ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36... Iman, Hakikat ve İdrak

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Her Şeyi Yenen İman
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Zayıflığı, zavallılığı, sefaleti ve tutkuları yenmek ve şüpheyi bertaraf etmek için iman ve iyi eylemler kaçınılmazdır ki, imkânsız olanın üstünden gelen erdemlerdir; onların karşısında zorluklar ve ulaşılması imkânsız şeyler gölge gibi kaybolurlar.
  2. “İkinci Devirde” bana inananlara: “İmanın sana yardımcı oldu!” dedim. İmanın şifa verici gücü, değiştirici kudreti olduğu ve onun ışığı karanlığı yok ettiği için onu öyle açıkladım. (20, 63 – 64)
  3. Ruhen gelişmeden hâlâ uzak olanlar bana: “Rab, sana inanıyorum, çünkü ben seni gördüm” demek için beni Jesus´un vücudunda görmek istiyorlar. Onlara: “Ne mutlu görmeden iman edenlere, çünkü onlar ruhen gelişmeleriyle beni kalplerinde hissetmiş olmanın ispatını gösterdiler” diyorum. (27, 75)
  4. İmanın ne olduğunu bilmenizi istiyorum öyle ki, ona sahip olanın eşi benzeri görülmemiş bir definenin sahibi olduğunu anlayın.
  5. Her kim bu iç ışıkla aydınlanmış olarak yaşarsa, dünya onu ne kadar yoksul bulsa da, kendisini asla hor görülmüş, terk edilmiş, zayıf veya yitik hissetmeyecek. Onun Babası’na, yaşama, hedefine ve kendisine inancı hayat mücadelesinde asla yıkılmasına izin vermeyecek. Ve ayrıca o hep büyük ve şaşırtıcı eserler bırakmaya muktedir olacak. (136, 4 – 5)
  6. İman, sonsuzluğun güvenli limanına ulaşıncaya dek yolunuzu aydınlatan bir deniz feneri gibidir.
  7. İman, bugün bir adım ileri, yarın ise bir adım geri giden, acıya karşı savaşmak istemeyen ve sadece Baba’nın merhameti sayesinde ruhun zaferine inanan ılık ve korkak insanların imanı gibi olmamalıdır.
  8. İman, ruhun hissettiğidir, Tanrı’nın içinde olduğunun bilincidir, Tanrı’yı sevip Onu içinde hissetmeye sevinmektir ve insanın kardeşlerini sevmesidir. Baba’nın adaletine inancı öyle büyüktür ki, insanların onu sevmesini beklemez, incitmeleri ve hataları affeder, ama liyakatleri yoluyla arınacağına inandığı için yarın ışıkla dolacağına inanır.
  9. İmanı olanda barış, sevgi ve iyilik vardır.
  10. O (imanlı insan) ruhen zengindir ve maddi dünyada bile; ama sizin kastettiğiniz zenginlik değil, gerçek zenginlik. (263, 12 – 16)
  11. Gerçek imanın varlığının ispatını şimdi size söylüyorum: Eğer kalp hayat sınavları saatinde ümitsizliğe kapılmazsa ve kritik anlarda barış ruhu doldurursa.
  12. İmanı olan benimle ahenk içindedir, çünkü ben yaşam, sağlık ve şifayım. Her kim gerçekten bu limanı ve bu deniz fenerini ararsa, mahvolmaz.
  13. Bu erdeme sahip olan insan biliminin ötesinde mucizeler yaratır, ruha ve daha yüce bir yaşama şahit olur. (237, 69 – 71)

Tanrı’nın Hakikatini İdrak etmek

  1. Eğer kalp iyi imana sahipse ve akıl ön yargılardan ve belirsiz düşüncelerden özgürse, o zaman insan yaşamın değerini daha iyi bilir ve hakikat daha çok berraklıkla idrak edilir. Eğer insan buna karşın kalbinde şüphe ve kibir, aklında yanılgılar besliyorsa, her şey bulanık görünür ve ışık bile ona karanlık olarak görünür.
  2. Hakikati arayın, o yaşamdır, ama onu sevgiyle, alçakgönüllülükle, metanetle ve imanla arayın. (88, 5 – 6)
  3. Dua edin, Babanız´a duada sorun, o zaman derin düşüncenizde sonsuz ışığımın kıvılcımını alacaksınız. Bir tek anda bütün hakikati alacağınızı beklemeyin. Çoktan beri hakikati arayan, keşfeden ve onun gizemlerini çözmeye çalışan, fakat henüz özledikleri amaca ulaşamamış olan ruhlar vardır.
  4. Tanrı tarafından adanmış Christus size o yolu: “Birbirinizi sevin” diyerek gösterdi. Bu yüce sözün menzilini tasavvur edebiliyor musunuz? Eğer insanlar bu öğretiye göre yaşasaydılar, insanların hayatı tamamen değişmiş olurdu. Sadece sevgi tanrısal gizemlerin hakikatini beyan edebilecek, çünkü o sevgi yaşamınız ve bütün yaratılanların kaynağıdır.
  5. Israrla hakikati arayın, hayatın anlamını arayın, iyilik yapmayı sevin ve iyilikte güçlü olun ve yanlış, halis ve mükemmel olmayan şeylerin adım adım benliğinizden sıyrılıp düşeceğini göreceksiniz. Tanrı’nın merhametinin ışığına günden güne hassaslaşın, o zaman Rabbiniz´e bilmek istediğiniz ve en yüce hakikate ulaşmak için ruhunuzun ihtiyacı olan her şeyi direkt sorabileceksiniz (136, 40 – 42)
  6. İnsanlık bana ulaşamadığı için ben insanlığa uğrayan “sözüm”. Size vahiy ettiğim hakikatimdir, çünkü hakikat hepinizin dileğime göre gideceğiniz krallıktır.
  7. Eğer ben size önceden birçok feragat eylemlerinde bulunmanız gerektiğini söylemezsem, hakikati nasıl keşfedeceksiniz?
  8. Hakikati bulmanız için bazen sahip olduğunuz şeylerden vazgeçmeniz ve hatta kendinizden feragat etmeniz gerekir.
  9. İçinde yaşadığı duvarları yıkmadığı sürece, bencil, materyalist ve vurdumduymaz insan hakikati göremez. Onun benim ışığımı yüz yüze görebilmesi için tutkularını ve zaaflarını yenmesi gerekir. (258, 44 – 47)
  10. Hakikati arayana ne mutlu, çünkü o sevgiye, ışığa ve iyiliğe susamış insandır! Arayın, böylece bulacaksınız, hakikati arayın ve o size doğru gelecek. Derin derin düşünmeye devam edin, ayrıca tanrısal bilgeliğin kitabına sorun, o size yanıt verecek, çünkü Baba ona ısrarla sorana karşı asla suskun veya vurdumduymaz değildir.
  11. Hakikati kitaplarda, hocalarda ve bilimlerde arayanların kaç tanesi sonuçta onu kendi içinde keşfedecek, çünkü her insanın içine sonsuz hakikatin tohumunu koydum. (262, 36 – 37)
  12. Sizi dolandıramam! Ben asla sahtekârlık yapamam, kendimi karanlıkta gizlemiyorum. Hakikatim hep çıplaktır. Fakat insanlar ruhumun çıplaklığını göremiyorlarsa, o sadece onu görmek istemedikleri içindir. Hakikatimi size herhangi bir giyimle gizlemiyorum. Benim çıplaklığım tanrısal ve temizdir, benim çıplaklığım kutsaldır, onu uzayın bütün yaratıklarına göstereceğim. Bunun sembolü olarak dünyaya çıplak bir insan olarak geldim ve çıplak olarak sizden ayrıldım.
  13. Benimkiler arasında hakikatin egemen olmasını istiyorum, çünkü ben hakikatinizdeyim ve hakikatinizde olacağım. Aranızda sevgi olmasını istiyorum ve sevgim hep sizin sevginizde olacak.
  14. Sadece bir hakikat, bir gerçek sevgi vardır ve bu hakikat ve sevgi içinizdeyse, o zaman sevginiz ve hakikatiniz benim olacak ve benim hakikatim ve sevgim sizin olacak. (327, 33 – 34)
  15. Işığım her ruhtadır. Şimdi siz ruhumun insanlara döküleceği devirde yaşıyorsunuz. Ondan dolayı hepinizin – alimler ve ayni şekilde bilgisizler, büyükler ve ayni şekilde küçükler, güçlüler ve ayni şekilde yoksullar – benim varlığımı yakında hissedeceğinizi size söylüyorum.
  16. Diğerleri gibi öbürleri de yaşayan Tanrı’nın hakikati karşısında sarsılacaklar. (262, 33 – 34)

Ruhsal ve Tanrısal Olanı Algılamak

  1. Ruhunda vicdanı olduğu için çocuklarımdan birisinin beni unutması imkânsızdır. O vicdan ruhumun ışığıdır ve o ışıkla er ya da geç beni tanıması gerekir.
  2. Bazıları için sözümün anlamını kavramak ve orada ışığı bulmak kolaydır, fakat diğerleri için sözüm bilmece gibidir.
  3. Bu devirde herkesin mesajlarımın ruhi esansını anlayamadığını söylüyorum. Anlayamayanlar yeni devirleri beklemek zorunda kalacaklar öyle ki, ruhları vahiylerimin ışığına gözlerini açsınlar. (36, 4 – 6)
  4. Eğer size benim bilgeliğimin sizin olacağını söylüyorsam, dünyada bir kez yaşamış olmak size vahiy etmek istediklerimi bilmek için yeterli olabileceğini mi sanıyorsunuz? Gelişmenin uzun yolunu kat etmeden insanların bilimine ulaşamayacağınızı söylüyorsam, o zaman ruhunuz tamamen gelişmeden ruhi şeyleri daha da az algılayabilirsiniz.
  5. Ruhi gelişmeyi bilime karşı koymuyorum, çünkü bu yanılgı insanların yanılgısıydı, asla benim değil. Tam tersine size ruhaniyeti maddi yaşamla, insancıl şeyleri tanrısal şeylerle ve geçici şeyleri sonsuz şeylerle ahenk içinde tutmanızı öğretiyorum. Fakat insanın yaşamın yolunda gidebilmesi için önce vicdanınızın gösterdiği yolu bilmesi gerektiğini size açıklıyorum. Vicdanın kanunu Tanrı’nın ruhundan kaynaklanır. (79, 38 – 39)
  6. Siz çok aşağılara düştünüz ve çok ruhaniyetten uzaklaştınız ki, doğal olan bütün bunları doğaüstü sanıyorsunuz, çünkü o ruhsaldır. Tanrısal olana doğaüstü diyorsunuz ve ruhunuza ait olanları da ayni şekilde görüyorsunuz. Bu bir yanılgıdır.
  7. Bunun nedeni ise sizin sadece duyularınızın veya insani zekânızın kavrama gücü alanında olanların görmeniz ve algılamanızdır. Ve duyularınızın ve aklınızın ötesinde olanların doğaüstü saydığınız içindir. (273, 1)
  8. Hem bilginin ışığını doğada arayan insan, hem de bilgeliğimi ruhi vahiylerde arayan insan başka yollarda bulamadığı hakikatleri onları bulacağı yolu kendi ayağıyla kat etmekle bulmalıdır. Ondan dolayı ruhunuzu arka arkaya (birden fazla) dünyada yaşamak için yolladım öyle ki, o ruh gelişmesiyle ve tecrübesiyle içinde olanı ve onun etrafını saran her şeyi keşfetsin.
  9. İsterseniz sözlerimi iyice sınayın, fakat yaşamı sonra o açıdan iyice okuyun ve inceleyin öyle ki, size söylediklerimin hakikati içerdiğini görebilesiniz.
  10. Sanki size bugün söylediklerimle geçmiş zamanlarda vahiy ettiklerim arasında çelişki varmış gibi görünecek, fakat bu çelişki yoktur. Yanılgıda olan insanlardır. Ama yakında herkes ışığa kavuşacak. (105, 54 – 56)

Ruhi İdrakin Şartları

  1. Alçakgönüllülük ruhun ışığıdır ve buna karşın onun eksikliği karanlıktır. Kibir bilgisizliğin meyvesidir. Bilgi yoluyla büyük olan ve erdemlerinden ötürü seçkin olan insan gerçek sadeliğe ve ruhi alçakgönüllülüğe sahiptir. (101, 61)
  2. Bırakın bütün kötü düşünceler sizden sıyrılsın ve asil düşünceleri kendinize çekin. Mutluluk maddi şeylere sahip olanlarda değil, bilakis insanın ruhen idrak ettiklerindedir. İdrak sahip olmaktır ve sonra da uygulamaktır.
  3. Gerçek bilgiye sahip olan insanın ruhu alçakgönüllüdür ve sadece dünyevi bilgiye sahip olmaya çabalayan ve anlamadıklarını inkâr eden o insan dünyevi bilgelikten gurur duymaz. İçinde ilhamlı bilgiyi taşıyan her insan doğru zamanda vahiy almaya muktedirdir, ayni şekilde o vahiyleri beklemekten anladığı gibi. Birçok insan kendisini bilge diye adlandırdı, fakat günden güne bütün ışığıyla parlayan güneş onlara bir gizem olarak kaldı.
  4. Birçoklari her şeyi bildiklerine inandılar, fakat size doğrusunu söyleyeyim, farkında olmadan yollarına çıkan karınca onlar için ayni şekilde anlaşılması imkânsız gizemle doludur.
  5. İnsanlar doğanın birçok mucizesini keşfedebilecekler, ama onu tanrısal sevginin yolunda yapmadıkları sürece, ruhun ölümsüz yaşamında var olan gerçek bilgeliğe ulaşamayacaklar. (139, 67 – 70)

İnsanların Gerekli Bilinç Gelişmesi

  1. Başlangıçtan beri insanlığa özgür düşünme izni verdim. Fakat o hep köle kaldı – bazen kendi yobazlığından, diğer durumlarda da “firavunun” ve “imparatorun” yanlış dünya görüşüne köleliğinden. İnsanlığın bu devirde ruhun ulaştığı özgürlük ve gözlerinin gördüğü aydınlık karşısında gözlerinin kamaşmış olması bundan dolayıdır. Çünkü onun ruhu bu özgürlüğe henüz alışmadı.
  2. İnsan idrak gücünü ruhaniyet için azalttı ve ondan dolayı da yobazlığın pençesine düştü, dolambaçlı yollardan gitti ve diğerlerinin iradesinin gölgesi gibiydi.
  3. O özgürlüğünü kaybetmişti, kendi efendisi değildi, ne de düşüncelerinin efendisi idi.
  4. Fakat hakikat arzusuyla özgürce sonsuzluğa doğru yükselmeniz için o zamanda zincirleri koparmanız ve kanatlarınızı açmanız gereken ışık devri geldi. (239, 4 – 7)
  5. İçinde yaşadığınız yüzyıl iki değerlendirme şekli gösterir: birincisi zekânın gelişmesi, ikincisi ise ruhi duraklama.
  6. Gerçekten tanrısal ışık aklınıza ışın saçar ve ondan dolayı size ilhamlarım gelir; onun meyveleri insanları şaşırtır, çünkü akıl şimdi özgürlük ve bilgi zenginliğini arzuluyor. İnsan doğayı incelemeye kendini veriyor, araştırıyor, keşfediyor, seviniyor ve şaşıyor, ama asla tereddütlü değil.
  7. Fakat her ne zaman onun ruhaniyete ve tanıdığı maddenin ötesindeki hakikate olan ilişkisini açıklığa kavuşturmak aklına gelirse, o ürkektir, bilinmeyenlere doğru, yasak sandığı şeylere ve (düşüncesine göre) sadece yüce ve Tanrı’nın gizemlerini çözmeye layık yaratıklara düşene doğru ilerlemek, onu korkutur.
  8. Burada o onu alçakta tutan irade yoluyla önyargıları yenmekten aciz, kendisini zayıf ve aptal gösterdi. Tamamen ters yorumların kölesi olduğunu burada gösterdi.
  9. Ruhi seviyede de gelişmediği sürece, insan zekâsının gelişmesi asla mükemmel olmayacak. Kendinizi sadece dünyevi yaşama adadığınız için ruhunuzun ne kadar çok geride kaldığını kavrayın.
  10. İnsan diğer insanların iradesinin kölesidir, büyünün, lanetlemenin ve tehditlerin kurbanı. Fakat insan bununla neye ulaştı? İnsanın sahip olması gereken en yüce bilgiyi kavramak ve ona ulaşmak için kendi dileklerinden vazgeçmesi; hep anlamsızca bir gizem saydığı ruhsal yaşamı açıklığa kavuşturmak için kendi kendine engel olması.
  11. Ruhsal yaşamın insanlar için dünyada sonsuza dek bir gizem kalacağını mı sanıyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız, büyük bir yanılgıdasınız. Size doğrusunu söyleyeyim, kökeninizi ve ruhunuz hakkında hiçbir şey bilmediğiniz sürece, bilimde çok ilerlemiş olsanız da, bitkiler ve hayvanlar arasında zavallı bir dünyada yaşayacaksınız. Savaşlarınızla birbirinizi yok etmeye devam edeceksiniz ve ıstıraplar hayatınızı yönetmeye devam edecek.
  12. Eğer benliğinizde ne taşıdığınızı keşfetmezseniz ve çevrenizdeki insanlarda ruhi kardeşinizi fark etmezseniz, birbirinizi gerçekten sevebilir misiniz? Hayır, insanlık, beni tanıdığınızı ve izimden gittiğinizi söyleseniz bile. Eğer öğretimi üstünkörü anlarsanız, imanınız, idrakiniz ve sevginiz sahte olacak. (271, 39 – 45)
  13. İnsanlar bende bilgisizliğin boyunduruğundan kurtulmak için cesaret bulacaklar.
  14. Eğer insanlar yaşamın şartı, kökü ve temeli olan ruhi bilgiye sahip değillerse, dünyada barış olacağını ve savaşların sona ereceğini, insanların kendilerini yenileyeceğini ve günahın azalacağını nasıl bekleyebilirsiniz?
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlar hakikatimi anlayıp uygulamadığı sürece, varlığınız bu dünyada kayan kumun üstüne inşa edilmiş bir bina gibi olacak. (273, 24 – 26)
  16. Kendi içine doğru ilerlemediği, gizemini bilmediği ve kendi esas benliğini tanımadığı için insana kendisinin kendisine bir yabancı olduğunu söylüyorum. Fakat ona ben bu devirde uzun yıllar boyunca kapalı kalan, bütün gizemlerin orada muhafaza edildiği ve size hemen “İkinci Devirde” ruhumun ışığıyla aydınlığa kavuşturacağımı vaat ettiğim “kitabın” içeriğini öğreteceğim.
  17. Şimdi siz gerçekten kendinizi tanıyacaksınız ve ruhunuzun içine ulaşacaksınız. O zaman kim olduğunuz bilmeye başladığınızı söyleyebileceksiniz.
  18. İnsan kökünü, hedefini, görevini ve yeteneklerini ve onun etrafında yaşayan ve hareket eden bütün sonsuz yaşamı tanıyacak. Çevresindeki insanları artık o incitemeyecek, insanların varlığını tehlikeye atamayacak, ne de etrafındaki herhangi bir şeyi kirletebilecek, çünkü her şeyin kutsal olduğunu kavramış olacak.
  19. İnsan ruhunda olanı idrak edecek ve o zaman ruhun harika olduğuna ve Babası´nın sonsuzlukta (öbür dünyada) hazırlamış olduğu yurdun da mükemmel olması gerektiğinin berrak bir tasavvuruna ve inancına sahip olacak. (287, 4 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35... Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Düşünceleri Almak ve İletmek ve Onların Etkileri
Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsan gözüne görünmeyen ve insan bilimi yoluyla algılanamayan ve yaşamınıza etkisi olan güçler vardır.
  2. Bu güçlerin iyisi ve kötüsü vardır; birincisi size sağlık verir ve diğer güçler ise hastalıklara neden olurlar; onların aydınlık ve karanlık olanı vardır.
  3. O güçler nereden kaynaklanır? Öğrenciler, onlar ruhtan, akıldan ve duygulardan kaynaklanır.
  4. Dünyada insan olarak yaşayan ve fiziksel vücutsuz olarak (öbür dünyada) yaşayan ruhlar düşünürken titreşim iletirler; her duygu bir etki gösterir. Bu dünyanın o titreşimlerle dolu olduğundan emin olabilirsin.
  5. Şimdi insanın iyiliği düşünüp yaşadığı yerde şifalı güçler ve etkilerin olması gerektiğini ve insanın iyiyi, adaleti ve sevgiyi tanımlayan kanunların ve kuralların olmadığı yerde kötü güçlerin olması gerektiğini kolayca anlayabilirsiniz.
  6. Bu güçlerin ikisi de havayı doldurur ve birbirlerine savaş açarlar; onlar insanların duygularını etkilerler ve eğer insanlar bunları birbirinden ayırmayı bilirlerse, iyi telkinleri kabul eder ve kötüleri reddederler. Ama insanlar zayıfsa ve iyi işler yapmada tecrübeleri yoksa, bu titreşimlere direnç gösteremezler ve onlarda kötülüğün kölesi olma ve onun egemenliğine yenik düşme tehlikesi vardır. (40, 58 – 63)
  7. Her ruhsal olan şey uzayda – size görünebilir veya görünemez – ışık kaynağıdır ve bu ışık güç, kudret ve ilhamdır. Onların sahip olduğu temizliğe ve yüceliğe göre fikirler, sözler ve eylemler ayni şekilde ışık verirler. Bir fikir veya eylem ne kadar yüceyse, onun titreşimleri ve verdiği ilham o kadar narin ve incedir. Materyalizmin köleleri için bunları algılayabilmek daha zor olsada, buna rağmen yüce düşüncelerin ve eylemlerin ruhi etkisi büyüktür. (16, 16)
  8. Eğer aklınıza ışıktan bir fikir gelirse, o fikir yararlı görevini yerine getirmek için hedefine ulaşır. Eğer iyi düşünceler yerine temiz olmayan düşünceler aklınızdan çıkarsa, onlar sadece ilettiğiniz yerde zarara neden olurlar. Size söylüyorum, düşünceler de eylemdir ve onlar vicdanınızda var olan kitapta yazılı kalacaklar.
  9. Yaptığınız işler iyi veya kötü olsun, insanlara dilediklerinizi çok defa geri alacaksınız. Kendinize kötülük yapmak insanlara beddua etmekten daha iyidir.
  10. Ondan dolayı size “İkinci Devirde”: “Ektiğinizi biçeceksiniz” dedim; çünkü tecrübelerinizi bu yaşamda algılamanız gereklidir ve biçtikleriniz size ektiğiniz tohumların daha fazlasını vereceğini düşünün.
  11. Ah İnsanlık, Usta’nın öğretilerini ne düşünmeyi, ne de hissetmeyi ve yaşamayı istedin! (24, 15 – 18)
  12. Düşüncelerin gücünü algılamadığınızı söylemiş olmamın nedeni budur. Bugün size düşüncenin ses ve kulak, silah ve kalkan olduğunu size söylüyorum. Onlar yıktıkları gibi yaratırlar da. Düşünce birbirinden uzakta olanlar arasındaki mesafeyi kısaltır ve izini kaybettiklerini bulur.
  13. Savaş başlamadan önce silahlarınızı tanıyın. Her kim hazırlanmayı bilirse, güçlü ve yenilmez olacak. Ölüm silahlarını sallamanız gerekmeyecek. Silahınız temiz ve arınmış düşünceler ve kalkanınız ise iman ve insan sevgisi olsun. Sessizlikte bile sesiniz barışın mesajını tınlasın. (76, 34)
  14. Aklınızı pis düşüncelerle kirletmemeye dikkat ederek nöbet tutun. Akıl yaratıcıdır ve eğer kötü bir düşünceye sığınak verirseniz, sizi aşağı seviyelere çeker ve ruhunuz karanlığa bürünür. (146, 60)
  15. Bir büyük insan gurubunun birleşik düşünceleri kötü etkileri yenmeye ve putları sütun tabanından devirmeye muktedir olacaklar. (160, 60)
  16. Gelecekte düşünce yoluyla iletişimin büyük gelişmeye ulaşacağını bugün size garanti edebilirim; bu haberleşme yoluyla bugün milletleri ve dünyaları birbirinden ayıran birçok engel yok olacak. Eğer düşünce yoluyla Babanız´la bağlantı kurmayı öğrenirseniz ve ruhtan ruha diyalog sağlamaya ulaşırsanız, o zaman görünen veya görünmeyen, yanınızda olan veya olmayan, yakında veya uzaktaki kardeşlerinizle bağlantı kurmaya ne zorluk çıkarabilir? (165, 15)
  17. Mükemmel olmasalar da düşünceleriniz hep bana ulaşıyor ve dualarınızda iman olmasa da – o imanı hep muhafaza edin – dualarınızı duyuyorum. Bunun nedeni ruhumun bütün yaratıkların titreşimini ve duygularını algılamasından gelir.
  18. Ama bencilliklerinden ötürü birbirleri arasında mesafe tutan ve bugün içine bulaştıkları materyalizm yüzünden ruhsal yaşamdan uzak olan insanlar düşünceleri yoluyla insanlarla haberleşebilmeye hazırlıklı değiller.
  19. Fakat ruhunuzu eğitmeye başlamanızın gerekli olduğunu size söylüyorum. Buna ulaşmak için duyulabilir bir yanıt almasanız bile, ruhi yaratıklarla “konuşun”.
  20. Yarın, herkes vermeyi öğrendiği zaman, insanlar hayâlini bile edemediği daha da çok ruhi haberleşme işaretleri alacaklar. (238, 51)

Duyguların, Dileklerin ve Korkuların Gücü

  1. Her an zihinsel ve ruhi titreşimler sizden çıkıyor, ama çoğunlukla bencillik, nefret, şiddet, kibir ve adi tutkuların ışığını saçıyorsunuz. İncitildiğiniz zaman, incitiyor ve hissediyorsunuz, ama sevmiyorsunuz ve ondan dolayı da sevildiğiniz zaman, hissetmiyorsunuz. Böylece hasta düşüncelerinizle içinde yaşadığınız çevrenizi biraz daha fazla acılarla doyuruyorsunuz ve varlığınızı rahatsızlıkla dolduruyorsunuz. Fakat size söylüyorum: Her şeyi barışla, ahenkle, sevgiyle doyurun, o zaman mutlu olacaksınız. (16, 33)
  2. Sizi sevmeyenler hakkında asla kötü düşünmeyin ve sizi anlamayan insanlara öfkelenmeyin, çünkü çevrenizdeki insanlara hissettiğiniz en içten duyguyu bile düşüncelerinizle iletiyorsunuz. (105, 37)
  3. Şiddet yoluyla güçlü olmak isteyen insanları görüyor musunuz? Çok yakında onlar hatalarının farkına varacaklar.
  4. Ben onlara insanın sadece sevgi yaymak olan iyilik yoluyla gerçekten büyük ve güçlü olabileceğini göstereceğim. (211, 22 – 23)
  5. Yüzünüzü kaldırıp ümitle gülümsemek ve geleceğe korkusuzca, şüphesizce bakmak için imanınız eksiktir, çünkü ben senin geleceğindeyim.
  6. Sadece bunu düşündüğünüz için ne kadar sık hastasınız; çünkü her adımda musibet peşinizi kovaladığını ve ıstırabın pusuda beklediğini sanıyorsunuz. Sonra düşüncelerinizle karanlık güçleri kendinize çekiyorsunuz ve bu güçlerle fiziksel hayatınızı ve ruhsal yükselişinizi karartıyorsunuz.
  7. Fakat ben yeniden yaşama, hakikate, Sonsuza (Tanrı’ya) ve mükemmel barışa inancınızı alevlendirmek için ve ışığı kendinize çekmenizi öğretmek için de burada sizinleyim. (205, 28 – 29)

Tutkuları Yenme Eksikliği

  1. İnsan iki açıdan suçludur: Sırf onu en yüksek ruhsal öğretilerimi incelemeye engel olan gözündeki bantı düşsün diye çabalamadığı için değil, bilakis kendisinin ruhi gelişmesine engel olan ve onu fiziksel zevklere ayartan maddenin bağlarından kendisini kurtaramadığı için de suçludur. Onların neden bencil zevklerinin kölesi olduğu bundan dolayıdır ve o ruhunun şifa bulması için hiçbir şey yapmayan bir felçliye benzer.
  2. Her alanda çok sayıda dengesiz insanlar görüyorum, her yerde sadece zayıf insanlara rastlıyorum. Ve bu nerden kaynaklanır? İçinde bulunduğunuz pislikten çıkmak, sizi maddeye bağlayan bağların getirdiği uyuşukluğu yenmek için yeteri kadar cesaret ve irade gücüne sahip olmadığınızdan kaynaklanır. Ve bu bütün kötü alışkanlıklar ve bütün hataların kaynağıdır.
  3. Ama insan donatılmış olduğu irade gücünden faydalanmak istemiyor. O sınırsız kanun koyması gereken, en yüksek yönetmen olması gereken ve aklın desteğiyle – gücün güce, egemenliğin egemenliğe karşı – bir tarafta tutkular ve cinsel arzular, öbür tarafta akıl ve irade son ikisi savaşı kazanıncaya dek ve sizin özgürlüğe kavuştuğunuzu söyleyebildiğiniz ana dek savaşmasi gereken iradedir.
  4. O zaman büyük peygamberler, büyük aydınlar ve “üstün insan” olabileceksiniz. O zaman vahşi hayvanlarla birlikte yaşayabilecek ve sürüngenlerle oynayabileceksiniz. Çünkü size doğrusunu söyleyeyim, o küçük kardeşlerinizden korkmanıza neden olan size sıkıntı veren hatalarınızdır. Ondan dolayı da o hayvanlar size saldırıyor.
  5. Fakat insanları gözetlemek için kendinize zaman ayırırsanız, vahşi kaplanlardan daha vahşi insanlar olduğunu ve o insanların kobra yılanından daha fazla zehirli olduklarını keşfedeceksiniz. (203, 3 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34... İrade Özgürlüğü ve Vicdan

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdanın ve İrade Özgürlüğünün Önemi
Rab şöyle konuşuyor…  

  1. Öğrenciler, beni dinleyin: İnsan ruhi hediye olarak irade özgürlüğüne ve vicdana sahiptir; herkes erdemlerle dünyaya gelir ve o erdemleri kullanabilir. Ruhlarında vicdanın ışığı vardır; ama vücudun gelişmesiyle ayni zamanda tutkular, kötü eğilimler de gelişir ve bunlar erdemlerle savaş içindedirler.
  2. Tanrı bunların böyle olmasını sağlar, çünkü mücadelesiz liyakatler yoktur ve bu, bundan dolayı ruhi yolda ilerlemek için gereklidir. Eğer Tanrı’nın çocukları mücadele etmeseydiler, onların liyakati ne olurdu? Eğer siz dünyada özlediğiniz gibi mutluluk içinde yaşasaydınız, ne yapardınız? Eğer rahatlıklarla ve zenginliklerle donatılmış olsaydınız, ruhen gelişmeyi ümit eder miydiniz? Siz olduğunuz yerde kalırdınız; çünkü mücadelenin olmadığı yerde, liyakat yoktur.
  3. Fakat yanlış anlamayın; çünkü ben size mücadeleden bahsediyorsam, zayıflıklarınızı ve tutkularınızı yenmek için geliştirmeniz gereken mücadeleden bahsediyorum. İnsanlara izin verdiğim sadece bu mücadelelerdir öyle ki, bencillik ve maddi çabalarınıza egemen olun ve böylece vicdanınız yoluyla aydınlanmış ruhunuz (hayatınızda) gerçek yerini alsın.
  4. Bu iç mücadeleyi tasdik ediyorum, ama insanların hırs ve kötülüklerden gözleri kamaşarak kendilerini yükseltmek için sürdürdükleri mücadeleyi değil. (9, 42 – 44)
  5. “Beden” hep dünyanın cazibelerine yenik düşerken, ruh yükselmesine ve ilerlemesine ulaşmak için çabalar. Fakat ruh ve beden eğer onun ikisi sadece onlara izin verileni yaparlarsa, ahenk içinde olabilirler. O izin verilen de benim öğretimin gösterdikleridir.
  6. Her an kanunumu nasıl uygulayabilirsiniz? Davranışlarınızın hâkimi olan vicdanınızın sesine kulak vermekle. Yapamayacağınız hiç bir şey sizden beklemiyorum. Mutluluğa giden yolun boş hayâl olmadığına, bilakis onun varlığına sizi ikna etmek istiyorum ve burada mutluluğa götüren yolu nasıl kat edeceğinizi vahiy ediyorum.
  7. Yolu seçme özgürlüğüne sahipsiniz, fakat Baba olarak size en kısa ve gerçek yolu göstermek benim görevimdir ki, o yol hep size sevgim olan tanrısal deniz feneriyle aydınlatılmıştır. Çünkü siz bilginizi tasdik eden ve imanınızı canlandıran hep yeni sözlerimi dinlemeye susayan öğrencilersiniz. (148, 53 – 55)
  8. Vicdanı benliğinize koydum öyle ki, vicdan iyiyle kötüyü ve doğruyla yanlışı birbirinden ayırma gücüne sahip olduğu için size bütün yollarınızda ilkeniz olsun. Bu ışıkla yanılgıya uğramayacaksınız, ne de size bilgisiz diyebilecekler. Eğer bir spiritüalist hakikati biliyorsa, nasıl çevresindeki insanları dolandırabilir ve kendisini yanıltmaya kalkabilir? (10, 32)
  9. Sevgimin ve adaletimin insana verdiği unvan onun bu dünyada bir prens olmasıdır. İnsanın başlangıçtan beri aldığı görev dünyaya egemen olmaktı.
  10. İnsana Tanrı’nın hediyesi olan irade özgürlüğünün üstüne yolunu aydınlatsın diye parlayan bir deniz feneri koydum, o da vicdandır.
  11. Etkinlik göstermek için özgürlük ve iyiliği kötülükten ayırt edebilmek için verdiğim vicdanın ışığı benim baba sevgim olarak ruhunuza miras olarak verdiğim en büyük iki hediyedir. Onlar insanlarda doğmadan önce ve öldükten sonra da vardır. Vicdan ona önderlik eder ve ümitsizlikte, aklını kaybettiğinde ya da can çekişirken, ruhla birleşik olduğu için ayrılmaz. (92, 32 – 34)
  12. Ruh, irade özgürlüğü yoluyla kurtuluş için kazanacağı liyakatlerden ötürü o özgürlüğe sevinir.
  13. Ruha özgür gelişme yolunda izin verileni yasaktan ayırt etmek için ve ondan ötürü yanılmamak için kim önderlik eder, yön gösterir ve danışmanlık eder? Vicdan.
  14. Vicdan, tanrısal bir kıvılcım, daha yüce bir ışık ve insanın günah işlememesine yardım eden güçtür. Eğer vicdan insanın iyilik yolunda kalması için maddi zorlama gücüne sahip olsaydı, insan hangi liyakati kazanmış olurdu?
  15. Bilmenizi istiyorum ki, liyakatlerinizi o vicdanın sesine kulak vermenizle, onun asla yalan söylemediği ve tavsiyelerinde yanılmadığı kanaatine varıp onun direktiflerini yerine getirmekle kazanabilirsiniz.
  16. Elbette kavrayabildiğiniz gibi, o sesi berraklıkla duyabilmek için eğitim ve kendine konsantre olmayı gerektirir. Hanginiz şu anda vicdana itaat ediyorsunuz? Bunu kendiniz yanıtlayın.
  17. Vicdan kendisini hep insanda beyan etti; ama insan bütün hayatını o ışığın önderlik yapması için gerekli gelişmeye ulaşmadı. Onun kanunlara, talimatlara, kurallara, dinlere ve nasihatlere ihtiyacı vardır.
  18. Eğer insanlar ruhlarıyla bağlantı kurmayı başarırlarsa ve ruhaniyeti dışarda aramak yerine içlerinde ararlarsa, o zaman içlerinde hep canlı kalmış olan, ama ona kulak vermedikleri o hafif, ikna edici, bilge ve adaletli sesi duyabilecekler. Ve onlar vicdanda Tanrı’nın varlığını ve vicdanın insan ile Babası ve Yaratan arasında bağlantıyı sağlayan gerçek aracı olduğunu anlayacaklar. (287, 26 – 30)
  19. Işığım hepinizin içindedir, herkes bu hediyeye sahiptir; ama bazılarınızda bu ışık hep daha çok yoğunlaşırken, çoğalırken ve kendisini beyan etmek için dışarıya sızarken, diğer insanlarda o sadece gizli, saklı ve bilinçsiz durumda kalır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim: İnsan ne kadar ruhen geri kalmış olsa bile, o hep iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilecek. Ondan dolayı da yaptığınız bütün işlerinizle benim önümde sorumlusunuz.
  20. Size söylemeliyim ki, idrakınız çoğaldıkça, sorumluluğunuz da ona göre büyüyecek, çünkü vicdanın direktiflerine karşı daha da çok hassas olacaksınız. (310, 69 – 70)
  21. Bilmenizi istiyorum ki, siz bütün yaratıklar arasında dünyada ruh ve vicdanla donanmış seçkin yaratıklarsınız. Size irade özgürlüğü verdim öyle ki, kendi arzunuzla bana götüren doğru yoldan gidin. Size sunduğum bu çiçekli bir yol değildir, bilakis duanın, günahlardan pişman olup Tanrı’ya dönüşün ve mücadelenin yoludur ve bu yolda vicdanınız size önderlik etsin. (58, 42)
  22. Eğer vicdan irade özgürlüğünden mahrum olsaydı, ruh ne hale gelirdi? Önce o ruh ruh olmazdı ve insan o zaman en yüce yaratık olmazdı. Öyle insan o zaman sizin ürettiğiniz kendi yaşamsız, zekâsız, iradesiz ve hırssız makinalar gibi olurdu. (20,37)
  23. Ben insana irade özgürlüğü verdim. Fakat insan ruhi körlüğüyle ileri gidip beni bu özgürlükten dolayı suçlarsa, ona irade gücü ve akıl verdiğimi söyleyeceğim. Ayni zamanda onun tökezlenmemesi için veya yanılmaması için yol olan kanunumu beyan ettim. Onun içinde iç deniz feneri olan, ruhun yolunu aydınlatan ve onu sonsuz yaşama götüren vicdanın ışığını yaktım.
  24. Neden günah vardır, kötülükler ağır basar ve savaşlar başlar? İnsan vicdanının sesine kulak vermediği ve irade özgürlüğünü kötüye kullandığı için. (46, 63 – 64)
  25. Dünya sesimi duymuyor, çünkü kendimi insanlar yolluyla beyan ettiğim vücutlar kısa menzillidir. Ondan dolayı bilgeliğim olan, insanlara konuşan ve onlara sürpriz yapan ruhun sesidir. Onlar bencilliğin sihrine kapılıp vicdanın sesine sağır olduğu için, sadece iltifatlara, dünyevi saygınlıklara değer veriyor ve toplumdaki mevki ve gücünden sarhoş oluyorlar. (168, 18)

İrade Özgürlüğünü Kötüye Kullanma

  1. Bugün irade özgürlüğünü kötüye kullanma sonucunda ruhen zayıflamış bir insanlığı buluyorum. Ben adaletin, sevginin, merhametin ve iyi olanın yolunu tasarlamıştım. İnsan, onu yıkıma götüren sahte bir diğer ışığı yarattı.
  2. Geri gelişimde sözüm size gitmek istemediğiniz yolu gösteriyor. Bu öğretinin kafayı karıştırdığını veya ilgisiz bıraktığını söyleyen insan adil ve akıllı olmazdı. (126, 5 – 6)
  3. İnsanların birbirlerini nasıl yok ettiklerine, nefret ettiklerine, cinayet, dolandırıcılık ve ihanetten çekinmeden birbirlerinin gücünü ele geçirdiklerine bakın. İnsanların kurbanı olarak ölen milyonlarca insan var. Diğerleri ise kötü alışkanlıklarının etkisi sonucu mahvoluyorlar. Onlarda ışık var mı? Onların içindeki ruh onlara konuşuyor mu? İrade özgürlüğünün kötüye kullanılması ve iç sese kulak vermeme ve insanlar, sizin vicdan dediğiniz, hepinizin içinde taşıdığınız Tanrı’nın ışığı olan dikkatinizi o tanrısal kıvılcıma çekmeme sonucu orada var olan karanlık ve acıdır. (79, 31)
  4. İrade özgürlüğü, hayat yolunda insanlara verilmiş olan en yüce ifade, en mükemmel özgürlük hediyesidir öyle ki, o özgürlük iyilikte metanetle, vicdanin kılavuzluğuyla ve sınavları başarma mücadelesiyle sizi Baba’nın kucağına ulaştıracak. Fakat irade özgürlüğünün yerini azgınlık aldı. Vicdanın sesine kulak verilmiyor; insanlık sadece dünyanın istediklerini dinliyor ve ruhaniyet materyalizmle değiştirildi.
  5. Büyük şaşkınlıklar ve çok çeşitli farklı öğretiler karşısında insanlara öğretim bu devirde saçma görünecek. Fakat size bunun insanların içine düşmüş olduğu uyuşukluktan kurtarmak için uygun talimat olduğunu söylüyorum. (157, 15 – 16)
  6. Benim sözüm yoldur, sizi mükemmelliğe götüren Tanrı’nın kanunudur, ruhu yükselten ışıktır, fakat ruh, “beden” direnciyle isteğini kabul ettirdiği ve ruhun içten çağrısını duymadığı için karardı.
  7. “Bedenin” kumandasına boyun eğen ve çevresini saran dünyanın etkisi altında kalan, önderliğini korumasız bir yaratıkla değiş tokuş yapan, rüzgârda kuru yapraklar gibi insani tutkuları ve zaafları yüzünden etrafa savrulan ruhun vay haline!
  8. Özgürlüğünü en çok seven insan, Tanrı’nın dileğine boyun eğmekten, ruhunun sonuçta ona egemen olacağı ve birçok insani zevklerden mahrum bırakılacağı korkusuyla – onların ona zarar verdiğini bildiği halde – korkuyor. Ve böylece insan onu gerçek yaşama götüren yolu terk ediyor. (97, 36)
  9. İnsanların irade özgürlüklerini zevkleri, adi tutkuları, düşmanlıkları ve intikamları için kullandıkları devir şimdi sona eriyor. Adaletim günahın yolunu kapatıyor ve onun yerine barışmanın, yenilenmenin yolunu açıyor öyle ki, insanlar başka yollarla boşuna aradıkları barışın yolunu bulsunlar. (91, 80)
  10. Size irade özgürlüğünü hediye ettim ve çocuklarıma verdiğim o kutsanmış özgürlüğe saygı gösterdim. Ama benliğinize vicdanın tanrısal ışığını da koydum öyle ki, onun önderliğiyle yeteneklerinizi doğru yola yönlendirin. Fakat size söylüyorum: Ruhla beden arasındaki savaşta ruh yenilgiye, onu daha da çok hakikatin kaynağından uzaklaştıran acılı bir düşüşe uğradı ki, o hakikat de benim.
  11. Ruhun yenilgisi nihayet değil, geçicidir; çünkü o açlığına, susuzluğuna, çıplaklığına ve karanlığına tahammül edemediği anda, uçurumun derinliklerinden kalkacak. Istırap onun kurtuluşu olacak ve vicdanının sesini o zaman duyduğunda, güçlü, ışıl ışıl, kalpten ve ilhamla kalkacak ve yeteneklerini yeniden kullanacak. Ama o artık onu iyilik veya kötülüğe kullanma özgürlüğüyle değil, bilakis o yetenekleri ruhuma sunabileceğiniz en güzel hizmet olan Tanrı’nın kanunlarını uygulamaya adamakla yapacak. (257, 65 – 66)

Vicdanın İtkisine Gerekli İtaat

  1. Şu an sadece maddi varlıkları için yaşayan milyonlarca yaratık hakikatten ne kadar da uzakta yaşıyorlar! Gözlerini hakikate onlar nasıl açabilirler? Sadece vicdanın sesine kulak vermekle ki, o sesin duyulabilmesi toparlanma, kendine gelme (derin düşünme) ve duayı gerektirir. (169, 16)
  2. Gittiğiniz yolun yukarıya doğru ruhi gelişmenin yolu olup olmadığını her ne zaman bilmek istiyorsanız, vicdanınıza sorun. Ve o vicdanda barış varsa, kalbinizde insan sevgisi ve insanlara karşı iyi niyet yaşıyorsa, o zaman ışığınızın hâlâ parladığından ve sözünüzün teselli ve şifa verdiğinden emin olacaksınız.
  3. Fakat kalbinizde açgözlülük, kötü niyet, materyalizm ve bedenin arzularının kök saldığını keşfederseniz, emin olabilirsiniz ki, ışığınız o zaman karanlık ve hile olmuştur. Baba sizi öbür dünyaya çağırdığında, altın buğday yerine kirli hasat göstermek mi istiyorsunuz? (73, 45)
  4. Öğrenciler: Eğer hatalar ve yanılgılar yapmak istemiyorsanız, davranışlarınızı vicdanınızın ışığında sınayın ve eğer orada vicdanı karartan bir şey varsa, kendinizi iyice keşfedin ve o utanç lekesini bulacaksınız ki, onu temizleyebilesiniz.
  5. Ona bakıp kendinizin ruhen temiz olup olmadığınızı seyredebileceğiniz içinizde bir ayna vardır.
  6. Spiritüalist yaptığı işler sayesinde tanınsın ve böylece yaptığı işler temiz ve vicdanı tarafından dikte edilmiş olmalıdır. Böyle davranan insan haklı olarak kendisine benim öğrencim adını verdiğini hissedecek.
  7. Bana kim hile yapabilir? Hiç kimse. Sizi yaptığınız şeylere göre değerlendirmiyorum, bilakis hangi amaçla yaptığınız şeylere göre değerlendiriyorum. Ben sizin vicdanınızdayım ve onun ötesindeyim. Yaptıklarınızı ve art niyetinizi bilemeyeceğime nasıl inanabilirsiniz? (180, 11 – 13)

İrade Özgürlüğü ve Vicdan Arasında Savaş

  1. İlk insanlar dünyada yaşamaya başladıkları zaman, Yaratan onların içine sevgisini koydu ve bir ruh verdi, o ruhun ışığını vicdanda yaktı. Ayni zamanda onlara irade özgürlüğü de verildi.
  2. Fakat insanların bir kısmı iyilikte metanetli kalmada ayartmalara karşı temiz kalma amacıyla savaşmakla, Tanrı’ya layık ve vicdanla ahenk içinde kalmaya çabalarken, insanların diğer kısmı günahtan günaha ve hatadan hataya sadece duyularının sesine kulak vererek, tutkularının egemenliği altında yanılgı ve ayartmayı insanlar arasına ekmekle halka halka günah zinciri örselediler.
  3. Ama bu şaşkın ruhi yaratıklara peygamberlerim tanrılığımın melek elçileri olarak insanlığı uyandırmak, tehlike anında uyarmak ve benim gelişimi bildirmek için geldiler. (250, 38 – 39)
  4. “Beden” sizin vicdan dediğiniz iç ışığın direktiflerine uymak için dik kafalı ve inatçıydı ve ona içgüdüsünün azgınlıklarına ve tutkularına ayartan itkilerin peşinden gitmek daha kolay geldi.
  5. İnsanlık, dünyada hayat yolunda hiç susmayan vicdan ve materyalizmden ibadet ve kanununu yapmak isteyen “beden” arasında ağır çatışmayla uzun yol kat etti, ama bugüne dek ne madde, ne de ruh bu savaşı mücadele devam ettiği için kazandı.
  6. Bu savaşı kim kazanacak diye bana soruyorsunuz. Ruh yoluyla “bedende” etkinliğini gösteren vicdanın mutlak zaferi kazanmasının uzun sürmeyeceğini size söylüyorum.
  7. Bu kadar çok savaş ve çabalama sonucunda insancıl ve geçici olan bedenin benim ebedi ışığım olan vicdanın önünde boyun eğmesi gerektiğini sezmiyor musunuz?
  8. Uzun bir zaman çatışmadan sonra, insan nihayet şimdiye dek hiç sahip olmadığı içindeki sese ve içinde titreşen ve yaşayan ruhsal yaşama karşı hassaslık ve uyum göstereceğini anlayın.
  9. Hepiniz o noktaya doğru farkında olmadan hareket ediyorsunuz. Fakat siz dünyada iyiliğin ve adaletin zaferini gördüğünüzde, mücadelenin, savaşların ve sınavların nedenini anlayacaksınız. (317, 21 – 26)
  10. İnsanın nasıl çevresini saran her şeyin üstünde durduğuna ve onun irade özgürlüğü ve vicdanla donatılmış tek yaratık olduğuna bakın. Bu irade özgürlüğü yoluyla yanılgılar, düşüşler ve insanların günahları çıktı. Ama adaletin ve Yaratan’ın sonsuzluğunun önünde onlar geçici hatalardır. Çünkü bundan sonra bedenin zayıflıklarına ve ruhun ayartılabilmelerine karşı vicdan zafer kazanacak. Böylece bilginin karanlığa (bilgisizliğe) karşı zaferi olan ışığın zaferi gelecek. O sevgi, adalet ve ahenk olan iyiliğin bencillik, azgınlık ve haksızlık olan kötülüğe karşı zaferi olacak. (295, 49)
  11. Benim için hiçbir şey imkânsız değildir. Dileğim yerine geldi ve benim dileğim değil de, ara sıra sanki insanların dileği egemenmiş gibi görünse de, dileğim hep yerine gelecek.
  12. İnsanın irade özgürlüğü yolu, dünyada egemenliği, gururunun zaferi, şiddet yoluyla bazen baskısı sonsuzluğa kıyasla çok kısadır ki, o asla Tanrı’nın planlarını değiştiremez. Ama yarın veya uygulama esnasında bütün yaratıklara ruhumun dileği gitgide kendisini iyiyi korumakla ve halis olmayanı yok etmekle beyan edecek. (280, 9 – 10)
  13. Dünyanın sınırlarının sevgiyle kaldırıldığı ve dünyaların birbirine ruhta gelişmeyle yaklaştığı bir zaman gelecek.
  14. O ana kadar vicdanla irade özgürlüğü arasındaki savaş devam edecek ve insan hayatını istediği gibi yaşamak için o irade özgürlüğünden faydalanacak.
  15. Bu iki güç arasındaki savaş doruk noktasına ulaşacak ve zafer ruhun tarafında olacak. Ruh tamamen Baba´ya sevgi bağlılığıyla: “Rab, irade özgürlüğümden vazgeçiyorum, sadece bende senin dileğin yerine gelsin” diyecek.
  16. Bana böyle ulaşanı kutsayacağım ve onu ışığımla saracağım; fakat ona hediye ettiğim o kutsanmış irade özgürlüğünü asla geri almayacağımı bildireceğim. Çünkü Babasının dileğini yerine getiren, sadık ve itaatli olan insan Rab´bin güvenine layıktır. (213, 61 – 64)

Tanrı’nın Yeni Sözüyle Vicdanın Hassaslaşması

  1. Işık ve sevgi dolu öğretim ruhu güçlendirir öyle ki, o bedene karşı gücünü uygulasın ve onu hassaslaştırsın ki, vicdanın telkinleri ona daha da kolay duyulabilsin
  2. İnsanın çabalaması gereken hedefi ruhaniyettir, çünkü bu yolla insan tamamen vicdanıyla bir olmayı başaracak ve sonuçta kötüyü iyiden ayırt edebilecek.
  3. İnsanların ruhi gelişme eksikliğinden dolayı o etkili, bilge, yanılmaz ve adil iç ses yeteri kadar duyulup anlaşılamadı ve böylelikle insan ona gerçekten iyiyi kötüden ayırt etmeye yarayan sınırsız idrake ulaşamadı.
  4. Fakat sırf bu değil, bilakis insan her iyi itkiyi izlemek ve her aydınlık ilhama itaat etmek ve ayni zamanda her ayartmaya, hileli veya kötü düşüncelere veya duygu itkilerine karşı gelmek için içinde gerekli gücü bulsun. (329, 56 – 57)
  5. İnsanlar derin düşünme yaparlar ve yüce mantığın sesini, duymak istemedikleri o hâkimin direktiflerini duyarlarsa, çünkü o hâkim onlara o an yaptıkları şeylerin tam tersini emrediyor, birbirlerini anlamak insanlara ne kadar da kolay olacak.
  6. Eğer vicdanınızın direktiflerine kulak vermeye hazır değilseniz, o zaman ögretimi uygulamada itaatli ve istekli değildiniz. Onu teoride kabul ediyorsunuz, ama pratikte uygulamıyorsunuz. O öğretide tanrısal bir özün olduğunu kabul ediyorsunuz, Christus´un büyük ve talimatlarının mükemmel olduğunu söylüyorsunuz. Ama hiç kimse Usta Christus gibi büyük olmak istemiyor, kimse O´nu kendisine gerçekten örnek olarak almakla O´na gitmek istemiyor. Fakat bilesiniz ki, ben İkinci Devirde ruhen büyük olduğumu bilin diye gelmedim, bilakis siz hepiniz de büyük olun diye geldim. (287, 35 – 36)
  7. Bütün insanları ve bütün milletleri yeni mesajımın etrafına toplayacağım. Bir çobanın koyunlarına seslendiği gibi, size sesleneceğim ve kötü hava ve fırtınadan kurtulup sığınacakları bir damın barışını vereceğim.
  8. Görünüşe göre imanın ve ruhaniyetin zerre kadar bile izine sahip olmayanların kaç tanesinin ruhlarının en temizliğiyle ruhsal yaşamın ölümsüz prensiplerini muhafaza ettiklerini göreceksiniz. Ve size Tanrı’ya bağlılığı yokmuş gibi görünenlerin kaç tanesi benliklerinde yıkılmaz bir ibadet kürsüsü taşıdığını göreceksiniz.
  9. Bu iç ibadet kürsüsü önünde insanlar hatalarına, kötü işlerine ve hakaretlerine itaatsizliklerinin gerçek pişmanlığıyla ağlamak için ruhen diz çökmek zorunda kalacaklar. Orada vicdanın kürsüsü önünde insan gururu yıkılacak ve böylece insanlar ırklarından ötürü kendilerini diğer ırklardan artık üstün saymayacaklar. Sonra feragat, telafi ve sonunda barış sevginin, alçakgönüllülüğün, imanın ve iyi niyetin kanuni meyvesi olarak gelecek. (321, 9 – 11)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32...Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 32… Enkarnasyon Doğa ve İnsanların Görevi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi – Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Dünyada Enkarnasyon
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Sizinkilerden birisi “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) göçtüğü zaman, huzur hissetmek yerine ağlıyorsunuz, çünkü o ölen Rabbi´ne bir adım daha yaklaşıyor. Buna karşın bir çocuk evinizde doğduğu zaman, o anda o ruhun bu gözyaşı vadisinde bir kefareti ödemek için insan olarak doğduğunu düşünmeden, o bebeğin doğumunu kutluyorsunuz; aslında o çocuk için ağlamanız gerekir. (52, 58)
  2. Siz kendi bedeninizden çocuk doğuruyorsunuz, fakat o ruhları ailelere, oymaklara, milletlere ve dünyalara dağıtan benim ve insanlar için anlaşılması imkânsız adaletimde sevgim kendisini beyan eder. (67, 26)
  3. Siz şimdiki zamanda yaşıyorsunuz ve sizin geleceğiniz için belirlediklerimi bilmiyorsunuz. Dünyada yaşayacak olan ve ağır bir görevi yüklenecek olan ordular kadar çok sayıda ruhları hazırlıyorum. Bilmelisiniz ki, çoğunuz çocuk olarak dünyaya gelen o ruhların anne-babası olacak. Göreviniz içten hazırlıklı olmanızdır öyle ki, onları kabul edip onlara önderlik etmesini bilesiniz. (128, 8)
  4. Size çok ruhaniyet konusunda konuşmak istiyorum, ama henüz onları anlayacak seviyede değilsiniz. Eğer size dünyada hangi konutlarda çoktan çocuk olarak yaşadığınızı bildirseydim, böyle yerlerde nasıl yaşamış olduğunuzu anlayamazdınız.
  5. Bugün “ruhsal vadiyi” tanıdığınızı reddedebilirsiniz, çünkü ruhunuz insan olarak yaşadığı sürece ona geçmişini gizledim öyle ki, ruh ne kibirlensin, ne üzülsün, ne de yeniden başlaması gereken yeni yaşamı karşısında ümitsizliğe kapılsın.
  6. İsteseniz bile eski hayatınızı hatırlayamazsınız. Şimdi size beyan ettiğim eski hayatınızın sadece his ve öz sezgisine izin veriyorum öyle ki, hayat mücadelesinde metanetli olun ve yaşam sınavlarına gönüllü olarak tahammül edin.
  7. Size söylediğim her şeyden şüphelenebilirsiniz, fakat o ruhi dünya ruh olduğunuz sürece gerçekten yurdunuzdu. Siz o yurdun vatandaşlarıydınız. Orada hiçbir ıstırap tanımadınız, Baba’nın görkemini benliğinizde hissettiniz, çünkü O´nda kusur yoktur.
  8. Fakat orada liyakatleriniz yoktu ve böylece o cenneti terk etmeniz ve bu dünyaya gelmeniz gerekliydi öyle ki, ruhunuz zahmetlerinizle o krallığı yeniden kazansın.
  9. Fakat siz her gün biraz daha fazla, kendinizi Tanrı’dan ve ruhsal kaynağınızdan çok uzak hissedinceye kadar, ahlâken çöktünüz. (114, 35 – 36)
  10. Ruh (insan olarak) dünyaya geldiği zaman, varlığını Babası’na adamanın, O´nun tarafından beğenilmenin ve insanlara faydalı olmanın en güzel niyetleriyle doludur.
  11. Ama kendisini bir vücutta hapsedilmiş olarak gördüğü anda, bin bir çeşit denemeye tutulur ve hayat yolunda ayartılır, zayıflar “bedenin” itkisinin etkisi altında kalır, ayartmalara yenik düşerse, bencilleşir ve sonuçta kendisini her şeyden çok sever. (Bu dünyadaki) Hedefinin ve vaatlerinin yazılı olduğu vicdanına sadece birkaç an kulak verir.
  12. Benim sözüm (benimle yaptığınız) ruhsal antlaşmayı hatırlamaya ve ayartılmalara direnmeye ve engelleri aşmaya yardımcı olur.
  13. Hiç kimse benim belirlediğim yoldan asla sapmadığını söyleyemez. Ama sizi affediyorum öyle ki, çevrenizdeki insanları affetmeyi öğrenin. (245, 47 – 48)
  14. İnsanların vicdanının sesiyle ahenk içinde yaşaması için büyük bir ruhi talimat gereklidir. Çünkü Tanrı’nın sevgisi her şeyin iliklerine kadar işlemiş, her şey insanların iyiliği ve mutluluğu için Tanrı tarafından bilgelikle yaratılmış olmasına rağmen, ruhun etrafını saran madde ona sınavdır, cünkü ruh insanın doğduğu andan itibaren ait olmadığı bir dünyada yaşar ve özyapısı bakımından tamamen ruhtan farklı bir vücutla birleşmiştir.
  15. Ruhun kendi geçmişini neden unuttuğunun nedenini burada görebilirsiniz. Ruh, henüz doğmakta olan varlığından bilinçsiz bir yaratıkta (bebekte) insan olur ve onunla birleşir. O vücutla sıkı bir bağlılığı olduğu bir yaşam sürmeye başlar.
  16. Ruhun sadece iki niteliği bedende kendini gösterir: vicdan ve sezgi; ama şahsiyeti, başardıkları işler ve geçmişi belli bir süre gizli kalır. Baba bunu öyle belirledi.
  17. Eğer ruh kendi geçmişini hatırlasaydı, yüce bir vatanın ışığından gelen ruhun bu dünyanın sefil hayat şartları altında yaşamak için hali ne olurdu? Eğer o ruhlara geçmişte başka yaşamlardan kazandıkları yücelikleri açıklansaydı, insanlar arasında hangi kibirler ortaya çıkardı? (257, 18 – 19)

Bedenin Doğru Değerlendirmesi ve Ruhun Bedene Önderliği

  1. Size sadece ruhunuzu temizleyesiniz demiyorum, bilakis vücudunuzu da güçlendiresiniz öyle ki, sizden doğan yeni nesiller sağlıklı olsunlar ve ruhları zor görevlerini yerine getirebilsinler. (51, 59)
  2. Vücudunuzun sağlığına dikkat edin ve bakımı ve güçlenmesini sağlayın. Benim öğretim size ruhunuz ve vücudunuz için sevgi dolu bakımı tavsiye eder, çünkü ikisi de birbirlerini tamamlarlar ve onlara emanet edilen zor ruhi görevleri yerine getirmede birbirlerine ihtiyaçları vardır. (92, 75)
  3. Vücudunuza sahip olduğu değerden fazla değer vermeyin ve ruhunuza verilen değerin yerini vücudunuzun almasına izin vermeyin.
  4. Vücudun ihtiyacınız olan sadece bir araç olduğunu kavrayın öyle ki, ruhunuz dünyada kendisini beyan edebilsin. (62, 22 – 23)
  5. Bu öğretinin ruhunuza ne kadar faydalı olduğuna bakın, çünkü vücudunuzun parçaları her geçen günle biraz daha toprağın kucağına yaklaşırken, buna karşın ruhunuz biraz daha sonsuzluğa yaklaşır.
  6. Ruh dünyada yaşadığı sürece, vücut ruhun orada dinlendiği destektir. Vücudun ruhu bağlayan zincir veya hapiste tutan zindan olmasına izin vermek neden? Vücudun hayatınızın direksiyonu olmasına izin vermek neden? Bir körün gören insana kılavuzluk yapması doğru mudur? (126, 15 – 16)
  7. Bu talimat bütün temiz ve tanrısal olan şeyler gibi basittir ve ondan dolayı da anlaşılması kolaydır. Fakat onu uygulamak size bazen zor görünecek. Ruhunuzun gayreti zorlama, feragat veya vücudunuzun fedakârlığını gerektirir. Eğer eğitim ve ruhi disiplin eksikse, acı çekmek zorunda kalırsınız.
  8. Zamanın başlangıcından beri Tanrı’nın verdiği kanuna uygun bir şekilde bir yaşam sürmek için doğruyu, izin verileni ve iyiyi anlamaya uğraşıda ruh ve “beden” arasında çatışma olmuştur.
  9. Bu ağır güreşte size sanki yabancı ve kötü niyetli bir güç sizi sürekli mücadeleyi bırakmaya ayartıyormuş ve sizin irade özgürlüğünüzden faydalanmanıza ve materyalizmin yoluna devam etmenize davet ediyormuş gibi gelir.
  10. Vücudunuzun zayıflığından daha büyük bir ayartma olmadığını size söylüyorum: çevresini saran her şeye hassas; pes edecek kadar zayıf; alaşağı etmeye ve baştan çıkarması kolay. Fakat dürtülere, tutkulara ve vücudun zayıflıklarına hâkim olmayı öğrenmiş olan insan içinde taşıdığı ayartmayı yenmiştir. (271, 49 – 50)
  11. Dünya bir savaş meydanıdır ve orada öğrenmeniz gereken çok şey vardır. Eğer o öyle olmasaydı, bu gezegende birkaç yıl yaşamak yeterdi ve siz başka bir zamanda bir daha bu dünyada doğmak için gönderilmezdiniz. Eğer vücuda (ruhi) pislik ve materyalizm yapışmışsa, ruh için kendi vücudunuzdan daha kasvetli ve karanlık bir mezar hücresi yoktur.
  12. Benim sözüm sizi bu mezardan yükseltir ve size bundan sonra kanat verir öyle ki, barış bölgelerine ve ruhi ışığa doğru yükselin. (213, 24 – 25)

Ruhun ve Vicdanın İnsanda Önemi ve Görevi

  1. Vücut ruhsuz, sadece fiziksel vücutla varlığını sürdürebilirdi, ama o zaman o vücut insan olmazdı. O canlı ve bilinçsiz olurdu, ama o vücut kendisini yönetemezdi, ne de vicdani yoluyla Tanrı’nın kanununu tanıyan, iyiliği kötülükten ayırt eden ve Tanrı’nın vahiylerini alan en yüksek yaratık olurdu. (59, 56)
  2. Bırakın vicdan ruhu aydınlatsın ve ruh bedeni yönetsin! (71, 9)
  3. Dünyada bazı insanlar sahte büyüklük peşinden koşarken, diğerleri ise insanın Tanrı’nın gözünde önemsiz bir yaratık olduğunu söylüyorlar. Ve hatta bazı insanlar topraktaki solucanla kendilerini kıyaslarlar. Elbette sizin fiziksel vücudunuz yaratıklarımın arasında küçük görünebilir, ama o benim için onu bilgelikle ve yetenekle yarattığımdan dolayı küçük değildir.
  4. Fakat benliğinizin büyüklüğüne vücudunuzun ölçülerine göre nasıl karar verebilirsiniz? O vücutta ruhun varlığını hissediyor musunuz? O ruh sizin vücudunuzdan daha büyük, varlığı ebedi, yolu sonsuzdur. Ruhun gelişmesinin sonunu fark etme gücüne sahip değilsiniz, ayni şekilde onun başlangıcını kavrayamadığınız gibi. Ben sizi küçük olarak görmek istemiyorum, ben sizi yarattım öyle ki, büyüklüğe ulaşın. İnsanı ne zaman küçük olarak gördüğümü biliyor musunuz? O günahların ahlaki çöküntüsüne düştüğü zaman, çünkü o zaman insan soyluluğunu ve onurunu kaybetti.
  5. Çoktan beri bana bağlı değilsiniz, Tanrı’nın size verdiği birçok nitelikler, yetenekler ve yetiler benliğinizde hareketsizce uyuduğu için gerçekten kim olduğunuzu bilmiyorsunuz. Ruh ve vicdan hakkında uyuyorsunuz ve işte tam onların ruhi niteliklerinde sizin gerçek büyüklüğünüz yatar. Siz bu dünyadan olan yaratıklar gibi yaşıyorsunuz, çünkü onlar bu dünyada oluşur ve ölürler. (85, 56 – 57)
  6. Sözümle size ruhunuzun benim için olan değerini ispat ediyorum. Maddi yaratıklar arasında ruhunuzdan daha büyük (kıymetli) hiçbir şey yoktur – ne ışığıyla kral yıldız (güneş), ne bütün mucizeleriyle dünya, ne de herhangi bir başka yaratık size verdiğim ruhunuzdan daha büyüktür, çünkü ruh Tanrı’dan çıkmış bir parçacıktır, alevdir.
  7. Tanrı’dan başka sadece ruhlar, ruhi zekâ, bilinç, irade ve irade özgürlüğüne sahiptirler.
  8. “Bedenin” içgüdü ve eğilimlerinin üstünde ruhunuz olan bir ışık yükselir ve bu ışığın üstünde bir önder, ders kitabı ve hâkim (vardır), o da vicdandır. (86, 68)
  9. Materyalizme düşkün insanlık bana: “Gerçekten ruhun krallığı var mıdır?” diyor. Fakat ben size: “Ah siz inançsızlar, ‘Üçüncü Devrin’ Thomas’ı gibisiniz” diye yanıt veriyorum. Acıma ve merhamet duyguları, şefkat, iyilik ve yüce duygulu olmak vücudun nitelikleri değildir, ayni şekilde içinizde gizli yatan Tanrı’nın hediyeleri (yetenekler) de vücudun niteliği olmadığı gibi. Kalbinizde ve aklınızda yer etmiş olan bütün o duygular, bütün o yetenekler ruha aittir ve siz onu inkâr edemezsiniz. “Beden” sadece sınırlı bir araçtır, fakat ruh sınırlı değildir: o büyüktür, çünkü ruh Tanrı’nın bir atomudur.
  10. Benliğinizin özünde ruhunuzun yerini arayın ve sevginin görkeminde büyük bir bilgelik! (147, 21 – 22)
  11. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlığın ilk günlerinden beri insan ruhtan bir özün içinde taşıdığının sezgisel bilgisine sahipti. Öyle bir öz ki, görünmez olmasına rağmen, insan hayatının çeşitli eserlerinde kendisini belli etti.
  12. Rabbiniz zaman zaman ruhun varlığını, özelliğini ve gizli varlığını vahiy etti. Çünkü o ruhu içinizde taşımanıza rağmen, materyalizminizin örttüğü perde öyle kalın ki, içinizde en asil ve en halis özünüzü fark etmeye muktedir değilsiniz.
  13. Birçok gerçekleri insan inkâr etmeye cesaret etti. Buna rağmen ruhun varlığına inancı ona karşı en çok savaştığı şeylerden birisi değildi, çünkü insan onu hissetti ve sonunda ruhunu inkâr etmenin kendisini inkâr etmek olacağını kavradı.
  14. İnsan vücudu tutkularından, kötü alışkanlıklarından ve zevke düşkünlüğünden yozlaştığı zaman, o vücut zincir, karanlık bir göz bantı, hapishane ve ruhun gelişmesine bir engel oldu. Buna rağmen insanda hayat sınavları esnasında asla ona yardıma koşan içten ışığın bir kıvılcımı eksik değildi.
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, ruhun en yüce ve temiz ifadesi vicdandır, çevresindeki bütün yaratıklar arasında insanı birinci, en yüce, en önemli ve en asil yapan o içten ışıktır. (170, 56 – 60)
  16. Bütün millete insanın sahip olduğu en yüksek ve en güzel unvan – o unvanı hak etmek zorunda olsa da – onun “Tanrı’nın çocuğu” olması olduğunu söylüyorum.
  17. Kanunların ve talimatların amacı size hakikatimi beyan etmektir öyle ki, en büyük mükemmellik olan Tanrı’nın O´na layık çocukları olabilesiniz. (267, 53)
  18. Sizin “benim suretimde” olarak yaratıldığınızı biliyorsunuz, fakat onu söylediğiniz zaman, fiziksel vücudunuzu düşünüyorsunuz. Size söylüyorum, benim suretim sizin vücudunuz değildir, bilakis benim suretimde olabilmek için erdemleri uygulamakla kendinizin benim gibi olması gereklidir.
  19. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben adaletim, iyi olanım ve bütün bunlar Tanrı’nın sevgisinden kaynaklanır. Nasıl olmanız gerektiğini şimdi anlıyor musunuz öyle ki, “benim suretimde” olasınız? (31, 51 – 52)
  20. Tanrı’nın inikâsını içinizde taşıyorsunuz, ben gerçekten içinizdeyim. Zekânız, iradeniz, yetenekleriniz, duyularınız ve erdemleriniz daha yüce bir özünüzün şahitliğini eder. Ve siz Baba´dan kaynaklandığınız Baba’nın yaşayan kanıtısınız.
  21. Zaman zaman itaatsizliğiniz ve günahınız yüzünden içinizde taşıdığınız suretimi lekeleyip kirletiyorsunuz. O zaman benim gibi değilsiniz; çünkü Tanrı’nın bir sureti olabilmek için insan vücuduna ve bir ruha sahip olmak yetmez. Gerçek bana benzerlik ışığınız ve bütün insanlara olan sevgiyle mümkündür. (225, 23 – 24)
  22. Ben sizi “suretim” olarak yarattım ve ayni zamanda ben üç ve bir olduğum için sizde de Üçlü Birlik vardır.
  23. Fiziksel vücudunuz yaratıkların mükemmel şekli ve ahengini temsil eder. İnsan olarak doğan ruhunuz, dünyada insanlara sevgi izi bırakmak için dünyaya insan olarak gelen “sözün” kopyasıdır; vicdanınız ise tanrısal ışık olan Kutsal Ruh´un parlayan kıvılcımıdır. (220, 11 – 12)
  24. Eğer ruhunuz vücudunuzda özgür iradesiz ve kendi eğilimleri olmadan etkisini gösterseydi, o zaman ruhunuz neleri hak etmiş olurdu? Ruhun bedenle savaşı bir gücün öbür güçle savaşıdır. O eritme potasında ruh üstünlüğünü ve dehasını ispat etmesi gereken denek taşını bulur. Ruhu sürekli bir an için “bedenin” ayartmasına yenik düşmesi sınavdır. Ruha etkisini gösteren ayartmalar çok güçlüdür ki, siz sonuçta doğaüstü ve kötü bir gücün sizi uçuruma sürüklediği ve sizin tutkularda mahvolmanıza neden olduğu izleniminde olabilirsiniz.
  25. Ruhun sorumluluğu Tanrı önünde ne kadar büyüktür! Beden bu sorumluluğu üzerine almadı. Bakın, ölüm geldiği zaman, beden hep toprakta yatıyor. Ne zaman liyakatler kazanacaksınız öyle ki, ruhunuz içinde yaşadığınız dünyadan daha mükemmel bir yurtta yaşamaya layık olsun?
  26. Dünya size sadece kibir, gurur ve sahte büyüklüğü oluşturan taçlar sunuyor. Ama kibirlerden uzaklaşmayı anlayan ruhunuza öbür dünyada başka bir bilgeliğimin tacı hazırlandı. (53, 9 – 11)
  27. Yaşam kendisini bedenden çok ruhta beyan etsin. Ne kadar çok insan bu dünyada yaşadılar; fakat onların sadece çok azı ruhen yaşadı ve insanda var olan ve Tanrı’nın insanların içine koyduğu tanrısal kıvılcım olan merhameti ifade etti.
  28. Eğer insanlar sağgörüyü ruhlarında muhafaza edebilmiş olsaydılar, o sayede geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve geleceklerini görebilirlerdi.
  29. Ruh Tanrı’nın bilgeliğinin kitabına benzer. Ne kadar çok içeriği vardır! Her adımda ve her anda size vahiy edecek bir şeyi vardır – bazen o kadar derin vahiyler ki, onları anlamanız mümkün değildir.
  30. Her insanın içinde var olan ışık kıvılcımı insanı ruhla birleştiren bağdır. O öbür dünya ve Babası´yla bağlantıyı sağlar. (201, 37 – 40)
  31. Ah, ruhunuzun görme yeteneğiyle algıladıklarını keşke fiziksel yapınız algılayabilseydi! Çünkü vücut fiziksel yapısı bakımından hiçbir şeyi fark etmese de, ruhunuzun görmesi asla son bulmaz. Ne zaman ruhunuzu anlamaya muktedir olacaksınız? (266, 11)
  32. Yaşama gaddar dediğiniz için onu sevmeyen siz, insanda vicdanın anlamını fark etmediğiniz ve onun size önlerdik etmesine izin vermediğiniz sürece, yaşamın gerçek değerini hiç bulamayacaksınız.
  33. Ruhu bedenden ve tutkularından daha yüksek bir yaşama yükselten vicdandır. Ruhen gelişmeniz size Tanrı’nın büyük sevgisini hissetmenizi sağlayacak. Eğer onu pratikte uygulamada başarılı olursanız, o zaman yaşamın anlamını anlayacaksınız, güzelliklerini göreceksiniz ve o yaşamda bilgeliği keşfedeceksiniz. O zaman neden benim ona “yaşam” adını verdiğimi bileceksiniz.
  34. Bu öğretiyi tanıdıktan ve anladıktan sonra, onun gerçek olmadığını söylemekle kim reddetmeye cesaret edecek?
  35. Eğer gerçek değerinizin gerekçesi vicdanınızda olduğunu kavrarsanız, o zaman Baba’nın yarattığı her şeyle ahenk içinde yaşayacaksınız.
  36. Sonra vicdan zavallı insan hayatını güzelleştirecek; ama insan adaletin ve bilgeliğin yolundan gitmek için önce onu Tanrı’dan ayıran bütün tutkularına sırtını dönmelidir. O zaman sizin için bugün ona ilgisizlikle baktığınız gerçek hayat başlayacak, çünkü siz neyi hor gördüğünüzü bilmiyorsunuz ve onun mükemmelliğini tasavvur edemiyorsunuz. (11, 44 – 48)

İnsanın İçinde Tanrı’nın Tapınağı

  1. İnsanlığın benim hakkımdaki tasavvuru çocukçadır, çünkü o ona sürekli verdiğim vahiyleri anlamasını bilmedi. Kendisini hazırlamasını bilen için ben görülebilir, dokunulabilir ve her yerdeyim; fakat hassasiyete sahip olmayanlara materyalizm onları sertleştirdiği için benim varlığımı kavramak güçtür. Öyle insan benim ondan uçsuz bucaksız uzaklarda olduğum duygusuna sahiptir ve ona herhangi bir şekilde hissedilebilmem ve görülebilmem imkânsızdır.
  2. İnsan beni içinde taşıdığını ve ruhunda ve vicdanının ışığında Tanrı’nın temiz varlığına sahip olduğunu bilmelidir. (83, 50 – 51)
  3. İnsanları üzen bu devrin ıstırapları onları adım adım farkında olmadan içlerindeki tapınağın kapısına götürecek. Bu durum karşısında ilerlemekten aciz: “Rab, neredesin?” diye soracaklar. Tapınağın içinden Usta’nın iyimser sesi duyulacak ve O onlara: “Ben buradayım, hep oturduğum yerde, sizin vicdanınızda” diyecek. (104, 50)
  4. Siz içimde doğdunuz. Ruhi ve maddi (fiziksel) yaşamı Baba´dan aldınız. Tasvir olarak söyleyebilirim ki, ayni zamanda içimde doğduğunuz için, ben de sizin içinizde doğdum.
  5. Sizin vicdanınızda doğdum, gelişmenizle büyüyorum ve sevgi eserlerinizde kendimi tamamen beyan ediyorum öyle ki, sevinç çığlıklarıyla: “Rab içimdedir!” deyin. (138, 68 – 69)
  6. Bugün henüz çocuk öğrencilersiniz ve benim talimatlarımı hep doğru olarak anlayamıyorsunuz, fakat kalbinizle ve düşüncelerinizle şimdilik Tanrı’ya konuşun. Tanrı size benliğinizin içinden yanıt verecek. Vicdanınızda konuşacak olan O´nun mesajı, berrak, bilge ve sevecen bir ses olacak. O sesi yavaş yavaş keşfedeceksiniz ve sonra ona zamanla alışacaksınız. (205, 47)
  7. Üçüncü Devirde öğrencilerimin kalbinde Kutsal Ruh´un kilisesini inşa edeceğim. Orada yaratan Tanrı, kudretli Tanrı, İkinci Devirde insan olarak dünyaya gelmiş olan Tanrı, sonsuz bilge Tanrı oturacak. O içinizde yaşıyor, fakat siz onu eğer hissetmek ve sözlerinin melodisini duymak istiyorsanız, içten hazırlık yapmalısınız.
  8. İyilik yapan insan varlığımı içinde hisseder, ayni şekilde alçakgönüllüler veya her insanı kardeşi olarak görenler de.
  9. Ruhunuzda Kutsal Ruh´un tapınağı vardır. Bu bölge yok edilemez, hiçbir fırtına veya bora onu yıkma gücüne sahip değildir. İnsan gözleri için o görülemez, dokunulamaz. Onun sütunları iyilikte büyümek olsun. Kubbesi Baba’nın çocuklarına verdiği rahmetidir. Kapıları tanrısal annenin sevgisidir; çünkü kapımı çalan herkes göksel annenin kalbini etkileyecek.
  10. Öğrenciler, işte Kutsal Ruh´un kilisesinde yaşayan hakikat buradadır öyle ki, (İncil’in) yanlış yorumları yoluyla yanılgıya düşenlerden olmayın. Taştan kiliseler sadece bir semboldiler ve o kiliselerde taş taş üstünde kalmayacak.
  11. İçinizdeki kilise kürsüsünde hep imanın alevi yanmasını istiyorum ve eserlerinizle günün birinde üstünde büyük bir kutsal tapınağın duracağı temelleri attığınızı kavrayın. Ben çeşitli fikirden bütün insanları denerim ve onları etkilerim, çünkü onların hepsinin tapınağımı inşa etmeye katılmalarını sağlarım. (148, 44 – 48)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29... Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdan Azabı, Pişmanlık ve Kendini Suçlama
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhunuzun kendisini kirletmesini istemiyorum, ne de gerçek yaşama dair ölmesini istiyorum. Eğer sizi zararlı zevklere ve eğlencelere kendinizi vermiş olarak bulursam, ondan dolayı adaletimle size musallat olurum. Ruhunuz benden nasıl çıktıysa, benim kucağıma öyle temiz gelmelidir.
  2. Vücutlarını toprakta bırakan herkes ve şaşkınlık içinde dünyadan göçenler, ruhunu aydınlatan benim varlığımı sonsuzluğun ışığında gördükleri zaman, derin uykularından kan ağlayarak ve kendilerini suçlamanın ümitsizliğiyle uyanacaklar. Istırap çocukta devam ettiği sürece, onu acılarından kurtarmak için, Baba da acı çeker. (228, 7 – 8)
  3. Bilgisizlikten kaynaklanan vicdan azabı ve azaplar – ruhsal yaşama sevinebilmek için ruhi gelişme eksikliğinden doğan – (günahlarla) lekeli ve hazırlıksız olarak ruhsal yaşamın eşiğine gelenler için bu ve daha fazlası ruhların kefaretini içerir.
  4. İnsanların günahını, kusurlarını ve ahlaksızlığını Baba’yı incitme olarak göremeyeceğimi bilin, çünkü insanlar (kötülükleriyle) kendilerine zarar verdiklerini biliyorum. (36, 56)
  5. Eğer birbirinizi sevseydiniz ve Babanız´ın dileğini yerine getirseydiniz – eğer irade özgürlüğünüzden biraz fedakârlık etseydiniz ve vicdanınızın emrettiklerini yerine getirseydiniz – hayatınız ne kadar aydınlık ve biliminiz ne kadar harika ve yol gösterici olurdu. Biliminiz o zaman maddi sınırları aşarken, doğaüstüne dokunurdu; çünkü şimdiye dek bilim o sınırlara yaklaşmadı bile.
  6. Dünyadan göçüp sonunda Tanrı’nın hakikati karşısında duran bilim adamlarının ruhu nasıl bir şaşkınlık hisseder! Orada o utanarak başını eğer ve onun gururunu affetmemi rica eder. O (bilim adamı) her şeyi bildiğine ve her şeyin üstünden geldiğine inanıyordu ve bilgisinin veya kavrama gücünün ötesinde olan bir şeyin var olduğunu inkâr ediyordu. Ama şimdi, yaşam kitabının önünde durduğu için, Yaratan’ın sonsuz eserinin önünde, kendi zavallı halini anlamak zorunda ve kendisini tamamen bilge olan (Tanrı’nın) önünde alçakgönüllülüğe bürünmek zorundadır. (283, 48 – 49)
  7. Ruhsal dünyaya geldiğiniz zaman, dünyada işlediğiniz günahları düşünmek zorunda olduğunuz için korkmayın. Eğer kendinizi ıstırapla arınmanızı sağlarsanız ve pişmanlık kalbinizde uyanırsa, eğer hatalarınızı telafi etmek çabalarsanız, o zaman bana layık ve ruhi temizlikle bana ulaşacaksınız ve hiç kimse, vicdanınız bile geçmişteki kusurlarınızı hatırlatmaya cesaret etmeyecek.
  8. Mükemmel vatanda (öbür dünyada) her ruh için zamanda ve sonsuzlukta sahibini bekleyen yer vardır. Sevginin, merhametin, imanın ve hak ettiklerinizin merdiveninde hepiniz birer birer krallığıma ulaşacaksınız. (81, 60 – 61)

Dengeleyici Adalet

  1. Sadece çok az öğrencim bu dünyada vardı ve daha küçük bir sayıda tanrısal Usta gibi olanlar vardı. Ruhsal vadide ise çok öğrencim var, çünkü orada öğretilerimi anlamada en çok ilerleme yaparlar. Orada sevgiye acıkan ve susayan çocuklarım insanların onlara reddettiklerini Usta´dan alırlar. Dünyada alçak gönüllülüklerinden ötürü onlara değer verilmeyenler, orada erdemleriyle parlıyorlar ve dünyada sahte ışıkla parlayanlar ise, üzgün ve pişmanlıkla ağlıyorlar.
  2. Öbür dünya, gözyaşlarınızla beni kutsayarak suçlarınızın kefaretini öderseniz, sizi dünyada tahmin edemeyeceğiniz şekilde kabul ettiğim yerdir. Hayat yolunuz esnasında bir an şiddetli bir isyanınızın önemi yoktur. Sizin büyük ıstırapları yaşadığınızı ve o günlerde bana itaatinizi ispatladığınızı ve adımı kutsadığınızı hesaba katacağım. Sizin itaatsizliğiniz yüzünden olsa da, siz de küçüklüğünüzün sınırında birkaç Golgota anları yaşadınız.
  3. Tanrı’ya bir an itaat ve sevgi sayesinde öbür dünyada yaşam ve merhamet zamanı kazandığınıza bakın. İnsanların bana olan kısa sevgisine benim sonsuz sevgim böyle karşılık verir. (22, 27 – 29)
  4. Karşılığını bu dünyada almadığınız her iyi eylemin ödülünü öbür dünyada alacaksınız. Ama ruhsal yaşamı için hiç bir şey yapmayanlar ve ruhsal dünyaya girerken elleri bomboş (iyilik yapmamış olanlar) olanların pişmanlığının büyük olacağını bilmeden, kaç taneniz bu mutluluğun tadını bu dünyada çıkarmak ister. (1, 21)
  5. Dünyada şeref ve övgüyü arayanlar, onları bu dünyada alsınlar; ama onlar çok kısa sürecekler ve onlar ruhsal dünyaya girdikleri zaman, onlara faydası olmayacak. Paraya değer verenler, ödüllerini bu dünyada alsınlar, çünkü aradıkları oydu, fakat öbür dünyaya göçmek için her şeyi bu dünyada bırakma zamanı geldiği zaman, birçok iyilik yapmış olduğunu sansa bile, ruhu için hiç bir ödül hakkına sahip olmayacak.
  6. Buna karşın her kim iltifat ve torpili reddetmişse, insanları temiz kalple ve çıkarsız şekilde sevmişse, her maddi ödülü reddetmişse, iyilik ekmekle meşgul olanlar ve iyilik eylemlerini yerine getirmeye sevinenler – bu insanlar ödüllerini düşünmeyecekler, çünkü onlar kendi bencil dilekleri için yaşamayacaklar, bilhassa insanlar için – onların sevinci ve mutluluğu Rab´bin kucağına vardıklarında, ne kadar da büyük olacak! (253, 14)
  7. Bu devirde size temiz ve mükemmel bir talimat getiriyorum. Ondan dolayı iş gününüzün sonunda sadece gerçek sevgiyle yaptıklarınızın geçerli olacağını size söylüyorum; çünkü bu sizin hakikati bildiğinizi ispat edecek. (281, 17)
  8. Şu anda değerini bilmediğiniz iyi bir eylem yaptığınız için yaptığınız iyilikleri hiç öğrenmeyeceğinizi düşünmeyin. Hiçbir iyiliğinizin ödülsüz kalmayacağını size söylüyorum.
  9. Ruhsal dünyaya ulaştığınızda, çoğunlukta değersiz görünen küçük eylemlerinizin iyilikler zinciri olduğunun farkına varacaksınız ki, o zinciri diğerleri uzatır, ama onu başlatanın memnuniyeti ile hep sonuçlanır. (292, 23 – 24)
  10. Ben sizi ruhunuz için hak kazanmanıza ilham veriyorum, ama o sizi kendinizi kurtarma bencil isteğine teşvik etmesin, bilhassa eylemlerinizi insanlığı, gelecek nesilleri düşünerek yapasınız. Onlar “öncekiler” tarafından yolu düzeltilmiş olarak gördükleri zaman, sevinçleri büyük olacak. Sevinç ve barış kardeşlerinizin ruhuna ulaştığı için mutluluğunuz o zaman sınırsız olacak.
  11. Sadece kendi kurtuluşu ve mutluğunu düşünenlerde bu nasıl da farklıdır; çünkü onlar kendi eylemleriyle neden oldukları yere ulaştıkları zaman, geride bıraktıkları insanların acıların yükünü taşırken gördüklerinde, bir an bile huzur ve sevinci tadamazlar.
  12. Size doğrusunu söyleyeyim, bu öğretinin gerçek öğrencileri benim ışığım olan ruhları gibi adaletli ve ruhen temiz eylemli insanlar olacaklar. (290, 76 – 77)
  13. Eğer alçakgönüllüyseniz, ruhi zenginliğiniz sizi bekleyen öbür dünyada çoğalacak. O zaman varlığınızın en güzel hislerini size sunan huzura sahip olacaksınız. Ve Tanrı’nın yaratıklarının sadık koruyucusu, acı çekenlere teselli ve barıştan mahrum olanlara barış olmakla ruhunuzda Baba´ya hizmet etme arzusu doğacak. (260, 29)

Ruhların Tanrı’nın Krallığına Yükselişi

  1. Ruhunuzun hemen dünyada çok yüksek yaşam seviyelerinin ve çok büyük bilgilerin hayalini etmeye başlayabileceği bu “Üçüncü Devirdir”. Çünkü kim bu dünyadan göçerse ve ruhunda bulacağı bilgileri çoktan yanında götürürse ve ruhi yetilerinin gelişmesini, o insan hak ettiği ödüllerinden dolayı yaşayacağı yere gelinceye dek birçok gezegenden kalmadan geçecek.
  2. O insan tamamen ruhsal durumunun bilincinde olacak, görevlerini yerine getirmesini nerde olursa olsun bilecek. O sevginin, ahengin ve adaletin dilini anlayacak ve düşünce olan ruhi dilin berraklığıyla kendisini ifade edebilecek. Onun için uçurumlar, şaşkınlık ve gözyaşları olmayacak ve o ona sonsuz miras olarak düşen yerlere yaklaşmanın daha da çok sonsuz mutluluğunu hissedecek. (294, 55)
  3. Tanrı’nın cennete götüren merdiveninde kendi ruhi gelişme seviyelerine göre çeşitli basamaklarda yer alan sayısız ruhlar vardır. Ruhunuz, bu merdiven basamaklarında mükemmelleşmeye ulaşmak için uygun özelliklerle ve Tanrı’nın belirlediği yüksek kararlara göre hedefe ulaşmak için yaratıldı.
  4. O ruhların hedefini bilmiyorsunuz, fakat benim yarattıklarımın mükemmel olduğu gibi onların da mükemmel olduğunu size söylüyorum.
  5. Baba’nın size hediye ettiği yetenekleri hâlâ anlamıyorsunuz. Fakat endişelenmeyin, çünkü daha sonra onun bilincinde olacaksınız ve onların size beyan edildiğini göreceksiniz.
  6. Sizin gibi çeşitli yaşam seviyelerinde yaşayan sayısız ruhlar yüksek bir güç yoluyla birleşmiştir ki, o güç de sevgidir. Onlar mücadele, daha yüksek gelişme için yaratıldılar, ama duraklamak için değil. Kanunlarımı yerine getirenler tanrısal sevgide büyüdüler.
  7. Fakat size hatırlatmak istiyorum, ruhunuz büyüklük, güç ve bilgelik kazandığı zaman bile, onun özellikleri Tanrı gibi sonsuz olmadığı için her şeye gücü yetmeyecek. Fakat onlar sizi ilk andan itibaren Yaratan’ın sevgisinin çizdiği doğru yola, mükemmelleşmenin doruğuna götürmeye yetecekler. (32, 34 – 37)
  8. Ruhunuzun mükemmelliğe ulaşması için yedi gelişme basamağını aşması gerekir. Bugün dünyada yaşadığınız için cennete götüren merdivenin hangi basamağında olduğunuzu bilmiyorsunuz.
  9. Ruhunuzun bu sorusunun yanıtını bilmeme rağmen, şu an size onu söyleyemem. (133, 59 – 60)
  10. Her basamak, her yaşam yeri ruha daha büyük bir ışık ve daha mükemmel bir mutluluk sunar. Ama en büyük huzur, ruhun mükemmel mutluluğu geçici yaşam yerlerinin ötesindedir.
  11. Kaç kere Tanrı’nın kucağında önceden mükemmel mutluluğu hissettiğinizi, o mutluluğun bu dünyadan göçtükten sonra gitmek zorunda olduğunuz gelecek bir dünyanın benzeri olamayacağını bilmeden, sanacaksınız. (296, 49 – 50)
  12. Yolun inandıklarından daha da çok uzun olduğunu bilmeden, kaç insan öldükten sonra o anda bana ulaşmak beklentisiyle ölümü özlüyor öyle ki, o zaman cennette bana sonsuza dek tapsın. Bana götüren cennet merdiveninde sadece bir basamak daha yukarı çıkabilmek için insanın bu dünyada doğru olarak yaşamış olması gerekir. Birçoklarının öğretimin içeriğini yanlış anlamaları bilgisizlikten gelir. (164, 30)
  13. İnsanlar tarafından yıkıcı güçler harekete geçirildi. Savaş adını her kalbe ekti. Ne kadar çok ıstırap insanlık yaşadı! Ne kadar çok terk edilmişlik, sefillik, öksüzlük ve üzgünlük hayat yolunda bıraktı! Savaşta ölen ruhların öldüğünü mü sanıyorsunuz yoksa yaşamın parçası, insanda varlığını sürdüren sonsuzluk sona mı erdi?
  14. Hayır, halk: Ruh savaş ve ölümden ölmez. Kendi ruhumun bir parçası olan o ruhlar acıların savaş alanından yükseldiler ve yolumda yaşamaya devam etmek, gelişmek ve ilerlemek için yeni bir ufku arıyorlar. (262, 26 – 27)
  15. Size dünyayı verdim öyle ki, hepiniz ayni şekilde onun sahibi olun, barış içinde yaşayın ve yeteneklerinizi geliştirmek için ve ruhunuzu yeni yurduna yükselişini hazırlamak için geçici yurt olarak kullanın.
  16. Size: “Rab´bin evinde birçok yerler vardır” diye söyledim. O yerleri ruhunuzun gelişme derecesine göre tanıyacaksınız. Her ruhi gelişme sizi bana daha da yaklaştıracak ve eylemlerinize göre gelişmeye ulaşacaksınız, çünkü her şey Tanrı’nın düzeni ve adaleti altındadır.
  17. Hiç kimse bir yaşam seviyesinden öbür yaşam seviyesine geçişinizi engelleyemeyecek ve sonunda her birinizin ruhunda ve benim ruhumda da sevinç çığlığı ve kutlama olacak.
  18. Ben sizi hazırlıyorum öyle ki, gitmeniz gereken yolun uzun olduğunu bilesiniz ve ilk eylemlerinizle onların size hemen o yurtlara kapıları açacağı düşüncesiyle yetinmeyesiniz.
  19. Fakat size bunu da söylüyorum. Ruhi gelişmenin belli bir bölümüne ulaşmak sayısız engelleri aştıktan sonra, kat ettiği büyük mücadeleli, acı günlerle dolu ve barışla dolu saatlere geriye bakmak için duraklamak ruh için güzel ve memnun edicidir.
  20. Sonunda etrafınızda parlayan zafer, ödül ve adalet ve Babanız´ın yanınızda mevcut olan mükemmel ruhu Oğul’u kutsayarak ve gelecek yaşam basamağına hazırlanırken onu kucağında dinlendirir. Böylece o birisinden öbürüne sonsuza dek benim yanımda yaşamak için sonunda en yüksek gerçekleşmeye ulaşıncaya dek gider. (315, 34 – 36)
  21. İnsanı Yaratan´a benzer yapan ruhun kıvılcımı daha daha ondan kaynaklandığı sonsuz aleve yaklaşır ve her kıvılcım bilinçli, sevgiyle parlayan, bilgili ve güçlü bir yaratık olacak. O yaratık, küçücük bir acı veya en küçük bir çile bile olmayan ve gerçek mutluluğun egemen olduğu mükemmelliğinin durumuna sevinir.
  22. Eğer bu ruhunuzun hedefi olmasaydı – size doğrusunu söyleyeyim, öğretimi birçok talimatlarla bildirmezdim, çünkü o zaman “Birinci Devrin” kanunu dünyada barış içinde yaşamak için yeterdi.
  23. Ama insanlar arasında yaşadığımı ve onlara bu hayatın ötesinde çok çok daha iyi dünya vaat ettiğimi göz önünde tutarsanız ve başka bir devirde size konuşmak için ve anlamadığınız her şeyi açıklamak için bundan başka yine geleceğime söz verdiğimi hatırlarsanız, böylece insanın ruhi belirlenmesi daha yüksek, beklediğiniz her şeyden çok çok yüksek olduğu ve vaat edilen mutluluğun tahmin ve hayal edebildiğinizden çok çok büyük olduğu sonucuna varacaksınız. (277, 48 – 49)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27... Öbür Dünya

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhsal Yaşam Hakkında Gerekli Bilgi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhsal öğretiler açısından bugünün insanlarını ne kadar da bilgisiz buluyorum. Bunun nedeni ise insanların onlara benim kanunumu ve öğretimi sadece yardımcı olan ahlâk öğretisi olarak açıklamış olmalarından, fakat öğretimin onların ruhunu mükemmel yurda götüren yol olarak açıklanmamış olmasından gelir.
  2. Çeşitli mezhepler insanların kalplerine yanlış bir ruhi bilgi korkusu ektiler. Bu da benim vahiylerimden uzak durmalarına ve daha da bilgisizliğin karanlığına batmalarına neden oldu. Neden olarak da ruhsal yaşamı keşfedilmez bir gizem olarak öne sürdüler.
  3. Bunu iddia edenler yalan söylüyorlar. İnsanlığın başlangıcından beri Tanrı’nın insanlara verdiği vahiyler ruhsal yaşamdan bahsettiler. Aslında size henüz o kabiliyete sahip olmadığınız için bütün öğretimi vermedim, bilhassa zamanı geldiği zaman. Ama Baba’nın size bugüne dek vahiy ettikleri ruhsal yaşam hakkında yeterli bilgi sahibi olmak için size yeter. (25, 38 – 40)
  4. Bazı insanların özlediği ruhsal yaşam, diğer insanları korkutur, inkâr edilir ve hatta onunla alay edilir; fakat o yaşam muhakkak sizi bekliyor. O hepinizi alan kucaktır – size uzanan koldur – ruhun vatanıdır: bilirkişilere bile keşfedilmesi imkânsız bir gizemdir. Ama benim gizemlerimi her ne zaman kullandığınız anahtar o kapıyı açmak için sevgi ise, çözebilirsiniz.

“Cennet ve Cehennem”

  1. İnsanlar cehennemi bitmeyen ıstırapların yeri olarak hayal ettiler. Onların fikrine göre oraya Tanrı’nın kanunlarına aykırı davrananlar gider. Tıpkı ağır suçlar için insanlar cehennemi icat ettikleri gibi, daha hafif suçlar için de başka yer icat ettiler ve bir diğer yeri de ne iyilik, ne de kötülük yapmış olan insanlar için uydurdular.
  2. Her kim öbür dünyada insanların ne sevindiğini, ne de acı çektiğini söylerse, o insan size hakikati söylemez; hiç kimse öbür dünyada ıstırapsız değildir, ne de sevinçten mahrumdur. Ruh en yüce huzura kavuşmadığı sürece sevinçler ve ıstıraplar hep karışık olacaklar.
  3. Dinleyin çocuklarım; cehennem insan olarak doğanlarda ve artık insan olarak doğmayanlarda, bu dünyadakilerde ve öbür dünyadakilerdedir. Cehennem ağır ıstırapların, korkunç vicdan azaplarının, çaresizliğin, acıların ve ağır günah işleyen insanların acı dolu olmasının sembolüdür. Fakat ruhlarını sevgiye doğru geliştirmekle bu sonuçlardan kurtulacaklar.
  4. Gerçek mutluluğun ve gerçek huzurun sembolü olan cennet ise Tanrı ile birlikte yaşamak için dünyanın tutkularına sırtını çevirmiş olan insanlar içindir.
  5. Vicdanınıza sorun, o zaman cehennemde mi, yoksa suçlarınızın kefaretini ödediğinizi mi veya cennetin huzuru içinde yaşadığınızı mı, bileceksiniz.
  6. İnsanların cennet veya cehennem dedikleri belli bir yer değildir, o “ruhtan vadiye” ulaştığınızda (öbür dünyada) ruhunuzun biçtiği eylemlerinizi içeren sonuçtur. Herkes kendi cehennemini yaşar, kefaret dünyasında yaşar veya Tanrı’nın Ruhu´yla yükseliş ve ahengin getirdiği mutluluğun tadını çıkarır. (11, 51 – 56)
  7. Tıpkı insanın bu dünyada benim krallığıma benzer ruhi huzur dolu bir dünya kurabilmesi gibi, kendi kötülükleri sayesinde kötü alışkanlıklar, kötülükler ve vicdan azabıyla dolu cehennem gibi bir yaşam sürdürebilir.
  8. Öbür dünyada da insan ruhu karanlıkların, kötülüklerin, nefretin ve intikamın dünyalarında ruhunun eğilimine, yanılgısına ve tutkularına göre kendisini bulabilir. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, insanların dünyevi biçimler ve tasvirler yoluyla izah ettikleri hem cennet, hem de cehennem ruhun çeşitli gelişme safhasından başka bir şey değildir: birisi erdemlerinden ve ruhen gelişmesinden dolayı mükemmelliğin zirvesinde, diğeri ise karanlığın, kötülüklerinin ve ruhi körlüğünün uçurumundadır.
  9. Adaletliler için onun olduğu yer önemli değildir, çünkü o her yerde huzuru, Yaratan’ın cennetini içinde taşıyacak. Pak olmayan ve şaşkın ruh ise en iyi dünyalara olsa da, içinde durmadan arıtılıncaya kadar onu yakan vicdan azabının cehennemini hissedecek.
  10. Ben, Babanız, sırf sizi cezalandırmak için ve böylece sizin hakaretlerinizin intikamını almak için böyle yerler yarattığıma inanıyor musunuz?
  11. Böyle teorileri öğretenler ne kadar da dar kafalı!
  12. Sonsuz karanlığın ve sonsuz ıstırabın bazı ruhları (ölümden sonra) beklediğine inanmanız nasıl mümkün olabilir? Onlar günah işlemiş olsalar bile, buna rağmen hep Tanrı’nın çocukları kalacaklar. Eğer onların bilgiye ihtiyaçları varsa, iste Usta burada! Eğer onların sevgiye ihtiyaçları varsa, iste Baba burada! Eğer onlar günahlarının affını özlüyorlarsa, iste burada mükemmel hâkim!
  13. Beni aramaya çalışmayanlar ve hatalarını düzeltmeyenler bana gelmeyecekler. Fakat benim adaletime ve sınavlarıma karşı gelen hiç kimse yoktur. Bana sadece (kötülüklerinizden) arınmış olarak gelebilirsiniz. (52, 31 – 37)
  14. Baba’nın sahip olduğu evler arasındaki yerlerin bir tanesi bile karanlık değildir, hepsinde ışık vardır, fakat bilgisizliklerinden ötürü ruhlar gözleri bağlı olarak öbür dünyaya girerse, o görkemi nasıl görebilirler?
  15. Eğer bu dünyada bir köre ne gördüğünü sorarsanız, size o sadece karanlık diye yanıt verecek. Güneşin ışığı olmadığı için değil, aksine o ışığı göremediği için. (82, 12 – 13)
  16. Bu devirde size söyledim: insanların cehennem hakkında uydurdukları tasavvurları beslemeyin, çünkü bu dünyada savaşlarınızla ve düşmanlıklarınızla yaratmış olduğunuz yaşamdan daha büyük bir cehennem yoktur. Vicdan insanın hatalarını gözler önüne serdiği zaman, öbür dünyada ise ruhun vicdan azabından başka hiçbir başka bir ateş yoktur. (182, 45)
  17. Dini yobazlıkları yüzünden öbür dünyada sadece cehennemde cezayı bekleyenler ve bu fikre bağlı kalanlar, kendi cehennemlerini yaratacaklar, çünkü ruhun şaşkınlığı insan aklının şaşkınlığı gibidir ve hatta daha şiddetlidir.
  18. Şimdi: “Usta, onlar için kurtuluş var mıdır?” diye soruyorsunuz. Size söylüyorum: kurtuluş herkes için vardır, ama huzur ve ışık o ruhlara sadece ruhi körlükleri çözüldüğü zaman ulaşacak.
  19. Var olmayan şeyleri gören aklı şaşkın (deli) bir insanın haline acıdınız mı? Eğer öbür dünyada şaşkın ruhların kendi hayallerinde canlandırdıkları cehennemi görseydiniz, ıstıraplarınız ne kadar büyük olurdu! (227, 71)
  20. Bu vahiyler karşısında titremeyin; tam tersine, bu sözün cehennemde sonsuz ceza tasavvurunu ve geçmiş devirlerde size verilen cehennemde sonsuz ateş yorumlarını çürüttüğüme sevinin.
  21. “Ateş” ruha acı çektiren ve altının döküm potasında arıtıldığı gibi onu arıtacak olan ıstırabın, kendini suçlamanın ve pişmanlığın sembolüdür. Bu ıstırapta benim dileğim ve dileğimde ise size olan sevgim vardır.
  22. Eğer ateşin insanın günahlarını bertaraf ettiği doğru olsaydı, o zaman bütün günah işleyenlerin vücutları burada dünyada ateşe atılması gerekirdi, çünkü öldükleri zaman o ıstırabı hissetmezlerdi. Çünkü vücutlar asla ruhsal alana yükselmezler, tam tersine, vücudun görevi sona erdiği zaman, orada tabiatla birleştiği ve tabiattan kaynaklandığı toprağın içine gömülür.
  23. Fakat sizin “sonsuz ateş” dediğiniz vücut için kastedilmediğine, bilakis ruh için olduğuna inanıyorsanız, bu da diğer bir ağır yanılgıdır, çünkü ruhsal bölgelerde maddi elementler yoktur, ne de ateşin ruha bir etkisi vardır. Maddeden doğan maddedir, ruhtan doğan ruhtur.
  24. Sözüm, herhangi bir iman kanısına saldırmak için aşağıya gelmez. Eğer birisi bunu düşünüyorsa, çok yanılıyor. Sözüm yanlış yorumlanmış olanları ve ondan dolayı nesilden nesille aktarılan yanılgılara neden olmuş olan bütün içerikleri açıklayacak.
  25. Eğer ruhları yanılgılarından ve günahlarından kurtarmaya gücüm yetmeseydi, benim kanunumun ve öğretimin ne değeri olurdu? Eğer birçok insan ruhu sonsuza dek (öbür dünyada) ceza çekmek zorunda olsaydı, bu dünyada insan olarak yaşamış olmamın ne anlamı olurdu? (352, 44 – 48)
  26. Bazı insanlar, ölümün onlara aniden gelebileceğinden korktukları için ve o zaman Rab´be sunabilecek hiç bir ödülleri olmadığı için iyilik yapmaya yönelirler. Diğerleri ise kötülükleri bırakırlar, fakat sadece günahkâr olarak ölme korkusundan ve bu yaşamdan sonra sonsuz cehennem ıstırabını çekmek zorunda olduklarından ötürü.
  27. Birçoklarının hayal ettiği ne kadar darmadağın ve hatalı bir Tanrı tasavvur şekli bu! Ne kadar adaletsiz, korkunç ve gaddar! Eğer bütün insanların işlediği günahları ve cinayetleri bir araya getirirsek, bu sonsuza dek süren cehennem cezasının iğrençliğiyle kıyaslanamaz. Sizin fikrinize göre Tanrı günah işleyen çocuklarını ebediyen cehennem cezasına mahkûm eder. Size Tanrı’nın en yüksek özelliğinin sevgi olduğunu göstermedim mi? Sonsuz ıstırabın Tanrı’nın özelliği olan sonsuz sevgisine tamamen zıt olduğunu düşünmüyor musunuz? (164, 3 – 34)
  28. Cennetin sonsuzlukta bir bölge olduğuna inanıyorsunuz ve günahlarınızdan ciddiyetle pişman olmakla ölüm saatinizde cennete gidebileceğinize inanıyorsunuz, çünkü o anda günahlarınızın affedileceğine güveniyorsunuz ve benim sizi cennete götüreceğimi sanıyorsunuz. Sizin inandığınız budur.
  29. Bense buna karşın size cennetin belli bir yer olmadığını, ne bir bölge olduğunu, ne de bir yurt olduğunu söylüyorum. Ruhun cenneti onun yüce duygu dünyası, mükemmelliği ve arınmış bir temiz durumudur. Yani cennete girmenize izin vermek kime bağladır – sizi hep çağıran bana mı, yoksa hep sağır olan size mi bağlı?
  30. Artık sonsuzluğu, Tanrı’dan olanı sınırlandırmayın. Eğer cennet öyle sizin inandığınız gibi belli bir yurt, bölge veya belli bir yer olsaydı, o zaman sonsuz olmazdı, anlamıyor musunuz? Tasavvur gücünüz bütün gerçekleri kavrama gücüne sahip olmasa da, ruhsal şeyleri daha yüce şekilde kavrama zamanı geldi. Ama en azından tasavvur gücünüz ona yaklaşsın. (146, 68 – 69)

Cennetin Müziği

  1. Meleklerin cennette sonsuza dek tanrısal konseri dinlediğini duydunuz. Eğer siz bu sembol hakkında düşünürseniz, o zaman dünyada dinlemeye alıştığınız müziklerin benzerini cennette de duyacağınıza inanmaktan sakının. Böyle düşünenler tamamen materyalizmin yanılgısına yenik düştüler. Buna karşın, eğer her kim cennetin müziği ve meleklerin o müziği duyarken mutluluğu hakkında konuştuğunu duyarsa, kim bu göksel konserde Tanrı’yla ahengi düşünürse, o hakikati söylemiş olacak.
  2. Her birinizin ruhunda evrensel konserin sesi olmasına rağmen, fakat bazılarının bunu böyle algılamamaları nasıl olur? Bazılarının bu sözü duyması, anlamaması ve hissetmemesi veya yanlış yorumlaması nasıl olur?
  3. Ah kavrama gücü zayıf sevilen çocuklar, duada ışığı arayın! Meditasyon yaparken bana sorun; çünkü sorularınız geniş ölçüde olsa da, size sonsuzluktan yanıt vermesini bileceğim. Size ben ayni şekilde sorular soracağım öyle ki, Usta ve öğrenciler arasında hakikatin ışığı doğsun.
  4. Cennetin müziği Tanrı’nın içinizde varlığıdır ve o konser esnasında bir kere ruhsal güzellik olan gerçek yükselişe ulaştığınız zaman, sesiniz çınlayacak. Bu cennetin müziğidir ve meleklerin şarkısıdır. Eğer onu öyle yaşar ve hissederseniz, o zaman hakikat benliğinizde parlayacak ve siz Tanrı’nın içinizde olduğunu hissedeceksiniz. Yaşam size sonsuz ve tanrısal bir konser sunacak ve onun her sesinde bir vahiy keşfedeceksiniz.
  5. Henüz güzel sesleri mükemmel bir ahenk içinde duymadınız – ara sıra hoş sesler, diğerleri ise gür. Eğer siz tesadüfen o sesleri duyarsanız, size o bir araya getiremediğiniz belirsiz bir ses gibi gelecek; onların güzelliğinin bilincine varamadınız. Ruhunuzdaki Tanrı’nın konserini duyabilmek için duyularınızı, tutkularınızı ve materyalizmin gölgesini arkanızda bırakmanız gerekir. (199, 53 – 56)

Babam´ın Evinde Birçok “Yer” Var

  1. Eserim, sonunda bütün ruhtan yaratıklar kanunumu yerine getirmede birleşene ve bu dünyevi yurdu mükemmelliğin dünyası olana dek, daha çok büyüyor. O anda dünyada yaşayanlar sevgimi bütün yaratıklarda hissedecekler ve daha iyi bir dünyada yaşamak için hazırlanacaklar. Bu dünya ruhunuz için sadece geçici olacak. Ruhunuz mükemmelleşme arzusuyla diğer bölgelere, öbür dünyanın diğer seviyelerine yola koyulacak.
  2. Size: “Babam´ın evinde çok yer var” dediğimi hatırlayın. Ve ruhunuzun daha da çok geliştiği ve böylece talimatlarımı daha iyi anladığınız bu devirde size: “Baba’nın evinde sonsuz sayıda yerler vardır” demek istiyorum. Bu dünyadan göçerken, hemen ruhunuzun en yüksek seviyesine ulaştığını sanmayın. Hayır, öğrenciler. Bu gezegende yaşamınız sona erdiği zaman, sizi yeni yurtlara götüreceğim ve böylece sizi hep mükemmelleşmenin sonsuz merdivenine yönelteceğim. Bana güvenin, beni sevin ve siz kurtarılacaksınız. (317, 30)
  3. Hemen bu dünyada krallığımın, cennetin ve görkemin ne veya nasıl olduğunu tasavvur edebilmeniz imkânsızdır. Sadece onun ruhun mükemmel bir durumu olduğunu ve oradan şimdi anlayamadığınız ve tasavvur edemediğiniz ruhun harika yaşamını görmeniz, hissetmeniz ve anlamanızla yetinmenizi istiyorum.
  4. Sizin dünyanızdan daha yüksek seviyelerde yaşayan ruhlar bile o yaşamın gerçeğini bilmediğini size söylüyorum. “Baba’nın kucağında” yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Eğer orada yaşarsanız, o zaman onun ne demek olduğunu bilebilirsiniz. Sadece o gizemin belirsiz bir duygusu, zayıf bir sezgisi ruhi gelişme yolunuzda teşvik olarak hafifçe kalbinizden geçer. (76, 28 – 29)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26... Diğer Dünyalar

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 26… Diğer Dünyalar

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar
Jesus Christus´un Vahyi         

Almancadan tercüme: Jasmin

Jesus Christus´un Evrensel Işığı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Size eskilerde insan olarak konuştuğum için ve insanlar kendi küçük dünyasının ötesinde olanlardan habersiz oldukları için: “Ben dünyanın ışığıyım” demiştim. Şimdi size ruhen “Ben bütün dünyaların yaşamını, cenneti ve yurtları aydınlatan ve bütün yaratıkları ve canlılara ışık veren ve yaşamasını sağlayan evrensel ışığım” diyorum. (308, 4)
  2. Ben ebedi tohum ekenim. Bu dünyaya gelmeden önce ve insanların beni Jesus olarak adlandırmadan önce de tohum ekendim. Beni maddeleşmenin, yanılgının ve bilgisizliğin ötesinde olan ve ruhtan bölgelerde ve yurtlarda yaşayanlar biliyordu ki, siz onları henüz tanımıyorsunuz, ne de tasavvur edebiliyorsunuz.
  3. Ben bu dünyaya gelmeden önce, beni bilenler arasından birçoklarını dünyada benim şahitliğimi yapmaları ve sevgi ve Tanrı’nın “sözü” olan Christus´un gelişini bildirmeleri için size yolladım. Onların bir kısmı peygamber, diğerleri yolumu hazırlayıcılar ve öbürleri ise elçilerimdi.
  4. Adımlarımın iz bıraktığı yer sırf bu dünya değildir. Nerde bir kurtarıcıya gerek olduğunda, ben oradaydım.
  5. Ama size söylemeliyim ki, ben burada, bu dünyada yüzyıllar sonrasında bile dikenden taçla kusurlarınızın çarmıhında acı çekerken ve hâlâ öd ve sirke dolu kâseden içerken, diğer dünyalarda benim çarmıhım ve (acıların kâsesi) kâsem kardeşlerinizin yenilenmesi ve sevgisiyle bertaraf edildi.
  6. Benim sevgi eylemim bütün insanlığın kurtuluşunu içerdiği için, sizi sonsuz bir sabırla bekliyorum ve her insana sadece bir tek fırsat değil, tersine (ruhen) yükselişi için birçok fırsat verdim ve yüzyıllar boyunca derin letarjiye dalanların uyanmasını bekledim. (211, 26 – 29)
  7. Mükemmelliğin merdiveninde birçok basamak vardır; “ruhtan vadide” sonsuz uzayda birçok dünyalar vardır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, ben kendimi hep onlara beyan ettim ve içinde yaşadıkları dünyanın ruhi seviyesine göre vahyim onlara ulaştı. (219, 34)
  8. İnsanlar benim Tanrı olmam, varlığım ve öğretim hakkında tartışırken, uzayda mükemmel bir şekilde sevildiğim dünyalar vardır.
  9. Ayni anda bazıları büyük ruhi temizliğe ulaştıkları için, sizin gezegeniniz ahlâken ve ruhen büyük bir çöküş yaşıyor. (217, 65 – 66)

Dünyalar Arasında Ruhi Bağlantı

  1. Tanrısal ışığım her yerde parlar; beni nerede ararsanız arayın, varlığımı bulacaksınız.
  2. Ben çocukları arasında ahengin başlamasını sağlayan Baba’yım – hem bu dünyadaki yaşayan çocukları arasında, hem de diğer dünyalarda yaşayan çocukları arasında.
  3. Bütün yaratıklar arasındaki ruhi ahenk onlara tanılar vahiy edecek, onlara mesafeleri kısaltan, yokluğu yaklaştıran ve sınırlama ve sınırları yok eden ruhtan ruha diyaloğu getirecek. (286, 1 – 3)
  4. İnsanlar ruhaniyete doğru büyük adımlar atacaklar; ruhları insani sınırları aşacak ve kardeşleriyle bağlantı kurabilmeleri ve onların onlara sunduğu ışığı alabilmek için daha yüksek yaşam dünyalarına ulaşabilecekler.
  5. İnsanlar daha az gelişmiş yaratıkların yaşadığı yaşam seviyelerine de onlara yardım etmek ve zavallı yaşamlarını arkalarında bırakmaları ve daha iyi bir yaşam planına ulaşmaları için, inebilecekler.
  6. Ruhun mükemmelleşmesi için çıkması gereken merdiven basamakları çok uzundur. O merdivende çeşitli gelişme seviyesinde olan yaratıklara rastlayacaksınız. Siz onlara sahip olduğunuz şeyleri sunacaksınız ve onlar da size ruhi zenginliklerinden bir şeyler verecekler.
  7. O zaman düzelmesi için çabaladığınız bu dünyanın bir tek dünya olmadığını keşfedeceksiniz. Bütün gezegenlerde ruhun geliştiğini, her yerde hareket ettiğini ve belirlenen amaca göre büyüdüğünü göreceksiniz. Hazırlanmanızı istiyorum öyle ki, bütün kardeşlerinizle birlik kurun, birbirinizi tanımak, sevmek ve birbirinize destek olmak için kutsal arzuyla haberleşin.
  8. Benim adıma ve mutlak itaatle düşüncelerinizle onu yapın. Eğer bu uygulamayla başlarsanız, daha sonra onların ricalarını, öğretilerini ve iyiliklerini doğru anlayacaksınız.
  9. Sizin şu anda eviniz olan bu gezegende ve bu gezegenin dışında kardeşlerinizle ahenk içinde olmanızı özlüyorum. Onlarla arkadaşlık bağları kurun, gerekirse, yardım isteyin ve sahip olduğunuz şeyleri rica edenlere yardıma koşun. (320, 44 – 46)

Diğer Dünyaları ve Yaşam Şekillerini Tanımak

  1. Bana çok kez bu dünyanın ötesinde neyin olduğunu ve uzayda yörüngelerinde dolaşan yıldızların sizin dünyanız gibi bir dünya olup olmadığını sordunuz.
  2. Sizin merakınıza karşı yanıtım gizem perdesini tamamen açmadı, çünkü anlayabilmeniz için gerekli gelişmeye henüz ulaşmadığınızı, ne de diğer dünyalarla ahenk içinde olabilmek için gerekli olan sizdeki ruhaniyeti görüyorum.
  3. Siz henüz içinde yaşadığınız dünyanızın size sunduğu öğretilerin farkına varıp kavramadınız, ama hemen öbür dünyaları aramak istiyorsunuz. Kendi aranızda ayni dünyanın vatandaşı olarak birbirinizle kardeş olmayı başaramadınız ve diğer dünyalardaki yaratıkların varlığını keşfetmek istiyorsunuz.
  4. Önce size “İkinci Devirde” dediğim “Babam´ın evinde kalacak çok yer var” sözünü hatırlatmamla yetinin ve şimdi size o sözleri tasdik ederek uzayda yaşayan tek insanlık olmadığınızı söylüyorum. Yaşadığınız gezegen de insanların yaşadığı tek gezegen değildir.
  5. Yarının nesillerine diğer dünyalara yaklaştıran kapıları açık görmek mümkün kılınacak ve o zaman Baba´ya haklı olarak hayran kalacaklar.
  6. İyilik ve sevgiden kaynaklanan yardımseverlik ve barış o gizemin kapısını açan anahtarlar olacaklar. Böylece insanlar evrensel ahenk yolunda bir adım atacaklar.
  7. Bugün izole edilmiş, sınırlı ve engellisiniz, çünkü bencilliğiniz sizi sadece “dünya” için özgürlük ve ruhun yükselmesine çabalamadan yaşattı.
  8. Eğer size diğer dünyalara ulaşmaya kendi insani hatalarınızı yenmeden önce, izin verilseydi, kibirli insanlar – materyalizminizden ötürü küçülmüş yaratıklar – sizden ne olurdu? Ekeceğiniz tohum ne olurdu? Bozuşma, hırs ve kibir.
  9. Size doğrusunu söyleyeyim: her insanın özlediği o bilgiye ulaşmak için ve kafasını kurcalayan ve merak ettiren sorulardan kurtaran o vahyi alıncaya dek, insanlığın kötülüklerinden arınması, büyümesi ve dua etmesi gerekir.
  10. İnsanlığa gizemlerimi beyan eden sadece bilim olmayacak; bilgi arzusunun ruhi sevgiden ilham alması gereklidir.
  11. İnsanların yaşamı ruhaniyeti yansıtmaya başladığı zaman – size söylüyorum, o zaman dünyanın ötesini keşfetmek için bile çaba göstermek zorunda kalmayacaklar, çünkü ayni zamanda daha yüksek yurtlarda (gezegenlerde) oturanlar onlara gelecekler. (292, 3 – 11)

Yıldızların Belirlemesi

  1. Babanız´ın evinde kalacak çok “yer” vardır ki, onlar mükemmelliğe götüren birçok merdiven basamağıdır; oradan “ruhsal dünya” aşağıya size kendisini beyan etmek için iner.
  2. Siz bana çok kez ruhtan ruha sayısız yıldızların varlığının nedenini sordunuz ve dünyanın üstünde parlayan gezegenler hakkında: “Usta, o dünyalar boş mu?” dediniz.
  3. Fakat size söylüyorum: Onu size tamamen beyan etme zamanı henüz gelmedi. Eğer insanlar ruhaniyete ulaşırlarsa, o zaman onlara büyük vahiyler verilecek ve benim sevdiğim yaratıklarla ruhtan ruha diyalog kurabilecek ve o zaman bütün kardeşler arasında fikir haberleşmesi sağlanacak.
  4. Fakat hemen şimdi bilesiniz: bütün dünyalarda benim yaratıklarım yaşar ve onların hiçbirisi boş değildir. Onların hepsi kutsanmış yerler ve bahçelerdir ve Tanrı’nın şefkatini temsil eden Maria tarafından yönetilir.
  5. Kutsal Ruh, sizin ve insanlığın bilmediği yüce öğretileri ağzınız yoluyla yeniden bildirecek. Ne zaman, sevgili halk? Eğer sizde ruhaniyet hâkimse ve misyonunuza özen varsa, işte o zaman. (312, 10 – 12)
  6. Bak halkım, gökyüzünü incele, iyice ona bak ve her yıldızda bir vaat olduğunu, seni bekleyen bir dünya olduğunu yaşayacaksın. Onlar Tanrı’nın çocuklarına vaat edilen yaşam dünyalarıdır ve siz hepiniz oralarda yaşayacaksınız. Çünkü hepiniz sadece belli bir yaratıklar için yaratılmamış olan krallığımı tanıyacaksınız. O Rab´bin çocuklarının birleşeceği evrensel bir yurt olarak yaratıldı. (12, 24)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25... Tabiat - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 25… Tabiat

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Tabiat Kanunları
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ben size Tanrı’yı her şey olarak görmenizi öğrettim. O´nu ruhi tasavvur gücünüze sınırsız bir mucize olarak, uzayda harekete ve etkinliğe neden olan kudret olarak, kendisini hem en basit bir bitkide, hem de uzayda yörüngesinde dolaşan milyonlarca gezegenlerde gösteren – o dünyaların hiç birisi onu yöneten kanuna itaatsizlik etmez – yaşam olarak bilin.
  2. O kanun benim. İnsanları şaşırtan ve onlara tabiatın gizemlerini daha da derin keşfetmeyi sağlayan ve insanlara geniş bilimsel araştırma alanı açan Tanrınız sonsuz gelişmenin kanunudur. (39, 74 – 75)
  3. Kanunumun insanlara önderlik etmek için en yüce Yaratan’ın sevgi yoluyla hazırladığı bir yol olduğunu kavrayın. Çevrenizi saran, temel maddelerden ve sayısız organizmalardan oluşan yaşam hakkında derince düşünün. Sonuçta her canlının ve yaratığın yabancı ve gizemli bir güç tarafından yönlendirildiği izlenimini veren belli bir yolda veya rayında hareket ettiğini keşfedeceksiniz. Bu güç Tanrı’nın bütün yaratıklarına verdiği kanundur.
  4. Eğer siz bu önemli süreçleri araştırırsanız, o zaman her şeyin gerçekten en yüksek bir kanuna göre yaşadığını, hareket ettiğini ve büyüdüğünü sonuçta anlayacaksınız. (15, 4)

Tanrı’nın Tabiatta Varlığı

  1. Beni bütün yarattığım eserlerde arayın ve beni her yerde bulabileceksiniz. Beni duymaya çalışın ve güçlü sesimi bütün yaratıklardan çıktığını duyacaksınız; çünkü kendimi yaratılan eserler yoluyla ifade etmem bana zorluk çıkarmaz.
  2. Kendimi hem yıldızda, fırtınanın azmasında, hem de seher vaktinin hoş ışığında ortaya koyarım. Sesimi bir kuşun melodik ötmesinde çınlatırım, tıpkı çiçeklerin kokusuyla da kendimi ifade ettiğim gibi. Ve her ifade şeklim, her görünüm ve eserim size sevgiden, adalet kanunlarını uygulamaktan, bilgelikten ve ruhsal dünyada sonsuzluktan bahseder. (170, 64)

Tabiat Tanrı’nın Eseridir ve Ruhsal Dünya İçin Benzetmedir

  1. Birçokları tabiata var olan her şeyin yaratıcı kaynağı olarak tapmakla kendi tanrısı yaptılar. Fakat size söyleyeyim, kucağından bütün yaratıkların çıktığı bu tabiat – maddi güçler ve çevrenizi saran maddi elementler – yaratıcı değildir; o tanrısal Yaratan tarafından planlandı ve yaratıldı. Tabiat ne yaratılışın nedeni, ne de yaşamın nedenidir. Sadece ben, Rabbiniz, başlangıç ve sonum, alfa ve omegayım (ilk ve son). (26, 26)
  2. Etrafınızı bu dünyada saran ve kaplayan her şey sonsuz yaşamın kopyasıdır ve esaslı bir derstir ki, bu maddi şekillerle ve objeler yoluyla o anlaşılabilsin.
  3. Henüz bu harika dersin derinliklerini anlayamadınız ve insanlar yeniden dünyada yaşadıkları hayatı sanki sonsuzmuş gibi anladıkları için yanıldılar. İnsanlık, dünyada gördüğü şekillerle ilgilenmeyle yetindi ve bütün yaratıklarda var olan, esans ve hakikat olan tanrısal vahyi içeren her şeyi hor gördü. (184, 31 – 32)
  4. Siz çocuklarımın varlığı, sağlığı, beslenmesi ve iyiliği ve mutluluğu için tabiata koyduğum şeylerden sizi mahrum bırakmak istemiyorum.
  5. Tam tersine size söylüyorum: Size ruhun ekmeğini sunduğum, tanrısal esansları nefes almanıza davet ettiğim ve ruhi güzel kokularla canlandırdığım gibi, ayni şekilde tabiatın size sunduklarını ne görmemezlikten gelesiniz, ne de ondan uzaklaşasınız; çünkü öylece ahenk, sağlık ve enerjiye kavuşacaksınız ve böylelikle yaşam kanununu doğru olarak yerine getirmiş olursunuz. (210, 22)
  6. Akılsız yaratıklar içten bir sesi, ustası ve yöneticisi olan içgüdü tarafından yönlendirilirler. O annesinden, tabiattan kaynaklanan ve hayatında kat etmesi gerekli tehlikeli ve riskli yolunu aydınlatan ışık gibidir.
  7. Her çeşit yaratığın içinde yaşadığı ahengini, çalışkanlığını kendinize örnek alın. Sadakat ve minnettarlığın örneklerine değer verin. Onlar tanrısal bilgeliği içeren örneklerdir, çünkü o örnekler – onlar ayni şekilde benim yaratıklarımdır – benim yaratıklarımdan kaynaklanır öyle ki, onlar sizin çevrenizde olsun, size dünyada eşlik etsin ve ayni şekilde onlar da tabiata verdiklerimden faydalansınlar. (320, 34 + 37)

Tanrı’nın Çocuklarının Tabiata Karşı Gücü

  1. Eğer kanunumu yerine getirirseniz ve benden insanların iyiliği için rica ederseniz, tabiat güçleri size itaat edecekler. (18, 47)
  2. Tabiat güçlerinin duanızı duyabileceklerini ve sakinleşeceklerini size öğretmedim mi? Eğer o güçler benim sesime itaat ediyorlarsa ve eğer benim çocuklarım hazırlanmışlarsa, neden o zaman Rab´bin çocuklarının sesine itaat etmesinler? (39, 10)
  3. Ben ruha maddeye egemen olsun diye güç verdim öyle ki, yaşam sınavlarından başarıyla çıksın ve yolun son hedefine kadar ulaşsın. Fakat mücadele büyük olacak; çünkü insanlık ona inandığı tek krallığını dünyada kuralı beri, kendisi ve etrafını sarması gereken her şey arasındaki ahengi bozdu. Kibirli tahtında oturup her şeyi bilimin gücüne boyun eğdirmek istiyor ve tabiatın elementlerine ve güçlerine kendi dileğini zorla kabul ettirmek istiyor. Fakat bunda başarılı olamadı, çünkü insanlık ruhi kanunların arkadaşlık bağını çoktan beri kopardı.
  4. Şimdi bu halka tabiat güçlerinin onlara itaat edebileceğini söylediğim zaman, bazı insanlar buna inanmadılar. Şüphelenmeye nedenleri olduğunu size söylüyorum, çünkü tabiat asla ona değer vermeyenlere, zarar verenlere ve aşağılayanlara itaat etmeyecek. Buna karşın her kim ruhun ve maddenin kanunlarıyla ahenk içinde yaşarsa – yani çevresini saran her şeyle ahenk içinde yaşarsa – o insan hayatı boyunca Yaratan´la ahenk içinde yaşamış olacak ve tabiatın elementleri ona hizmet ve itaat edecekler, tıpkı bir çocuğun her şeyin yaratıcısı olan Baba’sına itaat etmesi gerektiği gibi. (105, 39)
  5. Eğer size tabiatın sesinizi duyabileceğini ve size itaat edeceğini ve saygı göstereceğini söylüyorsam, ne yalan söylüyorum, ne de abartıyorum.
  6. İsrail´in tarihi, hakikatimin şahidi olarak yazıldı ve onların tarihinde Tanrı’nın halkı tekrar tekrar tabiatın güçleri ve elementleri tarafından kabul edilip ona saygı gösterildiğini keşfedebilirsiniz. Bu sizin için de neden geçerli olmasın?
  7. Yoksa gücümün ve insanlara olan sevgimin zamanla değiştiğini mi sanıyorsunuz? Hayır, bu sözümü duyan kalabalık, ruhumun ışığı sizi sarıyor, gücüm ve sevgim sonsuz ve değişmezdir. (353, 64)

İnsan ve Tabiat

  1. Dünyanın milletleri, fakat dikkat edin, eğer benim size verdiğim ilhamları tabiat güçlerine meydan okumak için kullanırsanız ve sahip olduğunuz azıcık bilginizi kötüye kullanırsanız, o zaman acılı ve çok sert yanıtı hiç beklemediğiniz anda (tabiattan) alacaksınız. Siz havaya, ateşe, toprağa, suya ve bütün güçlere meydan okuyorsunuz. Eğer akılsızlığınız yüzünden kükreyen tabiat güçlerini durdurabilmeniz için tabiata karşı davranışlarınızı düzeltmezseniz, neyi biçeceğinizi şimdiden biliyorsunuz.
  2. Adaletimin sizin özgür iradenize izin verdiği ölçeği doldurmak üzere olduğunuzu uyarıyorum; tabiata çok meydan okuyorsunuz. Kendisini büyük hisseden küçükler olduğunuz için bu sözüm içinde bulunduğunuz tehlikeye karşı uyarmak için geliyor. (17, 60)
  3. Hiçbir yaprağın benim dileğim olmadan ağaçta hareket etmediğini söylemiştim ve size şimdi hiç bir tabiat elementinin benden başka hiç kimsenin dileğine itaat etmediğini söylüyorum.
  4. Tabiatın insanların istediği gibi kutsamalarla, okşamalarla dolu ve besin veren cömert anne gibi veya açlık ve susuzluğun egemen olduğu kurak bir çöl, yaşam hakkında bilge ve sonsuz vahiylerin ustası, iyilik, sevgi ve sonsuzluk veya insanların zararı, itaatsizlikleri ve yanılgılarına karşı acımasız bir hâkim olabileceğini size söylüyorum.
  5. Babanız olarak sesim ilk insanları kutsayarak: “Verimli olun ve çoğalın ve dünyayı denetiminize alın, denizdeki balıklara gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun” dedi.
  6. Evet, insanlık, insanlığı yarattım ki, havada, suda, karada ve tabiat güçlerinin efendisi ve onlara egemen olsun. Fakat size “efendi” dedim; çünkü bilimle tabiata egemen olma düşüncesinde olan insanlar köledirler. Tabiatın elementlerinin üstünden gelebileceklerine inanmalarına rağmen, kendi tecrübesizliğinin, kendini beğenmişliğinin ve bilgisizliğinin kurbanı olacaklar.
  7. İnsan gücü ve bilim karaları, denizleri ve havayı zapt etti, ama insanların gücü ve şiddeti tabiatın gücü ve hâkimiyetiyle ahenk içinde değildir ki, tabiat tanrısal sevginin ifadesidir ve onlar yaşam, bilgelik, ahenk ve mükemmelliktir. İnsanların eylemlerinde, gücünde ve bilimde gurur, bencillik, kibir ve kötülük kendini belli ediyor. (40, 26 – 30)
  8. Tabiat güçlerinin bozulmuş dengesinin ve bunun sonucunda tabiatın uğradığı derin değişmenin farkına vardınız mı? Tabiat güçlerinin size neden bela getirdiğinin farkında mısınız? Bunun nedeni ruhsal ve maddi yaşam arasında var olan ahengi bozmanızdan gelir. Ondan ötürü içine gömüldüğünüz kargaşalığa neden oldunuz. Fakat yaşamı yöneten kanunlara insanlar itaat ettiği sürece, her şey barış, bolluk ve mutlulukla dolacak. (108, 56)
  9. Sizi onun sayesinde yaşadığınız tabiatın elementlerine düşman olarak gördüğüm sürece, eylemleriniz nasıl mükemmel olabilir?
  10. Öğretim tabiatın elementlerini ve güçlerini kullanmanızı engellemek istemiyor, ama onları iyi amaçlar için kullanmanızı buyuruyor ve öğretiyor.
  11. Elinizdeki tabiat güçleri arkadaştan ve kardeşten sizi ağır cezalandıran hâkime dönüşebilirler.
  12. İnsanların kendi tecrübelerinin meyvesini toplama zamanı çoktan geldi öyle ki, onlar tabiat güçlerine meydan okumasınlar. Çünkü insanlar bütün bilimleriyle o güçleri durdurmayı başaramayacaklar. (210, 43 – 46)
  13. Bilimin ağacı fırtınaların kopmasıyla sarsılacak ve meyveleri insanlığın üstüne düşecek. Fakat o tabiat güçlerinin bağlarını insanlar çözmediyse, kim çözdü?
  14. Gerçi eski insanlar da hakikate, vicdanın ışığına uyanmak ve kendileri kanunun altına almak için acıları tanımak zorundaydılar. Ama bu devrin gelişmiş, bilinçli ve eğitimli insanı yaşam ağacına zarar vermeye nasıl cesaret edebilir! (228, 28)
  15. Tabiat güçlerinin insanların üstüne gelmesini sağlamakla insanları cezalandırdığımı düşünenlere büyük bir yanılgıda olduklarını söylüyorum. Çünkü tabiat gelişir ve değişir. Eğer kanunumu yerine getirmezseniz, bu değişmeler veya geçişler felaketlere neden olurlar, fakat tabiatın neden olduğu felaketleri Tanrı’nın cezası olarak görüyorsunuz.
  16. Aslında tabiatta adaletim kendisini gösterir; fakat siz – ruhunuzu aydınlatan tanrısal kıvılcımlı öncelik tanınan yaratıklar – çevrenizdeki tabiatla ahenk içinde yaşasaydınız, o zaman ruhunuz tabiatın değişmeleri ve tabiat güçlerinin üstüne yükselmiş olacaktı ve siz acı çekmeyecektiniz. (280, 16)
  17. Tabiat büyük bir yaratıktan başka nedir? Evet, öğrenciler, tabiat kucağında yarının insanlarını barındırabilmek için kendisini geliştiren, arıtan, gelişen ve mükemmelleştiren bir yaratıktır.
  18. Tabiatın kendisini mükemmelleştirmesi için doğal gelişme safhalarına ne kadar sık öfkelendiniz ve sizin de tabiatla ve yaratıklarla birlikte arındığınızı, geliştiğinizi ve mükemmelleşmeye doğru gittiğinizi bilmeden, bunu Tanrı’nın cezası sandınız. (283, 57 – 58)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24... Ruhi ve Maddi Yaratılış

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhtan Yaratıkların Yaratılışı
Rab şöyle konuşuyor.                                                                                              

  1. Dünyalar yaratılmadan, bütün canlılar ve madde yaşamaya başlamadan önce, benim tanrısal ruhum vardı. Fakat ben her şey olmama rağmen, içimde sonsuz bir boşluk hissediyordum, çünkü ben kendimi halksız bir kral, öğrencisiz bir usta gibi hissediyordum. Bu nedenden ötürü bütün yaşamımı onlara adayacağım, onları o kadar içten seveceğim ve zamanı geldiğinde onlar için kanımı çarmıhta kurban edeceğim kendime benzer yaratıklar yaratmayı planladım.
  2. Eğer size ben sizi siz yaratılmadan önce bile sevdim diyorsam, karşı gelmeyin. Evet, çok sevilen çocuklar! (345, 20 – 21)
  3. Tanrı’nın Ruhu tek başına var olmasına rağmen, sevgi doluydu. Hiçbir şey henüz yaratılmamıştı. Tanrı’nın etrafında hiçbir şey yoktu ve yine de O seviyordu ve kendisini Baba olarak hissediyordu.
  4. O kimi seviyordu? Kendisini kimin babası olarak hissediyordu? Onlar O´ndan kaynaklanacak olan yaratıklar ve canlılardı ve onların gücü Tanrı’nın ruhunda gizlice dinleniyordu. O ruhta bütün bilimler, tabiat güçleri, özellikler ve yaratılış temelleri vardı. O ruh sonsuzluk ve zamandı. Bütün dünyalar ve yaratıklar yaratılmadan önce, o ruhta geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek vardı.
  5. O tanrısal ilham, tanrısal sevginin sonsuz gücü yoluyla gerçekleşti ve yaşam başladı. (156, 76 – 79)
  6. Tanrı’nın kendisine Baba diyebilmesi için rahminden ruhlar doğurdu ki, o yaratıklar Tanrı’nın özelliklerine benziyordu. Bu sizin başlangıcınızdı, böylece ruhsal yaşama başladınız. (345, 22)
  7. Yaratılışınızın nedeni sevgiydi, Tanrı’nın gücünü birisiyle paylaşma özlemi ve size irade özgürlüğü ile donatmamın nedeni de ayni şekilde sevgiydi. Kendimin çocuklarım tarafından sevilmesini istiyordum – kanunla değil, bilhassa ruhunuzdan kendiliğinden çıkan sevgi duygusuyla sevilmeyi istiyordum. (31, 53)
  8. Her ruh Tanrı’nın temiz bir düşüncesinden oluştu; ondan dolayı ruhlar Tanrı’nın mükemmel bir eseridir. (236, 16)

Büyük Ruhların Yaratılış Eserinde Etkinliği

  1. (Peygamber) İlyas, Tanrı’nın sağında alçakgönüllülükle kendisine Tanrı’nın hizmetkârı diye adlandıran büyük ruhtur. Onun ve diğer büyük ruhlar aracılığıyla ruhi uzayı harekete geçiririm ve büyük ve yüksek kararlar veririm. Evet, öğrencilerim, yaratılanları yöneten çok sayıda büyük ruhlar bana hizmet ederler. (345, 9)

Tanrı’nın Yazgı Düşünceleri

  1. Duyun öğrenciler, siz yaşamaya başlamadan önce, ben çoktan vardım ve benim ruhumda sizin ruhunuz gizliydi. Fakat sizi hak kazanmadan krallığımın mirasçısı yapmak istemiyordum, ne sizi yaratanın kim olduğunu bilmeden mevcut olana sahip olmanızı istiyordum, ne de yönsüz, amaçsız ve idealsiz benden gitmenizi istiyordum.
  2. Ondan dolayı size vicdan verdim ki, o size lider olarak hizmet etsin. Size özgür irade verdim ki, eylemleriniz benim gözümde gerçek değere sahip olsunlar. Size ruh verdim ki, o ruh hep aydınlığa ve temizliğe doğru yükselmeyi özlesin. Size vücut verdim ki, kalbiniz yoluyla iyi ve güzel olan şeyleri hissedin ve o vücut size maddi dünyada yaşamak için ölçüt olarak sürekli deney ve araç olarak hizmet etsin. (35, 48 – 49)

Ruhtan Yaratıklar İçin Maddi Dünyaların Yaratılması

  1. Uzay ilk defa ruhların varlığıyla aydınlandığı zaman, ruhlar ilk kelimelerini konuşan ve ilk adımlarını sendeleyerek atan çocuklar gibiydiler ve yüksek ruhaniyetli bölgelerde kalabilmek için ne gelişmiştiler, ne de güce sahiptiler. Böylece onların bir desteğe, bir dayanak noktasına kendilerini güçlü hissedebilmek için ihtiyaçları vardı. Böylelikle ruhlara madde ve maddi bir dünya verildi. Ruhlar (madde olarak ve maddeden bir dünyada) yeni durumlarında tecrübe ve bilgi sahibi oldular. (35, 50)
  2. Uzay yaratılanlarla doldu ve her şeyde Tanrı’nın sevgisi, kudreti ve bilgeliği kendisini gösterdi. Rab´bin kucağı yaratıklara ve vücutlara şekil verilmesi için atomların birleşmesini emrettiği andan itibaren sonsuz yaşam kaynağı gibiydi.
  3. Önce ruhsal yaşam ve ruhtan yaratıklar vardı, ondan sonra maddi tabiat yaratıldı.
  4. Birçok ruhsal yaratıkların vücuda sahip olmalarına ve onların maddi dünyalarda yaşamaları için karar verildiğinden dolayı önce her şey hazırlandı ki, Tanrı’nın çocukları her şeyi hazır bulsunlar.
  5. Rab, çocuklarının gideceği yola kutsamalar yağdırdı, uzayı yaşamla doldurdu ve insanların yollarını onların içine tanrısal bir kıvılcım koymakla güzelliklerle doldurdu ki, o kıvılcım vicdan ve ruhtur ve onu sevgiden zekâdan, kudretten, dilekten ve bilinçten yarattı. Fakat yaratılanı kudretine sardı ve ona varacağı yeri gösterdi. (150, 80 – 84)
  6. Tanrı dünyayı yaratıp orasını kefaret yeri olarak belirlediği zaman, çocuklarının hayat yolunda zayıflıklara ve hatalara düşeceklerini ve yenilenme ve mükemmelleşme yolunda ilk adımı atmak için yurda ihtiyaçları olduğunu biliyordu.

İnsanların Yaratılışı

  1. Dinleyin: En yüce olan Tanrı, sizi kendisine benzer yarattı – ama fiziksel bakımdan değil – özellikle ruhunuzun onunla donatılmış olduğu Baba´ya benzer yetenekler bakımından.
  2. Kendiniz Yaratan’ın benzeri sanmak sizin kibiriniz için ne kadar hoştu. Kendinizi Tanrı’nın yarattığı en çok gelişmiş yaratıklar olarak sayıyorsunuz. Eğer uzayın sadece sizin için yaratıldığını sanıyorsanız, fakat büyük bir yanılgıdasınız. Hangi bilgisizlikle kendinizi yaratıkların en üstünü sanıyorsunuz!
  3. Dünyanın bile sadece insanlar için yaratılmadığını kavrayın. Tanrı’nın yaratıklarının sonsuz merdiven basamağında sonsuz sayıda Tanrı’nın kanununa göre gelişen ruhtan yaratıklar vardır.
  4. Bütün yaratıkları kapsayan hedefler – siz insan olarak bu hedefleri anlamak isteseniz bile anlayamazsınız, Tanrı’nın her amacının büyük ve mükemmel olduğu gibi bu hedefler de mükemmel ve büyüktür. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, siz Tanrı’nın ne en küçük, ne de en büyük yaratıklarısınız.
  5. Siz yaratıldınız ve o an ruhunuz yüce Tanrı’dan birçok özelliği olan ve zor görevinizi sonsuzlukta yerine getirebilmeniz için sizin için gerekli olan yaşamı aldı. (17, 24 – 28)
  6. Benim usta eserim olan ruhunuza tanrısal ışığımı koydum. Ona sevgiyle bir bahçıvanın bahçesinde sevdiği çiçeğe bakması gibi baktım. Sizi orada hiç bir şey eksik olmayan bu yaşam alanına bıraktım ki, beni ve kendinizi tanıyın. Ruhunuza öbür dünyadaki yaşamı hissetmek için yetki verdim ve ruhsal vücudunuza duyular verdim ki, canlanın ve kendinizi mükemmelleştirin. Size bu dünyayı teslim ettim ki, orada ilk adımlarınızı atmaya başlayın ve gelişme ve mükemmelleşme yolunda kanunumun mükemmelliğini kavrayın öyle ki, hayatınız boyunca beni daha çok tanıyın, sevin ve hak ettiklerinizle bana ulaşın.
  7. Size irade özgürlüğü verdim ve vicdanla donattım. İrade özgürlüğü kanunuma göre kendinizi özgür geliştirmeniz içindir, vicdan ise iyiyi kötüden ayırt etmek içindir ki, mükemmel bir hâkim olarak ne zaman kanunuma uyduğunuzu veya uymadığınızı söyleyesiniz.
  8. Vicdan, sizi hiçbir an terk etmeyen benim tanrısal ruhumun ışığıdır.
  9. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben barışım, mutluluğum ve benimle birlikte olacağınızın ve bütün sözlerimin gerçekleşeceğinin sonsuz vaadiyim. (22, 7 – 10)

Cenneti Hatırlama

  1. İnsanlığın ataları olan ilk insanlar ruhlarının “ruhi vadiden” birlikte getirdiği izlenimleri bir süre saklamayı başardılar. İçlerindeki güzellik, barış ve mutluluk izlenimleri hayatlarında fiziksel tutkular ve sağ kalma mücadelesi ortaya çıkmadığı sürece bir süre devam etti.
  2. Fakat size o insanların ruhunun ışık dünyasından kaynaklanmasına rağmen, en yüksek yurtlardan gelmediğinizi söylemeliyim ki, o yurtlara siz sadece hak ettiğiniz eylemlerle ulaşabilirsiniz.
  3. Yine de o ruhi yaratıkların ilk adımlarında sakladıkları masumiyet, barış, iyilik ve sağlık durumları ışık zamanı olarak unutulmaz türdendi ve o zamanın şahidi olarak onlar onu çocuklarına ve çocukları da gelecekteki nesillere ilettiler.
  4. İnsanların maddeleşmiş aklı bu şahitliğin gerçek anlamını yanlış anladı ve sonuçta ilk insanların yaşadığı cennetin dünyevi bir cennet olduğuna onun ruhtan yaratıkların ruhi durumu olduğunu anlamadan inandı. (287, 12 – 13)

İnsanların Yapısı

  1. Ruh ve vücut farklı niteliktedir. İkisinden oluştunuz ve vicdan bu ikisinin üstündedir. Ruh ışığın kızıdır, vücut topraktan kaynaklanır, maddedir. İkisi de bir yaratık olarak birleştiler ve birbirlerine karşı savaşırlar. Tanrı’nın varlığı vicdandadır ve o vicdan ruh ve vücuda liderlik eder. Bu savaş (ruh ve vücut arasında) bugüne dek devam etti. Ama sonunda ruh ve vücut ahenk içinde kanunumun ikisine de taksim ettiği görevleri yerine getirecekler.
  2. Siz ruhu bir bitki olarak, vücudu da toprak olarak düşünebilirsiniz. Maddeye ekilmiş ruh büyür, yukarıya yükselir. Bu arada insancıl yaşamı esnasında yaşam sınavlarından ve derslerinden beslenir. (21, 40 – 41)

Yaratan’ın Yaratıklarıyla Ahengi

  1. Tanrı’nın Ruhu uçsuz bucaksız büyük bir ağaç gibidir. Dalları ise dünyalar, yaprakları ise yaratıklardır. Ağacın gövdesinden dallara, oradan yapraklara kadar ulaşan ağacın suyu ayni olduğu için sizi aranızda birbirinize bağlayan ve sizi Yaratan´la birleştiren sonsuz ve kutsal olan bir şeyin varlığına inanmıyor musunuz? (21, 38)
  2. Her şeyi kapsayan ruhum benim yarattıklarımın hepsinin içinde – ister ruhsal, isterse maddeden olsun – varlığını sürdürür. Her şeyde eserim vardır ve o benim mükemmelliğimin her yaşam düzeyinde şahitliğini eder.
  3. Tanrısal eserim her şeyi kapsar – sağımda duran en büyük ve mükemmel yaratıklardan gözle görünmeyen küçücük yaratıklara, bitkilere, minerallere, yaratıklara şekil veren atoma ve hücreye kadar.
  4. Bununla sizi yeniden benim yarattıklarımın mükemmelliğine işaret ediyorum – maddi yaratıklardan mükemmelliğe ulaşmış ruhlara kadar. Bu benim eserimdir. (302, 39)
  5. En üstün kanun olan ruhsal kanundan uzaklaşanlar daha aşağı veya maddi kanunların egemenliğine girerler. Bu kanunu insanlar pek bilmez. Fakat her kim en yüksek kanuna itaat ederse ve o kanunla ahenk içinde yaşarsa, o insan sizin doğal dediğiniz bütün kuralların üstündedir. O insan bilim ve din yoluyla bilgiye sahip olan insanlardan daha iyi hisseder ve anlar.
  6. Jesus´un sizi sizin mucize dediğiniz eylemlerle şaşırtması bundandır, fakat size sevgisinden dolayı verdiği öğretileri tanıyın. Bütün yaratıklarda titreşen Tanrı’da olağanüstü ve çelişkili şeyler olmadığını anlayın. (24, 42 – 43)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21...Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Tanrı’nın Gücü
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Eğer bugünün insanı bütün bilimleriyle tabiat güçlerine egemen olamıyorsa, o zaman ruhtan güçlere kudretini nasıl zorla kabul ettirebilir?
  2. Tıpkı uzaydaki gezegenler değişmez düzene göre kendi yörüngelerinde hareket ettiği gibi ve insanlar onların yörüngelerini değiştiremediği gibi, ruhsal dünyada (öbür dünyada) da hiç kimse tarafından değiştirilemeyen bir düzen vardır.
  3. Ben gece ve gündüzü yarattım, bu demektir ki, ben ışığım ve benden başka hiç kimse onu frenleyemez. Bunun aynısı ruhsal dünya için de geçerlidir. (329, 31 – 33)
  4. Eğer bana inanıyorsanız, gücümün insanların günahından daha da çok güçlü olduğuna güvenebilirsiniz ve ondan dolayı günahın hakikatin ışığından ve adaletimden geri çekildiği andan itibaren, insan hayatını değiştirmek zorundadır.
  5. Eğer insanlar bir kere Tanrı’nın dileğini yerine getirdiklerinde, bu dünyada yaşamı düşünebiliyor musunuz? (88, 59 – 60)
  6. Benim için bir insanın pişmanlığı, yenilenmesi ve kurtuluşu imkânsız olamaz. Eğer imkânsız olsaydı, ben o zaman her şeye gücü yeten Tanrı olmazdım ve insan benden daha güçlü olurdu. İnsanların içinde egemen olan kötülük gücüne karşı benim gücümü daha zayıf mı düşünüyorsunuz? İnsanların içindeki karanlığın Tanrı’nın ışığından daha üstün mü sanıyorsunuz? Kalbiniz bana asla diyor.
  7. Düşünün: Görevim, size var olmayı verdikten sonra, mükemmelliğe götürmektir ve hepinizi bir tek ruhi ailede birleştirmektir ve dileğimin her şeye rağmen yerine geleceğini unutmayın.
  8. Ben, göklerin tohum ekeni, sevgi tohumumu fark ettirmeden her ruha ekerim. Sadece ben ne zaman bütün insanlıkta bu tohumun filizleneceğini bilirim ve sadece ben sonsuz sabrımla eylemlerimin meyvesini bekleme gücüne sahibim. (272, 17 – 19)
  9. Sizi büyük gücümle küçültmek istemiyorum, ne de gücümle övünmek istiyorum, ama size onu buna rağmen dileğim üzerine gösteriyorum öyle ki, her güce sahip, bilge ve mükemmel bir Tanrı’ya Babanız olarak sahip olmanın mutluluğunu hissedin.
  10. Sonunda benim gücümün sonunu görmeyeceğiniz düşüncesine sevinin ve ruhunuz ne kadar çok geliştikçe, beni daha iyi tanıyacaksınız. Efendisinin büyüklüğüne asla ulaşamayacağını bilmeyi kim kabul edemez? Dünyada babanıza kıyasla daha genç olmayı kabul etmediniz mi? O babanızın sizden daha fazla tecrübe ve otoriteye sahip olduğunu onaylamadınız mı? Sizden daha güzlü bir adamın – gururlu, kahraman ve erdemli – babanız olduğunu görmeye sevinmediniz mi? (73, 41 – 42)
  11. Benim gücüm karşısından insanların gücünün ne anlamı vardır? Materyalist milletlerin benim sonsuz ruhsal gücüme karşı rakipliği ne becerebilir? Hiçbir şey!
  12. İnsanın iktidar hırsının sınırına ve gururunun en doruk noktasına kadar gitmesine izin verdim öyle ki, Babası tarafından irade özgürlüğüyle donatıldığının bir hakikat olduğunu kendisi anlasın.
  13. Fakat insan (kötülüğün) sınırına ulaştığında, gözlerini ışığa ve sevgiye açacak ve benim karşımda tek bir mutlak güce ve Babası´nın tek bir evrensel bilgeliğine mağlup olarak eğilecek. (192, 53)

Bütün Yaratıklarda Tanrı’nın Varlığı

  1. Benim orada yaşadığım belli bir sınırlı makamım yoktur, çünkü benim varlığım var olan her şeydedir, hem tanrısal, hem de ruhsal veya maddi şeylerdedir. Benim krallığımın hangi yönde olduğunu söyleyemezsiniz ve eğer siz bakışlarınızı yukarıya gökyüzüne doğru kaldırırsanız, onu sembol olarak yaparsınız. Çünkü sizin gezegeniniz durmadan döner ve her hareketinde gökyüzünün belli bölgelerini ve yüksekliklerini size sunar.
  2. Bütün bunlarla size sizinle benim aramda hiçbir mesafe olmadığını ve beni sizden tek ayıran benim mükemmel kanunum ve ruhunuz arasına koyduğunuz size yapması izin verilmeyen eylemlerinizdir.
  3. Ruhi temizliğiniz ne kadar çok olursa, eylemleriniz ne kadar üstün olursa ve imanınız ne kadar sabit olursa, dualarınızda beni daha kolay ulaşılabilir hissedeceksiniz.
  4. Ayni şekilde de: Kendiniz ne kadar çok iyiden, adaletten ve izin verilenden uzaklaşırsanız ve kendinizi materyalizme, karanlık ve bencil bir yaşama verirseniz, o zaman kendinizi benden daha uzak hissetmek zorunda kalacaksınız. Kalbiniz ne kadar çok kanunlarımı uygulamaktan uzaklaşırsa, o zaman yanınızdaki varlığımı daha da az hissedeceksiniz.
  5. Sözümü bu devirde neden bu şekilde beyan ettiğimi kavrayın ve kendinizi benimle ruhtan ruha diyaloga hazırlayın.
  6. Benim çok uzaklarda olduğuma inandığınız için bana gelmeyi bilemediniz. Yanınızdaki Tanrınız olarak varlığımı hissettirmek için ve Baba ve çocukları arasında onları ayıran hiçbir alanın veya mesafenin olmadığını ispat etmek için sizi aradım. (37, 27 – 32)
  7. Eğer kendimi size beyan etmek için tahtımı terk ettiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; çünkü sizin hayalini ettiğiniz taht yoktur. Tahtlar kurumlu ve gururlu insanlar içindir.
  8. Ruhum sonsuz olduğu ve her şeye gücü yettiği için belli bir yerde yaşamaz: o her yerdedir, her tarafta, ruhsal ve maddi dünyadadır. Bana layık gördüğünüz o taht nerede olsun?
  9. İnsanlar gibi bana tahtında fiziksel bir vücutla oturan birisi olarak şekil vermeyi bırakın, bana hep insancıl bir vücut vermeyi, insancıl aklınızın kavrayamadığı bir cennetin hayalini etmeyi bırakın. Eğer bütün bunlardan kurtulursanız, sizi bağlayan zincirleri koparmış gibi, yüksek bir duvar gözlerinizin önünde çökmüş gibi, yoğun bir sis açılmış gibi ve ruhunuza kolay ulaşılır sınırsız bir ufku ve parıldayan sonsuz bir gökyüzünü görmüş gibi olacaksınız.
  10. Bazıları: Tanrı cennettedir, diğerleri ise: Tanrı öbür dünyada yaşar diyorlar. Ama onlar ne söylediklerini bilmiyorlar, ne de inandıkları şeyi anlıyorlar. Ben aslında cennette “oturuyorum”, fakat sizin hayal ettiğiniz belli bir yerde değil: Ben ışığın, kudretin, sevginin, bilgeliğin, adaletin, mutluluğun ve mükemmelliğin cennetinde oturuyorum. (130, 30, 35 – 36)
  11. Benim evrensel varlığım her şeyi doldurur, evrenin hiçbir yerinde veya yaşam bölgesinde boşluk yoktur, benim varlığım her şeyin içine işlemiştir. (309, 3)
  12. Size sizin en gizli düşüncelerinizi bilecek kadar çok yakın olduğumu ve her yerde olan bir Tanrı olduğum için sizin olduğunuz her yerde olduğumu söyledim. Ben aklınızı ilhamlarla ve aydınlık fikirlerle aydınlatan ışığım.
  13. Ben içinizdeyim, çünkü ben size ruh veren ruhum, ben sizi yargılayan vicdanım. Sizin duyularınızda, vücudunuzdayım, çünkü ben bütün yaratılanlardayım.
  14. Beni daha çok içinizde ve çevrenizi saran her şeyde hissedin öyle ki, bu dünyayı terk etme zamanı geldiğinde, tamamen ruhsal dünyaya girebilesiniz ve ruhunuzda maddi dünyanın bırakabileceği izlenimlerden dolayı şaşkınlık olmasın ve siz sonsuz temizliğin kaynağı olan ve ondan sonsuza dek içebileceğiniz bana bir adım daha yaklaşacaksınız. (180, 50 – 52)
  15. Konuşucularımın (Meksika´da) ağzından çıkan sözlerdeki ışığın kaynağının ne olduğunu biliyor musunuz? Onun kaynağı Tanrı’dan çıkan iyilikte, tanrısal sevgide, evrensel ışıktadır. Size yaşam veren o her şeyde olmanın bir ışını veya kıvılcımıdır. O her şeyi harekete geçiren ve titreşimi sağlayan, kımıldatan ve durmadan yörüngesinde gezdiren sonsuz kudretin bir parçasıdır. O sizin tanrısal nur dediğiniz ruhta yaratıkları aydınlatan ve canlandıran tanrısal Ruh´un ışığıdır.
  16. O ışığın hem ruha, hem de vücuda etkisi vardır, hem dünyalara, hem de insanlara, bitlilere ve yaratılanların hepsine. O ruha ruhtandır, maddeye maddedendir, akla zekâdır ve kalplerde sevgidir. O bilgidir, yetenektir, kendi bilincinde olmaktır, içgüdüdür ve sezgidir. Yaratılış düzenine göre yaratıkların yapılış biçimine ve gelişme seviyesine göre bütün duyuların üstündedir, ama onun kaynağı tektir, o da Tanrı’dan gelir ve onun esansı tektir, o da sevgidir. Size ruhsal ışığın mesajını vermek için bu yaratıkların aklını aydınlatmamda ne imkânsız olabilir?
  17. Bitkiler, ruhumun onlara gönderdiği yaşam ışınını alıyorlar öyle ki, meyve versinler. Yıldızlar yörüngelerinde gezebilmeleri için ruhumun gönderdiği kudreti alıyorlar. Dünya durmadan kucağında mucizeler yaratarak yaşam ışınlarını benden aldığının şimdiki ve canlı şahididir. Neden o zaman insanın özünde mücevher gibi bana benzerliği benden kaynaklanan parlak bir ruhun direkt benden kendi ruhuna tanrısal ışınları alması mümkün olmasın? Bu insanın içinde meyve vermesi gereken ruhi tohumdur. (329, 42 – 44)
  18. Hiçbir ah çekmeniz cennette duyulmamış olmayacak, her dua yankısını bende bulur, hiçbir sıkıntınız ve yaşam krizleriniz Baba sevgimin gözlerinden kaçmaz. Her şeyi biliyorum, görüyorum ve her şeyde ben varım.
  19. İnsanlar, günahlarından dolayı benim onlardan uzaklaştığımı düşünerek kendilerini benden uzak hissediyorlar. Dudaklarına o kadar çok acı getirmiş olan ah insani bilgisizlik! Bilin ki, eğer ben herhangi bir yaratığımdan uzaklaşmış olsaydım, şu anda o yaratığın varlığı sona ererdi. Fakat bu olmadı, ne de olacak, çünkü size ruh verdiğim zaman, size sonsuz yaşam verdim. (108, 44 – 45)

Talihsizlikler

  1. Sizi ve bütün insanlığı üzen yaşamın sınavlarını lanetlemeyin, onların Tanrı’nın cezası, öfkesi ve intikamı olduğunu söylemeyin, çünkü o zaman bana iftira atmış olursunuz. İşte o musibetlerin insanlığı kurtarıcı limana yaklaştırdığını size söylüyorum.
  2. O musibetlere adalet, kefaret ve ders deyin, o zaman doğru konuşmuş olacaksınız. Öfke ve intikam insancıl tutkulardır, henüz ruhun huzurundan, ahenkten ve mükemmellikten uzak olan yaratıklara özgüdür. Benim bütün eylemlerimi belirleyen size olan sevgime kabaca “ceza” veya bana layık olmayan “intikam” adını vermeyin.
  3. Kendinizi gönüllü olarak dikenli yollara veya karanlık uçurumlara saptığınızı göz önünde bulundurun ve benim size sevgiyle seslenmemi duymadığınızı, ne de vicdanınızın sesini dinlediğinizi düşünün. Ondan dolayı acıların size yardıma gelmesi sizi uyandırmak, durdurmak, aklınızı başınıza devşirmek ve sizin gerçek yola geri dönmenizi sağlamak için gerekliydi. (181, 6 – 8)
  4. Ben sizi cezalandırmıyorum; ama ben adaletim ve kanunlarıma karşı davrananları adaletli bir Tanrı olarak hissettiririm. Çünkü ebedi Tanrınız hiç kimsenin değiştiremeyeceği kanunlarını size bildirdi.
  5. İnsan, bir hayat sınavında nasıl dert yandığına bakın; derin bir uçurumun içine düştüğü zaman, karısının sevdiği birisini kaybettiğinde ağladığını gördüğü zaman, çocuklar günlük ekmekten mahrum bırakıldıkları zaman ve aile sıkıntı ve sefalete düştüğü zaman. O insan talihsizliği karşısında çok şaşkındır, ümitsizdir, fakat dua etmek ve günahlarından pişman olmak yerine, bana isyan edip tanrısal Ruh ayni şekilde çocuklarının acılarından dolayı ağlarken: “Tanrı’nın beni böyle cezalandırması nasıl mümkün olabilir?” diye söyler. Ve Tanrı’nın gözyaşları sevgi kanı, af ve yaşam kanıdır.
  6. Size doğrusunu söyleyeyim: insanların ulaştığı gelişmeden ötürü, durumlarının düzelmesi bu devirde benim merhametime bağlı değildir. Onlar kendi kendilerinin kurbanıdır, fakat o benim cezam değildir. Çünkü benim kanunum ve ışığım her vicdanda parlar.
  7. Benim adaletim her yabani otu*) kökünden yolmak için aşağıya gelir ve doğanın güçleri bile bu adaletin uygulayıcısı olarak kendilerini gösterir. O zaman o güçlerin insanların arınmasına hizmet etmesine rağmen, insanların kökünü kurutmak için bütün güçler birlik olmuş gibi görünürler. Ama bazıları o olaylardan deliye dönüp: “Eğer bu kadar büyük acılara katlanmak zorundaysak, neden bu dünyaya geliyoruz?” diye acıların ve günahların benden kaynaklanmadığını düşünmeden konuşurlar.

*) Christus´un benzer bir sözünden kaynaklanan “yabani ot” kelimesiyle insanlar kastedilmiyor, daha ziyade insanların kötü dürtüleri ve eğilimleri burada söz konusudur.

  1. İnsan, adalet ve kefaret konusunda bilgisiz kalmasından sorumludur. Ondan dolayı önce insanın (bana karşı) isyanı ve sonra küfürü gelir. Sadece benim talimatlarımı inceleyenler ve kanunuma uyanlar Babası´nı suçlamaya muktedir değildir. (242, 19 – 21)

Tanrı’nın Adaleti

  1. Siz bazen kuru ve hasta dalları olan ve o hasta parçaları yok etmek için acılı bir budamaya ihtiyacı olan küçük bir ağaç gibisiniz öyle ki, hasta dallarınızın kesilmesiyle yeniden sağlığınıza kavuşabilesiniz.
  2. Eğer benim sevgi adaletim onun kalbine zarar veren insancıl ağacın kuru ve hasta dallarını buduyorsa, o budama insanı ayağa kaldırır.
  3. Eğer bir insanın vücudunun bir parçasının kesilmesi gerekiyorsa, onun o hasta, ölü ve tehlikeli parçayı kesmek için yapıldığını biliyorsa bile, insan acı içinde kıvranır, titrer ve korkar.
  4. Güller de dalları kesildiği zaman, gözyaşları gibi yaşam sularını akıtırlar; ama sonra en güzel çiçeklere bürünürler.
  5. Sevgim, sonsuz, ama yüce bir şekilde çocuklarımın kalbindeki kötülükleri bazen kendimi kurban etmekle budar.
  6. İnsanlar beni çarmıha gerdikleri zaman, cellatlarımı iyiliğim ve affımla örtüp onlara yaşam verdim. Sözlerimle ve susmamla onlara ışık verdim, onları savundum ve kurtardım. Bu şekilde kötülüğü kesip atıyorum, onu sevgimle engelliyorum ve onu savunuyor ve kötülük edeni kurtarıyorum. O aflar sonsuza dek kurtuluşun kaynağıydı ve kaynağıdır. (248, 5)
  7. Suçunuzun ağırlığından daha ağır olan bir yargı size veremem. Ondan dolayı benden korkacak hiçbir şeyiniz olmadığını, aksine kendinizden korkun diye söylüyorum.
  8. Sadece ben suçlarınızın ağırlığını, büyüklüğünü ve anlamını biliyorum. İnsanlar hep dış görünüşe göre etkilenirler, çünkü insanlar insanların kalbine girmeye muktedir değiller. Bense kalbinizin içine bakarım ve beni incittikleri için bana gelip kendilerini büyük suçlarından ötürü yargıladıklarını söyleyebilirim, fakat ben onları ruhen temiz buldum. Buna karşın diğer insanlar bana gelip asla kötü bir şey yapmadıklarını söylediler, fakat ben onların yalan söylediklerini biliyordum. Çünkü elleri çevresindeki insanların kanına bulaşmamış olsa bile, onları öldürmeyi emrettikleri kurbanlarının kanı o katillerin ruhuna akın etti. Onlar taş atan ve atarken elini gizleyen insanlardır. Ben beyanımda “korkak”, “sahte” ve “hain” sözlerini kullandığım zaman, onların bütün benliği titredi ve onlar onları yargılayan bir bakışı üzerlerinde hissettikleri için benim ders saatlerimden uzaklaştılar. (159, 42 – 43)
  9. Eğer tanrısal adalette Baba’nın en büyük sevgisi olmasaydı ve o adalet Tanrı’dan gelmeseydi, insanlık bugün yok olmuş olurdu, onların günahları ve sonu gelmeyen suçları Tanrı’nın sabrını çoktan taşırmış olurdu; ama bu olmadı. İnsanlık yaşamaya devam ediyor, ruhtan yaratıklar reenkarnasyona (insan olarak doğmaya) devam ediyorlar ve adım adım her insan eyleminde sevgi ve merhamet olan adaletim kendisini gösteriyor (258, 3)
  10. Sözlerimi iyice öğrenin öyle ki, hafif bir suç işleyene ağır bir musibet getirirsem ve buna karşın ağır suç işleyenlere görünüşe göre af ettiğim anlaşılırsa, birçokları gibi tanrısal adaletimin eylemlerinden dolayı deli olmayın.
  11. Usta size: eğer görünüşe göre hafif bir suç işleyene büyük musibetler getirmem o ruhun zayıflığını bildiğim içindir diyor ve onlar kanunumu uygulamaktan uzaklaşırlarsa, onları yıkıma götüren ilk adımları olabilir. Fakat diğer insanların ağır suçuna göz yumarsam, büyük suçun ruh için ayni şekilde büyük pişmanlığa neden olduğunu bildiğim için bu böyledir.
  12. İnsanları yargılamayın, hüküm giydirmeyin, aklınızda bile milletler arasında kan dökülmesine neden olan insanları adaletimin cezalandırmasını düşünmeyin. O insanların da sizin gibi benim çocuklarım, yaratıklarım olduğunu ve onların büyük suçlarını büyük kefaretle denkleştirmeleri gerektiğini düşünün. Size söylüyorum: özellikle sizin parmağınızla gösterdiğiniz insafsızca barışı yıkanlar ve aranızda kargaşalığa neden olanlar gelecek zamanlarda insanlığa en büyük arabuluculuk ve iyilik yapan insanlar olacaklar.
  13. Milyonlarca kurbanların kanları dünyadan benim tanrısal adaletime sesleniyorlar, fakat insanların adaletinin ötesinde her ruha ve kalbe ulaşan benim adaletim olacak.
  14. İnsanların mahkeme yargısı affetmez, kurtarmaz ve sevmez. Benimki ise sever, affeder, kurtarır, yeni bir yaşama uyandırır, yükseltir ve aydınlatır; özellikle insanlığın büyük acı çekmesine neden olanları büyük kefaretin karşılığını ödemelerini sağlamakla, eylemlerinin en derin dibine bakabilmeleri için onlar için pota olan arınmakla ve vicdanlarının sesini dinlemeye tamamen uyanmakla onları arıtacağım ve kurtaracağım. O insanlara kurbanlarının ve halklarının gitmek zorunda bırakıldığı ayni yolda gitmesini zorunlu kılacağım. Ama sonunda dünyaya tekrar geri dönebilmek, yıktıklarını yeniden inşa edebilmek, mahvettiklerini yeniden tamir edebilmeleri için ruhi temizliğe kavuşacaklar.(309, 16 – 18)
  15. Bilin ki, sadece ölüm size geldiği zaman Babanız´ın sizi yargıladığını sanmayın, bilhassa bu yargı eylemlerinizin bilincinde olduğunuzdan itibaren ve vicdanınızın sesini hissettiğiniz zaman başlar.
  16. Benim yargım hep sizinledir. Adım adım ister bu dünyadaki yaşamınızda, isterse ruhsal dünyadaki yaşamda olsun, benim yargımın altındasınız; ama burada, bu dünyada vücudunuzda ruhunuz vicdanınızın sesine vurdumduymaz ve sağırdır.
  17. Ben sizi size yardım etmek için, gözlerinizi ışığa açmak için, sizi günahlarınızdan özgür bırakmak için ve acılardan kurtarmak için yargılıyorum.
  18. Yargımda asla bana yaptığınız hakaretlerinizi hesaba katmıyorum, çünkü benim yargımda asla garaz, intikam ve ceza bile yoktur.
  19. Eğer acılar kalbini delerse ve sizi en hassas yerinizden vurursa, o sizin herhangi bir işlediğiniz hatanıza işaret etmek için, talimatlarımı anlamanızı sağlamak için ve size yeni ve bilgece bir ders vermek için vuku bulur. Bu nedenden dolayı hayatın sınavlarında hep sevgim vardır.
  20. Bazı olanaklarda bir hayat sınavının nedenini anlamanıza izin verdim, bazılarında ise adaletimin uyarısının anlamını bulamazsınız, çünkü Baba’nın eylemlerinde ve ruhunuzun yaşamında insan aklının kavrayamayacağı derin gizemler vardır. (23, 13 – 17)
  21. Size: “Ölçtüğünüz ayni arşınla (ölçekle) ölçüleceksiniz” diye söylenmiş olan devir gerilerde kaldı. O kanun burada, dünyada intikam almak ve insan sevgisini bir kenara atmak için ne kadar çok kullanıldı!
  22. Şimdi size bu adalet arşınını elime aldığımı ve sizi onunla, siz nasıl ölçtüyseniz, ölçeceğimi söylüyorum. Ama size açıklayarak söylemeliyim ki, benim her yargımda sizi seven Baba, kurtuluşunuza koşan Kurtarıcınız yanınızda olacak.
  23. Kendi kendisini eylemleriyle yargılayan insandır, bazen onlar müthiş yargılardır ve size yardıma koşan Rabbiniz´dir öyle ki, suçunuzun kefaretine katlanabilmek için katlanma tarzı bulasınız.
  24. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer acılı kefaretlerden sakınmak istiyorsanız, hemen zamanında suçlarınızdan pişman olun ve hayatınıza dürüstçe bir yenilenmeyle, kardeşlerinize sevgi ve merhamet eylemleriyle, yeni bir yön verin.
  25. Benim beni gerçek imanla arayanlara ve asla kapalı kalmayacak olan kurtarıcı bir kapı olduğumu anlayın. (23, 19 – 23)
  26. Şimdi tanrısal adaletin sevgiden ibaret olduğunu, sizin adaletiniz gibi ceza olmadığını görüyorsunuz. Eğer ben – önümde dış görünüşe göre yalnız argümanların geçmediği – sizi sizin dünyevi kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne olurdunuz?
  27. Eğer ben sizi sizin kötülüklerinize göre, sizin ağır (ceza) kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne hallere düşerdiniz? O zaman haklı olarak merhamet etmem için yalvarırdınız.
  28. Fakat korkmanıza gerek yoktur, çünkü sevgim asla solmaz, ne değişir, ne de yok olur. Sizse buna karşın öleceksiniz ve yeniden doğacaksınız, gideceksiniz ve yeniden geleceksiniz ve hac yolunuzda Babanız´ı tanıyıncaya ve onun tanrısal kanunlarına uyacağınız gün gelinceye dek, gideceksiniz. (17, 53)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20… Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20... Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20…Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20… Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin                                

Maria’nın Mütevazı Dünyevi Yaşamı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Maria, onun özünün hep ruhumda olduğu benim göksel bahçemin bir çiçeğidir.
  2. Güzelliğini alçakgönüllülüğünde gizleyen bu çiçekleri görüyor musunuz? Maria da öyleydi: ruhun temizliği ve hürmetle bakabilenlere bitmez tükenmez güzellik kaynağı, iyilik dolu define ve bütün yaratıklar için şefkatti.
  3. Maria dünyada yaşadı ve tanrısal özünü gizledi; o kim olduğunu ve oğlunun kim olduğunu biliyordu, fakat Tanrı’nın bu hediyesiyle kibirlenmek yerine, kendisini sadece en ulu Tanrı’nın hizmetkârı, Rab´bin kararının bir aleti olduğunu açıkladı. (8, 42, 43, 46)
  4. Maria, dünyanın bütün krallarından daha güçlü ve daha büyük bir kralı doğuracağını biliyordu. Fakat kendisine insanların kraliçesi olarak taç taktı mı? Ağzı meydanlarda, caddelerde ve basit barakalarda veya saraylarda Mesih´in annesi olacağını ve Baba’nın “dünyaya gelecek Oğlu´nun” onun rahminden çıkacağını beyan etti mi?
  5. Elbette hayır, halkım: En büyük alçakgönüllülük, uysallık ve merhamet ondaydı ve o kehanet gerçekleşti. İnsani bir annenin kalbi mutlulukla doldu ve doğurmadan önce – bu zaman noktasında ve oğlunun yaşamı boyunca – en sevecen anneydi, Jesus´un saptanmış olan insanlar için görevini yerine getirmesi gerektiğini ve O´nun neden dünyaya geldiğini ruhen biliyordu. Bu karara kendisi asla karşı gelmedi, çünkü ayni eylemde onun da payı vardı.
  6. Ara sıra Maria gözyaşları döktüğü zaman, o insani bir annenin ağlayışıydı, oğlunun acısını kendi vücudunda hissetmesi insan vücudunun bir özelliğiydi.
  7. Fakat Maria Usta’nın, oğlunun öğrencisi miydi? Hayır. Maria’nın Jesus´tan öğrenmesi gereken hiçbir şey yoktu. Maria, Baba’nın kendisindeydi ve bu güzel ve zor görevi yerine getirmek için sadece insan olup dünyaya gelmişti.
  8. Bu harika anne kalbi kendisini sadece biricik oğlunu sevmek için mi sınırlandırdı? Elbette hayır; o küçük insani ve anneye özgü kalp yoluyla teselliyle, yüce sözlerle, nasihatlerle, iyiliklerle, mucizelerle, ışıkla ve hakikatle kendisini tanıttı.
  9. Maria, asla kendisini sergilemedi, asla Usta’nın sözünü yanlış anlamadı. Fakat ayni şekilde beşik olarak görevini yapan yemliğin dibinde olduğu gibi, oğlunun, Usta’nın ve bütün insanlığın Babası´nın öldüğü ve insan olarak son nefesini aldığı çarmıhın dibinde de Maria öyleydi.
  10. Böylece Maria onun için belirlenmiş olanı insani anne olarak yerine getirdi ve bütün annelere ve insanlara yüce bir örnek oldu. (360, 28 – 31)

Maria ve Jesus

  1. Çoğu kez insanlar Jesus´un neden çarmıha gerildikten sonra günahkâr Maria Magdalena´ya göründüğünü, sonra öğrencilerini aradığını, ama buna karşın annesini ziyaret ettiğine dair insanlar hiçbir şey bilmediğini kendilerine sordular. Bunun üzerine kendimi Maria´ya diğerlerinde olduğu gibi göstermeme gerek olmadığını söylüyorum. Çünkü Christus ve Maria arasında bağlantı dünya yaratılmadan önce de vardı.
  2. Jesus yoluyla kendimi insanlığa günahkârları kurtarmak için beyan ettim. Çarmıha gerildikten sonra, onların imanını canlandırmak için ve bana ihtiyaçları olduğu için beni görmelerini sağladım. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, Maria – insan olarak benim sevgili annem – kendisini hiçbir lekeden arıtmak zorunda değildi ve onun imanı da eksik değildi, çünkü Christus´un kim olduğunu, O´na ana rahmini sunmadan önce biliyordu.
  3. Ayni ruhi temizlikle ve uysallıkla beni doğuran, beni geldiğim krallığıma geri veren Maria’yı ziyaret etmek için ruhumu insanlaştırmam gerekmiyordu. Fakat yalnızlığında onunla konuştuğum zaman, ruhumu saran Maria’nın tanrısal okşama tarzını kim bilebilirdi?
  4. Bana bu soruyu soranlara Jesus´un önce annesini ziyaret etmesi gerektiğini düşündükleri için bu yanıtı verdim.
  5. Kendimi Maria´ya gösterme tarzımla Maria Magdalena ve öğrencilerime (dokunulabilir) hissedilebilir yapma tarzım ne kadar da farklı olmalıydı. (30, 17- 21)

Maria’nın Bakireliği

  1. Zirvede bulunan Usta’nın yanında Maria, evrensel anne de vardır ki, o “İkinci Devirde” kadın oldu öyle ki, “tanrısal sözün” reenkarnasyon mucizesi gerçek olsun.
  2. İnsanlar Maria’yı ve Jesus´un dünyaya gelişini de çoğu kez yorumladılar ve incelediler. Bu yargılar anneye özgü Ruh´un temiz giysisini yırttılar ve onun kalbi kanını dünyaya akıttı.
  3. Bu devirde bilinmeyen şeylerin perdesini imansızların şüphesini yok etmek ve ona ruhi talimatların bilgisini vermek için açtım.
  4. İnsanlar, bir yol gibi olan hakikatimden çoğunlukla yanılgıya götüren birçok ara yol yaptılar. İnsanların bir kısmı Göksel Anne Maria’nın desteğini ararken ve diğerleri onu tanımazken, Maria’nın sevgi mantosu ve şefkati herkesi ebediyen sarar.
  5. Zamanın başlangıcından beri, peygamberlerin ondan söz ettiği Ruhi Anne´nin dünyaya gelmeden önceki varlığını vahiy ettim. (228, 1 – 5)
  6. Maria, erdemini, önderliğini ve mükemmel Tanrı olmasını beyan etmek için yollandı. O insanlar arasında diğer kadınlar gibi değildi. Maria başka türlü kalitede kadındı ve dünya onun yaşamını, düşünme ve hissetme tarzını öğrendi, ruhi temizliğini ve ruhunun ve vücudunun zarafetini biliyordu.
  7. Maria, sadeliğin, alçakgönüllülüğün, özverinin ve sevginin bir örneğiydi. Fakat Maria’nın yaşamı eski zamanlarda ve ondan sonraki nesiller tarafından bilinmesine rağmen, onun erdemini, bakireliğini reddeden birçok insan vardır. Onlar Maria’nın ayni zamanda bakire ve anne olması gerçeğini açıklayamazlar. Bunun nedeni ise insanların doğuştan imansız olması ve Tanrı’nın eylemlerini uyanık ruhlarıyla yorumlamayı becerememesinden gelir. Eğer insanlar kutsal yazıları inceleseydiler ve Maria’nın reenkarnasyonunu (insan olmasını) ve onun soyunu ortaya çıkarsaydılar, onun sonunda kim olduğunu bilirlerdi. (221, 3)
  8. Tanrı’nın yaratıklarına olan ince düşünceli sevgisinin şekli yoktur. Buna karşın o sevgi İkinci Devirde Jesus´un annesi Maria´da kadın şeklini aldı.
  9. Maria’nın hep var olduğunu kavrayın, çünkü onun esansı, sevgisi, ince duygusu hep Tanrı’daydı.
  10. Maria hakkında insanlar ne kadar çok teoriler ve yanılgılar yarattılar! Onun anneliği, hamileliği ve temizliği! Ne kadar da çok ona iftira atıldı!
  11. O günde Maria’nın temizliğini gerçekten kavrayamadığınız için kendinize: “Hiç doğmamış olsaydık, bizim için daha iyi olurdu!” diyeceksiniz. Ateşten gözyaşları ruhunuzu yakacak. Sonra Maria onları merhametine sarıp, Tanrısal Anne onları mantosuyla koruyacak ve Baba onları affedecek ve sonsuz sevgiyle: “Nöbet tutun ve dua edin, çünkü sizi affediyorum ve sizde dünyayı affediyorum ve kutsuyorum“ diyecek.

Kadınlar İçin Maria’nın Örnek Olması

  1. Ustanız´ın hayatı bütün insanlar için örnektir. Fakat kadınlara annelik görevi olarak talimat verilmediği için onlara Tanrı’nın ince duygusunu temsil eden insanlar arasında kadın olarak ayni şekilde tanrısal alçakgönüllülüğün örneği olarak Maria yollandı. (101, 58)
  2. Kutsanmış kadınlar: Siz de benim öğrencilerimdensiniz. Erkeğin ve siz kadınların ruhu arasında, fiziksel açıdan ve her iki tarafta görevleriniz farklı olsa bile, hiçbir fark yoktur.
  3. Jesus´u ruhunuzun Ustası olarak örnek alın ve O´nun sevgisinin çizdiği yoldan gidin. O´nun sözünü özümleyin ve çarmıhını kucaklayın.
  4. Ruhunuza erkeklere de konuştuğum ayni sözlerle konuşuyorum, çünkü siz ruhen aynisiniz. Fakat – kadın kalbiniz izinden gitmek için bir önder ararsa; hayatta mükemmelleşmeniz için size destek olacak mükemmel örnekler ararsanız, Maria’yı hatırlayın, onun bu dünyadaki hayatını inceleyin.
  5. Maria’nın mütevazı yaşamının onu etkinlik yılları esnasında bilen ve onunla konuşmuş olan elçilerim tarafından yazılmış olması Baba’nın dileğiydi.
  6. Onun yaşamı – onu bilenler için basit – dünyada doğumundan ölümüne kadar parlaktı. Maria, ruhunun alçakgönüllülüğüyle, sonsuz ince duygusuyla, kalbinin temizliğiyle ve insanlığa olan sevgisiyle sözlerle ifadeden daha ziyade susmasıyla birçok sayfa sevecen talimatlar yazdı, çünkü insanlara konuşması gereken şahsın Christus olduğunu biliyordu.
  7. Maria’nın ruhu, insanlığa alçakgönüllülüğün, itaatin ve uysallığın mükemmel örneğini vermek için Baba´dan kaynaklanan anneye özgü sevginin kendisiydi. Onun dünyada gidişi bir ışık iziydi, hayatı basit, haşmetli ve temizdi. Mesih´in bir bakireden doğacağı kehaneti Maria´da gerçekleşti.
  8. Sadece Maria rahminde Tanrı’nın tohumunu taşıyabildi, sadece o Jesus´a olan görevini yerine getirdikten sonra, insanlığın ruhi annesi olarak kalmaya layıktı.
  9. Kadınlar, ondan dolayı Maria sizin mükemmel örneğinizdir. Ona yönelin ve onu kendinize susmasıyla, alçakgönüllülüğün eylemleriyle, muhtaçlara olan sevgisinden sonsuz feragatle, sessiz acılarıyla, her şeyi affeden acımasıyla ve şefaat, teselli ve tatlı destek içeren sevgisiyle örnek alın.
  10. Kalpleri acılarla dolu bakireler, hanımlar, anneler, öksüz ve yetim kızlar, dullar, yalnız kadınlar, Maria´ya sevgili ve şefkatli anne deyin, düşüncelerinizle onu çağırın, ruhunuzla onu alın ve kalbinizde onu hissedin. (225, 46 – 54)

İnsanların Şefaatçisi, Teselli Edicisi, Beraber Kurtarıcısı Olan Maria

  1. Maria bu dünyada sessizce yaşadı, fakat o kalpleri barışla doldurdu, muhtaçlara şefaatçi oldu, herkes için dua etti ve son olarak gözyaşlarını insanların bilgisizliğinin ve kötülüğünün affı ve acıması için döktü. Eğer Rab´be ulaşmak istiyorsanız, Maria sayesinde Jesus´u aldığınız için, neden Maria´ya yönelmeyesiniz? Kurtarıcının ölüm saatinde anne ve Oğul birlik değil miydiler? O anda Oğul’un kanı annenin gözyaşlarıyla karışmadı mı? (8, 47)
  2. Dünyaya çarmıhtan yaşam kitabını – yüzyıllar ve devirler boyunca insanlar tarafından yorumlanması ve anlaşılması gereken kitabı – ve ruhi bilgeliği miras bıraktım. Ondan dolayı çarmıhın dibindeki acılar içindeki Maria´ya: “Anne, bu senin oğlun”, dedim, o anda insanlığı temsil eden Yuhanna´ya bakışlarımla işaret ettim, fakat Yuhanna Christus´un iyi öğrencilerine dönüşmüş olan ve ruhen gelişmiş bir insanlığı temsil ediyordu.
  3. Yuhanna´ya da: “Oğul, bu senin annen!“ sözlerimle yöneldim. Bu sözleri size şimdi açıklayacağım.
  4. Maria ruhi temizliği, itaati, imanı, ince duyguyu ve alçakgönüllülüğü temsil ediyordu. Bütün bu erdemler merdivenin basamağıdır ki, o merdivenden ben dünyaya aşağıya o kutsal ve temiz kadında insan olmak için geldim.
  5. O ince duygu, ruhi temizlik ve sevgi yaşam tohumunun döllendiği tanrısal ana rahmidir.
  6. İnsan olup size gelmek ve sizinle yaşamak için indiğim o merdiven size sunduğum ayni merdivendir öyle ki, o merdivenle insandan ışıklı ruha dönüşerek bana yükselin.
  7. Maria merdivendir, Maria anneye özgü kucaktır. Ona yönelin ve o zaman bana rastlayacaksınız. (320, 68 – 73)
  8. Size Maria’yı çarmıhın dibinde, kanımın ve annemin gözyaşlarının döküldüğü o tümsekte bıraktım. O orada çocuklarını bekleyiş içinde kaldı, çünkü çarmıhı çocuklarının omuzundan alacak ve onlara cennetin yolunu gösterecek olan Maria olacak. (94, 73)
  9. Maria’nın mesajı teselliydi, sevecen şefkatti, alçakgönüllülüktü ve ümitti. O anneye özgü karakterinin bilinmesini sağlamak için dünyaya gelmek zorundaydı ve bakire ana rahmini sunmak zorundaydı öyle ki, onda “söz” insan olsun.
  10. Fakat Maria’nın misyonu bu dünyada sona ermedi. Onun gerçek vatanı bu dünyanın ötesindeydi ki, o dünyadan acımanın ve şefkatin mantosunu bütün çocuklarının üstüne serebilsin, oradan yolunu kaybedenlerin adımlarını takip edebilsin ve göklerin tesellisini acı çekenlere verebilsin.
  11. Maria, Tanrı’nın belirlemesini yerine getirmek için dünyaya gelmeden, bir kadında insan olmadan önce, yüzyıllar öncesinden Tanrı’nın bir peygamberi onu bildirdi. Onun yoluyla bir bakirenin hamile kalacağını ve Tanrı bizimle anlamında Immanuel diye adlandırılacak bir oğlan doğuracağını öğrendiniz.
  12. Tanrı’nın anneye özgü göksel sevgi ruhu aşağıya kusursuz kadın Maria´ya inmekle peygamberin önceden bildirdiği Tanrı’nın vaadi gerçekleşti.
  13. O zamandan beri dünya Maria’yı biliyor ve insanlar ve milletler adını sevgiyle anıyorlar ve acılarında onu anne olarak çağırıyorlar.
  14. Ona acıların annesi diyorsunuz, çünkü dünya acıların kılıcını onun kalbine sapladığını biliyorsunuz ve hayalinizden o acılı bakış ve sonsuz matemin ifadesi kaybolmuyor.
  15. Bugün size kalbinizden o daimi acıların resmini silesiniz ve onun yerine iyimser, gülümseyen, ruhen etkinlik gösteren ve bütün çocuklarına Usta’nın çizdiği yolda yukarıya doğru gelişmesine yardım eden sevecen anneyi düşünesiniz diyorum.
  16. Şimdi Maria’nın misyonunun dünyada annelik etmekten ibaret olmadığını anlıyor musunuz? Onun “İkinci Devirde” görünmesi de bir tek değildi, bilakis Maria’nın ruhtan ruha insanlarla konuşacağı yeni bir devir saklıdır.
  17. Elçim, peygamber ve vahiy alan Yuhanna, vecit esnasında (ona verdiğim vahiyde) güneşle giyinmiş, ışıktan parlayan bir bakireyi görmüştü.
  18. Bu kadın, bu bakire Maria’ydı. O artık yeni bir Kurtarıcıya hamile kalmayacak, bilakis Christus´un, mükemmelliğin Usta’sının tanrısal izinden gitmek için ondan sevgi, iman ve alçakgönüllülükle beslenen bütün dünyanın insanlarına hamile kalacak.
  19. Peygamber (Yuhanna) o kadını sanki doğuracakmış gibi sancılar içinde gördü; fakat o sancı insanların arınmasının sancısıydı, ruhtan yaratıkların kefaretiydi. Sancılar bittiğinde ruhtan yaratıklarda ışık olacak ve evrensel annenizin ruhu sevinçle dolacak. (140, 44 – 52)

Maria’nın Tanrısal Özyapısı

  1. Tanrısal annenizin mantosu dünyaya sonsuzluktan beri gölge verdi ve onun da çocukları olan çocuklarımı sevgiyle korur. Maria ruh olarak bu dünyada doğmadı; onun anneye özgü özyapısı hep benim bir parçamdı.
  2. Maria temizliğimin ve kutsallığımın karısıdır. O kadın ve annem olup “söz insan” olduğunda, o kızımdı. (141, 63 – 64)
  3. Maria özyapısına göre tanrısaldır, onun ruhu Baba´yla ve Oğul’la birdir. Onun seçkin kız olmasına ve insanlığa zamanın başlangıcından beri temiz bir yaratık olarak ve onda “tanrısal sözün” insan olacağı bildirilmiş olmasına rağmen, neden Maria´ya insan olarak hüküm veriyorsunuz?
  4. Neden o zaman insanlar onun hakkında kötü konuşuyorlar ve benim gücümden şüpheleniyorlar ve eylemlerimi saygısızca araştırıyorlar? Bunun nedeni ise insanların benim talimatlarımı pekiştirmediği, kutsal yazıların sözlerini derin derin düşünmediği ve benim dileğimi kabul etmediği içindir.
  5. Bugün, “Üçüncü Devirde” Maria’nın kendisini insanlara beyan etmesinden de ayni şekilde şüpheleniyorsunuz. Fakat Maria’nın benim bütün eylemlerimde payı olduğunu ve o benim tanrısal ruhumda yaşayan en ince duygulu sevginin cisimleşmesi olduğu için size söylüyorum. (221, 4 – 6)
  6. Maria, Tanrı’yla o kadar çok kaynaşmış ruhtur ki, o ruh Maria’nın bir biçimini teşkil eder, tıpkı Tanrı’nın üç vahiy şekli gibi: Baba, Söz ve Kutsal Ruh´un ışığı. Bu anlamda Maria Tanrı’nın şefkatini beyan eden ve temsil eden ruhtur. (352, 76)
  7. Ne kadar çok insan Maria´yla tanışmak için cennetin en yüksek katına ulaşmayı ümit ediyor ve onu dünyada yaşarken insan olmuş olan Christus´un annesi olduğu gibi hep insan şeklinde ve tahtında oturmuş güzel ve güçlü bir kraliçe olarak hayal ediyor.
  8. Fakat size Tanrı’dan olanlara artık aklınızda biçim vermeyesiniz diye söylüyorum. Maria, sizin ruhsal anneniz yaşıyor; ama o ne bir kadın şeklindedir, ne de başka bir şekildedir. O kutsal ve sevgi dolu şefkattir, onun merhameti sonsuzluğa kadar yayılır. O kalplerde yönetir, fakat onun egemenliği alçakgönüllülüktür, merhamettir ve temizliktir. Ama onun insanların hayal ettiği gibi tahtı yoktur.
  9. Maria güzeldir, ama öyle bir güzellik ki, onu en güzel yüzle bile gözünüzün önüne getiremezsiniz. Onun güzelliği gökseldir ve göksel olan şeyleri asla kavramaya muktedir olamayacaksınız. (263, 30)

Maria’nın Evrensel Karizması

  1. Maria, sizin evrensel anneniz benim içimde yaşar ve çok sevilen çocuklarını en şefkatli şekilde okşar. O orada esenliğini ve kutsal yerin donatımını bırakmak için sizin kalbinizdeydi. Maria dünyada nöbet tutup kanatlarını kuş gibi bir kutuptan diğer kutuba kadar korumak için dünyanın üzerine açar. (145, 10)
  2. Tanrı olarak bende şefaatçi sevgi yaşar; o Maria’dır. İmana kapalı kalmış ne kadar çok kalp Maria’nın sayesinde kendisini pişmanlığa ve sevgiye açtı! Maria’nın anneye özgü özyapısı bütün yaratılanlarda vardır, herkes tarafından hissedilir, fakat bazı gören gözler onu inkâr eder. (110, 62)
  3. Maria’nın tanrısal anneliğini inkâr edenler, Tanrı’nın insanlara verdiği en güzel vahiyleri inkâr ederler.
  4. Christus´un Tanrı olduğunu kabul edenler ve Maria’yı inkâr edenler Tanrı olarak bende var olan en ince duygulu ve en hoş temel özelliğimden vazgeçerler.
  5. Kutsal yazıları bildiğini sanan ne kadar çok insan vardır, fakat hiçbir şey anlamadıkları için hiçbir şey bilmiyorlar. Ve ne kadar çok insan yaratıkların dilini keşfettiğini sanıyor ve bu fikrine rağmen yanılgı içinde yaşıyor.
  6. Anneye özgü ruh her yaratıkta sevgiyle aktiftir ve siz onun kopyasını her yerde görebilirsiniz. O ruhun tanrısal anneye özgü sevgisi kutsanmış tohum olarak bütün yaratıkların kalbine düştü ve tabiatın her alanı onun yaşayan bir şahididir. Her anne kalbi o büyük sevgi önüne kurulmuş (ibadet) kürsüsüdür. Maria tanrısal bir çiçekti ve onun meyvesi Jesus´tu. (115, 15 – 18)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19... Tanrı’nın Üçlü Birliği

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği
Jesus Christus´un Vahyi

Tanrı’nın Jesus Christus´la ve Kutsal Ruh´la Birliği
Rab şöyle konuşuyor…

Almancadan tercüme: Jasmin

  1. Sözlerimin ışığı Üçüncü Devirde insanları birleştirecek. Hakikatim her akılda parıldayacak ve böylece farklı dinleri ve ibadetleri yok edecek.
  2. Birkaçınız beni Tanrı Yahve olarak severken ve Christus olarak inkâr ederken, diğer insanlar beni Christus´ta tanıyorlar, fakat Tanrı Yahve´yi bilmiyorlar. Bazıları benim varlığımı Kutsal Ruh olarak kabul ederken, diğer insanların benim Üçlü Birliğimden ötürü araları açılıyor.
  3. Şimdi bu insanlığa ve onlara ruhi liderlik yapanlara soruyorum: hepiniz gerçek Tanrı’yı kabul ettiğiniz halde, neden birbirinizden uzaklaşıyorsunuz? Beni Tanrı Yahve´de seviyorsanız, hakikattesiniz. Beni Christus yoluyla seviyorsanız, Christus yoldur, hakikattir ve yaşamdır. Beni Kutsal Ruh olarak seviyorsanız, ışığa yaklaşıyorsunuz.
  4. Sadece bir tek Tanrı vardır, bir tek Babanız vardır. Tanrı’da var olan tanrısal üç şahıs yoktur, bilhassa kendisini insanlığa üç gelişme basamağında vahiy etmiş olan bir tek tanrısal Ruh vardır. Sadece bu derinliklere dalarken, insanlık çocukluğunda bir tek tanrısal Ruh´un var olduğu yerde, üç şahıs gördüğüne inandı. Eğer Yahve adını duyarsanız, o zaman Tanrı’yı Baba ve hâkim olarak düşünün. Eğer Christus´u düşünürseniz, O´ndaki Tanrı’yı Usta ve sevgi olarak farkına varın; eğer Kutsal Ruh´un kaynağını öğrenmek istiyorsanız, bilin ki, o Ruh sonsuz bilgeliğini ruhen gelişmiş olan öğrencilerine vahiy eden Tanrı’dan başka bir şey değildir.
  5. Eğer ben insanlığı bugün olduğu gibi “Birinci Devirde” ruhen gelişmiş olarak bulmuş olsaydım, kendimi Baba, Usta ve Kutsal Ruh olarak vahiy ederdim; o zaman insanlar bir Tanrı’nın olduğu yerde üç Tanrı görmezlerdi. Ama insanlar öğretilerimi anlayacak güçte değildiler ve şaşkına dönüp kendi hayallerine yatkın küçük tanrılar yaratmaya devam etmek için benden uzak dururlardı.
  6. İnsanlar, bu hakikati anlar anlamaz ve bunu kabul eder etmez, biraz sevgiyle önlenebilir olan hatadan ötürü birbirlerini yanlış anladıkları için pişman olacaklar.
  7. Eğer Christus sevgiyse, o zaman benim sevgi olmama rağmen, O´nun Tanrı Yahve´den bağımsız olduğuna inanabilir misiniz?
  8. Eğer Kutsal Ruh bilgelikse, benim bilgelik olmama rağmen, o zaman Kutsal Ruh´un Christus´tan bağımsız olarak varlığını sürdürdüğüne inanıyor musunuz? “Söz” ve Kutsal Ruh´un iki ayrı şey olduğunu mu sanıyorsunuz?
  9. Jesus´un insanlara öğrettiği sözün birazını bilmek sadece bir tek Tanrı’nın var olduğunu ve ebediyen sadece bir tek Tanrı’nın olacağını anlamanız için yeter. Ondan dolayı Jesus yoluyla: “Oğul’u bilen Baba’yı da bilir, çünkü ben O´nun içindeyim, O da benim içimde!” dedim. Daha sonra Jesus başka bir devirde insanlara geri geleceğini bildirdiği zaman, sadece: “Yine geleceğim!” demedi, bilhassa Kutsal Ruh´u, Teselli Edici Ruhu, Hakikatin Ruhu´nu yollayacağına söz verdi.
  10. Neden Christus Kutsal Ruh´tan ayrı olarak gelsin? Yoksa Christus ruhunda hakikati, ışığı ve teselliyi getiremez mi? (1 66 – 70 73 – 76)
  11. Ben sizin Ustanız´ım; fakat beni Baba´dan ayrı olarak görmeyin, çünkü ben Baba’yım.
  12. Oğul (Christus) ve Kutsal Ruh arasında fark yoktur, çünkü Kutsal Ruh ve Oğul tek Ruh´tur ve o Ruh benim.
  13. Her devri içeren vahiylerimde çeşitli yollarla çeşitli dersler ve pek çok sayfalı bir tek kitap vermiş olan bir tek Tanrı’yı görün. (256, 4)

Tanrı’nın Üç Vahiy Şekli

  1. Şimdi Baba’nın neden kendisini ayrı etaplarda vahiy ettiğini biliyorsunuz ve Tanrı’nın Üçlü Birliği hakkında insanların yanılgılarını da anlayın.
  2. Hayalinizde bana fiziksel bir şekil vermeyi artık bırakın, çünkü benim ruhumda herhangi bir şekil yoktur, tıpkı zekâ, sevgi veya bilgeliğin bir fiziksel şekli olmadığı gibi.
  3. Baba’yı düşündükleri zaman, birçok insanın beni ihtiyar bir adam şeklinde düşündüğü için bunu size söylüyorum. Fakat ben yaşlı bir adam değilim, çünkü zamanın dışındayım, benim Ruh´umun yaşı yoktur.
  4. Christus´u düşündüğünüz zaman, hemen aklınıza Jesus´un fiziksel vücudu gelir. Fakat Christus, etten kemikten insan olarak doğan tanrısal Sevgi, benim insan olmuş olan sözüm vücudunu terk ettiği zaman, benim ruhumdan çıkmış olan O, benim ruhumla birleştiğini size söylüyorum.
  5. Eğer siz Kutsal Ruh´tan bahsederseniz, güvercin sembolünü kullanarak onu herhangi bir şekilde düşünmeye çalışıyorsunuz. Fakat size sembollerin devrinin sona erdiğini söylüyorum. Bu nedenden dolayı kendinizi Kutsal Ruh´un etkisinde hissederseniz, o ruhu ilham, ruhunuzda ışık ve belirsizlikleri, gizemleri ve karanlıkları çözen berraklık olarak alın. (39, 42, 44 – 46)
  6. Yüzyıldan yüzyıla insanlar beni hep daha berrak birisi olarak görürler. Beni Christus yoluyla tanımış olanların tasavvuru beni sadece Musa Peygamberin kanunu yoluyla tanımış olanlardan hakikate daha yakındır. İnsan kitlelerinin O´nun adaletinden korktuğu için itaat ettiği o Tanrı, insanların kalplerinde Christus´un sevgi tohumu filizlendiği zaman, yıllar sonra Baba ve Usta olarak arandı. (112, 3)
  7. Ben her zamanın, bütün yaratılanların dışındayım, benim tanrısal Ruh´umun gelişmesi gerekmez. Ben ebedi ve mükemmelim – sizin gibi başlangıcı olan ve gelişmenin kanunu altında yaşayan ve varlığınızda zamanın akışını hisseden birisi değilim.
  8. Yani Baba’nın sadece belli bir yüzyıla, Christus´un diğer bir yüzyıla ve Kutsal Ruh´un başka bir yüzyıla ait olduğunu söylemeyin. Çünkü Baba sonsuzdur ve hiçbir yüzyıla ait değildir, bilhassa zamanlar O´nundur ve insan olarak öldükten sonra kaybolan Christus Tanrı’nın kendisidir, ayni şekilde aranızda en yüksek vahiy şeklini hazırlayan – yani herhangi bir dünyevi aracı olmadan – Kutsal Ruh da Babanız´ın kendisinden başka hiçbir şey değildir. (66, 43)
  9. Baba dediğiniz Tanrı’nın, evrensel Yaratan’ın, tek yaratılmamış olanın mutlak gücü olduğunu size açıkladım. “Oğul” dediğiniz Christus, yani Tanrı’nın yaratıklarına mükemmel sevgisinin vahyidir ve “Kutsal Ruh” dediğiniz Tanrı’nın size bu devirde ışık olarak gönderdiği ve vahiylerimi daha iyi anlamanız için ruhunuzun muktedir olduğu bilgeliktir.
  10. Kutsal Ruh´un o ışığı, o Tanrı’nın bilgeliği yakında başladığını gördüğünüz bu Üçüncü Devirde insanları yönetecek ve insanlığın maneviyata ihtiyacı olan, hakikate susayan ve sevgiye acıkan düşüncelerini aydınlatacak.
  11. Halk, bir tek Tanrı’nın kendisini insanlara üç ayrı bakış açısına göre de olsa vahiy ettiği doğrudur. Eğer Baba’nın Birinci Devirdeki eylemlerinde sevgi ararsanız, onu bulacaksınız; eğer bilgeliği ararsanız, onu da bulacaksınız, tıpkı Jesus Christus´un eylemlerinde ve sözlerinde sırf sevgiye değil, güce ve bilgeliğe rastladığınız gibi. Eğer bu devirde Kutsal Ruh´un eylemlerinde hem kudret, kanun ve güç, hem de sevgi, merhamet şifa balsamını keşfederseniz, bunda acayip olan nedir? (293, 20 – 21, 25 – 26)
  12. Kanun, sevgi, bilgelik – bunlar benim kendimi insanlara gösterdiğim üç vahiy şeklidir öyle ki, ruhi gelişme yolunda Tanrısı hakkında insan kesin bir kanıya ve tam bilgiye sahip olsun. Bu üç vahiy dönemi birbirlerinden farklıdır, ama onların üçü de ayni kaynaktan çıkar ve toplam olarak kayıtsız şartsız mükemmelliktir. (165, 56)
  13. Hâkim, Baba ve Usta içimdedir. Bir tek Tanrı’da üç çeşitli vahiy dönemi, üç kudret merkezi ve bir tek esans: sevgi vardır. (109, 40)
  14. Ben, sizi her devirde ölümden kurtarmış olan Yahve´yim. Size her devirde konuşan tek Tanrı’yım. Christus, Jesus yoluyla size konuşmuş olan “sözümdür”. Jesus size: “Oğul’u tanıyan, Baba’yı da tanır” demişti. Bugün size konuşan Kutsal Ruh da ayni şekilde benim, çünkü sadece bir tek Kutsal Ruh, sadece bir “söz” vardır ve o da benim sözümdür.
  15. Öğrencilerim, beni dinleyin: Size “Birinci Devirde” kanunumu verdim, “İkinci Devirde” o sevgiyle sözlerimi yorumlayasınız diye sevgiyi öğrettim ve şimdi “Üçüncü Devirde” ışığı yolluyorum öyle ki, size vahiy edilenlerin anlamını kavrayın.
  16. O zaman neden benim ruhum olan ve sadece bir tek Tanrısal Ruh´un var olduğu yerde üç Tanrı keşfetmek istiyorsunuz?
  17. İlk insanlara kanunu yolladım ve Mesih´i yollayacağımı Musa Peygambere bildirdim. “Sözümü” bildirdiğim Christus´ta O´nun (Jesus´un) görevi sona erdiğinde: “O´ndan geldiğim Baba´ya geri dönüyorum” dedim. Jesus size: “Baba ve ben birdir” dedi. Fakat sonra O size benim dileğime göre ve sizin ruhi gelişmenize uygun şekilde vahiylerimi aydınlatacak olan Hakikatin Ruhu´nu yollayacağını vaat etti.
  18. Fakat benim gizemlerime kim ışık getirebilir ve bu gizemleri açıklayabilir? Benden başka bilgeliğimin kitabının mühürlerini kim açabilir?
  19. Size doğrusunu söyleyeyim, şu anda Yahve ve Christus´tan farklı bir şey sandığınız Kutsal Ruh, kendisini hakikati kavramanız, görmeniz ve hissetmeniz için ruhunuza bildiren bilgelikten başka bir şey değildir. (32, 22 – 27)
  20. Mantığınızda ve ruhunuzda Tanrı olarak size kanunları bildiren vahiylerimi birleştirin; Baba olarak size sonsuz sevgimi bildiren vahiylerimi ve size bilgeliğimi bildiren Usta olarak talimatlarımı, o zaman onların hepsinden bir esans, bir tanrısal amaç çıkarırsınız. O da ruhsal ışığın yolunda bana gelmenizdir – o size bildiriden daha fazla şeydir. Ben – hep yanınızda, hep içinizde olan – sizi kendi krallığıma götürmek istiyorum. (324, 58)
  21. İnsanların Tanrı’nın bir vahyini yorumlamaya ve onların gözlerinin önünde bir gizem olarak görünen bir şeye açıklık getirmek için çabaladığı ilk defa olmayacak. Hemen “İkinci Devirde” de insanlar dünyada vaaz görevimden sonra Jesus´un şahsiyeti hakkında birbirlerine danıştılar ve O´nun Tanrı olup olmadığını, O´nun Baba´yla bir olup olmadığını veya O´nun Tanrı’dan farklı bir şahıs olup olmadığını bilmek istiyorlardı. Çeşitli şekilde öğretime hüküm verdiler ve incelediler.
  22. Şimdi de yorumların, açıklamaların, tartışmaların ve araştırmaların konusu olacağım.
  23. İnsanlar, Jesus kendisini beyan ettiğinde, Christus´un ruhunun Baba’nın Ruhu´ndan bağımsız olup olmadığını sınayacaklar; Konuşmuş olanın ne Baba, ne de Oğul olduğunu, ama Kutsal Ruh olduğunu söyleyen diğer insanlar olacak.
  24. Fakat sizin “Kutsal Ruh” diye adlandırdığınız Tanrı’nın ışığıdır ve sizin “Oğul” diye adlandırdığınız Tanrı’nın “sözüdür”. Eğer bu sözü burada duyarsanız, “İkinci Devirdeki” öğretimden faydalanırsanız veya “Birinci Devrin” kanununu ve vahiylerini düşünürseniz, bilin ki, bir tek Tanrı’nın yanındasınız, O´nun sözünü duyuyorsunuz ve O´nun Ruhu´nun ışığını alıyorsunuz. (216, 39 – 42)

Yaratıcı Ruh ve Baba Olarak Tanrı

  1. Ben bütün yaratılanların esansıyım. Her şey benim sonsuz gücüm sayesinde yaşar. Ben her vücuttayım ve her şekildeyim. Ben hepinizin içindeyim, ama siz kendinizi hazırlamalısınız ve hassaslaştırmalısınız ki, beni hissedebilesiniz ve keşfedebilesiniz.
  2. Ben yaşam olduğum için her yaratığın yaşam nefesiyim. Ondan ötürü size, eğer sizin her eyleminizdeysem, benim resmimi topraktan ve mermerden yapmanız bana tapmak için veya kendinizi bana yakın hissetmek için gerekli olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu yanlış anlama sadece insanlığı putperestliğe ayartmak için hizmet etti.
  3. Benim sözlerimden dolayı Baba ve bütün yaratılanlar arasında var olan ahengi seziyorsunuz, benim bütün yaratıkları besleyen esans olduğumu ve sizin benim bir parçam olduğunuzu kavrıyorsunuz. (185, 26 – 28)
  4. Baba’nın ruhu görünmezdir, ama o kendisini sonsuzca çeşitli şekillerde vahiy eder. Bütün uzay Tanrı’nın gösterisidir. Her yaratılan şey hakikatin bir inikâsıdır.
  5. Benim çocuklarım olan ruhsal yaratıkları (öbür dünyada yaşayanları) yaşadıkları yere göre çeşitli yaşam biçimleriyle sevgi, güzellik, yaşam gücü ve anlamlılıkla donatmakla onların yaşadığı her yere benim en iyi görülebilen varlığımın ispatını, gücümün tasavvurunu vermek için koydum. Yaşamın anlamı sevgiden, hakikati bilmekten ve onun farkına varmaktan oluştuğuna işaret ediyorum. (168, 9 – 10)
  6. Öğrenciler, benden üç çeşit yaratık yaratıldı: Tanrısal olanlar, ruhsal olanlar ve maddi olanlar. Yaratan ve yaratılanların sahibi olarak tanrısal şekilde ve ayni zamanda sizin anlayabileceğiniz şekilde konuşabilirim. Maddeyi ben yarattığım için sesimi ve sözümü de fiziksel olarak kendimi insanlara anlatabilmek için duyurabilirim.
  7. Ben mükemmel bilimim, her şeyin kaynağı, bütün nedenlerin nedeni ve her şeyi aydınlatan ışığım. Bütün yaratılanların, bütün bilgeliğin en üstündeyim. (161, 35 – 36)
  8. Şimdi anlamanın, ruhun ve aklın aydınlanmasının zamanıdır. Bu zamanda insanlar beni nihayet ruhen arayacaklar, çünkü onlar Tanrı’nın ne bir şahıs, ne de bir hayali tasavvur olduğunu, bilakis sınırsız ve mutlak evrensel Ruh olduğunu kavrayacaklar. (295, 29)

Sevgi ve Tanrı’nın Sözü Christus

  1. Baba Jesus´ta kendisini beyan etmeden önce maddi biçimleri ve olayları kullanmakla vahiylerini size yolladı. “Christus” adından Tanrı’nın sevgisini insanlara beyan edeni tanıdınız; fakat O dünyaya geldiğinde, kendisini çoktan Baba olarak beyan etmişti. Ondan dolayı Christus´un dünyada doğduğunu söylemeyesiniz. Doğmuş olan Jesus´tu, içinde Christus´un olduğu vücuttu.
  2. Düşünün ve sonunda Christus´un Jesus´tan önce var olduğunu anlayacaksınız ve kabul edeceksiniz, çünkü Christus Tanrı’nın sevgisidir. (16, 6 – 7)
  3. Burada sizinleyim ve ruhunuzun sonsuz barışı için mücadele etmek için size güç veriyorum. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, insanlık beni tanımadan önce, sizi çoktan sonsuzluktan (öbür dünyadan) aydınlattım ve sizin kalplerinize seslendim. Çünkü Baba´yla bir olduğum için hep O´nunla oldum. Dünya beni Jesus olarak kabul edinceye ve Tanrı’nın sözünü duyuncaya dek insanlığın üstünden yüzyıllar geçmeliydi. Buna rağmen söylemeliyim ki, eskiden öğretimi duyanların hepsi Christus´ta Tanrı’nın varlığını hissetmek için gerekli olan ruhi gelişmeye ulaşmamışlardı. (300, 3)
  4. Yahve´de gaddar, korkunç ve intikamcı bir Tanrı’yı tanıdığınıza inanıyordunuz. Sonra Rab size sizi bu yanılgınızdan kurtarmak için Christus´u, Tanrısal sevgisini size yolladı öyle ki, “Oğul’u tanıyarak, Baba’yı tanıyasınız”. Buna rağmen bilgisiz ve yeniden günahlarına bulaşmış insanlık öfkeli ve incinmiş bir Jesus´u gördüğüne inanır ve insanlar “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) ulaştıkları zaman, O´nu incitenlerin gelişini: “Çekilin önümden, sizi tanımıyorum!” demek için bekleyen ve Jesus´un onları hemen sonsuzlukta en gaddar işkencelerin eline bırakacağını sanır.
  5. Öğretilerimin anlamını öğrenme zamanı geldi öyle ki, hiçbir yanılgıya düşmeyesiniz. Tanrı’nın sevgisi bana gelmek için size engel olmayacak; fakat eğer hatalarınızı telâfi etmezseniz, size ışığın krallığına ulaşmak için layık olmadığınızı söyleyen vicdanınızın acımasız hâkimi olacak. (16, 46 – 47)
  6. Kendinize haklı olarak öğrencim diyebilmeniz için Ustanız gibi olmanızı istiyorum. Size bıraktığım mirasım sevgi ve bilgelikten ibarettir. Size gelen Christus´tu ve şu anda size konuşan Christus´tur; fakat beni Tanrı’dan ayırmayın veya beni Tanrı’nın dışında görmeyin, çünkü ben hep Baba´yla birdim ve birim.
  7. Size Christus´un Tanrı’nın sevgisi olduğunu söyledim; ondan dolayı beni Baba´dan ayırmaya çalışmayın. O´nun çocuklarına sevgisiz bir Baba olduğuna mı inanıyorsunuz? Bunu nasıl düşünebilirsiniz? Artık bunu anlama zamanı geldi.
  8. Hiç kimse Tanrı’ya, Yaratan´a Baba demeye utanmasın, çünkü bu O´nun gerçek adıdır. (19, 57 – 58)
  9. Dünya Jesus´ta insan olmuş olan Tanrısı´nı gördü. İnsanlar ondan sadece sevgi dersleri ve sonsuz bilgelik öğretileri, mükemmel adaletin ispatını aldılar, ama asla zorbalık sözünü, garaz işareti veya eylemini almadılar. Onun yerine ne kadar çok incitildiğine ve alay edildiğine bakın. Bütün dünyanın sahip olmadığı bütün yetki ve güç O´nun elindeydi, ama dünya Babası´nı O´nun gerçek karakterini, gerçek adaletini ve merhametini tanıması gerekiyordu.
  10. Dünya, Jesus´ta kendisi için hiçbir şey istemeden her şeyini çocuklarına veren bir Baba’yı gördü. En ağır incitmeleri sonsuz sevgiyle intikam almadan affeden bir Baba’yı ve O´nu inciten çocuklarının canını almak yerine, onları affeden ve kanıyla onların ruhi kurtuluşunun yolunu çizen bir Baba’yı gördü. (160, 46 – 47)
  11. Jesus insan olarak sizin idealinizdi ve mükemmelleşmenin gerçekleşmesiydi öyle ki, O´nda izinden gitmeye layık bir örneğiniz olsun. İnsanın Tanrısı´na benzer olması için insanın nasıl olması gerektiğini size öğretmek istiyordum.
  12. O bir Tanrı’dır ve Christus O´nunla birdir, çünkü Christus Tanrı olan “sözdür”, her yaratılanların Babası’na ulaşabileceğiniz tek yoldur. (21, 33 – 34)
  13. Öğrenciler, Christus Tanrı sevgisinin en yüksek açıklamasıdır, yaşam olan ruhun bölgelerinde ışıktır; karanlığı delen ışıktır ve her ruhi bakış önünde hakikati ortaya çıkaran, gizemleri çözen, kapıyı açan ve ruha bilgeliğin, sonsuzluğun ve mükemmelliğin yolunu gösterendir. (91, 32)

Kutsal Ruh – Tanrı’nın Hakikati ve Bilgeliği

  1. Bilgelikte şifa gücü ve kalbinizin özlediği teselli yatar. Ondan dolayı size eskiden Hakikatin Ruhu´nu Teselli Edici Ruh olarak göndereceğimi vaat ettim.
  2. Ama inanmak ruhun gelişme yolunda duraklamaması ve sınavlardan korkmaması için mutlaka gereklidir. (263,10 – 11)
  3. Bu devir, Kutsal Ruh´un ışığı olan, kalbinizin ve ruhunuzun en gizli köşesini bile aydınlatacak olan, içinde tanrısal bilgeliğinin olduğu ışık devridir. (277, 38)