ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 17… Tanrı´ya Yeni Tapma Şekli

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 17-1... Tanrı´ya Yeni Tapma Şekli

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 17… Tanrı´ya Yeni Tapma Şekli

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 17… Tanrı´ya Yeni Tapma Şekli
Jesus Christus´un Vahyi      

Tanrı’ya Tapma Tarzlarının Gelişmesi                                                                      Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsanlık Tanrı’ya tapmayı mükemmelleştirme yolunda ne kadar da yavaş gidiyor!
  2. Ne zaman size hep yeni bir dersle gelsem, bu size sizin gelişme seviyenizin çok üstünde görünüyor. Fakat size onu kavrayıp hayatınızın bir parçası yapmanız için zaman verdim öyle ki, o zaman sürdüğü sürece onu anlayın. (99, 30 – 31)
  3. Tanrı Yahve´nin tapınak kürsüsünde sunduğunuz kurban edilen hayvanlar kabul edildi. Fakat o kurban ruhunuz Rab´be doğru yükseltmek için en iyi tarz değildi. Sonra size Jesus olarak Tanrı’nın kanunlarını öğretmek için geldim ki, o kanun birbirinizi sevin der.
  4. Size “İkinci Devirde” Jesus´un eylemleriyle bildirdiğim öğretiler bir yandan değiştirildiğini, öbür yandan da yanlış yorumlanmış olduğunu şimdi size söylüyorum. Ondan dolayı size önceden bildirdiğim gibi hakikatimi aydınlığa çıkarmak için geldim. Benim kurban olmam hayvanların kurban edilmesine engel oldu ve size mükemmel bir şekilde Tanrı’ya tapmayı öğrettim.
  5. Bu devirdeki yeni vahiylerim insanlığın sembolik kült şekillerini onların anlamını kavramadan uygulamaması gerektiğini sağlayacak, çünkü onlar sadece benim öğretilerimin sembolik ifadesidir. (74, 28)
  6. Dua, Tanrı’yla diyaloğa girmek için insanlara ilham olarak verdiğim ruhi bir araçtır. Bu nedenle dua başlangıçtan beri size kendisini bir özlem, ruhun bir ihtiyacı ve musibetlere karşı bir sığınak olarak kendisini belli etti.
  7. Gerçek duayı bilmeyen, duanın getirdiği mutluluğu, sağlığın kaynağını ve ondaki yardımı bilmez. İnsan bana yaklaşma, benimle konuşma ve derdini bana anlatma itkisini içinde hisseder; ama o insandaki ruhaniyetin eksikliği, sadece düşüncelerini bana yöneltme fedakârlığı ona çok sefil göründüğü için hemen bana maddi bir şey sunmayı arar, çünkü bununla bana daha çok hürmet gösterdiğini sanır.
  8. Bu yolla insanlar putperestlik, fanatizm, ritüeller ve dıştan pagan kültlerine kendilerini verdiler. Böylece ruhlarını boğup o ruhu Baba´ya direkt kutsanmış dua etme özgürlüğünden mahrum bıraktılar. Sadece acılar çok şiddetli olduğu zaman ve ıstırap insanın son tahammül gücüne ulaştığı zaman, ruh kendisini özgürlüğe kavuşturur, formaliteleri unutur, putlarını yıkar ve Babası´na bütün kalbinin derinliklerinden: “Babam, Tanrım!” diye bağırarak kendisini yukarıya doğrultur.
  9. Materyalizmin bu devrinde halkların birbirlerine karşı nasıl savaş açmakla meşgul olduğunu görüyor musunuz? Fakat birçok insanın orada tam savaşın ortasında duanın gizemini keşfettiklerini size söylüyorum ki, kalpten kaynaklanan ve acil imdat, ağıt ve bana yalvarış dolu rica olarak ulaşan o duadır.
  10. Sonra onlar rica ettikleri mucizeyi yollarında gördükleri zaman, Tanrı’yla konuşmanın ruhun dili haricinde hiçbir başka şekilde mümkün olmadığını bildiler. (261, 22 – 24, 27)

Tanrı’ya Bağlılık Olmadan ve İmansız Sahte Dualar

  1. Ah benim her dinden çocuklarım, ruhun en asil duygularını öldürmeyin ve ruhu dıştan geleneklerle ve pagan ibadetleriyle kabullendirmeye çalışmayın.
  2. Bakın: Eğer bir anne sevdiği küçük çocuğuna maddi hiç bir şey verecek durumda değilse, o anne çocuğunu bağrına basar, sevgiyle kutsar, öpücükler yağdırır, ona sevgiyle bakar, gözyaşlarıyla yıkar; fakat onu boş sevgi davranışlarıyla asla kandırmaz.
  3. Tanrısal Ustanız olan benim sizin pagan kült ibadetleriyle yetindiğinizi tasdik ettiğimi nasıl olur da düşünebilirsiniz? O ibadetler her ruhi değerden, her hakikatten ve sevgiden mahrumdurlar. Onlarla ruhlarınızı aldatmaya çalışıyorsunuz. Aslında o ruh hakikat hakkında hâlâ bilgisizse, onu Tanrı’ya yaklaştı diye inandırmaya çalışıyorsunuz. (21, 20 – 21)
  4. Dua, Tanrı’nın insanlara verdiği hediyedir ki, o ruhen yükselmek için bir merdiven olarak hizmet etsin, o silah olarak onunla kendisini savunsun, kitap olarak ona bilgi versin ve balsam olarak onun her hastalığına şifa getirsin.
  5. Gerçek dua yeryüzünden kayboldu; insanlar artık dua etmiyorlar ve dua etmeye çalışırlarsa, ruhlarıyla benimle konuşmak yerine, sadece dudaklarıyla dua ediyorlar. Duada boş sözler, ritüeller ve sahtekârlık sanatını kullanıyorlar. Eğer insanlar duada Jesus´un öğretmediği tarzlar ve uygulamalar kullanırlarsa, nasıl mucizeler görmek istiyorlar?
  6. Gerçek duanın insanlara geri dönmesi gereklidir ve onu size yeniden öğreten benim. (39, 12 – 14)
  7. Dua etmeyi öğretin, Tanrı’yla diyaloğa girmesi gereken ruhunuzun olduğunu çevrenizdeki insanlara açıklayın ki, onlar da dualarının hemen hemen hep vücudun feryadı, korkunun ifadesi, imanının kıtlığının, isyanının ve bana karşı şüphesinin ispati olduğunu kabul etsinler.
  8. Çevrenizdeki insanlara benim ruhumu etkilemek, onlara acımamı ve merhamete gelmemi sağlamak için vücutlarına acı çektirmek veya zarar vermek zorunda olmadıklarını anlatmaya çalışın. Vücutlarına acı çektirenler ve ceza verenler hangi fedakârlıkların beni hoşnut ettiğini zerre kadar bilmedikleri için yaparlar, ne de Babanız olan benim sevgimin ve merhametimin boyutlarını düşünebilirler.
  9. Size merhamet etmem için gözlerinizde gözyaşlarının, kalbinizde acıların olmasının gerektiğini mi sanıyorsunuz? Bu da bana sert, duygusuz, vurdumduymaz ve bencil olmanın sucunu atmış olmanız anlamına gelir. Bu hataların sevdiğiniz Tanrı’da olduğunu düşünebilir misiniz?
  10. Beni tanımaya ne kadar da az çalıştınız! Bunun nedeni ise aklınızın ruhunuzla ahenk içinde düşünmesini öğretmemiş olmanızdır. (278, 17 – 20)
  11. Dünyayı bugün bir an için arkanızda bırakın ve bana ruhen gelin.
  12. Yüzyıllar boyunca insanlar doğru şekilde dua etmeyi beceremediler. Ondan dolayı ruhlarıyla değil, duyularıyla dua ettikleri için ne güçlendiler, ne de kendi hayat yollarını sevgimle aydınlattılar.
  13. İnsanın ona eğilimli olduğu putperestlik bir zehir gibiydi. İnsana içten duanın verdiği ruhi sevinci tatmasına o izin vermedi.
  14. Dua etmesini bilmedikleri için insanlar ne kadar çok sefillik çekmek zorunda kaldılar! Öğrenciler, bu sadece doğaldır. Çünkü eğer insanın, ruhunda var olan yaşam kaynağına yaklaşabilmesi için hiçbir şeyi yoksa hayatın denemelerine dayanabilmesi için insan hangi ruhi güce sahip olabilir? Beni doruklarda ve ışıkta bulmak için yükselebilmesine rağmen, insanlık beni uçurumların dibinde ve gölgelerde arıyor.
  15. Keşke insanlar bu devirde duanın gücünü kavrasaydılar, ne kadar çok olağanüstü eserleri başarırlardı! Ama insanlar materyalizm çağında yaşıyorlar ve Tanrı’ya dokunabilmek ve görebilmek için O´nu maddeleştirmeye çalışıyorlar. (282, 61 – 64)

Gerçek Dua

  1. Dua edenleri kutsuyorum. Duaları ne kadar ruhaniyet dolu olursa, o kadar çok huzur hissetmelerini sağlıyorum.
  2. Bunu kolayca açıklayabilirsiniz; çünkü dua etmek için ve Tanrı’nın varlığını hissetmek için kim resimlerin ve eşyaların önünde diz çökmek gereksinimini duyuyorsa, o Baba’nın varlığını kalbinde ruhen hissedebilmeye ulaşamayacak.
  3. Eskiden “Görmeden inananlara ne mutlu!” dedim ve şimdi size yine söylüyorum; çünkü gözlerini dünyevi şeylere kapatanlar, onları ruhi şeylere acarlar. Benim ruhen yanında varlığıma kim inanıyorsa, onu hissetmesi ve ona sevinmesi gerekir.
  4. Beni doğrudan doğruya duayla kalplerinde hissetmekle veya ruhtan ruha bana dua etmekle – bunların ikisi de aynıdır – gelen ruhun sevincinden dünyanın insanları kendilerini ne zaman mahrum etmeyi bırakacaklar? Işığım insan hayatını aydınlattığında, hakikati öğrendiğinde ve hatalarının farkına vardığı zaman.
  5. Şimdi dua etmenin ve meditasyon yapmanın uygun zamanıdır, fakat fanatizmden ve putperestlikten uzak bir duayla ve sakin ve derin derin Tanrı’nın sözlerini düşünmekle olmalıdır.
  6. Her saat ve her yer duaya uygundur. Talimatlarımda asla size dua için uygun olan yerlerin ve anların belirlendiğini söylemedim. Ruhunuz içinde yaşadığınız dünyadan daha büyükken, dünyada belli yerleri dua için aramak neden? Ben sınırsızken, beni resimlerde ve sınırlı yerlerde sınırlamak neden?
  7. İnsanların ruhi yoksulluğunun ve dünyevi talihsizliklerinin en önemli nedeni kusurlu bir şekilde dua etmeleridir. Ondan ötürü bu (doğru) dua bilgisi bütün insanlığa ulaşmalıdır. (279, 2 – 7)
  8. Ayni dikkatle hep dua etmiyorsunuz. Ondan dolayı da ayni barışı veya ayni ilhamı hissetmiyorsunuz.
  9. İlham aldığınız ve düşüncelerinizin yükseldiği zamanlar vardır. Bir de tamamen duygusuz kaldığınız zamanlar vardır. Mesajlarımı hep ayni şekilde nasıl almak istiyorsunuz? Duygularınızı ve vücudunuzu bile dua anında ruhunuzla birlikte çalışması için eğitmelisiniz.
  10. Ruh benimle bağlantı kurmaya hep hazırdır; ama onun dua anında yükselebilmesi ve maddi dünyada çevresini saran her şeyden kendisini serbest bırakabilmesi için vücudunun iyi durumda olması gereklidir.
  11. Gerçek duaya ulaşmak için çabalayın; çünkü dua etmesini bilen, içinde barışın, sağlığın, ümidin, ruhi gücün ve sonsuz yaşamın anahtarını taşır.
  12. Kanunumun görünmez kalkanı onu takiplerden ve tehlikelerden koruyacaktır. Yolunu kesen düşmanlarını yenmek için ağzında görünmez bir kılıç taşıyacak. Fırtınada yolunu deniz feneri aydınlatacak. Ne zaman ihtiyacı olsa, ister kendisi için olsun, isterse başka insanların iyiliği için devamlı bir mucize ulaşılabilir durumda olacak.
  13. Dua edin, ruhun bu yüce yeteneğini uygulayın, çünkü geleceğin insan hayatını harekete geçirecek olan bu kudrettir – her insan (kendi) ruhundan (benim) ruhuma bağlantıyı kurmayın başaranlar.
  14. Aile babaları, dua yoluyla çocuklarını yetiştirmek için ilham alacaklar.
  15. Hastalar, dua yoluyla sağlığa kavuşacaklar. Yöneticiler büyük problemlerini duada ışığı aramakla çözecekler. Bilim adamları ayni şekilde dua yeteneği sayesinde vahiyler alacaklar. (40, 40 – 47)
  16. Öğrenciler: “İkinci Devirde” elçilerim nasıl dua etmeleri gerektiğini bana sordular ve ben onlara sizin “Göklerdeki Babamız Duası” diye bildiğiniz o mükemmel duayı öğrettim.
  17. Şimdi size söylüyorum: Bu duadan ilham alın, anlamından, alçakgönüllülüğünden ve ondaki imandan öyle ki, ruhunuz benim ruhumla diyaloğa girsin. Çünkü o zaman fiziki dudaklar kutsanmış sözleri söylemeyecekler, bilhassa ruh kendi diliyle bana konuşacak. (136, 64)
  18. Sırf dudaklarınızın bana “Baba” demediğine dikkat edin, çünkü birçokları mekanik olarak söylemeye alışmışlar. “Göklerdeki Babamız, adın kutsansın” diye konuştuğunuz zaman, bu duanın kalbinizin derinliklerinden gelmesini istiyorum. Her cümleyi derin derin düşünmenizi istiyorum ki, sonra ilhamla ve benimle mükemmel bir şekilde beraber olun.
  19. Ben size çocuğu Babası´na yaklaştıran kudretli ve mükemmel duayı öğrettim. Eğer siz “Baba” kelimesini güçlü his ve derin hürmetle, yükseliş ve sevgiyle, iman ve ümitle söylerseniz, mesafeler azalır, uzay yok olur, çünkü bu ruhtan ruha diyalogda, ne Tanrı sizden uzaktadır, ne de siz O´ndan uzaktasınız. Böyle dua edin ve kalbinizde sevgimin huzurunu bol bol alacaksınız. (166, 52 – 52)

Mükemmel Duanın Dört Değerlendirme Şekli

  1. Ruhi mükemmelliğe çok çok ulaşmaya çalışın. Bu hedefe ulaşmak için size yolu gösterdim. Her maddi silahtan daha üstün “silah” olan duayı size hayat yolunuzda kendinizi sinsice kalleşliğe karşı savunmanız için emanet ettim. Ama en iyi silaha, benim kanunumu yerine getirdiğiniz zaman, sahip olacaksınız.
  2. Dua nelerden oluşur? Dua ricadır, başkaları için rica etmektir, Tanrı’ya tapmak ve ruhi bakıştır. Onun bütün parçaları önemlidir ve bir parçası öbür parçadan çıkar. Çünkü size doğrusunu söyleyeyim: Rica, insanın bana rica etmesinden, onun dileklerini yerine getirmemden, arzularını – hayatında en önemli ve en yararlı olduğunu sandığı şeyleri – tatmin etmemden ibarettir. Ve gerçekten size söylüyorum, çocuklarım, Baba ricanızı duyup her birinize ne zaman onun iyiliğine faydalıysa, en çok ihtiyacı olan şeyi verir. Fakat sizin ruhunuzun kurtuluşuna zıt olan şeyleri rica etmekten sakının. Çünkü sadece vücutlarının zevki ve geçici egemenlikler için maddi mallar rica edenler, ruhlarının zincire vurulmasını rica etmiş olurlar.
  3. Vücudun zevki sadece acılar getirir – sırf bu dünyada değil, bilhassa öbür dünyaya girişten sonra ruhsal dünyada da, çünkü fiziksel dileklerin etkisi öbür dünyaya bile ulaşır. Ve ruh kendisini o dileklerden serbest bırakamadığı için o özlemlerle ıstırap çekecek. Madde (et ve kemikli insan) olarak yaşamını sürdürmek için tekrar tekrar dünyaya insan olarak gelmek isteyecek. Ondan dolayı, çocuklarım, sadece ruhunuzun huzuruna faydalı şeyleri benden gerçekten dileyin.
  4. Duanın ikinci tarzı, bir başkası için rica etmek insanlara sevgiden kaynaklanır. O sevgi, dünyaya geldiğim zaman, size Ustanız olarak öğrettiğim sevgidir. Uzak ve yakın kardeşleriniz için, çeşitli milletlerde savaşın sonuçlarının ıstıraplarını çekenler için ve geçici hükümdarların diktatörlüğüne katlananlar için dua edin.
  5. Hazırlanın çocuklarım, insanlar için duayla rica edin, ama bu ricada rica etmesini bilmeniz gerekir, çünkü önemli olan ruhtur. Eğer bir kardeş, anne-babanız veya çocuklarınız hastaysa, onlar için duayla rica edin, eğer ruh bunu istemiyorsa, ama onların hayatta kalmaları için ısrar etmeyin. Daha ziyade o ruhun özgürlüğe kavuşmasını, ıstıraplarından arınmasını ve ağrıların onun ruhen yukarıya doğru gelişmesine yardımcı olmasını dileyin. Ondan dolayı Usta size “İkinci Devirde”: “Baba, senin dileğin olsun!” demesini öğretti. Çünkü Baba herhangi bir çocuğundan daha iyi ruhun neye ihtiyacı olduğunu bilir.
  6. Duanın üçüncü şekli, tanrısal Ruh´a tapmak mükemmel olan her şeye tapmak anlamına gelir; çünkü bu dua şekliyle bütün uzayı kapsayan mükemmellikle, sevgiyle birleşebilirsiniz. Tapmada hepinizin ulaşması gereken mükemmel duruma ulaşabilirsiniz ve o sizi ruhi bakışa yöneltir ki, ikisi birlikte sizi tanrısal Ruh´la, sonsuz yaşam kaynağıyla birleşmeye götürür. O kaynak Baba’nın krallığına ulaşmak için her gün güç verir.
  7. Böyle dua edin: Rica duasıyla başlayarak ruhi bakışa kadar. Bu size kudret verecek.
  8. Hazırlandıysanız, sadece kendiniz için değil, bilhassa insanlara yardım etmek için bu yoldan gidin. Çünkü ruhta gelişmenize kendiniz için ulaşamazsınız, ayrıca bütün insanlığın kurtuluşa ulaşması için çabalamalısınız. (358, 10 – 17)

Konuşmadan Kalbin Aniden Duası

  1. Halk, bu Kutsal Ruh´un sesidir, Tanrı’nın insan zekâsı yoluyla size yeni bir kanun ve öğreti beyan etmeyen, bilhassa yeni, ileri, spritüal ve mükemmel bir şekilde Baba´yla diyaloğa girmeniz, O´na ulaşmanız ve hürmet göstermeniz için ruhen beyanıdır. (293, 66)
  2. Sözlerimi duyan ve onların büyük yorumcuları olan ne kadar çok insan vardır. Fakat onlar öğretimin eylem-öğrencileri değildirler ve size: “Birbirinizi sevin” diyen Tanrı’nın kanununu yerine getirmezler.
  3. Buna karşın benim talimatlarımın sadece bir atomunu pratikte uygulayanların ne kadar kolay değiştiklerine bakın. Buna bir örnek istiyor musunuz?
  4. Bana ömrü boyunca söz-dualarıyla beni sevdiğini söyleyen birisi vardı. Öyle dualar ki, başkaları tarafından ifade edilmiş, kendisinin bile anlamadığı, çünkü o anlamını bile anlamadığı sözlerden oluşuyordu. Fakat zamanla gerçek tarzda nasıl dua edildiğini, eski dua alışkanlıklarını bir yana bırakarak anladı. Kendisi ruhunun derinliklerine konsantre olarak düşüncelerini Tanrı’ya yolladı ve ilk defa Tanrı’nın yanında varlığını hissetti.
  5. Rabbi´ne ne söyleyeceğini bilemiyordu. Hüngür hüngür hıçkırıklarla ağlamaya başladı. Aklında sadece: “Babam, sana ne söyleyebilirim, seninle konuşmasını bilmiyorum ki?” diyen bir cümle şekillendi.
  6. Ama o gözyaşları, o hıçkırıklar, içten mutluluk ve şaşkınlığı bile Babası´na o kadar güzel bir dille konuşuyordu ki, bu güzelliği ne bir insan dilinde, ne de kitaplarda bulabilirsiniz.
  7. Rabbi´yle ruhen dua etmeye başlayan insanların dilinin dolaşması yeni konuşmaya başlayan küçük çocukların sözlerine benzer. O sözler anne-babalarını mutluluk ve hayranlık içinde bırakır, çünkü onlar yaşama doğru yükselen bir yaratığın ilk sözleridir. (281, 22 – 24)
  8. Daha çok gelişmiş olan ruh, insan sözlerinin ruhi düşüncelerini ifadesini zayıflattığını ve küçülttüğünü bilir. Ondan dolayı ruh yükselmek ve sadece Tanrı’nın bildiği bir dilde benliğinin içinde gizlice taşıdığı gizemi dile getirmek için fiziksel dudakları susturur. (11, 69)
  9. Düşüncelerinizi Tanrı’yı arayışla yukarıya yönelttiğinizi gördüğümde, ruhuma ne kadar çok sevinç veriyorsunuz. Size yanınızdaki varlığımı hissettiriyorum ve size barış yağdırıyorum.
  10. Beni arayın, benimle konuşun, kendinizi ifade etmek için düşüncelerinizin beceriksiz olduğuna aldırmayın; ben onları anlamasını bilirim. İnsanın babasıyla konuşması gibi, benimle güvenle konuşun. En iyi arkadaşınızla konuştuğunuz gibi, bana dertlerinizi emanet edin. Bilmediğiniz, tanımadığınız her şeyi sorun, size Usta’nın sözleriyle konuşacağım. Ama dua edin ki, ruhunuzu bana doğru yükselttiğiniz o kutsanmış anda size verdiğim ışığı, kudreti ve barışı alın. (36, 15)
  11. Sessizlikte bana dertlerinizi anlatın, özlemlerinizin sırrını verin. Her şeyi bilmeme rağmen, ruhunuzun Baba´yla mükemmel diyaloğu kuruncaya kadar, azar azar kendi duanızı ifade etmenizi istiyorum. (110, 31)
  12. Dua, duruma göre kısa veya uzun olabilir. Dilerseniz, eğer vücudunuz yorulmazsa veya başka vazife dikkatinizi gerektirmezse, bir saat boyunca ruhi mutluluk içinde geçirebilirsiniz. Eğer size aniden sürpriz olarak gelen bir sınavdaysanız, duanız bir saniyelik kısa bir dua olabilir.
  13. Bana ulaşan aklınızın duayı şekillendirdiği sözler değildir, bilhassa sevginiz, imanınız veya zor durumunuzla kendinizi önümde gösterirsiniz. Ondan dolayı size söylüyorum, zaman gelecek, düşünceleri, cümleleri ve fikirleri ifade etmek için vaktiniz olmayacağı için duanız sadece bir saniye sürecek.
  14. Beni her yerde arayabilirsiniz, çünkü benim için yer önemsizdir. Aradığım sizin ruhunuzdur. (40, 36 – 38)
  15. İkinci Devirde bir kadın Jesus´a Tanrı’ya tapma yerinin Yeruşalim olup olmadığını sorduğunda, Ustası ona: “Zaman gelecek, Tanrı’ya tapma yeri ne Yeruşalim´de, ne de bir başka yerde uygun olacak, çünkü O´na ruhen ve hakikatle tapılacak” yani ruhtan ruha diye yanıtladı.
  16. Öğrencilerim onlara dua etmeyi öğretmemi rica ettiklerinde, onlara örnek olarak “Göklerdeki Babamız” diye adlandırdığınız duayı verdim. Böylece onlara gerçek ve mükemmel duanın Jesus´un duası gibi aniden kalpten çıkan ve Baba´ya kadar ulaşan dua olduğunu anlatmaya çalıştım. Dua itaat, alçakgönüllülük, suç itirafı, minnettarlık, iman, ümit ve hürmet içermelidir. (162, 23 – 24)

Günlük Dua

  1. Sevgili öğrenciler: Her gün ruhen dua edin ve bütün iyiniyetinizi mükemmelleşmek için sarf edin.
  2. Düşünün: Ustanız´la içten birliğe ulaşmaktan ve o anda sonsuz huzuru duymaktan başka, tanrısal ilhamları almak için dua sizin için en iyi fırsattır. O ilhamlarda anlamadığınız veya yanlış anladığınız şeylerin bütün açıklamasını bulacaksınız. Bir tehlikeyi önlemek için, bir problemi çözmek için ve bir belirsizliği ortadan kaldırmak için yol bulacaksınız. O ruhi diyaloğun kutsanmış saatinde bütün duyu organlarınız aydınlanacak ve kendinizi iyilik yapmaya daha çok hazır ve daha eğilimli hissedeceksiniz. (308, 1)
  3. Beş dakikadan daha kısa olsa bile, dua etmeyi bırakmayın; fakat duada vicdanınızın ışığıyla kendinizi sınavdan geçirin ki, böylece davranışlarınızı göz önünde bulundurun ve hangi yönden kendinizi düzeltmeniz gerektiğini bilin.
  4. Eğer duada ruhen yükselişinizden ötürü zamanın farkına varmazsanız, o ruhen gelişmenin bir işareti olacaktır, çünkü bir an olsa bile zamandan dışarı çıkmayı başardınız ki, materyalizmin köleleri bu zamanı eğlenceleri veya para çoğaltmak için severler.
  5. Kendisini her gün sınayan insan düşünce tarzını, hayatını, konuşmasını ve hissetmesini düzeltir. (12, 30 – 32)
  6. Size dua yoluyla insanın bilgeliğe ulaştığını öğrettim; fakat onun için dualarınızı uzatmanızı istemiyorum. Sizden beş dakikalık dua istedim ve kendinizi o anda gerçekten Babanız´a teslim etmeniz için duanız kısa olsun demek istiyorum; fakat geri kalan vaktinizi insanlara olan ruhi ve maddi görevlere adayın. (78, 52)
  7. Sizin belli bir tarzda hazırlanmanızı öğretiyorum ki, günlük işlerinizin hepsini asil duyguların ilhamıyla yapın ve musibetler ve zorluklar sizi durdurmasın, ne de geri çekilmenize neden olsun. Eğer gözlerinizi yeni bir günün ışığına açarsanız, öyle dua edin, düşüncelerinizle bana yaklaşın, gününüzü ışığımdan ilham alarak planlayın ve şimdi yaşam kavgasına başlayın. Güçlü olmaya niyetlenin ve bir an bile itaat ve imana karşı yanlış davranmayın.
  8. Size doğrusunu söyleyeyim, hemen yakında direnciniz ve eylemlerinizin sonuçları sizi şaşırtacak. (262, 7 – 8)

Kendine Gelmek İçin Dinlenme Günü

  1. Hemen Birinci Devirde yedinci günü bana adamanızı öğrettim. İnsanlar haftada altı gün boyunca dünyevi görevlerine ayırdıkları için en azından haftanın bir gününü Rab´be hizmet için ayırması uygundu. Onlardan bana haftanın ilk gününü ayırmalarını istemedim, bilhassa haftanın son gününü ki, çektiği zahmetlerden dinlensin ve ruhi bakışa kendisini adasın ve böylece ruhuna Babası´na yaklaşma fırsatını dua yoluyla versin.
  2. İnsanın ağır dünyevi yaşam kavgasını unutup – kısa bir süre için olsa bile – vicdanına onunla konuşma fırsatı vermek ve ona Tanrı’nın kanunlarını hatırlatmak için dinlenme günü verildi ve böylece insan kendisini incelesin, hatalarından pişman olsun ve kalbinde asil niyetlerle yolunu değiştirmeye karar versin.
  3. Şabat Günü (Cumartesi) eskiden dinlenmeye, duaya ve Tanrı’nın Kanunlarını öğrenmeye ayrılırdı. Ama halk adetlerini yerine getirirken insanlara karşı kardeşçe duygularını ve insanlara karşı ruhi görevlerini unuttu.
  4. Devirler geçti, insanlık ruhen gelişti ve Christus dinlenme günlerinde aktif insan sevgisini uygulamayı ve iyi eylemler yapmanızı öğretmek için geldi.
  5. Jesus, size bununla haftanın bir günü kendine gelme ve fiziksel yorgunluğu gidermek için ayrıldığını söylemek istiyordu. Fakat siz ruhi misyonu yerine getirmek için ne gün, ne de saat önceden belirlendiğini kavrayın.
  6. Usta o kadar çok berraklıkla konuşmasına rağmen, insanlar onlara en uygun günü seçip benim Şabat gönünü değiştirdiler. Onların bir kısmı Şabat gününü dinlenme günü olarak kabul ederken, diğerleri de Pazar gününü ibadet günü olarak kutladılar.
  7. Bugün size bir kez daha konuşuyorum ve talimatlarım size yeni bilgiler getiriyor. Çok tecrübe sahibi oldunuz ve kendinizi geliştirdiniz. Bugün haftanın hangi gününü dünyevi zahmetlerden dinlenmek için seçmeniz önemli değildir, ama her gün size gösterdiğim yolda gitmeniz gerektiğini bilmeniz önemlidir. Dua için belirlenmiş bir saatiniz olmadığını kavrayın, çünkü günün her saati dua ve öğretimi insanların iyiliği için uygulamanız uygundur. (166, 31 – 35)

Rica Edin, Size Verilecek

  1. Hepiniz kalbinizde bir yara taşıyorsunuz. Kim benim gibi sizin içinizi bilebilir? Acılarınızı, yasınızı, yeryüzünde egemen olan büyük haksızlık ve nankörlükten dolayı moralinizin bozukluğunu biliyorum. Dünyada uzun yıllar yaşamış olan insanların çektiği zahmetleri ve bir ağır yük gibi olan yaşamın getirdiği yorgunluğu biliyorum. Hayatta yalnız bırakılanların hüsranını biliyorum. Hepinize söylüyorum: “Rica edin, size verilecek.” Çünkü ben size ihtiyacınız olan şeyleri – ister birlik, huzur, şifa, görev olsun, isterse ışık – size vermek için geldim. (262, 72)
  2. Sefillikten korkmayın, o sadece kısa bir süre içindir ve sefillikte dua edin ve Eyüp´ün sabrını örnek olarak alın. Bolluk geri gelecek ve o zaman bana teşekkür etmek için yeteri kadar söz bulamayacaksınız.
  3. Eğer bir kere hastalık sizi üzerse, ah kutsanmış hasta, ümitsizliğe kapılma; ruhunuz hasta değil. Duayla bana yükselin ve imanınız ve ruhen gelişmeniz size vücudunuzun sağlığını geri verecek. Size öğrettiğim şekilde, ruhunuzla dua edin. (81, 43 – 44)
  4. Yaşamın sınavlarında kısa bir an dua edin, ama saf ve dürüst bir dua olsun ve siz teselli bulacaksınız. Ve Rabbiniz´le ahenk içinde olmayı başarırsanız, size benim dileğim sizin dileğiniz, sizin dileğiniz benim dileğim olduğunu söyleyebileceğim. (35, 7)
  5. Dua edin, ama duanız günlük amaçlarınız ve işleriniz tarafından belirlensin, bu sizin en iyi duanız olacak. Fakat bir düşüncenizi bir ricanızı dile getirmek için bana yöneltmek isterseniz, bana sadece: “Baba, senin dileğin hayatımda gerçek olsun” deyin. Böylece anlayacağınızdan ve ümit ettiğinizden daha çok istemiş olursunuz. Bu basit cümle, bu düşünce başka bir zamanda dilediğiniz “Göklerdeki Babamız” duasını daha da basitleştirecek.
  6. Böylece her şeyi rica eden ve en iyi şekilde sizin için konuşan bir duanız var. Fakat dudaklarınız o duayı söylemesin, bilhassa kalbiniz onu hissetsin; çünkü söylemek hissetmek değildir ve siz onu hissederseniz, bana söylemenize gerek yoktur. Ruhun sesini duymasını bilirim ve onun dilini anlarım. Bunu bilmekten başka daha büyük bir sevinç sizin için olabilir mi? Yoksa benim ne yapmam gerektiğini sizin bana söylemenize ihtiyacım mı var sanıyorsunuz? (247, 52 – 54)
  7. Size başkaları için de dua etmesini ve rica etmeyi öğrettim; ama kendiniz için de rica ettiğiniz zaman sizi dinliyorum. O duayı kabul ediyorum. Fakat size söyleyeyim, gelişmemiş olduğunuz için ricalarınızı da ona göre ettiğiniz devir geçti. Şimdi dileğim kendinizin öğrencilerim gibi davranmanızdır ve bana dua ederken ruhunuzu ve kalbinizi sunmanızdır. Fakat bu arada kalbinizi ve ruhunuzu okumama ve dileğimi yerine getirmeme izin verin. (269, 69)
  8. Eğer bana sorarsanız veya bana rica ederseniz, o zaman bana problemlerinizi detaylı bir şekilde anlatırken, aklınızda en iyi ifade edilmiş cümleleri arayıp kendinizi zorlamayın. Ruhunuzun o anda kendisini dünyadan uzaklaştırması kalbiniz ve gayeniz temiz ise, size verdiğim ilhamı alabilmek için bana yeter. Bana harika sözleri söylemenin benim varlığımı içinizde hissetmediğiniz sürece, ne anlamı vardır? Her şeyi biliyorum ve hiçbir şeyi sizi anlayabilmem için açıklamanıza gerek yoktur. (286, 9 – 10)
  9. Eğer benim öğretimi kavrayabilirseniz, o size çok memnuniyet verecek, ruhen gelişmenizi sağlamak için çok fırsatlar sunacak. Herhangi bir karara varmadan önce, dua etmeyi öğrenin, çünkü dua Babanız´a rica etmek için en mükemmel tarzdır, çünkü duada yaşam kavgasında galip gelebilmek için ışık ve kudreti dilemiş olursunuz.
  10. Dua ederken, iyiliği kötülükten, yararlıyı yapmamanız gerekenden ayırt ettiren zekânıza yakında aydınlanma gelecek ve bu da vicdanın sesini duymak için içten hazırlanmayı becerdiğinizin açıkça ispatı olacak.
  11. Zahmetlerinize sabırla katlanın ve eğer yaşam sınavlarının anlamını kavrayamazsanız, dua edin ve ben size onun anlamını vahiy edeceğim ki, ona içten evet deyin. (333, 61 – 62, 75)
  12. Her ne zaman dudaklarınız ve düşünceleriniz bana: “Rab, bana merhamet et, acılarıma acı – Rab, affını benden esirgeme” diye seslenirse, o zaman bilgisizliğinizi, şaşkınlığınızı ve beni ne kadar az bildiğinizi ispat edersiniz.
  13. Acılarınıza acımamı mı söylüyorsunuz? Çocuklarıma merhamet göstermemi mi rica ediyorsunuz? Sizin günahlarınızı affetmem için bana yalvarmanızı mı – sevgi, hoşgörü, merhamet, af ve acıma olan benden mi?
  14. Dünyada taşyürekli ve insanlara zerre kadar acıma duygusu olmayan insanları gözyaşlarıyla ve yalvarmakla onlarda merhamet duygusu uyandırmaya çalışırsanız, iyidir. Ama o cümleleri ve düşünceleri sizi sevgisinden dolayı ve sizi ebediyen sevmek için yaratmış olan Tanrı’yı etkilemek için kullanmayın. (336, 41 – 43)
  15. Dünyada insan yaşamı konusunda Tanrı’nın size hediye ettiği büyük iyiliklerle memnun kalın. Ruhunuza ve vücudunuza (maddeye) zarar getirebilecek şeyleri Tanrı’dan dilemeyin. Benim size sizin dileyebileceğinizden daha çok verecek şeylerim var. Fakat hayat yolunuzda sizde eksik olanları bilen benim. Size söyledim: Kanunumu yerine getirmesini biliyorsanız, beni bütün görkemimle göreceksiniz. (337, 21)

Bir Başkası İçin Edilen Duanın Lütfu

  1. Sadece sözlerle dua etmeye alışmayın, ruhunuzla dua edin. Bunu da söylüyorum: Duanızla kutsayın, insanlara ışık dolu düşüncelerinizi yollayın, kendiniz için duada hiçbir şey istemeyin; hatırlayın: Benim davamla ilgilenenler beni üzerlerinde koruyucu olarak bulacaklar.
  2. Sevgiyle ektiğiniz tohumları kat kat geri alacaksınız. (21, 3 – 4)
  3. Sırf ıstıraplı denemelerden geçerken dua etmeyin, barış içinde yaşarken de dua edin, çünkü o zaman kalbiniz ve düşünceleriniz başkaları ile meşgul olabilecek. Duanızda sırf size iyilik edenler için veya size zarar vermeyen insanlar için rica etmeyin; çünkü bu (size iyilik yapanlar için dua etmek) takdire değer olmasına rağmen, size zarar verenler için dua etmenizden daha önemli değildir. (35, 8)
  4. Şimdi size ne öğretiyorum? Her şeyi ve herkesi kalbinizle ve ruhunuzla kutsayın; çünkü öyle kutsayanlar, sıcaklığını herkese veren (göklerdeki) Babası´na benzer. Onun için size diyorum: Ruhunuzla, düşüncelerinizle, kalbinizle kutsamayı öğrenin ve huzurunuz, gücünüz ve kalbinizin sıcaklığı yolladığınız insanlara – onların çok uzaklarda olduğuna inansanız bile – ulaşacak.
  5. Eğer bütün insanlar birbirlerini kutsasalardı, birbirlerini tanımasalar ve birbirlerini hiç görmemiş olsalar bile, ne olurdu? Dünyaya mükemmel bir huzur egemen olurdu ve savaşı insanlar tasavvur bile edemezlerdi!
  6. Bu mucizenin gerçekleşmesi için ruhunuzu ısrarla erdemde geliştirmelisiniz. Bunu imkânsız mı sanıyorsunuz? (142, 31)
  7. Dileyin, size verilecek. İnsanların iyiliği için dilediğiniz her şeyi benden rica edin. Yokluk çekenlerle ricanızı birleştirin ve benden rica edin ve size rica ettiklerinizi vereceğim. (137, 54)

Duanın Gerekliliği

  1. Size hep “Nöbet tutun ve dua edin” diyorum; ama bu iyi niyetli tembihime alışmanızı istemiyorum, bilhassa o konuda derin derin düşünüp ona göre davranmanızı istiyorum.
  2. Dua etmenizi buyuruyorum, çünkü dua etmeyenler gereksiz, maddi ve bazen de saçma düşüncelere kendilerini verirler ve böylece farkında olmadan kardeş savaşlarını iltimas ederek katkıda bulunurlar. Fakat dua ederseniz, düşünceleriniz ışığın kılıcıymış gibi bugün birçoğunuzu tutsak etmiş olan karanlığın perdesini ve ayartmaların düğümlerini yırtar ve o çevrenizi ruhi güçle besleyerek kötülüğün gücüne karşı etkisini gösterir. (9, 25 – 26)
  3. Bu dünyanın ötesindeki (öbür dünyadaki) özü keşfedebilmesi için duanın ve meditasyonun önemini düşünebilmek için insanlar, hep aşırı derecede dünyanın görkemiyle meşguldüler. Dua eden Baba´yla konuşur ve sorarsa, O´ndan hemen yanıt alır. İnsanların ruhaniyet hakkındaki bilgisizliği az dua etmelerinin sonucudur. (106, 33)
  4. Siz, ruhunuzun hakkı olan şeyleri ona vermeyi ve dünyaya da dünyanın hak ettiği şeyleri vermeyi becereceğiniz zamana doğru ilerliyorsunuz. O devir gerçek duanın ve fanatizmden uzak bir şekilde Tanrı’ya tapmanın zamanı olacak ki, size emanet edilenleri kaybetmemeyi bileceksiniz.
  5. Eğer insan kendi iradesine göre davranmak yerine, önce duayla Babası´na sorarsa, nasıl hata yapabilir? Dua eden Baba´yla bağlantı içinde yaşar, Babası´ndan aldığı iyiliklerin kıymetini bilir ve ayni zamanda yaşadığı hayat sınavlarının anlamını ve nedenini anlar. (174, 2 – 3)

Dua Etmenin Şifalı Etkileri

  1. Her devirde size dua edin dedim. Bugün size dua yoluyla bilgeliğe ulaşabileceğinizi söylüyorum. Eğer insanlar dua etseydiler, asla size gösterdiğim ışığın yolunu kaybetmezlerdi. Dua yoluyla hastalar şifa bulmuş olurdu, imansız insanlar artık olmazdı ve huzur ruhi yaratıklara geri dönerdi.
  2. Eğer insan benim lütfumu geri teptiyse, nasıl mutlu olabilir? Yoksa o sevgi, merhamet ve uysallığın insancıl yaşamın nitelikleri olmadığını mı sanıyor? (69, 7 – 8)
  3. Sevgi içermeyen sözün, ne yaşam, ne de güce sahip olduğunu bilin. Sevmeye nasıl başlayabileceğinizi ve kalbinizde o hissin uyanması için ne yapmanız gerektiğini bana soruyorsunuz. Size söylüyorum: Başlamanız gereken dua edebilmektir. Dua sizi Ustanız´a yaklaştıracak ve o Usta benim.
  4. Duada teselli, ilham ve kudret bulacaksınız. Tanrı’yla şahitsiz ve aracısız samimi konuşma size harika hoşnutluk hediye edecek. Tanrı ve ruhunuz samimiyetin o tatlı anında, diyaloğunda ve kutsamalarında birleşmiş olur. (166, 43 – 44)
  5. Her ne zaman bir sırdaşa, iyimser arkadaşa ihtiyacınız olursa, bana yönelin ve kalbinizdeki dertlerinizi bana bırakın ve ben aradığınız çözümü, en iyi yolu tavsiye edeceğim.
  6. Eğer ruhunuz yüklerden büküldüyse, o günah işlediğinizden ötürüdür. Sizi kabul edeceğim ve yargım size iyi niyetli olacak. Düzelme niyetinizi güçlendireceğim ve kaybettiğiniz güçleri geri vereceğim.
  7. Sadece talimatlarımı uygulamanız sizin affınızı koruyacak ve size ruhi ve fiziksel sağlığınızı sağlayacak. Kazandığınız tecrübe azar azar ruhunuzda biriktirdiğiniz ışık olacak. (262, 20 – 21)
  8. Uyanık bir ruh Rab´bin onun için çizdiği yoldan asla sapmaz ve o mirasını ve yeteneklerini kullanmasını yukarıya doğru gelişmeye ulaşıncaya dek bilir.
  9. Bu yaratık (ruh) hayatın sınavlarında ilerlemelidir, çünkü o tedbirli yaşar ve asla maddenin (fiziksel isteklerin) ona egemen olmasına izin vermez. Nöbet tutan ve dua eden hayat krizlerinden hep başarıyla çıkacak ve hayat yolunu sağlam adımlarla atacak.
  10. Nöbet tutmayı ve dua etmeyi unutan insanın davranışı nasıl da farklıdır! Gönüllü olarak onun içine koyduğum inanç, sevgi ve bilginin ışığından kendisini en iyi silahlarla savunmaktan vazgeçer. Ona ilham, vicdan ve rüya yoluyla konuşan içindeki sesi duymayan o (dua etmeyen) insandır. Ama onun kalbi ve aklı o dili anlamaz ve kendi ruhunun mesajına inanmaz. (278, 2 – 3)
  11. Dua, sorularınızla, dertlerinizle ve ışığa olan dileğinizle bana gelmeniz için ruhunuza beyan edilen yöntemdir. Bu diyalog sayesinde şüphelerinizi atabilir ve herhangi bir gizemi saklayan perdeyi yırtabilirsiniz.
  12. Dua, gelecek devirde gelişecek ve insanlar arasında meyve verecek olan ruhtan ruha bir diyaloğun başlangıcıdır.
  13. Bugün beni dinleyen bu halka bunların hepsini vahiy ettim ki, o ruhen gelişme zamanında yolu hazırlayıcı olsun. (276, 18 – 19)

Duanın Gücü

  1. Eğer içinizden birisi dua ederse, o düşünceleriyle ruhsal dünyada neye ulaştığının bilincinde değildir. Ondan dolayı, birisi için dua edince – savaşta birbirlerini öldüren milletler için – ruhunuz o anda kötülüğe karşı düşünceleriyle savaştığını bilesiniz ve barış, mantık, adalet ve iyilik dileğiniz olan kılıcınız nefretin, intikamın ve kibirin kılıcına saplanır.
  2. Şimdi insanların duanın gücünün bilincine varma zamanı geldi. Duanın gerçekten güç ve ışığa sahip olması için onu sevgiyle yukarıya yollamanız gereklidir. (139, 7 – 8)
  3. Duada birleşen düşünceler ve ruh insanda insancıl güçten daha güçlü bir kudret yaratır.
  4. Duada zayıflar güçlenir, korkaklar cesaretlenir, bilgisizler aydınlanır ve çekingenler serbestleşir.
  5. Eğer ruh, gerçek duaya ulaşabilmek için akılla ahenk içinde etkinliğini gösterebiliyorsa, o zaman o görünmez asker olur, belli bir süre için benliğinden uzaklaşır, kendisini başka yerlere götürür, vücudun etkisinden bağımsız kalır ve kendisini iyilik yapmak, kötülük ve tehlikeleri atlatmak, yoksullara ışığın bir kıvılcımını, balsamın bir damlasını ve birazcık barış getirmek için kendisini mücadeleye adar.
  6. Hepinize söylüyorum, insanları saran kargaşalığın ortasında ruh ve akılla ne kadar çok şey yapabileceğinizi anlayın. Siz, tutkuların azdığı, nefret duygularının çarpıştığı, düşüncelerin materyalizmden şaşkınlığa uğradığı ve karanlığın ruhsal yaratıkları sardığı zıt düşüncelerle ve fikirlerle dolu bir dünyadasınız.
  7. Sadece dua yoluyla kendisini düşünceleriyle ve ruhen ışığın olduğu bölgelere ve barışın muhitine yükselmeyi öğrenenler, bütün insancıl tutkuların yansıdığı savaş dünyasına yenilmeden ve tam tersine ruhun ışığına ihtiyacı olanlara faydalı şeyler bırakarak girebilecekler. (288, 18 – 22)
  8. Dua etmeyi öğrenin, çünkü duayla çok iyilikler yapabilirsiniz, aynen kalleşliğe karşı savunabildiğiniz gibi. Dua kalkan ve silahtır; eğer düşmanlarınız varsa, dua yoluyla kendinizi savunursunuz. Ama bilin ki, bu silah hiç kimseyi yaralamamalı veya zarar vermemelidir, çünkü onun tek görevi karanlığa ışık getirmektir. (280, 56)
  9. Doğa güçleri insana karşı baş kaldırıyor. Korkmayın, çünkü size kötüyü yenmek ve insanları korumak için yetki verdiğimi biliyorsunuz. Doğanın yıkıcı unsurlarına durmaları için emir verebilirsiniz ve onlar size itaat edecekler. Eğer dua ederek ve nöbet tutarak beklerseniz, mucizeler yapabileceksiniz ve de dünyayı şaşırtabileceksiniz.
  10. Dürüstçe dua edin, benim ruhumla beraberliği sağlayın ve onun için belli bir yer aramayın. Bir ağacın altında, yolda, dağın zirvesinde veya yattığınız yerin bir köşesinde dua edin ve ben sizinle konuşmak, sizi aydınlatmak ve size güç vermek için aşağıya ineceğim. (250, 24 – 25)
  11. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer ruhta, düşüncede ve dilekte birleşmiş olsaydınız, sadece duanız birbirine saldırmak için hazırlık yapan milletleri durdurmaya yeterdi. Düşmanlıkları yok edebilirdiniz, insanların entrikalarına engel olabilirdiniz, güçlüleri yenen görünmez bir kılıç olurdunuz ve zayıfları koruyan güçlü bir kalkan olurdunuz.
  12. İnsanlık, bu açıkça daha büyük gücün ispatları karşısında bir an duraklayıp düşünürdü ve bu düşünme ona ağır darbe ve musibetlerden kurtulmasını sağlardı, aksi takdirde doğa ve doğa güçlerinden bu musibetler gelecek. (288, 27)
  13. Eğer büyük imanınız olsaydı ve duanın gücü hakkında daha çok bilgiye sahip olsaydınız, düşünme kudretinizle ne kadar çok merhamet eylemleri yapardınız. Ama siz duanın sahip olduğu güce önem vermediniz ve ondan dolayı gerçekten hissedilen gerçek dua anında çoğu kez neyi önlediğinizin farkında değilsiniz.
  14. Dünyanızda savaşlarınızın en barbarcasının patlak vermesini yüce bir şeyin engel olduğunun farkına varmıyor musunuz? Bu mucizeye erkeklerin, kadınların ve çocukların milyonlarca dualarının etkisi olduğunu, ruhlarıyla karanlık güçlerle mücadele ettiklerini ve savaşa karşı geldiklerini anlamıyor musunuz? Duaya devam edin, ayrıca nöbete de devam edin, fakat muktedir olduğunuz bu tasdik ettiklerime bütün kalbinizle inanın.
  15. Halk, dua et ve savaşın, ıstırabın ve sefaletin üstüne düşüncelerinizin barış paltosunu serin. Onunla bir kalkan teşkil edeceksiniz ve onun koruması altında insanlar aydınlanma ve sığınak bulacaklar. (323, 24 – 26)

Tanrı’ya Hürmet olarak Tanrı Sevgisi ve İnsan Sevgisi

  1. Ah benim yeni öğrencilerim, Tanrı’ya hürmet ve saygınız sürekli olması gerektiğini herhangi bir zaman ve günü beklemeden, tıpkı Babanız´ın size olan sevgisi ayni kaldığı gibi bilin. Elbette her gün nasıl sevgi eylemlerimi hatırlamanız gerektiğini fanatizme kapılmadan bilmek istiyorsanız, size söyleyeceğim: Hayatınız her şeyi Yaratan´a birbirinizi sevmekle sürekli bir hürmet olsun.
  2. Öyle davranın ve benden alçakgönüllülükle istediğinizi vereceğim. Günahlarınız affedildi. Size teselli veriyorum ve hafifletiyorum, fakat size söylüyorum: hatalarınızı keşfederseniz ve vicdanınız sizi yargılarsa, böylece dua edin, hatalarınızı düzeltin, ayni günahı işlememek için ve benim sizi yeniden affetmemi dilememeniz için güçlü olmaya hazırlanın. Sözlerim yukarıya yükselmenizi, ışığa ve ruhen gelişmeyi sağlamanızn size öğretir. (49, 32 – 33)
  3. “Susadım!” diye kalabalığa söyledim ve o kalabalık sözlerimi anlamayarak can çekişmemle alay etti. Istırabımın farkında olmadan bugün ruhumu inciten sadece bir insan kalabalığı değil, bilhassa bütün dünya olduğuna ne söyleyebilirdim ki?
  4. Susuzluğum sonsuz, tahmin edilemeyecek kadar büyük ve sadece sevginiz onu kandırabilir. Neden bana sevgi yerine pagan ibadet türleri sunuyorsunuz? Sizden su rica ettiğimde, bana öd ve sirke verdiğinizi bilmiyor musunuz? (94, 74 – 75)
  5. Size doğrusunu söyleyeyim, çok acı çekenler ve beni sık sık incitenler beni çok çok sevecekler ve onların kalplerinden sürekli bana fedakârlık hediyesi akacak. Onlar maddi hediyeler olmayacak, ne de Mezmurlar veya kürsüler. Benim için en hoşnut edici fedakârlık hediyesi ve hürmet kardeşlerinize karşı sevginizdir. (82,5)
  6. Günden güne ruhi duanız bana ulaşıyor. Onun dilini sizin dünyasal tabiatınız bilmez, çünkü o dudaklarız yoluyla konuşulan sözler değildir, ne de aklınızın ürettiği hayaldir. Ruhun duası öyle derindir ki, o insancıl yeteneklerin ve duyuların ötesindedir.
  7. Her duada ruh yüce ruhların yaşadığı ışığın ve barışın bölgelerine ulaşır ve orada o esansa doyarak aldığı gücü vermek için ölümlü vücuduna geri döner. (256, 63 – 64)
  8. Halk: Dua etmesini anlamanız gereken zaman size geldi. Bugün size yere yıkılmanızı söylemiyorum, ağzınızla dua etmenizi öğretmiyorum veya güzel sözlerle güzel dualarla bana seslenmenizi istemiyorum. Bugün size diyorum ki: Düşüncelerinizle bana yönelin, ruhunuzu yükseltin ve ben hep kendimi hissettirmek için aşağıya geleceğim. Tanrınızla konuşmasını bilmiyorsanız, pişmanlığınız, düşünceleriniz, acınız ve sevginiz bana yeter.
  9. Duyduğum ve anladığım kelimesiz, hakikat ve dürüstlük dolu bu dildir. Size Üçüncü Devirde öğrettiğim bu duadır.
  10. Her ne zaman iyilik yaptığınızda, barışımı, huzurumu ve ümidimi hissettiniz, çünkü Babanız o zaman size çok yakındır. (358, 53 – 55)
  11. Bütün insancıl kibir ve şatafatı reddediyorum, çünkü ruhuma sadece ruhi olan, asil, iyi kalpli, has ve sonsuz olan ulaşabilir. Samiriyeli kadına: “Tanrı ruhtur ve O´na tapanlar ruhen ve hakikatle tapmalıdırlar” dediğimi hatırlayın. Beni sonsuz ve has olanda arayın ve beni orada bulacaksınız.
  12. Sizin için yarattıklarımı neden bana sunuyorsunuz? Eğer sizin eseriniz değilse, neden bana çiçekler hediye ediyorsunuz? Eğer buna karşın sevgi eylemi, merhamet, adalet ve insanlara yardım sunarsanız, o zaman bu sunduğunuz hediye mutlaka ruhen olacaktır ve çocukların dünyadan Baba´ya doğru yolladığı bir okşama ve öpüş olarak yükselecektir. (36, 26 + 29)
  13. Tanrı’ya hürmetinizi maddi toplantı yerlerine göre sınırlandırmanızı da istemiyorum, çünkü o zaman sonsuzluğu kazanmak için ruhunuzu hapse sokmuş ve ruhun kanatlarını açmasına engel olmuş olursunuz.
  14. Üstünde sizden beklediğim Tanrı’ya hizmeti kutladığınız size bıraktığım kürsü hiçbir sınırlama olmaksızın, bütün dinlerin, kiliselerin ve tarikatların ötesinde yaşamdır, çünkü o ruha, sonsuza ve tanrısal olana dayanır. (194, 27 – 28)

Tanrı ve İnsan Arasındaki diyalog

  1. Bugün size – bir kere anladıktan sonra – dünya için yerine getirilmesi imkânsız görünse bile, yerine getirilmesi en kolay bir öğretiyle geliyorum. Tanrı’ya sevgi ibadetini yaşamınızla, eylemlerinizle ve belli bir yerde ve ağızla söylenmeyen ruhi duayla öğretiyorum. Bu ibadetin pagan kültlerine ve resimlere ilham için ihtiyacı yoktur. (72, 21)
  2. İnsanlar bende yaklaşılması imkânsız bir Tanrı’yı tanımak isterken, benim insanlara onların kirpiklerinden daha yakın olduğumu ispatlamaya karar verdim.
  3. Mekanik bir şekilde dua ediyorlar ve dualarında acele diledikleri her şeyin hemen yerine gelmediğini gördüklerinde, cesaretleri kırılarak bana: “Tanrı bizi duymadı” diyorlar.
  4. Eğer dua etmeyi bilselerdi, kalpleri ve akılları ruhlarıyla birleşseydi, ruhlarında Rab´bin sesini duyarlardı ve O´nun yanlarındaki çok yakın varlığını hissederlerdi. Ama benim varlığımı pagan ibadet şekilleriyle rica etmekle nasıl hissetmek istiyorlar? Eğer onlar kendi elleriyle yaptıkları Rab´bin resimlerine taparlarsa, ruhlarının hassaslaşmasını nasıl sağlayabilsinler?
  5. Size çok yakın olduğumu anlamanızı istiyorum ki, benimle kolayca ilişkiye girin, beni hissedin ve verdiğim ilhamları alabilesiniz. (162, 17 – 20)
  6. Tanrı’yı bulabilmek için ruha faydalı olan sessizliğe kendinizi alıştırın. Bu sessizlik bir bilgi kaynağı gibidir ve ona giren herkes bilgeliğimin berraklığıyla dolacak. Sessizlik sadece ruhun girebildiği etrafı yıkılmaz duvarlarla kaplı bir yer gibidir. İnsan sürekli içinde Tanrı’yla ilişki kurabileceği o gizli yerin bilgisini taşır.
  7. Bulunduğunuz yer önemli değildir. Her yerde ister bir dağın zirvesinde olsun, isterse bir vadinin çukurunda, bir şehrin gürültüsünde, evinizin huzurunda veya tam mücadelenin ortasında olsun Tanrı’yla bağlantı kurabilirsiniz. Eğer beni kutsal yerinizin içinde Tanrı’ya yükselişinizin ıssızlığında ararsanız, o anda evrensel ve görünmez tapınağın kapıları açılacak öyle ki, gerçekten kendinizi her ruhta bulunan Baba’nın evinde hissedin.
  8. Eğer yaşam sınavları sizi üzerlerse ve hayatın acıları duygularınızı parçalarsa, biraz barışa kavuşma dileğiyle yanıp tutuşursanız, o zaman yatak odanıza geri çekilin ve sessizliği arayın, tarlaların tenhalığını; orada ruhunuzu vicdanınızın yönetiminde yukarıya kaldırın ve meditasyona girin. Sessizlik, fiziksel gözlere görünmeyen ruhun krallığıdır.
  9. Ruhi vecite girdiğiniz anda daha yüksek duyuların uyanmasına ulaşırsınız, sezgi kendisini gösterir, geleceği sezdiren ilham aydınlanır ve ruhsal yaşam uzaktakilerin berraklıkla farkına varır ve eskiden ulaşılması imkânsız görüleni mümkün kılar.
  10. Kutsal yerin, bu define odasının sessizliğine girmek istiyorsanız, yolu kendiniz hazırlamalısınız, çünkü sadece gerçek arılıkla ona girebileceksiniz. (22, 36 – 40)
  11. Peygamberlerimin yeniden insanları uyarmak için ayağa kalkması gereklidir. Çünkü bir taraftan halklar hırs ve şiddetten gözleri kamaşmış birbirlerini yok ederken, öbür taraftan ışığımı almış olanlar ve insanlığı tarafsız şekilde değerlendirenler görevlerini yapmaya ve Sevindirici Haber´i yaymaya korkuyorlar.
  12. Eğer insanlar ruhlarıyla dua etmeyi becerebilseydiler, sesimi duyarlardı, ilhamlarımı alırlardı. Ama her ne zaman dua etseler, ruhi gözlerinin önündeki perde benim onların yanındaki varlığımın ışığını kapatır. İnsanlara vücutlarının dinlendiği anda onların ruhlarını uyandırmak, onlara seslenmek ve onlarla konuşmak için gelmeliyim. Bir hırsız gibi gecenin karanlığında orada sevgi tohumları ekmek için kalbinize giren Christus´dur. (67, 29)
  13. Dua etmeyi ve ayni zamanda meditasyon yapmayı öğrenin öyle ki, her birinizde farkına varma ve anlama açığa çıksın. (333, 7)
  14. Ruhaniyet özgürlüktür. Ondan dolayı beni şu an duyanlar ve özgürlüğe kavuşturucu öğretimin anlamını kavrayanlar önlerinde geniş bir vadinin açıldığını görüyorlar. Orada onlar savaşacaklar ve her şeye gücü yeten Yaratan’ın kendisi ve insanlar arasında bir diyalog kurmak için geleceği zamanın geldiğinin şahitliğini yapacaklar. (239, 8)
  15. Christus´un öğretisi maneviydi, fakat insanlar ruhen az gelişmiş insanların kavrama gücüne göre ayarlamak için onu ritüellerle ve şekillerle doldurdular.
  16. Siz büyük vahiylerin geldiği, her ibadette maddeleşme, dolandırıcılık ve kusurların yok olacağı ruh devrine girdiniz. Her insan ruhu yoluyla tamamen ruh olan Tanrısı´nı tanıyacak. Bu yolla mükemmel bir diyalog şekli keşfedecek. (195, 77 – 78)
  17. İnsanlar bir kere ruhumla diyalog kurmayı öğrendiklerinde, artık kitaplara başvurmaya ve sorular sormaya gerek duymayacaklar.
  18. Bugün kendisinden daha çok bilgili olduğuna inandıkları insanlara soruyorlar veya yazıları ve kitapları hakikati bulma arzusuyla arıyorlar. (118, 38)
  19. Eğer her gün kısa bir süre meditasyon yapmayı öğrenseydiniz ve meditasyonunuz ruhsal yaşamla ilgili olsaydı, uçsuz bucaksız açıklamalar keşfederdiniz ve başka hiçbir türlü yolla alamadığınız vahiyler alırdınız.
  20. Bana sormak ve benim yanıtımı almak için ruhunuz yeteri kadar ışığa sahiptir. İnsan ruhu çoktan büyük bir gelişme yüksekliğine ulaştı. Bilgi azlığına rağmen ince fikirli gözlemleriyle sizi şaşırtan ve de birçokları için açıklaması zor olan şeyleri berraklıkla açıklayan basit çevrenin insanlarını gözetleyin. Bunları yoksa kitaplardan veya okuldan mı öğrendiler? Hayır. Ama onlar sezgiden veya gereksinimden dolayı ruhi duanın bir parçası olan meditasyon yeteneğini keşfettiler. Tenhalıklarında, etki ve önyargılardan uzak sonsuz, ruhsal ve hakikat olan Tanrı’yla bağlantı kurma yolunu keşfettiler. Birileri daha fazla, öbürleri daha az, herkes yaşamın gerçek özü hakkında meditasyon yapanlar zekâlarında ruhsal ışığı aldılar. (340, 43 – 44)
  21. Siz bana dua nelerden oluşur diye soruyorsunuz ve size yanıtlıyorum: Ruhunuzun Babanız´a özgürce yükselmesine izin vermektir, kendinizi tamamen güvenle ve imanla duaya vermektir, ruhun aldığını izlenimleri kalpte ve zekâda kabul etmektir, gerçek alçakgönüllülükle Baba’nın dileğini kabul etmektir. Böyle dua eden hayatının her anında yanındaki varlığıma sevinir ve kendisini asla muhtaç hissetmez. (286, 11)
  22. Benliğinin en berrak yerine, ruhuna, kanunumu bu devirde yazacağım, sesimi ona duyuracağım ve tapınağımı orada inşa edeceğim; çünkü insan içinde olmayan, ruhunda olmayan, hiç yokmuş gibidir.
  23. İster benim şerefime koskoca maddi kiliseler yapılsın, isterse bana muhteşem kutlamalar ve seremoniler düzenlensin, o hediyeler bana ulaşamayacaklar, çünkü onlar manevi değil. Her pagan ibadet şekli hep kibir ve gösteriş içerir. Ama ona karşın dünyanın görmediği ve sizin ruhtan ruha bana sunduğunuz gizli hediye, alçakgönüllülüğünüzden, dürüstlüğünüzden, hakikatinizden dolayı, bir kelimeyle: ruhtan kaynaklandığı için bana ulaşır.
  24. Size “İkinci Devirde” verdiğim Ferisiler ve gümrükçülerin benzetmesi olarak bilinen o benzetmeyi hatırlayın. Ve talimatlarımın her devirde ayni olduğunu göreceksiniz. (280, 68)
  25. Bazı insanların hak etmeden sevildiğini biliyor musunuz? Sizi öyle seviyorum. Bana çarmıhınızı verin, bana sıkıntılarınızı verin, suya düşmüş ümitlerinizi verin, taşıdığınız ağır yükünüzü verin. Her acının üstünden geleceğim. Kendinizi yükünüzden kurtulmuş hissedin ki, mutlu olasınız. Sevgimin kutsal yerine girin. Uzayın kürsüsünün önünde sessiz kalın ki, ruhunuz Babanız´la en güzel dil olan sevginin dilinde sohbet etsin. (228,73)