itaatkârdı, çünkü O alçakgönüllüydü, çünkü O kendisini kanunun ve insanların hizmetçisi yaptı ve sevmesini bildi.
  16. (56) Siz şahsen ruhi sevginin gücünü bilmenize rağmen – o sevgiyi hissetmediğinizin farkına varın. Ondan dolayı tanrısal sevginin eyleminin etkisi olan mucize ve gizem dediğiniz şeylerin nedenini kavrayamazsınız.
  17. (57) Sevgiden başka Jesus size hangi öğretileri verdi? Hangi bilimi, hangi deneyleri veya gizemli bilgileri size güç ve bilgeliğinin örneğini vermek için kullandı? Sadece mutlu kılan, her şeyi mümkün yapan sevgiyle.
  18. (58) Baba’nın basit kanunlarında çelişkili hiçbir şey yoktur, çünkü onlar bilgelikler ve sevgiyle doludur.
  19. (59) Usta’yı kavrayın, o sizin ders kitabınızdır. (17, 11 – 21)
  20. (60) Jesus´u canlandıran ruh, benim, sizin Tanrı’nızın kendi ruhuydu ki, o Tanrı insan olup aranızda yaşadı ve O´nu görmenizi sağladı, çünkü bu gerekliydi. İnsan olarak bütün insancıl acıları yaşadım. Tabiatın özelliklerini inceleyen bilim adamları bana gelip benim öğretimi hiç bilmediklerini keşfettiler. Büyükler ve küçükler, erdemliler ve günahkârlar, masumlar ve suçlular sözlerimin özünü aldılar ve onların hepsini yanımda saygıyla karşıladım. Fakat birçokları tayin edilmiş olmalarına rağmen, sadece çok azları seçilmişti ve daha azı da etrafımdakilerden idi. (44, 10)

Zina Yapan Kadın

  1. (61) Günahkârları savundum. Zina yapan kadını hatırlıyor musunuz? O kadın bana getirildiği zaman, halk peşinden koşup lanetledi ve Ferisiler bana gelip: “O kadına ne yapalım?” diye sordular. Rahipler: “Adalet yerini bulsun!” diyeceğimi ümit ediyorlardı. Sonra da bana: “Nasıl olur da sevgi vaizi veriyorsun ve bu günahkârın cezalandırılmasına izin veriyorsun?” diyeceklerdi. Eğer ben: “O kadını serbest bırakın!” deseydim, “Tasdik ettiğin Musa’nın kanunlarında – söylediğin gibi – ‘Zina ederken yakalanan her kadın taşlansın!’ diye bir kural var” diyeceklerdi.
  2. (62) Onların maksatlarını bildiğim için sözlerine yanıt vermedim. Yere diz çöküp o kadını yargılayanların günahları toprağın kumuna yazdım. Yeniden o kadınla ne yapmaları gerektiğini bana sordular ve ben onlara şöyle dedim: “İçinizden günahsız birisi ilk taşı kadına atsın!” O an günahlarının farkına varıp yüzlerini kapatarak oradan uzaklaştılar. Onların hiçbirisi ruhen temiz değildi. Onların kalplerindeki art niyetini anladığımı hissettikleri için o kadını yargılamadılar, çünkü onların hepsi günahkârdı. Fakat o kadın ve ayni şekilde zina eden diğer kadınlar pişman olup artık günah işlemeyi bıraktılar. Size söylüyorum, bir günahkâr sevgiyle Tanrı’ya döndürmek sert davranmaktan daha kolaydır.

Maria Magdalena

  1. (63) Maria Magdalena – dünyanın onu günahkâr diye adlandırdığı – benim sevecenliğimi ve affımı kazandı.
  2. (64) Zayıf inançla günahlarının affını dileyenlerde gerçekleşmeyen kurtuluş, Maria Magdalena´da hemen gerçekleşti. O aradığını kısa bir süre sonra bulmasına rağmen, diğerleri onu bulamadı.
  3. (65) Magdalena affedildi, fakat Tanrı’ya dönüşünden ötürü övünmedi. Sizin günah işlediğiniz gibi, o da günah işledi, fakat o çok sevdi.
  4. (66) Seven insanın davranışlarında yanılgılar olabilir; ama sevgi kalpten dışarıya akan şefkattir. Eğer Magdalena gibi sizin de affedilmenizi istiyorsanız, bakışlarınızı sevgi ve güvenle bana yöneltin ve sizin her suçunuz bağışlanacak.
  5. (67) O kadın (Magdalena) artık günah işlemedi. Kalbinden taşan sevgiyle kendisini Usta’nın öğretisini adadı.
  6. (68) O kusur işlemiş olmasına rağmen, affedildi. Ama kalbinde arıtıcı ateş yanıyordu ve affedildiğinden dolayı Jesus´un yanından bir an bile ayrılmadı. Öğrencilerim ise en kanlı saatlerimde beni yalnız bıraktılar. O hor görülen Maria benden ayrılmadı, beni inkâr etmedi, korkmadı ve utanmadı.
  7. (69) Ondan dolayı Maria’nın çarmıhımın ayakucunda ve mezarımda gözyaşları dökmesine müsaade edildi. Ruhu, o çok sevdiği için kurtuldu.
  8. (70) O kalbinde elçi ruhu taşıyordu. Tanrı’ya dönüşü hakikatin ışığı gibi parlar. O ayaklarımın dibine kapanıp: “Rab, eğer istersen, günahlarımdan arınacağım” dedi.
  9. (71) Sizse – Suçlarınızı uzun dualarla gizlemekle, ne kadar sık suçsuz olduğunuza beni inandırmak istiyorsunuz.
  10. (72) Hayır, öğrenciler, ondan öğrenin, Rabbinizi gerçekten her çevrenizdeki insanda sevin. Çok sevin ve günahlarınız affedilecek. Eğer bu hakikatin kalbinizde çiçek gibi açmasını sağlarsanız, büyük olacaksınız. (212, 68 – 75)

Nikodim ve Reenkarnasyon Sorusu

  1. (73) O devirde iyi niyetle benimle konuşmak için bana gelen Nikodim´e: “Bedenden doğan bedendir ve ruhtan doğan ruhtur. Sana yeniden doğmalısınız dediğime şaşma” dedim. Bu sözleri kim anladı?
  2. (74) Bu sözlerle, size bir insan yaşamının öğretilerimin bir tanesini bile kavramaya yetmediğini ve bu yaşamın içerdiği ders kitabını anlamanız için birçok kez bu dünyada yaşamanız gerektiğini söylemek istedim. (151, 59)

Jesus´un Görünümünün Değişmesi

  1. (75) “İkinci Devirde” Jesus bir keresinde birkaç öğrencisi ile gezinti yaptı. Bir dağa çıkmışlardı ve Usta yanındaki adamları sözleriyle hayranlık içinde birakırken, aniden Rab´bin vücudunun değişip havada süzüldüğünü öğrencileri gördü. O´nun sağında Musa Peygamber´in, solunda da İlyas Peygamber´in ruhu vardı.
  2. (76) Bu olağanüstü durum karşısında Jesus´un öğrencileri yere kapanmış ve gözleri de Tanrı’nın ışığından kamaşmıştı. Fakat onlar hemen sonra sakinleşip Usta’nın omuzuna kralların kırmızı kaftanını ayni şekilde de Musa ve İlyas’a da koymayı teklif ettiler. Sonra sonsuzluktan gelen bir ses onlara: “Bu benim biricik Oğlum´dur. O´ndan hoşnudum. O´nu dinleyin!” diye konuştu.
  3. (77) O sesi duydukları anda, öğrencilere büyük korku geldi ve yukarıya baktıklarında, sadece Usta’yı gördüler. Usta onlara: “Korkmayın, bu görünümü ben öldükten sonra dirilinceye dek, kimseye söylemeyin” dedi. Öğrencileri O´na: “Neden din bilginleri İlyas’ın önce gelmesi gerektiğini söylüyorlar?” diye sordular. Jesus onlara: “Gerçekten İlyas önce gelip her şeyi düzeltecek” diye yanıt verdi.
  4. (78) Kaç kez şimdiki devirde gözlerinizin önünde onun yoluyla konuştuğum vücudu görünmez hale getirdim. Bu kendimi insan şeklinde, insanlığın Jesus´u tanıdığı şekilde beni görmesini size sağlamak içindi. Fakat yeni görünümüm*) karşısında önümde diz çökmediniz. (29, 15 – 18)

*) Bu Fenomen parapsikolojide „transfigürasyon“ olarak bilinir, yani meydana çıkan bir ruhi yaratığın gittikçe görünmesi.

Zayıf İtiraf Cesareti

  1. (79) Eskiden insan olarak aranızda yaşadığım zaman, çok kez insanlar geceleyin – herkes uyurken – gizlice görülmekten korktukları için bana geldiler. Ben insanlara konuşurken, bana bağırdıkları ve kızgınlığa neden oldukları ve vicdan azabı çektikleri için bana geldiler. Sözlerimin onların kalbinde barış ve ışık hediyesi bıraktığını ve vücutlarına şifa balsamı yaydığımı keşfettikleri zaman, pişmanlıkları daha da şiddetliydi.
  2. (80) Başlarını öne eğerek bana gelip: “Usta, bizi affet, sözlerinin hakikat olduğunu anladık” dediler. Ben onlara: “Eğer benim sadece hakikati konuştuğumu keşfettiyseniz, neden gizleniyorsunuz? Güneş açıldığında, onun ışınlarını almak için dışarı çıkmıyor musunuz, neden ondan ötürü utandınız? Hakikati seven onu asla gizlemez, ne inkâr eder, ne de ondan ötürü utanır“ diye sordum.
  3. (81) Çoğunuzun beni gizlice dinlediği ve nereye gittiklerini inkâr ettikleri, duyduklarını sakladıkları ve bazen de bana geldiklerini reddettiklerini gördüğüm için size bunu söylüyorum. O zaman kimden utanıyorsunuz? (133, 23 – 26)

Jesus´a Karşı Düşmanlık

  1. (82) “İkinci Devirde” insan kalabalığına konuştuğumda, sözlerimin anlamı ve şekli tamamen herkes tarafından duyuldu. Benim kalbin içine kadar giren bakışlarım her bir insanın içinde sakladıklarını keşfetti. Bir kısmının içinde şüphe, diğerlerinde inanç, öbürlerinde ise korku dolu bir ses bana konuşuyordu. Hastaların acıları onların benden bir mucize beklemelerine neden oluyordu. Benim insanlara cenneti getirmek için Baba´dan geldiğimi söylediğimi duyduklarında, alaylarını gizlemeye çalışanlar da vardı. Onların içinde bana karşı nefret keşfettiğim kalpler ve beni susturmak amacını güdenler veya beni yok etmek isteyenler de vardı.
  2. (83) Hakikatim tarafından etkilenenler kibirliler ve Ferisilerdi. Çünkü sözüm çok açık, sevgi ve teselli dolu olmasına ve hep güçlü eylemlerim yoluyla tasdik edilmesine rağmen, Jesus´un insan olması açısından hüküm vermekle, hayatımı incelemekle, dikkatlerini giysilerimin basitliğine ve maddiyat bakımından fakirliğime çekmekle, birçok insan benim sözlerimin hakikatini keşfetmek istiyordu.
  3. (84) Fakat sırf beni yargılamakla memnun değil, öğrencilerimi de yargıladılar, onların konuşup konuşmadıklarını, izimden gidip gitmediklerini veya masaya oturup oturmadıklarını iyice gözetlediler. Ferisiler, bir keresinde öğrencilerimin sofraya oturmadan önce ellerini yıkamadıklarını gördüklerinde, nasıl da öfkelendiler! Vücudun temizliğini ruhun temizliğiyle birbirine karıştıran zavallı kafalar! Onlar, tapınakta kutsal ekmeklere dokundukları zaman, ellerinin temiz olduğunun, ama kalplerinin pislikle dolu olduğunun bilincinde değildiler. (356, 37 – 38)
  4. (85) Beni adım adım incelediler. Bütün eylemlerim ve sözlerim kötü niyetle yorumlandı. Çoğu kez onlar eylemlerim ve ispatlarımdan ötürü şaşkındılar, çünkü akılları ruhun anlayabileceği şeyi anlamaya muktedir değildi.
  5. (86) Ben dua ettiğim zaman, onlar: “Güç ve bilgeliğe sahip olduğunu söyleyen O neden dua ediyor? O´nun neye ihtiyacı olabilir veya O ne rica edebilir?” diyorlardı. Ben dua etmediğim zaman ise, onların dini kurallarını yerine getirmediğimi söylüyorlardı.
  6. (87) Öğrencilerim yemek yerken, benim yemek yemediğimi gördükleri zaman, benim Tanrı’nın koyduğu kanunların dışında olduğum kanaatine varıyorlardı. Benim yemek yediğimi gördükleri zaman, kendilerine: “Kendisinin yaşam olduğunu iddia eden bu adam yaşamak için neden yemek yemek zorunda?” diye soruyorlardı. İnsanlığın uzun bir arıtma zamanından sonra yaşayacağını, böylece o insanlıktan insani sefillik, vücudun ihtiyaçlarından ve vücudun tutkularının üstünde, ruhen gelişmiş bir neslin oluşacağını beyan etmek için bu dünyaya geldiğimi, onlar anlamadılar. (40, 11 – 13)

Veda Bildirisi

  1. (88) Jesus, üç yıl boyunca öğrencileri ile birlikte yaşadı. O´nu çok seven insanlar tarafından çevresi sarıldı. O tanrısal öğretisinin vaazını verdiğinde, öğrencileri için Usta’yı dinlemekten başka hiçbir şey yoktu. O´nun adımlarını izleyerek ne açlık, ne de susuzluk hissettiler. O gurubu saran cevrede hiçbir tökezleme ve engel yoktu, her şey huzur ve mutluluk atmosferi içindeydi ve buna rağmen bir keresinde sevgili Jesus´un görüşüne özellikle hayran kalırken, onlara O: “Şimdi başka bir zaman gelecek; sizi terk edeceğim ve siz koyunlar gibi kurtlar arasında kalacaksınız. O saat yaklaşıyor ve benim geldiğim yere geri dönmem gereklidir. Bir süre yalnız kalacaksınız ve gördüğünüz ve işittiğiniz şeylerin şahitliğini yapıp sevgi ve adalete acıkanlara ve susayanlara götüreceksiniz. Benim adıma etkinlik gösterin, sonra sizi benim yanıma, ebedi yurdunuza alacağım” diye konuştu.
  2. (89) O sözler O´nun öğrencilerini üzdüler ve o saat yaklaştıkça, Jesus bildirisini vurguyla tekrar etti ve vedası hakkında konuştu. Ama onu dinleyen kalpleri ayni zamanda ruhunun onlardan ayrılmayacağını ve gelecekte de dünyayı gözünden ayırmayacağını söylemekle, teselli etti. Eğer onlar o zamanın insanlarına O´nun sözünü teselli ve ümit mesajı olarak getirmek için hazırlanırlarsa, Jesus onların ağzı yoluyla konuşacak ve mucizeler yaratacakmış. (354, 26 – 27)

Jesus´un Yeruşalim´e Girişi

  1. (90) Yeruşalim´e girdiğim zaman, insan kalabalıkları beni sevinç çığlıklarıyla selamladılar. Köylerden ve sokaklardan kadınlar, erkekler ve çocuklar sürüyle Usta’nın şehre gelişini görmek için geldiler. Onlar Tanrı’nın mucizesini ve O´nun gücünün ispatını alanlardı – artık görebilen körler, şimdi Hosianna şarkısını söyleyebilen dilsizler, yataklarını terk eden sakatlar Fısıh Bayramında Usta’yı görmek için hemen geldiler.
  2. (91) Bu zaferin geçici olduğunu biliyordum ve öğrencilerime gelecekteki olayları önceden söylemiştim. Bu benim mücadelemin başlangıcından hemen hemen hiç fazla değildi. Bugün o olaylara uzak mesafeden bakışla hakikatimin ışığının hâlâ bilgisizliğin karanlığına, günaha ve dolandırıcılığa karşı mücadele ettiğini söylüyorum. Ondan dolayı da zaferimin sonunun henüz gelmediğini ilaveten söylemeliyim.
  3. Tanrı’ya dönenlerin sayısı epey az iken ve benim kim olduğumun farkına varmayanların sayıları epey çokken, Yeruşalim´e girişimin benim davamın zaferi anlamına geldiğine nasıl inanabilirsiniz?
  4. (93) Ve o insanların hepsi sözlerime inanıp bana dönseydiler, birçok gelecekteki nesillerin bana dönmesi gerekmez mi?
  5. (94) O sevinç çığlığının anı, o kısa zaferle giriş sadece ışığın, iyiliğin, hakikatin, sevginin ve adaletin zafer gününün simgesiydi ki, o günün gelmesi gerekir ve hepiniz ona davet edildiniz.
  6. (95) Eğer çocuklarımın bir tanesi bile yeni Yeruşalim´in dışında bulunsaydı, o zaman Tanrı’nın zaferden söz edemediğini bilin. Eğer Tanrı’nın gücü en son çocuğunu kurtarmaya muktedir olmasaydı, o zaman O hiçbir zafer kutlayamazdı. (268, 17 – 21)
  7. (96) Siz, Jesus Yeruşalim’e girdiği zaman, “İkinci Devirde” Hosianna şarkısını söyleyenlerin aynisi gibisiniz. Bugün kendimi size ruhen beyan ettiğimde, artık paltolarınızı yolumun üstüne sermiyorsunuz. Rabbinize ev olarak sunduğunuz kalplerinizdir. Bugün Hosianna şarkısı gür sesle ağzınızdan çıkmıyor, o Hosianna alçakgönüllülüğün marşı, sevgi, Baba’yı tanıma, Rabbinizin “Üçüncü Devirde” size getirdiği bu beyana inanç marşı olarak ruhunuzdan çıkıyor.
  8. (97) Eskiden Yeruşalim’e girişim gibi bugün de peşimden geldiniz. Büyük insan kalabalığı sevgi dolu sözlerimden etkilenerek etrafımı sardılar. Erkekler ve kadınlar, ihtiyarlar ve çocuklar sevinç çığlıklarıyla şehri çalkaladılar. Rahipler ve Ferisiler bile halkın isyan edeceğinden korkup bana: “Usta, eğer barışı öğretiyorsan, neden senin taraftarlarına kargaşalık çıkarmasına izin veriyorsun?” diye konuştular. Fakat ben onlara: “Size doğrusunu söyleyeyim, eğer bu insanlar sussaydı, taşlar konuşurdu” diye yanıt verdim. Çünkü o sevinç çığlığı anlarıydı, adalete acıkan ve susayanlar ve uzun yıllar boyunca O´nun gelişini ve peygamberlerin vahiylerinin gerçekleşmesini bekleyenler arasında Mesih´i yüceltmenin doruk noktasıydı.
  9. (98) O sevinç çığlıklarıyla halkım Mısır’dan kurtuluşu da kutladı. O Fısıh Bayramı hatırasını halkıma unutulmaz şekilde kalmasını sağladım. Ama size doğrusunu söyleyeyim, ben bir kuzu kurban etmekle sadece bir geleneği yerine getirmiyordum – hayır, kurban kuzusu Jesus´ta kendimi sundum ki, o yolla bütün çocuklarım kurtuluşu bulsun. (318, 57 – 59)

Son Akşam Yemeği

  1. (99) Jesus, öğrencileriyle Fısıh yemeğini halkın geleneklerine göre kutladığında, O onlara: “Size yeni bir şey şimdi öğretiyorum: benim bedenimin ve kanımın sembolü olan bu şarabı için ve bu ekmeği yiyin ve bunu beni hatırlamak için yapın!“ dedi.
  2. (100) Jesus´un ölümünden sonra, öğrencileri Rab´bin kurban edilişini insanlığa sevgisi için her şeyini feda etmenin sembolü olan şarap içmekle ve ekmek yemekle hatırladılar.
  3. (101) Yüzyıllar boyunca mezheplere bölünmüş milletler sözlerimi farklı şekilde yorumladılar.
  4. (102) Bugün size o saatte, o akşam yemeğinde hissettiklerimi söylemek istiyorum ki, Jesus´un her sözü ve davranışı derin bilgelik ve sonsuz sevgi kitabının dersidir. Ben onun için ekmek ve şarap kullandıysam, onlar ruhun besini ve yaşamı olan sevgiye benzedikleri içindir. Size: “Beni hatırlamak için bunu yapın!” dediğimde, Usta insanları Jesus gibi sevmenizi ve kendinizi gerçek besin olarak insanlara feda edesiniz demek istedi.
  5. (103) Eğer benim öğretilerimi ve örneklerimi hayatınızda uygulamazsanız, bu talimatlardan yaptığınız her ritüel meyve vermeyecek. İşte sizin için en zor olan da budur, ama ödülünüz de o olacak. (151, 29 – 32)
  6. (104) Şimdi etrafımda olduğunuz gibi, “İkinci Devirdeki” o son akşamda da öyleydi. Jesus, son kez o odada öğrencileriyle konuşurken, güneş henüz batmak üzereydi. O ölecek olan bir babanın çok sevdiği çocuklarına sözleriydi. Jesus´un ve onlara eğitim vermiş ve çok sevmiş olanın başına birkaç saat sonra gelecekleri bilmeyen öğrencilerinin üstüne üzgünlük çökmüştü. Rableri bu dünyadan gitmek üzereydi, fakat nasıl gideceğini bilmiyorlardı. Petrus ağlayarak kalbindeki kâseye sarıldı, Yuhanna gözyaşlarıyla Usta’nın göğsünü ıslattı, Matta ve Bartalmay sözlerim üzerine kendinden geçmişti. Filipus ve Tomas kalplerinin acısını yemekte gizlediler. Genç ve ihtiyar Yakup, Yahuda, Andreas ve Simun kederden susmuşlardı, buna rağmen kalpleriyle bana söyledikleri çok şey vardı. Yuda İşkariot´un kalbi de kederle doluydu, fakat korku ve vicdan azabı da. Artık o karanlık onu sardığı için geri dönemezdi.
  7. (105) Jesus, son sözlerini ve uyarılarını konuştuktan sonra, öğrencileri gözyaşları içindeydi. Fakat onların bir tanesi aralarında değildi, onun ruhu ne bu kadar çok sevgiyi almaya, ne de o kadar çok ışık görmeye muktedirdi. Ve sonra o söz kalbini dağladığı için çekip gitti. (94, 56 – 58)
  8. (106) Öğrencilerinin kurtarıcı öğretisinin tohum ekicileri olacakları Jesus´un tanrısal özlemiydi.
  9. (107) Ayni zamanda Baba ve çocukları arasında son konuşma olan Jesus´un öğrencilerine son konuşmasının doruk noktasında O sevgi dolu sözlerle onlara: “Şimdi size yeni bir kanun veriyorum: Birbirinizi sevin!” dedi.
  10. (108) O en yüksek kanunun ışığıyla insanlık için en büyük ümidi tutuşturdu. (254, 59)