ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32...Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 32… Enkarnasyon Doğa ve İnsanların Görevi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi – Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Dünyada Enkarnasyon
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Sizinkilerden birisi “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) göçtüğü zaman, huzur hissetmek yerine ağlıyorsunuz, çünkü o ölen Rabbi´ne bir adım daha yaklaşıyor. Buna karşın bir çocuk evinizde doğduğu zaman, o anda o ruhun bu gözyaşı vadisinde bir kefareti ödemek için insan olarak doğduğunu düşünmeden, o bebeğin doğumunu kutluyorsunuz; aslında o çocuk için ağlamanız gerekir. (52, 58)
  2. Siz kendi bedeninizden çocuk doğuruyorsunuz, fakat o ruhları ailelere, oymaklara, milletlere ve dünyalara dağıtan benim ve insanlar için anlaşılması imkânsız adaletimde sevgim kendisini beyan eder. (67, 26)
  3. Siz şimdiki zamanda yaşıyorsunuz ve sizin geleceğiniz için belirlediklerimi bilmiyorsunuz. Dünyada yaşayacak olan ve ağır bir görevi yüklenecek olan ordular kadar çok sayıda ruhları hazırlıyorum. Bilmelisiniz ki, çoğunuz çocuk olarak dünyaya gelen o ruhların anne-babası olacak. Göreviniz içten hazırlıklı olmanızdır öyle ki, onları kabul edip onlara önderlik etmesini bilesiniz. (128, 8)
  4. Size çok ruhaniyet konusunda konuşmak istiyorum, ama henüz onları anlayacak seviyede değilsiniz. Eğer size dünyada hangi konutlarda çoktan çocuk olarak yaşadığınızı bildirseydim, böyle yerlerde nasıl yaşamış olduğunuzu anlayamazdınız.
  5. Bugün “ruhsal vadiyi” tanıdığınızı reddedebilirsiniz, çünkü ruhunuz insan olarak yaşadığı sürece ona geçmişini gizledim öyle ki, ruh ne kibirlensin, ne üzülsün, ne de yeniden başlaması gereken yeni yaşamı karşısında ümitsizliğe kapılsın.
  6. İsteseniz bile eski hayatınızı hatırlayamazsınız. Şimdi size beyan ettiğim eski hayatınızın sadece his ve öz sezgisine izin veriyorum öyle ki, hayat mücadelesinde metanetli olun ve yaşam sınavlarına gönüllü olarak tahammül edin.
  7. Size söylediğim her şeyden şüphelenebilirsiniz, fakat o ruhi dünya ruh olduğunuz sürece gerçekten yurdunuzdu. Siz o yurdun vatandaşlarıydınız. Orada hiçbir ıstırap tanımadınız, Baba’nın görkemini benliğinizde hissettiniz, çünkü O´nda kusur yoktur.
  8. Fakat orada liyakatleriniz yoktu ve böylece o cenneti terk etmeniz ve bu dünyaya gelmeniz gerekliydi öyle ki, ruhunuz zahmetlerinizle o krallığı yeniden kazansın.
  9. Fakat siz her gün biraz daha fazla, kendinizi Tanrı’dan ve ruhsal kaynağınızdan çok uzak hissedinceye kadar, ahlâken çöktünüz. (114, 35 – 36)
  10. Ruh (insan olarak) dünyaya geldiği zaman, varlığını Babası’na adamanın, O´nun tarafından beğenilmenin ve insanlara faydalı olmanın en güzel niyetleriyle doludur.
  11. Ama kendisini bir vücutta hapsedilmiş olarak gördüğü anda, bin bir çeşit denemeye tutulur ve hayat yolunda ayartılır, zayıflar “bedenin” itkisinin etkisi altında kalır, ayartmalara yenik düşerse, bencilleşir ve sonuçta kendisini her şeyden çok sever. (Bu dünyadaki) Hedefinin ve vaatlerinin yazılı olduğu vicdanına sadece birkaç an kulak verir.
  12. Benim sözüm (benimle yaptığınız) ruhsal antlaşmayı hatırlamaya ve ayartılmalara direnmeye ve engelleri aşmaya yardımcı olur.
  13. Hiç kimse benim belirlediğim yoldan asla sapmadığını söyleyemez. Ama sizi affediyorum öyle ki, çevrenizdeki insanları affetmeyi öğrenin. (245, 47 – 48)
  14. İnsanların vicdanının sesiyle ahenk içinde yaşaması için büyük bir ruhi talimat gereklidir. Çünkü Tanrı’nın sevgisi her şeyin iliklerine kadar işlemiş, her şey insanların iyiliği ve mutluluğu için Tanrı tarafından bilgelikle yaratılmış olmasına rağmen, ruhun etrafını saran madde ona sınavdır, cünkü ruh insanın doğduğu andan itibaren ait olmadığı bir dünyada yaşar ve özyapısı bakımından tamamen ruhtan farklı bir vücutla birleşmiştir.
  15. Ruhun kendi geçmişini neden unuttuğunun nedenini burada görebilirsiniz. Ruh, henüz doğmakta olan varlığından bilinçsiz bir yaratıkta (bebekte) insan olur ve onunla birleşir. O vücutla sıkı bir bağlılığı olduğu bir yaşam sürmeye başlar.
  16. Ruhun sadece iki niteliği bedende kendini gösterir: vicdan ve sezgi; ama şahsiyeti, başardıkları işler ve geçmişi belli bir süre gizli kalır. Baba bunu öyle belirledi.
  17. Eğer ruh kendi geçmişini hatırlasaydı, yüce bir vatanın ışığından gelen ruhun bu dünyanın sefil hayat şartları altında yaşamak için hali ne olurdu? Eğer o ruhlara geçmişte başka yaşamlardan kazandıkları yücelikleri açıklansaydı, insanlar arasında hangi kibirler ortaya çıkardı? (257, 18 – 19)

Bedenin Doğru Değerlendirmesi ve Ruhun Bedene Önderliği

  1. Size sadece ruhunuzu temizleyesiniz demiyorum, bilakis vücudunuzu da güçlendiresiniz öyle ki, sizden doğan yeni nesiller sağlıklı olsunlar ve ruhları zor görevlerini yerine getirebilsinler. (51, 59)
  2. Vücudunuzun sağlığına dikkat edin ve bakımı ve güçlenmesini sağlayın. Benim öğretim size ruhunuz ve vücudunuz için sevgi dolu bakımı tavsiye eder, çünkü ikisi de birbirlerini tamamlarlar ve onlara emanet edilen zor ruhi görevleri yerine getirmede birbirlerine ihtiyaçları vardır. (92, 75)
  3. Vücudunuza sahip olduğu değerden fazla değer vermeyin ve ruhunuza verilen değerin yerini vücudunuzun almasına izin vermeyin.
  4. Vücudun ihtiyacınız olan sadece bir araç olduğunu kavrayın öyle ki, ruhunuz dünyada kendisini beyan edebilsin. (62, 22 – 23)
  5. Bu öğretinin ruhunuza ne kadar faydalı olduğuna bakın, çünkü vücudunuzun parçaları her geçen günle biraz daha toprağın kucağına yaklaşırken, buna karşın ruhunuz biraz daha sonsuzluğa yaklaşır.
  6. Ruh dünyada yaşadığı sürece, vücut ruhun orada dinlendiği destektir. Vücudun ruhu bağlayan zincir veya hapiste tutan zindan olmasına izin vermek neden? Vücudun hayatınızın direksiyonu olmasına izin vermek neden? Bir körün gören insana kılavuzluk yapması doğru mudur? (126, 15 – 16)
  7. Bu talimat bütün temiz ve tanrısal olan şeyler gibi basittir ve ondan dolayı da anlaşılması kolaydır. Fakat onu uygulamak size bazen zor görünecek. Ruhunuzun gayreti zorlama, feragat veya vücudunuzun fedakârlığını gerektirir. Eğer eğitim ve ruhi disiplin eksikse, acı çekmek zorunda kalırsınız.
  8. Zamanın başlangıcından beri Tanrı’nın verdiği kanuna uygun bir şekilde bir yaşam sürmek için doğruyu, izin verileni ve iyiyi anlamaya uğraşıda ruh ve “beden” arasında çatışma olmuştur.
  9. Bu ağır güreşte size sanki yabancı ve kötü niyetli bir güç sizi sürekli mücadeleyi bırakmaya ayartıyormuş ve sizin irade özgürlüğünüzden faydalanmanıza ve materyalizmin yoluna devam etmenize davet ediyormuş gibi gelir.
  10. Vücudunuzun zayıflığından daha büyük bir ayartma olmadığını size söylüyorum: çevresini saran her şeye hassas; pes edecek kadar zayıf; alaşağı etmeye ve baştan çıkarması kolay. Fakat dürtülere, tutkulara ve vücudun zayıflıklarına hâkim olmayı öğrenmiş olan insan içinde taşıdığı ayartmayı yenmiştir. (271, 49 – 50)
  11. Dünya bir savaş meydanıdır ve orada öğrenmeniz gereken çok şey vardır. Eğer o öyle olmasaydı, bu gezegende birkaç yıl yaşamak yeterdi ve siz başka bir zamanda bir daha bu dünyada doğmak için gönderilmezdiniz. Eğer vücuda (ruhi) pislik ve materyalizm yapışmışsa, ruh için kendi vücudunuzdan daha kasvetli ve karanlık bir mezar hücresi yoktur.
  12. Benim sözüm sizi bu mezardan yükseltir ve size bundan sonra kanat verir öyle ki, barış bölgelerine ve ruhi ışığa doğru yükselin. (213, 24 – 25)

Ruhun ve Vicdanın İnsanda Önemi ve Görevi

  1. Vücut ruhsuz, sadece fiziksel vücutla varlığını sürdürebilirdi, ama o zaman o vücut insan olmazdı. O canlı ve bilinçsiz olurdu, ama o vücut kendisini yönetemezdi, ne de vicdani yoluyla Tanrı’nın kanununu tanıyan, iyiliği kötülükten ayırt eden ve Tanrı’nın vahiylerini alan en yüksek yaratık olurdu. (59, 56)
  2. Bırakın vicdan ruhu aydınlatsın ve ruh bedeni yönetsin! (71, 9)
  3. Dünyada bazı insanlar sahte büyüklük peşinden koşarken, diğerleri ise insanın Tanrı’nın gözünde önemsiz bir yaratık olduğunu söylüyorlar. Ve hatta bazı insanlar topraktaki solucanla kendilerini kıyaslarlar. Elbette sizin fiziksel vücudunuz yaratıklarımın arasında küçük görünebilir, ama o benim için onu bilgelikle ve yetenekle yarattığımdan dolayı küçük değildir.
  4. Fakat benliğinizin büyüklüğüne vücudunuzun ölçülerine göre nasıl karar verebilirsiniz? O vücutta ruhun varlığını hissediyor musunuz? O ruh sizin vücudunuzdan daha büyük, varlığı ebedi, yolu sonsuzdur. Ruhun gelişmesinin sonunu fark etme gücüne sahip değilsiniz, ayni şekilde onun başlangıcını kavrayamadığınız gibi. Ben sizi küçük olarak görmek istemiyorum, ben sizi yarattım öyle ki, büyüklüğe ulaşın. İnsanı ne zaman küçük olarak gördüğümü biliyor musunuz? O günahların ahlaki çöküntüsüne düştüğü zaman, çünkü o zaman insan soyluluğunu ve onurunu kaybetti.
  5. Çoktan beri bana bağlı değilsiniz, Tanrı’nın size verdiği birçok nitelikler, yetenekler ve yetiler benliğinizde hareketsizce uyuduğu için gerçekten kim olduğunuzu bilmiyorsunuz. Ruh ve vicdan hakkında uyuyorsunuz ve işte tam onların ruhi niteliklerinde sizin gerçek büyüklüğünüz yatar. Siz bu dünyadan olan yaratıklar gibi yaşıyorsunuz, çünkü onlar bu dünyada oluşur ve ölürler. (85, 56 – 57)
  6. Sözümle size ruhunuzun benim için olan değerini ispat ediyorum. Maddi yaratıklar arasında ruhunuzdan daha büyük (kıymetli) hiçbir şey yoktur – ne ışığıyla kral yıldız (güneş), ne bütün mucizeleriyle dünya, ne de herhangi bir başka yaratık size verdiğim ruhunuzdan daha büyüktür, çünkü ruh Tanrı’dan çıkmış bir parçacıktır, alevdir.
  7. Tanrı’dan başka sadece ruhlar, ruhi zekâ, bilinç, irade ve irade özgürlüğüne sahiptirler.
  8. “Bedenin” içgüdü ve eğilimlerinin üstünde ruhunuz olan bir ışık yükselir ve bu ışığın üstünde bir önder, ders kitabı ve hâkim (vardır), o da vicdandır. (86, 68)
  9. Materyalizme düşkün insanlık bana: “Gerçekten ruhun krallığı var mıdır?” diyor. Fakat ben size: “Ah siz inançsızlar, ‘Üçüncü Devrin’ Thomas’ı gibisiniz” diye yanıt veriyorum. Acıma ve merhamet duyguları, şefkat, iyilik ve yüce duygulu olmak vücudun nitelikleri değildir, ayni şekilde içinizde gizli yatan Tanrı’nın hediyeleri (yetenekler) de vücudun niteliği olmadığı gibi. Kalbinizde ve aklınızda yer etmiş olan bütün o duygular, bütün o yetenekler ruha aittir ve siz onu inkâr edemezsiniz. “Beden” sadece sınırlı bir araçtır, fakat ruh sınırlı değildir: o büyüktür, çünkü ruh Tanrı’nın bir atomudur.
  10. Benliğinizin özünde ruhunuzun yerini arayın ve sevginin görkeminde büyük bir bilgelik! (147, 21 – 22)
  11. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlığın ilk günlerinden beri insan ruhtan bir özün içinde taşıdığının sezgisel bilgisine sahipti. Öyle bir öz ki, görünmez olmasına rağmen, insan hayatının çeşitli eserlerinde kendisini belli etti.
  12. Rabbiniz zaman zaman ruhun varlığını, özelliğini ve gizli varlığını vahiy etti. Çünkü o ruhu içinizde taşımanıza rağmen, materyalizminizin örttüğü perde öyle kalın ki, içinizde en asil ve en halis özünüzü fark etmeye muktedir değilsiniz.
  13. Birçok gerçekleri insan inkâr etmeye cesaret etti. Buna rağmen ruhun varlığına inancı ona karşı en çok savaştığı şeylerden birisi değildi, çünkü insan onu hissetti ve sonunda ruhunu inkâr etmenin kendisini inkâr etmek olacağını kavradı.
  14. İnsan vücudu tutkularından, kötü alışkanlıklarından ve zevke düşkünlüğünden yozlaştığı zaman, o vücut zincir, karanlık bir göz bantı, hapishane ve ruhun gelişmesine bir engel oldu. Buna rağmen insanda hayat sınavları esnasında asla ona yardıma koşan içten ışığın bir kıvılcımı eksik değildi.
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, ruhun en yüce ve temiz ifadesi vicdandır, çevresindeki bütün yaratıklar arasında insanı birinci, en yüce, en önemli ve en asil yapan o içten ışıktır. (170, 56 – 60)
  16. Bütün millete insanın sahip olduğu en yüksek ve en güzel unvan – o unvanı hak etmek zorunda olsa da – onun “Tanrı’nın çocuğu” olması olduğunu söylüyorum.
  17. Kanunların ve talimatların amacı size hakikatimi beyan etmektir öyle ki, en büyük mükemmellik olan Tanrı’nın O´na layık çocukları olabilesiniz. (267, 53)
  18. Sizin “benim suretimde” olarak yaratıldığınızı biliyorsunuz, fakat onu söylediğiniz zaman, fiziksel vücudunuzu düşünüyorsunuz. Size söylüyorum, benim suretim sizin vücudunuz değildir, bilakis benim suretimde olabilmek için erdemleri uygulamakla kendinizin benim gibi olması gereklidir.
  19. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben adaletim, iyi olanım ve bütün bunlar Tanrı’nın sevgisinden kaynaklanır. Nasıl olmanız gerektiğini şimdi anlıyor musunuz öyle ki, “benim suretimde” olasınız? (31, 51 – 52)
  20. Tanrı’nın inikâsını içinizde taşıyorsunuz, ben gerçekten içinizdeyim. Zekânız, iradeniz, yetenekleriniz, duyularınız ve erdemleriniz daha yüce bir özünüzün şahitliğini eder. Ve siz Baba´dan kaynaklandığınız Baba’nın yaşayan kanıtısınız.
  21. Zaman zaman itaatsizliğiniz ve günahınız yüzünden içinizde taşıdığınız suretimi lekeleyip kirletiyorsunuz. O zaman benim gibi değilsiniz; çünkü Tanrı’nın bir sureti olabilmek için insan vücuduna ve bir ruha sahip olmak yetmez. Gerçek bana benzerlik ışığınız ve bütün insanlara olan sevgiyle mümkündür. (225, 23 – 24)
  22. Ben sizi “suretim” olarak yarattım ve ayni zamanda ben üç ve bir olduğum için sizde de Üçlü Birlik vardır.
  23. Fiziksel vücudunuz yaratıkların mükemmel şekli ve ahengini temsil eder. İnsan olarak doğan ruhunuz, dünyada insanlara sevgi izi bırakmak için dünyaya insan olarak gelen “sözün” kopyasıdır; vicdanınız ise tanrısal ışık olan Kutsal Ruh´un parlayan kıvılcımıdır. (220, 11 – 12)
  24. Eğer ruhunuz vücudunuzda özgür iradesiz ve kendi eğilimleri olmadan etkisini gösterseydi, o zaman ruhunuz neleri hak etmiş olurdu? Ruhun bedenle savaşı bir gücün öbür güçle savaşıdır. O eritme potasında ruh üstünlüğünü ve dehasını ispat etmesi gereken denek taşını bulur. Ruhu sürekli bir an için “bedenin” ayartmasına yenik düşmesi sınavdır. Ruha etkisini gösteren ayartmalar çok güçlüdür ki, siz sonuçta doğaüstü ve kötü bir gücün sizi uçuruma sürüklediği ve sizin tutkularda mahvolmanıza neden olduğu izleniminde olabilirsiniz.
  25. Ruhun sorumluluğu Tanrı önünde ne kadar büyüktür! Beden bu sorumluluğu üzerine almadı. Bakın, ölüm geldiği zaman, beden hep toprakta yatıyor. Ne zaman liyakatler kazanacaksınız öyle ki, ruhunuz içinde yaşadığınız dünyadan daha mükemmel bir yurtta yaşamaya layık olsun?
  26. Dünya size sadece kibir, gurur ve sahte büyüklüğü oluşturan taçlar sunuyor. Ama kibirlerden uzaklaşmayı anlayan ruhunuza öbür dünyada başka bir bilgeliğimin tacı hazırlandı. (53, 9 – 11)
  27. Yaşam kendisini bedenden çok ruhta beyan etsin. Ne kadar çok insan bu dünyada yaşadılar; fakat onların sadece çok azı ruhen yaşadı ve insanda var olan ve Tanrı’nın insanların içine koyduğu tanrısal kıvılcım olan merhameti ifade etti.
  28. Eğer insanlar sağgörüyü ruhlarında muhafaza edebilmiş olsaydılar, o sayede geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve geleceklerini görebilirlerdi.
  29. Ruh Tanrı’nın bilgeliğinin kitabına benzer. Ne kadar çok içeriği vardır! Her adımda ve her anda size vahiy edecek bir şeyi vardır – bazen o kadar derin vahiyler ki, onları anlamanız mümkün değildir.
  30. Her insanın içinde var olan ışık kıvılcımı insanı ruhla birleştiren bağdır. O öbür dünya ve Babası´yla bağlantıyı sağlar. (201, 37 – 40)
  31. Ah, ruhunuzun görme yeteneğiyle algıladıklarını keşke fiziksel yapınız algılayabilseydi! Çünkü vücut fiziksel yapısı bakımından hiçbir şeyi fark etmese de, ruhunuzun görmesi asla son bulmaz. Ne zaman ruhunuzu anlamaya muktedir olacaksınız? (266, 11)
  32. Yaşama gaddar dediğiniz için onu sevmeyen siz, insanda vicdanın anlamını fark etmediğiniz ve onun size önlerdik etmesine izin vermediğiniz sürece, yaşamın gerçek değerini hiç bulamayacaksınız.
  33. Ruhu bedenden ve tutkularından daha yüksek bir yaşama yükselten vicdandır. Ruhen gelişmeniz size Tanrı’nın büyük sevgisini hissetmenizi sağlayacak. Eğer onu pratikte uygulamada başarılı olursanız, o zaman yaşamın anlamını anlayacaksınız, güzelliklerini göreceksiniz ve o yaşamda bilgeliği keşfedeceksiniz. O zaman neden benim ona “yaşam” adını verdiğimi bileceksiniz.
  34. Bu öğretiyi tanıdıktan ve anladıktan sonra, onun gerçek olmadığını söylemekle kim reddetmeye cesaret edecek?
  35. Eğer gerçek değerinizin gerekçesi vicdanınızda olduğunu kavrarsanız, o zaman Baba’nın yarattığı her şeyle ahenk içinde yaşayacaksınız.
  36. Sonra vicdan zavallı insan hayatını güzelleştirecek; ama insan adaletin ve bilgeliğin yolundan gitmek için önce onu Tanrı’dan ayıran bütün tutkularına sırtını dönmelidir. O zaman sizin için bugün ona ilgisizlikle baktığınız gerçek hayat başlayacak, çünkü siz neyi hor gördüğünüzü bilmiyorsunuz ve onun mükemmelliğini tasavvur edemiyorsunuz. (11, 44 – 48)

İnsanın İçinde Tanrı’nın Tapınağı

  1. İnsanlığın benim hakkımdaki tasavvuru çocukçadır, çünkü o ona sürekli verdiğim vahiyleri anlamasını bilmedi. Kendisini hazırlamasını bilen için ben görülebilir, dokunulabilir ve her yerdeyim; fakat hassasiyete sahip olmayanlara materyalizm onları sertleştirdiği için benim varlığımı kavramak güçtür. Öyle insan benim ondan uçsuz bucaksız uzaklarda olduğum duygusuna sahiptir ve ona herhangi bir şekilde hissedilebilmem ve görülebilmem imkânsızdır.
  2. İnsan beni içinde taşıdığını ve ruhunda ve vicdanının ışığında Tanrı’nın temiz varlığına sahip olduğunu bilmelidir. (83, 50 – 51)
  3. İnsanları üzen bu devrin ıstırapları onları adım adım farkında olmadan içlerindeki tapınağın kapısına götürecek. Bu durum karşısında ilerlemekten aciz: “Rab, neredesin?” diye soracaklar. Tapınağın içinden Usta’nın iyimser sesi duyulacak ve O onlara: “Ben buradayım, hep oturduğum yerde, sizin vicdanınızda” diyecek. (104, 50)
  4. Siz içimde doğdunuz. Ruhi ve maddi (fiziksel) yaşamı Baba´dan aldınız. Tasvir olarak söyleyebilirim ki, ayni zamanda içimde doğduğunuz için, ben de sizin içinizde doğdum.
  5. Sizin vicdanınızda doğdum, gelişmenizle büyüyorum ve sevgi eserlerinizde kendimi tamamen beyan ediyorum öyle ki, sevinç çığlıklarıyla: “Rab içimdedir!” deyin. (138, 68 – 69)
  6. Bugün henüz çocuk öğrencilersiniz ve benim talimatlarımı hep doğru olarak anlayamıyorsunuz, fakat kalbinizle ve düşüncelerinizle şimdilik Tanrı’ya konuşun. Tanrı size benliğinizin içinden yanıt verecek. Vicdanınızda konuşacak olan O´nun mesajı, berrak, bilge ve sevecen bir ses olacak. O sesi yavaş yavaş keşfedeceksiniz ve sonra ona zamanla alışacaksınız. (205, 47)
  7. Üçüncü Devirde öğrencilerimin kalbinde Kutsal Ruh´un kilisesini inşa edeceğim. Orada yaratan Tanrı, kudretli Tanrı, İkinci Devirde insan olarak dünyaya gelmiş olan Tanrı, sonsuz bilge Tanrı oturacak. O içinizde yaşıyor, fakat siz onu eğer hissetmek ve sözlerinin melodisini duymak istiyorsanız, içten hazırlık yapmalısınız.
  8. İyilik yapan insan varlığımı içinde hisseder, ayni şekilde alçakgönüllüler veya her insanı kardeşi olarak görenler de.
  9. Ruhunuzda Kutsal Ruh´un tapınağı vardır. Bu bölge yok edilemez, hiçbir fırtına veya bora onu yıkma gücüne sahip değildir. İnsan gözleri için o görülemez, dokunulamaz. Onun sütunları iyilikte büyümek olsun. Kubbesi Baba’nın çocuklarına verdiği rahmetidir. Kapıları tanrısal annenin sevgisidir; çünkü kapımı çalan herkes göksel annenin kalbini etkileyecek.
  10. Öğrenciler, işte Kutsal Ruh´un kilisesinde yaşayan hakikat buradadır öyle ki, (İncil’in) yanlış yorumları yoluyla yanılgıya düşenlerden olmayın. Taştan kiliseler sadece bir semboldiler ve o kiliselerde taş taş üstünde kalmayacak.
  11. İçinizdeki kilise kürsüsünde hep imanın alevi yanmasını istiyorum ve eserlerinizle günün birinde üstünde büyük bir kutsal tapınağın duracağı temelleri attığınızı kavrayın. Ben çeşitli fikirden bütün insanları denerim ve onları etkilerim, çünkü onların hepsinin tapınağımı inşa etmeye katılmalarını sağlarım. (148, 44 – 48)