ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36... Iman, Hakikat ve İdrak

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Her Şeyi Yenen İman
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Zayıflığı, zavallılığı, sefaleti ve tutkuları yenmek ve şüpheyi bertaraf etmek için iman ve iyi eylemler kaçınılmazdır ki, imkânsız olanın üstünden gelen erdemlerdir; onların karşısında zorluklar ve ulaşılması imkânsız şeyler gölge gibi kaybolurlar.
  2. “İkinci Devirde” bana inananlara: “İmanın sana yardımcı oldu!” dedim. İmanın şifa verici gücü, değiştirici kudreti olduğu ve onun ışığı karanlığı yok ettiği için onu öyle açıkladım. (20, 63 – 64)
  3. Ruhen gelişmeden hâlâ uzak olanlar bana: “Rab, sana inanıyorum, çünkü ben seni gördüm” demek için beni Jesus´un vücudunda görmek istiyorlar. Onlara: “Ne mutlu görmeden iman edenlere, çünkü onlar ruhen gelişmeleriyle beni kalplerinde hissetmiş olmanın ispatını gösterdiler” diyorum. (27, 75)
  4. İmanın ne olduğunu bilmenizi istiyorum öyle ki, ona sahip olanın eşi benzeri görülmemiş bir definenin sahibi olduğunu anlayın.
  5. Her kim bu iç ışıkla aydınlanmış olarak yaşarsa, dünya onu ne kadar yoksul bulsa da, kendisini asla hor görülmüş, terk edilmiş, zayıf veya yitik hissetmeyecek. Onun Babası’na, yaşama, hedefine ve kendisine inancı hayat mücadelesinde asla yıkılmasına izin vermeyecek. Ve ayrıca o hep büyük ve şaşırtıcı eserler bırakmaya muktedir olacak. (136, 4 – 5)
  6. İman, sonsuzluğun güvenli limanına ulaşıncaya dek yolunuzu aydınlatan bir deniz feneri gibidir.
  7. İman, bugün bir adım ileri, yarın ise bir adım geri giden, acıya karşı savaşmak istemeyen ve sadece Baba’nın merhameti sayesinde ruhun zaferine inanan ılık ve korkak insanların imanı gibi olmamalıdır.
  8. İman, ruhun hissettiğidir, Tanrı’nın içinde olduğunun bilincidir, Tanrı’yı sevip Onu içinde hissetmeye sevinmektir ve insanın kardeşlerini sevmesidir. Baba’nın adaletine inancı öyle büyüktür ki, insanların onu sevmesini beklemez, incitmeleri ve hataları affeder, ama liyakatleri yoluyla arınacağına inandığı için yarın ışıkla dolacağına inanır.
  9. İmanı olanda barış, sevgi ve iyilik vardır.
  10. O (imanlı insan) ruhen zengindir ve maddi dünyada bile; ama sizin kastettiğiniz zenginlik değil, gerçek zenginlik. (263, 12 – 16)
  11. Gerçek imanın varlığının ispatını şimdi size söylüyorum: Eğer kalp hayat sınavları saatinde ümitsizliğe kapılmazsa ve kritik anlarda barış ruhu doldurursa.
  12. İmanı olan benimle ahenk içindedir, çünkü ben yaşam, sağlık ve şifayım. Her kim gerçekten bu limanı ve bu deniz fenerini ararsa, mahvolmaz.
  13. Bu erdeme sahip olan insan biliminin ötesinde mucizeler yaratır, ruha ve daha yüce bir yaşama şahit olur. (237, 69 – 71)

Tanrı’nın Hakikatini İdrak etmek

  1. Eğer kalp iyi imana sahipse ve akıl ön yargılardan ve belirsiz düşüncelerden özgürse, o zaman insan yaşamın değerini daha iyi bilir ve hakikat daha çok berraklıkla idrak edilir. Eğer insan buna karşın kalbinde şüphe ve kibir, aklında yanılgılar besliyorsa, her şey bulanık görünür ve ışık bile ona karanlık olarak görünür.
  2. Hakikati arayın, o yaşamdır, ama onu sevgiyle, alçakgönüllülükle, metanetle ve imanla arayın. (88, 5 – 6)
  3. Dua edin, Babanız´a duada sorun, o zaman derin düşüncenizde sonsuz ışığımın kıvılcımını alacaksınız. Bir tek anda bütün hakikati alacağınızı beklemeyin. Çoktan beri hakikati arayan, keşfeden ve onun gizemlerini çözmeye çalışan, fakat henüz özledikleri amaca ulaşamamış olan ruhlar vardır.
  4. Tanrı tarafından adanmış Christus size o yolu: “Birbirinizi sevin” diyerek gösterdi. Bu yüce sözün menzilini tasavvur edebiliyor musunuz? Eğer insanlar bu öğretiye göre yaşasaydılar, insanların hayatı tamamen değişmiş olurdu. Sadece sevgi tanrısal gizemlerin hakikatini beyan edebilecek, çünkü o sevgi yaşamınız ve bütün yaratılanların kaynağıdır.
  5. Israrla hakikati arayın, hayatın anlamını arayın, iyilik yapmayı sevin ve iyilikte güçlü olun ve yanlış, halis ve mükemmel olmayan şeylerin adım adım benliğinizden sıyrılıp düşeceğini göreceksiniz. Tanrı’nın merhametinin ışığına günden güne hassaslaşın, o zaman Rabbiniz´e bilmek istediğiniz ve en yüce hakikate ulaşmak için ruhunuzun ihtiyacı olan her şeyi direkt sorabileceksiniz (136, 40 – 42)
  6. İnsanlık bana ulaşamadığı için ben insanlığa uğrayan “sözüm”. Size vahiy ettiğim hakikatimdir, çünkü hakikat hepinizin dileğime göre gideceğiniz krallıktır.
  7. Eğer ben size önceden birçok feragat eylemlerinde bulunmanız gerektiğini söylemezsem, hakikati nasıl keşfedeceksiniz?
  8. Hakikati bulmanız için bazen sahip olduğunuz şeylerden vazgeçmeniz ve hatta kendinizden feragat etmeniz gerekir.
  9. İçinde yaşadığı duvarları yıkmadığı sürece, bencil, materyalist ve vurdumduymaz insan hakikati göremez. Onun benim ışığımı yüz yüze görebilmesi için tutkularını ve zaaflarını yenmesi gerekir. (258, 44 – 47)
  10. Hakikati arayana ne mutlu, çünkü o sevgiye, ışığa ve iyiliğe susamış insandır! Arayın, böylece bulacaksınız, hakikati arayın ve o size doğru gelecek. Derin derin düşünmeye devam edin, ayrıca tanrısal bilgeliğin kitabına sorun, o size yanıt verecek, çünkü Baba ona ısrarla sorana karşı asla suskun veya vurdumduymaz değildir.
  11. Hakikati kitaplarda, hocalarda ve bilimlerde arayanların kaç tanesi sonuçta onu kendi içinde keşfedecek, çünkü her insanın içine sonsuz hakikatin tohumunu koydum. (262, 36 – 37)
  12. Sizi dolandıramam! Ben asla sahtekârlık yapamam, kendimi karanlıkta gizlemiyorum. Hakikatim hep çıplaktır. Fakat insanlar ruhumun çıplaklığını göremiyorlarsa, o sadece onu görmek istemedikleri içindir. Hakikatimi size herhangi bir giyimle gizlemiyorum. Benim çıplaklığım tanrısal ve temizdir, benim çıplaklığım kutsaldır, onu uzayın bütün yaratıklarına göstereceğim. Bunun sembolü olarak dünyaya çıplak bir insan olarak geldim ve çıplak olarak sizden ayrıldım.
  13. Benimkiler arasında hakikatin egemen olmasını istiyorum, çünkü ben hakikatinizdeyim ve hakikatinizde olacağım. Aranızda sevgi olmasını istiyorum ve sevgim hep sizin sevginizde olacak.
  14. Sadece bir hakikat, bir gerçek sevgi vardır ve bu hakikat ve sevgi içinizdeyse, o zaman sevginiz ve hakikatiniz benim olacak ve benim hakikatim ve sevgim sizin olacak. (327, 33 – 34)
  15. Işığım her ruhtadır. Şimdi siz ruhumun insanlara döküleceği devirde yaşıyorsunuz. Ondan dolayı hepinizin – alimler ve ayni şekilde bilgisizler, büyükler ve ayni şekilde küçükler, güçlüler ve ayni şekilde yoksullar – benim varlığımı yakında hissedeceğinizi size söylüyorum.
  16. Diğerleri gibi öbürleri de yaşayan Tanrı’nın hakikati karşısında sarsılacaklar. (262, 33 – 34)

Ruhsal ve Tanrısal Olanı Algılamak

  1. Ruhunda vicdanı olduğu için çocuklarımdan birisinin beni unutması imkânsızdır. O vicdan ruhumun ışığıdır ve o ışıkla er ya da geç beni tanıması gerekir.
  2. Bazıları için sözümün anlamını kavramak ve orada ışığı bulmak kolaydır, fakat diğerleri için sözüm bilmece gibidir.
  3. Bu devirde herkesin mesajlarımın ruhi esansını anlayamadığını söylüyorum. Anlayamayanlar yeni devirleri beklemek zorunda kalacaklar öyle ki, ruhları vahiylerimin ışığına gözlerini açsınlar. (36, 4 – 6)
  4. Eğer size benim bilgeliğimin sizin olacağını söylüyorsam, dünyada bir kez yaşamış olmak size vahiy etmek istediklerimi bilmek için yeterli olabileceğini mi sanıyorsunuz? Gelişmenin uzun yolunu kat etmeden insanların bilimine ulaşamayacağınızı söylüyorsam, o zaman ruhunuz tamamen gelişmeden ruhi şeyleri daha da az algılayabilirsiniz.
  5. Ruhi gelişmeyi bilime karşı koymuyorum, çünkü bu yanılgı insanların yanılgısıydı, asla benim değil. Tam tersine size ruhaniyeti maddi yaşamla, insancıl şeyleri tanrısal şeylerle ve geçici şeyleri sonsuz şeylerle ahenk içinde tutmanızı öğretiyorum. Fakat insanın yaşamın yolunda gidebilmesi için önce vicdanınızın gösterdiği yolu bilmesi gerektiğini size açıklıyorum. Vicdanın kanunu Tanrı’nın ruhundan kaynaklanır. (79, 38 – 39)
  6. Siz çok aşağılara düştünüz ve çok ruhaniyetten uzaklaştınız ki, doğal olan bütün bunları doğaüstü sanıyorsunuz, çünkü o ruhsaldır. Tanrısal olana doğaüstü diyorsunuz ve ruhunuza ait olanları da ayni şekilde görüyorsunuz. Bu bir yanılgıdır.
  7. Bunun nedeni ise sizin sadece duyularınızın veya insani zekânızın kavrama gücü alanında olanların görmeniz ve algılamanızdır. Ve duyularınızın ve aklınızın ötesinde olanların doğaüstü saydığınız içindir. (273, 1)
  8. Hem bilginin ışığını doğada arayan insan, hem de bilgeliğimi ruhi vahiylerde arayan insan başka yollarda bulamadığı hakikatleri onları bulacağı yolu kendi ayağıyla kat etmekle bulmalıdır. Ondan dolayı ruhunuzu arka arkaya (birden fazla) dünyada yaşamak için yolladım öyle ki, o ruh gelişmesiyle ve tecrübesiyle içinde olanı ve onun etrafını saran her şeyi keşfetsin.
  9. İsterseniz sözlerimi iyice sınayın, fakat yaşamı sonra o açıdan iyice okuyun ve inceleyin öyle ki, size söylediklerimin hakikati içerdiğini görebilesiniz.
  10. Sanki size bugün söylediklerimle geçmiş zamanlarda vahiy ettiklerim arasında çelişki varmış gibi görünecek, fakat bu çelişki yoktur. Yanılgıda olan insanlardır. Ama yakında herkes ışığa kavuşacak. (105, 54 – 56)

Ruhi İdrakin Şartları

  1. Alçakgönüllülük ruhun ışığıdır ve buna karşın onun eksikliği karanlıktır. Kibir bilgisizliğin meyvesidir. Bilgi yoluyla büyük olan ve erdemlerinden ötürü seçkin olan insan gerçek sadeliğe ve ruhi alçakgönüllülüğe sahiptir. (101, 61)
  2. Bırakın bütün kötü düşünceler sizden sıyrılsın ve asil düşünceleri kendinize çekin. Mutluluk maddi şeylere sahip olanlarda değil, bilakis insanın ruhen idrak ettiklerindedir. İdrak sahip olmaktır ve sonra da uygulamaktır.
  3. Gerçek bilgiye sahip olan insanın ruhu alçakgönüllüdür ve sadece dünyevi bilgiye sahip olmaya çabalayan ve anlamadıklarını inkâr eden o insan dünyevi bilgelikten gurur duymaz. İçinde ilhamlı bilgiyi taşıyan her insan doğru zamanda vahiy almaya muktedirdir, ayni şekilde o vahiyleri beklemekten anladığı gibi. Birçok insan kendisini bilge diye adlandırdı, fakat günden güne bütün ışığıyla parlayan güneş onlara bir gizem olarak kaldı.
  4. Birçoklari her şeyi bildiklerine inandılar, fakat size doğrusunu söyleyeyim, farkında olmadan yollarına çıkan karınca onlar için ayni şekilde anlaşılması imkânsız gizemle doludur.
  5. İnsanlar doğanın birçok mucizesini keşfedebilecekler, ama onu tanrısal sevginin yolunda yapmadıkları sürece, ruhun ölümsüz yaşamında var olan gerçek bilgeliğe ulaşamayacaklar. (139, 67 – 70)

İnsanların Gerekli Bilinç Gelişmesi

  1. Başlangıçtan beri insanlığa özgür düşünme izni verdim. Fakat o hep köle kaldı – bazen kendi yobazlığından, diğer durumlarda da “firavunun” ve “imparatorun” yanlış dünya görüşüne köleliğinden. İnsanlığın bu devirde ruhun ulaştığı özgürlük ve gözlerinin gördüğü aydınlık karşısında gözlerinin kamaşmış olması bundan dolayıdır. Çünkü onun ruhu bu özgürlüğe henüz alışmadı.
  2. İnsan idrak gücünü ruhaniyet için azalttı ve ondan dolayı da yobazlığın pençesine düştü, dolambaçlı yollardan gitti ve diğerlerinin iradesinin gölgesi gibiydi.
  3. O özgürlüğünü kaybetmişti, kendi efendisi değildi, ne de düşüncelerinin efendisi idi.
  4. Fakat hakikat arzusuyla özgürce sonsuzluğa doğru yükselmeniz için o zamanda zincirleri koparmanız ve kanatlarınızı açmanız gereken ışık devri geldi. (239, 4 – 7)
  5. İçinde yaşadığınız yüzyıl iki değerlendirme şekli gösterir: birincisi zekânın gelişmesi, ikincisi ise ruhi duraklama.
  6. Gerçekten tanrısal ışık aklınıza ışın saçar ve ondan dolayı size ilhamlarım gelir; onun meyveleri insanları şaşırtır, çünkü akıl şimdi özgürlük ve bilgi zenginliğini arzuluyor. İnsan doğayı incelemeye kendini veriyor, araştırıyor, keşfediyor, seviniyor ve şaşıyor, ama asla tereddütlü değil.
  7. Fakat her ne zaman onun ruhaniyete ve tanıdığı maddenin ötesindeki hakikate olan ilişkisini açıklığa kavuşturmak aklına gelirse, o ürkektir, bilinmeyenlere doğru, yasak sandığı şeylere ve (düşüncesine göre) sadece yüce ve Tanrı’nın gizemlerini çözmeye layık yaratıklara düşene doğru ilerlemek, onu korkutur.
  8. Burada o onu alçakta tutan irade yoluyla önyargıları yenmekten aciz, kendisini zayıf ve aptal gösterdi. Tamamen ters yorumların kölesi olduğunu burada gösterdi.
  9. Ruhi seviyede de gelişmediği sürece, insan zekâsının gelişmesi asla mükemmel olmayacak. Kendinizi sadece dünyevi yaşama adadığınız için ruhunuzun ne kadar çok geride kaldığını kavrayın.
  10. İnsan diğer insanların iradesinin kölesidir, büyünün, lanetlemenin ve tehditlerin kurbanı. Fakat insan bununla neye ulaştı? İnsanın sahip olması gereken en yüce bilgiyi kavramak ve ona ulaşmak için kendi dileklerinden vazgeçmesi; hep anlamsızca bir gizem saydığı ruhsal yaşamı açıklığa kavuşturmak için kendi kendine engel olması.
  11. Ruhsal yaşamın insanlar için dünyada sonsuza dek bir gizem kalacağını mı sanıyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız, büyük bir yanılgıdasınız. Size doğrusunu söyleyeyim, kökeninizi ve ruhunuz hakkında hiçbir şey bilmediğiniz sürece, bilimde çok ilerlemiş olsanız da, bitkiler ve hayvanlar arasında zavallı bir dünyada yaşayacaksınız. Savaşlarınızla birbirinizi yok etmeye devam edeceksiniz ve ıstıraplar hayatınızı yönetmeye devam edecek.
  12. Eğer benliğinizde ne taşıdığınızı keşfetmezseniz ve çevrenizdeki insanlarda ruhi kardeşinizi fark etmezseniz, birbirinizi gerçekten sevebilir misiniz? Hayır, insanlık, beni tanıdığınızı ve izimden gittiğinizi söyleseniz bile. Eğer öğretimi üstünkörü anlarsanız, imanınız, idrakiniz ve sevginiz sahte olacak. (271, 39 – 45)
  13. İnsanlar bende bilgisizliğin boyunduruğundan kurtulmak için cesaret bulacaklar.
  14. Eğer insanlar yaşamın şartı, kökü ve temeli olan ruhi bilgiye sahip değillerse, dünyada barış olacağını ve savaşların sona ereceğini, insanların kendilerini yenileyeceğini ve günahın azalacağını nasıl bekleyebilirsiniz?
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlar hakikatimi anlayıp uygulamadığı sürece, varlığınız bu dünyada kayan kumun üstüne inşa edilmiş bir bina gibi olacak. (273, 24 – 26)
  16. Kendi içine doğru ilerlemediği, gizemini bilmediği ve kendi esas benliğini tanımadığı için insana kendisinin kendisine bir yabancı olduğunu söylüyorum. Fakat ona ben bu devirde uzun yıllar boyunca kapalı kalan, bütün gizemlerin orada muhafaza edildiği ve size hemen “İkinci Devirde” ruhumun ışığıyla aydınlığa kavuşturacağımı vaat ettiğim “kitabın” içeriğini öğreteceğim.
  17. Şimdi siz gerçekten kendinizi tanıyacaksınız ve ruhunuzun içine ulaşacaksınız. O zaman kim olduğunuz bilmeye başladığınızı söyleyebileceksiniz.
  18. İnsan kökünü, hedefini, görevini ve yeteneklerini ve onun etrafında yaşayan ve hareket eden bütün sonsuz yaşamı tanıyacak. Çevresindeki insanları artık o incitemeyecek, insanların varlığını tehlikeye atamayacak, ne de etrafındaki herhangi bir şeyi kirletebilecek, çünkü her şeyin kutsal olduğunu kavramış olacak.
  19. İnsan ruhunda olanı idrak edecek ve o zaman ruhun harika olduğuna ve Babası´nın sonsuzlukta (öbür dünyada) hazırlamış olduğu yurdun da mükemmel olması gerektiğinin berrak bir tasavvuruna ve inancına sahip olacak. (287, 4 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35... Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Düşünceleri Almak ve İletmek ve Onların Etkileri
Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsan gözüne görünmeyen ve insan bilimi yoluyla algılanamayan ve yaşamınıza etkisi olan güçler vardır.
  2. Bu güçlerin iyisi ve kötüsü vardır; birincisi size sağlık verir ve diğer güçler ise hastalıklara neden olurlar; onların aydınlık ve karanlık olanı vardır.
  3. O güçler nereden kaynaklanır? Öğrenciler, onlar ruhtan, akıldan ve duygulardan kaynaklanır.
  4. Dünyada insan olarak yaşayan ve fiziksel vücutsuz olarak (öbür dünyada) yaşayan ruhlar düşünürken titreşim iletirler; her duygu bir etki gösterir. Bu dünyanın o titreşimlerle dolu olduğundan emin olabilirsin.
  5. Şimdi insanın iyiliği düşünüp yaşadığı yerde şifalı güçler ve etkilerin olması gerektiğini ve insanın iyiyi, adaleti ve sevgiyi tanımlayan kanunların ve kuralların olmadığı yerde kötü güçlerin olması gerektiğini kolayca anlayabilirsiniz.
  6. Bu güçlerin ikisi de havayı doldurur ve birbirlerine savaş açarlar; onlar insanların duygularını etkilerler ve eğer insanlar bunları birbirinden ayırmayı bilirlerse, iyi telkinleri kabul eder ve kötüleri reddederler. Ama insanlar zayıfsa ve iyi işler yapmada tecrübeleri yoksa, bu titreşimlere direnç gösteremezler ve onlarda kötülüğün kölesi olma ve onun egemenliğine yenik düşme tehlikesi vardır. (40, 58 – 63)
  7. Her ruhsal olan şey uzayda – size görünebilir veya görünemez – ışık kaynağıdır ve bu ışık güç, kudret ve ilhamdır. Onların sahip olduğu temizliğe ve yüceliğe göre fikirler, sözler ve eylemler ayni şekilde ışık verirler. Bir fikir veya eylem ne kadar yüceyse, onun titreşimleri ve verdiği ilham o kadar narin ve incedir. Materyalizmin köleleri için bunları algılayabilmek daha zor olsada, buna rağmen yüce düşüncelerin ve eylemlerin ruhi etkisi büyüktür. (16, 16)
  8. Eğer aklınıza ışıktan bir fikir gelirse, o fikir yararlı görevini yerine getirmek için hedefine ulaşır. Eğer iyi düşünceler yerine temiz olmayan düşünceler aklınızdan çıkarsa, onlar sadece ilettiğiniz yerde zarara neden olurlar. Size söylüyorum, düşünceler de eylemdir ve onlar vicdanınızda var olan kitapta yazılı kalacaklar.
  9. Yaptığınız işler iyi veya kötü olsun, insanlara dilediklerinizi çok defa geri alacaksınız. Kendinize kötülük yapmak insanlara beddua etmekten daha iyidir.
  10. Ondan dolayı size “İkinci Devirde”: “Ektiğinizi biçeceksiniz” dedim; çünkü tecrübelerinizi bu yaşamda algılamanız gereklidir ve biçtikleriniz size ektiğiniz tohumların daha fazlasını vereceğini düşünün.
  11. Ah İnsanlık, Usta’nın öğretilerini ne düşünmeyi, ne de hissetmeyi ve yaşamayı istedin! (24, 15 – 18)
  12. Düşüncelerin gücünü algılamadığınızı söylemiş olmamın nedeni budur. Bugün size düşüncenin ses ve kulak, silah ve kalkan olduğunu size söylüyorum. Onlar yıktıkları gibi yaratırlar da. Düşünce birbirinden uzakta olanlar arasındaki mesafeyi kısaltır ve izini kaybettiklerini bulur.
  13. Savaş başlamadan önce silahlarınızı tanıyın. Her kim hazırlanmayı bilirse, güçlü ve yenilmez olacak. Ölüm silahlarını sallamanız gerekmeyecek. Silahınız temiz ve arınmış düşünceler ve kalkanınız ise iman ve insan sevgisi olsun. Sessizlikte bile sesiniz barışın mesajını tınlasın. (76, 34)
  14. Aklınızı pis düşüncelerle kirletmemeye dikkat ederek nöbet tutun. Akıl yaratıcıdır ve eğer kötü bir düşünceye sığınak verirseniz, sizi aşağı seviyelere çeker ve ruhunuz karanlığa bürünür. (146, 60)
  15. Bir büyük insan gurubunun birleşik düşünceleri kötü etkileri yenmeye ve putları sütun tabanından devirmeye muktedir olacaklar. (160, 60)
  16. Gelecekte düşünce yoluyla iletişimin büyük gelişmeye ulaşacağını bugün size garanti edebilirim; bu haberleşme yoluyla bugün milletleri ve dünyaları birbirinden ayıran birçok engel yok olacak. Eğer düşünce yoluyla Babanız´la bağlantı kurmayı öğrenirseniz ve ruhtan ruha diyalog sağlamaya ulaşırsanız, o zaman görünen veya görünmeyen, yanınızda olan veya olmayan, yakında veya uzaktaki kardeşlerinizle bağlantı kurmaya ne zorluk çıkarabilir? (165, 15)
  17. Mükemmel olmasalar da düşünceleriniz hep bana ulaşıyor ve dualarınızda iman olmasa da – o imanı hep muhafaza edin – dualarınızı duyuyorum. Bunun nedeni ruhumun bütün yaratıkların titreşimini ve duygularını algılamasından gelir.
  18. Ama bencilliklerinden ötürü birbirleri arasında mesafe tutan ve bugün içine bulaştıkları materyalizm yüzünden ruhsal yaşamdan uzak olan insanlar düşünceleri yoluyla insanlarla haberleşebilmeye hazırlıklı değiller.
  19. Fakat ruhunuzu eğitmeye başlamanızın gerekli olduğunu size söylüyorum. Buna ulaşmak için duyulabilir bir yanıt almasanız bile, ruhi yaratıklarla “konuşun”.
  20. Yarın, herkes vermeyi öğrendiği zaman, insanlar hayâlini bile edemediği daha da çok ruhi haberleşme işaretleri alacaklar. (238, 51)

Duyguların, Dileklerin ve Korkuların Gücü

  1. Her an zihinsel ve ruhi titreşimler sizden çıkıyor, ama çoğunlukla bencillik, nefret, şiddet, kibir ve adi tutkuların ışığını saçıyorsunuz. İncitildiğiniz zaman, incitiyor ve hissediyorsunuz, ama sevmiyorsunuz ve ondan dolayı da sevildiğiniz zaman, hissetmiyorsunuz. Böylece hasta düşüncelerinizle içinde yaşadığınız çevrenizi biraz daha fazla acılarla doyuruyorsunuz ve varlığınızı rahatsızlıkla dolduruyorsunuz. Fakat size söylüyorum: Her şeyi barışla, ahenkle, sevgiyle doyurun, o zaman mutlu olacaksınız. (16, 33)
  2. Sizi sevmeyenler hakkında asla kötü düşünmeyin ve sizi anlamayan insanlara öfkelenmeyin, çünkü çevrenizdeki insanlara hissettiğiniz en içten duyguyu bile düşüncelerinizle iletiyorsunuz. (105, 37)
  3. Şiddet yoluyla güçlü olmak isteyen insanları görüyor musunuz? Çok yakında onlar hatalarının farkına varacaklar.
  4. Ben onlara insanın sadece sevgi yaymak olan iyilik yoluyla gerçekten büyük ve güçlü olabileceğini göstereceğim. (211, 22 – 23)
  5. Yüzünüzü kaldırıp ümitle gülümsemek ve geleceğe korkusuzca, şüphesizce bakmak için imanınız eksiktir, çünkü ben senin geleceğindeyim.
  6. Sadece bunu düşündüğünüz için ne kadar sık hastasınız; çünkü her adımda musibet peşinizi kovaladığını ve ıstırabın pusuda beklediğini sanıyorsunuz. Sonra düşüncelerinizle karanlık güçleri kendinize çekiyorsunuz ve bu güçlerle fiziksel hayatınızı ve ruhsal yükselişinizi karartıyorsunuz.
  7. Fakat ben yeniden yaşama, hakikate, Sonsuza (Tanrı’ya) ve mükemmel barışa inancınızı alevlendirmek için ve ışığı kendinize çekmenizi öğretmek için de burada sizinleyim. (205, 28 – 29)

Tutkuları Yenme Eksikliği

  1. İnsan iki açıdan suçludur: Sırf onu en yüksek ruhsal öğretilerimi incelemeye engel olan gözündeki bantı düşsün diye çabalamadığı için değil, bilakis kendisinin ruhi gelişmesine engel olan ve onu fiziksel zevklere ayartan maddenin bağlarından kendisini kurtaramadığı için de suçludur. Onların neden bencil zevklerinin kölesi olduğu bundan dolayıdır ve o ruhunun şifa bulması için hiçbir şey yapmayan bir felçliye benzer.
  2. Her alanda çok sayıda dengesiz insanlar görüyorum, her yerde sadece zayıf insanlara rastlıyorum. Ve bu nerden kaynaklanır? İçinde bulunduğunuz pislikten çıkmak, sizi maddeye bağlayan bağların getirdiği uyuşukluğu yenmek için yeteri kadar cesaret ve irade gücüne sahip olmadığınızdan kaynaklanır. Ve bu bütün kötü alışkanlıklar ve bütün hataların kaynağıdır.
  3. Ama insan donatılmış olduğu irade gücünden faydalanmak istemiyor. O sınırsız kanun koyması gereken, en yüksek yönetmen olması gereken ve aklın desteğiyle – gücün güce, egemenliğin egemenliğe karşı – bir tarafta tutkular ve cinsel arzular, öbür tarafta akıl ve irade son ikisi savaşı kazanıncaya dek ve sizin özgürlüğe kavuştuğunuzu söyleyebildiğiniz ana dek savaşmasi gereken iradedir.
  4. O zaman büyük peygamberler, büyük aydınlar ve “üstün insan” olabileceksiniz. O zaman vahşi hayvanlarla birlikte yaşayabilecek ve sürüngenlerle oynayabileceksiniz. Çünkü size doğrusunu söyleyeyim, o küçük kardeşlerinizden korkmanıza neden olan size sıkıntı veren hatalarınızdır. Ondan dolayı da o hayvanlar size saldırıyor.
  5. Fakat insanları gözetlemek için kendinize zaman ayırırsanız, vahşi kaplanlardan daha vahşi insanlar olduğunu ve o insanların kobra yılanından daha fazla zehirli olduklarını keşfedeceksiniz. (203, 3 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34... İrade Özgürlüğü ve Vicdan

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdanın ve İrade Özgürlüğünün Önemi
Rab şöyle konuşuyor…  

  1. Öğrenciler, beni dinleyin: İnsan ruhi hediye olarak irade özgürlüğüne ve vicdana sahiptir; herkes erdemlerle dünyaya gelir ve o erdemleri kullanabilir. Ruhlarında vicdanın ışığı vardır; ama vücudun gelişmesiyle ayni zamanda tutkular, kötü eğilimler de gelişir ve bunlar erdemlerle savaş içindedirler.
  2. Tanrı bunların böyle olmasını sağlar, çünkü mücadelesiz liyakatler yoktur ve bu, bundan dolayı ruhi yolda ilerlemek için gereklidir. Eğer Tanrı’nın çocukları mücadele etmeseydiler, onların liyakati ne olurdu? Eğer siz dünyada özlediğiniz gibi mutluluk içinde yaşasaydınız, ne yapardınız? Eğer rahatlıklarla ve zenginliklerle donatılmış olsaydınız, ruhen gelişmeyi ümit eder miydiniz? Siz olduğunuz yerde kalırdınız; çünkü mücadelenin olmadığı yerde, liyakat yoktur.
  3. Fakat yanlış anlamayın; çünkü ben size mücadeleden bahsediyorsam, zayıflıklarınızı ve tutkularınızı yenmek için geliştirmeniz gereken mücadeleden bahsediyorum. İnsanlara izin verdiğim sadece bu mücadelelerdir öyle ki, bencillik ve maddi çabalarınıza egemen olun ve böylece vicdanınız yoluyla aydınlanmış ruhunuz (hayatınızda) gerçek yerini alsın.
  4. Bu iç mücadeleyi tasdik ediyorum, ama insanların hırs ve kötülüklerden gözleri kamaşarak kendilerini yükseltmek için sürdürdükleri mücadeleyi değil. (9, 42 – 44)
  5. “Beden” hep dünyanın cazibelerine yenik düşerken, ruh yükselmesine ve ilerlemesine ulaşmak için çabalar. Fakat ruh ve beden eğer onun ikisi sadece onlara izin verileni yaparlarsa, ahenk içinde olabilirler. O izin verilen de benim öğretimin gösterdikleridir.
  6. Her an kanunumu nasıl uygulayabilirsiniz? Davranışlarınızın hâkimi olan vicdanınızın sesine kulak vermekle. Yapamayacağınız hiç bir şey sizden beklemiyorum. Mutluluğa giden yolun boş hayâl olmadığına, bilakis onun varlığına sizi ikna etmek istiyorum ve burada mutluluğa götüren yolu nasıl kat edeceğinizi vahiy ediyorum.
  7. Yolu seçme özgürlüğüne sahipsiniz, fakat Baba olarak size en kısa ve gerçek yolu göstermek benim görevimdir ki, o yol hep size sevgim olan tanrısal deniz feneriyle aydınlatılmıştır. Çünkü siz bilginizi tasdik eden ve imanınızı canlandıran hep yeni sözlerimi dinlemeye susayan öğrencilersiniz. (148, 53 – 55)
  8. Vicdanı benliğinize koydum öyle ki, vicdan iyiyle kötüyü ve doğruyla yanlışı birbirinden ayırma gücüne sahip olduğu için size bütün yollarınızda ilkeniz olsun. Bu ışıkla yanılgıya uğramayacaksınız, ne de size bilgisiz diyebilecekler. Eğer bir spiritüalist hakikati biliyorsa, nasıl çevresindeki insanları dolandırabilir ve kendisini yanıltmaya kalkabilir? (10, 32)
  9. Sevgimin ve adaletimin insana verdiği unvan onun bu dünyada bir prens olmasıdır. İnsanın başlangıçtan beri aldığı görev dünyaya egemen olmaktı.
  10. İnsana Tanrı’nın hediyesi olan irade özgürlüğünün üstüne yolunu aydınlatsın diye parlayan bir deniz feneri koydum, o da vicdandır.
  11. Etkinlik göstermek için özgürlük ve iyiliği kötülükten ayırt edebilmek için verdiğim vicdanın ışığı benim baba sevgim olarak ruhunuza miras olarak verdiğim en büyük iki hediyedir. Onlar insanlarda doğmadan önce ve öldükten sonra da vardır. Vicdan ona önderlik eder ve ümitsizlikte, aklını kaybettiğinde ya da can çekişirken, ruhla birleşik olduğu için ayrılmaz. (92, 32 – 34)
  12. Ruh, irade özgürlüğü yoluyla kurtuluş için kazanacağı liyakatlerden ötürü o özgürlüğe sevinir.
  13. Ruha özgür gelişme yolunda izin verileni yasaktan ayırt etmek için ve ondan ötürü yanılmamak için kim önderlik eder, yön gösterir ve danışmanlık eder? Vicdan.
  14. Vicdan, tanrısal bir kıvılcım, daha yüce bir ışık ve insanın günah işlememesine yardım eden güçtür. Eğer vicdan insanın iyilik yolunda kalması için maddi zorlama gücüne sahip olsaydı, insan hangi liyakati kazanmış olurdu?
  15. Bilmenizi istiyorum ki, liyakatlerinizi o vicdanın sesine kulak vermenizle, onun asla yalan söylemediği ve tavsiyelerinde yanılmadığı kanaatine varıp onun direktiflerini yerine getirmekle kazanabilirsiniz.
  16. Elbette kavrayabildiğiniz gibi, o sesi berraklıkla duyabilmek için eğitim ve kendine konsantre olmayı gerektirir. Hanginiz şu anda vicdana itaat ediyorsunuz? Bunu kendiniz yanıtlayın.
  17. Vicdan kendisini hep insanda beyan etti; ama insan bütün hayatını o ışığın önderlik yapması için gerekli gelişmeye ulaşmadı. Onun kanunlara, talimatlara, kurallara, dinlere ve nasihatlere ihtiyacı vardır.
  18. Eğer insanlar ruhlarıyla bağlantı kurmayı başarırlarsa ve ruhaniyeti dışarda aramak yerine içlerinde ararlarsa, o zaman içlerinde hep canlı kalmış olan, ama ona kulak vermedikleri o hafif, ikna edici, bilge ve adaletli sesi duyabilecekler. Ve onlar vicdanda Tanrı’nın varlığını ve vicdanın insan ile Babası ve Yaratan arasında bağlantıyı sağlayan gerçek aracı olduğunu anlayacaklar. (287, 26 – 30)
  19. Işığım hepinizin içindedir, herkes bu hediyeye sahiptir; ama bazılarınızda bu ışık hep daha çok yoğunlaşırken, çoğalırken ve kendisini beyan etmek için dışarıya sızarken, diğer insanlarda o sadece gizli, saklı ve bilinçsiz durumda kalır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim: İnsan ne kadar ruhen geri kalmış olsa bile, o hep iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilecek. Ondan dolayı da yaptığınız bütün işlerinizle benim önümde sorumlusunuz.
  20. Size söylemeliyim ki, idrakınız çoğaldıkça, sorumluluğunuz da ona göre büyüyecek, çünkü vicdanın direktiflerine karşı daha da çok hassas olacaksınız. (310, 69 – 70)
  21. Bilmenizi istiyorum ki, siz bütün yaratıklar arasında dünyada ruh ve vicdanla donanmış seçkin yaratıklarsınız. Size irade özgürlüğü verdim öyle ki, kendi arzunuzla bana götüren doğru yoldan gidin. Size sunduğum bu çiçekli bir yol değildir, bilakis duanın, günahlardan pişman olup Tanrı’ya dönüşün ve mücadelenin yoludur ve bu yolda vicdanınız size önderlik etsin. (58, 42)
  22. Eğer vicdan irade özgürlüğünden mahrum olsaydı, ruh ne hale gelirdi? Önce o ruh ruh olmazdı ve insan o zaman en yüce yaratık olmazdı. Öyle insan o zaman sizin ürettiğiniz kendi yaşamsız, zekâsız, iradesiz ve hırssız makinalar gibi olurdu. (20,37)
  23. Ben insana irade özgürlüğü verdim. Fakat insan ruhi körlüğüyle ileri gidip beni bu özgürlükten dolayı suçlarsa, ona irade gücü ve akıl verdiğimi söyleyeceğim. Ayni zamanda onun tökezlenmemesi için veya yanılmaması için yol olan kanunumu beyan ettim. Onun içinde iç deniz feneri olan, ruhun yolunu aydınlatan ve onu sonsuz yaşama götüren vicdanın ışığını yaktım.
  24. Neden günah vardır, kötülükler ağır basar ve savaşlar başlar? İnsan vicdanının sesine kulak vermediği ve irade özgürlüğünü kötüye kullandığı için. (46, 63 – 64)
  25. Dünya sesimi duymuyor, çünkü kendimi insanlar yolluyla beyan ettiğim vücutlar kısa menzillidir. Ondan dolayı bilgeliğim olan, insanlara konuşan ve onlara sürpriz yapan ruhun sesidir. Onlar bencilliğin sihrine kapılıp vicdanın sesine sağır olduğu için, sadece iltifatlara, dünyevi saygınlıklara değer veriyor ve toplumdaki mevki ve gücünden sarhoş oluyorlar. (168, 18)

İrade Özgürlüğünü Kötüye Kullanma

  1. Bugün irade özgürlüğünü kötüye kullanma sonucunda ruhen zayıflamış bir insanlığı buluyorum. Ben adaletin, sevginin, merhametin ve iyi olanın yolunu tasarlamıştım. İnsan, onu yıkıma götüren sahte bir diğer ışığı yarattı.
  2. Geri gelişimde sözüm size gitmek istemediğiniz yolu gösteriyor. Bu öğretinin kafayı karıştırdığını veya ilgisiz bıraktığını söyleyen insan adil ve akıllı olmazdı. (126, 5 – 6)
  3. İnsanların birbirlerini nasıl yok ettiklerine, nefret ettiklerine, cinayet, dolandırıcılık ve ihanetten çekinmeden birbirlerinin gücünü ele geçirdiklerine bakın. İnsanların kurbanı olarak ölen milyonlarca insan var. Diğerleri ise kötü alışkanlıklarının etkisi sonucu mahvoluyorlar. Onlarda ışık var mı? Onların içindeki ruh onlara konuşuyor mu? İrade özgürlüğünün kötüye kullanılması ve iç sese kulak vermeme ve insanlar, sizin vicdan dediğiniz, hepinizin içinde taşıdığınız Tanrı’nın ışığı olan dikkatinizi o tanrısal kıvılcıma çekmeme sonucu orada var olan karanlık ve acıdır. (79, 31)
  4. İrade özgürlüğü, hayat yolunda insanlara verilmiş olan en yüce ifade, en mükemmel özgürlük hediyesidir öyle ki, o özgürlük iyilikte metanetle, vicdanin kılavuzluğuyla ve sınavları başarma mücadelesiyle sizi Baba’nın kucağına ulaştıracak. Fakat irade özgürlüğünün yerini azgınlık aldı. Vicdanın sesine kulak verilmiyor; insanlık sadece dünyanın istediklerini dinliyor ve ruhaniyet materyalizmle değiştirildi.
  5. Büyük şaşkınlıklar ve çok çeşitli farklı öğretiler karşısında insanlara öğretim bu devirde saçma görünecek. Fakat size bunun insanların içine düşmüş olduğu uyuşukluktan kurtarmak için uygun talimat olduğunu söylüyorum. (157, 15 – 16)
  6. Benim sözüm yoldur, sizi mükemmelliğe götüren Tanrı’nın kanunudur, ruhu yükselten ışıktır, fakat ruh, “beden” direnciyle isteğini kabul ettirdiği ve ruhun içten çağrısını duymadığı için karardı.
  7. “Bedenin” kumandasına boyun eğen ve çevresini saran dünyanın etkisi altında kalan, önderliğini korumasız bir yaratıkla değiş tokuş yapan, rüzgârda kuru yapraklar gibi insani tutkuları ve zaafları yüzünden etrafa savrulan ruhun vay haline!
  8. Özgürlüğünü en çok seven insan, Tanrı’nın dileğine boyun eğmekten, ruhunun sonuçta ona egemen olacağı ve birçok insani zevklerden mahrum bırakılacağı korkusuyla – onların ona zarar verdiğini bildiği halde – korkuyor. Ve böylece insan onu gerçek yaşama götüren yolu terk ediyor. (97, 36)
  9. İnsanların irade özgürlüklerini zevkleri, adi tutkuları, düşmanlıkları ve intikamları için kullandıkları devir şimdi sona eriyor. Adaletim günahın yolunu kapatıyor ve onun yerine barışmanın, yenilenmenin yolunu açıyor öyle ki, insanlar başka yollarla boşuna aradıkları barışın yolunu bulsunlar. (91, 80)
  10. Size irade özgürlüğünü hediye ettim ve çocuklarıma verdiğim o kutsanmış özgürlüğe saygı gösterdim. Ama benliğinize vicdanın tanrısal ışığını da koydum öyle ki, onun önderliğiyle yeteneklerinizi doğru yola yönlendirin. Fakat size söylüyorum: Ruhla beden arasındaki savaşta ruh yenilgiye, onu daha da çok hakikatin kaynağından uzaklaştıran acılı bir düşüşe uğradı ki, o hakikat de benim.
  11. Ruhun yenilgisi nihayet değil, geçicidir; çünkü o açlığına, susuzluğuna, çıplaklığına ve karanlığına tahammül edemediği anda, uçurumun derinliklerinden kalkacak. Istırap onun kurtuluşu olacak ve vicdanının sesini o zaman duyduğunda, güçlü, ışıl ışıl, kalpten ve ilhamla kalkacak ve yeteneklerini yeniden kullanacak. Ama o artık onu iyilik veya kötülüğe kullanma özgürlüğüyle değil, bilakis o yetenekleri ruhuma sunabileceğiniz en güzel hizmet olan Tanrı’nın kanunlarını uygulamaya adamakla yapacak. (257, 65 – 66)

Vicdanın İtkisine Gerekli İtaat

  1. Şu an sadece maddi varlıkları için yaşayan milyonlarca yaratık hakikatten ne kadar da uzakta yaşıyorlar! Gözlerini hakikate onlar nasıl açabilirler? Sadece vicdanın sesine kulak vermekle ki, o sesin duyulabilmesi toparlanma, kendine gelme (derin düşünme) ve duayı gerektirir. (169, 16)
  2. Gittiğiniz yolun yukarıya doğru ruhi gelişmenin yolu olup olmadığını her ne zaman bilmek istiyorsanız, vicdanınıza sorun. Ve o vicdanda barış varsa, kalbinizde insan sevgisi ve insanlara karşı iyi niyet yaşıyorsa, o zaman ışığınızın hâlâ parladığından ve sözünüzün teselli ve şifa verdiğinden emin olacaksınız.
  3. Fakat kalbinizde açgözlülük, kötü niyet, materyalizm ve bedenin arzularının kök saldığını keşfederseniz, emin olabilirsiniz ki, ışığınız o zaman karanlık ve hile olmuştur. Baba sizi öbür dünyaya çağırdığında, altın buğday yerine kirli hasat göstermek mi istiyorsunuz? (73, 45)
  4. Öğrenciler: Eğer hatalar ve yanılgılar yapmak istemiyorsanız, davranışlarınızı vicdanınızın ışığında sınayın ve eğer orada vicdanı karartan bir şey varsa, kendinizi iyice keşfedin ve o utanç lekesini bulacaksınız ki, onu temizleyebilesiniz.
  5. Ona bakıp kendinizin ruhen temiz olup olmadığınızı seyredebileceğiniz içinizde bir ayna vardır.
  6. Spiritüalist yaptığı işler sayesinde tanınsın ve böylece yaptığı işler temiz ve vicdanı tarafından dikte edilmiş olmalıdır. Böyle davranan insan haklı olarak kendisine benim öğrencim adını verdiğini hissedecek.
  7. Bana kim hile yapabilir? Hiç kimse. Sizi yaptığınız şeylere göre değerlendirmiyorum, bilakis hangi amaçla yaptığınız şeylere göre değerlendiriyorum. Ben sizin vicdanınızdayım ve onun ötesindeyim. Yaptıklarınızı ve art niyetinizi bilemeyeceğime nasıl inanabilirsiniz? (180, 11 – 13)

İrade Özgürlüğü ve Vicdan Arasında Savaş

  1. İlk insanlar dünyada yaşamaya başladıkları zaman, Yaratan onların içine sevgisini koydu ve bir ruh verdi, o ruhun ışığını vicdanda yaktı. Ayni zamanda onlara irade özgürlüğü de verildi.
  2. Fakat insanların bir kısmı iyilikte metanetli kalmada ayartmalara karşı temiz kalma amacıyla savaşmakla, Tanrı’ya layık ve vicdanla ahenk içinde kalmaya çabalarken, insanların diğer kısmı günahtan günaha ve hatadan hataya sadece duyularının sesine kulak vererek, tutkularının egemenliği altında yanılgı ve ayartmayı insanlar arasına ekmekle halka halka günah zinciri örselediler.
  3. Ama bu şaşkın ruhi yaratıklara peygamberlerim tanrılığımın melek elçileri olarak insanlığı uyandırmak, tehlike anında uyarmak ve benim gelişimi bildirmek için geldiler. (250, 38 – 39)
  4. “Beden” sizin vicdan dediğiniz iç ışığın direktiflerine uymak için dik kafalı ve inatçıydı ve ona içgüdüsünün azgınlıklarına ve tutkularına ayartan itkilerin peşinden gitmek daha kolay geldi.
  5. İnsanlık, dünyada hayat yolunda hiç susmayan vicdan ve materyalizmden ibadet ve kanununu yapmak isteyen “beden” arasında ağır çatışmayla uzun yol kat etti, ama bugüne dek ne madde, ne de ruh bu savaşı mücadele devam ettiği için kazandı.
  6. Bu savaşı kim kazanacak diye bana soruyorsunuz. Ruh yoluyla “bedende” etkinliğini gösteren vicdanın mutlak zaferi kazanmasının uzun sürmeyeceğini size söylüyorum.
  7. Bu kadar çok savaş ve çabalama sonucunda insancıl ve geçici olan bedenin benim ebedi ışığım olan vicdanın önünde boyun eğmesi gerektiğini sezmiyor musunuz?
  8. Uzun bir zaman çatışmadan sonra, insan nihayet şimdiye dek hiç sahip olmadığı içindeki sese ve içinde titreşen ve yaşayan ruhsal yaşama karşı hassaslık ve uyum göstereceğini anlayın.
  9. Hepiniz o noktaya doğru farkında olmadan hareket ediyorsunuz. Fakat siz dünyada iyiliğin ve adaletin zaferini gördüğünüzde, mücadelenin, savaşların ve sınavların nedenini anlayacaksınız. (317, 21 – 26)
  10. İnsanın nasıl çevresini saran her şeyin üstünde durduğuna ve onun irade özgürlüğü ve vicdanla donatılmış tek yaratık olduğuna bakın. Bu irade özgürlüğü yoluyla yanılgılar, düşüşler ve insanların günahları çıktı. Ama adaletin ve Yaratan’ın sonsuzluğunun önünde onlar geçici hatalardır. Çünkü bundan sonra bedenin zayıflıklarına ve ruhun ayartılabilmelerine karşı vicdan zafer kazanacak. Böylece bilginin karanlığa (bilgisizliğe) karşı zaferi olan ışığın zaferi gelecek. O sevgi, adalet ve ahenk olan iyiliğin bencillik, azgınlık ve haksızlık olan kötülüğe karşı zaferi olacak. (295, 49)
  11. Benim için hiçbir şey imkânsız değildir. Dileğim yerine geldi ve benim dileğim değil de, ara sıra sanki insanların dileği egemenmiş gibi görünse de, dileğim hep yerine gelecek.
  12. İnsanın irade özgürlüğü yolu, dünyada egemenliği, gururunun zaferi, şiddet yoluyla bazen baskısı sonsuzluğa kıyasla çok kısadır ki, o asla Tanrı’nın planlarını değiştiremez. Ama yarın veya uygulama esnasında bütün yaratıklara ruhumun dileği gitgide kendisini iyiyi korumakla ve halis olmayanı yok etmekle beyan edecek. (280, 9 – 10)
  13. Dünyanın sınırlarının sevgiyle kaldırıldığı ve dünyaların birbirine ruhta gelişmeyle yaklaştığı bir zaman gelecek.
  14. O ana kadar vicdanla irade özgürlüğü arasındaki savaş devam edecek ve insan hayatını istediği gibi yaşamak için o irade özgürlüğünden faydalanacak.
  15. Bu iki güç arasındaki savaş doruk noktasına ulaşacak ve zafer ruhun tarafında olacak. Ruh tamamen Baba´ya sevgi bağlılığıyla: “Rab, irade özgürlüğümden vazgeçiyorum, sadece bende senin dileğin yerine gelsin” diyecek.
  16. Bana böyle ulaşanı kutsayacağım ve onu ışığımla saracağım; fakat ona hediye ettiğim o kutsanmış irade özgürlüğünü asla geri almayacağımı bildireceğim. Çünkü Babasının dileğini yerine getiren, sadık ve itaatli olan insan Rab´bin güvenine layıktır. (213, 61 – 64)

Tanrı’nın Yeni Sözüyle Vicdanın Hassaslaşması

  1. Işık ve sevgi dolu öğretim ruhu güçlendirir öyle ki, o bedene karşı gücünü uygulasın ve onu hassaslaştırsın ki, vicdanın telkinleri ona daha da kolay duyulabilsin
  2. İnsanın çabalaması gereken hedefi ruhaniyettir, çünkü bu yolla insan tamamen vicdanıyla bir olmayı başaracak ve sonuçta kötüyü iyiden ayırt edebilecek.
  3. İnsanların ruhi gelişme eksikliğinden dolayı o etkili, bilge, yanılmaz ve adil iç ses yeteri kadar duyulup anlaşılamadı ve böylelikle insan ona gerçekten iyiyi kötüden ayırt etmeye yarayan sınırsız idrake ulaşamadı.
  4. Fakat sırf bu değil, bilakis insan her iyi itkiyi izlemek ve her aydınlık ilhama itaat etmek ve ayni zamanda her ayartmaya, hileli veya kötü düşüncelere veya duygu itkilerine karşı gelmek için içinde gerekli gücü bulsun. (329, 56 – 57)
  5. İnsanlar derin düşünme yaparlar ve yüce mantığın sesini, duymak istemedikleri o hâkimin direktiflerini duyarlarsa, çünkü o hâkim onlara o an yaptıkları şeylerin tam tersini emrediyor, birbirlerini anlamak insanlara ne kadar da kolay olacak.
  6. Eğer vicdanınızın direktiflerine kulak vermeye hazır değilseniz, o zaman ögretimi uygulamada itaatli ve istekli değildiniz. Onu teoride kabul ediyorsunuz, ama pratikte uygulamıyorsunuz. O öğretide tanrısal bir özün olduğunu kabul ediyorsunuz, Christus´un büyük ve talimatlarının mükemmel olduğunu söylüyorsunuz. Ama hiç kimse Usta Christus gibi büyük olmak istemiyor, kimse O´nu kendisine gerçekten örnek olarak almakla O´na gitmek istemiyor. Fakat bilesiniz ki, ben İkinci Devirde ruhen büyük olduğumu bilin diye gelmedim, bilakis siz hepiniz de büyük olun diye geldim. (287, 35 – 36)
  7. Bütün insanları ve bütün milletleri yeni mesajımın etrafına toplayacağım. Bir çobanın koyunlarına seslendiği gibi, size sesleneceğim ve kötü hava ve fırtınadan kurtulup sığınacakları bir damın barışını vereceğim.
  8. Görünüşe göre imanın ve ruhaniyetin zerre kadar bile izine sahip olmayanların kaç tanesinin ruhlarının en temizliğiyle ruhsal yaşamın ölümsüz prensiplerini muhafaza ettiklerini göreceksiniz. Ve size Tanrı’ya bağlılığı yokmuş gibi görünenlerin kaç tanesi benliklerinde yıkılmaz bir ibadet kürsüsü taşıdığını göreceksiniz.
  9. Bu iç ibadet kürsüsü önünde insanlar hatalarına, kötü işlerine ve hakaretlerine itaatsizliklerinin gerçek pişmanlığıyla ağlamak için ruhen diz çökmek zorunda kalacaklar. Orada vicdanın kürsüsü önünde insan gururu yıkılacak ve böylece insanlar ırklarından ötürü kendilerini diğer ırklardan artık üstün saymayacaklar. Sonra feragat, telafi ve sonunda barış sevginin, alçakgönüllülüğün, imanın ve iyi niyetin kanuni meyvesi olarak gelecek. (321, 9 – 11)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 33… Erkek ve Kadın – Anne-Babalar ve Çocuklar – Evlilik ve Aile

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 33... Erkek ve Kadın - Anne-Babalar ve Çocuklar - Evlilik ve Aile

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 33… Erkek ve Kadın – Anne-Babalar ve Çocuklar – Evlilik ve Aile

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 33… Erkek ve Kadın – Anne-Babalar ve Çocuklar – Evlilik ve Aile – Jesus Christus´un Vahyi  

Almancadan tercüme: Jasmin

Kadın ve Erkek Arasındaki İlişki
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Dünyaya gelmeden önce çoktan hayat yolunuzu ve eğilimlerinizi biliyordum; hayat yolculuğunuzda size destek olmak için yolunuzu sevgisiyle sizi aydınlatsın diye, bir kalp koydum. Bu kalp hem bir erkeğin, hem de bir kadının kalbiydi. Öylelikle size yardım etmek istiyordum öyle ki, siz imanın ve ahlaki gücün bir değneği ve merhamete ihtiyacı olanlara merhamet olasınız. (256, 55)
  2. Baba olmanın mutluluğuna ortak olmanızı istiyordum ve böylece sizi insanların anne-babası yaptım öyle ki, size yolladığım ruhların insan olarak doğacağı o size benzeyen yaratıklara şekil veresiniz. Ebedi Tanrı’da anneye özgü sevgi var olduğu için insan yaşamında da anneyi temsil eden bir yaratığın olmasını istiyordum ve o yaratık da kadındır.
  3. Başlangıçta insanlar ikiye bölündüler ve böylece iki cins birisi erkek, diğeri kadın olmak üzere insan oluştu. Erkek güç, zekâ ve onurla tohum gibi, kadın ise şefkat, zarafet ve güzellikle verimli toprak gibidir. Burada iki farklı yaratığın kendilerini sadece birleşmiş olarak tam, mükemmel ve mutlu hissedebileceklerini görün. Ahenkleriyle tek bir “beden” tek bir irade ve tek bir ideal teşkil edecekler.
  4. Bu ilişkiye ruh ve sevginin ilhamı altında evlilik adı verilecek. (38, 29 – 31)
  5. Size doğrusunu söyleyeyim: Bu devirde erkek ve kadının yollarından saptıklarını görüyorum.
  6. Görevlerini yerine getirmeyen erkekler; anne olmaktan sıyrılan kadınlar ve size eski zamanlardan beri erkek kadının başıdır diye söylenmiş olmasına rağmen, erkek için belirlenmiş sektörlere giren diğer kadınlar keşfediyorum.
  7. Kadın bundan dolayı kendisini haksız davranılmış hissetmesin; çünkü şimdi size kadının erkeğin kalbi olduğunu söylüyorum.
  8. Bakın, bundan dolayı evliliği başlattım ve kutsadım. Çünkü ruhen eş değerli, ama fiziksel açıdan farklı iki yaratığın birleşiminde mükemmel bir durum oluşur. (66, 68 – 69)
  9. Barışın, ışığın ve ahengin cennetinde Tanrı’nın kanunlarını sevgiyle yerine getirmeye uğraşanlar ne kadar da az.
  10. İnsanların kat ettiği yol çok uzundur, fakat hâlâ hayatlarında ıstırap ve hayâl kırıklıklarını çoğaltan yasak meyveleri yemeyi tercih ediyorlar. Yasak meyveler Tanrı onları yarattığı için iyidir, eğer insan icabına göre hazırlanmadıysa veya fazlasından çok yerse, insanlara o meyveler elbette zararlı olabilirler.
  11. Erkek ve kadın hazırlıksız olarak yaşamın meyvesini alıyorlar ve yeni bir yaratığı doğurduklarında, Yaratan´a karşı sorumluluklarının farkında değiller. (34 12 – 14)
  12. Bazıları bana soruyor: “Rab, insan sevgisi senin gözünde yasak ve iğrenç mi ve sadece ruhi sevgiye mi izin veriyorsun?”
  13. Hayır, halk. Aslında en yüksek ve temiz sevgi hisleri ruha aittir, fakat insan vücuduna da bir kalp koydum öyle ki, o da sevsin ve ona duygular verdim öyle ki, o kalple etrafını saran her şeyi sevsin.
  14. Kökü sadece fiziksel sevgiye dayanan sevgi izansız yaratıklara özgüdür, çünkü onlarda yollarını aydınlatan vicdan eksiktir. Ayrıca iyi ilişkilerden hep iyi meyveler doğduğunu ve onlarda iyi ruhların insanı olarak dünyaya geleceğini söylüyorum. (127, 7 – 8, 10)
  15. Sizden insanüstü fedakârlık beklemiyorum. Ben, benim izimden gitmesi için ne erkeğin erkek olmaktan vazgeçmesini istedim, ne de kadından kadınlığını ruhi görevini yerine getirmesi için bırakmasını istedim. Bana hizmet etmesi için ne kocayı karısından ayırdım, ne de karıyı kocasından, ne de anne-babalara çocuklarını terk etmesini veya izimden gidebilmeleri için işlerini bırakmasını söyledim.
  16. Onları “bağımda işçi” yaptığımda, hem ona, hem de buna benim hizmetkârım olmaları için insan olmayı bırakmamayı anlamalarını sağladım ve ondan dolayı Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya ve dünyaya ait olanı da dünyaya vermeyi bilmesini anlamaları gerektiğini söyledim. (133, 55 – 56)

Erkeğin Niteliği ve Görevi

  1. Siz erkeklere bir miras bir servet bağışladım, size emanet edilmiş olan bir kadını sevmek ve ona bakmak için emanet ettim. Buna rağmen eşiniz bana geldi ve anlayışsızlığınız yüzünden önümde dert yandı ve ağladı.
  2. Size güçlü olduğunuzu ve “benim suretimde” yaratıldığınızı söyledim, Fakat sizi kadını alçaltmaya ve köleniz yapmaya görevlendirmedim.
  3. Sizi güçlü yaptım öyle ki, beni evinizde temsil edin: erdemde, yetenekte güçlü ve size birbirinizi tamamlamanız için dünyevi yaşamınızda yoldaşınız olarak kadını verdim öyle ki, karşılıklı sevgiyle hayat sınavlarına ve sık sık değişen talihsizliklere göğüs gerin. ( 6, 61)
  4. Çoğunlukta iffetli kadınları onlardaki hassas ve zayıf yanları arayarak ağınıza düşmesini sağlayan siz erkekler olduğunuzu düşünün. Fakat bir zaman temiz olan ve şimdi bulanık olan o aynaların temizliğini ve ruhlarının güzelliğini yeniden yansıtmalarını sağlayın.
  5. Neden bugün eskiden ahlaksızlığa ayarttığınız kadınları hor görüyorsunuz? Neden kadının soysuzlaşmasından dert yanıyorsunuz? Eğer siz onları yükselten sevgiyle sevmekle ve aşağılayan tutkuyla aşağılamamakla onlara kanunumun yolunda önderlik etmiş olsaydınız – o kalbin ve ruhun kanunudur, saygı ve insan sevgisidir – böylece ağlamaya, dert yanmaya nedeniniz olmadığını anlayın ve onlar ağınıza düşmüş olmazlardı.
  6. Erkek kadında erdemleri ve güzelliği arıyor ve ümit ediyor. Fakat hak etmediğiniz bu şeyleri neden talep ediyorsunuz?
  7. Görüyorum ki, sadece çok azına sahip olmanıza rağmen, hâlâ büyük liyakatlere sahip olduğunuza inanıyorsunuz. Ellerinizin işleriyle, sözlerinizle ve düşüncelerinizle yıktıklarınızı yeniden inşa edin ve dürüstlüğe, ahlâka ve erdeme sahip olduğu değeri verin.
  8. Erkekler, eğer siz böyle çaba gösterirseniz Jesus´a insanları (günahlarından) kurtarmada yardım etmiş olursunuz ve evinizin iyi karılar ve annelerle şereflendiğini gördüğünüzde, kalbiniz mutlulukla dolacak. Kaybettikleri erdemin onlara geri geldiğini gördüğünüzde, sevinciniz büyük olacak.
  9. Günahlardan kurtuluş herkes için geçerlidir. Neden en büyük günahkâr bile kurtarılmasın? Ondan dolayı siz erkeklere söylüyorum: Ahlaki çökümüne neden olduğunuz insanları kurtarmak için öğretimin ışığıyla onlara yeni bir ümit vermekle benimle birlikte çalışın. Bırakın benim sevgi dolu düşüncelerim onların aklına ve kalbine ulaşsın. Mesajlarımı onlara, hapishanelere ve hastanelere de götürün ve hatta bataklıklara da. Çünkü orada pişmanlıktan ve ıstıraptan dünya onları ayartmalarıyla yıkıma çektiği anda güçlü kalmadıkları için ağlayacaklar.
  10. Her kadın eskiden bir çocuktu, her kadın eskiden bir bakireydi, ondan dolayı onlara hassasiyet göstermekle kalplerini kazanabilirsiniz.
  11. Kadınlarda o erdemleri kirletmemiş olan erkekleri seçeceğim ve bu görevi onlara emanet edeceğim. Size söylediğim: “Yaptığınız işler sayesinde tanınacaksınız” dediğimi hatırlayın. Bırakın ruh maddi şekil yoluyla konuşsun.
  12. Fakat benim o kadınlara koyduğum edaya değer vermeye hazır olmayanlara söylüyorum: Eğer hissettiğiniz sevgi değilse, neden sevdiğinizi söylüyorsunuz? Diğer insanların düşmesine neden, neden oluyorsunuz ve hiçbir şey sizi bundan alıkoymuyor? Düşünün: Eğer taç yapraklarını yolduğunuz çiçeklerle yaptıklarınızı insanlar sizin annenize, kız kardeşinize veya sevdiğiniz ve değer verdiğiniz kadına yapmış olsaydılar, kalbiniz ne hissederdi? Bir kere olsun o kadar çok sevgiyle onları büyüten anne-babalara açtığınız yaraları düşündünüz mü?
  13. Kalbinize vicdanınızın ışığında adamakıllı bir sınavla bir insanın ekmediğini biçip biçemeyeceğini sorun.
  14. Eğer çevrenizdeki insanları sürekli incitmekle gelecekteki yaşamınız için kendinize ne hazırlıyorsunuz? Onların kaç tanesi sizin kurbanınız olacak? Sizin sonunuz ne olacak? Size söylüyorum, tutkularınızın fırtınasında birçok insanı kurban ettiniz; onların bazıları geçmişe aittir, diğerleri ise bugünün kurbanlarıdır.
  15. Sadakatsizliğin ve yalanın yuvası olan kalbin ve ağzın hakikatin ve sadık sevginin yuvası olmasını istiyorum.
  16. İnsanların yolunu sözle ve onlara (iyi) örnek olmakla aydınlatın öyle ki, düşmüş kadınların kurtarıcısı olabilesiniz. Ah keşke her biriniz o kadınların en azından birini kurtarsaydı!
  17. O kadın hakkında kötü konuşmayın; birini incitici söz o sözü duyan herkesi incitecek, çünkü o andan itibaren onlar da kötü hâkim olacaklar.
  18. Diğer insanların davranışlarına ve gizemlerine saygı gösterin, çünkü onları yargılamak size düşmez. Günahta düşmüş erkekleri – ve ben onları yeniden ayağa kaldıracağım – dışarıya kendisini iffetli gösteren, fakat günahkâr ikiyüzlülerden daha çok tercih ederim. Fakat dürüst olan büyük günahkâr sahte iffetten daha çok tercihimdir. Eğer kendinizi süslemek istiyorsanız, onlar dürüstlüğün bayram elbiseleri olsun.
  19. Eğer iffetin yüce duygulu bir kadınını bulursanız ve onu sevmenize rağmen, kendinizi ona yaklaşmaya layık görmezseniz ve bunun üzerine o kadını utanç verici duruma düşürüp aşağılarsanız ve acı çektikten ve hatalarınızı gördükten sonra, teselli bulmak için o kadına yönelirseniz, o zaman boşuna o kadının kapısını çalacaksınız.
  20. Eğer her erkeğin hayatında bir rol oynamış olan kadınlar erkekten (Tanrı) sözü, sevgi duygusunu, saygı ve anlayış görmüş olsaydılar, dünyanız şimdi olduğu gibi günahın doruğunda olmazdı. (258, 18 – 32)

Kadın, Karı ve Anne

  1. Kadınlar, dünyada çok az olan barışı dualarınızla sağlayan ve evinizde sevginin sıcaklığının eksik olmamasını sağlayan sadık bekçileri sizsiniz. Böylelikle anneniz Maria´yla insanın kibirini yıkmak için birleştiniz. (130, 53)
  2. Siz, bu dünyanın yollarını gözyaşlarıyla ıslatan ve hayat yolunda gidişinizi kanınızla işaretleyen kadınlar: Bende dinlenin öyle ki, güçlenesiniz ve bu dünyada size emanet ettiğim sevgi yuvası, yuvanızın ateşi, evinizin güçlü temeli olmaya devam edin. Böylece kanatlarını eşine ve yavrularına siper eden anne kuş gibi korumaya devam edin. Sizi kutsuyorum.
  3. Erkeği ve erkeğin sağındaki kadının yerini yükseltiyorum. Evliliği kutsal kılıyor ve aileyi kutsuyorum.
  4. Bu devirde size sevginin kılıcıyla her şeyi eski yerine koymak için geliyorum, çünkü insanlar tarafından onların yeri değiştirildi. (217, 29 – 31)
  5. Size doğrusunu söyleyeyim, insanın yenilenmesi kadında başlamalıdır öyle ki, yarının insanları olacak olan ve sizin dejenere olmanıza neden olan onların meyveleri kusursuz olsun.
  6. Ondan sonra bu tamir işinde katkıda bulunmak erkeğin vazifesi olacak, çünkü kadının düşmesine neden olan herkes onu ayağa kaldırmak zorunda olacak.
  7. Bugün size yolunda tökezlemiş olan kadını kurtarmak için ilham veriyorum ve eğer siz o kurtardığınız kadını önüme getirirseniz, ona bir çiçek, kutsama ve büyük bir barış vereceğim öyle ki, bir kez daha düşmesin.
  8. Eğer bu görevi böyle yerine getirirseniz, dünyanın incittiği o yaratıklar Jesus´un sevgisinin kalplerine girdiğini hissedecekler.
  9. Dualarında bana: “Babam, günahlarıma bakma, sadece çektiğim acıya bak. Nankörlüğümü yargılama, sadece ıstırabıma bak” derlerse, onu duyacağım. Şu anda o ıstırap çeken kalbe tesellimi vereceğim ve o kendisini gözyaşlarıyla temizleyecek. Günahkârın duasının kendisini adil ve ruhen temiz sanan gururlu insanın duasından daha çok hissedildiğini ah bir bilseydiniz! (235, 16 – 17, 43 – 45)
  10. Size sevgiyle yaşam verdim, ama insanlar onun sadece çok az ispatını ve işaretini gösteriyorlar. Bütün insancıl duygulardan Tanrı’nın sevgisine en benzer olanı annenin sevgisidir, çünkü o sevgide özgecilik, feragat ve fedakârlığa mal olsa da, çocuğu mutlu etme ideali vardır. (242, 39)
  11. Siz kısır kadınlara Usta diyor ki: Siz çok istediğiniz için bedeninizin yaşam kaynağı olmasını dilediniz ve bir akşam veya bir sabah içinizde narin bir kalbin atışını ümit ettiniz. Ama günler ve geceler geçti ve hiçbir çocuk kapınızı çalmadığı için sadece gözyaşları döktünüz.
  12. Beni duyanların ve bilimden ümidini kesmiş olan kadınların kaç tanesi çocuk doğurabilecek durumda olmak zorunda kalacaklar öyle ki, benim gücüme inanasınız ve beni bu mucizeler yoluyla tanıyasınız. Nöbet tutun ve sabredin. Sözlerimi unutmayın! (38, 42 – 43)

Çocukların ve Gençlik Çağında Olan Çocukların Eğitimi

  1. Aile babaları, hata yapmaktan ve kötü örnek olmaktan sakının. Sizden mükemmellik beklemiyorum, sadece sevgi ve çocuklarınıza bakmayı. Ruhen ve fiziksel olarak hazırlanın, çünkü öbür dünyada büyük ruh orduları aranızda insan olarak doğmayı bekliyorlar.
  2. Sadece sayı bakımından değil, bilakis erdem bakımından da büyüyüp çoğalan yeni bir insanlık istiyorum öyle ki, insanlar vaat edilen şehri yakın görsünler ve onların çocukları Yeni Yeruşalim’de yaşama ulaşsınlar.
  3. Dünyanın sevginin meyvesi olan iyi niyetli insanlarla dolmasını istiyorum.
  4. Bu devrin Sodom ve Gomora şehirlerini yıkın, kalbinizin günahlara alışmasına izin vermeyin ve o şehirliler gibi olmayın. (38, 44 – 47)
  5. Hevesle çocuklarınıza yolu gösterin, ruhun ve maddenin kanunlarını yerine getirmelerini öğretin ve onlar o kanunları çiğnerlerse, onları paylayın, çünkü siz anne-babalar olarak beni dünyada temsil ediyorsunuz. Ondan dolayı kutsal öfkeyle Yeruşalimli tüccarlara Tanrı’nın davasını ve O´nun değişmez kanunlarını savunmakla Jesus´un verdiği ebedi dersi hatırlayın. (41, 57)
  6. Bugün artık çocuk değilsiniz ve talimatlarımın anlamını kavrayabiliyorsunuz. Ruhunuz sahip olduğunuz vücudunuzla ayni anda oluşmadı ve onlardan birisinin başlangıcı öbürünün başlangıcı olmadığını bilin. Kucağınızda salladığınız o bebekler kalplerinde masumiyet taşıyorlar, fakat ruhlarında bazen kendi anne-babalarınınkinden daha uzun ve feci geçmişlerini gizliyorlar. O kalplere bakanların sorumlulukları ne kadar da büyüktür öyle ki, onların ruhları gelişme yolunda ilerleme yapsınlar.
  7. Bundan dolayı çocuklarınıza daha az sevgiyle bakmayın. Kim olduklarını, ne de ne yapmış olduklarını bilmediğinizi göz önünde bulundurun. Onlara karşı ilginizi ve sevginizi yoğunlaştırın ve Babanız´a size ruhi kardeşlerinize önderlik ve danışmanlık yapmanız için – o çocukların vücut ve kanı açısından geçici olarak anne-babasısınız – içinize merhametini koyduğuna teşekkür edin. (56, 31 – 32 )
  8. Aile babalarına çocuklarının maddi geleceğini düşündükleri gibi, onların dünyaya getirdikleri misyondan dolayı ruhi geleceğini ayni şekilde düşünmelerini de söylüyorum. (81, 64)
  9. Ruh, insan olarak dünyaya geldigi zaman, bütün yeteneklerini birlikte getirdiğini, onun hedefinin çoktan yazılı olduğunu ve onun dünyada hiçbir şey almak zorunda olmadığını bilin. Ruh ya bir mesaj, ya da bir kefaret görevini dünyaya birlikte getirir. Bazen o iyi bir hasat biçer, diğer zaman da bir borcu öder, ama o bu yaşamda Babası´nın ona verdiği sevgi dersini alır.
  10. Çocuklarınıza bu yaşamda eşlik eden siz, onların çocuksu masumiyet zamanı sona erdiğinde, kanunumun yolunda gitmelerini sağlayın. Onların duygularını uyandırın, yeteneklerini bildirin, iyilik yapmaya yönlendirin ve size doğrusunu söyleyeyim, kim bana böyle gelirse, o sevgim olan Tanrı’nın ateşinden çıkan ışıkla dolacak. (99, 64 – 65)
  11. Ruhen uzun bir yol kat ettiniz ve şimdi yeni nesillerin narin bir çocukluktan beri beyan ettikleri sezgi ve gelişme karşısında şaşırdınız. Çünkü onlar çok tecrübe sahibi olmuş ve dünyaya insanlığın önünde gitmek için – bir kısmı ruhun yolunda, diğerleri ise yetenek ve görevlerine göre dünyanın yolunda gitmek için – geri gelen ruhlardır. Fakat onların hepsinde insanlar huzuru bulacaklar. Size bahsettiğim bu yaratıklar sizin çocuklarınız olacak. (220, 14)
  12. Dünyadaki kötü ve kötü alışkanlıkla babasının örneğinden dolayı babasının izinden gitmeyen bir çocuğun hata yaptığını mı sanıyorsunuz? Veya çocukların anne-babalarının adımlarının izinden gitmek zorunda olduklarını mı sanıyorsunuz?
  13. Size doğrusunu söyleyeyim, sizi doğru yolu gösteren vicdan ve aklınız olsun. (271, 33 – 34)
  14. Kutsanmış masumiyet dünyanın ahlaksızlığıyla bulaştırılacak, gençler nefes kesici hızla onun yolundan koşacaklar ve bakireler de utançlarını, bakireliklerini ve iffetlerini kaybettiler. Bütün bu erdemler kalplerinde kalmadı. Onlar dünyevi tutkuları beslediler ve onlar sadece yıkıma götüren zevkleri istiyorlar.
  15. Bütün açıklığıyla size konuşuyorum öyle ki, kalkıp ruhunuzun gelişmesinde sağlam bir adım atın. (344, 48)
  16. Gençlere insan sevgisini aşılayın, onlara büyük ve asil idealler verin, çünkü gençler yarın adalet, sevgi ve ruhun kutsal özgürlüğünün parladığı bir yaşam için savaşacaklar. Hazırlanın, çünkü kehanetlerin sözünü ettiği o büyük savaş henüz başlamadı. (139, 12)

Çocuklara ve Genç Kızlara Bir Söz

  1. Çocuklar, sizin bende tanrısal bir Babanız vardır ve size fiziksel yaşamınızda insan olan anne-babalar verdiysem, o vücudunuza yaşam vermesi ve onların göksel Babanız´ı temsil etmesi içindir. Size: “Tanrı’yı bütün yaratıklardan daha çok sevin” ve buna ilaveten: “Annene ve babana saygı gösteresin” dedim. Onun için görevlerinizi ihmal etmeyin. Eğer anne-babalarınızın sevgisini minnettarlıkla takdir etmediyseniz ve onlar hâlâ dünyada yaşıyorlarsa, onları kutsayın ve liyakatlerini takdir edin. (9, 19)
  2. Bu günde özellikle yarın yeni bir yuvada yaşamı varlıklarıyla aydınlatmak zorunda olacak olan genç kızlara konuşuyorum; bilmelisiniz ki, bir kadının veya annenin kalbi kutsal tapınağı aydınlatan lamba gibidir, tıpkı ruhun içinizdeki tapınağı aydınlattığı gibi.
  3. Yeni hayatınızın size sürpriz yapmaması için hemen şimdi hazırlanın; çocuklarınızın – bir görevi yerine getirmek için rahminizde şekillenmek ve insan olmak amacıyla yaklaşma saatini bekleyen o ruhların – gideceği yolu hemen şimdi hazırlayın.
  4. İnsanları restorasyon planımda, yenileme işimde ve adaletimde asistanlarım olun.
  5. Adımlarınıza pusu kuran birçok denemelere sırtınızı çevirin. Birçok kadının yıkıldığı, kutsal şeylerin kirletildiği ve birçok lambaların söndürüldüğü günahkâr şehirler için dua edin.
  6. Örnek olmakla ruhi gelişme eksikliğinin sonuçlarını insanlıkta durduran yaşamın, hakikatin ve ışığın tohumunu, yayın.
  7. Bu halkın temiz kızları: uyanın ve savaşa hazırlanın! Kalbin tutkuları yoluyla kör olmayın, gerçek olmayan tarafından gözlerinizin kamaşmasına izin vermeyin. Önsezi ve ilham, hassaslık ve ince duygu yeteneklerinizi geliştirin. Hakikatte güçlü olun ve bu yaşamın savaşına dayanabilmek için en iyi silahlarınızı hazırlamış olacaksınız.
  8. Kanınızla sevgiyi vermek için, yaşamın özüyle çocuklarınıza destek olmak için ondan çok bahsettiğim sevgiyi önce yaşamanız, o sevginin sizin iliklerinize kadar işlemesi ve onu en derinden hissetmeniz gerekir. Talimatlarımın kalbinizde etkisini göstermek istemesi işte budur. (307, 31 – 36)

Evlilik ve Aile

  1. İlk insanların ruhu yoluyla konuşan evlilik kanunu ışık olarak aşağıya geldi öyle ki, onlar erkekle kadının birleşmesi Yaratan´la bir antlaşma anlamına geldiğini anlasınlar. Bu birleşmenin meyvesi Tanrı’nın önünde birleşenin dünyada bozulması mümkün olamayacağının ispatı olarak içinde anne-babasının kanının dolaştığı çocuktu.
  2. Dünyaya çocuk getirdiklerinde, baba ve annenin hissettiği mutluluk, Tanrı’nın çok sevdiği çocuklarına yaşam vermekle baba olduğu anda hissettiklerine benzer. Hayat arkadaşınızı seçmeyi bilmeniz ve çevrenizdeki insanların eşlerini arzu etmemeniz için size sonraları Musa Peygamber yoluyla kanunlar verdiysem, insanlar irade özgürlüklerinden dolayı zina ve tutkuların yollarında yolu şaşırdıkları içindir.
  3. Bu devir geçtikten sonra, dünyaya Jesus olarak geldim ve evliliği ve de böylelikle insanların terbiye ve erdemini iyimser talimatlarım olan hep sevgi kanunumla yücelttim. Sözümün unutulmaması için benzetmelerle konuştum ve evliliği kutsanmış bir kuruluş yaptım.
  4. Şimdi, yeniden aranızda olduğum için, kadınlar ve erkekler size soruyorum: Evliliği ne hale getirdiniz? Ne kadar az insan buna memnuniyet verici bir yanıt verebilir! Kutsadığım kuruluşun kutsallığı yok edildi, o yaşam kaynağından ölüm ve ıstırap çıkıyor. Bu kanunun temizliğinin üstünde utanç lekeleri ve erkekle kadının izleri var. Tatlı olması gereken meyve acı ve insanların ondan içtiği kâse ödle dolu.
  5. Siz kanunlarımdan uzaklaşıyorsunuz ve tökezlediğiniz zaman korkuyla kendinize soruyorsunuz: Neden bu kadar çok acı var? Bedeninizin tutkuları hep vicdanınızın sesini duyumsamazlıktan geldiği için. Şimdi size soruyorum: Size gerekli olan her şeyi vermiş olmama rağmen, mutlu olmak için neden barış içinde değilsiniz?
  6. Gök kubbenin üstüne mavi bir palto serdim öyle ki, o kubbenin altında “sevgi yuvalarınızı” inşa edin, orada dünyanın ayartmalarından ve kargaşalıktan uzak kuşlar gibi basit yaşayın, çünkü basitlikte ve dürüstçe duada insan krallığımın barışını ve birçok gizemlerin vahyini hissedebilir.
  7. Önümde evlenen herkes – bu evlilik din adamları tarafından tasdik edilmemiş olsa bile – benimle bir antlaşma, bütün olayların yazıldığı Tanrı’nın kitabında yazılı kalan bir kontrat yapar.
  8. Kim birbirine bağlı bu iki ismi o kitaptan silebilir? Kim dünyada kanunumda birleşmiş olanı çözebilir?
  9. Eğer sizi ayırsaydım, kendi eserimi yıkmış olurdum. Dünyada birleşmeniz için bana ricada bulunduğunuzda ve ben size izin verdiğimde, neden o zaman sözünüzden caydınız ve yeminlerinizi inkâr ettiniz? Kanunumla ve adımla alay etmek değil mi bu? (38, 32 – 37, 39 – 41)
  10. Kalbini temiz tutmasını beceremeyen, ne de hayat arkadaşına ve çocuklarına şefkatin ve anlayışın sıcaklığını verebilen kadına, anneye ve karının kalbine konuştum.
  11. Eğer onlar önce insani yaşamlarında var olan ağır hatalarını düzeltmezlerse, kadınlar ve erkekler ruhen gelişmede nasıl ilerleyebilirler?
  12. Eserim gerektirir ki, onun öğrencileri temiz ahlak ve dürüst davranışlarıyla hayatlarında benim şahitliğimi yapmasını bilirler.
  13. Birilerine öbürlerine sorduğum gibi soruyorum: Çocuklarınız var mı? O zaman onlara acıyın. Eğer onların ruhlarına bir an bile bakabilseydiniz, o çocukların anne-babasıyım demeye kendinizi layık görmezdiniz. Onlara kötü örnekler vermeyin, onların yanında bağrışmaktan sakının.
  14. Bu devirde hiç benzeri görülmemiş şekilde ailede problemlerin olduğunu biliyorum. Öyle problem ki, adı geçenlere sadece bir tek çözüm bulan: ayrılık, boşanma.
  15. Eğer insan gerekli ruhi bilgiye sahip olsaydı, o zaman o ağır hataları yapmazdı, çünkü duada ve ruhen gelişmede en zor karışıklıkları çözmek ve en ağır sınavları geçmek için ilham bulurdu.
  16. Işığım bütün kalplere, üzgünlere ve bitkinlere de yeni bir yaşam cesareti vermek için ulaşır. (312, 36 – 42)
  17. “İkinci Devirde” Musa Peygamberin kanununa göre nikâhlanmış birçok çiftlerin evlerine girdim ve onları nasıl bulduğumu biliyor musunuz? Kavga ederken, barışın, sevginin ve güvenin tohumunu yok ederken. Kalplerinde, sofralarında ve yataklarında düşmanlık ve anlaşmazlık gördüm.
  18. Evlilikleri kanun yoluyla tasdik edilmemiş birbirlerini seven ve yuvalarında serçeler gibi yaşayan ve sevgililerini okşayan ve koruyan birçoklarının evlerine de girdim.
  19. Bir çatı altında oturan ve birbirlerini sevmeyen ne kadar çok insan var ve birbirlerini sevmedikleri için de birlik olmayan, bilakis ruhen ayrılar var! Fakat onlar Tanrı’nın cezasından veya insanların kanunlarından ya da toplumun yargısından korktukları için ayrılıklarını dışarıya sezdirmiyorlar. Ve bu evlilik değildir; böyle insanlarda ne birlik, ne de dürüstlük var.
  20. Fakat onlar sahte birliklerinin gösterisini yapıyorlar, aileleri ve kiliseleri ziyaret ediyorlar, gezintiye çıkıyorlar ve eksik sevgilerini gizli tutmayı becerdikleri için dünya onları yargılamıyor. Buna karşın birbirlerini seven ne kadar çok insan kendilerini gizlemek zorundalar, birliklerini gizli tutmak, anlayışsızlık ve haksızlıklara tahammül etmek zorundalar.
  21. İnsan sezinlemek ve çevresindeki insanların hayatını doğru değerlendirecek kadar gelişmedi. Ruhi ve dünyevi kanunları elinde tutan insanlar böyle durumları cezalandırmak için gerçek adaleti yerine getiremiyorlar.
  22. Ama size beyan ettiğim anlayışın ve anlayışlılığın devri ve insanların kendilerini mükemmelleştirdiği devir gelecek. O zaman Musa´dan önceki patriklerin devrinde olduğu gibi, sevenlerin birleşmesi bu günde çocuklarımla yaptığım gibi, ruhen olacağını göreceksiniz. Gelecek devirlerde de onu öyle yapacaksınız: birleşecek olan anne-babalarınızın, arkadaşlarınızın ve akrabalarınızın yanında en büyük ruhaniyetle, kardeşlikle ve neşeyle. (357, 25 – 27)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32...Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 32… Enkarnasyon Doğa ve İnsanların Görevi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi – Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Dünyada Enkarnasyon
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Sizinkilerden birisi “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) göçtüğü zaman, huzur hissetmek yerine ağlıyorsunuz, çünkü o ölen Rabbi´ne bir adım daha yaklaşıyor. Buna karşın bir çocuk evinizde doğduğu zaman, o anda o ruhun bu gözyaşı vadisinde bir kefareti ödemek için insan olarak doğduğunu düşünmeden, o bebeğin doğumunu kutluyorsunuz; aslında o çocuk için ağlamanız gerekir. (52, 58)
  2. Siz kendi bedeninizden çocuk doğuruyorsunuz, fakat o ruhları ailelere, oymaklara, milletlere ve dünyalara dağıtan benim ve insanlar için anlaşılması imkânsız adaletimde sevgim kendisini beyan eder. (67, 26)
  3. Siz şimdiki zamanda yaşıyorsunuz ve sizin geleceğiniz için belirlediklerimi bilmiyorsunuz. Dünyada yaşayacak olan ve ağır bir görevi yüklenecek olan ordular kadar çok sayıda ruhları hazırlıyorum. Bilmelisiniz ki, çoğunuz çocuk olarak dünyaya gelen o ruhların anne-babası olacak. Göreviniz içten hazırlıklı olmanızdır öyle ki, onları kabul edip onlara önderlik etmesini bilesiniz. (128, 8)
  4. Size çok ruhaniyet konusunda konuşmak istiyorum, ama henüz onları anlayacak seviyede değilsiniz. Eğer size dünyada hangi konutlarda çoktan çocuk olarak yaşadığınızı bildirseydim, böyle yerlerde nasıl yaşamış olduğunuzu anlayamazdınız.
  5. Bugün “ruhsal vadiyi” tanıdığınızı reddedebilirsiniz, çünkü ruhunuz insan olarak yaşadığı sürece ona geçmişini gizledim öyle ki, ruh ne kibirlensin, ne üzülsün, ne de yeniden başlaması gereken yeni yaşamı karşısında ümitsizliğe kapılsın.
  6. İsteseniz bile eski hayatınızı hatırlayamazsınız. Şimdi size beyan ettiğim eski hayatınızın sadece his ve öz sezgisine izin veriyorum öyle ki, hayat mücadelesinde metanetli olun ve yaşam sınavlarına gönüllü olarak tahammül edin.
  7. Size söylediğim her şeyden şüphelenebilirsiniz, fakat o ruhi dünya ruh olduğunuz sürece gerçekten yurdunuzdu. Siz o yurdun vatandaşlarıydınız. Orada hiçbir ıstırap tanımadınız, Baba’nın görkemini benliğinizde hissettiniz, çünkü O´nda kusur yoktur.
  8. Fakat orada liyakatleriniz yoktu ve böylece o cenneti terk etmeniz ve bu dünyaya gelmeniz gerekliydi öyle ki, ruhunuz zahmetlerinizle o krallığı yeniden kazansın.
  9. Fakat siz her gün biraz daha fazla, kendinizi Tanrı’dan ve ruhsal kaynağınızdan çok uzak hissedinceye kadar, ahlâken çöktünüz. (114, 35 – 36)
  10. Ruh (insan olarak) dünyaya geldiği zaman, varlığını Babası’na adamanın, O´nun tarafından beğenilmenin ve insanlara faydalı olmanın en güzel niyetleriyle doludur.
  11. Ama kendisini bir vücutta hapsedilmiş olarak gördüğü anda, bin bir çeşit denemeye tutulur ve hayat yolunda ayartılır, zayıflar “bedenin” itkisinin etkisi altında kalır, ayartmalara yenik düşerse, bencilleşir ve sonuçta kendisini her şeyden çok sever. (Bu dünyadaki) Hedefinin ve vaatlerinin yazılı olduğu vicdanına sadece birkaç an kulak verir.
  12. Benim sözüm (benimle yaptığınız) ruhsal antlaşmayı hatırlamaya ve ayartılmalara direnmeye ve engelleri aşmaya yardımcı olur.
  13. Hiç kimse benim belirlediğim yoldan asla sapmadığını söyleyemez. Ama sizi affediyorum öyle ki, çevrenizdeki insanları affetmeyi öğrenin. (245, 47 – 48)
  14. İnsanların vicdanının sesiyle ahenk içinde yaşaması için büyük bir ruhi talimat gereklidir. Çünkü Tanrı’nın sevgisi her şeyin iliklerine kadar işlemiş, her şey insanların iyiliği ve mutluluğu için Tanrı tarafından bilgelikle yaratılmış olmasına rağmen, ruhun etrafını saran madde ona sınavdır, cünkü ruh insanın doğduğu andan itibaren ait olmadığı bir dünyada yaşar ve özyapısı bakımından tamamen ruhtan farklı bir vücutla birleşmiştir.
  15. Ruhun kendi geçmişini neden unuttuğunun nedenini burada görebilirsiniz. Ruh, henüz doğmakta olan varlığından bilinçsiz bir yaratıkta (bebekte) insan olur ve onunla birleşir. O vücutla sıkı bir bağlılığı olduğu bir yaşam sürmeye başlar.
  16. Ruhun sadece iki niteliği bedende kendini gösterir: vicdan ve sezgi; ama şahsiyeti, başardıkları işler ve geçmişi belli bir süre gizli kalır. Baba bunu öyle belirledi.
  17. Eğer ruh kendi geçmişini hatırlasaydı, yüce bir vatanın ışığından gelen ruhun bu dünyanın sefil hayat şartları altında yaşamak için hali ne olurdu? Eğer o ruhlara geçmişte başka yaşamlardan kazandıkları yücelikleri açıklansaydı, insanlar arasında hangi kibirler ortaya çıkardı? (257, 18 – 19)

Bedenin Doğru Değerlendirmesi ve Ruhun Bedene Önderliği

  1. Size sadece ruhunuzu temizleyesiniz demiyorum, bilakis vücudunuzu da güçlendiresiniz öyle ki, sizden doğan yeni nesiller sağlıklı olsunlar ve ruhları zor görevlerini yerine getirebilsinler. (51, 59)
  2. Vücudunuzun sağlığına dikkat edin ve bakımı ve güçlenmesini sağlayın. Benim öğretim size ruhunuz ve vücudunuz için sevgi dolu bakımı tavsiye eder, çünkü ikisi de birbirlerini tamamlarlar ve onlara emanet edilen zor ruhi görevleri yerine getirmede birbirlerine ihtiyaçları vardır. (92, 75)
  3. Vücudunuza sahip olduğu değerden fazla değer vermeyin ve ruhunuza verilen değerin yerini vücudunuzun almasına izin vermeyin.
  4. Vücudun ihtiyacınız olan sadece bir araç olduğunu kavrayın öyle ki, ruhunuz dünyada kendisini beyan edebilsin. (62, 22 – 23)
  5. Bu öğretinin ruhunuza ne kadar faydalı olduğuna bakın, çünkü vücudunuzun parçaları her geçen günle biraz daha toprağın kucağına yaklaşırken, buna karşın ruhunuz biraz daha sonsuzluğa yaklaşır.
  6. Ruh dünyada yaşadığı sürece, vücut ruhun orada dinlendiği destektir. Vücudun ruhu bağlayan zincir veya hapiste tutan zindan olmasına izin vermek neden? Vücudun hayatınızın direksiyonu olmasına izin vermek neden? Bir körün gören insana kılavuzluk yapması doğru mudur? (126, 15 – 16)
  7. Bu talimat bütün temiz ve tanrısal olan şeyler gibi basittir ve ondan dolayı da anlaşılması kolaydır. Fakat onu uygulamak size bazen zor görünecek. Ruhunuzun gayreti zorlama, feragat veya vücudunuzun fedakârlığını gerektirir. Eğer eğitim ve ruhi disiplin eksikse, acı çekmek zorunda kalırsınız.
  8. Zamanın başlangıcından beri Tanrı’nın verdiği kanuna uygun bir şekilde bir yaşam sürmek için doğruyu, izin verileni ve iyiyi anlamaya uğraşıda ruh ve “beden” arasında çatışma olmuştur.
  9. Bu ağır güreşte size sanki yabancı ve kötü niyetli bir güç sizi sürekli mücadeleyi bırakmaya ayartıyormuş ve sizin irade özgürlüğünüzden faydalanmanıza ve materyalizmin yoluna devam etmenize davet ediyormuş gibi gelir.
  10. Vücudunuzun zayıflığından daha büyük bir ayartma olmadığını size söylüyorum: çevresini saran her şeye hassas; pes edecek kadar zayıf; alaşağı etmeye ve baştan çıkarması kolay. Fakat dürtülere, tutkulara ve vücudun zayıflıklarına hâkim olmayı öğrenmiş olan insan içinde taşıdığı ayartmayı yenmiştir. (271, 49 – 50)
  11. Dünya bir savaş meydanıdır ve orada öğrenmeniz gereken çok şey vardır. Eğer o öyle olmasaydı, bu gezegende birkaç yıl yaşamak yeterdi ve siz başka bir zamanda bir daha bu dünyada doğmak için gönderilmezdiniz. Eğer vücuda (ruhi) pislik ve materyalizm yapışmışsa, ruh için kendi vücudunuzdan daha kasvetli ve karanlık bir mezar hücresi yoktur.
  12. Benim sözüm sizi bu mezardan yükseltir ve size bundan sonra kanat verir öyle ki, barış bölgelerine ve ruhi ışığa doğru yükselin. (213, 24 – 25)

Ruhun ve Vicdanın İnsanda Önemi ve Görevi

  1. Vücut ruhsuz, sadece fiziksel vücutla varlığını sürdürebilirdi, ama o zaman o vücut insan olmazdı. O canlı ve bilinçsiz olurdu, ama o vücut kendisini yönetemezdi, ne de vicdani yoluyla Tanrı’nın kanununu tanıyan, iyiliği kötülükten ayırt eden ve Tanrı’nın vahiylerini alan en yüksek yaratık olurdu. (59, 56)
  2. Bırakın vicdan ruhu aydınlatsın ve ruh bedeni yönetsin! (71, 9)
  3. Dünyada bazı insanlar sahte büyüklük peşinden koşarken, diğerleri ise insanın Tanrı’nın gözünde önemsiz bir yaratık olduğunu söylüyorlar. Ve hatta bazı insanlar topraktaki solucanla kendilerini kıyaslarlar. Elbette sizin fiziksel vücudunuz yaratıklarımın arasında küçük görünebilir, ama o benim için onu bilgelikle ve yetenekle yarattığımdan dolayı küçük değildir.
  4. Fakat benliğinizin büyüklüğüne vücudunuzun ölçülerine göre nasıl karar verebilirsiniz? O vücutta ruhun varlığını hissediyor musunuz? O ruh sizin vücudunuzdan daha büyük, varlığı ebedi, yolu sonsuzdur. Ruhun gelişmesinin sonunu fark etme gücüne sahip değilsiniz, ayni şekilde onun başlangıcını kavrayamadığınız gibi. Ben sizi küçük olarak görmek istemiyorum, ben sizi yarattım öyle ki, büyüklüğe ulaşın. İnsanı ne zaman küçük olarak gördüğümü biliyor musunuz? O günahların ahlaki çöküntüsüne düştüğü zaman, çünkü o zaman insan soyluluğunu ve onurunu kaybetti.
  5. Çoktan beri bana bağlı değilsiniz, Tanrı’nın size verdiği birçok nitelikler, yetenekler ve yetiler benliğinizde hareketsizce uyuduğu için gerçekten kim olduğunuzu bilmiyorsunuz. Ruh ve vicdan hakkında uyuyorsunuz ve işte tam onların ruhi niteliklerinde sizin gerçek büyüklüğünüz yatar. Siz bu dünyadan olan yaratıklar gibi yaşıyorsunuz, çünkü onlar bu dünyada oluşur ve ölürler. (85, 56 – 57)
  6. Sözümle size ruhunuzun benim için olan değerini ispat ediyorum. Maddi yaratıklar arasında ruhunuzdan daha büyük (kıymetli) hiçbir şey yoktur – ne ışığıyla kral yıldız (güneş), ne bütün mucizeleriyle dünya, ne de herhangi bir başka yaratık size verdiğim ruhunuzdan daha büyüktür, çünkü ruh Tanrı’dan çıkmış bir parçacıktır, alevdir.
  7. Tanrı’dan başka sadece ruhlar, ruhi zekâ, bilinç, irade ve irade özgürlüğüne sahiptirler.
  8. “Bedenin” içgüdü ve eğilimlerinin üstünde ruhunuz olan bir ışık yükselir ve bu ışığın üstünde bir önder, ders kitabı ve hâkim (vardır), o da vicdandır. (86, 68)
  9. Materyalizme düşkün insanlık bana: “Gerçekten ruhun krallığı var mıdır?” diyor. Fakat ben size: “Ah siz inançsızlar, ‘Üçüncü Devrin’ Thomas’ı gibisiniz” diye yanıt veriyorum. Acıma ve merhamet duyguları, şefkat, iyilik ve yüce duygulu olmak vücudun nitelikleri değildir, ayni şekilde içinizde gizli yatan Tanrı’nın hediyeleri (yetenekler) de vücudun niteliği olmadığı gibi. Kalbinizde ve aklınızda yer etmiş olan bütün o duygular, bütün o yetenekler ruha aittir ve siz onu inkâr edemezsiniz. “Beden” sadece sınırlı bir araçtır, fakat ruh sınırlı değildir: o büyüktür, çünkü ruh Tanrı’nın bir atomudur.
  10. Benliğinizin özünde ruhunuzun yerini arayın ve sevginin görkeminde büyük bir bilgelik! (147, 21 – 22)
  11. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlığın ilk günlerinden beri insan ruhtan bir özün içinde taşıdığının sezgisel bilgisine sahipti. Öyle bir öz ki, görünmez olmasına rağmen, insan hayatının çeşitli eserlerinde kendisini belli etti.
  12. Rabbiniz zaman zaman ruhun varlığını, özelliğini ve gizli varlığını vahiy etti. Çünkü o ruhu içinizde taşımanıza rağmen, materyalizminizin örttüğü perde öyle kalın ki, içinizde en asil ve en halis özünüzü fark etmeye muktedir değilsiniz.
  13. Birçok gerçekleri insan inkâr etmeye cesaret etti. Buna rağmen ruhun varlığına inancı ona karşı en çok savaştığı şeylerden birisi değildi, çünkü insan onu hissetti ve sonunda ruhunu inkâr etmenin kendisini inkâr etmek olacağını kavradı.
  14. İnsan vücudu tutkularından, kötü alışkanlıklarından ve zevke düşkünlüğünden yozlaştığı zaman, o vücut zincir, karanlık bir göz bantı, hapishane ve ruhun gelişmesine bir engel oldu. Buna rağmen insanda hayat sınavları esnasında asla ona yardıma koşan içten ışığın bir kıvılcımı eksik değildi.
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, ruhun en yüce ve temiz ifadesi vicdandır, çevresindeki bütün yaratıklar arasında insanı birinci, en yüce, en önemli ve en asil yapan o içten ışıktır. (170, 56 – 60)
  16. Bütün millete insanın sahip olduğu en yüksek ve en güzel unvan – o unvanı hak etmek zorunda olsa da – onun “Tanrı’nın çocuğu” olması olduğunu söylüyorum.
  17. Kanunların ve talimatların amacı size hakikatimi beyan etmektir öyle ki, en büyük mükemmellik olan Tanrı’nın O´na layık çocukları olabilesiniz. (267, 53)
  18. Sizin “benim suretimde” olarak yaratıldığınızı biliyorsunuz, fakat onu söylediğiniz zaman, fiziksel vücudunuzu düşünüyorsunuz. Size söylüyorum, benim suretim sizin vücudunuz değildir, bilakis benim suretimde olabilmek için erdemleri uygulamakla kendinizin benim gibi olması gereklidir.
  19. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben adaletim, iyi olanım ve bütün bunlar Tanrı’nın sevgisinden kaynaklanır. Nasıl olmanız gerektiğini şimdi anlıyor musunuz öyle ki, “benim suretimde” olasınız? (31, 51 – 52)
  20. Tanrı’nın inikâsını içinizde taşıyorsunuz, ben gerçekten içinizdeyim. Zekânız, iradeniz, yetenekleriniz, duyularınız ve erdemleriniz daha yüce bir özünüzün şahitliğini eder. Ve siz Baba´dan kaynaklandığınız Baba’nın yaşayan kanıtısınız.
  21. Zaman zaman itaatsizliğiniz ve günahınız yüzünden içinizde taşıdığınız suretimi lekeleyip kirletiyorsunuz. O zaman benim gibi değilsiniz; çünkü Tanrı’nın bir sureti olabilmek için insan vücuduna ve bir ruha sahip olmak yetmez. Gerçek bana benzerlik ışığınız ve bütün insanlara olan sevgiyle mümkündür. (225, 23 – 24)
  22. Ben sizi “suretim” olarak yarattım ve ayni zamanda ben üç ve bir olduğum için sizde de Üçlü Birlik vardır.
  23. Fiziksel vücudunuz yaratıkların mükemmel şekli ve ahengini temsil eder. İnsan olarak doğan ruhunuz, dünyada insanlara sevgi izi bırakmak için dünyaya insan olarak gelen “sözün” kopyasıdır; vicdanınız ise tanrısal ışık olan Kutsal Ruh´un parlayan kıvılcımıdır. (220, 11 – 12)
  24. Eğer ruhunuz vücudunuzda özgür iradesiz ve kendi eğilimleri olmadan etkisini gösterseydi, o zaman ruhunuz neleri hak etmiş olurdu? Ruhun bedenle savaşı bir gücün öbür güçle savaşıdır. O eritme potasında ruh üstünlüğünü ve dehasını ispat etmesi gereken denek taşını bulur. Ruhu sürekli bir an için “bedenin” ayartmasına yenik düşmesi sınavdır. Ruha etkisini gösteren ayartmalar çok güçlüdür ki, siz sonuçta doğaüstü ve kötü bir gücün sizi uçuruma sürüklediği ve sizin tutkularda mahvolmanıza neden olduğu izleniminde olabilirsiniz.
  25. Ruhun sorumluluğu Tanrı önünde ne kadar büyüktür! Beden bu sorumluluğu üzerine almadı. Bakın, ölüm geldiği zaman, beden hep toprakta yatıyor. Ne zaman liyakatler kazanacaksınız öyle ki, ruhunuz içinde yaşadığınız dünyadan daha mükemmel bir yurtta yaşamaya layık olsun?
  26. Dünya size sadece kibir, gurur ve sahte büyüklüğü oluşturan taçlar sunuyor. Ama kibirlerden uzaklaşmayı anlayan ruhunuza öbür dünyada başka bir bilgeliğimin tacı hazırlandı. (53, 9 – 11)
  27. Yaşam kendisini bedenden çok ruhta beyan etsin. Ne kadar çok insan bu dünyada yaşadılar; fakat onların sadece çok azı ruhen yaşadı ve insanda var olan ve Tanrı’nın insanların içine koyduğu tanrısal kıvılcım olan merhameti ifade etti.
  28. Eğer insanlar sağgörüyü ruhlarında muhafaza edebilmiş olsaydılar, o sayede geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve geleceklerini görebilirlerdi.
  29. Ruh Tanrı’nın bilgeliğinin kitabına benzer. Ne kadar çok içeriği vardır! Her adımda ve her anda size vahiy edecek bir şeyi vardır – bazen o kadar derin vahiyler ki, onları anlamanız mümkün değildir.
  30. Her insanın içinde var olan ışık kıvılcımı insanı ruhla birleştiren bağdır. O öbür dünya ve Babası´yla bağlantıyı sağlar. (201, 37 – 40)
  31. Ah, ruhunuzun görme yeteneğiyle algıladıklarını keşke fiziksel yapınız algılayabilseydi! Çünkü vücut fiziksel yapısı bakımından hiçbir şeyi fark etmese de, ruhunuzun görmesi asla son bulmaz. Ne zaman ruhunuzu anlamaya muktedir olacaksınız? (266, 11)
  32. Yaşama gaddar dediğiniz için onu sevmeyen siz, insanda vicdanın anlamını fark etmediğiniz ve onun size önlerdik etmesine izin vermediğiniz sürece, yaşamın gerçek değerini hiç bulamayacaksınız.
  33. Ruhu bedenden ve tutkularından daha yüksek bir yaşama yükselten vicdandır. Ruhen gelişmeniz size Tanrı’nın büyük sevgisini hissetmenizi sağlayacak. Eğer onu pratikte uygulamada başarılı olursanız, o zaman yaşamın anlamını anlayacaksınız, güzelliklerini göreceksiniz ve o yaşamda bilgeliği keşfedeceksiniz. O zaman neden benim ona “yaşam” adını verdiğimi bileceksiniz.
  34. Bu öğretiyi tanıdıktan ve anladıktan sonra, onun gerçek olmadığını söylemekle kim reddetmeye cesaret edecek?
  35. Eğer gerçek değerinizin gerekçesi vicdanınızda olduğunu kavrarsanız, o zaman Baba’nın yarattığı her şeyle ahenk içinde yaşayacaksınız.
  36. Sonra vicdan zavallı insan hayatını güzelleştirecek; ama insan adaletin ve bilgeliğin yolundan gitmek için önce onu Tanrı’dan ayıran bütün tutkularına sırtını dönmelidir. O zaman sizin için bugün ona ilgisizlikle baktığınız gerçek hayat başlayacak, çünkü siz neyi hor gördüğünüzü bilmiyorsunuz ve onun mükemmelliğini tasavvur edemiyorsunuz. (11, 44 – 48)

İnsanın İçinde Tanrı’nın Tapınağı

  1. İnsanlığın benim hakkımdaki tasavvuru çocukçadır, çünkü o ona sürekli verdiğim vahiyleri anlamasını bilmedi. Kendisini hazırlamasını bilen için ben görülebilir, dokunulabilir ve her yerdeyim; fakat hassasiyete sahip olmayanlara materyalizm onları sertleştirdiği için benim varlığımı kavramak güçtür. Öyle insan benim ondan uçsuz bucaksız uzaklarda olduğum duygusuna sahiptir ve ona herhangi bir şekilde hissedilebilmem ve görülebilmem imkânsızdır.
  2. İnsan beni içinde taşıdığını ve ruhunda ve vicdanının ışığında Tanrı’nın temiz varlığına sahip olduğunu bilmelidir. (83, 50 – 51)
  3. İnsanları üzen bu devrin ıstırapları onları adım adım farkında olmadan içlerindeki tapınağın kapısına götürecek. Bu durum karşısında ilerlemekten aciz: “Rab, neredesin?” diye soracaklar. Tapınağın içinden Usta’nın iyimser sesi duyulacak ve O onlara: “Ben buradayım, hep oturduğum yerde, sizin vicdanınızda” diyecek. (104, 50)
  4. Siz içimde doğdunuz. Ruhi ve maddi (fiziksel) yaşamı Baba´dan aldınız. Tasvir olarak söyleyebilirim ki, ayni zamanda içimde doğduğunuz için, ben de sizin içinizde doğdum.
  5. Sizin vicdanınızda doğdum, gelişmenizle büyüyorum ve sevgi eserlerinizde kendimi tamamen beyan ediyorum öyle ki, sevinç çığlıklarıyla: “Rab içimdedir!” deyin. (138, 68 – 69)
  6. Bugün henüz çocuk öğrencilersiniz ve benim talimatlarımı hep doğru olarak anlayamıyorsunuz, fakat kalbinizle ve düşüncelerinizle şimdilik Tanrı’ya konuşun. Tanrı size benliğinizin içinden yanıt verecek. Vicdanınızda konuşacak olan O´nun mesajı, berrak, bilge ve sevecen bir ses olacak. O sesi yavaş yavaş keşfedeceksiniz ve sonra ona zamanla alışacaksınız. (205, 47)
  7. Üçüncü Devirde öğrencilerimin kalbinde Kutsal Ruh´un kilisesini inşa edeceğim. Orada yaratan Tanrı, kudretli Tanrı, İkinci Devirde insan olarak dünyaya gelmiş olan Tanrı, sonsuz bilge Tanrı oturacak. O içinizde yaşıyor, fakat siz onu eğer hissetmek ve sözlerinin melodisini duymak istiyorsanız, içten hazırlık yapmalısınız.
  8. İyilik yapan insan varlığımı içinde hisseder, ayni şekilde alçakgönüllüler veya her insanı kardeşi olarak görenler de.
  9. Ruhunuzda Kutsal Ruh´un tapınağı vardır. Bu bölge yok edilemez, hiçbir fırtına veya bora onu yıkma gücüne sahip değildir. İnsan gözleri için o görülemez, dokunulamaz. Onun sütunları iyilikte büyümek olsun. Kubbesi Baba’nın çocuklarına verdiği rahmetidir. Kapıları tanrısal annenin sevgisidir; çünkü kapımı çalan herkes göksel annenin kalbini etkileyecek.
  10. Öğrenciler, işte Kutsal Ruh´un kilisesinde yaşayan hakikat buradadır öyle ki, (İncil’in) yanlış yorumları yoluyla yanılgıya düşenlerden olmayın. Taştan kiliseler sadece bir semboldiler ve o kiliselerde taş taş üstünde kalmayacak.
  11. İçinizdeki kilise kürsüsünde hep imanın alevi yanmasını istiyorum ve eserlerinizle günün birinde üstünde büyük bir kutsal tapınağın duracağı temelleri attığınızı kavrayın. Ben çeşitli fikirden bütün insanları denerim ve onları etkilerim, çünkü onların hepsinin tapınağımı inşa etmeye katılmalarını sağlarım. (148, 44 – 48)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 31… Kurtuluş, Günahtan Kurtarılış ve Ebedi Şifa

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 31... Kurtuluş, Günahtan Kurtarılış ve Ebedi Şifa

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 31… Kurtuluş, Günahtan Kurtarılış ve Ebedi Şifa

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 31… Kurtuluş, Günahtan Kurtarılış ve Ebedi Şifa
Jesus Christus´un Vahyi                                            

Almancadan tercüme: Jasmin

Günahlardan Kurtarılışın Yanlış Yorumlarının Düzeltilmesi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Birçok insan bütün dünyanın gözyaşlarının dünyada ilk yaşayan insanların günahları neden olduğu düşüncesini savunuyorlar. O benzetmeyi anlamaktan aciz, sonra Christus´un kanıyla o lekeyi yıkamak için geldiğini söylediler. Eğer bu iddia doğru olsaydı, Christus´un kendisini kurban etmiş olmasına rağmen, neden o zaman insanlar hâlâ günah işliyorlar ve acı çekmeye devam ediyorlar?
  2. Jesus bu dünyaya insanları mükemmelleşmeye götüren yolu göstermek için geldi ki, o yolu hayatıyla, eylemleriyle ve sözleriyle öğretti. (150, 43 – 44)
  3. Hepiniz hedefe görevlerinizi yerine getirmekle ulaşacaksınız. Ben size bitmez tükenmez öğretilerimi verdim öyle ki, gelişmenizin basamaklarında yukarıya doğru yükselin. Sizi kurtaran benim kanım değildir, bilhassa ruhunuzdaki ışığım sizi kurtaracak. (8, 39)
  4. Üçüncü devirde yeni bir çarmıh payıma düşecek. Bu çarmıh ölümlü gözlerle görülemeyecek, fakat o çarmıhın üstünden insanlığa sevgi mesajımı yollayacağım ve sözlerimin özü olan kanım ise ruh için ışığa dönüşecek.
  5. Beni bir zamanlar yargılamış olanlar geçmişteki hatalarını düzeltmek için bugün günahlarından pişman olmuş ruhlarıyla insan kalplerine ışık getiriyorlar.
  6. Öğretimin insanlığın kötülüklerine galip gelmesi için onun önce Christus gibi işkence direğinde işkence ve alay edilmesi gerekir. Bu sevgisiz dünyanın karanlığını aydınlatmak için her yaramdan ışığım dışarıya sızmalıdır. İnsanlığa kendi kurtuluşunun yolunu göstermek için görünmeyen kanımın yeniden insanlığın üstüne dökülmesi gereklidir. (49, 17 – 19)
  7. Bütün insanlığın bende kurtulacağını bir kez daha söylüyorum. Golgota´da dökülen o kan her ruh için yaşamdır. Fakat toprağın tozuna orada dökülmüş olan kan yaşam değildir, bilhassa o kanın Tanrı’nın sevgisini sembolize etmesidir. Her ne zaman size kanımdan bahsedersem, onun ne olduğunu ve hangi anlama geldiğini şimdi biliyorsunuz.
  8. Birçok insan Rab´be hizmet ederken ve insanlara sevgisinden dolayı kan döktü, fakat bu kan tanrısal sevgiyi sembolize etmedi, sadece ruhi ve insani sevgiyi.
  9. Jesus´un kanı tanrısal sevgiyi temsil eder, çünkü O´nda hiçbir kusur yoktur. Usta´da asla herhangi bir günah yoktu ve O kanını son damlasına kadar Tanrı’nın yaratıklarına her şey olduğunu ve O kendisini insanlara tamamen verdiğini anlamanız için döktü, çünkü Tanrı insanları çok sever.
  10. Usta’nın vücudunda yaşam olan o sıvıyı (kanı) toprağın tozu emdiğinde, öğretimin insan yaşamını Tanrı’nın sevgisiyle, bilgeliğiyle ve adaletiyle sulayıp verimli yapmak zorunda olduğunu anlayın diye bu olmuştur.
  11. Usta Christus´un sözlerine ve örneklerine inançsız ve şüpheci dünya öğretime savaş açıyor ve Jesus´un insanlığı günahlardan kurtarmak için kanını dökmüş olmasına rağmen, dünya kurtarılmadı; insanlık her gün daha çok gelişmiş olmasına rağmen, günah işliyor diyor.
  12. İnsanlar kendilerine: “O kanın günahlardan kurtarma gücü nerde?” diye soruyorlar. Öğretimin temelini göstermesi gerekenler ışığa acıkmışların ve hakikati kavramaya susamışların sorularını tatmin edici bir şekilde yanıtlamaları gerekirken, tatmin edici yanıt vermeyi bilmiyorlar.
  13. Bu devirde bilmeyen insanların soruları hakikati bildiğini iddia eden insanların yanıtlarından daha derin ve anlamlı olduğunu size söylüyorum.
  14. Fakat ben size konuşmak için yeniden geldim. O kanın gerçekten günahkârları, yitik ve ağır cezaya yargılananları Tanrı’nın adaletinden kurtaracağı kanısında olanlar için iste sözüm.
  15. Size söylüyorum: Eğer her şeyi bilen Tanrı Jesus´un insanlara söylediği bütün sözlerin ve eylemlerin insanlar tarafından azar azar faydalanılmayacağına ve anlaşılmayacağına inansaydı, gerçekten O asla Oğlu Christus´u dünyaya göndermezdi; çünkü Yaratan faydasız hiçbir şey yapmadı, meyve vermesi belirlenmemiş hiçbir şey bile. Fakat Tanrı O´nun insanlar arasında doğması, büyümesi, acı çekmesi ve ölmesi için yolladıysa, o Usta’nın ışık saçan ve verimli yaşamı eylemleri yoluyla silinmez bir yol, yok edilmez bir iz çizeceği içindi öyle ki, O´nun bütün çocukları gerçek sevgiye yönlendiren o yolu bulsunlar ve Tanrı çocuklarını orada beklediği vatana götüren öğretisini uygulasınlar.
  16. Son damlasına kadar dökülen ve ruhi temizlik ve sonsuz sevgiye tanıklık eden o kanın insanların Tanrı’ya imanla görevlerini yerine getirmekle onlara vaat edilen ülkeye yükselteceğini de Tanrı biliyordu. Ve onlar bana yerine getirdikleri görevleri sunarak sonra bana: “Rab her şey yerine geldi” diyebileceklerdi.
  17. Şimdi size kanımın çarmıhta akıtıldığı saatin insanların günahlarından kurtarılma saati olmadığını söyleyebilirim. Benim kanım burada bu dünyada mevcut, canlı, taze olarak kaldı ve kanlı iziyle azabıma ve günahtan kurtulmanızın yoluna işaret eder ki, o yol Babanız´ın size vaat ettiği vatana ulaşmanızı sağlayacak.
  18. Size söyledim: “Ben yaşamın kaynağıyım, gelin ve kendinizi lekelerinizden arındırın öyle ki, özgür ve günahsız olarak Babanız´a ve Yaratanınız´a gidin.”
  19. Benim kaynağım sonsuz ve sınırsız sevgiden oluşur. Benim eskiden dökülmüş olan kanımın söylemek istediği budur. O sözümü ve öğretimi mühür gibi tasdikledi. (158, 23 – 33)
  20. Bugün yüzyıllardan ve o olaydan sonra kanımı bütün insanlık için dökmüş olmama rağmen ve bilgisizlikte, fanatizmde ve yanılgıda veya günah işlemede direnenler henüz kurtulmamışken, sadece Jesus´un öğrettiği yoldan gidenlerin ruhlarının kurtuluşuna ulaştığını söylüyorum.
  21. Size söylüyorum, bin kere insan olsam ve bin kere çarmıhta ölsem bile, insanlar izimden gitmek için kalkmadıkları sürece ruhlarının kurtuluşuna ulaşamayacaklar. Sizi günahlarınızdan kurtaracak olan benim çarmıhım değil, sizin çarmıhınızdır. Ben kendi çarmıhımı omuzladım ve onda insan olarak öldüm ve o andan itibaren Baba’nın kucağındaydım. Uysallıkta ve sevgide izimden gidin ve sonra Babanız´ın yanında olmak için gerçek alçakgönüllülükle görevinizin hedefine ulaşıncaya dek çarmıhınızı omuzlayın. (168, 16 – 17)
  22. Mutluluğu bulmak istemeyen hiç kimse yoktur ve o ne kadar ebediyse, o kadar iyidir, çünkü ben size en yüce ve sonsuz mutluluğa götüren yolu öğretiyorum. Buna karşın size sadece yolu gösteriyorum ve sonra sizin beğendiğiniz yolu seçmenizi sağlıyorum.
  23. Size soruyorum: “Eğer mutluluğu özlüyorsanız, mutluluk biçmek için neden mutluluk ekmiyorsunuz?” İnsanlar için yaşama duygusuyla yönlendirilmiş olan insanların sayısı ne kadar da az! (169, 37 – 38)
  24. Bu dünyadaki yaşamınızın anlamı, ruhun ne olduğu ve ruhsal dünyanın (öbür dünya) ne olduğu hakkındaki düşünceleriniz yanlıştır.
  25. İmanlı insanların çoğu, eğer belli bir adaletli insan olarak yaşarlarsa veya hayatlarının son anında işledikleri hatalarından pişman olurlarsa, ruhlarının kesinlikle cennete gideceğini sanır.
  26. Fakat insanların hoşuna giden bu yanlış düşünce onların ömür boyu Tanrı’nın kanununu ısrarla yerine getirmemesinin nedenidir. Böylece o insanın ruhu dünyadan göçtüğü ve ruhsal dünyaya ulaştığı zaman, hayalini ettiği mucizelerin olmadığı, ne de hak etmiş olduğunu sandığı büyük mutluluğu duymadığı bir yere gelmesine neden olur.
  27. Cennete gideceğinden emin olan ruhların cennet yerine şaşkınlık bulduklarını biliyor musunuz? Artık dünyada yaşamaya devam etmedikleri için ve destek olarak fiziksel vücutları olmadığı için kendileri ruhsal ışığın olduğu yerlere yükselemediler ve farkında olmadan kendilerine ne insancıl, ne de tamamen ruhsal bir dünya yarattılar.
  28. Sonra ruhlar kendilerine sormaya başlıyorlar: Burası cennet mi? Dünyada bunca yıl yaşadıktan sonra, Tanrı’nın ruhlar için belirlediği yurt bu mu?
  29. Diğerleri ise hayır diyorlar, burası sadece ışığın, sevginin ve temizliğin olduğu “Tanrı’nın kucağı” olamaz.
  30. Ruh, yavaş yavaş derin düşünmekle ve acı çekmekle kavramaya başlıyor. Tanrı’nın adaletini anlıyor ve vicdanının ışığıyla aydınlanmış olarak geçmişteki eylemlerine hüküm veriyor ve o arada eylemlerinin acınacak ve kusurlu olduklarını keşfediyor. Beklediği ödülleri almaya hak etmediğini anlıyor.
  31. Sonra kendisine verdiği bu hükümden ötürü, ruhta alçakgönüllülük kendisini gösterir ve lekeleri silmek, hataları düzeltmek ve Babası’na gerçekten ödülü hat ettiren şeyler yapmak için arkasında bıraktığı yollara geri dönme arzusu doğar.
  32. İnsanlığa bu gizemler hakkında bilgi vermek gereklidir öyle ki, maddi dünyada yaşam insan ruhu için ödül hak etme fırsatı olduğunu anlasın. O hak edilenler ruhu daha yüksek ruhsal dünyada yaşamayı hak ettirsin. Orada yeniden geri kalmamak ve basamaktan basamağa yükselmek için hak kazanmak zorundadır; çünkü “Baba’nın evinde birçok yer vardır.”
  33. Bu hakları size Baba’nın ebedi kanunu öğrettiği gibi sevgi yoluyla kazanacaksınız. Ve böylelikle ruhunuz merdivende basamak basamak ilerleyecek ve orada cennete, ruhun mükemmelliği olan gerçek cennete götüren dar yolla tanışacaksınız. (184, 40 – 45)
  34. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer ben bu devirde insan olarak dünyaya gelmiş olsaydım, o zaman gözleriniz benim kanayan yaralarımı taptaze olarak görmek zorunda kalırdı, çünkü insanların günahları sona ermedi, insanlığa olan sevgimin ispatı olarak Golgota´da dökülen kanımın hatırasıyla insanlar kurtarılmak da istemiyorlardı. Ama ben size ruhen geldim öyle ki, beni bu dünyada yargılayanlar ve cezalandıranlar eylemlerine bakma utancını yaşamak zorunda kalmasınlar.
  35. Her şey affedildi; ama her ruhta hepiniz için çarmıhta döktüğüm şey hâlâ mevcuttur. O yaşam gücünün ve o kanın yok olduğuna veya kaybolduğuna inanmayın. Onlar o andan itibaren bütün insanlığın üstüne döktüğüm ruhsal yaşamı temsil ediyorlardı. Dünyada konuştuğum ve yaptığım sözümün onayladığı ve her şeyi vurguladığı kanım yoluyla insanlar ruhlarının yenilenmesi arzusuyla yukarıya doğru gelişecekler.
  36. Sözlerim, eylemlerim ve kanım boşuna olmayacaklar. Eğer size şimdiye dek insanların adımı ve sözlerimi hemen hemen unutmuş gibi gelirse de, yakında onlar yeniden nasıl bir can suyuyla, yaşam ve temizlikle sürekli yok edilmeye çalışılan, ama asla yok olmayan tohum gibi ortaya çıkacağını göreceksiniz. (321, 64 – 66)
  37. Jesus´un kanı kurtuluş ışığına dönerek bütün ruhlara kurtuluş olarak girdi ve girmeye devam ediyor. Ruhum ebediyen kurtuluş ve ışık bağışlar, sürekli ışığımın ışınlarının karanlık olan yerlere girmesini sağlarım. Durmadan tanrısal ruhum insancıl kan olmaksızın, bilhassa kurtarıcı gücü ve ruhsal yaşam olarak bütün çocuklarımın üstüne dökülür. (319,36)

“Cennet” Elde Edilmelidir

  1. İnsanlar, tutkularının etkisinden sürüklenerek çok günahlara girdiler ki, her kurtuluş ümidini kestiler. Fakat kurtarılamayan hiç kimse yoktur. Çünkü ruh vicdanının sesine kulak vermediği sürece, ayaklanmaların sona ermeyeceği kanısına vardığı zaman, onun için belirlenmiş olan hedefe ulaşıncaya dek, kalkıp benim kanunumu yerine getirecek. Bu hedef dünyada değil, bilakis sonsuzluktadır.
  2. Varlıklarının anlamsız olduğuna inananlar ve mücadelenin ve acıların faydasız olduğunu düşünenler yaşamın şekil veren bir usta ve acıların ise mükemmelleştiren keski olduğunu bilmezler. Acıyı size bir kâsede sunmak için benim icat ettiğimi düşünmeyin, düşmenize neden olduğumu düşünmeyin. İnsanlar kendi dileğiyle bana itaatsiz oldular ve ondan dolayı da kendi çabalarıyla ayağa kalkmak zorundalar. Sadece acının insanları mükemmelleştirdiğini de sanmayın; hayır, sevgi eylemiyle de bana ulaşacaksınız, çünkü ben sevgiyim. (31 54 – 55)
  3. Vücudunuzdan daha çok ruhunuzla dua edin, çünkü günahlarınızdan kurtuluşa kavuşmak için bir an dua veya bir gün sevgi yetmez, bilhassa bir yaşam boyu sebat, sabır, yüce ruhlu eylemler ve kanunlarımı uygulamanız gereklidir. Onun için size büyük yetenekler ve duyarlılık verdim.
  4. Benim eserim herkesi binmeye davet eden (Nuh´un) kurtuluş gemisi gibidir. Kanunlarımı uygulayan herkes mahvolmayacak. Eğer sözlerimin size önderlik etmesini sağlarsanız, kurtulmuş olacaksınız. (123, 30 – 31)
  5. Sadece mükemmel olanın bana ulaşabildiğini düşünün. Ondan dolayı ruhunuz sadece mükemmelliğe ulaştığı zaman benim krallığıma girecek. Siz tecrübesiz benden doğdunuz, fakat hak ettiklerinizin giysisi ve erdemlerle süslenmiş olarak bana geri dönmelisiniz. (63, 22)
  6. Size doğrusunu söyleyeyim, Tanrı’nın yakınında yaşayan adillerin ruhları kendi eylemleriyle o yerde yaşamayı hak ettiler, ben onlara o yeri verdiğim için değil. Ben onlara sadece yolu ve o yolun sonundaki büyük ödülü gösterdim.
  7. Bana: “Rab, sen yolsun, yolu aydınlatan ışıksın ve gezgine güçsün. Yolun yönünü söyleyen ve bizi yaşam gezimizde yeniden canlandıran sessin ve hedefe ulaşanlar için sen ödülsün” diyenlere ne mutlu. Evet, çocuklarım, ben yaşam ve ölümden dirilişim. (63, 74 – 75)
  8. Bugün Baba: “Kim insanlığı kanıyla kurtarmayı becerebilir ve hazırdır?” diye sormuyor. Ne de Jesus: “Rab, kanıyla ve sevgisiyle insanlığın günahlarından kurtuluş yolunu açmaya hazır olan kuzuyum” diyecek.
  9. Bu devirde insan olmak için de “sözümü” yollamayacağım. Bu devir sizin için bitti ve öğretisini ve yükselişini ruhunuzda bıraktı. Şimdi ruhi ilerlemenin yeniçağını başlattım ki, o çağda hak kazananlardan olun. (80, 8 – 9)
  10. Hepinizi mutlu, barış içinde ve ışıkta yaşayan olarak görmek istiyorum öyle ki, gitgide her şeye sahip olun – sadece sevgim yoluyla değil, bilhassa hak ettiklerinizle; çünkü o zaman tazminatınız ve mutluluğunuz mükemmel olacak. (245, 34)
  11. Ben size insancıl yaşamdan daha yüce bir yaşamın güzelliğini göstermek, sizi yüce eserlere ilham vermek, sevgiyi uyandıran sözü öğretmek, fedakârlığın, imanın ve sevginin dağına tırmanmayı başaran ruhu bekleyen hiç bilinmeyen bir mutluluğu vaat etmek için geldim.
  12. Bütün bunları talimatımda farkına varın öyle ki, ruhunuzu gerçek mutluluğa yaklaştıracak olan iyi eylemleriniz olduğunu nihayet anlayasınız. (287, 48 – 49)
  13. Eğer dünyanın bir kıtasından öbürünü gitmek için hedefinize ulaşıncaya kadar birçok yüksek ve alçak dağlar, denizler, milletler, şehirler ve ülkelerden geçmek zorundaysanız, size vaat edilen ülkeye ulaşmanız için de ayni şekilde uzun bir yol kat etmek zorunda olduğunuzu düşünün öyle ki, o uzun yolculukta ruhunuz tecrübeye, kavramaya, ilerlemeye ve gelişmeye ulaşsın. Onu elde etmek için çok mücadele edip ağladıktan sonra, bu sonunda tadını çıkaracağınız yaşam ağacının meyvesi olacak. (287, 16)
  14. Siz ışığın Baba’sının çocuklarısınız, fakat zayıflığınızdan ötürü zahmet dolu bir yaşamın, yanılgıların ve gözyaşlarının karanlığına düşmüş olursanız, eğer size seslenip: ”Ben buradayım, yolunuzu aydınlatıyorum ve doruğunda bütün barışı, mutluluğu ve dünyada boşuna biriktirmek istediğiniz o zenginliği bulacağınız dağa tırmanmaya davet ediyorum” dersem, çağrım üzerine kalkacağınız için bu acıların sonu gelecek. (308, 5)
  15. Her dünya, her yaşam yeri yaratıldı öyle ki, ruhlar orada kendisini geliştirsin ve bir adım Yaratan’ına doğru atsın ve hep böyle mükemmelleşme yolunda ilerleyerek lekesiz, temiz ve güzel biçimlenmiş olarak yolculuğunun hedefine, Tanrı’nın krallığında yaşamak olan ruhi mükemmelliğin doruğuna ulaşma fırsatına sahip olsun.
  16. Kime sonuçta “Tanrı’nın kucağında” yaşamak imkânsız görünür? Ah siz zavallı, derin derin düşünmekten anlamayan mantıklı insanlar! Benim kucağımda yaratıldığınızı, yani önceden bende olduğunuzu çoktan unuttunuz mu? Yaşam kaynağından çıkan her şey zamanı geldiğinde ona geri dönmesinde acayip olan hiçbir şey yoktur.
  17. Her ruh benden yaşama başladığı andan itibaren bakire gibi temizdi, fakat birçokları kendi yollarında kendilerini kirlettiler. Fakat buna rağmen her şeyi bilgece, sevecenlikle ve adilce önceden bildiğim için hemen çocuklarımın kat etmesi gereken yollarında bütün gerekli şeyleri onların kurtuluşu ve yenilenmesi için hazırlamaya başladım.
  18. O ruhi bakirelik birçokları tarafından kirlenmiş olsa da, gün gelecek o ruhlar bütün hatalarından kendilerini arındıracaklar ve böylece eski ruhi temizliklerine kavuşacaklar. Onların arınması benim gözümde çok kıymetli olacak, çünkü ruh imanının, sevgisinin, sadakatinin ve sabrının büyük ve sürekli yaşam sınavları yoluyla bütün bunları elde etmiş olacak.
  19. Hepiniz çabalamakla, mücadeleyle ve acılarla bir insan vücudunda yeniden doğmaya ihtiyacınız olmadan ve maddi bir dünyada yaşamak zorunda olmadan ışığın krallığına geri döneceksiniz; çünkü o zaman ruhunuzun etkinlik gücü otoritenizi ve ışığınızı bir yaşam seviyesinden öbürüne yollamaya ve hissettirmeye muktedir kılacak. (313, 21 – 24)

Kurtuluşa En Kudretli Güç

  1. Bakın, yol burada, o yoldan gidin ve siz kendinizi kurtaracaksınız. Size doğrusunu söyleyeyim, bu devirde beni duymuş olmanıza kurtuluşunuza kavuşmanız için gerek yoktur. Hayatında benim tanrısal sevgi kanunumu yerine getiren herkes ve Tanrı’nın ilhamı olan sevgiyi insanları sevmeye dönüştüren herkes kurtulmuştur. O hayatında ve eylemlerinde benim şahitliğimi yapar. (63, 49)
  2. Eğer güneş bütün tabiata ve bütün yaratıklara yaşam veren ışığını saçıyorsa ve yıldızlar da dünyaya ışığını saçıyorsa, neden o zaman Tanrı’nın Ruhu insanların ruhuna ışık saçmasın?
  3. Şimdi size söylüyorum, içinize bakın, kaynağı sevgide olan adaletin ışığının dünyada yayılmasını sağlayın. Gerçek sevgi olmadan kurtuluşunuza ulaşamayacağınız kanaatine benim hakikatim sizi ikna etsin. (89, 34 – 35)
  4. Benim ışığım benim bütün çocuklarım içindir; sırf bu dünyada yaşayan insanlar için değil, bilhassa çeşitli yaşam seviyelerinde yaşayan bütün ruhlar içindir. Sevgi eylemleriyle kardeşlerine birbirinizi sevmenizi isteyen benim tanrısal kanunumu yerine getirdikleri zaman, onların hepsi kurtulup sonsuz yaşama dirilmiş olacaklar. (66, 22)
  5. Sevgili halk, sözümün “ölüleri” yeni bir yaşama dirilttiği bu “üçüncü gündür.” İnsanlığa ruh olarak: “Çarmıhta ölümünü gördüğünüz O ayni Christus buradadır ve O size konuşuyor, çünkü O yaşıyor, yaşayacak ve hep var olacak” demek için O´nun size ruh olarak göründüğü bu “Üçüncü Devirdir.”
  6. Dinlerinde hakikati bildirdiklerini iddia etmelerine rağmen, buna karşın insanların iman, sevgi ve ışık bakımından vücutlarında ölü bir kalbe sahip olduklarını görüyorum. Kiliselerinde dua edip ritüellere katılmakla kurtuluşlarını garanti altına aldıklarını sanıyorlar. Fakat size söylüyorum, ruhun (günahlarından) kurtuluşu sadece sevgi eylemlerini ve merhameti yerine getirmekle ulaşılacağını dünyanın duyması gerekir.
  7. Toplantı yerleri sadece bir okuldur. Kiliseler sadece (Tanrı’nın) kanununu açıklamakla yetinmesinler, bilhassa insanın Tanrı’nın kanunundan öğrendiklerini o yolda sevgi öğretisini uygulamakla hayatın bir yol olduğunu dünyanın anlaması gerekir. (152, 50 – 52)
  8. Christus, dünyaya Tanrı’nın sevgisini beyan etmek için insan oldu. Ama insanlar taş kalpli ve bilgiçtir. Hemen aldıkları öğretiyi unutup yanlış yorumlarlar. İnsanların zamanla adalet ve sevgiyi intikam ve cezayla karıştıracaklarını biliyordum. Ondan dolayı insanlara anlamadıkları öğretilerimi açıklayacağım ve ruhen geleceğim bir devri önceden söyledim.
  9. O vaat edilen devir şu an yaşadığınız zamandır ve adaletim ve tanrısal bilgeliğim Tanrınız´ın yüce sevgisinin mükemmel bir öğretisi olarak beyan etmeniz için size talimatımı verdim. Sonuçta insanların Rab´bin eserlerini veya yaşamın kendisini yok edeceğinden korktuğum için mi geldiğimi sanıyorsunuz? Hayır, çocuklarıma sadece sevgimden dolayı geliyorum ve onları ışıkla ve barışla dolu olarak görmek istiyorum.
  10. Sizin de sadece bana olan sevginizden dolayı gelmeniz makul değil mi? Fakat kendinize olan sevginizden değil, bilhassa Babanız´a ve insanlara olan sevginizden. Sadece cehennem azabının korkusundan dolayı günah işlemeyenlerin veya sonsuzlukta bir yer (cennet) kazanması için ödül alma düşüncesiyle iyilik yapanların tanrısal sevginin ilhamıyla hareket ettiğini mi sanıyorsunuz? Böyle düşünen insan beni bilmez, ne de bana olan sevgisinden dolayı bana gelir. O insan sadece kendisine olan sevgiden dolayı böyle davranır. (164, 35 – 37)
  11. Benim bütün kanunum iki prensipte özetlenmiştir: Tanrı’ya olan sevgi ve insanlığa olan sevgi. Bu yoldur. (243, 4)

Her Ruh İçin Kurtuluş ve Günahlardan Kurtarılış

  1. “İkinci Devirde”Lazar´ı dirilttiğim gibi, şimdi fiziksel ölüleri diriltmek için gelmiyorum. Bugün ışığım bana ait olan ruhu uyandırmak için geliyor. Bu ruh sözlerimin hakikati yoluyla sonsuz yaşama yükselecek; çünkü ruhunuz içinizde taşıdığınız ve onu ben ölümden dirilteceğim ve şifa getireceğim Lazar´dır. (17, 52)
  2. Ruhsal yaşam da kanunlar tarafından yönetilir ve siz o kanunlardan uzaklaşırsanız, o itaatsizliğin acılı sonuçlarını hemen hissedersiniz.
  3. Sizi kurtarma arzumun ne kadar büyük olduğunun farkına varın. Eskisi gibi bugün de sizi gerçek yaşama yükseltmek için çarmıhımı üzerime yükleneceğim.
  4. Eğer Golgota´da döktüğüm kanım insanların kalbini sarstıysa ve onları benim öğretime döndürdüyse, ayni şekilde benim tanrısal ışığım sizi gerçek yola geri getirmek için bu devirde ruhu ve vücudu sarsacak.
  5. Merhamet dolu yaşama ölü olanların ebedi yaşamalarını istiyorum. Ruhunuzun karanlıkta yaşamasını istemiyorum. (69, 9 – 10)
  6. Aranızda ne kadar çok insanın putperestlikle Mesih´in gelmesini beklediğini kavrayın. Kendi bilgisizlikleriyle o insanların kaç tanesi kötüleri yargılamak, iyileri kurtarmak ve dünyayı yıkmak için geleceğimi, insanlar arasında Baba, Usta, kardeş ve arkadaş olarak sevgi ve mütevazılık dolu olduğumu ve yardımsever ellerimi sizi kurtarmak, kutsamak ve affetmek için uzattığımı bilmeden, bekliyorlar. (170, 23)
  7. Hiç kimse tesadüfen doğmadı ve eğer birisi kendisini o kadar önemsiz, beceriksiz ve zavallı birisi sansa bile, o en yüce Tanrı’nın merhametiyle yaratıldı. Tanrı, onu kendisinden daha üstün sandığı insanlarla ayni derecede sever ve o insan için de herkes gibi Tanrı’nın kucağına götürecek bir yol belirlendi.
  8. Kim olduklarını ve nereye gittiklerini bilmeden sokaklarda hor görülenler olarak dolaşan insanları ve kötü alışkanlık ve sefaleti sırtında taşıyanları görüyor musunuz? Hâlâ ormanlarda yaşayan ve vahşi hayvanların onları pusuda beklediği insanları biliyor musunuz? Baba sevgim hiç kimseyi unutmadı, onların hepsi ayni görevi yerine getirmek zorundalar, onların hepsi gelişebilir bir çekirdeğe sahipler ve onların hepsi hak edilenlerin, zahmetlerin ve mücadelelerin ruhlarını adım adım bana götüreceği yoldalar.
  9. Barışımı bir an bile olsa hiç özlememiş olan ve dünyevi hayattan kurtulmayı istememiş olan birisi var mı? Her ruh önceden yaşadığı, orada doğduğu vatana özlem duyar. Ruhları şaşkın olduğu ve ümitsiz ve imansız bir yaşam sürdürdükleri için diğerleri ise varlığının son bulması için sadece ölümü beklerken, o dünya çocuklarımın hepsini bekliyor ve bazılarının özlediği sonsuz yaşama sevinmenize davet ediyor. Bu insanların yenilenmeleri için mücadele etmelerini kim harekete geçirebilir? Onların içinde sonsuzluğa özlemi ne uyandırabilir? Onlar sadece artık var olmamayı, susmayı ve sonu bekliyorlar.
  10. Fakat “Dünyanın Işığı, Yol ve Hakikat (Jesus Christus)” sizi affı yoluyla yaşama diriltmek için, yorgun yüzünüzü okşamak, kalbinizi teselli etmek ve kendisini var olmaya ve sesimi dinlemeye layık görmeyenlere: “Seni seviyorum, bana gel!” diyerek geri döndü. (80, 54 – 57)
  11. İnsan düşebilir ve kendisini karanlıklara düşürebilir ve ondan dolayı da kendisini benden uzak hissedebilir. Öldüğü zaman onun için her şeyin bittiğine inanabilir. Ama bana göre hiç kimse ölmez, yitik olmaz.
  12. Dünyada ahlaksız sayılmış olan ve bugün ışık dolu ne kadar insan vardır! Günahlarının utanç lekelerinin izlerini, kötü alışkanlıklari ve katliamlari arkada birakmiş ne kadar cok insan çoktan arınmayı başardı! (287, 9 – 10)
  13. Birçokları ruhlarını lekeleseler de; fakat onları yargılamayın, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar. Ben onları da beni şu anda unutmuş olduklarına ve benim yerimi dünyada yarattıkları yanlış putlarla doldurmalarına bakmadan kurtaracağım. Sahte peygamberlerin izinden gittiklerinden dolayi sevgiyi öğretmek için onlar için canını vermiş olan iyimser Christus´u unutmuş olsalar bile, onları da krallığıma getireceğim.
  14. Baba için hiç kimse “kötü” değildir, kimse de kötü olamaz, çünkü onun kaynağı bendedir. Şaşkın, kör, zorba, isyancı – çocuklarımın çoğu donatıldıkları irade özgürlüklerinden dolayı böyle oldular. Fakat onların hepsinde ışık olacak ve merhametim onları kurtuluşun yoluna yönlendirecek. (54, 45 – 46)
  15. Hepiniz benim tohumumdansınız ve Usta onu biçecek. Eğer iyi tohumların arasına yabani ot tohumu karışırsa, onu altın buğdaya çevirmek için onu da sevgiyle elime alırım.
  16. Kalplerde yabani otun, bataklığın, cinayetin, nefretin tohumunu görüyorum, buna rağmen sizi seviyorum, okşuyorum ve bu tohumu güneşte buğday gibi parlayıncaya dek temizliyorum.
  17. Sevgimin kudretinin sizi kurtarmaya gücü yetmediğini mi sanıyorsunuz? Sizi temizledikten sonra bahçeme ekeceğim. Orada yeni çiçekler açıp yeni meyveler vereceksiniz. Benim Tanrı olarak görevim sizi bana layık yapmaktır. (256, 19 – 21)
  18. Bir ruh nasıl olur da telafi edilemez şekilde yitirilebilir? O ruh asla sönmeyen ışığımın kıvılcımını içinde taşıyor ya ve onun her yolunda ben onunla beraberim! Onun itaatsizliği veya şaşkınlığı devam etse de, asla bu karanlık güçler sonsuzluğuma dayanamayacaklar. (255, 60)
  19. Eğer çok ağır suçların izleriyle kirlenmiş bir insan yüksek bir idealin ilhamıyla kendisini arındırırsa, başlangıçtan beri ışığı sevdiği için metanetle temiz kalmış ve kendisini lekelememek için sonuna kadar çabalayan insan gibi benim için kıymetlidir.
  20. Şaşkın ruhların ışığın ruhlarından başka türlü bir yaratılışa sahip olduğunu sananlar hakikatten ne kadar da uzakta gidiyorlar!
  21. Eğer bu gerçek olsaydı, Baba adil olmazdı. Lekelileri, ruhen kirlileri ve mükemmel olmayanları kurtarmak için eğer O´nda bilgelik ve sevgi kıtsa ve O onları bütün adillerle ayni yurtta birleştiremiyorsa, O´nun her şeye gücü de yetmezdi. (295, 15 – 17)
  22. Size doğrusunu söyleyeyim, sizin şeytan veya ayartıcı diye adlandırdığınız yaratıklar bile sadece şaşkın ve mükemmel olmayan yaratıklardır. Tanrı yüksek kararlarını ve planlarını gerçekleştirmek için onları kullandı.
  23. Ama bugün ruhları karanlık içinde olan bu yaratıklar ve onlara verdiğim yetenekleri kötüye kullanmış olanların çoğu zamanı geldiğinde benim tarafımdan kurtarılacaklar.
  24. Ah Israil, an gelecek, o zaman Rab´bin bütün yaratıkları beni ebedi övecek. Eğer ben gücümle, bilgeliğimle ve sevgimle bir ruhu kurtaramasaydım, o zaman Tanrı olamazdım. (302, 31)
  25. Anne-babalar bu dünyada ne zaman sadece iyi çocuklarını sevdiler ve kötü çocuklardan tiksindiler? Onları ne kadar sık en çok inciten ve acı çektiren çocuklara karşı en sevecen ve en çok özenle davrandıklarını gördüm! Sizin benden daha çok sevgi eylemi ve affı yerine getirebileceğiniz nasıl mümkün olabilir? Usta’nın çıraklarından öğrendiği nerede görüldü?
  26. Hiçbirinizi bana yaraşmaz sanmadığımı bilin ve kurtuluşa giden yol ondan dolayı sizi o yoldan gitmeye davet ediyor. Ayni şekilde ışık, barış ve iyilik olan krallığımın kapıları kanuna ve hakikate uzak duranların gelişini bekleyerek ebediyen açıktır. (356, 18 – 19)

Tanrı’nın Çocuklarının Mükemmel Geleceği

  1. Bir tane çocuğumun bile yanılmasını ve hatta yitirilmesine izin vermeyeceğim. Asalak bitkileri ben meyve veren bitkilere dönüştürürüm, çünkü bütün yaratıklar mükemmelliğin hedefine ulaşmak için yaratıldı.
  2. Benimle birlikte eserlerime sevinmenizi istiyorum. Çok eskilerde benim niteliklerimi paylaşmanızı sağladım, çünkü siz benim bir parçamsınız. Her şey bana ait olduğu için sizi de eserimin sahibi yapıyorum. (9, 17 – 18)
  3. Sözümden şüphelenmeyin. “Birinci Devirde” size özgürlüğün ve gerçek Tanrı’ya tapmanın ülkesi olan Kenan´a götürmek için İsrail´i putperestlik ve karanlık anlamına gelen Mısır’ın köleliğinden kurtarma vaadimi yerine getirdim. Orada size benim insan olarak dünyaya gelmem bildirildi ve o kehanet Christus´ta gerçekleşti.
  4. Jesus´un içinde olan ve sizi seven o Usta dünyaya başka bir devirde konuşacağımı ve kendimi ruhen beyan edeceğimi vaat etti. İşte bu vaadin gerçekleşmesi buradadır.
  5. Bugün ben ruhunuz için harika yaşam yerleri, ruhi yurtlar ayırdığımı bildiriyorum. Orada sevmek, iyilik yapmak ve ışığımı yaymak için gerçek özgürlüğü bulabilirsiniz. Size eski vaatlerimi yerine getirdikten sonra, ondan şüphelenebilir misiniz? (138, 10 – 11)
  6. Benim tanrısal arzum sizi (günahkârlığınızdan) kurtarmaktır ve sizi orada ruhun yükselişinden dolayı yüce duyguların ve mükemmelliğin idealinin sevinçle titreştiği bir ışığın, güzelliklerin ve sevginin dünyasına götürmektir. Fakat bu tanrısal arzumda benim Baba sevgimin farkına varıyor musunuz? Şüphesiz bunu anlamayan, kör olmalı. (181, 13)
  7. Düşünün: Dünyanın bütün güzellikleri günün birinde diğerlerine yer açmak için yok olmak için belirlendi. Fakat ruhunuz ebediyen yaşayacak ve Baba’yı görkemiyle görecek ki, siz o Baba’nın kucağından yaratıldınız. Bütün yaratıklar çıktıkları yere geri dönmek zorundadır. (147, 9)
  8. Ben sonsuz ışığım, sonsuz barış ve sonsuz mutluluğum. Çocuklarım olduğunuz için arzum ve görevim sizi görkemimin hissedarı yapmaktır. Ondan dolayı ruhu o krallığın yüksekliklerine götüren kanunu size yol olarak öğretiyorum. (263, 36)
  1. İyiliğin, bilgeliğin, temizliğin ve sevginin yüksek derecesine ulaşmış olan bir ruhun zamanın, acıların ve mesafelerin üstünde olduğunun hep bilincinde olun. Ruh belli bir yerde yaşamak için sınırlandırılmamıştır. O her yerde olabilir, var olmanın, hissetmenin, bilmenin, sevmenin ve sevildiğini bilmenin mutluluğunu her yerde bulabilir. Bu da ruhun cennetidir. (147, 70 – 71)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 30… Ruhun Reenkarnasyonlar Yoluyla Gelişmesi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 30... Ruhun Reenkarnasyonlar Yoluyla Gelişmesi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 30… Ruhun Reenkarnasyonlar Yoluyla Gelişmesi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 30… Ruhun Reenkarnasyonlar Yoluyla Gelişmesi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Gelişmenin Kanunu

  1. 1. Size söylüyorum, ruhunun birçok kez dünyaya geldiğini insan bilmelidir ve insanlık dağın doruğuna ulaşmak için kanunumun yolunda yukarıya doğru çıkmayı hâlâ başaramadı. (77, 55)
  2. İnsan, önceden inanmadığı bilimin gelişmesini ve keşfini yaşadığı için neden o zaman ruhun doğal gelişimine karşı geliyor? Neden o insanı durduran ve uyuşturan şeylere ısrar ediyor? Çünkü sonsuz yaşama bakıştan çekindiği için! (118, 77)
  3. Anlayın: Yaratılış görünüşe göre tamamlanmış gibi görünse de, buna rağmen her şey gelişiyor, değişiyor ve mükemmelleşiyor. Ruhunuz yoksa bu tanrısal kanunun etkisinden kaçabilir mi? Hayır, çocuklarım. Hiç kimse ruhaniyet, bilim ve yaşam hakkında son sözü söyleyemez, çünkü onlar benim sonu olmayan eserlerimdir. (79, 34)
  4. Kaç insan edindikleri bilgilerden ötürü ruhsal büyüklüğe ulaştıklarını sanıyorlar ve bana göre onlar ruhi gelişme yolunda kalmış çocuktan başka bir şey değillerdir. Çünkü düşünmeliler ki, sadece aklın gelişmiş olmasıyla ruhun gelişmesine ulaşılamaz, bilhassa o bütün karakterlerin gelişmesiyle olmalıdır. İnsanlarda mükemmelliğe ulaşmak için gelişmesi gereken birçok yetenek vardır.
  5. Benim sevgi ve adalet kanunum olarak insanlara ruhunun mükemmelleşmesi için bütün gerekli olanakları sunan uzun bir yola müsaade ettim ki, ruhun reenkarnasyon kanununu uygulamam bundan dolayıdır.
  6. Dünyada her seferinde yaşam kısa bir derstir, çünkü aksi takdirde insanların fırsatları kanunumu yerine getirmeyi mükemmelleştirmede çok kısa olurdu. Ama bu hayatın hedefini tanımanız vazgeçilmezdir öyle ki, yaşamın anlamını kavrayın ve insancıl mükemmelliğin temeli olan yaşamın ahengine ulaşın. Ruhsal yaşama ulaşıncaya dek, o zaman daha yüksek bir yaşam seviyesine ulaşmaya muktedir olacaksınız. Orada (ruhsal dünyada) size öğretmem gereken birçok ders hazırladım ve o kadar çok size vermem gereken vahiylerim var. (156, 28 – 29)
  7. Her şey durmadan büyürken, değişirken, kendisini mükemmelleştirirken ve gelişirken, neden ruhunuz yüzyıllar boyunca durgunlukta kalsın?
  8. Bilim sayesinde birçok şeyi keşfettiğiniz ve öğrendiğiniz için bütün yaratıklarda varlığını sürdüren durmadan gelişim size yabancı değildir. Bundan dolayı ruhunuzun geride kalmasını istemediğimi kavrayın ve uzun zamandan beri yaptığınız gibi ruhunuzu duraklamaya terk etmeyin. Çevrenizi saran her şeyle ahenk içinde yaşamaya çaba göstermelisiniz öyle ki, insanlar için gün geldiğinde doğa gizemlerini saklamak yerine size beyan etsin ve doğa güçleri sizin düşmanınız olmak yerine sizin hizmetkârınız, işçiniz ve kardeşiniz olsun. (305, 6, 8)

Doğru Anlaşılmış Şekilde “Bedenin Dirilişi”

  1. Şimdi dünya ruhun reenkarnasyonu olan “bedenin dirilişi” hakkındaki hakikati öğrensin.
  2. Reenkarnasyon demek maddi dünyaya geri dönüp yeniden insan olarak doğmak demektir; bir ruhun insancıl bir vücutta görevine devam etmek için dirilmesidir. Bu atalarınızın sözünü ettiği “bedenin dirilmesi” hakkındaki hakikattir. Ama atalarınızın reenkarnasyon hakkındaki yorumları ters ve saçmadır.
  3. Reenkarnasyon Tanrı’nın ruhunuza verdiği hediyedir öyle ki, o ruh maddi biçiminin küçüklüğüyle, dünyadaki geçici varlığıyla veya doğal zayıflığıyla sınırlandırılmamıştır, bilhassa ruh daha yüksek bir özyapıdan kaynaklandığı için bu dünyada büyük görevlerini yerine getirmek amacıyla birçok maddi vücudu kullanabilir.
  4. Bu yeteneğiyle ruh “beden”, ölüm ve bütün dünyevi şeyler karşısında sınırsız üstünlüğünü ölümü yenmekle, ona emanet edilen bedenleri arka arkaya değiştirip sağ kalmakla ispatlar. Ruh zamanın, dirençlerin ve ayartmaların galibidir. (290, 53 – 56)
  5. Yargı gününde ölülerin bedenlerinin dirilip ruhlarıyla birleşip Tanrı’nın Krallığı’na gireceğine nasıl inanabilirsiniz? Size eski zamanlarda öğretilenleri nasıl böyle yorumlayabilirsiniz?
  6. Ruh özgürce yükselerek geldiği yere geri giderken, beden bu dünyadandır ve bu dünyada kalır. “Bedenden doğan bedendir, ruhtan doğan ruhtur.” “Bedenin dirilişi”* ruhun yeniden bir vücuda sahip olmasıdır. Eğer bazı insanlar bunun insani bir teori olduğuna ve diğerleri ise bunun yeni bir vahiy olduğuna inanırlarsa, size doğrusunu söyleyeyim, size insanlığın başlangıcından beri dünyaya bu vahyi yaymaya başladım! Bunun ispatını eserlerimin kanıtı olan Kutsal Yazılar´da bulabilirsiniz.

*) Eski Hristiyanlıktan bilinen bu terim Hristiyanların İznik (Nicäa) Konsil´inde, yani o zamana kadar kısmen kabul edilen reenkarnasyon öğretisi İmparator Justinian tarafından yanlış öğreti olarak lanetlendi. Böylece ruhun “bedende” yeniden doğuşundan “bedenin dirilişi” oldu.

  1. Ruhunuz daha yüksek seviyedeyken ve yakında adil olmak gerekirse Tanrı’nın en adaletli ve en çok sevgi dolu kanununu kabul ederken, gene de bu devirde bu vahiy ruhunuza ulaştı. “Yargı günü” hakkındaki tasavvurunuzu reddedin; çünkü o sizin gününüz gibi değildir, çünkü o belli bir dönemdir ve “dünyanın sonu” sizin üstünde yaşadığınız gezegeninizin sonu değildir, bilhassa o dünyada yarattığınız bencil yaşamın sonudur. (76, 41 – 43)
  2. “Bedenin diriliş” gizemi ruhun reenkarnasyon vahyi yoluyla açıklandı. Bugün sevgi ve adalet kanununun anlamının ruhun kendisini mükemmelleştirmesi olduğunu ve ruhun asla yok olmadığını ve Baba’nın ona sunduğu açık kapıyı hep kurtuluş fırsatı olarak bulacağı için biliyorsunuz.
  3. Her ruha benim yargım bu (reenkarnasyon) kanunundan dolayı mükemmel ve amansızdır.
  4. Sadece ben sizi yargılamasını bilirim, çünkü her kader insanlar için anlaşılmazdır. Ondan dolayı hiç kimse diğer insanlar önünde rezil edilmeyecek veya ihanete uğramayacak.
  5. Ruhlar, günahlarında yanılgıya düştükten sonra, birçok mücadele ve değişken durumlardan sonra, uzun yolları kat ettikten sonra tecrübeleri sayesinde bilgelikle dolu olarak, acılar sayesinde arınmış, hak ettikleri eylemler sayesinde yükselmiş, uzun bir hac yolculuğundan yorgun, fakat mütevazı ve sevinçli olarak bana dönecekler. (1, 61 – 64)

Ruhların Farklı Gelişme Durumu

  1. Uzun bir zaman öncesinde ruhunuz benden yaratıldı; fakat onların hepsi ayni şekilde ruhi gelişme seviyesine ulaşmadılar.
  2. Onlar sizi ayni hedefe götürmelerine rağmen, kısmetler farklıdır. Bazıları bu, öbürlerine de diğer sınavlar saklıdır. Bir yaratık o yoldan, diğeri ise öbür yoldan gider. Siz ne ayni anda yaratıldınız, ne de hepiniz ayni anda Tanrı’ya geri döneceksiniz. Bazıları önde gidiyorlar, diğerleri ise arkada, fakat hedef hepinizi bekliyor. Hiç kimse kimin ona yakın olduğunu veya kimin ondan uzak yol kat ettiğini bilemez. Çünkü bu bilgiye sahip olmak için henüz olgunluğa ulaşmadınız; siz insancılsınız ve gururunuz sizin yıkımınıza yol açabilir. (10, 77 – 78)
  3. Her devirde, insanlık tarihinin eski zamanlarında bile yüksek ruhlu insanların örneğini gördünüz. Eski devirlerde bile ruhen çok gelişmiş insanların varlığını, eğer bu insanlar arka arkaya devam eden reenkarnasyonlardan geçmeseydiler ve reenkarnasyonlar onların yukarıya doğru gelişmesine yardım etmeseydi, nasıl açıklayabilirdiniz?
  4. Bunun nedeni ruhun bedenle ayni anda yaratılmamış olmasıdır ve insanlığın başlangıcı ruhla ayni zamana düşmez. Size doğrusunu söyleyeyim, öbür dünyada varlığını sürdürmeden dünyaya gelmiş olan hiçbir ruh yoktur. Hanginiz ruhun bu dünyaya gelmeden önce, öbür dünyada yaşadığı zamanı ölçebilir veya bilebilir? (156, 31 – 32)

Dünyadaki Önceki Yaşamları ve Kendi Gelişme Seviyesini Bilmek

  1. Ruh, bedenle birlikte olduğu sürece, dünyada önceki yaşamlarında hak ettiklerini bilemez. Ama şimdi yaşamının sonsuzluk olduğunu, doruğa ulaşabilmek için sürekli gelişme isteği olduğunu anlar. Fakat bugün hangi yüksekliğe ulaştığınızı bilmiyorsunuz. (190, 57)
  2. Aklınız izlenimleri ve ruhunuzun geçmişinin hatıra sahnelerini almaz, çünkü beden ruhun yaşamına girmeye izin vermeyen kalın bir perde gibidir. Hangi beyin ruhun geçmişi boyunca biriktirdiği resimleri ve izlenimleri alabilir? Hangi zekâ insani tasavvurlarla bağlantılı şekilde kavraması güç olanı kavrayabilir?
  3. Bütün bunlardan dolayı size, ne şimdiye dek ruhen kim olduğunuzu bilmeye, ne de geçmişinizin nasıl olduğunu bilmenize izin verdim. (274, 54 – 55)
  4. Bütün eserlerim benim tarafımdan “yaşam” adındaki bir kitapta yazılıdır. O kitabın sayfaları sayısızdır ve o kitabın bilgeliğine yazıcısı Tanrı’dan başka hiç kimse tarafından ulaşılamaz. Ama o kitabın her sayfasında Baba’nın bütün eserlerinin her zekânın anlayabileceği şekilde yazılı olduğu özetler vardır.
  5. Siz de içinde bütün eserlerinizin ve ruhi gelişme yolunda bütün adımlarınızın yazılı kalacağı durmadan hayatınızın kitabını yazıyorsunuz. O kitap sizin vicdanınızda yazılı kalacak ve o yarın sizden küçük kardeşlerinizin hayat yolunu aydınlatacak olan bilginin ışığı ve tecrübe olacak.
  6. Henüz o kitabınızın içindekileri siz bile bilmediğiniz için kimseye gösteremezsiniz. Ama yakında benliğiniz aydınlanacak ve siz gelişmenizden ve günahlarınızın kefaretinden ve tecrübelerinizden bahseden kitabın sayfalarını insanlara göstereceksiniz. O zaman insanlara açık bir kitap gibi olacaksınız.
  7. Görevlerini benimseyenlere ne mutlu! Onlar Yakup´un rüyasında gördüğü merdivende yukarı çıktıklarını hissedecekler ki, o ruhi yol insanları Tanrı’nın önüne götürür. (253, 6 – 8)

Sevginin Ruhsal Gelişme İçin Gerekliliği

  1. Tıpkı vücudunuzun yaşamak için havaya, güneşe, suya ve ekmeğe ihtiyacı olduğu gibi, ayni şekilde ruhunuzun da onun niteliklerine göre yaşam çevresine, ışığa ve besine ihtiyacı vardır. O ruh gelişmek için besini ararken özgürlüğünü kaybederse, tıpkı bir çocuğu beşiğinde yatmaya ve odasında kalmaya zorlamak gibi, zayıflar, solar ve ahmaklaşır. Onun organları felce uğrar, beti benzi solar, duyuları körelir ve yetenekleri cılızlaşır.
  2. Ruhun da felçli olabileceğini anlayın! Size dünyanın ruhen felçli, kör, sağır ve hastalarla dolu olduğunu bile söyleyebilirim! Hapiste gelişme özgürlüğü olmadan yaşayan bir ruh, ne bilgelikte, ne güçte ve erdemde büyüyen yaratıktır. (258, 62 – 63)
  3. Size doğrusunu söyleyeyim, sizi yükselten sevgidir, çünkü onda bilgelik, duygu ve yükseliş vardır. Sevgi, Tanrı’nın bütün özelliklerinin toplamıdır ve Tanrı bu alevi her ruhi yaratıkta tutuşturdu.
  4. Size kaç ders verdim öyle ki, sevmeyi öğrenin! Tanrı’nın merhameti size kaç kere fırsatlar, hayat ve reenkarnasyonlar verdi! Dersler gerekli olduğu sürece öğreninceye kadar tekrarlandı. Bir kere ders yerine getirildiği zaman, tekrarlamaya gerek yoktur, çünkü o ders unutulamaz.
  5. Eğer derslerimi çabucak öğrenseydiniz, acı çekmek zorunda kalmazdınız, ne de hatalarınızdan ötürü ağlardınız. Bu dünyada aldığı derslerden faydalanan insan bu dünyaya yeniden gelebilir, ama o daha büyük bir olgunlukla ve daha iyi yaşam şartları altında geri dönecek. Bir yaşamla dünyaya bir kez daha geliş arasında düşünüp taşınmak için gerekli olan ve yeni bir günlük ise başlamadan önce dinlenmek için gerekli olan hep dinlenme molası olacak. (263, 43 – 5)

Reenkarnasyonların Çeşitli Nedenleri

  1. Size doğrusunu söyleyeyim, insan yaşamının hiçbir devrinde insanlar kanunumun bilgisinden mahrum değildiler; çünkü insanın ruhunda bir tanrısal kıvılcımın ışığı, aklının sezgisi veya kalbinde bir sezgi eksik olmadı ki, o da vicdandır.
  2. Buna rağmen ruhunuz gözleri bağlı olarak öbür dünyaya geri döndü. Size söylüyorum, her kim bu dünyadaki yaşamın içerdiği derslerden, bu sınav vadisinden faydalanmazsa, o insan hatalarını telafi etmek ve her şeyden önce öğrenmek için dünyaya geri dönmek zorundadır. (184, 39)
  3. Öbür dünyalarda ruhlar ayni şekilde irade özgürlüğüne seviniyorlar ve günah işleyip sapa yollara düşüyorlar veya iyiliğe sebatlı kalmakla sizin bu dünyada yaptığınız gibi ruhen yukarıya doğru gelişiyorlar. Fakat belli bir zaman geldiğinde, seçilmiş olanlar asil bir görevi yerine getirmek için, diğerleri ise suçlarının kefaretini ödemek için bu dünyaya geri geliyorlar.
  4. Ama onların dünyayı görüş isteğine göre, dünya onların bazılarına kendisini cennet olarak, diğerlerine de cehennem olarak takdim edecek. Eğer onlar Baba’larının merhametini anlarlarsa, ruh için sadece kutsamalar ve hayat dersleriyle ekili ve onları vaat edilen ülkeye yaklaştıran bir yollu harika bir yaşamı görmeleri bundan dolayıdır.
  5. Bazıları bu dünyaya tekrar gelmek dileğiyle, diğerleri ise bu dünyaya bir daha gelmek zorunda olmanın korkusuyla dünyadan göçerler. Bunun nedeni ise insani benliğinizin henüz Tanrı’yla ahenk içinde yaşamayı anlayamadığındandır. (156, 33 – 34)
  6. Hiç kimse başka bir vücutta bu dünyaya geri dönmek zorunda olduğu düşüncesine karşı gelmesin. Reenkarnasyonun insan ruhuna ceza olduğunu da düşünmeyin. Bu dünyada yaşamak için belirlenmiş bütün ruhtan yaratıklar reenkarnasyon kanunu yolundan ruhen gelişmek ve onlara verdiğim görevi yerine getirmek için gitmek zorunda kaldılar.
  7. Sadece ruhen az gelişmiş insanlar yeniden dünyaya gelmek zorunda değildirler, ruhen gelişmiş olanlar da bir kere daha eylemlerini mükemmelleştirmek için bu dünyaya gelmek zorundadırlar.
  8. İlyas dünyaya gelmiş olan peygamberlerin en büyüğüdür; fakat o yaptığı büyük eserlerine ve büyük ispatlarına rağmen, başka bir devirde, başka bir vücutta, başka bir isimle bu dünyaya gelmek zorundaydı.
  9. Bu sevgi ve adalet kanununu (reenkarnasyon) insanlar uzun yıllar boyunca bilmiyorlardı, çünkü onu önceden bilmiş olsalardı, şaşkına dönebilirlerdi. Fakat Baba size birkaç vahiy ve işaret verdi ki, o bütün gizemlerin çözümünü olan bu devrin önünden giden ışığıydı. (122, 25 – 28)

Mükemmelliğe Giden Yol

  1. Işığın yoğunluğuna ulaşacağınız yol uzundur. Hiçbir yaratığın ruhun yolundan daha uzun bir yolu yoktur. Bu yolda ruhunuza şekil veren, onu düzleyen ve ona mükemmel bir biçim veren tanrısal heykeltıraşınızdır. (292, 26)
  2. Size doğrusunu söyleyeyim, tamamen arınmanız için ruhunuz bu dünyada ve öbür dünyada kendisini arıtmak zorundadır.
  3. Her ne kadar bu dünyaya dönmeniz gerekliyse, o kadar sık bu dünyaya geri dönmek zorunda kalacaksınız ve Baba’nın size verdiği fırsatları ne kadar çok sık kaçırırsanız, gerçek yaşama temelli girişinizi o kadar çok geciktirmiş olacaksınız ve gözyaşı vadisinde (acıların dünyasında) kalma sürenizi uzatmış olacaksınız.
  4. Her ruh (insan) dünyada her yaşayışında ilerlemeyi ve (ruhsal) gelişmesinin meyvelerini her seferinde ileriye doğru sağlam adımlar atmakla kanıtlamak zorundadır.
  5. Kendinize faydası olan tek iyi şeyin gerçek sevgi ve merhametle ve özellikle art düşüncesiz diğer insanlara yaptığınız iyiliklerin olduğunun bilincine varın. (159, 29 – 32)
  6. İnsanda birbiriyle mücadele eden iki güç vardır: geçici olan insancıl (fiziksel) tabiatı ve sonsuz olan ruhi tabiatı.
  7. Bu ebedi yaratık (ruh) ruhi mükemmelleşmesine ulaşabilmesi için çok uzun sürelerin geçmesi gerektiğini bilir. O çok insan hayatı yaşaması gerektiğini ve o gerçek mutluluğa ulaşmadan önce o hayatlarda birçok sınavdan geçmek zorunda olduğunu sezer. Ruh, gözyaşlarından, acılardan ve birçok fiziksel ölümden geçtikten sonra, aradığı mükemmelliğe olan özlemi bulacağını, o doruğa ulaşacağını sezer.
  8. Halsiz ve küçük şey olan beden ise ağlar, isyan eder ve ruhun çağrısına uymaya ara sıra itiraz eder. Sadece ruh gelişmişse ve “bedene” ve çevresindekilere karşı savaşta tecrübeliyse, o zaman ruh bedene egemen olmaya muktedirdir ve beden yoluyla kendisini beyan eder.
  9. Ruhun hac yolculuğu uzundur, yolu uzaktır, varoluş şekli çok kez ve çeşitlidir. Onun sınavları her an başka türlüdür. Fakat o sınavlardan geçerken yükselir, kendisini arındırır ve mükemmelleşir.
  10. O yaşamdan geçişinde bir ışık izi bırakır; ondan dolayı yükselmiş olan ruha çoğu kez vücudun inlemesi önemli değildir, çünkü o bedenin geçici olduğunu bilir ve ona küçük görünen olaylardan ötürü yolundan alınmasına izin vermez.
  11. Ruh bir an dikkatini “bedeninin” zayıflıklarına çeker, ama kısa süre yaşayan ve yakında toprağın altında kaybolacak olan (bedeni) çok sevmemesi gerektiğini bilir. (18, 24, 27 – 28)

Yaşamın Evrensel Okulu

  1. İnsanlığın başlangıcından beri ruhun reenkarnasyonu sevgi ve adalet kanunu olarak ve de Baba’nın sonsuz merhametinin ispat şekli olarak vardır. Reenkarnasyon bu zamanın öğretisi değildir, bilhassa her zamanındır ve size bu gizemi şimdi vahiy ettiğimi sanmayın. Çoktan eski zamanlarda insanlarda ruhun reenkarnasyonu sezgi bilgisi olarak vardı.
  2. Fakat maddeci bilimlere ve dünyanın definelerine değer veren insanlar kendilerine bedenin tutkuları tarafından egemen olunmasına izin verdiler. Böylece ruhsal şeyleri sezen kalbin insani lifleri katılaştı öyle ki, insanlar ruhla haberleşen her şeye sağır ve kör oldular. (105, 52)
  3. Siz yaratılmadan önce bendeydiniz; sonra ruhsal yaratıklar olarak her şeyin mükemmel bir ahenk içinde titreştiği, yaşamın esansı ve gerçek ışığın kaynağı olan, sizi o ışıkla beslediğim bir yerdeydiniz.
  4. Acılar Baba tarafından yaratılmadı. Size konuştuğum zamanlarda, içinizi çekmeye ve hiç bir şeyden şikâyet etmek için neden yoktu. Cenneti içinizde hissediyordunuz, çünkü mükemmel yaşamınızda o var oluşun sembolüydünüz.
  5. Ama o vatanı terk ettiğiniz zaman, ruhunuza bir giysi verdim ve siz daha da aşağıya düştünüz. O zamandan itibaren ruhunuz adım adım şu anda bulunduğunuz ve Baba’nın ışığının parladığı yaşam seviyesine gelinceye dek, gelişti. (115, 4 – 5)
  6. Her ruhun hedefi arınmasından ve mükemmelleşmesinden sonra Tanrı’yla kaynaşmasıdır *). Ondan dolayı yolunuzu ışıkla dolduruyorum ve ruhunuza güç veriyorum öyle ki, adım adım yukarı yükselin. Ulaştığınız gelişme seviyesine göre, bu dünyadan göçtükten sonra, orada yaşadığınız ruhi vatanınız olacak. Çünkü uzay ruhun mükemmelleşme okulu olarak yaratıldı. (195, 38)

*) Daha fazla açıklamaları 23. bölümün 69. paragrafında ve 58. bölümün 46. paragrafında bulabilirsiniz.

  1. Eğer ben size bu yaşamda her şeyi vermiş olsaydım, daha yüksek bir basamağa çıkmaya isteğiniz olmazdı. Ama bir yaşamda ulaşamadığınız şeye başka bir yaşamda ulaşmaya çalışırsınız ve o yaşamda ulaşamadığınız şeyleri diğer daha yüksek yaşam vaat eder. Böylece sonsuzluğa dek ruhun sonsuz gelişme yolunda bu adım adım devam eder.
  2. Sözümü duyduğunuz zaman, ruhunuzun bu kadar büyük mükemmelliğe ulaşmaya muktedir olabileceği size imkânsız görünür; fakat siz sadece ruhun yüksek hedefinden şüphelendiğiniz için size bunu söylüyorum, çünkü siz sadece fiziksel gözlerle gördüklerinize bakıyorsunuz: zavallılık, bilgisizlik, kötülük. Ama bu bazı insanlarda ruhun hasta olmasından, diğerlerinde ise ruhun felçli olmasından ve öbürlerinde de ruhen kör ve ölü olmasından gelir. Bu sefalet karşısında size sonsuzluğu hazırlayan hedeften şüphelenmeniz kaçınılmazdır.
  3. Ve böylece bu devirde dünya sevgisiyle ve materyalizmle yaşıyorsunuz. Fakat hakikatimin ışığı size çoktan ulaştı ve bir zamanın gecenin karanlığını kovdu ki, o zaman çoktan geçti. Yeni bir devrin gelişini seher vakti bildirmekle ruh talimatlarımla aydınlığa kavuşacak. (116, 17 – 18)
  4. Birçoğunuz hatalarınızı düzeltmek için bu dünyaya bir kere daha yeniden gelme fırsatı bulamayacaksınız. Bugün sahip olduğunuz aracınız olan ve sizi destekleyen vücudunuza artık sahip olmayacaksınız. Bilmelisiniz ki, bu dünyaya gelmek ruh için özel bir haktır, ama asla ceza değildir. Bundan dolayı bu lütuftan faydalanmalısınız.
  5. Bu dünyadan sonra öbür dünyalara yeni dersler öğrenmek için gideceksiniz ve orada yükselmek ve kendinizi mükemmelleştirmek için fırsatlar bulacaksınız. Görevlerinizi insan olarak yaptıktan sonra, bu dünyadan görevinizi yerine getirdiğiniz için memnuniyetle göçeceksiniz ve ruhunuza huzur egemen olacak. (221, 54 – 55)
  6. Sesim şu an insan kalabalıklarını çağırıyor, çünkü birçok insan için bu dünyada hac yolculuğunun sona ermesi yaklaştı.
  7. Kalplerinde taşıdıkları o çökkünlük, o tiksinme, o üzgünlük onların daha yüksek bir vatanı, daha iyi bir dünyayı özlediklerinin ispatıdır.
  8. Ama bu dünyada kat ettikleri yolun son etabını onlar vicdanlarının sesine göre itaatle yaşamaları gereklidir öyle ki, bu dünyadaki son adımlarının izleri bu dünyada görevlerini yerine getirmek için ondan sonra gelen nesiller için lütuf dolu olsun. (276, 4)
  9. Bu dünya ebedi değildir, ne de ebedi olmak zorundadır. Bu vatan, şimdi yerine getirdiği varlığının vazifesi bittiği zaman, yok olacak.
  10. Eğer ruhunuzun bu yaşamın verdiği derslere artık ihtiyacı yoksa çünkü daha yüksek dersler onu diğer bir başka dünyada bekler, o zaman ruh bu dünya mücadelesinde ulaştığı ışıkla: “Bütün yaşamın sevindirici ve üzücü anlarını daha iyi anlayabilmem için gerekli olan tecrübe ve ders olduklarını nasıl bir berraklıkla şimdi anlıyorum. Bu yaşam yolculuğu acılar beni üzdüğü sürece bana ne kadar da uzun geldi. Şimdi ise her şey bittiği için sonsuzluk karşısında bana ne kadar kısa ve az geliyor” diyecek. (230, 47)
  11. Sevinin insanlar, bu dünyada gözyaşlarıyla, sefilliklerle ve ıstıraplarla dolu göçmen kuşlar olduğunuzu düşünün! Sevinin, çünkü o ebedi vatanınız değil, daha iyi dünyalar sizi bekliyor!
  12. Eğer bu dünyadan göçerseniz, üzüntüyle göçmeyin, o zaman acıların iniltisi, zahmetler, gözyaşları burada kalacaklar. Siz bu dünyaya hoşçakal diyeceksiniz ve sizi gökyüzünün yüksekliklerinde bekleyen daha yüksek dünyalara yükseleceksiniz. Oradan dünyayı sevgiyle hatırladığınız uzayda bir nokta olarak göreceksiniz. (230, 51)

Reenkarnasyon Öğretisinin İkna Gücü

  1. Spiritüalizmin ışığı dünyaya şimdi hakikati, adaleti, mantığı ve reenkarnasyonun ruhi yetisinde varlığını sürdüren sevgiyi beyan ediyor. Fakat dünya önce bu vahye inatla savaş açacak ve iyi niyetli insanları şüphelendirmek için ona yabancı ve yanlış bir öğreti görünüşü verecek.
  2. İmanlıları eski inançların alışılmış raylarında ve zamanı geçmiş inanç sistemlerinde tutabilmek için mezheplerin başlattıkları zahmetler boşuna ve faydasız olacak. Çünkü insan aklının derinliklerine kadar giren ve ruhun vahiyler devrine, tanrısal ilhamlara uyanmasını, şüphe ve gizemlerin aydınlanmasını ve ruhun özgürlüğe kavuşmasını sağlayan tanrısal ışığı asla hiç kimse durduramayacak.
  3. Düşünce, ruh ve inanç özgürlüğü dileğiyle harekete geçen insanların oluşturacağı kalabalığı hiç kimse de durduramayacak. (290, 57 – 59)

Bir Ruhun Reenkarnasyon Yolu

  1. Dünyadaki bütün yolculara sesleniyorum öyle ki, onları yukarıya doğru ruhi gelişmeye ve sonsuz yaşama sahip olmaya davet eden sesimi duysunlar.
  2. “Tanrı’nın Sözü´nün” beyan edildiği bu günde o sözden faydalanın ve o söz sayesinde aydınlığa kavuşmanızı sağlayın, çünkü ışık ve kurtuluşunuz bilgidedir.
  3. Eğer benim kanunum size her eyleminizde ahlâk, adalet ve düzen öğretiyorsa, neden o zaman size acı çekmenize neden olan buna zıt yolları arıyorsunuz? Fakat vücudunuzu bu dünyada bırakarak öbür dünyaya göçerseniz, bu bedeni çok sevdiğiniz için öbür dünyada ağlarsınız.
  4. Eğer vücudunuzun size ait olmadığını ve bana ulaşıncaya dek ruhen gelişme yolunda ilerlemeniz gerektiğini hissederseniz, size söylüyorum: “Çocuğum, bana gösterecek neyin var? Dünyada benim kanunlarıma uyarak yaşadın mı?”
  5. Sizse – utanç ve çekingenlik içinde sizi çok sevene (Tanrı’ya) ve size birçok şeye izin verene hediyeniz olmadığı için – ruhunuzu üzen zincirler örselediniz ve o ruh lütfu kaybettiği için ışıktan mahrum, kendine ağlayıp sızlanır. O ruh sadece onu çağıran Baba’nın sesini dinler. Fakat o gelişmediği için ve kendisini Baba´ya gitmeye layık bulmadığı için duraklar ve bekler.
  6. Zaman geçer ve ruh yine o sesi duyar ve ıstıraplar içinde ona seslenenin kim olduğunu sorar ve o ses ona: “Uyan! Nerden geldiğini ve nereye gideceğini bilmiyor musun?” der. O zaman ruh gözlerini açar ve parıltısında kendisini zavallı hissettiği büyük bir ışık görür. Ruh, dünyaya gönderilmeden önce çoktan var olduğunun farkına varır, sesini duyduğu Babası tarafından sevildiğini bilir ve O (Tanrı) ruhu böyle acınacak bir durumda gördüğü için ona üzülür. Ruh, mücadele yolundan geçmek ve hak ettikleriyle ödülüne ulaşmak için çeşitli vatanlara (dünyalara) gönderilmiş olduğunun farkına varır.
  7. Ve çocuk sorar: “Eğer ben dünyaya gönderilmeden önce senin çok sevilen yaratığınım isem, neden erdemlere bağlı kalmadım ve düşmek, acı çekmek ve sana geri gelmek için zahmet çekmek zorunda kaldım?”
  8. Ses ona yanıt verir: “Bütün ruhlar gelişme kanunu altındadır. Bu yolda benim Baba Ruhum onları hep korur. Baba onların iyi eylemlerine sevinir. Elbette sizi dünyaya yolladım öyle ki, orasını ruhen mükemmelleşmenin mücadele meydani yapın, ama savaşların ve ıstırapların vadisi yapmayın.”
  9. Size çoğalmanızı ve verimsiz olmamanızı söyledim. Fakat siz “ruhsal vadiye” geri döndüğünüz zaman, hasat getirmiyorsunuz, sadece şikâyet ediyorsunuz ve sizi onunla donattığım lütfu kaybetmiş olarak geri geliyorsunuz. Ondan dolayı sizi bir kez daha dünyaya geri yollayıp: “Kendinizi arındırın, kaybettiğinizi bulun ve ruhunuzun gelişmesine çalışın” diyorum.”
  10. Ruh dünyaya geri döner ve kendisine küçük ve narin bir insan vücudu orada dinlenmek için ve yeni yaşam gezisine başlamak için arar. O ona verilen küçük çocuk vücudunu bulur ve kanunuma karşı davranışlarının kefaretini ödemek için o vücudu kullanır. Ruh dünyaya sebebini bilerek gelir, o kendisinin Baba’nın soluğu olduğunu ve Baba´dan getirdiği görevi bilir.
  11. Ruh, ilk yıllarda (dünyada) masumiyetini ruhi temizliğini muhafaza eder ve ruhsal yaşamla bağlantısını sürdürür. Sonra günahlarla tanışmaya başlar, yakından gururu, kibiri ve insanların Baba’nın kanunlarına karşı itaatsizliğini görür ve doğuştan asi “beden” kendisini kötülüklerle lekelemeye başlar. Ayartılmaya yenik düşerek dünyaya getirdiği görevini unutur ve Tanrı’nın kanununa zıt eylemleri yapmaya koyulur. Ruh ve beden yasak meyvelerin tadını çıkarırlar ve yıkımın uçurumuna düştüklerinde, son saat gelip onlara sürpriz yapar.
  12. Ruh yine kendisini suçunun ağırlığından yorgun ve bükük olarak ruhsal dünyada bulur. Sonra bir zamanlar ona konuşmuş olan ve hâlâ ona seslenen sesi hatırlar. Kendisini yitik hissettiği için birçok gözyaşı döker, kim olduğunu bilmeden, eskiden de bu yere gelmiş olduğunu hatırlar.
  13. Ruhu o kadar çok sevgiyle yaratmış olan Baba onun yolunda görünür ve ona: “Kimsin, nereden geliyorsun ve nereye gidiyorsun?” der.
  14. Oğul, o seste ona varlığını, zekâsını ve yeteneklerini vermiş olan ve onu tekrar tekrar affeden, arındıran ve karanlıktan uzaklaştırıp ışığa götüren Baba’nın sözünü tanır. Ruh titrer, çünkü o hâkimin önündedir ve ona: “Baba, benim itaatsizliğim, sana suçlarım çok büyüktür ve krallığında yaşamayı senden bekleyemem, çünkü hiçbir şey hak etmedim. Bugün “ruhsal vadiye” geri döndüğüm için, sadece telafi etmem gereken suç biriktirdiğimi görüyorum” der.
  15. Fakat sevecen Baba ruha bir kere daha yolu gösterir. Ruh yine bedene geri döner ve insanlığın bir parçası olur.
  16. Fakat şimdi tecrübeli ruh kendisini ispat etmek ve Tanrı’nın kanunlarına uymak için bedenini büyük güçle itaatli yapar. Mücadele başlar; ruh insanı yıkan günaha karşı savaşır ve kurtuluşu için ona verilen fırsattan faydalanmak ister. İnsan başlangıçtan sona kadar mücadele eder. Ve ağarmış saçları şakaklarında parlamaya ve eskiden güçlü ve dirençli vücudu yılların ağırlığı altında bükülmeye ve gücünü yitirmeye başladığında, ruh kendisini güçlü, olgun ve tecrübeli hisseder. Ona günah ne kadar büyük ve tiksindirici görünür! Ruh günaha sırtını döner ve hedefe ulaşır. Artık sadece Baba’nın ona sesleniş anını bekler, çünkü Tanrı’nın kanununun adaletli ve O´nun dileğinin mükemmel olduğunun ve Baba’nın çocuklarına yaşam ve kurtuluş vermek için yaşadığının kanaatine varır.
  17. Son gün geldiğinde, vücudunda ölümü hisseder ve acı duymaz. Ruh sessiz ve dalgın şekilde dünyadan göçer. Kendisini sanki bir aynanın önündeymiş gibi ruhunda görür ve kendisini güzel ve ışıkta parlak bir şekilde gözetler. Sonra ses ona seslenip: “Oğul, nereye gidiyorsun?” der. Ve kim olduğunu bilen o ruh, Baba´ya doğru gider, O´nun ışığının benliğine girmesine izin verir ve “Ah Yaratan, ah her şeyi içeren Sevgi, dinlenmek ve sana taleplerinin karşılanmasını vermek için geliyorum” der.
  18. Hesap ödendi ve ruh sağlığına kavuştu, arınmış ve günahın zinciri olmadan onu bekleyen ödülünü görür.
  19. Sonra ruh o Baba’nın ışığıyla birleşip kaynaşır. Ruhun mutluluğu daha büyükleşir ve huzur dolu bir yeri, kutsal bir ülkeyi görür, derin bir sessizlik hisseder ve “İbrahim’in kucağında” dinlenir. (33, 14 – 16)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29... Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdan Azabı, Pişmanlık ve Kendini Suçlama
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhunuzun kendisini kirletmesini istemiyorum, ne de gerçek yaşama dair ölmesini istiyorum. Eğer sizi zararlı zevklere ve eğlencelere kendinizi vermiş olarak bulursam, ondan dolayı adaletimle size musallat olurum. Ruhunuz benden nasıl çıktıysa, benim kucağıma öyle temiz gelmelidir.
  2. Vücutlarını toprakta bırakan herkes ve şaşkınlık içinde dünyadan göçenler, ruhunu aydınlatan benim varlığımı sonsuzluğun ışığında gördükleri zaman, derin uykularından kan ağlayarak ve kendilerini suçlamanın ümitsizliğiyle uyanacaklar. Istırap çocukta devam ettiği sürece, onu acılarından kurtarmak için, Baba da acı çeker. (228, 7 – 8)
  3. Bilgisizlikten kaynaklanan vicdan azabı ve azaplar – ruhsal yaşama sevinebilmek için ruhi gelişme eksikliğinden doğan – (günahlarla) lekeli ve hazırlıksız olarak ruhsal yaşamın eşiğine gelenler için bu ve daha fazlası ruhların kefaretini içerir.
  4. İnsanların günahını, kusurlarını ve ahlaksızlığını Baba’yı incitme olarak göremeyeceğimi bilin, çünkü insanlar (kötülükleriyle) kendilerine zarar verdiklerini biliyorum. (36, 56)
  5. Eğer birbirinizi sevseydiniz ve Babanız´ın dileğini yerine getirseydiniz – eğer irade özgürlüğünüzden biraz fedakârlık etseydiniz ve vicdanınızın emrettiklerini yerine getirseydiniz – hayatınız ne kadar aydınlık ve biliminiz ne kadar harika ve yol gösterici olurdu. Biliminiz o zaman maddi sınırları aşarken, doğaüstüne dokunurdu; çünkü şimdiye dek bilim o sınırlara yaklaşmadı bile.
  6. Dünyadan göçüp sonunda Tanrı’nın hakikati karşısında duran bilim adamlarının ruhu nasıl bir şaşkınlık hisseder! Orada o utanarak başını eğer ve onun gururunu affetmemi rica eder. O (bilim adamı) her şeyi bildiğine ve her şeyin üstünden geldiğine inanıyordu ve bilgisinin veya kavrama gücünün ötesinde olan bir şeyin var olduğunu inkâr ediyordu. Ama şimdi, yaşam kitabının önünde durduğu için, Yaratan’ın sonsuz eserinin önünde, kendi zavallı halini anlamak zorunda ve kendisini tamamen bilge olan (Tanrı’nın) önünde alçakgönüllülüğe bürünmek zorundadır. (283, 48 – 49)
  7. Ruhsal dünyaya geldiğiniz zaman, dünyada işlediğiniz günahları düşünmek zorunda olduğunuz için korkmayın. Eğer kendinizi ıstırapla arınmanızı sağlarsanız ve pişmanlık kalbinizde uyanırsa, eğer hatalarınızı telafi etmek çabalarsanız, o zaman bana layık ve ruhi temizlikle bana ulaşacaksınız ve hiç kimse, vicdanınız bile geçmişteki kusurlarınızı hatırlatmaya cesaret etmeyecek.
  8. Mükemmel vatanda (öbür dünyada) her ruh için zamanda ve sonsuzlukta sahibini bekleyen yer vardır. Sevginin, merhametin, imanın ve hak ettiklerinizin merdiveninde hepiniz birer birer krallığıma ulaşacaksınız. (81, 60 – 61)

Dengeleyici Adalet

  1. Sadece çok az öğrencim bu dünyada vardı ve daha küçük bir sayıda tanrısal Usta gibi olanlar vardı. Ruhsal vadide ise çok öğrencim var, çünkü orada öğretilerimi anlamada en çok ilerleme yaparlar. Orada sevgiye acıkan ve susayan çocuklarım insanların onlara reddettiklerini Usta´dan alırlar. Dünyada alçak gönüllülüklerinden ötürü onlara değer verilmeyenler, orada erdemleriyle parlıyorlar ve dünyada sahte ışıkla parlayanlar ise, üzgün ve pişmanlıkla ağlıyorlar.
  2. Öbür dünya, gözyaşlarınızla beni kutsayarak suçlarınızın kefaretini öderseniz, sizi dünyada tahmin edemeyeceğiniz şekilde kabul ettiğim yerdir. Hayat yolunuz esnasında bir an şiddetli bir isyanınızın önemi yoktur. Sizin büyük ıstırapları yaşadığınızı ve o günlerde bana itaatinizi ispatladığınızı ve adımı kutsadığınızı hesaba katacağım. Sizin itaatsizliğiniz yüzünden olsa da, siz de küçüklüğünüzün sınırında birkaç Golgota anları yaşadınız.
  3. Tanrı’ya bir an itaat ve sevgi sayesinde öbür dünyada yaşam ve merhamet zamanı kazandığınıza bakın. İnsanların bana olan kısa sevgisine benim sonsuz sevgim böyle karşılık verir. (22, 27 – 29)
  4. Karşılığını bu dünyada almadığınız her iyi eylemin ödülünü öbür dünyada alacaksınız. Ama ruhsal yaşamı için hiç bir şey yapmayanlar ve ruhsal dünyaya girerken elleri bomboş (iyilik yapmamış olanlar) olanların pişmanlığının büyük olacağını bilmeden, kaç taneniz bu mutluluğun tadını bu dünyada çıkarmak ister. (1, 21)
  5. Dünyada şeref ve övgüyü arayanlar, onları bu dünyada alsınlar; ama onlar çok kısa sürecekler ve onlar ruhsal dünyaya girdikleri zaman, onlara faydası olmayacak. Paraya değer verenler, ödüllerini bu dünyada alsınlar, çünkü aradıkları oydu, fakat öbür dünyaya göçmek için her şeyi bu dünyada bırakma zamanı geldiği zaman, birçok iyilik yapmış olduğunu sansa bile, ruhu için hiç bir ödül hakkına sahip olmayacak.
  6. Buna karşın her kim iltifat ve torpili reddetmişse, insanları temiz kalple ve çıkarsız şekilde sevmişse, her maddi ödülü reddetmişse, iyilik ekmekle meşgul olanlar ve iyilik eylemlerini yerine getirmeye sevinenler – bu insanlar ödüllerini düşünmeyecekler, çünkü onlar kendi bencil dilekleri için yaşamayacaklar, bilhassa insanlar için – onların sevinci ve mutluluğu Rab´bin kucağına vardıklarında, ne kadar da büyük olacak! (253, 14)
  7. Bu devirde size temiz ve mükemmel bir talimat getiriyorum. Ondan dolayı iş gününüzün sonunda sadece gerçek sevgiyle yaptıklarınızın geçerli olacağını size söylüyorum; çünkü bu sizin hakikati bildiğinizi ispat edecek. (281, 17)
  8. Şu anda değerini bilmediğiniz iyi bir eylem yaptığınız için yaptığınız iyilikleri hiç öğrenmeyeceğinizi düşünmeyin. Hiçbir iyiliğinizin ödülsüz kalmayacağını size söylüyorum.
  9. Ruhsal dünyaya ulaştığınızda, çoğunlukta değersiz görünen küçük eylemlerinizin iyilikler zinciri olduğunun farkına varacaksınız ki, o zinciri diğerleri uzatır, ama onu başlatanın memnuniyeti ile hep sonuçlanır. (292, 23 – 24)
  10. Ben sizi ruhunuz için hak kazanmanıza ilham veriyorum, ama o sizi kendinizi kurtarma bencil isteğine teşvik etmesin, bilhassa eylemlerinizi insanlığı, gelecek nesilleri düşünerek yapasınız. Onlar “öncekiler” tarafından yolu düzeltilmiş olarak gördükleri zaman, sevinçleri büyük olacak. Sevinç ve barış kardeşlerinizin ruhuna ulaştığı için mutluluğunuz o zaman sınırsız olacak.
  11. Sadece kendi kurtuluşu ve mutluğunu düşünenlerde bu nasıl da farklıdır; çünkü onlar kendi eylemleriyle neden oldukları yere ulaştıkları zaman, geride bıraktıkları insanların acıların yükünü taşırken gördüklerinde, bir an bile huzur ve sevinci tadamazlar.
  12. Size doğrusunu söyleyeyim, bu öğretinin gerçek öğrencileri benim ışığım olan ruhları gibi adaletli ve ruhen temiz eylemli insanlar olacaklar. (290, 76 – 77)
  13. Eğer alçakgönüllüyseniz, ruhi zenginliğiniz sizi bekleyen öbür dünyada çoğalacak. O zaman varlığınızın en güzel hislerini size sunan huzura sahip olacaksınız. Ve Tanrı’nın yaratıklarının sadık koruyucusu, acı çekenlere teselli ve barıştan mahrum olanlara barış olmakla ruhunuzda Baba´ya hizmet etme arzusu doğacak. (260, 29)

Ruhların Tanrı’nın Krallığına Yükselişi

  1. Ruhunuzun hemen dünyada çok yüksek yaşam seviyelerinin ve çok büyük bilgilerin hayalini etmeye başlayabileceği bu “Üçüncü Devirdir”. Çünkü kim bu dünyadan göçerse ve ruhunda bulacağı bilgileri çoktan yanında götürürse ve ruhi yetilerinin gelişmesini, o insan hak ettiği ödüllerinden dolayı yaşayacağı yere gelinceye dek birçok gezegenden kalmadan geçecek.
  2. O insan tamamen ruhsal durumunun bilincinde olacak, görevlerini yerine getirmesini nerde olursa olsun bilecek. O sevginin, ahengin ve adaletin dilini anlayacak ve düşünce olan ruhi dilin berraklığıyla kendisini ifade edebilecek. Onun için uçurumlar, şaşkınlık ve gözyaşları olmayacak ve o ona sonsuz miras olarak düşen yerlere yaklaşmanın daha da çok sonsuz mutluluğunu hissedecek. (294, 55)
  3. Tanrı’nın cennete götüren merdiveninde kendi ruhi gelişme seviyelerine göre çeşitli basamaklarda yer alan sayısız ruhlar vardır. Ruhunuz, bu merdiven basamaklarında mükemmelleşmeye ulaşmak için uygun özelliklerle ve Tanrı’nın belirlediği yüksek kararlara göre hedefe ulaşmak için yaratıldı.
  4. O ruhların hedefini bilmiyorsunuz, fakat benim yarattıklarımın mükemmel olduğu gibi onların da mükemmel olduğunu size söylüyorum.
  5. Baba’nın size hediye ettiği yetenekleri hâlâ anlamıyorsunuz. Fakat endişelenmeyin, çünkü daha sonra onun bilincinde olacaksınız ve onların size beyan edildiğini göreceksiniz.
  6. Sizin gibi çeşitli yaşam seviyelerinde yaşayan sayısız ruhlar yüksek bir güç yoluyla birleşmiştir ki, o güç de sevgidir. Onlar mücadele, daha yüksek gelişme için yaratıldılar, ama duraklamak için değil. Kanunlarımı yerine getirenler tanrısal sevgide büyüdüler.
  7. Fakat size hatırlatmak istiyorum, ruhunuz büyüklük, güç ve bilgelik kazandığı zaman bile, onun özellikleri Tanrı gibi sonsuz olmadığı için her şeye gücü yetmeyecek. Fakat onlar sizi ilk andan itibaren Yaratan’ın sevgisinin çizdiği doğru yola, mükemmelleşmenin doruğuna götürmeye yetecekler. (32, 34 – 37)
  8. Ruhunuzun mükemmelliğe ulaşması için yedi gelişme basamağını aşması gerekir. Bugün dünyada yaşadığınız için cennete götüren merdivenin hangi basamağında olduğunuzu bilmiyorsunuz.
  9. Ruhunuzun bu sorusunun yanıtını bilmeme rağmen, şu an size onu söyleyemem. (133, 59 – 60)
  10. Her basamak, her yaşam yeri ruha daha büyük bir ışık ve daha mükemmel bir mutluluk sunar. Ama en büyük huzur, ruhun mükemmel mutluluğu geçici yaşam yerlerinin ötesindedir.
  11. Kaç kere Tanrı’nın kucağında önceden mükemmel mutluluğu hissettiğinizi, o mutluluğun bu dünyadan göçtükten sonra gitmek zorunda olduğunuz gelecek bir dünyanın benzeri olamayacağını bilmeden, sanacaksınız. (296, 49 – 50)
  12. Yolun inandıklarından daha da çok uzun olduğunu bilmeden, kaç insan öldükten sonra o anda bana ulaşmak beklentisiyle ölümü özlüyor öyle ki, o zaman cennette bana sonsuza dek tapsın. Bana götüren cennet merdiveninde sadece bir basamak daha yukarı çıkabilmek için insanın bu dünyada doğru olarak yaşamış olması gerekir. Birçoklarının öğretimin içeriğini yanlış anlamaları bilgisizlikten gelir. (164, 30)
  13. İnsanlar tarafından yıkıcı güçler harekete geçirildi. Savaş adını her kalbe ekti. Ne kadar çok ıstırap insanlık yaşadı! Ne kadar çok terk edilmişlik, sefillik, öksüzlük ve üzgünlük hayat yolunda bıraktı! Savaşta ölen ruhların öldüğünü mü sanıyorsunuz yoksa yaşamın parçası, insanda varlığını sürdüren sonsuzluk sona mı erdi?
  14. Hayır, halk: Ruh savaş ve ölümden ölmez. Kendi ruhumun bir parçası olan o ruhlar acıların savaş alanından yükseldiler ve yolumda yaşamaya devam etmek, gelişmek ve ilerlemek için yeni bir ufku arıyorlar. (262, 26 – 27)
  15. Size dünyayı verdim öyle ki, hepiniz ayni şekilde onun sahibi olun, barış içinde yaşayın ve yeteneklerinizi geliştirmek için ve ruhunuzu yeni yurduna yükselişini hazırlamak için geçici yurt olarak kullanın.
  16. Size: “Rab´bin evinde birçok yerler vardır” diye söyledim. O yerleri ruhunuzun gelişme derecesine göre tanıyacaksınız. Her ruhi gelişme sizi bana daha da yaklaştıracak ve eylemlerinize göre gelişmeye ulaşacaksınız, çünkü her şey Tanrı’nın düzeni ve adaleti altındadır.
  17. Hiç kimse bir yaşam seviyesinden öbür yaşam seviyesine geçişinizi engelleyemeyecek ve sonunda her birinizin ruhunda ve benim ruhumda da sevinç çığlığı ve kutlama olacak.
  18. Ben sizi hazırlıyorum öyle ki, gitmeniz gereken yolun uzun olduğunu bilesiniz ve ilk eylemlerinizle onların size hemen o yurtlara kapıları açacağı düşüncesiyle yetinmeyesiniz.
  19. Fakat size bunu da söylüyorum. Ruhi gelişmenin belli bir bölümüne ulaşmak sayısız engelleri aştıktan sonra, kat ettiği büyük mücadeleli, acı günlerle dolu ve barışla dolu saatlere geriye bakmak için duraklamak ruh için güzel ve memnun edicidir.
  20. Sonunda etrafınızda parlayan zafer, ödül ve adalet ve Babanız´ın yanınızda mevcut olan mükemmel ruhu Oğul’u kutsayarak ve gelecek yaşam basamağına hazırlanırken onu kucağında dinlendirir. Böylece o birisinden öbürüne sonsuza dek benim yanımda yaşamak için sonunda en yüksek gerçekleşmeye ulaşıncaya dek gider. (315, 34 – 36)
  21. İnsanı Yaratan´a benzer yapan ruhun kıvılcımı daha daha ondan kaynaklandığı sonsuz aleve yaklaşır ve her kıvılcım bilinçli, sevgiyle parlayan, bilgili ve güçlü bir yaratık olacak. O yaratık, küçücük bir acı veya en küçük bir çile bile olmayan ve gerçek mutluluğun egemen olduğu mükemmelliğinin durumuna sevinir.
  22. Eğer bu ruhunuzun hedefi olmasaydı – size doğrusunu söyleyeyim, öğretimi birçok talimatlarla bildirmezdim, çünkü o zaman “Birinci Devrin” kanunu dünyada barış içinde yaşamak için yeterdi.
  23. Ama insanlar arasında yaşadığımı ve onlara bu hayatın ötesinde çok çok daha iyi dünya vaat ettiğimi göz önünde tutarsanız ve başka bir devirde size konuşmak için ve anlamadığınız her şeyi açıklamak için bundan başka yine geleceğime söz verdiğimi hatırlarsanız, böylece insanın ruhi belirlenmesi daha yüksek, beklediğiniz her şeyden çok çok yüksek olduğu ve vaat edilen mutluluğun tahmin ve hayal edebildiğinizden çok çok büyük olduğu sonucuna varacaksınız. (277, 48 – 49)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 28… Ölmek, Ölüm ve Öbür Dünyada Uyanış

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 28... Ölmek, Ölüm ve Öbür Dünyada Uyanış

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 28… Ölmek, Ölüm ve Öbür Dünyada Uyanış

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 28… Ölmek, Ölüm ve Öbür Dünyada Uyanış
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhun Ölümsüzlüğü
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Bu devir insanların sonsuzluğa ilgi duyarak kendilerine: “Bizi ölümden sonra bekleyen yaşam nasıl olacak?” diye soracağı ve ruhun güzelliklerine uyanacağı bir devirdir.
  2. İnançsız olsa bile, kim kendisine ölümden sonra içinde varlığını sürdüren bir şeyin olup olmadığını hiç sormadı? Size doğrusunu söyleyeyim, bu gizemi sezmeyen ve bir an bile çözülmesi imkânsız şeyi derin derin düşünmeyen hiç kimse yoktur.
  3. Bazıları uzaklardaymış gibi görünen, fakat aslında tam gözlerinin önünde olan ruhsal yaşam konusunda sorular sorarlar. Diğerleri ise bu konuda şaşkındır ve öbürleri ise ruhsal yaşamı inkâr ederler. Bazıları her şeyi bildiklerine inandıkları için o konuda konuşurlar, diğerleri ise susarlar ve beklerler, fakat ne kadar az insan gerçekten öbür dünya hakkında bir şey bilir. (107, 1)
  4. İnsanlığın beni unutulmuşluğun mezarına havale ettiği mezardan Üçüncü Devirde onu yeniden uyandırmak için çıktım, çünkü ben yaşamım. Hiç kimse ölemez. Kendilerini kendi elleriyle öldürenler bile, vicdanlarının onların imansızlıklarını suçladığını duyacaklar. (52, 63)
  5. Benim öğretim sadece bu dünyada hayat yolunuzda size güç ve ümit vermek için değildir; o bu dünyayı nasıl terk etmenizi, öbür dünyanın eşiğinden geçip sonsuz vatana girmenizi öğretsin.
  6. Bütün mezhepler ruhu bu dünya yolunda güçlendirirler, ama onlara ne kadar da az öbür dünya hakkında bilgi verip onları o büyük yolculuğa hazırlarlar. Birçokları o andan itibaren gerçek yaşamın sonsuz ufkuna bakacaklarını bilmeden, ölümü (her şeyin) sonu olarak kabul etmelerinin nedeni de budur. (261, 52 – 53)
  7. “Ölüm” sadece bir semboldür, o sadece hakikati henüz görmeyi başaramamış insanlar için vardır. O insanlar için ölüm hep kavraması güç bir şey veya yok olmanın korku sahnesidir. Size söylüyorum: gözlerinizi açın ve sizin de ölmeyeceğinizi anlayın. Vücudunuzu terk edeceksiniz, fakat bu öleceğiniz anlamına gelmez. Ustanız gibi sonsuz yaşama sahipsiniz. (213, 5)

Bu Dünyayı Terk Edişe Hazırlık

  1. Tanrı içinize ruhi esansı, ruhsal özellikleri ve ölümsüzlüğü koyduğu için, Baba’nın en çok sevilen – ruhla donatılmış – yaratığı olduğunuzu kavrayın.
  2. Ruh için sizin anladığınız gibi, yani varlığının sona ermesi gibi, ölüm yoktur. Vücudun ölümü ruhun ölümü veya sonu olamaz. Vücudu dünyada gözlerini kapatırken, tam o zaman ruh gözlerini daha yüksek bir yaşama açar. O sadece mükemmelliğe giden yolda bir geçiş anıdır.
  3. Eğer onu şimdiye dek anlamadıysanız, o bu dünyayı hâlâ çok sevdiğinizden ve kendinizi dünyaya sımsıkı bağlı hissettiğinizden dolayıdır. Bu yurdu terk etmek sahip olduğunuz şeylerin size ait olduğunu düşündüğünüz için size zor gelir. Bazı insanlar da benim adaletimin belirsiz bir sezgisine sahiptirler ve (ölümden sonra) ruhsal dünyaya girmeye korkarlar.
  4. İnsanlık bu dünyayı çok, pek çok sevdi, çünkü sevgisi yanlış yönlendirilmişti. Kaç tanesi bundan dolayı dünyada öldü! Ruhtan yaratıklar ne kadar çok ayni nedenden ötürü kendilerini maddeleştirdiler!
  5. Sadece ölümün adımlarının yaklaştığını hissettiğiniz, ağır hasta olduğunuz ve acı çektiğiniz zaman, işte o zaman sadece öbür dünyaya, kritik anlarda korktuğunuz o adalete bir adım yakın olduğunuzu düşündünüz. Sonra Baba´ya vaatlerde bulunursunuz ve O´nu dünyada sevmeye, O´na hizmet ve itaat etmeye yemin edersiniz. (146, 46 – 49)
  6. İnsanlar bu dünyayı öyle çok sevdiler ki, onu terk etme zamanı geldiği zaman, dileğime karşı geliyorlar ve onlara seslenişimi duymak istemiyorlar. Krallığımın barışını hor görüyorlar ve dünyadaki mallarına sahip olmada devam etmek için Baba’nın onların dünyadaki müddetini uzatmasını rica ediyorlar.
  7. İnce duygulu olun öyle ki, ruhsal yaşamı sezesiniz ve bu dünyayı kapsayan gelişmenizin başlangıcı ile yetinmeyesiniz, çünkü bu dünyanın üstünde daha yüksek yaratılış eserleri vardır.
  8. Dileğime göre size yaklaştığında, ölümü reddetmeye çabalamayın ve size mucize yaratması, kararıma karşı gelmeniz ve dünyadaki yaşamınızı uzatmak için bilim adamlarına başvurmayın, çünkü ikiniz de bu hatadan çok pişman olacaksınız. Bu dünyada ölüme hazırlanın ve öbür dünyaya geçişten korkmaya hiçbir nedeniniz olmayacak. (52, 55 – 57)
  9. Belli bir dereceye kadar bu dünyada yaşadığınız sürece, dünyaya ait olanları sevin öyle ki, bu dünyanın kanunlarını yerine getirmesini öğrenin, ama yüce ruhsal dünyalarda yaşama hedefini hep besleyin öyle ki, ruhunuz vücudunuzu terk ettiği zaman şaşkına dönmesin, ne de bu gezegende sevdikleri şeyler tarafından ayartılmasına izin versin, çünkü o zaman ait olmadığı ve hiç bir şekilde tadını çıkaramayacağı bir dünyaya bağlı ve zincirli kalacak. (284, 5)
  10. Kendinize merhamet edin! Hiç kimse ruhunun vücuttan ayrılacağı anın ne zaman geleceğini bilmez. Hiç kimse yarın gözlerini ışığa açıp açamayacağını bilmez. Hepiniz yaratılanların bir tek sahibine aitsiniz ve ne zaman öbür dünyaya çağrılacağınızı bilmiyorsunuz.
  11. Kafanızdaki saçlarınızın bile size ait olmadığını düşünün, ne de üstüne bastığınız toz sizindir. Sizin krallığınız da bu dünyadan degildir. Kendiniz kendinize ait değilsiniz ve geçici mülke ihtiyacınız yoktur.
  12. Ruhen gelişin ve her şeye adaletle ve ölçüsüne göre ihtiyacınız olduğu sürece sahip olacaksınız. Eğer o zaman bu yaşamdan vaz geçme anı geldiyse, ışıkla dolup diğer dünyada hakkınız olana sahip olmak için yükseleceksiniz. (5, 95 – 97)

Öbür Dünyaya Geçiş

  1. Her saatte sesim size barış yoluna doğru seslenir; ama sağır kulağınız o sese sadece bir an hassaslık gösterir ve can çekişmesi vücudun ölümünü bildirdiğinde, o an yaşamınızın son anıdır. Sonra hatalarınızı düzeltmek, ruhunuzu vicdanınızın yargısı karşısında sakinleştirmek ve Rab´be daha kıymetli ve övgüye layık bir şey sunmak için hayatınızı seve seve yeniden başlatmak istersiniz. (64, 60)
  2. Eğer ruhun ölümsüzlüğüne çabalıyorsanız, insancıl yaşama son veren ölümün gelmesinden korkmayın. Hazırlıklı olarak onu bekleyin, o benim emrim altındadır ve ondan dolayı insanlar genelde bunun zıttına inansalar da, o hep doğru zamanda ve yerinde gelir.
  3. Zor olan insanın ölmesi değildir, bilhassa vücudunu terk ederken ruhunun ışığı eksik olması ve hakikati görememesidir. Günahkârların ölümünü istemiyorum, tam tersine Tanrı’ya dönüşünü. Fakat ölüm gerekliyse, ister bir ruhu özgürlüğe kavuşturmak için, isterse bir insanın belaya düşüşünü engellemek için olsun, o zaman tanrısal adaletim insani varlığın yaşam ipini keser. (102, 49 – 50)
  4. Hedefinizin kitabında ruhunuzun içeri girmesi için öbür dünyanın kapıları açılacağı gün ve saatin yazılı olduğunu bilin. Oradan dünyada eserlerinizi, bütün geçmişinizi göreceksiniz. O zaman size karşı suçlamaları ve şikâyetleri duymak istemeyeceksiniz veya sizi kötülüğün nedeni diye adlandıran insanları görmek istemeyeceksiniz, değil mi! (53, 49)
  5. Önünüzde uzun bir yol göründüğü için duraklamayasınız ve asla hedefe ulaşmayacağınızı düşünmeyesiniz. İlerleyin, çünkü boşuna harcanan bir an için bile ruhunuz sonra ağlayacak. Hedefinizin bu dünyada olduğunu size kim söyledi? Ölümün (her şeyin) sonu olduğunu ve o anda krallığıma ulaşabileceğinizi size kim söyledi?
  6. Ölüm kısa bir uyku gibidir, sonra ruh ışığımın okşamasıyla yeni güçlerle sanki onun için başlayan yeni bir güne uyanışı gibi uyanacak.
  7. Maddi vücuda bağlı kaldığınız sürece, ölüm, içinde bulunduğunuz hapishanenin kapılarını açan anahtardır ve ayni zamanda size sonsuzluğun kapılarını açan anahtardır.
  8. İnsanların kusurları sayesinde kefaret vadisine dönmüş olan bu gezegen (dünya) ruh için bir hapisti ve sürgündü.
  9. Size doğrusunu söyleyeyim, bu dünyada yaşam, hayat merdiveninin bir diğer basamağıdır. Neden bunu böyle kabul etmiyorsunuz öyle ki, herkes derslerinden faydalansın? Neden birçok insanın bir kere daha bu dünyaya geri gelmesinin nedeni onu anlamadıkları ve bir önceki hayatlarından faydalanmadıkları içindir. (167, 22 – 26)
  10. Ruhun dünyaya gelmeden önce itinalı bir hazırlıktan geçtiğini bilmelisiniz, çünkü o uzun ve bazen ağır bir hayat sınavına tabi tutulmak üzeredir. Ama o hazırlık sayesinde bu dünyaya geldiği zaman, ruh şaşkın değildir. O gözlerini yeni bir yaşama açmak için geçmişe kapatır ve böylece ilk andan itibaren geldiği dünyaya uyum sağlar.
  11. Ruh, vücudunu ve dünyayı terk eder etmez, ruhun ruhsal yaşamın eşiğinde kendisini gösterme tarzı nasıl da farklıdır. Ruh vatanına geri dönüşü için gerçek bir hazırlık yapmadığı için şaşkındır, maddeden vücudunun duyguları ona hâlâ hâkimdir ve ne yapacağını, nereye yönelmesi gerektiğini bilmez.
  12. Bu da ruhun son anında bu dünyaya gözlerini kapaması gerektiğini öğrenmediğinden gelir, çünkü ruh sadece bu yolla ruhsal yaşama gözlerini açabilir. Ruhsal yaşamda bütün geçmişi yeni tecrübeleriyle birleşmek için orada bekler ve bütün eskiden hak ettiklerine yenileri ilave edilir.
  13. Işığa yavaş yavaş ulaşırken, kalın bir perde zekâsını sarar; geride bıraktıklarının şiddetli bir etkisi vicdanının titreşimlerini hissetmeye engel olur; fakat onun gölgeleri çözülürken, kendi gerçek özüyle birleştiği anda, ne kadar çok şaşkınlık ve ıstırap!
  14. Bu vahyi duyduktan veya okuduktan sonra, onu faydasız ve yanlış öğreti olarak reddeden birisi var mı? Size söylüyorum, sadece materyalizmin en üst basamağında olanlar veya kör bir sabit fikirliliğe kendini verenler bu ışığı ruhları derinden etkilenmeden reddedebilirler. (257, 20 – 22)

“Ölüm Uykusu”

  1. Ruhun dinlenmesi (vücudun ölümünden sonra) diye dünya görüşünüzün kabul ettiği şey yoktur. Ruhun beklediği dinlenme faaliyettir, iyilik yapmayı çoğaltmaktır, her andan faydalanmaktır. Sonra ruh dinlenir, kendi kendini suçlamaktan ve ıstıraplardan kurtarır ve iyilik yapmakla canlanır, Tanrı’yı ve kardeşlerini sevmekle dinlenir.
  2. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer ben ruhunuzu dinlensin diye – dinlenmeyi sizin dünyada düşündüğünüz gibi – pasif bıraksaydım, o zaman o ruha çaresizliğin karanlığı ve korku egemen olurdu; çünkü ruhun yaşamı ve ışığı ve ayni şekilde en büyük mutluluğu mücadele ve sürekli etkinliktir.
  3. Dünyadan “ruhsal vadiye” geri giden ruh içinde fiziksel vücudun yorgunluğunun etkisini birlikte getirirse ve öbür dünyayı dinlenme yeri olarak, unutmak için ve yaşam mücadelesinin izlerini silmek için ararsa, o insan letarjisinden uyanana, hatasını fark edene ve ruhsal yaşama kalkana dek ruhu kendisini en mutsuz birisi olarak hissedecek ve ne huzur, ne de mutluluk bulacak. Size söylediğim gibi – ruhsal yaşam sevgi, faaliyet, sürekli mükemmelleşmeye götüren yolda mücadeledir. (317, 12 – 14)

Öbür Dünyada Tekrar Buluşma

  1. İmanlı insanlar olmanızı ve (ölümden sonra) ruhsal yaşama inanmanızı istiyorum. Eğer kardeşlerinizin öbür dünyaya göçtüğünü görürseniz, onların sizden uzak olduğunu sanmayın ve onları ebediyen kaybettiğinizi düşünmeyin. Eğer onlarla tekrar birleşmek istiyorsanız, böylece çalışın, iyi hakları kazanın ve eğer o zaman öbür dünyaya giderseniz, size ruhsal vadide yaşamayı öğretmek için onları sizi bekler durumda bulacaksınız. (9, 20)
  2. Öbür dünyada yaşam konusunda kim henüz tedirginlik hissetmedi? Bu dünyada bir yakınını kaybeden kim onu bir kere görme özlemini hissetmedi veya en azından onun nerde olduğunu bilmek istemedi? Bütün bunları göreceksiniz, onlarla (ölmüşlerle) tekrar görüşeceksiniz.
  3. Fakat şimdi hak kazanın öyle ki, bu dünyadan göçtüğünüz zaman, ruhsal vadide onların nerede olduklarını sorabilesiniz, onlar daha yüksek seviyelerde yaşadıkları için bulmayı umut ettiğiniz insanları göremeyeceğinizi size söylemesinler. “Baba’nın evinde birçok yer vardır” dediğimi yıllar öncesinden söylediğimi unutmayın. (61, 31)

Vicdan Yoluyla Ruhun Yargılanması

  1. Eğer büyük bir günahkârın ruhu ruhsal vadiye gitmek için bu maddi yaşamdan ayrılırsa, hayalini ettiği cehennemin olmadığı kanısına varması onu şaşırtır. Geçmişte ona anlatılan (cehennem) ateşinin kendi eylemlerinin ruhuna etkisinden başka bir şey olmadığıdır, acımasız bir hâkim karşısında durması da kendi vicdanıdır.
  2. Öbür dünyanın mahkemesi, günahkârın etrafını saran karanlığın ortasından çıkan aydınlık tasavvur edebileceğiniz en sıcak ateşten daha şiddetli yakar. Fakat o önceden bana yapılan hakaretlere karşı hazırlanmış işkence değildir. Hayır, bu azap yapılan hataların farkına varmaktan kaynaklanır, yaşamı size hediye edeni incitmekten kaynaklanan ıstıraptır, Rab´den aldığınız zamanınızı ve bütün mal ve mülkünüzü kötüye kullandığınızdan gelir.
  3. Günahın günahkârları daha çok incittiğini bilmeme rağmen, beni günahlarıyla incitenleri cezalandırmama mı inanıyorsunuz? Kendisine kötülük yapanın günahkârın kendisi olduğunu ve günahkârın kendisine hazırladığı cezalandırmayla onun mutsuzluğunu çoğaltmak istemediğimi görmüyor musunuz? Ben sadece onun kendisini görmesini, amansız vicdanının sesini duymasını, kendisine sormasını ve yanıt vermesini, maddi bir vücutta olma yoluyla kaybettiği ruhi hafızasına yeniden sahip olmasını, özünü, hedefini ve vaatlerini hatırlamasını sağlarım. Orada, o mahkemede ondaki zararlı, faydasız ve bütün ruhtan olmayan şeylerden arıtmak için kötülüğü yok eden, onu yeniden altın gibi döküm potasında eriten “ateşin” etkisini yaşamalıdır.
  4. Ruh, vicdanın sesini ve yargısını duymak için sakinleşince – size doğrusunu söyleyeyim, o ruh o anda karşımdadır.
  5. Bu sakinlik, sessizlik ve berraklık anı bütün ruhlara ayni anda gelmez. Bazıları kendisini hemen sınavdan geçirirler ve böylece ıstırap çekmekten kurtulurlar. Çünkü gerçeğe uyandıkları ve hatalarının farkına vardıkları zaman, hazırlanırlar ve kötü eylemlerinin en sonuna kadar kefaretini ödemek için işe başlarlar.
  6. Diğerleri ise – gözleri körler – ister kötü alışkanlıktan olsun, ister herhangi bir kinden veya günah dolu bir yaşam sürdürdükleri için – körlüklerinden kurtuluncaya dek uzun süreye ihtiyaçları vardır.
  7. Öbürleri ise, onlara her şey gülümserken, dünyadan çok erken göçtüklerini sanan memnun olmayanlar azarlanırlar ve kötü konuşurlar ve böylece şaşkınlıklarından kurtulma olasılığını geciktirirler. Bunlar gibi büyük sayıda sadece benim bilgeliğimin bildiği durumlar vardır. (36, 47 – 51)
  8. Kötü eylemlerinizin durumuna göre, her şey için hesap vermek zorundasınız ve kendi kendinizi ağır şekilde yargılayacaksınız. Çünkü ben sizi yargılamıyorum, bu yanlıştır. Sizi acımasızca yargılayan, amansız hâkim sizin berrak bir durumdaki ruhunuzdur. Buna karşın ben sizi şaşkınlığınıza karşı savunuyorum, özgür kılıyorum ve kurtarıyorum, çünkü ben arıtan ve affeden sevgiyim. (32, 65)
  9. Yakında ruhsal dünyada olacağınızı ve bu dünyada ektiklerinizi biçmek zorunda olduğunuzu düşünün. Bu yaşamdan öbür yaşama geçiş adımı ruh için ciddi ve sert bir yargıdır. Hiç kimse, kendisini benim en değerli hizmetkârım olarak saysa bile, bu yargıdan kurtulamaz.
  10. Dileğim, o sonsuz vatana girdiğiniz andan itibaren artık dünyanın korkularını yaşamamanızdır ve bir basamak daha çıkmış olmanın mutluluğunu ve sevincini hissetmeye başlamanızdır. (99, 49 – 50)
  11. Yargı günü insanlığın anladığı gibi bir yanılgıdır. Benim mahkemem bir saatlik ve bir günlük değildir. Uzun zamandan beri onun yükünü taşıyorsunuz.
  12. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, ölü vücutlar kendilerini tabiatla birleşmeye belirlendi ve o belirlemeye gidiyorlar, çünkü topraktan olan, toprağa geri gitsin, ayni şekilde ruhtan olan da vatanına yönelsin, o vatan da benim kucağımdır.
  13. Ama size bunu da söylemeliyim, mahkemenizde kendi yargıcınız olacaksınız; çünkü vicdanınız, kendinizi tanımanız, sezginiz size hangi noktaya kadar övülmeye değer olduğunuzu ve hangi ruhsal dünyada yaşamak zorunda olduğunuzu söyleyecek. Gitmeniz gereken yolu berraklıkla göreceksiniz, çünkü benim tanrısal ışığımı aldığınızda, eylemlerinizi tanıyacaksınız ve hak ettiklerinize hüküm vereceksiniz.
  14. “Ruhsal dünyada” birçok şaşkın ve deli ruhlar vardır. O dünyaya gittiğinizde, mesajımı onlara iletin.
  15. Şimdiden duayla onlarla ilişki kurmakla bu merhamet tarzını yerine getirebilirsiniz. Sesiniz orada, onların yaşadığı yerde çınlayacak ve onları derin uykularından uyandıracak. Onlar ağlayacaklar ve pişmanlık gözyaşlarıyla arınacaklar. O anda bir ışığı alacaklar, çünkü o zaman geçmişteki kibirlerini, hatalarını ve günahlarını anlayacaklar.
  16. Eğer vicdanı onu uyandırırsa, ruhun ıstırabı ne kadar da büyüktür! En yüksek hâkimin bakışları karşısında nasıl da alçak gönüllü olur! Benliğinin en içinden nasıl da alçak gönüllü bir af ricası, vaatler ve adımı kutsamalar kaynaklanır!
  17. Şimdi ruh Baba’nın mükemmelliğine yaklaşamayacağını anlar ve böylece bakışlarını dünyaya, orada zamanı ve hayat sınavlarından faydalanmayı bilmediğine yöneltir ki, o sınavlar amaca daha da çok yaklaşma fırsatı vermişlerdi ve bir vücuda daha sahip olmayı hatalarının kefaretini ödemek için ve yerine getirmediği görevleri yerine getirmek için rica eder.
  18. Yani kim adaleti yerine getirdi? Kendisini yargılayan ruhun kendisi değil miydi?
  19. Ruhum, içinde kendinize bakmanız gereken bir aynadır ve o size sahip olduğunuz berraklığın derecesini söyleyecek. (240, 41 – 46)
  20. Ruhunuz insani vücudundan kurtulduğunda ve kendisini ruhsal yaşamın kutsal yerinde geçmişini ve biçtiklerini sınavdan geçirmek için kendi içine geri çekildiği zaman, dünyada ona mükemmel ve Tanrı’ya sunmaya ve ödüle değer görünmüş olan eylemlerinin çoğu kendine bakış anında adi görünecek. Ruh kalpten gelmeyen yardımseverlik olduğunu kavrayacak.
  21. Ruha mükemmel bir hâkimin aydınlığını kendisini yargılaması için kim verdiğine inanıyorsunuz? Vicdanınız, adaletin saatinde hiç görülmemiş bir berraklıkla parlayacak ve o her birinize dünyada yaptığınız eylemlerden iyi, adaletli, doğru, gerçek olanı ve ayni şekilde hayat yolunda ektiği kötü, yanlış ve temiz olmayanı söyleyecek.
  22. Biraz önce size sözünü ettiğim kutsal yer vicdandır – hiç kimsenin kutsallığını bozamadığı tapınak, orada Tanrı’nın yaşadığı ve oradan O´nun sesinin çınladığı ve ışığın dışarı çıktığı tapınak.
  23. İnsani şahsiyetiniz her insanın içinde konuşan bilge sesten kaçınma yol ve yöntemlerini düşündüğü için, dünyada o iç tapınağa girmeye asla hazır değildiniz.
  24. Size söylüyorum: Ruhunuz kılıfını (vücudu) terk ettiği zaman, o kutsal yere girmek ve ruhun ibadet kürsüsü önünde diz çökmek, kendisini duymak, eylemlerini o ışıkta sınamak için o kutsal yerin eşiğinde sonuçta duraklayıp kendine gelecek ki, bu da vicdandır ve o vicdan Tanrı’nın sesini Baba, Usta ve hâkim olarak duyar.
  25. Hiçbir ölümlü insan o anı bütün merasimiyle tasavvur edemez. Siz içinizde iyi olanları tanımak, onu muhafaza etmek için ve kendinizden uzaklaştırmanız gerekeni de ruhunuzda muhafaza etmeye izin verilmediği için hepiniz bunu yaşamak zorundasınız.
  26. Ruh o zaman vicdanıyla yüz yüze geldiğini hissettiğinde ve o vicdan berraklıkla hakikati hatırlattığında, insan kendisini dinlemek için zayıf hisseder. Keşke hiç yaşamamış olmayı ister, çünkü o anda bilincinde arkasında bıraktığı, sahip olduğu ve hesabını vermek zorunda olduğu bütün hayatı (bir film gibi) gözlerinin önünden geçer.
  27. Öğrenciler, insanlar, bu dünyada hemen o ana hazırlanın ki, ruhunuz vicdan tapınağının eşiğinde durduğu zaman, o tapınağı mahkemeye çevirmeyesiniz. Çünkü ruhi ıstırap o zaman o kadar çok olacak ki, onunla kıyaslayabilen fiziksel ıstırap yoktur.
  28. Bu talimatta size söylediklerim hakkında derin derin düşünmenizi istiyorum öyle ki, ruhsal dünyada yargının nasıl olduğunu anlayasınız. Böylece hayalinizden Tanrı’nın bir ihtiyar olarak bir mahkemeyi yönetmesi, iyi çocukları cennete sevinmeleri için sağından geçiren, kötüleri de ebedi cezaya lanetlemek için solunda sıraya dizen sahneleri yok edeceksiniz.
  29. Şimdi ışığın ruhunuzun en yüksek bölgesine ve aklınıza girme zamanı geldi öyle ki, hakikat her insanda parlasın ve o insan ruhsal yaşama layık şekilde girmeye hazırlansın. (334, 5 – 11, 14 – 15)

Yeniden Elde Edilen Ruhsal Bilinç

  1. Yaratıklarımda ölüm gibi her ruha yaşamı esnasında ulaştığı ruhi gelişme seviyesini gösteren hiçbir şey yoktur ve mükemmelliğe ulaşmayı sağlayan benim sözüm gibi faydalı hiçbir şey yoktur. Kanunum ve öğretimin her zaman ve ısrarla kalplere girmeye çalışmasının nedeni budur. Acıların ve ıstırapların insanlara o yolları terk etmesini tavsiye etmesi ve ruhun yükselmesini sağlamak yerine onu uçuruma sürüklemesi de bu nedendendir.
  2. Vicdanınız dünyada sevgi tohumu ektiğini söylediği zaman, öbür dünyada ruhunuz kendisini ne kadar çok mutlu hissedecek! Bütün geçmişiniz gözünüzün önünde görünecek ve eylemlerinizin her görünümü size sonsuz bir mutluluk verecek.
  3. Aklınızda hep tutmadığınız kanunlarımın istekleri ayni şekilde berraklıkla ve ışıkla ruhunuzdan geçecek. Sizi hakikate açık gözlerle bilinmeyen yerlere girdiren haklar kazanın.
  4. İnsanın boşuna açığa çıkarmaya çalıştığı birçok gizemler vardır; ne insanın sezgisi, ne de bilim insanların kendisine sorduğu soruları yanıtlamayı başardı, çünkü ruh “ruhsal vadiye” ulaştığı zaman, sadece ruh için belirlenmiş olan bilgiler vardır. Onu bekleyen bu sürprizler, bu mucizeler ve bu vahiyler ödülünün bir parçası olacak. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, eğer bir ruh gözü bağlı olarak ruhsal dünyaya girerse, o hiçbir şey görmeyecek, bilhassa orada, her şeyin berrak olması gereken yerde, etrafında gizemleri görmeye devam edecek.
  5. Size getirdiğim bu cennetin bilgileri size birçok güzellikler beyan eder ve sizi hazırlar öyle ki, kendiniz ruh olarak sonsuz Tanrı’nın adaleti önünde durduğunuzda, o andan itibaren çevrenizi saran harika gerçeğe dayanabilesiniz. (85, 42 + 63 – 66)
  6. Işığımı alın ki, yolunuzu aydınlatsın ve ölüm saatinde bilinciniz körelmesin. Sonra o anda, öbür dünyanın eşiğinden geçerken, kim olduğunuzu, geçmişte kim olduğunuzu ve kim olacağınızı bileceksiniz. (100, 60)
  7. Vücudunuz toprağa gömülürken ve orada toprağı verimli yapmak için onunla karışırken, çünkü onlar ölümden sonra güç ve yaşam olacak, benliğinizden üstün olan vicdanınız ise toprakta kalmayacak ve ruhla gidecek, bilakis o kendisini ruha bir kitap olarak göstermek için ve o kitabın derinliği ve bilge öğretileri ruh tarafından incelenecek.
  8. O zaman ruhi gözleriniz hakikate açılacak ve bir anda ömür boyu anlamadığınız bunu anlayacaksınız. Orada Tanrı’nın çocuğu ve çevrenizdeki insanların kardeşi olmanın ne demek olduğunu anlayacaksınız. Sahip olduğunuz şeylerin hepsinin değerini orada anlayacaksınız, yaptığınız hatalardan ötürü üzülecek ve pişman olacaksınız, kaybettiğiniz zamanı hissedeceksiniz ve içinizde daha iyi bir insan olma niyeti ve hatalarınızı telafi etme isteği doğacak. (62, 5)
  9. Hepiniz şimdiden ayni amaca doğru çabalayın. Bu arada ruhsal yaşamınızı uzlaştırın ve ona ahenk getirin. Hiç kimse kardeşinden daha doğru bir yolda gittiğini düşünmesin, ne de diğer insanlardan daha yüksek seviyede olduğunu düşünsün. Size söylüyorum, ölüm saatinde ruhi gelişim seviyeniz hakkındaki hakikati söyleyen ben olacağım.
  10. Orada, vicdanınızın önünde kısa bir aydınlanma anında birçokları ödüllerini alıyorlar; ama birçokları da büyüklüklerinin yok olduğunu görüyor.
  11. Kendinizi kurtarmak istiyor musunuz? O zaman kardeşlik yolunda bana gelin. O yol tek yoldur, başka bir yol yoktur, o en önemli kanunumda yazılı olan ve size: “Birbirinizi sevin!” diyendir. (299, 40 – 42)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27... Öbür Dünya

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhsal Yaşam Hakkında Gerekli Bilgi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhsal öğretiler açısından bugünün insanlarını ne kadar da bilgisiz buluyorum. Bunun nedeni ise insanların onlara benim kanunumu ve öğretimi sadece yardımcı olan ahlâk öğretisi olarak açıklamış olmalarından, fakat öğretimin onların ruhunu mükemmel yurda götüren yol olarak açıklanmamış olmasından gelir.
  2. Çeşitli mezhepler insanların kalplerine yanlış bir ruhi bilgi korkusu ektiler. Bu da benim vahiylerimden uzak durmalarına ve daha da bilgisizliğin karanlığına batmalarına neden oldu. Neden olarak da ruhsal yaşamı keşfedilmez bir gizem olarak öne sürdüler.
  3. Bunu iddia edenler yalan söylüyorlar. İnsanlığın başlangıcından beri Tanrı’nın insanlara verdiği vahiyler ruhsal yaşamdan bahsettiler. Aslında size henüz o kabiliyete sahip olmadığınız için bütün öğretimi vermedim, bilhassa zamanı geldiği zaman. Ama Baba’nın size bugüne dek vahiy ettikleri ruhsal yaşam hakkında yeterli bilgi sahibi olmak için size yeter. (25, 38 – 40)
  4. Bazı insanların özlediği ruhsal yaşam, diğer insanları korkutur, inkâr edilir ve hatta onunla alay edilir; fakat o yaşam muhakkak sizi bekliyor. O hepinizi alan kucaktır – size uzanan koldur – ruhun vatanıdır: bilirkişilere bile keşfedilmesi imkânsız bir gizemdir. Ama benim gizemlerimi her ne zaman kullandığınız anahtar o kapıyı açmak için sevgi ise, çözebilirsiniz.

“Cennet ve Cehennem”

  1. İnsanlar cehennemi bitmeyen ıstırapların yeri olarak hayal ettiler. Onların fikrine göre oraya Tanrı’nın kanunlarına aykırı davrananlar gider. Tıpkı ağır suçlar için insanlar cehennemi icat ettikleri gibi, daha hafif suçlar için de başka yer icat ettiler ve bir diğer yeri de ne iyilik, ne de kötülük yapmış olan insanlar için uydurdular.
  2. Her kim öbür dünyada insanların ne sevindiğini, ne de acı çektiğini söylerse, o insan size hakikati söylemez; hiç kimse öbür dünyada ıstırapsız değildir, ne de sevinçten mahrumdur. Ruh en yüce huzura kavuşmadığı sürece sevinçler ve ıstıraplar hep karışık olacaklar.
  3. Dinleyin çocuklarım; cehennem insan olarak doğanlarda ve artık insan olarak doğmayanlarda, bu dünyadakilerde ve öbür dünyadakilerdedir. Cehennem ağır ıstırapların, korkunç vicdan azaplarının, çaresizliğin, acıların ve ağır günah işleyen insanların acı dolu olmasının sembolüdür. Fakat ruhlarını sevgiye doğru geliştirmekle bu sonuçlardan kurtulacaklar.
  4. Gerçek mutluluğun ve gerçek huzurun sembolü olan cennet ise Tanrı ile birlikte yaşamak için dünyanın tutkularına sırtını çevirmiş olan insanlar içindir.
  5. Vicdanınıza sorun, o zaman cehennemde mi, yoksa suçlarınızın kefaretini ödediğinizi mi veya cennetin huzuru içinde yaşadığınızı mı, bileceksiniz.
  6. İnsanların cennet veya cehennem dedikleri belli bir yer değildir, o “ruhtan vadiye” ulaştığınızda (öbür dünyada) ruhunuzun biçtiği eylemlerinizi içeren sonuçtur. Herkes kendi cehennemini yaşar, kefaret dünyasında yaşar veya Tanrı’nın Ruhu´yla yükseliş ve ahengin getirdiği mutluluğun tadını çıkarır. (11, 51 – 56)
  7. Tıpkı insanın bu dünyada benim krallığıma benzer ruhi huzur dolu bir dünya kurabilmesi gibi, kendi kötülükleri sayesinde kötü alışkanlıklar, kötülükler ve vicdan azabıyla dolu cehennem gibi bir yaşam sürdürebilir.
  8. Öbür dünyada da insan ruhu karanlıkların, kötülüklerin, nefretin ve intikamın dünyalarında ruhunun eğilimine, yanılgısına ve tutkularına göre kendisini bulabilir. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, insanların dünyevi biçimler ve tasvirler yoluyla izah ettikleri hem cennet, hem de cehennem ruhun çeşitli gelişme safhasından başka bir şey değildir: birisi erdemlerinden ve ruhen gelişmesinden dolayı mükemmelliğin zirvesinde, diğeri ise karanlığın, kötülüklerinin ve ruhi körlüğünün uçurumundadır.
  9. Adaletliler için onun olduğu yer önemli değildir, çünkü o her yerde huzuru, Yaratan’ın cennetini içinde taşıyacak. Pak olmayan ve şaşkın ruh ise en iyi dünyalara olsa da, içinde durmadan arıtılıncaya kadar onu yakan vicdan azabının cehennemini hissedecek.
  10. Ben, Babanız, sırf sizi cezalandırmak için ve böylece sizin hakaretlerinizin intikamını almak için böyle yerler yarattığıma inanıyor musunuz?
  11. Böyle teorileri öğretenler ne kadar da dar kafalı!
  12. Sonsuz karanlığın ve sonsuz ıstırabın bazı ruhları (ölümden sonra) beklediğine inanmanız nasıl mümkün olabilir? Onlar günah işlemiş olsalar bile, buna rağmen hep Tanrı’nın çocukları kalacaklar. Eğer onların bilgiye ihtiyaçları varsa, iste Usta burada! Eğer onların sevgiye ihtiyaçları varsa, iste Baba burada! Eğer onlar günahlarının affını özlüyorlarsa, iste burada mükemmel hâkim!
  13. Beni aramaya çalışmayanlar ve hatalarını düzeltmeyenler bana gelmeyecekler. Fakat benim adaletime ve sınavlarıma karşı gelen hiç kimse yoktur. Bana sadece (kötülüklerinizden) arınmış olarak gelebilirsiniz. (52, 31 – 37)
  14. Baba’nın sahip olduğu evler arasındaki yerlerin bir tanesi bile karanlık değildir, hepsinde ışık vardır, fakat bilgisizliklerinden ötürü ruhlar gözleri bağlı olarak öbür dünyaya girerse, o görkemi nasıl görebilirler?
  15. Eğer bu dünyada bir köre ne gördüğünü sorarsanız, size o sadece karanlık diye yanıt verecek. Güneşin ışığı olmadığı için değil, aksine o ışığı göremediği için. (82, 12 – 13)
  16. Bu devirde size söyledim: insanların cehennem hakkında uydurdukları tasavvurları beslemeyin, çünkü bu dünyada savaşlarınızla ve düşmanlıklarınızla yaratmış olduğunuz yaşamdan daha büyük bir cehennem yoktur. Vicdan insanın hatalarını gözler önüne serdiği zaman, öbür dünyada ise ruhun vicdan azabından başka hiçbir başka bir ateş yoktur. (182, 45)
  17. Dini yobazlıkları yüzünden öbür dünyada sadece cehennemde cezayı bekleyenler ve bu fikre bağlı kalanlar, kendi cehennemlerini yaratacaklar, çünkü ruhun şaşkınlığı insan aklının şaşkınlığı gibidir ve hatta daha şiddetlidir.
  18. Şimdi: “Usta, onlar için kurtuluş var mıdır?” diye soruyorsunuz. Size söylüyorum: kurtuluş herkes için vardır, ama huzur ve ışık o ruhlara sadece ruhi körlükleri çözüldüğü zaman ulaşacak.
  19. Var olmayan şeyleri gören aklı şaşkın (deli) bir insanın haline acıdınız mı? Eğer öbür dünyada şaşkın ruhların kendi hayallerinde canlandırdıkları cehennemi görseydiniz, ıstıraplarınız ne kadar büyük olurdu! (227, 71)
  20. Bu vahiyler karşısında titremeyin; tam tersine, bu sözün cehennemde sonsuz ceza tasavvurunu ve geçmiş devirlerde size verilen cehennemde sonsuz ateş yorumlarını çürüttüğüme sevinin.
  21. “Ateş” ruha acı çektiren ve altının döküm potasında arıtıldığı gibi onu arıtacak olan ıstırabın, kendini suçlamanın ve pişmanlığın sembolüdür. Bu ıstırapta benim dileğim ve dileğimde ise size olan sevgim vardır.
  22. Eğer ateşin insanın günahlarını bertaraf ettiği doğru olsaydı, o zaman bütün günah işleyenlerin vücutları burada dünyada ateşe atılması gerekirdi, çünkü öldükleri zaman o ıstırabı hissetmezlerdi. Çünkü vücutlar asla ruhsal alana yükselmezler, tam tersine, vücudun görevi sona erdiği zaman, orada tabiatla birleştiği ve tabiattan kaynaklandığı toprağın içine gömülür.
  23. Fakat sizin “sonsuz ateş” dediğiniz vücut için kastedilmediğine, bilakis ruh için olduğuna inanıyorsanız, bu da diğer bir ağır yanılgıdır, çünkü ruhsal bölgelerde maddi elementler yoktur, ne de ateşin ruha bir etkisi vardır. Maddeden doğan maddedir, ruhtan doğan ruhtur.
  24. Sözüm, herhangi bir iman kanısına saldırmak için aşağıya gelmez. Eğer birisi bunu düşünüyorsa, çok yanılıyor. Sözüm yanlış yorumlanmış olanları ve ondan dolayı nesilden nesille aktarılan yanılgılara neden olmuş olan bütün içerikleri açıklayacak.
  25. Eğer ruhları yanılgılarından ve günahlarından kurtarmaya gücüm yetmeseydi, benim kanunumun ve öğretimin ne değeri olurdu? Eğer birçok insan ruhu sonsuza dek (öbür dünyada) ceza çekmek zorunda olsaydı, bu dünyada insan olarak yaşamış olmamın ne anlamı olurdu? (352, 44 – 48)
  26. Bazı insanlar, ölümün onlara aniden gelebileceğinden korktukları için ve o zaman Rab´be sunabilecek hiç bir ödülleri olmadığı için iyilik yapmaya yönelirler. Diğerleri ise kötülükleri bırakırlar, fakat sadece günahkâr olarak ölme korkusundan ve bu yaşamdan sonra sonsuz cehennem ıstırabını çekmek zorunda olduklarından ötürü.
  27. Birçoklarının hayal ettiği ne kadar darmadağın ve hatalı bir Tanrı tasavvur şekli bu! Ne kadar adaletsiz, korkunç ve gaddar! Eğer bütün insanların işlediği günahları ve cinayetleri bir araya getirirsek, bu sonsuza dek süren cehennem cezasının iğrençliğiyle kıyaslanamaz. Sizin fikrinize göre Tanrı günah işleyen çocuklarını ebediyen cehennem cezasına mahkûm eder. Size Tanrı’nın en yüksek özelliğinin sevgi olduğunu göstermedim mi? Sonsuz ıstırabın Tanrı’nın özelliği olan sonsuz sevgisine tamamen zıt olduğunu düşünmüyor musunuz? (164, 3 – 34)
  28. Cennetin sonsuzlukta bir bölge olduğuna inanıyorsunuz ve günahlarınızdan ciddiyetle pişman olmakla ölüm saatinizde cennete gidebileceğinize inanıyorsunuz, çünkü o anda günahlarınızın affedileceğine güveniyorsunuz ve benim sizi cennete götüreceğimi sanıyorsunuz. Sizin inandığınız budur.
  29. Bense buna karşın size cennetin belli bir yer olmadığını, ne bir bölge olduğunu, ne de bir yurt olduğunu söylüyorum. Ruhun cenneti onun yüce duygu dünyası, mükemmelliği ve arınmış bir temiz durumudur. Yani cennete girmenize izin vermek kime bağladır – sizi hep çağıran bana mı, yoksa hep sağır olan size mi bağlı?
  30. Artık sonsuzluğu, Tanrı’dan olanı sınırlandırmayın. Eğer cennet öyle sizin inandığınız gibi belli bir yurt, bölge veya belli bir yer olsaydı, o zaman sonsuz olmazdı, anlamıyor musunuz? Tasavvur gücünüz bütün gerçekleri kavrama gücüne sahip olmasa da, ruhsal şeyleri daha yüce şekilde kavrama zamanı geldi. Ama en azından tasavvur gücünüz ona yaklaşsın. (146, 68 – 69)

Cennetin Müziği

  1. Meleklerin cennette sonsuza dek tanrısal konseri dinlediğini duydunuz. Eğer siz bu sembol hakkında düşünürseniz, o zaman dünyada dinlemeye alıştığınız müziklerin benzerini cennette de duyacağınıza inanmaktan sakının. Böyle düşünenler tamamen materyalizmin yanılgısına yenik düştüler. Buna karşın, eğer her kim cennetin müziği ve meleklerin o müziği duyarken mutluluğu hakkında konuştuğunu duyarsa, kim bu göksel konserde Tanrı’yla ahengi düşünürse, o hakikati söylemiş olacak.
  2. Her birinizin ruhunda evrensel konserin sesi olmasına rağmen, fakat bazılarının bunu böyle algılamamaları nasıl olur? Bazılarının bu sözü duyması, anlamaması ve hissetmemesi veya yanlış yorumlaması nasıl olur?
  3. Ah kavrama gücü zayıf sevilen çocuklar, duada ışığı arayın! Meditasyon yaparken bana sorun; çünkü sorularınız geniş ölçüde olsa da, size sonsuzluktan yanıt vermesini bileceğim. Size ben ayni şekilde sorular soracağım öyle ki, Usta ve öğrenciler arasında hakikatin ışığı doğsun.
  4. Cennetin müziği Tanrı’nın içinizde varlığıdır ve o konser esnasında bir kere ruhsal güzellik olan gerçek yükselişe ulaştığınız zaman, sesiniz çınlayacak. Bu cennetin müziğidir ve meleklerin şarkısıdır. Eğer onu öyle yaşar ve hissederseniz, o zaman hakikat benliğinizde parlayacak ve siz Tanrı’nın içinizde olduğunu hissedeceksiniz. Yaşam size sonsuz ve tanrısal bir konser sunacak ve onun her sesinde bir vahiy keşfedeceksiniz.
  5. Henüz güzel sesleri mükemmel bir ahenk içinde duymadınız – ara sıra hoş sesler, diğerleri ise gür. Eğer siz tesadüfen o sesleri duyarsanız, size o bir araya getiremediğiniz belirsiz bir ses gibi gelecek; onların güzelliğinin bilincine varamadınız. Ruhunuzdaki Tanrı’nın konserini duyabilmek için duyularınızı, tutkularınızı ve materyalizmin gölgesini arkanızda bırakmanız gerekir. (199, 53 – 56)

Babam´ın Evinde Birçok “Yer” Var

  1. Eserim, sonunda bütün ruhtan yaratıklar kanunumu yerine getirmede birleşene ve bu dünyevi yurdu mükemmelliğin dünyası olana dek, daha çok büyüyor. O anda dünyada yaşayanlar sevgimi bütün yaratıklarda hissedecekler ve daha iyi bir dünyada yaşamak için hazırlanacaklar. Bu dünya ruhunuz için sadece geçici olacak. Ruhunuz mükemmelleşme arzusuyla diğer bölgelere, öbür dünyanın diğer seviyelerine yola koyulacak.
  2. Size: “Babam´ın evinde çok yer var” dediğimi hatırlayın. Ve ruhunuzun daha da çok geliştiği ve böylece talimatlarımı daha iyi anladığınız bu devirde size: “Baba’nın evinde sonsuz sayıda yerler vardır” demek istiyorum. Bu dünyadan göçerken, hemen ruhunuzun en yüksek seviyesine ulaştığını sanmayın. Hayır, öğrenciler. Bu gezegende yaşamınız sona erdiği zaman, sizi yeni yurtlara götüreceğim ve böylece sizi hep mükemmelleşmenin sonsuz merdivenine yönelteceğim. Bana güvenin, beni sevin ve siz kurtarılacaksınız. (317, 30)
  3. Hemen bu dünyada krallığımın, cennetin ve görkemin ne veya nasıl olduğunu tasavvur edebilmeniz imkânsızdır. Sadece onun ruhun mükemmel bir durumu olduğunu ve oradan şimdi anlayamadığınız ve tasavvur edemediğiniz ruhun harika yaşamını görmeniz, hissetmeniz ve anlamanızla yetinmenizi istiyorum.
  4. Sizin dünyanızdan daha yüksek seviyelerde yaşayan ruhlar bile o yaşamın gerçeğini bilmediğini size söylüyorum. “Baba’nın kucağında” yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Eğer orada yaşarsanız, o zaman onun ne demek olduğunu bilebilirsiniz. Sadece o gizemin belirsiz bir duygusu, zayıf bir sezgisi ruhi gelişme yolunuzda teşvik olarak hafifçe kalbinizden geçer. (76, 28 – 29)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26... Diğer Dünyalar

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 26… Diğer Dünyalar

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar
Jesus Christus´un Vahyi         

Almancadan tercüme: Jasmin

Jesus Christus´un Evrensel Işığı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Size eskilerde insan olarak konuştuğum için ve insanlar kendi küçük dünyasının ötesinde olanlardan habersiz oldukları için: “Ben dünyanın ışığıyım” demiştim. Şimdi size ruhen “Ben bütün dünyaların yaşamını, cenneti ve yurtları aydınlatan ve bütün yaratıkları ve canlılara ışık veren ve yaşamasını sağlayan evrensel ışığım” diyorum. (308, 4)
  2. Ben ebedi tohum ekenim. Bu dünyaya gelmeden önce ve insanların beni Jesus olarak adlandırmadan önce de tohum ekendim. Beni maddeleşmenin, yanılgının ve bilgisizliğin ötesinde olan ve ruhtan bölgelerde ve yurtlarda yaşayanlar biliyordu ki, siz onları henüz tanımıyorsunuz, ne de tasavvur edebiliyorsunuz.
  3. Ben bu dünyaya gelmeden önce, beni bilenler arasından birçoklarını dünyada benim şahitliğimi yapmaları ve sevgi ve Tanrı’nın “sözü” olan Christus´un gelişini bildirmeleri için size yolladım. Onların bir kısmı peygamber, diğerleri yolumu hazırlayıcılar ve öbürleri ise elçilerimdi.
  4. Adımlarımın iz bıraktığı yer sırf bu dünya değildir. Nerde bir kurtarıcıya gerek olduğunda, ben oradaydım.
  5. Ama size söylemeliyim ki, ben burada, bu dünyada yüzyıllar sonrasında bile dikenden taçla kusurlarınızın çarmıhında acı çekerken ve hâlâ öd ve sirke dolu kâseden içerken, diğer dünyalarda benim çarmıhım ve (acıların kâsesi) kâsem kardeşlerinizin yenilenmesi ve sevgisiyle bertaraf edildi.
  6. Benim sevgi eylemim bütün insanlığın kurtuluşunu içerdiği için, sizi sonsuz bir sabırla bekliyorum ve her insana sadece bir tek fırsat değil, tersine (ruhen) yükselişi için birçok fırsat verdim ve yüzyıllar boyunca derin letarjiye dalanların uyanmasını bekledim. (211, 26 – 29)
  7. Mükemmelliğin merdiveninde birçok basamak vardır; “ruhtan vadide” sonsuz uzayda birçok dünyalar vardır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, ben kendimi hep onlara beyan ettim ve içinde yaşadıkları dünyanın ruhi seviyesine göre vahyim onlara ulaştı. (219, 34)
  8. İnsanlar benim Tanrı olmam, varlığım ve öğretim hakkında tartışırken, uzayda mükemmel bir şekilde sevildiğim dünyalar vardır.
  9. Ayni anda bazıları büyük ruhi temizliğe ulaştıkları için, sizin gezegeniniz ahlâken ve ruhen büyük bir çöküş yaşıyor. (217, 65 – 66)

Dünyalar Arasında Ruhi Bağlantı

  1. Tanrısal ışığım her yerde parlar; beni nerede ararsanız arayın, varlığımı bulacaksınız.
  2. Ben çocukları arasında ahengin başlamasını sağlayan Baba’yım – hem bu dünyadaki yaşayan çocukları arasında, hem de diğer dünyalarda yaşayan çocukları arasında.
  3. Bütün yaratıklar arasındaki ruhi ahenk onlara tanılar vahiy edecek, onlara mesafeleri kısaltan, yokluğu yaklaştıran ve sınırlama ve sınırları yok eden ruhtan ruha diyaloğu getirecek. (286, 1 – 3)
  4. İnsanlar ruhaniyete doğru büyük adımlar atacaklar; ruhları insani sınırları aşacak ve kardeşleriyle bağlantı kurabilmeleri ve onların onlara sunduğu ışığı alabilmek için daha yüksek yaşam dünyalarına ulaşabilecekler.
  5. İnsanlar daha az gelişmiş yaratıkların yaşadığı yaşam seviyelerine de onlara yardım etmek ve zavallı yaşamlarını arkalarında bırakmaları ve daha iyi bir yaşam planına ulaşmaları için, inebilecekler.
  6. Ruhun mükemmelleşmesi için çıkması gereken merdiven basamakları çok uzundur. O merdivende çeşitli gelişme seviyesinde olan yaratıklara rastlayacaksınız. Siz onlara sahip olduğunuz şeyleri sunacaksınız ve onlar da size ruhi zenginliklerinden bir şeyler verecekler.
  7. O zaman düzelmesi için çabaladığınız bu dünyanın bir tek dünya olmadığını keşfedeceksiniz. Bütün gezegenlerde ruhun geliştiğini, her yerde hareket ettiğini ve belirlenen amaca göre büyüdüğünü göreceksiniz. Hazırlanmanızı istiyorum öyle ki, bütün kardeşlerinizle birlik kurun, birbirinizi tanımak, sevmek ve birbirinize destek olmak için kutsal arzuyla haberleşin.
  8. Benim adıma ve mutlak itaatle düşüncelerinizle onu yapın. Eğer bu uygulamayla başlarsanız, daha sonra onların ricalarını, öğretilerini ve iyiliklerini doğru anlayacaksınız.
  9. Sizin şu anda eviniz olan bu gezegende ve bu gezegenin dışında kardeşlerinizle ahenk içinde olmanızı özlüyorum. Onlarla arkadaşlık bağları kurun, gerekirse, yardım isteyin ve sahip olduğunuz şeyleri rica edenlere yardıma koşun. (320, 44 – 46)

Diğer Dünyaları ve Yaşam Şekillerini Tanımak

  1. Bana çok kez bu dünyanın ötesinde neyin olduğunu ve uzayda yörüngelerinde dolaşan yıldızların sizin dünyanız gibi bir dünya olup olmadığını sordunuz.
  2. Sizin merakınıza karşı yanıtım gizem perdesini tamamen açmadı, çünkü anlayabilmeniz için gerekli gelişmeye henüz ulaşmadığınızı, ne de diğer dünyalarla ahenk içinde olabilmek için gerekli olan sizdeki ruhaniyeti görüyorum.
  3. Siz henüz içinde yaşadığınız dünyanızın size sunduğu öğretilerin farkına varıp kavramadınız, ama hemen öbür dünyaları aramak istiyorsunuz. Kendi aranızda ayni dünyanın vatandaşı olarak birbirinizle kardeş olmayı başaramadınız ve diğer dünyalardaki yaratıkların varlığını keşfetmek istiyorsunuz.
  4. Önce size “İkinci Devirde” dediğim “Babam´ın evinde kalacak çok yer var” sözünü hatırlatmamla yetinin ve şimdi size o sözleri tasdik ederek uzayda yaşayan tek insanlık olmadığınızı söylüyorum. Yaşadığınız gezegen de insanların yaşadığı tek gezegen değildir.
  5. Yarının nesillerine diğer dünyalara yaklaştıran kapıları açık görmek mümkün kılınacak ve o zaman Baba´ya haklı olarak hayran kalacaklar.
  6. İyilik ve sevgiden kaynaklanan yardımseverlik ve barış o gizemin kapısını açan anahtarlar olacaklar. Böylece insanlar evrensel ahenk yolunda bir adım atacaklar.
  7. Bugün izole edilmiş, sınırlı ve engellisiniz, çünkü bencilliğiniz sizi sadece “dünya” için özgürlük ve ruhun yükselmesine çabalamadan yaşattı.
  8. Eğer size diğer dünyalara ulaşmaya kendi insani hatalarınızı yenmeden önce, izin verilseydi, kibirli insanlar – materyalizminizden ötürü küçülmüş yaratıklar – sizden ne olurdu? Ekeceğiniz tohum ne olurdu? Bozuşma, hırs ve kibir.
  9. Size doğrusunu söyleyeyim: her insanın özlediği o bilgiye ulaşmak için ve kafasını kurcalayan ve merak ettiren sorulardan kurtaran o vahyi alıncaya dek, insanlığın kötülüklerinden arınması, büyümesi ve dua etmesi gerekir.
  10. İnsanlığa gizemlerimi beyan eden sadece bilim olmayacak; bilgi arzusunun ruhi sevgiden ilham alması gereklidir.
  11. İnsanların yaşamı ruhaniyeti yansıtmaya başladığı zaman – size söylüyorum, o zaman dünyanın ötesini keşfetmek için bile çaba göstermek zorunda kalmayacaklar, çünkü ayni zamanda daha yüksek yurtlarda (gezegenlerde) oturanlar onlara gelecekler. (292, 3 – 11)

Yıldızların Belirlemesi

  1. Babanız´ın evinde kalacak çok “yer” vardır ki, onlar mükemmelliğe götüren birçok merdiven basamağıdır; oradan “ruhsal dünya” aşağıya size kendisini beyan etmek için iner.
  2. Siz bana çok kez ruhtan ruha sayısız yıldızların varlığının nedenini sordunuz ve dünyanın üstünde parlayan gezegenler hakkında: “Usta, o dünyalar boş mu?” dediniz.
  3. Fakat size söylüyorum: Onu size tamamen beyan etme zamanı henüz gelmedi. Eğer insanlar ruhaniyete ulaşırlarsa, o zaman onlara büyük vahiyler verilecek ve benim sevdiğim yaratıklarla ruhtan ruha diyalog kurabilecek ve o zaman bütün kardeşler arasında fikir haberleşmesi sağlanacak.
  4. Fakat hemen şimdi bilesiniz: bütün dünyalarda benim yaratıklarım yaşar ve onların hiçbirisi boş değildir. Onların hepsi kutsanmış yerler ve bahçelerdir ve Tanrı’nın şefkatini temsil eden Maria tarafından yönetilir.
  5. Kutsal Ruh, sizin ve insanlığın bilmediği yüce öğretileri ağzınız yoluyla yeniden bildirecek. Ne zaman, sevgili halk? Eğer sizde ruhaniyet hâkimse ve misyonunuza özen varsa, işte o zaman. (312, 10 – 12)
  6. Bak halkım, gökyüzünü incele, iyice ona bak ve her yıldızda bir vaat olduğunu, seni bekleyen bir dünya olduğunu yaşayacaksın. Onlar Tanrı’nın çocuklarına vaat edilen yaşam dünyalarıdır ve siz hepiniz oralarda yaşayacaksınız. Çünkü hepiniz sadece belli bir yaratıklar için yaratılmamış olan krallığımı tanıyacaksınız. O Rab´bin çocuklarının birleşeceği evrensel bir yurt olarak yaratıldı. (12, 24)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25... Tabiat - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 25… Tabiat

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Tabiat Kanunları
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ben size Tanrı’yı her şey olarak görmenizi öğrettim. O´nu ruhi tasavvur gücünüze sınırsız bir mucize olarak, uzayda harekete ve etkinliğe neden olan kudret olarak, kendisini hem en basit bir bitkide, hem de uzayda yörüngesinde dolaşan milyonlarca gezegenlerde gösteren – o dünyaların hiç birisi onu yöneten kanuna itaatsizlik etmez – yaşam olarak bilin.
  2. O kanun benim. İnsanları şaşırtan ve onlara tabiatın gizemlerini daha da derin keşfetmeyi sağlayan ve insanlara geniş bilimsel araştırma alanı açan Tanrınız sonsuz gelişmenin kanunudur. (39, 74 – 75)
  3. Kanunumun insanlara önderlik etmek için en yüce Yaratan’ın sevgi yoluyla hazırladığı bir yol olduğunu kavrayın. Çevrenizi saran, temel maddelerden ve sayısız organizmalardan oluşan yaşam hakkında derince düşünün. Sonuçta her canlının ve yaratığın yabancı ve gizemli bir güç tarafından yönlendirildiği izlenimini veren belli bir yolda veya rayında hareket ettiğini keşfedeceksiniz. Bu güç Tanrı’nın bütün yaratıklarına verdiği kanundur.
  4. Eğer siz bu önemli süreçleri araştırırsanız, o zaman her şeyin gerçekten en yüksek bir kanuna göre yaşadığını, hareket ettiğini ve büyüdüğünü sonuçta anlayacaksınız. (15, 4)

Tanrı’nın Tabiatta Varlığı

  1. Beni bütün yarattığım eserlerde arayın ve beni her yerde bulabileceksiniz. Beni duymaya çalışın ve güçlü sesimi bütün yaratıklardan çıktığını duyacaksınız; çünkü kendimi yaratılan eserler yoluyla ifade etmem bana zorluk çıkarmaz.
  2. Kendimi hem yıldızda, fırtınanın azmasında, hem de seher vaktinin hoş ışığında ortaya koyarım. Sesimi bir kuşun melodik ötmesinde çınlatırım, tıpkı çiçeklerin kokusuyla da kendimi ifade ettiğim gibi. Ve her ifade şeklim, her görünüm ve eserim size sevgiden, adalet kanunlarını uygulamaktan, bilgelikten ve ruhsal dünyada sonsuzluktan bahseder. (170, 64)

Tabiat Tanrı’nın Eseridir ve Ruhsal Dünya İçin Benzetmedir

  1. Birçokları tabiata var olan her şeyin yaratıcı kaynağı olarak tapmakla kendi tanrısı yaptılar. Fakat size söyleyeyim, kucağından bütün yaratıkların çıktığı bu tabiat – maddi güçler ve çevrenizi saran maddi elementler – yaratıcı değildir; o tanrısal Yaratan tarafından planlandı ve yaratıldı. Tabiat ne yaratılışın nedeni, ne de yaşamın nedenidir. Sadece ben, Rabbiniz, başlangıç ve sonum, alfa ve omegayım (ilk ve son). (26, 26)
  2. Etrafınızı bu dünyada saran ve kaplayan her şey sonsuz yaşamın kopyasıdır ve esaslı bir derstir ki, bu maddi şekillerle ve objeler yoluyla o anlaşılabilsin.
  3. Henüz bu harika dersin derinliklerini anlayamadınız ve insanlar yeniden dünyada yaşadıkları hayatı sanki sonsuzmuş gibi anladıkları için yanıldılar. İnsanlık, dünyada gördüğü şekillerle ilgilenmeyle yetindi ve bütün yaratıklarda var olan, esans ve hakikat olan tanrısal vahyi içeren her şeyi hor gördü. (184, 31 – 32)
  4. Siz çocuklarımın varlığı, sağlığı, beslenmesi ve iyiliği ve mutluluğu için tabiata koyduğum şeylerden sizi mahrum bırakmak istemiyorum.
  5. Tam tersine size söylüyorum: Size ruhun ekmeğini sunduğum, tanrısal esansları nefes almanıza davet ettiğim ve ruhi güzel kokularla canlandırdığım gibi, ayni şekilde tabiatın size sunduklarını ne görmemezlikten gelesiniz, ne de ondan uzaklaşasınız; çünkü öylece ahenk, sağlık ve enerjiye kavuşacaksınız ve böylelikle yaşam kanununu doğru olarak yerine getirmiş olursunuz. (210, 22)
  6. Akılsız yaratıklar içten bir sesi, ustası ve yöneticisi olan içgüdü tarafından yönlendirilirler. O annesinden, tabiattan kaynaklanan ve hayatında kat etmesi gerekli tehlikeli ve riskli yolunu aydınlatan ışık gibidir.
  7. Her çeşit yaratığın içinde yaşadığı ahengini, çalışkanlığını kendinize örnek alın. Sadakat ve minnettarlığın örneklerine değer verin. Onlar tanrısal bilgeliği içeren örneklerdir, çünkü o örnekler – onlar ayni şekilde benim yaratıklarımdır – benim yaratıklarımdan kaynaklanır öyle ki, onlar sizin çevrenizde olsun, size dünyada eşlik etsin ve ayni şekilde onlar da tabiata verdiklerimden faydalansınlar. (320, 34 + 37)

Tanrı’nın Çocuklarının Tabiata Karşı Gücü

  1. Eğer kanunumu yerine getirirseniz ve benden insanların iyiliği için rica ederseniz, tabiat güçleri size itaat edecekler. (18, 47)
  2. Tabiat güçlerinin duanızı duyabileceklerini ve sakinleşeceklerini size öğretmedim mi? Eğer o güçler benim sesime itaat ediyorlarsa ve eğer benim çocuklarım hazırlanmışlarsa, neden o zaman Rab´bin çocuklarının sesine itaat etmesinler? (39, 10)
  3. Ben ruha maddeye egemen olsun diye güç verdim öyle ki, yaşam sınavlarından başarıyla çıksın ve yolun son hedefine kadar ulaşsın. Fakat mücadele büyük olacak; çünkü insanlık ona inandığı tek krallığını dünyada kuralı beri, kendisi ve etrafını sarması gereken her şey arasındaki ahengi bozdu. Kibirli tahtında oturup her şeyi bilimin gücüne boyun eğdirmek istiyor ve tabiatın elementlerine ve güçlerine kendi dileğini zorla kabul ettirmek istiyor. Fakat bunda başarılı olamadı, çünkü insanlık ruhi kanunların arkadaşlık bağını çoktan beri kopardı.
  4. Şimdi bu halka tabiat güçlerinin onlara itaat edebileceğini söylediğim zaman, bazı insanlar buna inanmadılar. Şüphelenmeye nedenleri olduğunu size söylüyorum, çünkü tabiat asla ona değer vermeyenlere, zarar verenlere ve aşağılayanlara itaat etmeyecek. Buna karşın her kim ruhun ve maddenin kanunlarıyla ahenk içinde yaşarsa – yani çevresini saran her şeyle ahenk içinde yaşarsa – o insan hayatı boyunca Yaratan´la ahenk içinde yaşamış olacak ve tabiatın elementleri ona hizmet ve itaat edecekler, tıpkı bir çocuğun her şeyin yaratıcısı olan Baba’sına itaat etmesi gerektiği gibi. (105, 39)
  5. Eğer size tabiatın sesinizi duyabileceğini ve size itaat edeceğini ve saygı göstereceğini söylüyorsam, ne yalan söylüyorum, ne de abartıyorum.
  6. İsrail´in tarihi, hakikatimin şahidi olarak yazıldı ve onların tarihinde Tanrı’nın halkı tekrar tekrar tabiatın güçleri ve elementleri tarafından kabul edilip ona saygı gösterildiğini keşfedebilirsiniz. Bu sizin için de neden geçerli olmasın?
  7. Yoksa gücümün ve insanlara olan sevgimin zamanla değiştiğini mi sanıyorsunuz? Hayır, bu sözümü duyan kalabalık, ruhumun ışığı sizi sarıyor, gücüm ve sevgim sonsuz ve değişmezdir. (353, 64)

İnsan ve Tabiat

  1. Dünyanın milletleri, fakat dikkat edin, eğer benim size verdiğim ilhamları tabiat güçlerine meydan okumak için kullanırsanız ve sahip olduğunuz azıcık bilginizi kötüye kullanırsanız, o zaman acılı ve çok sert yanıtı hiç beklemediğiniz anda (tabiattan) alacaksınız. Siz havaya, ateşe, toprağa, suya ve bütün güçlere meydan okuyorsunuz. Eğer akılsızlığınız yüzünden kükreyen tabiat güçlerini durdurabilmeniz için tabiata karşı davranışlarınızı düzeltmezseniz, neyi biçeceğinizi şimdiden biliyorsunuz.
  2. Adaletimin sizin özgür iradenize izin verdiği ölçeği doldurmak üzere olduğunuzu uyarıyorum; tabiata çok meydan okuyorsunuz. Kendisini büyük hisseden küçükler olduğunuz için bu sözüm içinde bulunduğunuz tehlikeye karşı uyarmak için geliyor. (17, 60)
  3. Hiçbir yaprağın benim dileğim olmadan ağaçta hareket etmediğini söylemiştim ve size şimdi hiç bir tabiat elementinin benden başka hiç kimsenin dileğine itaat etmediğini söylüyorum.
  4. Tabiatın insanların istediği gibi kutsamalarla, okşamalarla dolu ve besin veren cömert anne gibi veya açlık ve susuzluğun egemen olduğu kurak bir çöl, yaşam hakkında bilge ve sonsuz vahiylerin ustası, iyilik, sevgi ve sonsuzluk veya insanların zararı, itaatsizlikleri ve yanılgılarına karşı acımasız bir hâkim olabileceğini size söylüyorum.
  5. Babanız olarak sesim ilk insanları kutsayarak: “Verimli olun ve çoğalın ve dünyayı denetiminize alın, denizdeki balıklara gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun” dedi.
  6. Evet, insanlık, insanlığı yarattım ki, havada, suda, karada ve tabiat güçlerinin efendisi ve onlara egemen olsun. Fakat size “efendi” dedim; çünkü bilimle tabiata egemen olma düşüncesinde olan insanlar köledirler. Tabiatın elementlerinin üstünden gelebileceklerine inanmalarına rağmen, kendi tecrübesizliğinin, kendini beğenmişliğinin ve bilgisizliğinin kurbanı olacaklar.
  7. İnsan gücü ve bilim karaları, denizleri ve havayı zapt etti, ama insanların gücü ve şiddeti tabiatın gücü ve hâkimiyetiyle ahenk içinde değildir ki, tabiat tanrısal sevginin ifadesidir ve onlar yaşam, bilgelik, ahenk ve mükemmelliktir. İnsanların eylemlerinde, gücünde ve bilimde gurur, bencillik, kibir ve kötülük kendini belli ediyor. (40, 26 – 30)
  8. Tabiat güçlerinin bozulmuş dengesinin ve bunun sonucunda tabiatın uğradığı derin değişmenin farkına vardınız mı? Tabiat güçlerinin size neden bela getirdiğinin farkında mısınız? Bunun nedeni ruhsal ve maddi yaşam arasında var olan ahengi bozmanızdan gelir. Ondan ötürü içine gömüldüğünüz kargaşalığa neden oldunuz. Fakat yaşamı yöneten kanunlara insanlar itaat ettiği sürece, her şey barış, bolluk ve mutlulukla dolacak. (108, 56)
  9. Sizi onun sayesinde yaşadığınız tabiatın elementlerine düşman olarak gördüğüm sürece, eylemleriniz nasıl mükemmel olabilir?
  10. Öğretim tabiatın elementlerini ve güçlerini kullanmanızı engellemek istemiyor, ama onları iyi amaçlar için kullanmanızı buyuruyor ve öğretiyor.
  11. Elinizdeki tabiat güçleri arkadaştan ve kardeşten sizi ağır cezalandıran hâkime dönüşebilirler.
  12. İnsanların kendi tecrübelerinin meyvesini toplama zamanı çoktan geldi öyle ki, onlar tabiat güçlerine meydan okumasınlar. Çünkü insanlar bütün bilimleriyle o güçleri durdurmayı başaramayacaklar. (210, 43 – 46)
  13. Bilimin ağacı fırtınaların kopmasıyla sarsılacak ve meyveleri insanlığın üstüne düşecek. Fakat o tabiat güçlerinin bağlarını insanlar çözmediyse, kim çözdü?
  14. Gerçi eski insanlar da hakikate, vicdanın ışığına uyanmak ve kendileri kanunun altına almak için acıları tanımak zorundaydılar. Ama bu devrin gelişmiş, bilinçli ve eğitimli insanı yaşam ağacına zarar vermeye nasıl cesaret edebilir! (228, 28)
  15. Tabiat güçlerinin insanların üstüne gelmesini sağlamakla insanları cezalandırdığımı düşünenlere büyük bir yanılgıda olduklarını söylüyorum. Çünkü tabiat gelişir ve değişir. Eğer kanunumu yerine getirmezseniz, bu değişmeler veya geçişler felaketlere neden olurlar, fakat tabiatın neden olduğu felaketleri Tanrı’nın cezası olarak görüyorsunuz.
  16. Aslında tabiatta adaletim kendisini gösterir; fakat siz – ruhunuzu aydınlatan tanrısal kıvılcımlı öncelik tanınan yaratıklar – çevrenizdeki tabiatla ahenk içinde yaşasaydınız, o zaman ruhunuz tabiatın değişmeleri ve tabiat güçlerinin üstüne yükselmiş olacaktı ve siz acı çekmeyecektiniz. (280, 16)
  17. Tabiat büyük bir yaratıktan başka nedir? Evet, öğrenciler, tabiat kucağında yarının insanlarını barındırabilmek için kendisini geliştiren, arıtan, gelişen ve mükemmelleştiren bir yaratıktır.
  18. Tabiatın kendisini mükemmelleştirmesi için doğal gelişme safhalarına ne kadar sık öfkelendiniz ve sizin de tabiatla ve yaratıklarla birlikte arındığınızı, geliştiğinizi ve mükemmelleşmeye doğru gittiğinizi bilmeden, bunu Tanrı’nın cezası sandınız. (283, 57 – 58)