ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21...Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Tanrı’nın Gücü
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Eğer bugünün insanı bütün bilimleriyle tabiat güçlerine egemen olamıyorsa, o zaman ruhtan güçlere kudretini nasıl zorla kabul ettirebilir?
  2. Tıpkı uzaydaki gezegenler değişmez düzene göre kendi yörüngelerinde hareket ettiği gibi ve insanlar onların yörüngelerini değiştiremediği gibi, ruhsal dünyada (öbür dünyada) da hiç kimse tarafından değiştirilemeyen bir düzen vardır.
  3. Ben gece ve gündüzü yarattım, bu demektir ki, ben ışığım ve benden başka hiç kimse onu frenleyemez. Bunun aynısı ruhsal dünya için de geçerlidir. (329, 31 – 33)
  4. Eğer bana inanıyorsanız, gücümün insanların günahından daha da çok güçlü olduğuna güvenebilirsiniz ve ondan dolayı günahın hakikatin ışığından ve adaletimden geri çekildiği andan itibaren, insan hayatını değiştirmek zorundadır.
  5. Eğer insanlar bir kere Tanrı’nın dileğini yerine getirdiklerinde, bu dünyada yaşamı düşünebiliyor musunuz? (88, 59 – 60)
  6. Benim için bir insanın pişmanlığı, yenilenmesi ve kurtuluşu imkânsız olamaz. Eğer imkânsız olsaydı, ben o zaman her şeye gücü yeten Tanrı olmazdım ve insan benden daha güçlü olurdu. İnsanların içinde egemen olan kötülük gücüne karşı benim gücümü daha zayıf mı düşünüyorsunuz? İnsanların içindeki karanlığın Tanrı’nın ışığından daha üstün mü sanıyorsunuz? Kalbiniz bana asla diyor.
  7. Düşünün: Görevim, size var olmayı verdikten sonra, mükemmelliğe götürmektir ve hepinizi bir tek ruhi ailede birleştirmektir ve dileğimin her şeye rağmen yerine geleceğini unutmayın.
  8. Ben, göklerin tohum ekeni, sevgi tohumumu fark ettirmeden her ruha ekerim. Sadece ben ne zaman bütün insanlıkta bu tohumun filizleneceğini bilirim ve sadece ben sonsuz sabrımla eylemlerimin meyvesini bekleme gücüne sahibim. (272, 17 – 19)
  9. Sizi büyük gücümle küçültmek istemiyorum, ne de gücümle övünmek istiyorum, ama size onu buna rağmen dileğim üzerine gösteriyorum öyle ki, her güce sahip, bilge ve mükemmel bir Tanrı’ya Babanız olarak sahip olmanın mutluluğunu hissedin.
  10. Sonunda benim gücümün sonunu görmeyeceğiniz düşüncesine sevinin ve ruhunuz ne kadar çok geliştikçe, beni daha iyi tanıyacaksınız. Efendisinin büyüklüğüne asla ulaşamayacağını bilmeyi kim kabul edemez? Dünyada babanıza kıyasla daha genç olmayı kabul etmediniz mi? O babanızın sizden daha fazla tecrübe ve otoriteye sahip olduğunu onaylamadınız mı? Sizden daha güzlü bir adamın – gururlu, kahraman ve erdemli – babanız olduğunu görmeye sevinmediniz mi? (73, 41 – 42)
  11. Benim gücüm karşısından insanların gücünün ne anlamı vardır? Materyalist milletlerin benim sonsuz ruhsal gücüme karşı rakipliği ne becerebilir? Hiçbir şey!
  12. İnsanın iktidar hırsının sınırına ve gururunun en doruk noktasına kadar gitmesine izin verdim öyle ki, Babası tarafından irade özgürlüğüyle donatıldığının bir hakikat olduğunu kendisi anlasın.
  13. Fakat insan (kötülüğün) sınırına ulaştığında, gözlerini ışığa ve sevgiye açacak ve benim karşımda tek bir mutlak güce ve Babası´nın tek bir evrensel bilgeliğine mağlup olarak eğilecek. (192, 53)

Bütün Yaratıklarda Tanrı’nın Varlığı

  1. Benim orada yaşadığım belli bir sınırlı makamım yoktur, çünkü benim varlığım var olan her şeydedir, hem tanrısal, hem de ruhsal veya maddi şeylerdedir. Benim krallığımın hangi yönde olduğunu söyleyemezsiniz ve eğer siz bakışlarınızı yukarıya gökyüzüne doğru kaldırırsanız, onu sembol olarak yaparsınız. Çünkü sizin gezegeniniz durmadan döner ve her hareketinde gökyüzünün belli bölgelerini ve yüksekliklerini size sunar.
  2. Bütün bunlarla size sizinle benim aramda hiçbir mesafe olmadığını ve beni sizden tek ayıran benim mükemmel kanunum ve ruhunuz arasına koyduğunuz size yapması izin verilmeyen eylemlerinizdir.
  3. Ruhi temizliğiniz ne kadar çok olursa, eylemleriniz ne kadar üstün olursa ve imanınız ne kadar sabit olursa, dualarınızda beni daha kolay ulaşılabilir hissedeceksiniz.
  4. Ayni şekilde de: Kendiniz ne kadar çok iyiden, adaletten ve izin verilenden uzaklaşırsanız ve kendinizi materyalizme, karanlık ve bencil bir yaşama verirseniz, o zaman kendinizi benden daha uzak hissetmek zorunda kalacaksınız. Kalbiniz ne kadar çok kanunlarımı uygulamaktan uzaklaşırsa, o zaman yanınızdaki varlığımı daha da az hissedeceksiniz.
  5. Sözümü bu devirde neden bu şekilde beyan ettiğimi kavrayın ve kendinizi benimle ruhtan ruha diyaloga hazırlayın.
  6. Benim çok uzaklarda olduğuma inandığınız için bana gelmeyi bilemediniz. Yanınızdaki Tanrınız olarak varlığımı hissettirmek için ve Baba ve çocukları arasında onları ayıran hiçbir alanın veya mesafenin olmadığını ispat etmek için sizi aradım. (37, 27 – 32)
  7. Eğer kendimi size beyan etmek için tahtımı terk ettiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; çünkü sizin hayalini ettiğiniz taht yoktur. Tahtlar kurumlu ve gururlu insanlar içindir.
  8. Ruhum sonsuz olduğu ve her şeye gücü yettiği için belli bir yerde yaşamaz: o her yerdedir, her tarafta, ruhsal ve maddi dünyadadır. Bana layık gördüğünüz o taht nerede olsun?
  9. İnsanlar gibi bana tahtında fiziksel bir vücutla oturan birisi olarak şekil vermeyi bırakın, bana hep insancıl bir vücut vermeyi, insancıl aklınızın kavrayamadığı bir cennetin hayalini etmeyi bırakın. Eğer bütün bunlardan kurtulursanız, sizi bağlayan zincirleri koparmış gibi, yüksek bir duvar gözlerinizin önünde çökmüş gibi, yoğun bir sis açılmış gibi ve ruhunuza kolay ulaşılır sınırsız bir ufku ve parıldayan sonsuz bir gökyüzünü görmüş gibi olacaksınız.
  10. Bazıları: Tanrı cennettedir, diğerleri ise: Tanrı öbür dünyada yaşar diyorlar. Ama onlar ne söylediklerini bilmiyorlar, ne de inandıkları şeyi anlıyorlar. Ben aslında cennette “oturuyorum”, fakat sizin hayal ettiğiniz belli bir yerde değil: Ben ışığın, kudretin, sevginin, bilgeliğin, adaletin, mutluluğun ve mükemmelliğin cennetinde oturuyorum. (130, 30, 35 – 36)
  11. Benim evrensel varlığım her şeyi doldurur, evrenin hiçbir yerinde veya yaşam bölgesinde boşluk yoktur, benim varlığım her şeyin içine işlemiştir. (309, 3)
  12. Size sizin en gizli düşüncelerinizi bilecek kadar çok yakın olduğumu ve her yerde olan bir Tanrı olduğum için sizin olduğunuz her yerde olduğumu söyledim. Ben aklınızı ilhamlarla ve aydınlık fikirlerle aydınlatan ışığım.
  13. Ben içinizdeyim, çünkü ben size ruh veren ruhum, ben sizi yargılayan vicdanım. Sizin duyularınızda, vücudunuzdayım, çünkü ben bütün yaratılanlardayım.
  14. Beni daha çok içinizde ve çevrenizi saran her şeyde hissedin öyle ki, bu dünyayı terk etme zamanı geldiğinde, tamamen ruhsal dünyaya girebilesiniz ve ruhunuzda maddi dünyanın bırakabileceği izlenimlerden dolayı şaşkınlık olmasın ve siz sonsuz temizliğin kaynağı olan ve ondan sonsuza dek içebileceğiniz bana bir adım daha yaklaşacaksınız. (180, 50 – 52)
  15. Konuşucularımın (Meksika´da) ağzından çıkan sözlerdeki ışığın kaynağının ne olduğunu biliyor musunuz? Onun kaynağı Tanrı’dan çıkan iyilikte, tanrısal sevgide, evrensel ışıktadır. Size yaşam veren o her şeyde olmanın bir ışını veya kıvılcımıdır. O her şeyi harekete geçiren ve titreşimi sağlayan, kımıldatan ve durmadan yörüngesinde gezdiren sonsuz kudretin bir parçasıdır. O sizin tanrısal nur dediğiniz ruhta yaratıkları aydınlatan ve canlandıran tanrısal Ruh´un ışığıdır.
  16. O ışığın hem ruha, hem de vücuda etkisi vardır, hem dünyalara, hem de insanlara, bitlilere ve yaratılanların hepsine. O ruha ruhtandır, maddeye maddedendir, akla zekâdır ve kalplerde sevgidir. O bilgidir, yetenektir, kendi bilincinde olmaktır, içgüdüdür ve sezgidir. Yaratılış düzenine göre yaratıkların yapılış biçimine ve gelişme seviyesine göre bütün duyuların üstündedir, ama onun kaynağı tektir, o da Tanrı’dan gelir ve onun esansı tektir, o da sevgidir. Size ruhsal ışığın mesajını vermek için bu yaratıkların aklını aydınlatmamda ne imkânsız olabilir?
  17. Bitkiler, ruhumun onlara gönderdiği yaşam ışınını alıyorlar öyle ki, meyve versinler. Yıldızlar yörüngelerinde gezebilmeleri için ruhumun gönderdiği kudreti alıyorlar. Dünya durmadan kucağında mucizeler yaratarak yaşam ışınlarını benden aldığının şimdiki ve canlı şahididir. Neden o zaman insanın özünde mücevher gibi bana benzerliği benden kaynaklanan parlak bir ruhun direkt benden kendi ruhuna tanrısal ışınları alması mümkün olmasın? Bu insanın içinde meyve vermesi gereken ruhi tohumdur. (329, 42 – 44)
  18. Hiçbir ah çekmeniz cennette duyulmamış olmayacak, her dua yankısını bende bulur, hiçbir sıkıntınız ve yaşam krizleriniz Baba sevgimin gözlerinden kaçmaz. Her şeyi biliyorum, görüyorum ve her şeyde ben varım.
  19. İnsanlar, günahlarından dolayı benim onlardan uzaklaştığımı düşünerek kendilerini benden uzak hissediyorlar. Dudaklarına o kadar çok acı getirmiş olan ah insani bilgisizlik! Bilin ki, eğer ben herhangi bir yaratığımdan uzaklaşmış olsaydım, şu anda o yaratığın varlığı sona ererdi. Fakat bu olmadı, ne de olacak, çünkü size ruh verdiğim zaman, size sonsuz yaşam verdim. (108, 44 – 45)

Talihsizlikler

  1. Sizi ve bütün insanlığı üzen yaşamın sınavlarını lanetlemeyin, onların Tanrı’nın cezası, öfkesi ve intikamı olduğunu söylemeyin, çünkü o zaman bana iftira atmış olursunuz. İşte o musibetlerin insanlığı kurtarıcı limana yaklaştırdığını size söylüyorum.
  2. O musibetlere adalet, kefaret ve ders deyin, o zaman doğru konuşmuş olacaksınız. Öfke ve intikam insancıl tutkulardır, henüz ruhun huzurundan, ahenkten ve mükemmellikten uzak olan yaratıklara özgüdür. Benim bütün eylemlerimi belirleyen size olan sevgime kabaca “ceza” veya bana layık olmayan “intikam” adını vermeyin.
  3. Kendinizi gönüllü olarak dikenli yollara veya karanlık uçurumlara saptığınızı göz önünde bulundurun ve benim size sevgiyle seslenmemi duymadığınızı, ne de vicdanınızın sesini dinlediğinizi düşünün. Ondan dolayı acıların size yardıma gelmesi sizi uyandırmak, durdurmak, aklınızı başınıza devşirmek ve sizin gerçek yola geri dönmenizi sağlamak için gerekliydi. (181, 6 – 8)
  4. Ben sizi cezalandırmıyorum; ama ben adaletim ve kanunlarıma karşı davrananları adaletli bir Tanrı olarak hissettiririm. Çünkü ebedi Tanrınız hiç kimsenin değiştiremeyeceği kanunlarını size bildirdi.
  5. İnsan, bir hayat sınavında nasıl dert yandığına bakın; derin bir uçurumun içine düştüğü zaman, karısının sevdiği birisini kaybettiğinde ağladığını gördüğü zaman, çocuklar günlük ekmekten mahrum bırakıldıkları zaman ve aile sıkıntı ve sefalete düştüğü zaman. O insan talihsizliği karşısında çok şaşkındır, ümitsizdir, fakat dua etmek ve günahlarından pişman olmak yerine, bana isyan edip tanrısal Ruh ayni şekilde çocuklarının acılarından dolayı ağlarken: “Tanrı’nın beni böyle cezalandırması nasıl mümkün olabilir?” diye söyler. Ve Tanrı’nın gözyaşları sevgi kanı, af ve yaşam kanıdır.
  6. Size doğrusunu söyleyeyim: insanların ulaştığı gelişmeden ötürü, durumlarının düzelmesi bu devirde benim merhametime bağlı değildir. Onlar kendi kendilerinin kurbanıdır, fakat o benim cezam değildir. Çünkü benim kanunum ve ışığım her vicdanda parlar.
  7. Benim adaletim her yabani otu*) kökünden yolmak için aşağıya gelir ve doğanın güçleri bile bu adaletin uygulayıcısı olarak kendilerini gösterir. O zaman o güçlerin insanların arınmasına hizmet etmesine rağmen, insanların kökünü kurutmak için bütün güçler birlik olmuş gibi görünürler. Ama bazıları o olaylardan deliye dönüp: “Eğer bu kadar büyük acılara katlanmak zorundaysak, neden bu dünyaya geliyoruz?” diye acıların ve günahların benden kaynaklanmadığını düşünmeden konuşurlar.

*) Christus´un benzer bir sözünden kaynaklanan “yabani ot” kelimesiyle insanlar kastedilmiyor, daha ziyade insanların kötü dürtüleri ve eğilimleri burada söz konusudur.

  1. İnsan, adalet ve kefaret konusunda bilgisiz kalmasından sorumludur. Ondan dolayı önce insanın (bana karşı) isyanı ve sonra küfürü gelir. Sadece benim talimatlarımı inceleyenler ve kanunuma uyanlar Babası´nı suçlamaya muktedir değildir. (242, 19 – 21)

Tanrı’nın Adaleti

  1. Siz bazen kuru ve hasta dalları olan ve o hasta parçaları yok etmek için acılı bir budamaya ihtiyacı olan küçük bir ağaç gibisiniz öyle ki, hasta dallarınızın kesilmesiyle yeniden sağlığınıza kavuşabilesiniz.
  2. Eğer benim sevgi adaletim onun kalbine zarar veren insancıl ağacın kuru ve hasta dallarını buduyorsa, o budama insanı ayağa kaldırır.
  3. Eğer bir insanın vücudunun bir parçasının kesilmesi gerekiyorsa, onun o hasta, ölü ve tehlikeli parçayı kesmek için yapıldığını biliyorsa bile, insan acı içinde kıvranır, titrer ve korkar.
  4. Güller de dalları kesildiği zaman, gözyaşları gibi yaşam sularını akıtırlar; ama sonra en güzel çiçeklere bürünürler.
  5. Sevgim, sonsuz, ama yüce bir şekilde çocuklarımın kalbindeki kötülükleri bazen kendimi kurban etmekle budar.
  6. İnsanlar beni çarmıha gerdikleri zaman, cellatlarımı iyiliğim ve affımla örtüp onlara yaşam verdim. Sözlerimle ve susmamla onlara ışık verdim, onları savundum ve kurtardım. Bu şekilde kötülüğü kesip atıyorum, onu sevgimle engelliyorum ve onu savunuyor ve kötülük edeni kurtarıyorum. O aflar sonsuza dek kurtuluşun kaynağıydı ve kaynağıdır. (248, 5)
  7. Suçunuzun ağırlığından daha ağır olan bir yargı size veremem. Ondan dolayı benden korkacak hiçbir şeyiniz olmadığını, aksine kendinizden korkun diye söylüyorum.
  8. Sadece ben suçlarınızın ağırlığını, büyüklüğünü ve anlamını biliyorum. İnsanlar hep dış görünüşe göre etkilenirler, çünkü insanlar insanların kalbine girmeye muktedir değiller. Bense kalbinizin içine bakarım ve beni incittikleri için bana gelip kendilerini büyük suçlarından ötürü yargıladıklarını söyleyebilirim, fakat ben onları ruhen temiz buldum. Buna karşın diğer insanlar bana gelip asla kötü bir şey yapmadıklarını söylediler, fakat ben onların yalan söylediklerini biliyordum. Çünkü elleri çevresindeki insanların kanına bulaşmamış olsa bile, onları öldürmeyi emrettikleri kurbanlarının kanı o katillerin ruhuna akın etti. Onlar taş atan ve atarken elini gizleyen insanlardır. Ben beyanımda “korkak”, “sahte” ve “hain” sözlerini kullandığım zaman, onların bütün benliği titredi ve onlar onları yargılayan bir bakışı üzerlerinde hissettikleri için benim ders saatlerimden uzaklaştılar. (159, 42 – 43)
  9. Eğer tanrısal adalette Baba’nın en büyük sevgisi olmasaydı ve o adalet Tanrı’dan gelmeseydi, insanlık bugün yok olmuş olurdu, onların günahları ve sonu gelmeyen suçları Tanrı’nın sabrını çoktan taşırmış olurdu; ama bu olmadı. İnsanlık yaşamaya devam ediyor, ruhtan yaratıklar reenkarnasyona (insan olarak doğmaya) devam ediyorlar ve adım adım her insan eyleminde sevgi ve merhamet olan adaletim kendisini gösteriyor (258, 3)
  10. Sözlerimi iyice öğrenin öyle ki, hafif bir suç işleyene ağır bir musibet getirirsem ve buna karşın ağır suç işleyenlere görünüşe göre af ettiğim anlaşılırsa, birçokları gibi tanrısal adaletimin eylemlerinden dolayı deli olmayın.
  11. Usta size: eğer görünüşe göre hafif bir suç işleyene büyük musibetler getirmem o ruhun zayıflığını bildiğim içindir diyor ve onlar kanunumu uygulamaktan uzaklaşırlarsa, onları yıkıma götüren ilk adımları olabilir. Fakat diğer insanların ağır suçuna göz yumarsam, büyük suçun ruh için ayni şekilde büyük pişmanlığa neden olduğunu bildiğim için bu böyledir.
  12. İnsanları yargılamayın, hüküm giydirmeyin, aklınızda bile milletler arasında kan dökülmesine neden olan insanları adaletimin cezalandırmasını düşünmeyin. O insanların da sizin gibi benim çocuklarım, yaratıklarım olduğunu ve onların büyük suçlarını büyük kefaretle denkleştirmeleri gerektiğini düşünün. Size söylüyorum: özellikle sizin parmağınızla gösterdiğiniz insafsızca barışı yıkanlar ve aranızda kargaşalığa neden olanlar gelecek zamanlarda insanlığa en büyük arabuluculuk ve iyilik yapan insanlar olacaklar.
  13. Milyonlarca kurbanların kanları dünyadan benim tanrısal adaletime sesleniyorlar, fakat insanların adaletinin ötesinde her ruha ve kalbe ulaşan benim adaletim olacak.
  14. İnsanların mahkeme yargısı affetmez, kurtarmaz ve sevmez. Benimki ise sever, affeder, kurtarır, yeni bir yaşama uyandırır, yükseltir ve aydınlatır; özellikle insanlığın büyük acı çekmesine neden olanları büyük kefaretin karşılığını ödemelerini sağlamakla, eylemlerinin en derin dibine bakabilmeleri için onlar için pota olan arınmakla ve vicdanlarının sesini dinlemeye tamamen uyanmakla onları arıtacağım ve kurtaracağım. O insanlara kurbanlarının ve halklarının gitmek zorunda bırakıldığı ayni yolda gitmesini zorunlu kılacağım. Ama sonunda dünyaya tekrar geri dönebilmek, yıktıklarını yeniden inşa edebilmek, mahvettiklerini yeniden tamir edebilmeleri için ruhi temizliğe kavuşacaklar.(309, 16 – 18)
  15. Bilin ki, sadece ölüm size geldiği zaman Babanız´ın sizi yargıladığını sanmayın, bilhassa bu yargı eylemlerinizin bilincinde olduğunuzdan itibaren ve vicdanınızın sesini hissettiğiniz zaman başlar.
  16. Benim yargım hep sizinledir. Adım adım ister bu dünyadaki yaşamınızda, isterse ruhsal dünyadaki yaşamda olsun, benim yargımın altındasınız; ama burada, bu dünyada vücudunuzda ruhunuz vicdanınızın sesine vurdumduymaz ve sağırdır.
  17. Ben sizi size yardım etmek için, gözlerinizi ışığa açmak için, sizi günahlarınızdan özgür bırakmak için ve acılardan kurtarmak için yargılıyorum.
  18. Yargımda asla bana yaptığınız hakaretlerinizi hesaba katmıyorum, çünkü benim yargımda asla garaz, intikam ve ceza bile yoktur.
  19. Eğer acılar kalbini delerse ve sizi en hassas yerinizden vurursa, o sizin herhangi bir işlediğiniz hatanıza işaret etmek için, talimatlarımı anlamanızı sağlamak için ve size yeni ve bilgece bir ders vermek için vuku bulur. Bu nedenden dolayı hayatın sınavlarında hep sevgim vardır.
  20. Bazı olanaklarda bir hayat sınavının nedenini anlamanıza izin verdim, bazılarında ise adaletimin uyarısının anlamını bulamazsınız, çünkü Baba’nın eylemlerinde ve ruhunuzun yaşamında insan aklının kavrayamayacağı derin gizemler vardır. (23, 13 – 17)
  21. Size: “Ölçtüğünüz ayni arşınla (ölçekle) ölçüleceksiniz” diye söylenmiş olan devir gerilerde kaldı. O kanun burada, dünyada intikam almak ve insan sevgisini bir kenara atmak için ne kadar çok kullanıldı!
  22. Şimdi size bu adalet arşınını elime aldığımı ve sizi onunla, siz nasıl ölçtüyseniz, ölçeceğimi söylüyorum. Ama size açıklayarak söylemeliyim ki, benim her yargımda sizi seven Baba, kurtuluşunuza koşan Kurtarıcınız yanınızda olacak.
  23. Kendi kendisini eylemleriyle yargılayan insandır, bazen onlar müthiş yargılardır ve size yardıma koşan Rabbiniz´dir öyle ki, suçunuzun kefaretine katlanabilmek için katlanma tarzı bulasınız.
  24. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer acılı kefaretlerden sakınmak istiyorsanız, hemen zamanında suçlarınızdan pişman olun ve hayatınıza dürüstçe bir yenilenmeyle, kardeşlerinize sevgi ve merhamet eylemleriyle, yeni bir yön verin.
  25. Benim beni gerçek imanla arayanlara ve asla kapalı kalmayacak olan kurtarıcı bir kapı olduğumu anlayın. (23, 19 – 23)
  26. Şimdi tanrısal adaletin sevgiden ibaret olduğunu, sizin adaletiniz gibi ceza olmadığını görüyorsunuz. Eğer ben – önümde dış görünüşe göre yalnız argümanların geçmediği – sizi sizin dünyevi kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne olurdunuz?
  27. Eğer ben sizi sizin kötülüklerinize göre, sizin ağır (ceza) kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne hallere düşerdiniz? O zaman haklı olarak merhamet etmem için yalvarırdınız.
  28. Fakat korkmanıza gerek yoktur, çünkü sevgim asla solmaz, ne değişir, ne de yok olur. Sizse buna karşın öleceksiniz ve yeniden doğacaksınız, gideceksiniz ve yeniden geleceksiniz ve hac yolunuzda Babanız´ı tanıyıncaya ve onun tanrısal kanunlarına uyacağınız gün gelinceye dek, gideceksiniz. (17, 53)