ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36... Iman, Hakikat ve İdrak

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 36… Iman, Hakikat ve İdrak
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Her Şeyi Yenen İman
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Zayıflığı, zavallılığı, sefaleti ve tutkuları yenmek ve şüpheyi bertaraf etmek için iman ve iyi eylemler kaçınılmazdır ki, imkânsız olanın üstünden gelen erdemlerdir; onların karşısında zorluklar ve ulaşılması imkânsız şeyler gölge gibi kaybolurlar.
  2. “İkinci Devirde” bana inananlara: “İmanın sana yardımcı oldu!” dedim. İmanın şifa verici gücü, değiştirici kudreti olduğu ve onun ışığı karanlığı yok ettiği için onu öyle açıkladım. (20, 63 – 64)
  3. Ruhen gelişmeden hâlâ uzak olanlar bana: “Rab, sana inanıyorum, çünkü ben seni gördüm” demek için beni Jesus´un vücudunda görmek istiyorlar. Onlara: “Ne mutlu görmeden iman edenlere, çünkü onlar ruhen gelişmeleriyle beni kalplerinde hissetmiş olmanın ispatını gösterdiler” diyorum. (27, 75)
  4. İmanın ne olduğunu bilmenizi istiyorum öyle ki, ona sahip olanın eşi benzeri görülmemiş bir definenin sahibi olduğunu anlayın.
  5. Her kim bu iç ışıkla aydınlanmış olarak yaşarsa, dünya onu ne kadar yoksul bulsa da, kendisini asla hor görülmüş, terk edilmiş, zayıf veya yitik hissetmeyecek. Onun Babası’na, yaşama, hedefine ve kendisine inancı hayat mücadelesinde asla yıkılmasına izin vermeyecek. Ve ayrıca o hep büyük ve şaşırtıcı eserler bırakmaya muktedir olacak. (136, 4 – 5)
  6. İman, sonsuzluğun güvenli limanına ulaşıncaya dek yolunuzu aydınlatan bir deniz feneri gibidir.
  7. İman, bugün bir adım ileri, yarın ise bir adım geri giden, acıya karşı savaşmak istemeyen ve sadece Baba’nın merhameti sayesinde ruhun zaferine inanan ılık ve korkak insanların imanı gibi olmamalıdır.
  8. İman, ruhun hissettiğidir, Tanrı’nın içinde olduğunun bilincidir, Tanrı’yı sevip Onu içinde hissetmeye sevinmektir ve insanın kardeşlerini sevmesidir. Baba’nın adaletine inancı öyle büyüktür ki, insanların onu sevmesini beklemez, incitmeleri ve hataları affeder, ama liyakatleri yoluyla arınacağına inandığı için yarın ışıkla dolacağına inanır.
  9. İmanı olanda barış, sevgi ve iyilik vardır.
  10. O (imanlı insan) ruhen zengindir ve maddi dünyada bile; ama sizin kastettiğiniz zenginlik değil, gerçek zenginlik. (263, 12 – 16)
  11. Gerçek imanın varlığının ispatını şimdi size söylüyorum: Eğer kalp hayat sınavları saatinde ümitsizliğe kapılmazsa ve kritik anlarda barış ruhu doldurursa.
  12. İmanı olan benimle ahenk içindedir, çünkü ben yaşam, sağlık ve şifayım. Her kim gerçekten bu limanı ve bu deniz fenerini ararsa, mahvolmaz.
  13. Bu erdeme sahip olan insan biliminin ötesinde mucizeler yaratır, ruha ve daha yüce bir yaşama şahit olur. (237, 69 – 71)

Tanrı’nın Hakikatini İdrak etmek

  1. Eğer kalp iyi imana sahipse ve akıl ön yargılardan ve belirsiz düşüncelerden özgürse, o zaman insan yaşamın değerini daha iyi bilir ve hakikat daha çok berraklıkla idrak edilir. Eğer insan buna karşın kalbinde şüphe ve kibir, aklında yanılgılar besliyorsa, her şey bulanık görünür ve ışık bile ona karanlık olarak görünür.
  2. Hakikati arayın, o yaşamdır, ama onu sevgiyle, alçakgönüllülükle, metanetle ve imanla arayın. (88, 5 – 6)
  3. Dua edin, Babanız´a duada sorun, o zaman derin düşüncenizde sonsuz ışığımın kıvılcımını alacaksınız. Bir tek anda bütün hakikati alacağınızı beklemeyin. Çoktan beri hakikati arayan, keşfeden ve onun gizemlerini çözmeye çalışan, fakat henüz özledikleri amaca ulaşamamış olan ruhlar vardır.
  4. Tanrı tarafından adanmış Christus size o yolu: “Birbirinizi sevin” diyerek gösterdi. Bu yüce sözün menzilini tasavvur edebiliyor musunuz? Eğer insanlar bu öğretiye göre yaşasaydılar, insanların hayatı tamamen değişmiş olurdu. Sadece sevgi tanrısal gizemlerin hakikatini beyan edebilecek, çünkü o sevgi yaşamınız ve bütün yaratılanların kaynağıdır.
  5. Israrla hakikati arayın, hayatın anlamını arayın, iyilik yapmayı sevin ve iyilikte güçlü olun ve yanlış, halis ve mükemmel olmayan şeylerin adım adım benliğinizden sıyrılıp düşeceğini göreceksiniz. Tanrı’nın merhametinin ışığına günden güne hassaslaşın, o zaman Rabbiniz´e bilmek istediğiniz ve en yüce hakikate ulaşmak için ruhunuzun ihtiyacı olan her şeyi direkt sorabileceksiniz (136, 40 – 42)
  6. İnsanlık bana ulaşamadığı için ben insanlığa uğrayan “sözüm”. Size vahiy ettiğim hakikatimdir, çünkü hakikat hepinizin dileğime göre gideceğiniz krallıktır.
  7. Eğer ben size önceden birçok feragat eylemlerinde bulunmanız gerektiğini söylemezsem, hakikati nasıl keşfedeceksiniz?
  8. Hakikati bulmanız için bazen sahip olduğunuz şeylerden vazgeçmeniz ve hatta kendinizden feragat etmeniz gerekir.
  9. İçinde yaşadığı duvarları yıkmadığı sürece, bencil, materyalist ve vurdumduymaz insan hakikati göremez. Onun benim ışığımı yüz yüze görebilmesi için tutkularını ve zaaflarını yenmesi gerekir. (258, 44 – 47)
  10. Hakikati arayana ne mutlu, çünkü o sevgiye, ışığa ve iyiliğe susamış insandır! Arayın, böylece bulacaksınız, hakikati arayın ve o size doğru gelecek. Derin derin düşünmeye devam edin, ayrıca tanrısal bilgeliğin kitabına sorun, o size yanıt verecek, çünkü Baba ona ısrarla sorana karşı asla suskun veya vurdumduymaz değildir.
  11. Hakikati kitaplarda, hocalarda ve bilimlerde arayanların kaç tanesi sonuçta onu kendi içinde keşfedecek, çünkü her insanın içine sonsuz hakikatin tohumunu koydum. (262, 36 – 37)
  12. Sizi dolandıramam! Ben asla sahtekârlık yapamam, kendimi karanlıkta gizlemiyorum. Hakikatim hep çıplaktır. Fakat insanlar ruhumun çıplaklığını göremiyorlarsa, o sadece onu görmek istemedikleri içindir. Hakikatimi size herhangi bir giyimle gizlemiyorum. Benim çıplaklığım tanrısal ve temizdir, benim çıplaklığım kutsaldır, onu uzayın bütün yaratıklarına göstereceğim. Bunun sembolü olarak dünyaya çıplak bir insan olarak geldim ve çıplak olarak sizden ayrıldım.
  13. Benimkiler arasında hakikatin egemen olmasını istiyorum, çünkü ben hakikatinizdeyim ve hakikatinizde olacağım. Aranızda sevgi olmasını istiyorum ve sevgim hep sizin sevginizde olacak.
  14. Sadece bir hakikat, bir gerçek sevgi vardır ve bu hakikat ve sevgi içinizdeyse, o zaman sevginiz ve hakikatiniz benim olacak ve benim hakikatim ve sevgim sizin olacak. (327, 33 – 34)
  15. Işığım her ruhtadır. Şimdi siz ruhumun insanlara döküleceği devirde yaşıyorsunuz. Ondan dolayı hepinizin – alimler ve ayni şekilde bilgisizler, büyükler ve ayni şekilde küçükler, güçlüler ve ayni şekilde yoksullar – benim varlığımı yakında hissedeceğinizi size söylüyorum.
  16. Diğerleri gibi öbürleri de yaşayan Tanrı’nın hakikati karşısında sarsılacaklar. (262, 33 – 34)

Ruhsal ve Tanrısal Olanı Algılamak

  1. Ruhunda vicdanı olduğu için çocuklarımdan birisinin beni unutması imkânsızdır. O vicdan ruhumun ışığıdır ve o ışıkla er ya da geç beni tanıması gerekir.
  2. Bazıları için sözümün anlamını kavramak ve orada ışığı bulmak kolaydır, fakat diğerleri için sözüm bilmece gibidir.
  3. Bu devirde herkesin mesajlarımın ruhi esansını anlayamadığını söylüyorum. Anlayamayanlar yeni devirleri beklemek zorunda kalacaklar öyle ki, ruhları vahiylerimin ışığına gözlerini açsınlar. (36, 4 – 6)
  4. Eğer size benim bilgeliğimin sizin olacağını söylüyorsam, dünyada bir kez yaşamış olmak size vahiy etmek istediklerimi bilmek için yeterli olabileceğini mi sanıyorsunuz? Gelişmenin uzun yolunu kat etmeden insanların bilimine ulaşamayacağınızı söylüyorsam, o zaman ruhunuz tamamen gelişmeden ruhi şeyleri daha da az algılayabilirsiniz.
  5. Ruhi gelişmeyi bilime karşı koymuyorum, çünkü bu yanılgı insanların yanılgısıydı, asla benim değil. Tam tersine size ruhaniyeti maddi yaşamla, insancıl şeyleri tanrısal şeylerle ve geçici şeyleri sonsuz şeylerle ahenk içinde tutmanızı öğretiyorum. Fakat insanın yaşamın yolunda gidebilmesi için önce vicdanınızın gösterdiği yolu bilmesi gerektiğini size açıklıyorum. Vicdanın kanunu Tanrı’nın ruhundan kaynaklanır. (79, 38 – 39)
  6. Siz çok aşağılara düştünüz ve çok ruhaniyetten uzaklaştınız ki, doğal olan bütün bunları doğaüstü sanıyorsunuz, çünkü o ruhsaldır. Tanrısal olana doğaüstü diyorsunuz ve ruhunuza ait olanları da ayni şekilde görüyorsunuz. Bu bir yanılgıdır.
  7. Bunun nedeni ise sizin sadece duyularınızın veya insani zekânızın kavrama gücü alanında olanların görmeniz ve algılamanızdır. Ve duyularınızın ve aklınızın ötesinde olanların doğaüstü saydığınız içindir. (273, 1)
  8. Hem bilginin ışığını doğada arayan insan, hem de bilgeliğimi ruhi vahiylerde arayan insan başka yollarda bulamadığı hakikatleri onları bulacağı yolu kendi ayağıyla kat etmekle bulmalıdır. Ondan dolayı ruhunuzu arka arkaya (birden fazla) dünyada yaşamak için yolladım öyle ki, o ruh gelişmesiyle ve tecrübesiyle içinde olanı ve onun etrafını saran her şeyi keşfetsin.
  9. İsterseniz sözlerimi iyice sınayın, fakat yaşamı sonra o açıdan iyice okuyun ve inceleyin öyle ki, size söylediklerimin hakikati içerdiğini görebilesiniz.
  10. Sanki size bugün söylediklerimle geçmiş zamanlarda vahiy ettiklerim arasında çelişki varmış gibi görünecek, fakat bu çelişki yoktur. Yanılgıda olan insanlardır. Ama yakında herkes ışığa kavuşacak. (105, 54 – 56)

Ruhi İdrakin Şartları

  1. Alçakgönüllülük ruhun ışığıdır ve buna karşın onun eksikliği karanlıktır. Kibir bilgisizliğin meyvesidir. Bilgi yoluyla büyük olan ve erdemlerinden ötürü seçkin olan insan gerçek sadeliğe ve ruhi alçakgönüllülüğe sahiptir. (101, 61)
  2. Bırakın bütün kötü düşünceler sizden sıyrılsın ve asil düşünceleri kendinize çekin. Mutluluk maddi şeylere sahip olanlarda değil, bilakis insanın ruhen idrak ettiklerindedir. İdrak sahip olmaktır ve sonra da uygulamaktır.
  3. Gerçek bilgiye sahip olan insanın ruhu alçakgönüllüdür ve sadece dünyevi bilgiye sahip olmaya çabalayan ve anlamadıklarını inkâr eden o insan dünyevi bilgelikten gurur duymaz. İçinde ilhamlı bilgiyi taşıyan her insan doğru zamanda vahiy almaya muktedirdir, ayni şekilde o vahiyleri beklemekten anladığı gibi. Birçok insan kendisini bilge diye adlandırdı, fakat günden güne bütün ışığıyla parlayan güneş onlara bir gizem olarak kaldı.
  4. Birçoklari her şeyi bildiklerine inandılar, fakat size doğrusunu söyleyeyim, farkında olmadan yollarına çıkan karınca onlar için ayni şekilde anlaşılması imkânsız gizemle doludur.
  5. İnsanlar doğanın birçok mucizesini keşfedebilecekler, ama onu tanrısal sevginin yolunda yapmadıkları sürece, ruhun ölümsüz yaşamında var olan gerçek bilgeliğe ulaşamayacaklar. (139, 67 – 70)

İnsanların Gerekli Bilinç Gelişmesi

  1. Başlangıçtan beri insanlığa özgür düşünme izni verdim. Fakat o hep köle kaldı – bazen kendi yobazlığından, diğer durumlarda da “firavunun” ve “imparatorun” yanlış dünya görüşüne köleliğinden. İnsanlığın bu devirde ruhun ulaştığı özgürlük ve gözlerinin gördüğü aydınlık karşısında gözlerinin kamaşmış olması bundan dolayıdır. Çünkü onun ruhu bu özgürlüğe henüz alışmadı.
  2. İnsan idrak gücünü ruhaniyet için azalttı ve ondan dolayı da yobazlığın pençesine düştü, dolambaçlı yollardan gitti ve diğerlerinin iradesinin gölgesi gibiydi.
  3. O özgürlüğünü kaybetmişti, kendi efendisi değildi, ne de düşüncelerinin efendisi idi.
  4. Fakat hakikat arzusuyla özgürce sonsuzluğa doğru yükselmeniz için o zamanda zincirleri koparmanız ve kanatlarınızı açmanız gereken ışık devri geldi. (239, 4 – 7)
  5. İçinde yaşadığınız yüzyıl iki değerlendirme şekli gösterir: birincisi zekânın gelişmesi, ikincisi ise ruhi duraklama.
  6. Gerçekten tanrısal ışık aklınıza ışın saçar ve ondan dolayı size ilhamlarım gelir; onun meyveleri insanları şaşırtır, çünkü akıl şimdi özgürlük ve bilgi zenginliğini arzuluyor. İnsan doğayı incelemeye kendini veriyor, araştırıyor, keşfediyor, seviniyor ve şaşıyor, ama asla tereddütlü değil.
  7. Fakat her ne zaman onun ruhaniyete ve tanıdığı maddenin ötesindeki hakikate olan ilişkisini açıklığa kavuşturmak aklına gelirse, o ürkektir, bilinmeyenlere doğru, yasak sandığı şeylere ve (düşüncesine göre) sadece yüce ve Tanrı’nın gizemlerini çözmeye layık yaratıklara düşene doğru ilerlemek, onu korkutur.
  8. Burada o onu alçakta tutan irade yoluyla önyargıları yenmekten aciz, kendisini zayıf ve aptal gösterdi. Tamamen ters yorumların kölesi olduğunu burada gösterdi.
  9. Ruhi seviyede de gelişmediği sürece, insan zekâsının gelişmesi asla mükemmel olmayacak. Kendinizi sadece dünyevi yaşama adadığınız için ruhunuzun ne kadar çok geride kaldığını kavrayın.
  10. İnsan diğer insanların iradesinin kölesidir, büyünün, lanetlemenin ve tehditlerin kurbanı. Fakat insan bununla neye ulaştı? İnsanın sahip olması gereken en yüce bilgiyi kavramak ve ona ulaşmak için kendi dileklerinden vazgeçmesi; hep anlamsızca bir gizem saydığı ruhsal yaşamı açıklığa kavuşturmak için kendi kendine engel olması.
  11. Ruhsal yaşamın insanlar için dünyada sonsuza dek bir gizem kalacağını mı sanıyorsunuz? Eğer öyle düşünüyorsanız, büyük bir yanılgıdasınız. Size doğrusunu söyleyeyim, kökeninizi ve ruhunuz hakkında hiçbir şey bilmediğiniz sürece, bilimde çok ilerlemiş olsanız da, bitkiler ve hayvanlar arasında zavallı bir dünyada yaşayacaksınız. Savaşlarınızla birbirinizi yok etmeye devam edeceksiniz ve ıstıraplar hayatınızı yönetmeye devam edecek.
  12. Eğer benliğinizde ne taşıdığınızı keşfetmezseniz ve çevrenizdeki insanlarda ruhi kardeşinizi fark etmezseniz, birbirinizi gerçekten sevebilir misiniz? Hayır, insanlık, beni tanıdığınızı ve izimden gittiğinizi söyleseniz bile. Eğer öğretimi üstünkörü anlarsanız, imanınız, idrakiniz ve sevginiz sahte olacak. (271, 39 – 45)
  13. İnsanlar bende bilgisizliğin boyunduruğundan kurtulmak için cesaret bulacaklar.
  14. Eğer insanlar yaşamın şartı, kökü ve temeli olan ruhi bilgiye sahip değillerse, dünyada barış olacağını ve savaşların sona ereceğini, insanların kendilerini yenileyeceğini ve günahın azalacağını nasıl bekleyebilirsiniz?
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlar hakikatimi anlayıp uygulamadığı sürece, varlığınız bu dünyada kayan kumun üstüne inşa edilmiş bir bina gibi olacak. (273, 24 – 26)
  16. Kendi içine doğru ilerlemediği, gizemini bilmediği ve kendi esas benliğini tanımadığı için insana kendisinin kendisine bir yabancı olduğunu söylüyorum. Fakat ona ben bu devirde uzun yıllar boyunca kapalı kalan, bütün gizemlerin orada muhafaza edildiği ve size hemen “İkinci Devirde” ruhumun ışığıyla aydınlığa kavuşturacağımı vaat ettiğim “kitabın” içeriğini öğreteceğim.
  17. Şimdi siz gerçekten kendinizi tanıyacaksınız ve ruhunuzun içine ulaşacaksınız. O zaman kim olduğunuz bilmeye başladığınızı söyleyebileceksiniz.
  18. İnsan kökünü, hedefini, görevini ve yeteneklerini ve onun etrafında yaşayan ve hareket eden bütün sonsuz yaşamı tanıyacak. Çevresindeki insanları artık o incitemeyecek, insanların varlığını tehlikeye atamayacak, ne de etrafındaki herhangi bir şeyi kirletebilecek, çünkü her şeyin kutsal olduğunu kavramış olacak.
  19. İnsan ruhunda olanı idrak edecek ve o zaman ruhun harika olduğuna ve Babası´nın sonsuzlukta (öbür dünyada) hazırlamış olduğu yurdun da mükemmel olması gerektiğinin berrak bir tasavvuruna ve inancına sahip olacak. (287, 4 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35... Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 35… Düşüncelerin, Duyguların ve İradenin Gücü
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Düşünceleri Almak ve İletmek ve Onların Etkileri
Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsan gözüne görünmeyen ve insan bilimi yoluyla algılanamayan ve yaşamınıza etkisi olan güçler vardır.
  2. Bu güçlerin iyisi ve kötüsü vardır; birincisi size sağlık verir ve diğer güçler ise hastalıklara neden olurlar; onların aydınlık ve karanlık olanı vardır.
  3. O güçler nereden kaynaklanır? Öğrenciler, onlar ruhtan, akıldan ve duygulardan kaynaklanır.
  4. Dünyada insan olarak yaşayan ve fiziksel vücutsuz olarak (öbür dünyada) yaşayan ruhlar düşünürken titreşim iletirler; her duygu bir etki gösterir. Bu dünyanın o titreşimlerle dolu olduğundan emin olabilirsin.
  5. Şimdi insanın iyiliği düşünüp yaşadığı yerde şifalı güçler ve etkilerin olması gerektiğini ve insanın iyiyi, adaleti ve sevgiyi tanımlayan kanunların ve kuralların olmadığı yerde kötü güçlerin olması gerektiğini kolayca anlayabilirsiniz.
  6. Bu güçlerin ikisi de havayı doldurur ve birbirlerine savaş açarlar; onlar insanların duygularını etkilerler ve eğer insanlar bunları birbirinden ayırmayı bilirlerse, iyi telkinleri kabul eder ve kötüleri reddederler. Ama insanlar zayıfsa ve iyi işler yapmada tecrübeleri yoksa, bu titreşimlere direnç gösteremezler ve onlarda kötülüğün kölesi olma ve onun egemenliğine yenik düşme tehlikesi vardır. (40, 58 – 63)
  7. Her ruhsal olan şey uzayda – size görünebilir veya görünemez – ışık kaynağıdır ve bu ışık güç, kudret ve ilhamdır. Onların sahip olduğu temizliğe ve yüceliğe göre fikirler, sözler ve eylemler ayni şekilde ışık verirler. Bir fikir veya eylem ne kadar yüceyse, onun titreşimleri ve verdiği ilham o kadar narin ve incedir. Materyalizmin köleleri için bunları algılayabilmek daha zor olsada, buna rağmen yüce düşüncelerin ve eylemlerin ruhi etkisi büyüktür. (16, 16)
  8. Eğer aklınıza ışıktan bir fikir gelirse, o fikir yararlı görevini yerine getirmek için hedefine ulaşır. Eğer iyi düşünceler yerine temiz olmayan düşünceler aklınızdan çıkarsa, onlar sadece ilettiğiniz yerde zarara neden olurlar. Size söylüyorum, düşünceler de eylemdir ve onlar vicdanınızda var olan kitapta yazılı kalacaklar.
  9. Yaptığınız işler iyi veya kötü olsun, insanlara dilediklerinizi çok defa geri alacaksınız. Kendinize kötülük yapmak insanlara beddua etmekten daha iyidir.
  10. Ondan dolayı size “İkinci Devirde”: “Ektiğinizi biçeceksiniz” dedim; çünkü tecrübelerinizi bu yaşamda algılamanız gereklidir ve biçtikleriniz size ektiğiniz tohumların daha fazlasını vereceğini düşünün.
  11. Ah İnsanlık, Usta’nın öğretilerini ne düşünmeyi, ne de hissetmeyi ve yaşamayı istedin! (24, 15 – 18)
  12. Düşüncelerin gücünü algılamadığınızı söylemiş olmamın nedeni budur. Bugün size düşüncenin ses ve kulak, silah ve kalkan olduğunu size söylüyorum. Onlar yıktıkları gibi yaratırlar da. Düşünce birbirinden uzakta olanlar arasındaki mesafeyi kısaltır ve izini kaybettiklerini bulur.
  13. Savaş başlamadan önce silahlarınızı tanıyın. Her kim hazırlanmayı bilirse, güçlü ve yenilmez olacak. Ölüm silahlarını sallamanız gerekmeyecek. Silahınız temiz ve arınmış düşünceler ve kalkanınız ise iman ve insan sevgisi olsun. Sessizlikte bile sesiniz barışın mesajını tınlasın. (76, 34)
  14. Aklınızı pis düşüncelerle kirletmemeye dikkat ederek nöbet tutun. Akıl yaratıcıdır ve eğer kötü bir düşünceye sığınak verirseniz, sizi aşağı seviyelere çeker ve ruhunuz karanlığa bürünür. (146, 60)
  15. Bir büyük insan gurubunun birleşik düşünceleri kötü etkileri yenmeye ve putları sütun tabanından devirmeye muktedir olacaklar. (160, 60)
  16. Gelecekte düşünce yoluyla iletişimin büyük gelişmeye ulaşacağını bugün size garanti edebilirim; bu haberleşme yoluyla bugün milletleri ve dünyaları birbirinden ayıran birçok engel yok olacak. Eğer düşünce yoluyla Babanız´la bağlantı kurmayı öğrenirseniz ve ruhtan ruha diyalog sağlamaya ulaşırsanız, o zaman görünen veya görünmeyen, yanınızda olan veya olmayan, yakında veya uzaktaki kardeşlerinizle bağlantı kurmaya ne zorluk çıkarabilir? (165, 15)
  17. Mükemmel olmasalar da düşünceleriniz hep bana ulaşıyor ve dualarınızda iman olmasa da – o imanı hep muhafaza edin – dualarınızı duyuyorum. Bunun nedeni ruhumun bütün yaratıkların titreşimini ve duygularını algılamasından gelir.
  18. Ama bencilliklerinden ötürü birbirleri arasında mesafe tutan ve bugün içine bulaştıkları materyalizm yüzünden ruhsal yaşamdan uzak olan insanlar düşünceleri yoluyla insanlarla haberleşebilmeye hazırlıklı değiller.
  19. Fakat ruhunuzu eğitmeye başlamanızın gerekli olduğunu size söylüyorum. Buna ulaşmak için duyulabilir bir yanıt almasanız bile, ruhi yaratıklarla “konuşun”.
  20. Yarın, herkes vermeyi öğrendiği zaman, insanlar hayâlini bile edemediği daha da çok ruhi haberleşme işaretleri alacaklar. (238, 51)

Duyguların, Dileklerin ve Korkuların Gücü

  1. Her an zihinsel ve ruhi titreşimler sizden çıkıyor, ama çoğunlukla bencillik, nefret, şiddet, kibir ve adi tutkuların ışığını saçıyorsunuz. İncitildiğiniz zaman, incitiyor ve hissediyorsunuz, ama sevmiyorsunuz ve ondan dolayı da sevildiğiniz zaman, hissetmiyorsunuz. Böylece hasta düşüncelerinizle içinde yaşadığınız çevrenizi biraz daha fazla acılarla doyuruyorsunuz ve varlığınızı rahatsızlıkla dolduruyorsunuz. Fakat size söylüyorum: Her şeyi barışla, ahenkle, sevgiyle doyurun, o zaman mutlu olacaksınız. (16, 33)
  2. Sizi sevmeyenler hakkında asla kötü düşünmeyin ve sizi anlamayan insanlara öfkelenmeyin, çünkü çevrenizdeki insanlara hissettiğiniz en içten duyguyu bile düşüncelerinizle iletiyorsunuz. (105, 37)
  3. Şiddet yoluyla güçlü olmak isteyen insanları görüyor musunuz? Çok yakında onlar hatalarının farkına varacaklar.
  4. Ben onlara insanın sadece sevgi yaymak olan iyilik yoluyla gerçekten büyük ve güçlü olabileceğini göstereceğim. (211, 22 – 23)
  5. Yüzünüzü kaldırıp ümitle gülümsemek ve geleceğe korkusuzca, şüphesizce bakmak için imanınız eksiktir, çünkü ben senin geleceğindeyim.
  6. Sadece bunu düşündüğünüz için ne kadar sık hastasınız; çünkü her adımda musibet peşinizi kovaladığını ve ıstırabın pusuda beklediğini sanıyorsunuz. Sonra düşüncelerinizle karanlık güçleri kendinize çekiyorsunuz ve bu güçlerle fiziksel hayatınızı ve ruhsal yükselişinizi karartıyorsunuz.
  7. Fakat ben yeniden yaşama, hakikate, Sonsuza (Tanrı’ya) ve mükemmel barışa inancınızı alevlendirmek için ve ışığı kendinize çekmenizi öğretmek için de burada sizinleyim. (205, 28 – 29)

Tutkuları Yenme Eksikliği

  1. İnsan iki açıdan suçludur: Sırf onu en yüksek ruhsal öğretilerimi incelemeye engel olan gözündeki bantı düşsün diye çabalamadığı için değil, bilakis kendisinin ruhi gelişmesine engel olan ve onu fiziksel zevklere ayartan maddenin bağlarından kendisini kurtaramadığı için de suçludur. Onların neden bencil zevklerinin kölesi olduğu bundan dolayıdır ve o ruhunun şifa bulması için hiçbir şey yapmayan bir felçliye benzer.
  2. Her alanda çok sayıda dengesiz insanlar görüyorum, her yerde sadece zayıf insanlara rastlıyorum. Ve bu nerden kaynaklanır? İçinde bulunduğunuz pislikten çıkmak, sizi maddeye bağlayan bağların getirdiği uyuşukluğu yenmek için yeteri kadar cesaret ve irade gücüne sahip olmadığınızdan kaynaklanır. Ve bu bütün kötü alışkanlıklar ve bütün hataların kaynağıdır.
  3. Ama insan donatılmış olduğu irade gücünden faydalanmak istemiyor. O sınırsız kanun koyması gereken, en yüksek yönetmen olması gereken ve aklın desteğiyle – gücün güce, egemenliğin egemenliğe karşı – bir tarafta tutkular ve cinsel arzular, öbür tarafta akıl ve irade son ikisi savaşı kazanıncaya dek ve sizin özgürlüğe kavuştuğunuzu söyleyebildiğiniz ana dek savaşmasi gereken iradedir.
  4. O zaman büyük peygamberler, büyük aydınlar ve “üstün insan” olabileceksiniz. O zaman vahşi hayvanlarla birlikte yaşayabilecek ve sürüngenlerle oynayabileceksiniz. Çünkü size doğrusunu söyleyeyim, o küçük kardeşlerinizden korkmanıza neden olan size sıkıntı veren hatalarınızdır. Ondan dolayı da o hayvanlar size saldırıyor.
  5. Fakat insanları gözetlemek için kendinize zaman ayırırsanız, vahşi kaplanlardan daha vahşi insanlar olduğunu ve o insanların kobra yılanından daha fazla zehirli olduklarını keşfedeceksiniz. (203, 3 – 6)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34... İrade Özgürlüğü ve Vicdan

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 34… İrade Özgürlüğü ve Vicdan
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdanın ve İrade Özgürlüğünün Önemi
Rab şöyle konuşuyor…  

  1. Öğrenciler, beni dinleyin: İnsan ruhi hediye olarak irade özgürlüğüne ve vicdana sahiptir; herkes erdemlerle dünyaya gelir ve o erdemleri kullanabilir. Ruhlarında vicdanın ışığı vardır; ama vücudun gelişmesiyle ayni zamanda tutkular, kötü eğilimler de gelişir ve bunlar erdemlerle savaş içindedirler.
  2. Tanrı bunların böyle olmasını sağlar, çünkü mücadelesiz liyakatler yoktur ve bu, bundan dolayı ruhi yolda ilerlemek için gereklidir. Eğer Tanrı’nın çocukları mücadele etmeseydiler, onların liyakati ne olurdu? Eğer siz dünyada özlediğiniz gibi mutluluk içinde yaşasaydınız, ne yapardınız? Eğer rahatlıklarla ve zenginliklerle donatılmış olsaydınız, ruhen gelişmeyi ümit eder miydiniz? Siz olduğunuz yerde kalırdınız; çünkü mücadelenin olmadığı yerde, liyakat yoktur.
  3. Fakat yanlış anlamayın; çünkü ben size mücadeleden bahsediyorsam, zayıflıklarınızı ve tutkularınızı yenmek için geliştirmeniz gereken mücadeleden bahsediyorum. İnsanlara izin verdiğim sadece bu mücadelelerdir öyle ki, bencillik ve maddi çabalarınıza egemen olun ve böylece vicdanınız yoluyla aydınlanmış ruhunuz (hayatınızda) gerçek yerini alsın.
  4. Bu iç mücadeleyi tasdik ediyorum, ama insanların hırs ve kötülüklerden gözleri kamaşarak kendilerini yükseltmek için sürdürdükleri mücadeleyi değil. (9, 42 – 44)
  5. “Beden” hep dünyanın cazibelerine yenik düşerken, ruh yükselmesine ve ilerlemesine ulaşmak için çabalar. Fakat ruh ve beden eğer onun ikisi sadece onlara izin verileni yaparlarsa, ahenk içinde olabilirler. O izin verilen de benim öğretimin gösterdikleridir.
  6. Her an kanunumu nasıl uygulayabilirsiniz? Davranışlarınızın hâkimi olan vicdanınızın sesine kulak vermekle. Yapamayacağınız hiç bir şey sizden beklemiyorum. Mutluluğa giden yolun boş hayâl olmadığına, bilakis onun varlığına sizi ikna etmek istiyorum ve burada mutluluğa götüren yolu nasıl kat edeceğinizi vahiy ediyorum.
  7. Yolu seçme özgürlüğüne sahipsiniz, fakat Baba olarak size en kısa ve gerçek yolu göstermek benim görevimdir ki, o yol hep size sevgim olan tanrısal deniz feneriyle aydınlatılmıştır. Çünkü siz bilginizi tasdik eden ve imanınızı canlandıran hep yeni sözlerimi dinlemeye susayan öğrencilersiniz. (148, 53 – 55)
  8. Vicdanı benliğinize koydum öyle ki, vicdan iyiyle kötüyü ve doğruyla yanlışı birbirinden ayırma gücüne sahip olduğu için size bütün yollarınızda ilkeniz olsun. Bu ışıkla yanılgıya uğramayacaksınız, ne de size bilgisiz diyebilecekler. Eğer bir spiritüalist hakikati biliyorsa, nasıl çevresindeki insanları dolandırabilir ve kendisini yanıltmaya kalkabilir? (10, 32)
  9. Sevgimin ve adaletimin insana verdiği unvan onun bu dünyada bir prens olmasıdır. İnsanın başlangıçtan beri aldığı görev dünyaya egemen olmaktı.
  10. İnsana Tanrı’nın hediyesi olan irade özgürlüğünün üstüne yolunu aydınlatsın diye parlayan bir deniz feneri koydum, o da vicdandır.
  11. Etkinlik göstermek için özgürlük ve iyiliği kötülükten ayırt edebilmek için verdiğim vicdanın ışığı benim baba sevgim olarak ruhunuza miras olarak verdiğim en büyük iki hediyedir. Onlar insanlarda doğmadan önce ve öldükten sonra da vardır. Vicdan ona önderlik eder ve ümitsizlikte, aklını kaybettiğinde ya da can çekişirken, ruhla birleşik olduğu için ayrılmaz. (92, 32 – 34)
  12. Ruh, irade özgürlüğü yoluyla kurtuluş için kazanacağı liyakatlerden ötürü o özgürlüğe sevinir.
  13. Ruha özgür gelişme yolunda izin verileni yasaktan ayırt etmek için ve ondan ötürü yanılmamak için kim önderlik eder, yön gösterir ve danışmanlık eder? Vicdan.
  14. Vicdan, tanrısal bir kıvılcım, daha yüce bir ışık ve insanın günah işlememesine yardım eden güçtür. Eğer vicdan insanın iyilik yolunda kalması için maddi zorlama gücüne sahip olsaydı, insan hangi liyakati kazanmış olurdu?
  15. Bilmenizi istiyorum ki, liyakatlerinizi o vicdanın sesine kulak vermenizle, onun asla yalan söylemediği ve tavsiyelerinde yanılmadığı kanaatine varıp onun direktiflerini yerine getirmekle kazanabilirsiniz.
  16. Elbette kavrayabildiğiniz gibi, o sesi berraklıkla duyabilmek için eğitim ve kendine konsantre olmayı gerektirir. Hanginiz şu anda vicdana itaat ediyorsunuz? Bunu kendiniz yanıtlayın.
  17. Vicdan kendisini hep insanda beyan etti; ama insan bütün hayatını o ışığın önderlik yapması için gerekli gelişmeye ulaşmadı. Onun kanunlara, talimatlara, kurallara, dinlere ve nasihatlere ihtiyacı vardır.
  18. Eğer insanlar ruhlarıyla bağlantı kurmayı başarırlarsa ve ruhaniyeti dışarda aramak yerine içlerinde ararlarsa, o zaman içlerinde hep canlı kalmış olan, ama ona kulak vermedikleri o hafif, ikna edici, bilge ve adaletli sesi duyabilecekler. Ve onlar vicdanda Tanrı’nın varlığını ve vicdanın insan ile Babası ve Yaratan arasında bağlantıyı sağlayan gerçek aracı olduğunu anlayacaklar. (287, 26 – 30)
  19. Işığım hepinizin içindedir, herkes bu hediyeye sahiptir; ama bazılarınızda bu ışık hep daha çok yoğunlaşırken, çoğalırken ve kendisini beyan etmek için dışarıya sızarken, diğer insanlarda o sadece gizli, saklı ve bilinçsiz durumda kalır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim: İnsan ne kadar ruhen geri kalmış olsa bile, o hep iyi ve kötüyü birbirinden ayırt edebilecek. Ondan dolayı da yaptığınız bütün işlerinizle benim önümde sorumlusunuz.
  20. Size söylemeliyim ki, idrakınız çoğaldıkça, sorumluluğunuz da ona göre büyüyecek, çünkü vicdanın direktiflerine karşı daha da çok hassas olacaksınız. (310, 69 – 70)
  21. Bilmenizi istiyorum ki, siz bütün yaratıklar arasında dünyada ruh ve vicdanla donanmış seçkin yaratıklarsınız. Size irade özgürlüğü verdim öyle ki, kendi arzunuzla bana götüren doğru yoldan gidin. Size sunduğum bu çiçekli bir yol değildir, bilakis duanın, günahlardan pişman olup Tanrı’ya dönüşün ve mücadelenin yoludur ve bu yolda vicdanınız size önderlik etsin. (58, 42)
  22. Eğer vicdan irade özgürlüğünden mahrum olsaydı, ruh ne hale gelirdi? Önce o ruh ruh olmazdı ve insan o zaman en yüce yaratık olmazdı. Öyle insan o zaman sizin ürettiğiniz kendi yaşamsız, zekâsız, iradesiz ve hırssız makinalar gibi olurdu. (20,37)
  23. Ben insana irade özgürlüğü verdim. Fakat insan ruhi körlüğüyle ileri gidip beni bu özgürlükten dolayı suçlarsa, ona irade gücü ve akıl verdiğimi söyleyeceğim. Ayni zamanda onun tökezlenmemesi için veya yanılmaması için yol olan kanunumu beyan ettim. Onun içinde iç deniz feneri olan, ruhun yolunu aydınlatan ve onu sonsuz yaşama götüren vicdanın ışığını yaktım.
  24. Neden günah vardır, kötülükler ağır basar ve savaşlar başlar? İnsan vicdanının sesine kulak vermediği ve irade özgürlüğünü kötüye kullandığı için. (46, 63 – 64)
  25. Dünya sesimi duymuyor, çünkü kendimi insanlar yolluyla beyan ettiğim vücutlar kısa menzillidir. Ondan dolayı bilgeliğim olan, insanlara konuşan ve onlara sürpriz yapan ruhun sesidir. Onlar bencilliğin sihrine kapılıp vicdanın sesine sağır olduğu için, sadece iltifatlara, dünyevi saygınlıklara değer veriyor ve toplumdaki mevki ve gücünden sarhoş oluyorlar. (168, 18)

İrade Özgürlüğünü Kötüye Kullanma

  1. Bugün irade özgürlüğünü kötüye kullanma sonucunda ruhen zayıflamış bir insanlığı buluyorum. Ben adaletin, sevginin, merhametin ve iyi olanın yolunu tasarlamıştım. İnsan, onu yıkıma götüren sahte bir diğer ışığı yarattı.
  2. Geri gelişimde sözüm size gitmek istemediğiniz yolu gösteriyor. Bu öğretinin kafayı karıştırdığını veya ilgisiz bıraktığını söyleyen insan adil ve akıllı olmazdı. (126, 5 – 6)
  3. İnsanların birbirlerini nasıl yok ettiklerine, nefret ettiklerine, cinayet, dolandırıcılık ve ihanetten çekinmeden birbirlerinin gücünü ele geçirdiklerine bakın. İnsanların kurbanı olarak ölen milyonlarca insan var. Diğerleri ise kötü alışkanlıklarının etkisi sonucu mahvoluyorlar. Onlarda ışık var mı? Onların içindeki ruh onlara konuşuyor mu? İrade özgürlüğünün kötüye kullanılması ve iç sese kulak vermeme ve insanlar, sizin vicdan dediğiniz, hepinizin içinde taşıdığınız Tanrı’nın ışığı olan dikkatinizi o tanrısal kıvılcıma çekmeme sonucu orada var olan karanlık ve acıdır. (79, 31)
  4. İrade özgürlüğü, hayat yolunda insanlara verilmiş olan en yüce ifade, en mükemmel özgürlük hediyesidir öyle ki, o özgürlük iyilikte metanetle, vicdanin kılavuzluğuyla ve sınavları başarma mücadelesiyle sizi Baba’nın kucağına ulaştıracak. Fakat irade özgürlüğünün yerini azgınlık aldı. Vicdanın sesine kulak verilmiyor; insanlık sadece dünyanın istediklerini dinliyor ve ruhaniyet materyalizmle değiştirildi.
  5. Büyük şaşkınlıklar ve çok çeşitli farklı öğretiler karşısında insanlara öğretim bu devirde saçma görünecek. Fakat size bunun insanların içine düşmüş olduğu uyuşukluktan kurtarmak için uygun talimat olduğunu söylüyorum. (157, 15 – 16)
  6. Benim sözüm yoldur, sizi mükemmelliğe götüren Tanrı’nın kanunudur, ruhu yükselten ışıktır, fakat ruh, “beden” direnciyle isteğini kabul ettirdiği ve ruhun içten çağrısını duymadığı için karardı.
  7. “Bedenin” kumandasına boyun eğen ve çevresini saran dünyanın etkisi altında kalan, önderliğini korumasız bir yaratıkla değiş tokuş yapan, rüzgârda kuru yapraklar gibi insani tutkuları ve zaafları yüzünden etrafa savrulan ruhun vay haline!
  8. Özgürlüğünü en çok seven insan, Tanrı’nın dileğine boyun eğmekten, ruhunun sonuçta ona egemen olacağı ve birçok insani zevklerden mahrum bırakılacağı korkusuyla – onların ona zarar verdiğini bildiği halde – korkuyor. Ve böylece insan onu gerçek yaşama götüren yolu terk ediyor. (97, 36)
  9. İnsanların irade özgürlüklerini zevkleri, adi tutkuları, düşmanlıkları ve intikamları için kullandıkları devir şimdi sona eriyor. Adaletim günahın yolunu kapatıyor ve onun yerine barışmanın, yenilenmenin yolunu açıyor öyle ki, insanlar başka yollarla boşuna aradıkları barışın yolunu bulsunlar. (91, 80)
  10. Size irade özgürlüğünü hediye ettim ve çocuklarıma verdiğim o kutsanmış özgürlüğe saygı gösterdim. Ama benliğinize vicdanın tanrısal ışığını da koydum öyle ki, onun önderliğiyle yeteneklerinizi doğru yola yönlendirin. Fakat size söylüyorum: Ruhla beden arasındaki savaşta ruh yenilgiye, onu daha da çok hakikatin kaynağından uzaklaştıran acılı bir düşüşe uğradı ki, o hakikat de benim.
  11. Ruhun yenilgisi nihayet değil, geçicidir; çünkü o açlığına, susuzluğuna, çıplaklığına ve karanlığına tahammül edemediği anda, uçurumun derinliklerinden kalkacak. Istırap onun kurtuluşu olacak ve vicdanının sesini o zaman duyduğunda, güçlü, ışıl ışıl, kalpten ve ilhamla kalkacak ve yeteneklerini yeniden kullanacak. Ama o artık onu iyilik veya kötülüğe kullanma özgürlüğüyle değil, bilakis o yetenekleri ruhuma sunabileceğiniz en güzel hizmet olan Tanrı’nın kanunlarını uygulamaya adamakla yapacak. (257, 65 – 66)

Vicdanın İtkisine Gerekli İtaat

  1. Şu an sadece maddi varlıkları için yaşayan milyonlarca yaratık hakikatten ne kadar da uzakta yaşıyorlar! Gözlerini hakikate onlar nasıl açabilirler? Sadece vicdanın sesine kulak vermekle ki, o sesin duyulabilmesi toparlanma, kendine gelme (derin düşünme) ve duayı gerektirir. (169, 16)
  2. Gittiğiniz yolun yukarıya doğru ruhi gelişmenin yolu olup olmadığını her ne zaman bilmek istiyorsanız, vicdanınıza sorun. Ve o vicdanda barış varsa, kalbinizde insan sevgisi ve insanlara karşı iyi niyet yaşıyorsa, o zaman ışığınızın hâlâ parladığından ve sözünüzün teselli ve şifa verdiğinden emin olacaksınız.
  3. Fakat kalbinizde açgözlülük, kötü niyet, materyalizm ve bedenin arzularının kök saldığını keşfederseniz, emin olabilirsiniz ki, ışığınız o zaman karanlık ve hile olmuştur. Baba sizi öbür dünyaya çağırdığında, altın buğday yerine kirli hasat göstermek mi istiyorsunuz? (73, 45)
  4. Öğrenciler: Eğer hatalar ve yanılgılar yapmak istemiyorsanız, davranışlarınızı vicdanınızın ışığında sınayın ve eğer orada vicdanı karartan bir şey varsa, kendinizi iyice keşfedin ve o utanç lekesini bulacaksınız ki, onu temizleyebilesiniz.
  5. Ona bakıp kendinizin ruhen temiz olup olmadığınızı seyredebileceğiniz içinizde bir ayna vardır.
  6. Spiritüalist yaptığı işler sayesinde tanınsın ve böylece yaptığı işler temiz ve vicdanı tarafından dikte edilmiş olmalıdır. Böyle davranan insan haklı olarak kendisine benim öğrencim adını verdiğini hissedecek.
  7. Bana kim hile yapabilir? Hiç kimse. Sizi yaptığınız şeylere göre değerlendirmiyorum, bilakis hangi amaçla yaptığınız şeylere göre değerlendiriyorum. Ben sizin vicdanınızdayım ve onun ötesindeyim. Yaptıklarınızı ve art niyetinizi bilemeyeceğime nasıl inanabilirsiniz? (180, 11 – 13)

İrade Özgürlüğü ve Vicdan Arasında Savaş

  1. İlk insanlar dünyada yaşamaya başladıkları zaman, Yaratan onların içine sevgisini koydu ve bir ruh verdi, o ruhun ışığını vicdanda yaktı. Ayni zamanda onlara irade özgürlüğü de verildi.
  2. Fakat insanların bir kısmı iyilikte metanetli kalmada ayartmalara karşı temiz kalma amacıyla savaşmakla, Tanrı’ya layık ve vicdanla ahenk içinde kalmaya çabalarken, insanların diğer kısmı günahtan günaha ve hatadan hataya sadece duyularının sesine kulak vererek, tutkularının egemenliği altında yanılgı ve ayartmayı insanlar arasına ekmekle halka halka günah zinciri örselediler.
  3. Ama bu şaşkın ruhi yaratıklara peygamberlerim tanrılığımın melek elçileri olarak insanlığı uyandırmak, tehlike anında uyarmak ve benim gelişimi bildirmek için geldiler. (250, 38 – 39)
  4. “Beden” sizin vicdan dediğiniz iç ışığın direktiflerine uymak için dik kafalı ve inatçıydı ve ona içgüdüsünün azgınlıklarına ve tutkularına ayartan itkilerin peşinden gitmek daha kolay geldi.
  5. İnsanlık, dünyada hayat yolunda hiç susmayan vicdan ve materyalizmden ibadet ve kanununu yapmak isteyen “beden” arasında ağır çatışmayla uzun yol kat etti, ama bugüne dek ne madde, ne de ruh bu savaşı mücadele devam ettiği için kazandı.
  6. Bu savaşı kim kazanacak diye bana soruyorsunuz. Ruh yoluyla “bedende” etkinliğini gösteren vicdanın mutlak zaferi kazanmasının uzun sürmeyeceğini size söylüyorum.
  7. Bu kadar çok savaş ve çabalama sonucunda insancıl ve geçici olan bedenin benim ebedi ışığım olan vicdanın önünde boyun eğmesi gerektiğini sezmiyor musunuz?
  8. Uzun bir zaman çatışmadan sonra, insan nihayet şimdiye dek hiç sahip olmadığı içindeki sese ve içinde titreşen ve yaşayan ruhsal yaşama karşı hassaslık ve uyum göstereceğini anlayın.
  9. Hepiniz o noktaya doğru farkında olmadan hareket ediyorsunuz. Fakat siz dünyada iyiliğin ve adaletin zaferini gördüğünüzde, mücadelenin, savaşların ve sınavların nedenini anlayacaksınız. (317, 21 – 26)
  10. İnsanın nasıl çevresini saran her şeyin üstünde durduğuna ve onun irade özgürlüğü ve vicdanla donatılmış tek yaratık olduğuna bakın. Bu irade özgürlüğü yoluyla yanılgılar, düşüşler ve insanların günahları çıktı. Ama adaletin ve Yaratan’ın sonsuzluğunun önünde onlar geçici hatalardır. Çünkü bundan sonra bedenin zayıflıklarına ve ruhun ayartılabilmelerine karşı vicdan zafer kazanacak. Böylece bilginin karanlığa (bilgisizliğe) karşı zaferi olan ışığın zaferi gelecek. O sevgi, adalet ve ahenk olan iyiliğin bencillik, azgınlık ve haksızlık olan kötülüğe karşı zaferi olacak. (295, 49)
  11. Benim için hiçbir şey imkânsız değildir. Dileğim yerine geldi ve benim dileğim değil de, ara sıra sanki insanların dileği egemenmiş gibi görünse de, dileğim hep yerine gelecek.
  12. İnsanın irade özgürlüğü yolu, dünyada egemenliği, gururunun zaferi, şiddet yoluyla bazen baskısı sonsuzluğa kıyasla çok kısadır ki, o asla Tanrı’nın planlarını değiştiremez. Ama yarın veya uygulama esnasında bütün yaratıklara ruhumun dileği gitgide kendisini iyiyi korumakla ve halis olmayanı yok etmekle beyan edecek. (280, 9 – 10)
  13. Dünyanın sınırlarının sevgiyle kaldırıldığı ve dünyaların birbirine ruhta gelişmeyle yaklaştığı bir zaman gelecek.
  14. O ana kadar vicdanla irade özgürlüğü arasındaki savaş devam edecek ve insan hayatını istediği gibi yaşamak için o irade özgürlüğünden faydalanacak.
  15. Bu iki güç arasındaki savaş doruk noktasına ulaşacak ve zafer ruhun tarafında olacak. Ruh tamamen Baba´ya sevgi bağlılığıyla: “Rab, irade özgürlüğümden vazgeçiyorum, sadece bende senin dileğin yerine gelsin” diyecek.
  16. Bana böyle ulaşanı kutsayacağım ve onu ışığımla saracağım; fakat ona hediye ettiğim o kutsanmış irade özgürlüğünü asla geri almayacağımı bildireceğim. Çünkü Babasının dileğini yerine getiren, sadık ve itaatli olan insan Rab´bin güvenine layıktır. (213, 61 – 64)

Tanrı’nın Yeni Sözüyle Vicdanın Hassaslaşması

  1. Işık ve sevgi dolu öğretim ruhu güçlendirir öyle ki, o bedene karşı gücünü uygulasın ve onu hassaslaştırsın ki, vicdanın telkinleri ona daha da kolay duyulabilsin
  2. İnsanın çabalaması gereken hedefi ruhaniyettir, çünkü bu yolla insan tamamen vicdanıyla bir olmayı başaracak ve sonuçta kötüyü iyiden ayırt edebilecek.
  3. İnsanların ruhi gelişme eksikliğinden dolayı o etkili, bilge, yanılmaz ve adil iç ses yeteri kadar duyulup anlaşılamadı ve böylelikle insan ona gerçekten iyiyi kötüden ayırt etmeye yarayan sınırsız idrake ulaşamadı.
  4. Fakat sırf bu değil, bilakis insan her iyi itkiyi izlemek ve her aydınlık ilhama itaat etmek ve ayni zamanda her ayartmaya, hileli veya kötü düşüncelere veya duygu itkilerine karşı gelmek için içinde gerekli gücü bulsun. (329, 56 – 57)
  5. İnsanlar derin düşünme yaparlar ve yüce mantığın sesini, duymak istemedikleri o hâkimin direktiflerini duyarlarsa, çünkü o hâkim onlara o an yaptıkları şeylerin tam tersini emrediyor, birbirlerini anlamak insanlara ne kadar da kolay olacak.
  6. Eğer vicdanınızın direktiflerine kulak vermeye hazır değilseniz, o zaman ögretimi uygulamada itaatli ve istekli değildiniz. Onu teoride kabul ediyorsunuz, ama pratikte uygulamıyorsunuz. O öğretide tanrısal bir özün olduğunu kabul ediyorsunuz, Christus´un büyük ve talimatlarının mükemmel olduğunu söylüyorsunuz. Ama hiç kimse Usta Christus gibi büyük olmak istemiyor, kimse O´nu kendisine gerçekten örnek olarak almakla O´na gitmek istemiyor. Fakat bilesiniz ki, ben İkinci Devirde ruhen büyük olduğumu bilin diye gelmedim, bilakis siz hepiniz de büyük olun diye geldim. (287, 35 – 36)
  7. Bütün insanları ve bütün milletleri yeni mesajımın etrafına toplayacağım. Bir çobanın koyunlarına seslendiği gibi, size sesleneceğim ve kötü hava ve fırtınadan kurtulup sığınacakları bir damın barışını vereceğim.
  8. Görünüşe göre imanın ve ruhaniyetin zerre kadar bile izine sahip olmayanların kaç tanesinin ruhlarının en temizliğiyle ruhsal yaşamın ölümsüz prensiplerini muhafaza ettiklerini göreceksiniz. Ve size Tanrı’ya bağlılığı yokmuş gibi görünenlerin kaç tanesi benliklerinde yıkılmaz bir ibadet kürsüsü taşıdığını göreceksiniz.
  9. Bu iç ibadet kürsüsü önünde insanlar hatalarına, kötü işlerine ve hakaretlerine itaatsizliklerinin gerçek pişmanlığıyla ağlamak için ruhen diz çökmek zorunda kalacaklar. Orada vicdanın kürsüsü önünde insan gururu yıkılacak ve böylece insanlar ırklarından ötürü kendilerini diğer ırklardan artık üstün saymayacaklar. Sonra feragat, telafi ve sonunda barış sevginin, alçakgönüllülüğün, imanın ve iyi niyetin kanuni meyvesi olarak gelecek. (321, 9 – 11)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32...Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 32… Enkarnasyon Doğa ve İnsanların Görevi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 32…Enkarnasyon (ruhun insan olarak doğması) Doğa ve İnsanların Görevi – Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Dünyada Enkarnasyon
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Sizinkilerden birisi “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) göçtüğü zaman, huzur hissetmek yerine ağlıyorsunuz, çünkü o ölen Rabbi´ne bir adım daha yaklaşıyor. Buna karşın bir çocuk evinizde doğduğu zaman, o anda o ruhun bu gözyaşı vadisinde bir kefareti ödemek için insan olarak doğduğunu düşünmeden, o bebeğin doğumunu kutluyorsunuz; aslında o çocuk için ağlamanız gerekir. (52, 58)
  2. Siz kendi bedeninizden çocuk doğuruyorsunuz, fakat o ruhları ailelere, oymaklara, milletlere ve dünyalara dağıtan benim ve insanlar için anlaşılması imkânsız adaletimde sevgim kendisini beyan eder. (67, 26)
  3. Siz şimdiki zamanda yaşıyorsunuz ve sizin geleceğiniz için belirlediklerimi bilmiyorsunuz. Dünyada yaşayacak olan ve ağır bir görevi yüklenecek olan ordular kadar çok sayıda ruhları hazırlıyorum. Bilmelisiniz ki, çoğunuz çocuk olarak dünyaya gelen o ruhların anne-babası olacak. Göreviniz içten hazırlıklı olmanızdır öyle ki, onları kabul edip onlara önderlik etmesini bilesiniz. (128, 8)
  4. Size çok ruhaniyet konusunda konuşmak istiyorum, ama henüz onları anlayacak seviyede değilsiniz. Eğer size dünyada hangi konutlarda çoktan çocuk olarak yaşadığınızı bildirseydim, böyle yerlerde nasıl yaşamış olduğunuzu anlayamazdınız.
  5. Bugün “ruhsal vadiyi” tanıdığınızı reddedebilirsiniz, çünkü ruhunuz insan olarak yaşadığı sürece ona geçmişini gizledim öyle ki, ruh ne kibirlensin, ne üzülsün, ne de yeniden başlaması gereken yeni yaşamı karşısında ümitsizliğe kapılsın.
  6. İsteseniz bile eski hayatınızı hatırlayamazsınız. Şimdi size beyan ettiğim eski hayatınızın sadece his ve öz sezgisine izin veriyorum öyle ki, hayat mücadelesinde metanetli olun ve yaşam sınavlarına gönüllü olarak tahammül edin.
  7. Size söylediğim her şeyden şüphelenebilirsiniz, fakat o ruhi dünya ruh olduğunuz sürece gerçekten yurdunuzdu. Siz o yurdun vatandaşlarıydınız. Orada hiçbir ıstırap tanımadınız, Baba’nın görkemini benliğinizde hissettiniz, çünkü O´nda kusur yoktur.
  8. Fakat orada liyakatleriniz yoktu ve böylece o cenneti terk etmeniz ve bu dünyaya gelmeniz gerekliydi öyle ki, ruhunuz zahmetlerinizle o krallığı yeniden kazansın.
  9. Fakat siz her gün biraz daha fazla, kendinizi Tanrı’dan ve ruhsal kaynağınızdan çok uzak hissedinceye kadar, ahlâken çöktünüz. (114, 35 – 36)
  10. Ruh (insan olarak) dünyaya geldiği zaman, varlığını Babası’na adamanın, O´nun tarafından beğenilmenin ve insanlara faydalı olmanın en güzel niyetleriyle doludur.
  11. Ama kendisini bir vücutta hapsedilmiş olarak gördüğü anda, bin bir çeşit denemeye tutulur ve hayat yolunda ayartılır, zayıflar “bedenin” itkisinin etkisi altında kalır, ayartmalara yenik düşerse, bencilleşir ve sonuçta kendisini her şeyden çok sever. (Bu dünyadaki) Hedefinin ve vaatlerinin yazılı olduğu vicdanına sadece birkaç an kulak verir.
  12. Benim sözüm (benimle yaptığınız) ruhsal antlaşmayı hatırlamaya ve ayartılmalara direnmeye ve engelleri aşmaya yardımcı olur.
  13. Hiç kimse benim belirlediğim yoldan asla sapmadığını söyleyemez. Ama sizi affediyorum öyle ki, çevrenizdeki insanları affetmeyi öğrenin. (245, 47 – 48)
  14. İnsanların vicdanının sesiyle ahenk içinde yaşaması için büyük bir ruhi talimat gereklidir. Çünkü Tanrı’nın sevgisi her şeyin iliklerine kadar işlemiş, her şey insanların iyiliği ve mutluluğu için Tanrı tarafından bilgelikle yaratılmış olmasına rağmen, ruhun etrafını saran madde ona sınavdır, cünkü ruh insanın doğduğu andan itibaren ait olmadığı bir dünyada yaşar ve özyapısı bakımından tamamen ruhtan farklı bir vücutla birleşmiştir.
  15. Ruhun kendi geçmişini neden unuttuğunun nedenini burada görebilirsiniz. Ruh, henüz doğmakta olan varlığından bilinçsiz bir yaratıkta (bebekte) insan olur ve onunla birleşir. O vücutla sıkı bir bağlılığı olduğu bir yaşam sürmeye başlar.
  16. Ruhun sadece iki niteliği bedende kendini gösterir: vicdan ve sezgi; ama şahsiyeti, başardıkları işler ve geçmişi belli bir süre gizli kalır. Baba bunu öyle belirledi.
  17. Eğer ruh kendi geçmişini hatırlasaydı, yüce bir vatanın ışığından gelen ruhun bu dünyanın sefil hayat şartları altında yaşamak için hali ne olurdu? Eğer o ruhlara geçmişte başka yaşamlardan kazandıkları yücelikleri açıklansaydı, insanlar arasında hangi kibirler ortaya çıkardı? (257, 18 – 19)

Bedenin Doğru Değerlendirmesi ve Ruhun Bedene Önderliği

  1. Size sadece ruhunuzu temizleyesiniz demiyorum, bilakis vücudunuzu da güçlendiresiniz öyle ki, sizden doğan yeni nesiller sağlıklı olsunlar ve ruhları zor görevlerini yerine getirebilsinler. (51, 59)
  2. Vücudunuzun sağlığına dikkat edin ve bakımı ve güçlenmesini sağlayın. Benim öğretim size ruhunuz ve vücudunuz için sevgi dolu bakımı tavsiye eder, çünkü ikisi de birbirlerini tamamlarlar ve onlara emanet edilen zor ruhi görevleri yerine getirmede birbirlerine ihtiyaçları vardır. (92, 75)
  3. Vücudunuza sahip olduğu değerden fazla değer vermeyin ve ruhunuza verilen değerin yerini vücudunuzun almasına izin vermeyin.
  4. Vücudun ihtiyacınız olan sadece bir araç olduğunu kavrayın öyle ki, ruhunuz dünyada kendisini beyan edebilsin. (62, 22 – 23)
  5. Bu öğretinin ruhunuza ne kadar faydalı olduğuna bakın, çünkü vücudunuzun parçaları her geçen günle biraz daha toprağın kucağına yaklaşırken, buna karşın ruhunuz biraz daha sonsuzluğa yaklaşır.
  6. Ruh dünyada yaşadığı sürece, vücut ruhun orada dinlendiği destektir. Vücudun ruhu bağlayan zincir veya hapiste tutan zindan olmasına izin vermek neden? Vücudun hayatınızın direksiyonu olmasına izin vermek neden? Bir körün gören insana kılavuzluk yapması doğru mudur? (126, 15 – 16)
  7. Bu talimat bütün temiz ve tanrısal olan şeyler gibi basittir ve ondan dolayı da anlaşılması kolaydır. Fakat onu uygulamak size bazen zor görünecek. Ruhunuzun gayreti zorlama, feragat veya vücudunuzun fedakârlığını gerektirir. Eğer eğitim ve ruhi disiplin eksikse, acı çekmek zorunda kalırsınız.
  8. Zamanın başlangıcından beri Tanrı’nın verdiği kanuna uygun bir şekilde bir yaşam sürmek için doğruyu, izin verileni ve iyiyi anlamaya uğraşıda ruh ve “beden” arasında çatışma olmuştur.
  9. Bu ağır güreşte size sanki yabancı ve kötü niyetli bir güç sizi sürekli mücadeleyi bırakmaya ayartıyormuş ve sizin irade özgürlüğünüzden faydalanmanıza ve materyalizmin yoluna devam etmenize davet ediyormuş gibi gelir.
  10. Vücudunuzun zayıflığından daha büyük bir ayartma olmadığını size söylüyorum: çevresini saran her şeye hassas; pes edecek kadar zayıf; alaşağı etmeye ve baştan çıkarması kolay. Fakat dürtülere, tutkulara ve vücudun zayıflıklarına hâkim olmayı öğrenmiş olan insan içinde taşıdığı ayartmayı yenmiştir. (271, 49 – 50)
  11. Dünya bir savaş meydanıdır ve orada öğrenmeniz gereken çok şey vardır. Eğer o öyle olmasaydı, bu gezegende birkaç yıl yaşamak yeterdi ve siz başka bir zamanda bir daha bu dünyada doğmak için gönderilmezdiniz. Eğer vücuda (ruhi) pislik ve materyalizm yapışmışsa, ruh için kendi vücudunuzdan daha kasvetli ve karanlık bir mezar hücresi yoktur.
  12. Benim sözüm sizi bu mezardan yükseltir ve size bundan sonra kanat verir öyle ki, barış bölgelerine ve ruhi ışığa doğru yükselin. (213, 24 – 25)

Ruhun ve Vicdanın İnsanda Önemi ve Görevi

  1. Vücut ruhsuz, sadece fiziksel vücutla varlığını sürdürebilirdi, ama o zaman o vücut insan olmazdı. O canlı ve bilinçsiz olurdu, ama o vücut kendisini yönetemezdi, ne de vicdani yoluyla Tanrı’nın kanununu tanıyan, iyiliği kötülükten ayırt eden ve Tanrı’nın vahiylerini alan en yüksek yaratık olurdu. (59, 56)
  2. Bırakın vicdan ruhu aydınlatsın ve ruh bedeni yönetsin! (71, 9)
  3. Dünyada bazı insanlar sahte büyüklük peşinden koşarken, diğerleri ise insanın Tanrı’nın gözünde önemsiz bir yaratık olduğunu söylüyorlar. Ve hatta bazı insanlar topraktaki solucanla kendilerini kıyaslarlar. Elbette sizin fiziksel vücudunuz yaratıklarımın arasında küçük görünebilir, ama o benim için onu bilgelikle ve yetenekle yarattığımdan dolayı küçük değildir.
  4. Fakat benliğinizin büyüklüğüne vücudunuzun ölçülerine göre nasıl karar verebilirsiniz? O vücutta ruhun varlığını hissediyor musunuz? O ruh sizin vücudunuzdan daha büyük, varlığı ebedi, yolu sonsuzdur. Ruhun gelişmesinin sonunu fark etme gücüne sahip değilsiniz, ayni şekilde onun başlangıcını kavrayamadığınız gibi. Ben sizi küçük olarak görmek istemiyorum, ben sizi yarattım öyle ki, büyüklüğe ulaşın. İnsanı ne zaman küçük olarak gördüğümü biliyor musunuz? O günahların ahlaki çöküntüsüne düştüğü zaman, çünkü o zaman insan soyluluğunu ve onurunu kaybetti.
  5. Çoktan beri bana bağlı değilsiniz, Tanrı’nın size verdiği birçok nitelikler, yetenekler ve yetiler benliğinizde hareketsizce uyuduğu için gerçekten kim olduğunuzu bilmiyorsunuz. Ruh ve vicdan hakkında uyuyorsunuz ve işte tam onların ruhi niteliklerinde sizin gerçek büyüklüğünüz yatar. Siz bu dünyadan olan yaratıklar gibi yaşıyorsunuz, çünkü onlar bu dünyada oluşur ve ölürler. (85, 56 – 57)
  6. Sözümle size ruhunuzun benim için olan değerini ispat ediyorum. Maddi yaratıklar arasında ruhunuzdan daha büyük (kıymetli) hiçbir şey yoktur – ne ışığıyla kral yıldız (güneş), ne bütün mucizeleriyle dünya, ne de herhangi bir başka yaratık size verdiğim ruhunuzdan daha büyüktür, çünkü ruh Tanrı’dan çıkmış bir parçacıktır, alevdir.
  7. Tanrı’dan başka sadece ruhlar, ruhi zekâ, bilinç, irade ve irade özgürlüğüne sahiptirler.
  8. “Bedenin” içgüdü ve eğilimlerinin üstünde ruhunuz olan bir ışık yükselir ve bu ışığın üstünde bir önder, ders kitabı ve hâkim (vardır), o da vicdandır. (86, 68)
  9. Materyalizme düşkün insanlık bana: “Gerçekten ruhun krallığı var mıdır?” diyor. Fakat ben size: “Ah siz inançsızlar, ‘Üçüncü Devrin’ Thomas’ı gibisiniz” diye yanıt veriyorum. Acıma ve merhamet duyguları, şefkat, iyilik ve yüce duygulu olmak vücudun nitelikleri değildir, ayni şekilde içinizde gizli yatan Tanrı’nın hediyeleri (yetenekler) de vücudun niteliği olmadığı gibi. Kalbinizde ve aklınızda yer etmiş olan bütün o duygular, bütün o yetenekler ruha aittir ve siz onu inkâr edemezsiniz. “Beden” sadece sınırlı bir araçtır, fakat ruh sınırlı değildir: o büyüktür, çünkü ruh Tanrı’nın bir atomudur.
  10. Benliğinizin özünde ruhunuzun yerini arayın ve sevginin görkeminde büyük bir bilgelik! (147, 21 – 22)
  11. Size doğrusunu söyleyeyim, insanlığın ilk günlerinden beri insan ruhtan bir özün içinde taşıdığının sezgisel bilgisine sahipti. Öyle bir öz ki, görünmez olmasına rağmen, insan hayatının çeşitli eserlerinde kendisini belli etti.
  12. Rabbiniz zaman zaman ruhun varlığını, özelliğini ve gizli varlığını vahiy etti. Çünkü o ruhu içinizde taşımanıza rağmen, materyalizminizin örttüğü perde öyle kalın ki, içinizde en asil ve en halis özünüzü fark etmeye muktedir değilsiniz.
  13. Birçok gerçekleri insan inkâr etmeye cesaret etti. Buna rağmen ruhun varlığına inancı ona karşı en çok savaştığı şeylerden birisi değildi, çünkü insan onu hissetti ve sonunda ruhunu inkâr etmenin kendisini inkâr etmek olacağını kavradı.
  14. İnsan vücudu tutkularından, kötü alışkanlıklarından ve zevke düşkünlüğünden yozlaştığı zaman, o vücut zincir, karanlık bir göz bantı, hapishane ve ruhun gelişmesine bir engel oldu. Buna rağmen insanda hayat sınavları esnasında asla ona yardıma koşan içten ışığın bir kıvılcımı eksik değildi.
  15. Size doğrusunu söyleyeyim, ruhun en yüce ve temiz ifadesi vicdandır, çevresindeki bütün yaratıklar arasında insanı birinci, en yüce, en önemli ve en asil yapan o içten ışıktır. (170, 56 – 60)
  16. Bütün millete insanın sahip olduğu en yüksek ve en güzel unvan – o unvanı hak etmek zorunda olsa da – onun “Tanrı’nın çocuğu” olması olduğunu söylüyorum.
  17. Kanunların ve talimatların amacı size hakikatimi beyan etmektir öyle ki, en büyük mükemmellik olan Tanrı’nın O´na layık çocukları olabilesiniz. (267, 53)
  18. Sizin “benim suretimde” olarak yaratıldığınızı biliyorsunuz, fakat onu söylediğiniz zaman, fiziksel vücudunuzu düşünüyorsunuz. Size söylüyorum, benim suretim sizin vücudunuz değildir, bilakis benim suretimde olabilmek için erdemleri uygulamakla kendinizin benim gibi olması gereklidir.
  19. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben adaletim, iyi olanım ve bütün bunlar Tanrı’nın sevgisinden kaynaklanır. Nasıl olmanız gerektiğini şimdi anlıyor musunuz öyle ki, “benim suretimde” olasınız? (31, 51 – 52)
  20. Tanrı’nın inikâsını içinizde taşıyorsunuz, ben gerçekten içinizdeyim. Zekânız, iradeniz, yetenekleriniz, duyularınız ve erdemleriniz daha yüce bir özünüzün şahitliğini eder. Ve siz Baba´dan kaynaklandığınız Baba’nın yaşayan kanıtısınız.
  21. Zaman zaman itaatsizliğiniz ve günahınız yüzünden içinizde taşıdığınız suretimi lekeleyip kirletiyorsunuz. O zaman benim gibi değilsiniz; çünkü Tanrı’nın bir sureti olabilmek için insan vücuduna ve bir ruha sahip olmak yetmez. Gerçek bana benzerlik ışığınız ve bütün insanlara olan sevgiyle mümkündür. (225, 23 – 24)
  22. Ben sizi “suretim” olarak yarattım ve ayni zamanda ben üç ve bir olduğum için sizde de Üçlü Birlik vardır.
  23. Fiziksel vücudunuz yaratıkların mükemmel şekli ve ahengini temsil eder. İnsan olarak doğan ruhunuz, dünyada insanlara sevgi izi bırakmak için dünyaya insan olarak gelen “sözün” kopyasıdır; vicdanınız ise tanrısal ışık olan Kutsal Ruh´un parlayan kıvılcımıdır. (220, 11 – 12)
  24. Eğer ruhunuz vücudunuzda özgür iradesiz ve kendi eğilimleri olmadan etkisini gösterseydi, o zaman ruhunuz neleri hak etmiş olurdu? Ruhun bedenle savaşı bir gücün öbür güçle savaşıdır. O eritme potasında ruh üstünlüğünü ve dehasını ispat etmesi gereken denek taşını bulur. Ruhu sürekli bir an için “bedenin” ayartmasına yenik düşmesi sınavdır. Ruha etkisini gösteren ayartmalar çok güçlüdür ki, siz sonuçta doğaüstü ve kötü bir gücün sizi uçuruma sürüklediği ve sizin tutkularda mahvolmanıza neden olduğu izleniminde olabilirsiniz.
  25. Ruhun sorumluluğu Tanrı önünde ne kadar büyüktür! Beden bu sorumluluğu üzerine almadı. Bakın, ölüm geldiği zaman, beden hep toprakta yatıyor. Ne zaman liyakatler kazanacaksınız öyle ki, ruhunuz içinde yaşadığınız dünyadan daha mükemmel bir yurtta yaşamaya layık olsun?
  26. Dünya size sadece kibir, gurur ve sahte büyüklüğü oluşturan taçlar sunuyor. Ama kibirlerden uzaklaşmayı anlayan ruhunuza öbür dünyada başka bir bilgeliğimin tacı hazırlandı. (53, 9 – 11)
  27. Yaşam kendisini bedenden çok ruhta beyan etsin. Ne kadar çok insan bu dünyada yaşadılar; fakat onların sadece çok azı ruhen yaşadı ve insanda var olan ve Tanrı’nın insanların içine koyduğu tanrısal kıvılcım olan merhameti ifade etti.
  28. Eğer insanlar sağgörüyü ruhlarında muhafaza edebilmiş olsaydılar, o sayede geçmişlerini, şimdiki zamanlarını ve geleceklerini görebilirlerdi.
  29. Ruh Tanrı’nın bilgeliğinin kitabına benzer. Ne kadar çok içeriği vardır! Her adımda ve her anda size vahiy edecek bir şeyi vardır – bazen o kadar derin vahiyler ki, onları anlamanız mümkün değildir.
  30. Her insanın içinde var olan ışık kıvılcımı insanı ruhla birleştiren bağdır. O öbür dünya ve Babası´yla bağlantıyı sağlar. (201, 37 – 40)
  31. Ah, ruhunuzun görme yeteneğiyle algıladıklarını keşke fiziksel yapınız algılayabilseydi! Çünkü vücut fiziksel yapısı bakımından hiçbir şeyi fark etmese de, ruhunuzun görmesi asla son bulmaz. Ne zaman ruhunuzu anlamaya muktedir olacaksınız? (266, 11)
  32. Yaşama gaddar dediğiniz için onu sevmeyen siz, insanda vicdanın anlamını fark etmediğiniz ve onun size önlerdik etmesine izin vermediğiniz sürece, yaşamın gerçek değerini hiç bulamayacaksınız.
  33. Ruhu bedenden ve tutkularından daha yüksek bir yaşama yükselten vicdandır. Ruhen gelişmeniz size Tanrı’nın büyük sevgisini hissetmenizi sağlayacak. Eğer onu pratikte uygulamada başarılı olursanız, o zaman yaşamın anlamını anlayacaksınız, güzelliklerini göreceksiniz ve o yaşamda bilgeliği keşfedeceksiniz. O zaman neden benim ona “yaşam” adını verdiğimi bileceksiniz.
  34. Bu öğretiyi tanıdıktan ve anladıktan sonra, onun gerçek olmadığını söylemekle kim reddetmeye cesaret edecek?
  35. Eğer gerçek değerinizin gerekçesi vicdanınızda olduğunu kavrarsanız, o zaman Baba’nın yarattığı her şeyle ahenk içinde yaşayacaksınız.
  36. Sonra vicdan zavallı insan hayatını güzelleştirecek; ama insan adaletin ve bilgeliğin yolundan gitmek için önce onu Tanrı’dan ayıran bütün tutkularına sırtını dönmelidir. O zaman sizin için bugün ona ilgisizlikle baktığınız gerçek hayat başlayacak, çünkü siz neyi hor gördüğünüzü bilmiyorsunuz ve onun mükemmelliğini tasavvur edemiyorsunuz. (11, 44 – 48)

İnsanın İçinde Tanrı’nın Tapınağı

  1. İnsanlığın benim hakkımdaki tasavvuru çocukçadır, çünkü o ona sürekli verdiğim vahiyleri anlamasını bilmedi. Kendisini hazırlamasını bilen için ben görülebilir, dokunulabilir ve her yerdeyim; fakat hassasiyete sahip olmayanlara materyalizm onları sertleştirdiği için benim varlığımı kavramak güçtür. Öyle insan benim ondan uçsuz bucaksız uzaklarda olduğum duygusuna sahiptir ve ona herhangi bir şekilde hissedilebilmem ve görülebilmem imkânsızdır.
  2. İnsan beni içinde taşıdığını ve ruhunda ve vicdanının ışığında Tanrı’nın temiz varlığına sahip olduğunu bilmelidir. (83, 50 – 51)
  3. İnsanları üzen bu devrin ıstırapları onları adım adım farkında olmadan içlerindeki tapınağın kapısına götürecek. Bu durum karşısında ilerlemekten aciz: “Rab, neredesin?” diye soracaklar. Tapınağın içinden Usta’nın iyimser sesi duyulacak ve O onlara: “Ben buradayım, hep oturduğum yerde, sizin vicdanınızda” diyecek. (104, 50)
  4. Siz içimde doğdunuz. Ruhi ve maddi (fiziksel) yaşamı Baba´dan aldınız. Tasvir olarak söyleyebilirim ki, ayni zamanda içimde doğduğunuz için, ben de sizin içinizde doğdum.
  5. Sizin vicdanınızda doğdum, gelişmenizle büyüyorum ve sevgi eserlerinizde kendimi tamamen beyan ediyorum öyle ki, sevinç çığlıklarıyla: “Rab içimdedir!” deyin. (138, 68 – 69)
  6. Bugün henüz çocuk öğrencilersiniz ve benim talimatlarımı hep doğru olarak anlayamıyorsunuz, fakat kalbinizle ve düşüncelerinizle şimdilik Tanrı’ya konuşun. Tanrı size benliğinizin içinden yanıt verecek. Vicdanınızda konuşacak olan O´nun mesajı, berrak, bilge ve sevecen bir ses olacak. O sesi yavaş yavaş keşfedeceksiniz ve sonra ona zamanla alışacaksınız. (205, 47)
  7. Üçüncü Devirde öğrencilerimin kalbinde Kutsal Ruh´un kilisesini inşa edeceğim. Orada yaratan Tanrı, kudretli Tanrı, İkinci Devirde insan olarak dünyaya gelmiş olan Tanrı, sonsuz bilge Tanrı oturacak. O içinizde yaşıyor, fakat siz onu eğer hissetmek ve sözlerinin melodisini duymak istiyorsanız, içten hazırlık yapmalısınız.
  8. İyilik yapan insan varlığımı içinde hisseder, ayni şekilde alçakgönüllüler veya her insanı kardeşi olarak görenler de.
  9. Ruhunuzda Kutsal Ruh´un tapınağı vardır. Bu bölge yok edilemez, hiçbir fırtına veya bora onu yıkma gücüne sahip değildir. İnsan gözleri için o görülemez, dokunulamaz. Onun sütunları iyilikte büyümek olsun. Kubbesi Baba’nın çocuklarına verdiği rahmetidir. Kapıları tanrısal annenin sevgisidir; çünkü kapımı çalan herkes göksel annenin kalbini etkileyecek.
  10. Öğrenciler, işte Kutsal Ruh´un kilisesinde yaşayan hakikat buradadır öyle ki, (İncil’in) yanlış yorumları yoluyla yanılgıya düşenlerden olmayın. Taştan kiliseler sadece bir semboldiler ve o kiliselerde taş taş üstünde kalmayacak.
  11. İçinizdeki kilise kürsüsünde hep imanın alevi yanmasını istiyorum ve eserlerinizle günün birinde üstünde büyük bir kutsal tapınağın duracağı temelleri attığınızı kavrayın. Ben çeşitli fikirden bütün insanları denerim ve onları etkilerim, çünkü onların hepsinin tapınağımı inşa etmeye katılmalarını sağlarım. (148, 44 – 48)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29... Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 29… Öbür Dünyada Ruhların Arınması ve Yükselişi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Vicdan Azabı, Pişmanlık ve Kendini Suçlama
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhunuzun kendisini kirletmesini istemiyorum, ne de gerçek yaşama dair ölmesini istiyorum. Eğer sizi zararlı zevklere ve eğlencelere kendinizi vermiş olarak bulursam, ondan dolayı adaletimle size musallat olurum. Ruhunuz benden nasıl çıktıysa, benim kucağıma öyle temiz gelmelidir.
  2. Vücutlarını toprakta bırakan herkes ve şaşkınlık içinde dünyadan göçenler, ruhunu aydınlatan benim varlığımı sonsuzluğun ışığında gördükleri zaman, derin uykularından kan ağlayarak ve kendilerini suçlamanın ümitsizliğiyle uyanacaklar. Istırap çocukta devam ettiği sürece, onu acılarından kurtarmak için, Baba da acı çeker. (228, 7 – 8)
  3. Bilgisizlikten kaynaklanan vicdan azabı ve azaplar – ruhsal yaşama sevinebilmek için ruhi gelişme eksikliğinden doğan – (günahlarla) lekeli ve hazırlıksız olarak ruhsal yaşamın eşiğine gelenler için bu ve daha fazlası ruhların kefaretini içerir.
  4. İnsanların günahını, kusurlarını ve ahlaksızlığını Baba’yı incitme olarak göremeyeceğimi bilin, çünkü insanlar (kötülükleriyle) kendilerine zarar verdiklerini biliyorum. (36, 56)
  5. Eğer birbirinizi sevseydiniz ve Babanız´ın dileğini yerine getirseydiniz – eğer irade özgürlüğünüzden biraz fedakârlık etseydiniz ve vicdanınızın emrettiklerini yerine getirseydiniz – hayatınız ne kadar aydınlık ve biliminiz ne kadar harika ve yol gösterici olurdu. Biliminiz o zaman maddi sınırları aşarken, doğaüstüne dokunurdu; çünkü şimdiye dek bilim o sınırlara yaklaşmadı bile.
  6. Dünyadan göçüp sonunda Tanrı’nın hakikati karşısında duran bilim adamlarının ruhu nasıl bir şaşkınlık hisseder! Orada o utanarak başını eğer ve onun gururunu affetmemi rica eder. O (bilim adamı) her şeyi bildiğine ve her şeyin üstünden geldiğine inanıyordu ve bilgisinin veya kavrama gücünün ötesinde olan bir şeyin var olduğunu inkâr ediyordu. Ama şimdi, yaşam kitabının önünde durduğu için, Yaratan’ın sonsuz eserinin önünde, kendi zavallı halini anlamak zorunda ve kendisini tamamen bilge olan (Tanrı’nın) önünde alçakgönüllülüğe bürünmek zorundadır. (283, 48 – 49)
  7. Ruhsal dünyaya geldiğiniz zaman, dünyada işlediğiniz günahları düşünmek zorunda olduğunuz için korkmayın. Eğer kendinizi ıstırapla arınmanızı sağlarsanız ve pişmanlık kalbinizde uyanırsa, eğer hatalarınızı telafi etmek çabalarsanız, o zaman bana layık ve ruhi temizlikle bana ulaşacaksınız ve hiç kimse, vicdanınız bile geçmişteki kusurlarınızı hatırlatmaya cesaret etmeyecek.
  8. Mükemmel vatanda (öbür dünyada) her ruh için zamanda ve sonsuzlukta sahibini bekleyen yer vardır. Sevginin, merhametin, imanın ve hak ettiklerinizin merdiveninde hepiniz birer birer krallığıma ulaşacaksınız. (81, 60 – 61)

Dengeleyici Adalet

  1. Sadece çok az öğrencim bu dünyada vardı ve daha küçük bir sayıda tanrısal Usta gibi olanlar vardı. Ruhsal vadide ise çok öğrencim var, çünkü orada öğretilerimi anlamada en çok ilerleme yaparlar. Orada sevgiye acıkan ve susayan çocuklarım insanların onlara reddettiklerini Usta´dan alırlar. Dünyada alçak gönüllülüklerinden ötürü onlara değer verilmeyenler, orada erdemleriyle parlıyorlar ve dünyada sahte ışıkla parlayanlar ise, üzgün ve pişmanlıkla ağlıyorlar.
  2. Öbür dünya, gözyaşlarınızla beni kutsayarak suçlarınızın kefaretini öderseniz, sizi dünyada tahmin edemeyeceğiniz şekilde kabul ettiğim yerdir. Hayat yolunuz esnasında bir an şiddetli bir isyanınızın önemi yoktur. Sizin büyük ıstırapları yaşadığınızı ve o günlerde bana itaatinizi ispatladığınızı ve adımı kutsadığınızı hesaba katacağım. Sizin itaatsizliğiniz yüzünden olsa da, siz de küçüklüğünüzün sınırında birkaç Golgota anları yaşadınız.
  3. Tanrı’ya bir an itaat ve sevgi sayesinde öbür dünyada yaşam ve merhamet zamanı kazandığınıza bakın. İnsanların bana olan kısa sevgisine benim sonsuz sevgim böyle karşılık verir. (22, 27 – 29)
  4. Karşılığını bu dünyada almadığınız her iyi eylemin ödülünü öbür dünyada alacaksınız. Ama ruhsal yaşamı için hiç bir şey yapmayanlar ve ruhsal dünyaya girerken elleri bomboş (iyilik yapmamış olanlar) olanların pişmanlığının büyük olacağını bilmeden, kaç taneniz bu mutluluğun tadını bu dünyada çıkarmak ister. (1, 21)
  5. Dünyada şeref ve övgüyü arayanlar, onları bu dünyada alsınlar; ama onlar çok kısa sürecekler ve onlar ruhsal dünyaya girdikleri zaman, onlara faydası olmayacak. Paraya değer verenler, ödüllerini bu dünyada alsınlar, çünkü aradıkları oydu, fakat öbür dünyaya göçmek için her şeyi bu dünyada bırakma zamanı geldiği zaman, birçok iyilik yapmış olduğunu sansa bile, ruhu için hiç bir ödül hakkına sahip olmayacak.
  6. Buna karşın her kim iltifat ve torpili reddetmişse, insanları temiz kalple ve çıkarsız şekilde sevmişse, her maddi ödülü reddetmişse, iyilik ekmekle meşgul olanlar ve iyilik eylemlerini yerine getirmeye sevinenler – bu insanlar ödüllerini düşünmeyecekler, çünkü onlar kendi bencil dilekleri için yaşamayacaklar, bilhassa insanlar için – onların sevinci ve mutluluğu Rab´bin kucağına vardıklarında, ne kadar da büyük olacak! (253, 14)
  7. Bu devirde size temiz ve mükemmel bir talimat getiriyorum. Ondan dolayı iş gününüzün sonunda sadece gerçek sevgiyle yaptıklarınızın geçerli olacağını size söylüyorum; çünkü bu sizin hakikati bildiğinizi ispat edecek. (281, 17)
  8. Şu anda değerini bilmediğiniz iyi bir eylem yaptığınız için yaptığınız iyilikleri hiç öğrenmeyeceğinizi düşünmeyin. Hiçbir iyiliğinizin ödülsüz kalmayacağını size söylüyorum.
  9. Ruhsal dünyaya ulaştığınızda, çoğunlukta değersiz görünen küçük eylemlerinizin iyilikler zinciri olduğunun farkına varacaksınız ki, o zinciri diğerleri uzatır, ama onu başlatanın memnuniyeti ile hep sonuçlanır. (292, 23 – 24)
  10. Ben sizi ruhunuz için hak kazanmanıza ilham veriyorum, ama o sizi kendinizi kurtarma bencil isteğine teşvik etmesin, bilhassa eylemlerinizi insanlığı, gelecek nesilleri düşünerek yapasınız. Onlar “öncekiler” tarafından yolu düzeltilmiş olarak gördükleri zaman, sevinçleri büyük olacak. Sevinç ve barış kardeşlerinizin ruhuna ulaştığı için mutluluğunuz o zaman sınırsız olacak.
  11. Sadece kendi kurtuluşu ve mutluğunu düşünenlerde bu nasıl da farklıdır; çünkü onlar kendi eylemleriyle neden oldukları yere ulaştıkları zaman, geride bıraktıkları insanların acıların yükünü taşırken gördüklerinde, bir an bile huzur ve sevinci tadamazlar.
  12. Size doğrusunu söyleyeyim, bu öğretinin gerçek öğrencileri benim ışığım olan ruhları gibi adaletli ve ruhen temiz eylemli insanlar olacaklar. (290, 76 – 77)
  13. Eğer alçakgönüllüyseniz, ruhi zenginliğiniz sizi bekleyen öbür dünyada çoğalacak. O zaman varlığınızın en güzel hislerini size sunan huzura sahip olacaksınız. Ve Tanrı’nın yaratıklarının sadık koruyucusu, acı çekenlere teselli ve barıştan mahrum olanlara barış olmakla ruhunuzda Baba´ya hizmet etme arzusu doğacak. (260, 29)

Ruhların Tanrı’nın Krallığına Yükselişi

  1. Ruhunuzun hemen dünyada çok yüksek yaşam seviyelerinin ve çok büyük bilgilerin hayalini etmeye başlayabileceği bu “Üçüncü Devirdir”. Çünkü kim bu dünyadan göçerse ve ruhunda bulacağı bilgileri çoktan yanında götürürse ve ruhi yetilerinin gelişmesini, o insan hak ettiği ödüllerinden dolayı yaşayacağı yere gelinceye dek birçok gezegenden kalmadan geçecek.
  2. O insan tamamen ruhsal durumunun bilincinde olacak, görevlerini yerine getirmesini nerde olursa olsun bilecek. O sevginin, ahengin ve adaletin dilini anlayacak ve düşünce olan ruhi dilin berraklığıyla kendisini ifade edebilecek. Onun için uçurumlar, şaşkınlık ve gözyaşları olmayacak ve o ona sonsuz miras olarak düşen yerlere yaklaşmanın daha da çok sonsuz mutluluğunu hissedecek. (294, 55)
  3. Tanrı’nın cennete götüren merdiveninde kendi ruhi gelişme seviyelerine göre çeşitli basamaklarda yer alan sayısız ruhlar vardır. Ruhunuz, bu merdiven basamaklarında mükemmelleşmeye ulaşmak için uygun özelliklerle ve Tanrı’nın belirlediği yüksek kararlara göre hedefe ulaşmak için yaratıldı.
  4. O ruhların hedefini bilmiyorsunuz, fakat benim yarattıklarımın mükemmel olduğu gibi onların da mükemmel olduğunu size söylüyorum.
  5. Baba’nın size hediye ettiği yetenekleri hâlâ anlamıyorsunuz. Fakat endişelenmeyin, çünkü daha sonra onun bilincinde olacaksınız ve onların size beyan edildiğini göreceksiniz.
  6. Sizin gibi çeşitli yaşam seviyelerinde yaşayan sayısız ruhlar yüksek bir güç yoluyla birleşmiştir ki, o güç de sevgidir. Onlar mücadele, daha yüksek gelişme için yaratıldılar, ama duraklamak için değil. Kanunlarımı yerine getirenler tanrısal sevgide büyüdüler.
  7. Fakat size hatırlatmak istiyorum, ruhunuz büyüklük, güç ve bilgelik kazandığı zaman bile, onun özellikleri Tanrı gibi sonsuz olmadığı için her şeye gücü yetmeyecek. Fakat onlar sizi ilk andan itibaren Yaratan’ın sevgisinin çizdiği doğru yola, mükemmelleşmenin doruğuna götürmeye yetecekler. (32, 34 – 37)
  8. Ruhunuzun mükemmelliğe ulaşması için yedi gelişme basamağını aşması gerekir. Bugün dünyada yaşadığınız için cennete götüren merdivenin hangi basamağında olduğunuzu bilmiyorsunuz.
  9. Ruhunuzun bu sorusunun yanıtını bilmeme rağmen, şu an size onu söyleyemem. (133, 59 – 60)
  10. Her basamak, her yaşam yeri ruha daha büyük bir ışık ve daha mükemmel bir mutluluk sunar. Ama en büyük huzur, ruhun mükemmel mutluluğu geçici yaşam yerlerinin ötesindedir.
  11. Kaç kere Tanrı’nın kucağında önceden mükemmel mutluluğu hissettiğinizi, o mutluluğun bu dünyadan göçtükten sonra gitmek zorunda olduğunuz gelecek bir dünyanın benzeri olamayacağını bilmeden, sanacaksınız. (296, 49 – 50)
  12. Yolun inandıklarından daha da çok uzun olduğunu bilmeden, kaç insan öldükten sonra o anda bana ulaşmak beklentisiyle ölümü özlüyor öyle ki, o zaman cennette bana sonsuza dek tapsın. Bana götüren cennet merdiveninde sadece bir basamak daha yukarı çıkabilmek için insanın bu dünyada doğru olarak yaşamış olması gerekir. Birçoklarının öğretimin içeriğini yanlış anlamaları bilgisizlikten gelir. (164, 30)
  13. İnsanlar tarafından yıkıcı güçler harekete geçirildi. Savaş adını her kalbe ekti. Ne kadar çok ıstırap insanlık yaşadı! Ne kadar çok terk edilmişlik, sefillik, öksüzlük ve üzgünlük hayat yolunda bıraktı! Savaşta ölen ruhların öldüğünü mü sanıyorsunuz yoksa yaşamın parçası, insanda varlığını sürdüren sonsuzluk sona mı erdi?
  14. Hayır, halk: Ruh savaş ve ölümden ölmez. Kendi ruhumun bir parçası olan o ruhlar acıların savaş alanından yükseldiler ve yolumda yaşamaya devam etmek, gelişmek ve ilerlemek için yeni bir ufku arıyorlar. (262, 26 – 27)
  15. Size dünyayı verdim öyle ki, hepiniz ayni şekilde onun sahibi olun, barış içinde yaşayın ve yeteneklerinizi geliştirmek için ve ruhunuzu yeni yurduna yükselişini hazırlamak için geçici yurt olarak kullanın.
  16. Size: “Rab´bin evinde birçok yerler vardır” diye söyledim. O yerleri ruhunuzun gelişme derecesine göre tanıyacaksınız. Her ruhi gelişme sizi bana daha da yaklaştıracak ve eylemlerinize göre gelişmeye ulaşacaksınız, çünkü her şey Tanrı’nın düzeni ve adaleti altındadır.
  17. Hiç kimse bir yaşam seviyesinden öbür yaşam seviyesine geçişinizi engelleyemeyecek ve sonunda her birinizin ruhunda ve benim ruhumda da sevinç çığlığı ve kutlama olacak.
  18. Ben sizi hazırlıyorum öyle ki, gitmeniz gereken yolun uzun olduğunu bilesiniz ve ilk eylemlerinizle onların size hemen o yurtlara kapıları açacağı düşüncesiyle yetinmeyesiniz.
  19. Fakat size bunu da söylüyorum. Ruhi gelişmenin belli bir bölümüne ulaşmak sayısız engelleri aştıktan sonra, kat ettiği büyük mücadeleli, acı günlerle dolu ve barışla dolu saatlere geriye bakmak için duraklamak ruh için güzel ve memnun edicidir.
  20. Sonunda etrafınızda parlayan zafer, ödül ve adalet ve Babanız´ın yanınızda mevcut olan mükemmel ruhu Oğul’u kutsayarak ve gelecek yaşam basamağına hazırlanırken onu kucağında dinlendirir. Böylece o birisinden öbürüne sonsuza dek benim yanımda yaşamak için sonunda en yüksek gerçekleşmeye ulaşıncaya dek gider. (315, 34 – 36)
  21. İnsanı Yaratan´a benzer yapan ruhun kıvılcımı daha daha ondan kaynaklandığı sonsuz aleve yaklaşır ve her kıvılcım bilinçli, sevgiyle parlayan, bilgili ve güçlü bir yaratık olacak. O yaratık, küçücük bir acı veya en küçük bir çile bile olmayan ve gerçek mutluluğun egemen olduğu mükemmelliğinin durumuna sevinir.
  22. Eğer bu ruhunuzun hedefi olmasaydı – size doğrusunu söyleyeyim, öğretimi birçok talimatlarla bildirmezdim, çünkü o zaman “Birinci Devrin” kanunu dünyada barış içinde yaşamak için yeterdi.
  23. Ama insanlar arasında yaşadığımı ve onlara bu hayatın ötesinde çok çok daha iyi dünya vaat ettiğimi göz önünde tutarsanız ve başka bir devirde size konuşmak için ve anlamadığınız her şeyi açıklamak için bundan başka yine geleceğime söz verdiğimi hatırlarsanız, böylece insanın ruhi belirlenmesi daha yüksek, beklediğiniz her şeyden çok çok yüksek olduğu ve vaat edilen mutluluğun tahmin ve hayal edebildiğinizden çok çok büyük olduğu sonucuna varacaksınız. (277, 48 – 49)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27... Öbür Dünya

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 27… Öbür Dünya
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhsal Yaşam Hakkında Gerekli Bilgi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ruhsal öğretiler açısından bugünün insanlarını ne kadar da bilgisiz buluyorum. Bunun nedeni ise insanların onlara benim kanunumu ve öğretimi sadece yardımcı olan ahlâk öğretisi olarak açıklamış olmalarından, fakat öğretimin onların ruhunu mükemmel yurda götüren yol olarak açıklanmamış olmasından gelir.
  2. Çeşitli mezhepler insanların kalplerine yanlış bir ruhi bilgi korkusu ektiler. Bu da benim vahiylerimden uzak durmalarına ve daha da bilgisizliğin karanlığına batmalarına neden oldu. Neden olarak da ruhsal yaşamı keşfedilmez bir gizem olarak öne sürdüler.
  3. Bunu iddia edenler yalan söylüyorlar. İnsanlığın başlangıcından beri Tanrı’nın insanlara verdiği vahiyler ruhsal yaşamdan bahsettiler. Aslında size henüz o kabiliyete sahip olmadığınız için bütün öğretimi vermedim, bilhassa zamanı geldiği zaman. Ama Baba’nın size bugüne dek vahiy ettikleri ruhsal yaşam hakkında yeterli bilgi sahibi olmak için size yeter. (25, 38 – 40)
  4. Bazı insanların özlediği ruhsal yaşam, diğer insanları korkutur, inkâr edilir ve hatta onunla alay edilir; fakat o yaşam muhakkak sizi bekliyor. O hepinizi alan kucaktır – size uzanan koldur – ruhun vatanıdır: bilirkişilere bile keşfedilmesi imkânsız bir gizemdir. Ama benim gizemlerimi her ne zaman kullandığınız anahtar o kapıyı açmak için sevgi ise, çözebilirsiniz.

“Cennet ve Cehennem”

  1. İnsanlar cehennemi bitmeyen ıstırapların yeri olarak hayal ettiler. Onların fikrine göre oraya Tanrı’nın kanunlarına aykırı davrananlar gider. Tıpkı ağır suçlar için insanlar cehennemi icat ettikleri gibi, daha hafif suçlar için de başka yer icat ettiler ve bir diğer yeri de ne iyilik, ne de kötülük yapmış olan insanlar için uydurdular.
  2. Her kim öbür dünyada insanların ne sevindiğini, ne de acı çektiğini söylerse, o insan size hakikati söylemez; hiç kimse öbür dünyada ıstırapsız değildir, ne de sevinçten mahrumdur. Ruh en yüce huzura kavuşmadığı sürece sevinçler ve ıstıraplar hep karışık olacaklar.
  3. Dinleyin çocuklarım; cehennem insan olarak doğanlarda ve artık insan olarak doğmayanlarda, bu dünyadakilerde ve öbür dünyadakilerdedir. Cehennem ağır ıstırapların, korkunç vicdan azaplarının, çaresizliğin, acıların ve ağır günah işleyen insanların acı dolu olmasının sembolüdür. Fakat ruhlarını sevgiye doğru geliştirmekle bu sonuçlardan kurtulacaklar.
  4. Gerçek mutluluğun ve gerçek huzurun sembolü olan cennet ise Tanrı ile birlikte yaşamak için dünyanın tutkularına sırtını çevirmiş olan insanlar içindir.
  5. Vicdanınıza sorun, o zaman cehennemde mi, yoksa suçlarınızın kefaretini ödediğinizi mi veya cennetin huzuru içinde yaşadığınızı mı, bileceksiniz.
  6. İnsanların cennet veya cehennem dedikleri belli bir yer değildir, o “ruhtan vadiye” ulaştığınızda (öbür dünyada) ruhunuzun biçtiği eylemlerinizi içeren sonuçtur. Herkes kendi cehennemini yaşar, kefaret dünyasında yaşar veya Tanrı’nın Ruhu´yla yükseliş ve ahengin getirdiği mutluluğun tadını çıkarır. (11, 51 – 56)
  7. Tıpkı insanın bu dünyada benim krallığıma benzer ruhi huzur dolu bir dünya kurabilmesi gibi, kendi kötülükleri sayesinde kötü alışkanlıklar, kötülükler ve vicdan azabıyla dolu cehennem gibi bir yaşam sürdürebilir.
  8. Öbür dünyada da insan ruhu karanlıkların, kötülüklerin, nefretin ve intikamın dünyalarında ruhunun eğilimine, yanılgısına ve tutkularına göre kendisini bulabilir. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, insanların dünyevi biçimler ve tasvirler yoluyla izah ettikleri hem cennet, hem de cehennem ruhun çeşitli gelişme safhasından başka bir şey değildir: birisi erdemlerinden ve ruhen gelişmesinden dolayı mükemmelliğin zirvesinde, diğeri ise karanlığın, kötülüklerinin ve ruhi körlüğünün uçurumundadır.
  9. Adaletliler için onun olduğu yer önemli değildir, çünkü o her yerde huzuru, Yaratan’ın cennetini içinde taşıyacak. Pak olmayan ve şaşkın ruh ise en iyi dünyalara olsa da, içinde durmadan arıtılıncaya kadar onu yakan vicdan azabının cehennemini hissedecek.
  10. Ben, Babanız, sırf sizi cezalandırmak için ve böylece sizin hakaretlerinizin intikamını almak için böyle yerler yarattığıma inanıyor musunuz?
  11. Böyle teorileri öğretenler ne kadar da dar kafalı!
  12. Sonsuz karanlığın ve sonsuz ıstırabın bazı ruhları (ölümden sonra) beklediğine inanmanız nasıl mümkün olabilir? Onlar günah işlemiş olsalar bile, buna rağmen hep Tanrı’nın çocukları kalacaklar. Eğer onların bilgiye ihtiyaçları varsa, iste Usta burada! Eğer onların sevgiye ihtiyaçları varsa, iste Baba burada! Eğer onlar günahlarının affını özlüyorlarsa, iste burada mükemmel hâkim!
  13. Beni aramaya çalışmayanlar ve hatalarını düzeltmeyenler bana gelmeyecekler. Fakat benim adaletime ve sınavlarıma karşı gelen hiç kimse yoktur. Bana sadece (kötülüklerinizden) arınmış olarak gelebilirsiniz. (52, 31 – 37)
  14. Baba’nın sahip olduğu evler arasındaki yerlerin bir tanesi bile karanlık değildir, hepsinde ışık vardır, fakat bilgisizliklerinden ötürü ruhlar gözleri bağlı olarak öbür dünyaya girerse, o görkemi nasıl görebilirler?
  15. Eğer bu dünyada bir köre ne gördüğünü sorarsanız, size o sadece karanlık diye yanıt verecek. Güneşin ışığı olmadığı için değil, aksine o ışığı göremediği için. (82, 12 – 13)
  16. Bu devirde size söyledim: insanların cehennem hakkında uydurdukları tasavvurları beslemeyin, çünkü bu dünyada savaşlarınızla ve düşmanlıklarınızla yaratmış olduğunuz yaşamdan daha büyük bir cehennem yoktur. Vicdan insanın hatalarını gözler önüne serdiği zaman, öbür dünyada ise ruhun vicdan azabından başka hiçbir başka bir ateş yoktur. (182, 45)
  17. Dini yobazlıkları yüzünden öbür dünyada sadece cehennemde cezayı bekleyenler ve bu fikre bağlı kalanlar, kendi cehennemlerini yaratacaklar, çünkü ruhun şaşkınlığı insan aklının şaşkınlığı gibidir ve hatta daha şiddetlidir.
  18. Şimdi: “Usta, onlar için kurtuluş var mıdır?” diye soruyorsunuz. Size söylüyorum: kurtuluş herkes için vardır, ama huzur ve ışık o ruhlara sadece ruhi körlükleri çözüldüğü zaman ulaşacak.
  19. Var olmayan şeyleri gören aklı şaşkın (deli) bir insanın haline acıdınız mı? Eğer öbür dünyada şaşkın ruhların kendi hayallerinde canlandırdıkları cehennemi görseydiniz, ıstıraplarınız ne kadar büyük olurdu! (227, 71)
  20. Bu vahiyler karşısında titremeyin; tam tersine, bu sözün cehennemde sonsuz ceza tasavvurunu ve geçmiş devirlerde size verilen cehennemde sonsuz ateş yorumlarını çürüttüğüme sevinin.
  21. “Ateş” ruha acı çektiren ve altının döküm potasında arıtıldığı gibi onu arıtacak olan ıstırabın, kendini suçlamanın ve pişmanlığın sembolüdür. Bu ıstırapta benim dileğim ve dileğimde ise size olan sevgim vardır.
  22. Eğer ateşin insanın günahlarını bertaraf ettiği doğru olsaydı, o zaman bütün günah işleyenlerin vücutları burada dünyada ateşe atılması gerekirdi, çünkü öldükleri zaman o ıstırabı hissetmezlerdi. Çünkü vücutlar asla ruhsal alana yükselmezler, tam tersine, vücudun görevi sona erdiği zaman, orada tabiatla birleştiği ve tabiattan kaynaklandığı toprağın içine gömülür.
  23. Fakat sizin “sonsuz ateş” dediğiniz vücut için kastedilmediğine, bilakis ruh için olduğuna inanıyorsanız, bu da diğer bir ağır yanılgıdır, çünkü ruhsal bölgelerde maddi elementler yoktur, ne de ateşin ruha bir etkisi vardır. Maddeden doğan maddedir, ruhtan doğan ruhtur.
  24. Sözüm, herhangi bir iman kanısına saldırmak için aşağıya gelmez. Eğer birisi bunu düşünüyorsa, çok yanılıyor. Sözüm yanlış yorumlanmış olanları ve ondan dolayı nesilden nesille aktarılan yanılgılara neden olmuş olan bütün içerikleri açıklayacak.
  25. Eğer ruhları yanılgılarından ve günahlarından kurtarmaya gücüm yetmeseydi, benim kanunumun ve öğretimin ne değeri olurdu? Eğer birçok insan ruhu sonsuza dek (öbür dünyada) ceza çekmek zorunda olsaydı, bu dünyada insan olarak yaşamış olmamın ne anlamı olurdu? (352, 44 – 48)
  26. Bazı insanlar, ölümün onlara aniden gelebileceğinden korktukları için ve o zaman Rab´be sunabilecek hiç bir ödülleri olmadığı için iyilik yapmaya yönelirler. Diğerleri ise kötülükleri bırakırlar, fakat sadece günahkâr olarak ölme korkusundan ve bu yaşamdan sonra sonsuz cehennem ıstırabını çekmek zorunda olduklarından ötürü.
  27. Birçoklarının hayal ettiği ne kadar darmadağın ve hatalı bir Tanrı tasavvur şekli bu! Ne kadar adaletsiz, korkunç ve gaddar! Eğer bütün insanların işlediği günahları ve cinayetleri bir araya getirirsek, bu sonsuza dek süren cehennem cezasının iğrençliğiyle kıyaslanamaz. Sizin fikrinize göre Tanrı günah işleyen çocuklarını ebediyen cehennem cezasına mahkûm eder. Size Tanrı’nın en yüksek özelliğinin sevgi olduğunu göstermedim mi? Sonsuz ıstırabın Tanrı’nın özelliği olan sonsuz sevgisine tamamen zıt olduğunu düşünmüyor musunuz? (164, 3 – 34)
  28. Cennetin sonsuzlukta bir bölge olduğuna inanıyorsunuz ve günahlarınızdan ciddiyetle pişman olmakla ölüm saatinizde cennete gidebileceğinize inanıyorsunuz, çünkü o anda günahlarınızın affedileceğine güveniyorsunuz ve benim sizi cennete götüreceğimi sanıyorsunuz. Sizin inandığınız budur.
  29. Bense buna karşın size cennetin belli bir yer olmadığını, ne bir bölge olduğunu, ne de bir yurt olduğunu söylüyorum. Ruhun cenneti onun yüce duygu dünyası, mükemmelliği ve arınmış bir temiz durumudur. Yani cennete girmenize izin vermek kime bağladır – sizi hep çağıran bana mı, yoksa hep sağır olan size mi bağlı?
  30. Artık sonsuzluğu, Tanrı’dan olanı sınırlandırmayın. Eğer cennet öyle sizin inandığınız gibi belli bir yurt, bölge veya belli bir yer olsaydı, o zaman sonsuz olmazdı, anlamıyor musunuz? Tasavvur gücünüz bütün gerçekleri kavrama gücüne sahip olmasa da, ruhsal şeyleri daha yüce şekilde kavrama zamanı geldi. Ama en azından tasavvur gücünüz ona yaklaşsın. (146, 68 – 69)

Cennetin Müziği

  1. Meleklerin cennette sonsuza dek tanrısal konseri dinlediğini duydunuz. Eğer siz bu sembol hakkında düşünürseniz, o zaman dünyada dinlemeye alıştığınız müziklerin benzerini cennette de duyacağınıza inanmaktan sakının. Böyle düşünenler tamamen materyalizmin yanılgısına yenik düştüler. Buna karşın, eğer her kim cennetin müziği ve meleklerin o müziği duyarken mutluluğu hakkında konuştuğunu duyarsa, kim bu göksel konserde Tanrı’yla ahengi düşünürse, o hakikati söylemiş olacak.
  2. Her birinizin ruhunda evrensel konserin sesi olmasına rağmen, fakat bazılarının bunu böyle algılamamaları nasıl olur? Bazılarının bu sözü duyması, anlamaması ve hissetmemesi veya yanlış yorumlaması nasıl olur?
  3. Ah kavrama gücü zayıf sevilen çocuklar, duada ışığı arayın! Meditasyon yaparken bana sorun; çünkü sorularınız geniş ölçüde olsa da, size sonsuzluktan yanıt vermesini bileceğim. Size ben ayni şekilde sorular soracağım öyle ki, Usta ve öğrenciler arasında hakikatin ışığı doğsun.
  4. Cennetin müziği Tanrı’nın içinizde varlığıdır ve o konser esnasında bir kere ruhsal güzellik olan gerçek yükselişe ulaştığınız zaman, sesiniz çınlayacak. Bu cennetin müziğidir ve meleklerin şarkısıdır. Eğer onu öyle yaşar ve hissederseniz, o zaman hakikat benliğinizde parlayacak ve siz Tanrı’nın içinizde olduğunu hissedeceksiniz. Yaşam size sonsuz ve tanrısal bir konser sunacak ve onun her sesinde bir vahiy keşfedeceksiniz.
  5. Henüz güzel sesleri mükemmel bir ahenk içinde duymadınız – ara sıra hoş sesler, diğerleri ise gür. Eğer siz tesadüfen o sesleri duyarsanız, size o bir araya getiremediğiniz belirsiz bir ses gibi gelecek; onların güzelliğinin bilincine varamadınız. Ruhunuzdaki Tanrı’nın konserini duyabilmek için duyularınızı, tutkularınızı ve materyalizmin gölgesini arkanızda bırakmanız gerekir. (199, 53 – 56)

Babam´ın Evinde Birçok “Yer” Var

  1. Eserim, sonunda bütün ruhtan yaratıklar kanunumu yerine getirmede birleşene ve bu dünyevi yurdu mükemmelliğin dünyası olana dek, daha çok büyüyor. O anda dünyada yaşayanlar sevgimi bütün yaratıklarda hissedecekler ve daha iyi bir dünyada yaşamak için hazırlanacaklar. Bu dünya ruhunuz için sadece geçici olacak. Ruhunuz mükemmelleşme arzusuyla diğer bölgelere, öbür dünyanın diğer seviyelerine yola koyulacak.
  2. Size: “Babam´ın evinde çok yer var” dediğimi hatırlayın. Ve ruhunuzun daha da çok geliştiği ve böylece talimatlarımı daha iyi anladığınız bu devirde size: “Baba’nın evinde sonsuz sayıda yerler vardır” demek istiyorum. Bu dünyadan göçerken, hemen ruhunuzun en yüksek seviyesine ulaştığını sanmayın. Hayır, öğrenciler. Bu gezegende yaşamınız sona erdiği zaman, sizi yeni yurtlara götüreceğim ve böylece sizi hep mükemmelleşmenin sonsuz merdivenine yönelteceğim. Bana güvenin, beni sevin ve siz kurtarılacaksınız. (317, 30)
  3. Hemen bu dünyada krallığımın, cennetin ve görkemin ne veya nasıl olduğunu tasavvur edebilmeniz imkânsızdır. Sadece onun ruhun mükemmel bir durumu olduğunu ve oradan şimdi anlayamadığınız ve tasavvur edemediğiniz ruhun harika yaşamını görmeniz, hissetmeniz ve anlamanızla yetinmenizi istiyorum.
  4. Sizin dünyanızdan daha yüksek seviyelerde yaşayan ruhlar bile o yaşamın gerçeğini bilmediğini size söylüyorum. “Baba’nın kucağında” yaşamanın ne demek olduğunu biliyor musunuz? Eğer orada yaşarsanız, o zaman onun ne demek olduğunu bilebilirsiniz. Sadece o gizemin belirsiz bir duygusu, zayıf bir sezgisi ruhi gelişme yolunuzda teşvik olarak hafifçe kalbinizden geçer. (76, 28 – 29)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26... Diğer Dünyalar

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 26… Diğer Dünyalar

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 26… Diğer Dünyalar
Jesus Christus´un Vahyi         

Almancadan tercüme: Jasmin

Jesus Christus´un Evrensel Işığı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Size eskilerde insan olarak konuştuğum için ve insanlar kendi küçük dünyasının ötesinde olanlardan habersiz oldukları için: “Ben dünyanın ışığıyım” demiştim. Şimdi size ruhen “Ben bütün dünyaların yaşamını, cenneti ve yurtları aydınlatan ve bütün yaratıkları ve canlılara ışık veren ve yaşamasını sağlayan evrensel ışığım” diyorum. (308, 4)
  2. Ben ebedi tohum ekenim. Bu dünyaya gelmeden önce ve insanların beni Jesus olarak adlandırmadan önce de tohum ekendim. Beni maddeleşmenin, yanılgının ve bilgisizliğin ötesinde olan ve ruhtan bölgelerde ve yurtlarda yaşayanlar biliyordu ki, siz onları henüz tanımıyorsunuz, ne de tasavvur edebiliyorsunuz.
  3. Ben bu dünyaya gelmeden önce, beni bilenler arasından birçoklarını dünyada benim şahitliğimi yapmaları ve sevgi ve Tanrı’nın “sözü” olan Christus´un gelişini bildirmeleri için size yolladım. Onların bir kısmı peygamber, diğerleri yolumu hazırlayıcılar ve öbürleri ise elçilerimdi.
  4. Adımlarımın iz bıraktığı yer sırf bu dünya değildir. Nerde bir kurtarıcıya gerek olduğunda, ben oradaydım.
  5. Ama size söylemeliyim ki, ben burada, bu dünyada yüzyıllar sonrasında bile dikenden taçla kusurlarınızın çarmıhında acı çekerken ve hâlâ öd ve sirke dolu kâseden içerken, diğer dünyalarda benim çarmıhım ve (acıların kâsesi) kâsem kardeşlerinizin yenilenmesi ve sevgisiyle bertaraf edildi.
  6. Benim sevgi eylemim bütün insanlığın kurtuluşunu içerdiği için, sizi sonsuz bir sabırla bekliyorum ve her insana sadece bir tek fırsat değil, tersine (ruhen) yükselişi için birçok fırsat verdim ve yüzyıllar boyunca derin letarjiye dalanların uyanmasını bekledim. (211, 26 – 29)
  7. Mükemmelliğin merdiveninde birçok basamak vardır; “ruhtan vadide” sonsuz uzayda birçok dünyalar vardır. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, ben kendimi hep onlara beyan ettim ve içinde yaşadıkları dünyanın ruhi seviyesine göre vahyim onlara ulaştı. (219, 34)
  8. İnsanlar benim Tanrı olmam, varlığım ve öğretim hakkında tartışırken, uzayda mükemmel bir şekilde sevildiğim dünyalar vardır.
  9. Ayni anda bazıları büyük ruhi temizliğe ulaştıkları için, sizin gezegeniniz ahlâken ve ruhen büyük bir çöküş yaşıyor. (217, 65 – 66)

Dünyalar Arasında Ruhi Bağlantı

  1. Tanrısal ışığım her yerde parlar; beni nerede ararsanız arayın, varlığımı bulacaksınız.
  2. Ben çocukları arasında ahengin başlamasını sağlayan Baba’yım – hem bu dünyadaki yaşayan çocukları arasında, hem de diğer dünyalarda yaşayan çocukları arasında.
  3. Bütün yaratıklar arasındaki ruhi ahenk onlara tanılar vahiy edecek, onlara mesafeleri kısaltan, yokluğu yaklaştıran ve sınırlama ve sınırları yok eden ruhtan ruha diyaloğu getirecek. (286, 1 – 3)
  4. İnsanlar ruhaniyete doğru büyük adımlar atacaklar; ruhları insani sınırları aşacak ve kardeşleriyle bağlantı kurabilmeleri ve onların onlara sunduğu ışığı alabilmek için daha yüksek yaşam dünyalarına ulaşabilecekler.
  5. İnsanlar daha az gelişmiş yaratıkların yaşadığı yaşam seviyelerine de onlara yardım etmek ve zavallı yaşamlarını arkalarında bırakmaları ve daha iyi bir yaşam planına ulaşmaları için, inebilecekler.
  6. Ruhun mükemmelleşmesi için çıkması gereken merdiven basamakları çok uzundur. O merdivende çeşitli gelişme seviyesinde olan yaratıklara rastlayacaksınız. Siz onlara sahip olduğunuz şeyleri sunacaksınız ve onlar da size ruhi zenginliklerinden bir şeyler verecekler.
  7. O zaman düzelmesi için çabaladığınız bu dünyanın bir tek dünya olmadığını keşfedeceksiniz. Bütün gezegenlerde ruhun geliştiğini, her yerde hareket ettiğini ve belirlenen amaca göre büyüdüğünü göreceksiniz. Hazırlanmanızı istiyorum öyle ki, bütün kardeşlerinizle birlik kurun, birbirinizi tanımak, sevmek ve birbirinize destek olmak için kutsal arzuyla haberleşin.
  8. Benim adıma ve mutlak itaatle düşüncelerinizle onu yapın. Eğer bu uygulamayla başlarsanız, daha sonra onların ricalarını, öğretilerini ve iyiliklerini doğru anlayacaksınız.
  9. Sizin şu anda eviniz olan bu gezegende ve bu gezegenin dışında kardeşlerinizle ahenk içinde olmanızı özlüyorum. Onlarla arkadaşlık bağları kurun, gerekirse, yardım isteyin ve sahip olduğunuz şeyleri rica edenlere yardıma koşun. (320, 44 – 46)

Diğer Dünyaları ve Yaşam Şekillerini Tanımak

  1. Bana çok kez bu dünyanın ötesinde neyin olduğunu ve uzayda yörüngelerinde dolaşan yıldızların sizin dünyanız gibi bir dünya olup olmadığını sordunuz.
  2. Sizin merakınıza karşı yanıtım gizem perdesini tamamen açmadı, çünkü anlayabilmeniz için gerekli gelişmeye henüz ulaşmadığınızı, ne de diğer dünyalarla ahenk içinde olabilmek için gerekli olan sizdeki ruhaniyeti görüyorum.
  3. Siz henüz içinde yaşadığınız dünyanızın size sunduğu öğretilerin farkına varıp kavramadınız, ama hemen öbür dünyaları aramak istiyorsunuz. Kendi aranızda ayni dünyanın vatandaşı olarak birbirinizle kardeş olmayı başaramadınız ve diğer dünyalardaki yaratıkların varlığını keşfetmek istiyorsunuz.
  4. Önce size “İkinci Devirde” dediğim “Babam´ın evinde kalacak çok yer var” sözünü hatırlatmamla yetinin ve şimdi size o sözleri tasdik ederek uzayda yaşayan tek insanlık olmadığınızı söylüyorum. Yaşadığınız gezegen de insanların yaşadığı tek gezegen değildir.
  5. Yarının nesillerine diğer dünyalara yaklaştıran kapıları açık görmek mümkün kılınacak ve o zaman Baba´ya haklı olarak hayran kalacaklar.
  6. İyilik ve sevgiden kaynaklanan yardımseverlik ve barış o gizemin kapısını açan anahtarlar olacaklar. Böylece insanlar evrensel ahenk yolunda bir adım atacaklar.
  7. Bugün izole edilmiş, sınırlı ve engellisiniz, çünkü bencilliğiniz sizi sadece “dünya” için özgürlük ve ruhun yükselmesine çabalamadan yaşattı.
  8. Eğer size diğer dünyalara ulaşmaya kendi insani hatalarınızı yenmeden önce, izin verilseydi, kibirli insanlar – materyalizminizden ötürü küçülmüş yaratıklar – sizden ne olurdu? Ekeceğiniz tohum ne olurdu? Bozuşma, hırs ve kibir.
  9. Size doğrusunu söyleyeyim: her insanın özlediği o bilgiye ulaşmak için ve kafasını kurcalayan ve merak ettiren sorulardan kurtaran o vahyi alıncaya dek, insanlığın kötülüklerinden arınması, büyümesi ve dua etmesi gerekir.
  10. İnsanlığa gizemlerimi beyan eden sadece bilim olmayacak; bilgi arzusunun ruhi sevgiden ilham alması gereklidir.
  11. İnsanların yaşamı ruhaniyeti yansıtmaya başladığı zaman – size söylüyorum, o zaman dünyanın ötesini keşfetmek için bile çaba göstermek zorunda kalmayacaklar, çünkü ayni zamanda daha yüksek yurtlarda (gezegenlerde) oturanlar onlara gelecekler. (292, 3 – 11)

Yıldızların Belirlemesi

  1. Babanız´ın evinde kalacak çok “yer” vardır ki, onlar mükemmelliğe götüren birçok merdiven basamağıdır; oradan “ruhsal dünya” aşağıya size kendisini beyan etmek için iner.
  2. Siz bana çok kez ruhtan ruha sayısız yıldızların varlığının nedenini sordunuz ve dünyanın üstünde parlayan gezegenler hakkında: “Usta, o dünyalar boş mu?” dediniz.
  3. Fakat size söylüyorum: Onu size tamamen beyan etme zamanı henüz gelmedi. Eğer insanlar ruhaniyete ulaşırlarsa, o zaman onlara büyük vahiyler verilecek ve benim sevdiğim yaratıklarla ruhtan ruha diyalog kurabilecek ve o zaman bütün kardeşler arasında fikir haberleşmesi sağlanacak.
  4. Fakat hemen şimdi bilesiniz: bütün dünyalarda benim yaratıklarım yaşar ve onların hiçbirisi boş değildir. Onların hepsi kutsanmış yerler ve bahçelerdir ve Tanrı’nın şefkatini temsil eden Maria tarafından yönetilir.
  5. Kutsal Ruh, sizin ve insanlığın bilmediği yüce öğretileri ağzınız yoluyla yeniden bildirecek. Ne zaman, sevgili halk? Eğer sizde ruhaniyet hâkimse ve misyonunuza özen varsa, işte o zaman. (312, 10 – 12)
  6. Bak halkım, gökyüzünü incele, iyice ona bak ve her yıldızda bir vaat olduğunu, seni bekleyen bir dünya olduğunu yaşayacaksın. Onlar Tanrı’nın çocuklarına vaat edilen yaşam dünyalarıdır ve siz hepiniz oralarda yaşayacaksınız. Çünkü hepiniz sadece belli bir yaratıklar için yaratılmamış olan krallığımı tanıyacaksınız. O Rab´bin çocuklarının birleşeceği evrensel bir yurt olarak yaratıldı. (12, 24)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25... Tabiat - Jesus Christus´un Vahyi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 25… Tabiat

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 25… Tabiat
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Tabiat Kanunları
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Ben size Tanrı’yı her şey olarak görmenizi öğrettim. O´nu ruhi tasavvur gücünüze sınırsız bir mucize olarak, uzayda harekete ve etkinliğe neden olan kudret olarak, kendisini hem en basit bir bitkide, hem de uzayda yörüngesinde dolaşan milyonlarca gezegenlerde gösteren – o dünyaların hiç birisi onu yöneten kanuna itaatsizlik etmez – yaşam olarak bilin.
  2. O kanun benim. İnsanları şaşırtan ve onlara tabiatın gizemlerini daha da derin keşfetmeyi sağlayan ve insanlara geniş bilimsel araştırma alanı açan Tanrınız sonsuz gelişmenin kanunudur. (39, 74 – 75)
  3. Kanunumun insanlara önderlik etmek için en yüce Yaratan’ın sevgi yoluyla hazırladığı bir yol olduğunu kavrayın. Çevrenizi saran, temel maddelerden ve sayısız organizmalardan oluşan yaşam hakkında derince düşünün. Sonuçta her canlının ve yaratığın yabancı ve gizemli bir güç tarafından yönlendirildiği izlenimini veren belli bir yolda veya rayında hareket ettiğini keşfedeceksiniz. Bu güç Tanrı’nın bütün yaratıklarına verdiği kanundur.
  4. Eğer siz bu önemli süreçleri araştırırsanız, o zaman her şeyin gerçekten en yüksek bir kanuna göre yaşadığını, hareket ettiğini ve büyüdüğünü sonuçta anlayacaksınız. (15, 4)

Tanrı’nın Tabiatta Varlığı

  1. Beni bütün yarattığım eserlerde arayın ve beni her yerde bulabileceksiniz. Beni duymaya çalışın ve güçlü sesimi bütün yaratıklardan çıktığını duyacaksınız; çünkü kendimi yaratılan eserler yoluyla ifade etmem bana zorluk çıkarmaz.
  2. Kendimi hem yıldızda, fırtınanın azmasında, hem de seher vaktinin hoş ışığında ortaya koyarım. Sesimi bir kuşun melodik ötmesinde çınlatırım, tıpkı çiçeklerin kokusuyla da kendimi ifade ettiğim gibi. Ve her ifade şeklim, her görünüm ve eserim size sevgiden, adalet kanunlarını uygulamaktan, bilgelikten ve ruhsal dünyada sonsuzluktan bahseder. (170, 64)

Tabiat Tanrı’nın Eseridir ve Ruhsal Dünya İçin Benzetmedir

  1. Birçokları tabiata var olan her şeyin yaratıcı kaynağı olarak tapmakla kendi tanrısı yaptılar. Fakat size söyleyeyim, kucağından bütün yaratıkların çıktığı bu tabiat – maddi güçler ve çevrenizi saran maddi elementler – yaratıcı değildir; o tanrısal Yaratan tarafından planlandı ve yaratıldı. Tabiat ne yaratılışın nedeni, ne de yaşamın nedenidir. Sadece ben, Rabbiniz, başlangıç ve sonum, alfa ve omegayım (ilk ve son). (26, 26)
  2. Etrafınızı bu dünyada saran ve kaplayan her şey sonsuz yaşamın kopyasıdır ve esaslı bir derstir ki, bu maddi şekillerle ve objeler yoluyla o anlaşılabilsin.
  3. Henüz bu harika dersin derinliklerini anlayamadınız ve insanlar yeniden dünyada yaşadıkları hayatı sanki sonsuzmuş gibi anladıkları için yanıldılar. İnsanlık, dünyada gördüğü şekillerle ilgilenmeyle yetindi ve bütün yaratıklarda var olan, esans ve hakikat olan tanrısal vahyi içeren her şeyi hor gördü. (184, 31 – 32)
  4. Siz çocuklarımın varlığı, sağlığı, beslenmesi ve iyiliği ve mutluluğu için tabiata koyduğum şeylerden sizi mahrum bırakmak istemiyorum.
  5. Tam tersine size söylüyorum: Size ruhun ekmeğini sunduğum, tanrısal esansları nefes almanıza davet ettiğim ve ruhi güzel kokularla canlandırdığım gibi, ayni şekilde tabiatın size sunduklarını ne görmemezlikten gelesiniz, ne de ondan uzaklaşasınız; çünkü öylece ahenk, sağlık ve enerjiye kavuşacaksınız ve böylelikle yaşam kanununu doğru olarak yerine getirmiş olursunuz. (210, 22)
  6. Akılsız yaratıklar içten bir sesi, ustası ve yöneticisi olan içgüdü tarafından yönlendirilirler. O annesinden, tabiattan kaynaklanan ve hayatında kat etmesi gerekli tehlikeli ve riskli yolunu aydınlatan ışık gibidir.
  7. Her çeşit yaratığın içinde yaşadığı ahengini, çalışkanlığını kendinize örnek alın. Sadakat ve minnettarlığın örneklerine değer verin. Onlar tanrısal bilgeliği içeren örneklerdir, çünkü o örnekler – onlar ayni şekilde benim yaratıklarımdır – benim yaratıklarımdan kaynaklanır öyle ki, onlar sizin çevrenizde olsun, size dünyada eşlik etsin ve ayni şekilde onlar da tabiata verdiklerimden faydalansınlar. (320, 34 + 37)

Tanrı’nın Çocuklarının Tabiata Karşı Gücü

  1. Eğer kanunumu yerine getirirseniz ve benden insanların iyiliği için rica ederseniz, tabiat güçleri size itaat edecekler. (18, 47)
  2. Tabiat güçlerinin duanızı duyabileceklerini ve sakinleşeceklerini size öğretmedim mi? Eğer o güçler benim sesime itaat ediyorlarsa ve eğer benim çocuklarım hazırlanmışlarsa, neden o zaman Rab´bin çocuklarının sesine itaat etmesinler? (39, 10)
  3. Ben ruha maddeye egemen olsun diye güç verdim öyle ki, yaşam sınavlarından başarıyla çıksın ve yolun son hedefine kadar ulaşsın. Fakat mücadele büyük olacak; çünkü insanlık ona inandığı tek krallığını dünyada kuralı beri, kendisi ve etrafını sarması gereken her şey arasındaki ahengi bozdu. Kibirli tahtında oturup her şeyi bilimin gücüne boyun eğdirmek istiyor ve tabiatın elementlerine ve güçlerine kendi dileğini zorla kabul ettirmek istiyor. Fakat bunda başarılı olamadı, çünkü insanlık ruhi kanunların arkadaşlık bağını çoktan beri kopardı.
  4. Şimdi bu halka tabiat güçlerinin onlara itaat edebileceğini söylediğim zaman, bazı insanlar buna inanmadılar. Şüphelenmeye nedenleri olduğunu size söylüyorum, çünkü tabiat asla ona değer vermeyenlere, zarar verenlere ve aşağılayanlara itaat etmeyecek. Buna karşın her kim ruhun ve maddenin kanunlarıyla ahenk içinde yaşarsa – yani çevresini saran her şeyle ahenk içinde yaşarsa – o insan hayatı boyunca Yaratan´la ahenk içinde yaşamış olacak ve tabiatın elementleri ona hizmet ve itaat edecekler, tıpkı bir çocuğun her şeyin yaratıcısı olan Baba’sına itaat etmesi gerektiği gibi. (105, 39)
  5. Eğer size tabiatın sesinizi duyabileceğini ve size itaat edeceğini ve saygı göstereceğini söylüyorsam, ne yalan söylüyorum, ne de abartıyorum.
  6. İsrail´in tarihi, hakikatimin şahidi olarak yazıldı ve onların tarihinde Tanrı’nın halkı tekrar tekrar tabiatın güçleri ve elementleri tarafından kabul edilip ona saygı gösterildiğini keşfedebilirsiniz. Bu sizin için de neden geçerli olmasın?
  7. Yoksa gücümün ve insanlara olan sevgimin zamanla değiştiğini mi sanıyorsunuz? Hayır, bu sözümü duyan kalabalık, ruhumun ışığı sizi sarıyor, gücüm ve sevgim sonsuz ve değişmezdir. (353, 64)

İnsan ve Tabiat

  1. Dünyanın milletleri, fakat dikkat edin, eğer benim size verdiğim ilhamları tabiat güçlerine meydan okumak için kullanırsanız ve sahip olduğunuz azıcık bilginizi kötüye kullanırsanız, o zaman acılı ve çok sert yanıtı hiç beklemediğiniz anda (tabiattan) alacaksınız. Siz havaya, ateşe, toprağa, suya ve bütün güçlere meydan okuyorsunuz. Eğer akılsızlığınız yüzünden kükreyen tabiat güçlerini durdurabilmeniz için tabiata karşı davranışlarınızı düzeltmezseniz, neyi biçeceğinizi şimdiden biliyorsunuz.
  2. Adaletimin sizin özgür iradenize izin verdiği ölçeği doldurmak üzere olduğunuzu uyarıyorum; tabiata çok meydan okuyorsunuz. Kendisini büyük hisseden küçükler olduğunuz için bu sözüm içinde bulunduğunuz tehlikeye karşı uyarmak için geliyor. (17, 60)
  3. Hiçbir yaprağın benim dileğim olmadan ağaçta hareket etmediğini söylemiştim ve size şimdi hiç bir tabiat elementinin benden başka hiç kimsenin dileğine itaat etmediğini söylüyorum.
  4. Tabiatın insanların istediği gibi kutsamalarla, okşamalarla dolu ve besin veren cömert anne gibi veya açlık ve susuzluğun egemen olduğu kurak bir çöl, yaşam hakkında bilge ve sonsuz vahiylerin ustası, iyilik, sevgi ve sonsuzluk veya insanların zararı, itaatsizlikleri ve yanılgılarına karşı acımasız bir hâkim olabileceğini size söylüyorum.
  5. Babanız olarak sesim ilk insanları kutsayarak: “Verimli olun ve çoğalın ve dünyayı denetiminize alın, denizdeki balıklara gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun” dedi.
  6. Evet, insanlık, insanlığı yarattım ki, havada, suda, karada ve tabiat güçlerinin efendisi ve onlara egemen olsun. Fakat size “efendi” dedim; çünkü bilimle tabiata egemen olma düşüncesinde olan insanlar köledirler. Tabiatın elementlerinin üstünden gelebileceklerine inanmalarına rağmen, kendi tecrübesizliğinin, kendini beğenmişliğinin ve bilgisizliğinin kurbanı olacaklar.
  7. İnsan gücü ve bilim karaları, denizleri ve havayı zapt etti, ama insanların gücü ve şiddeti tabiatın gücü ve hâkimiyetiyle ahenk içinde değildir ki, tabiat tanrısal sevginin ifadesidir ve onlar yaşam, bilgelik, ahenk ve mükemmelliktir. İnsanların eylemlerinde, gücünde ve bilimde gurur, bencillik, kibir ve kötülük kendini belli ediyor. (40, 26 – 30)
  8. Tabiat güçlerinin bozulmuş dengesinin ve bunun sonucunda tabiatın uğradığı derin değişmenin farkına vardınız mı? Tabiat güçlerinin size neden bela getirdiğinin farkında mısınız? Bunun nedeni ruhsal ve maddi yaşam arasında var olan ahengi bozmanızdan gelir. Ondan ötürü içine gömüldüğünüz kargaşalığa neden oldunuz. Fakat yaşamı yöneten kanunlara insanlar itaat ettiği sürece, her şey barış, bolluk ve mutlulukla dolacak. (108, 56)
  9. Sizi onun sayesinde yaşadığınız tabiatın elementlerine düşman olarak gördüğüm sürece, eylemleriniz nasıl mükemmel olabilir?
  10. Öğretim tabiatın elementlerini ve güçlerini kullanmanızı engellemek istemiyor, ama onları iyi amaçlar için kullanmanızı buyuruyor ve öğretiyor.
  11. Elinizdeki tabiat güçleri arkadaştan ve kardeşten sizi ağır cezalandıran hâkime dönüşebilirler.
  12. İnsanların kendi tecrübelerinin meyvesini toplama zamanı çoktan geldi öyle ki, onlar tabiat güçlerine meydan okumasınlar. Çünkü insanlar bütün bilimleriyle o güçleri durdurmayı başaramayacaklar. (210, 43 – 46)
  13. Bilimin ağacı fırtınaların kopmasıyla sarsılacak ve meyveleri insanlığın üstüne düşecek. Fakat o tabiat güçlerinin bağlarını insanlar çözmediyse, kim çözdü?
  14. Gerçi eski insanlar da hakikate, vicdanın ışığına uyanmak ve kendileri kanunun altına almak için acıları tanımak zorundaydılar. Ama bu devrin gelişmiş, bilinçli ve eğitimli insanı yaşam ağacına zarar vermeye nasıl cesaret edebilir! (228, 28)
  15. Tabiat güçlerinin insanların üstüne gelmesini sağlamakla insanları cezalandırdığımı düşünenlere büyük bir yanılgıda olduklarını söylüyorum. Çünkü tabiat gelişir ve değişir. Eğer kanunumu yerine getirmezseniz, bu değişmeler veya geçişler felaketlere neden olurlar, fakat tabiatın neden olduğu felaketleri Tanrı’nın cezası olarak görüyorsunuz.
  16. Aslında tabiatta adaletim kendisini gösterir; fakat siz – ruhunuzu aydınlatan tanrısal kıvılcımlı öncelik tanınan yaratıklar – çevrenizdeki tabiatla ahenk içinde yaşasaydınız, o zaman ruhunuz tabiatın değişmeleri ve tabiat güçlerinin üstüne yükselmiş olacaktı ve siz acı çekmeyecektiniz. (280, 16)
  17. Tabiat büyük bir yaratıktan başka nedir? Evet, öğrenciler, tabiat kucağında yarının insanlarını barındırabilmek için kendisini geliştiren, arıtan, gelişen ve mükemmelleştiren bir yaratıktır.
  18. Tabiatın kendisini mükemmelleştirmesi için doğal gelişme safhalarına ne kadar sık öfkelendiniz ve sizin de tabiatla ve yaratıklarla birlikte arındığınızı, geliştiğinizi ve mükemmelleşmeye doğru gittiğinizi bilmeden, bunu Tanrı’nın cezası sandınız. (283, 57 – 58)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24... Ruhi ve Maddi Yaratılış

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 24… Ruhi ve Maddi Yaratılış
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Ruhtan Yaratıkların Yaratılışı
Rab şöyle konuşuyor.                                                                                              

  1. Dünyalar yaratılmadan, bütün canlılar ve madde yaşamaya başlamadan önce, benim tanrısal ruhum vardı. Fakat ben her şey olmama rağmen, içimde sonsuz bir boşluk hissediyordum, çünkü ben kendimi halksız bir kral, öğrencisiz bir usta gibi hissediyordum. Bu nedenden ötürü bütün yaşamımı onlara adayacağım, onları o kadar içten seveceğim ve zamanı geldiğinde onlar için kanımı çarmıhta kurban edeceğim kendime benzer yaratıklar yaratmayı planladım.
  2. Eğer size ben sizi siz yaratılmadan önce bile sevdim diyorsam, karşı gelmeyin. Evet, çok sevilen çocuklar! (345, 20 – 21)
  3. Tanrı’nın Ruhu tek başına var olmasına rağmen, sevgi doluydu. Hiçbir şey henüz yaratılmamıştı. Tanrı’nın etrafında hiçbir şey yoktu ve yine de O seviyordu ve kendisini Baba olarak hissediyordu.
  4. O kimi seviyordu? Kendisini kimin babası olarak hissediyordu? Onlar O´ndan kaynaklanacak olan yaratıklar ve canlılardı ve onların gücü Tanrı’nın ruhunda gizlice dinleniyordu. O ruhta bütün bilimler, tabiat güçleri, özellikler ve yaratılış temelleri vardı. O ruh sonsuzluk ve zamandı. Bütün dünyalar ve yaratıklar yaratılmadan önce, o ruhta geçmiş zaman, şimdiki zaman ve gelecek vardı.
  5. O tanrısal ilham, tanrısal sevginin sonsuz gücü yoluyla gerçekleşti ve yaşam başladı. (156, 76 – 79)
  6. Tanrı’nın kendisine Baba diyebilmesi için rahminden ruhlar doğurdu ki, o yaratıklar Tanrı’nın özelliklerine benziyordu. Bu sizin başlangıcınızdı, böylece ruhsal yaşama başladınız. (345, 22)
  7. Yaratılışınızın nedeni sevgiydi, Tanrı’nın gücünü birisiyle paylaşma özlemi ve size irade özgürlüğü ile donatmamın nedeni de ayni şekilde sevgiydi. Kendimin çocuklarım tarafından sevilmesini istiyordum – kanunla değil, bilhassa ruhunuzdan kendiliğinden çıkan sevgi duygusuyla sevilmeyi istiyordum. (31, 53)
  8. Her ruh Tanrı’nın temiz bir düşüncesinden oluştu; ondan dolayı ruhlar Tanrı’nın mükemmel bir eseridir. (236, 16)

Büyük Ruhların Yaratılış Eserinde Etkinliği

  1. (Peygamber) İlyas, Tanrı’nın sağında alçakgönüllülükle kendisine Tanrı’nın hizmetkârı diye adlandıran büyük ruhtur. Onun ve diğer büyük ruhlar aracılığıyla ruhi uzayı harekete geçiririm ve büyük ve yüksek kararlar veririm. Evet, öğrencilerim, yaratılanları yöneten çok sayıda büyük ruhlar bana hizmet ederler. (345, 9)

Tanrı’nın Yazgı Düşünceleri

  1. Duyun öğrenciler, siz yaşamaya başlamadan önce, ben çoktan vardım ve benim ruhumda sizin ruhunuz gizliydi. Fakat sizi hak kazanmadan krallığımın mirasçısı yapmak istemiyordum, ne sizi yaratanın kim olduğunu bilmeden mevcut olana sahip olmanızı istiyordum, ne de yönsüz, amaçsız ve idealsiz benden gitmenizi istiyordum.
  2. Ondan dolayı size vicdan verdim ki, o size lider olarak hizmet etsin. Size özgür irade verdim ki, eylemleriniz benim gözümde gerçek değere sahip olsunlar. Size ruh verdim ki, o ruh hep aydınlığa ve temizliğe doğru yükselmeyi özlesin. Size vücut verdim ki, kalbiniz yoluyla iyi ve güzel olan şeyleri hissedin ve o vücut size maddi dünyada yaşamak için ölçüt olarak sürekli deney ve araç olarak hizmet etsin. (35, 48 – 49)

Ruhtan Yaratıklar İçin Maddi Dünyaların Yaratılması

  1. Uzay ilk defa ruhların varlığıyla aydınlandığı zaman, ruhlar ilk kelimelerini konuşan ve ilk adımlarını sendeleyerek atan çocuklar gibiydiler ve yüksek ruhaniyetli bölgelerde kalabilmek için ne gelişmiştiler, ne de güce sahiptiler. Böylece onların bir desteğe, bir dayanak noktasına kendilerini güçlü hissedebilmek için ihtiyaçları vardı. Böylelikle ruhlara madde ve maddi bir dünya verildi. Ruhlar (madde olarak ve maddeden bir dünyada) yeni durumlarında tecrübe ve bilgi sahibi oldular. (35, 50)
  2. Uzay yaratılanlarla doldu ve her şeyde Tanrı’nın sevgisi, kudreti ve bilgeliği kendisini gösterdi. Rab´bin kucağı yaratıklara ve vücutlara şekil verilmesi için atomların birleşmesini emrettiği andan itibaren sonsuz yaşam kaynağı gibiydi.
  3. Önce ruhsal yaşam ve ruhtan yaratıklar vardı, ondan sonra maddi tabiat yaratıldı.
  4. Birçok ruhsal yaratıkların vücuda sahip olmalarına ve onların maddi dünyalarda yaşamaları için karar verildiğinden dolayı önce her şey hazırlandı ki, Tanrı’nın çocukları her şeyi hazır bulsunlar.
  5. Rab, çocuklarının gideceği yola kutsamalar yağdırdı, uzayı yaşamla doldurdu ve insanların yollarını onların içine tanrısal bir kıvılcım koymakla güzelliklerle doldurdu ki, o kıvılcım vicdan ve ruhtur ve onu sevgiden zekâdan, kudretten, dilekten ve bilinçten yarattı. Fakat yaratılanı kudretine sardı ve ona varacağı yeri gösterdi. (150, 80 – 84)
  6. Tanrı dünyayı yaratıp orasını kefaret yeri olarak belirlediği zaman, çocuklarının hayat yolunda zayıflıklara ve hatalara düşeceklerini ve yenilenme ve mükemmelleşme yolunda ilk adımı atmak için yurda ihtiyaçları olduğunu biliyordu.

İnsanların Yaratılışı

  1. Dinleyin: En yüce olan Tanrı, sizi kendisine benzer yarattı – ama fiziksel bakımdan değil – özellikle ruhunuzun onunla donatılmış olduğu Baba´ya benzer yetenekler bakımından.
  2. Kendiniz Yaratan’ın benzeri sanmak sizin kibiriniz için ne kadar hoştu. Kendinizi Tanrı’nın yarattığı en çok gelişmiş yaratıklar olarak sayıyorsunuz. Eğer uzayın sadece sizin için yaratıldığını sanıyorsanız, fakat büyük bir yanılgıdasınız. Hangi bilgisizlikle kendinizi yaratıkların en üstünü sanıyorsunuz!
  3. Dünyanın bile sadece insanlar için yaratılmadığını kavrayın. Tanrı’nın yaratıklarının sonsuz merdiven basamağında sonsuz sayıda Tanrı’nın kanununa göre gelişen ruhtan yaratıklar vardır.
  4. Bütün yaratıkları kapsayan hedefler – siz insan olarak bu hedefleri anlamak isteseniz bile anlayamazsınız, Tanrı’nın her amacının büyük ve mükemmel olduğu gibi bu hedefler de mükemmel ve büyüktür. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, siz Tanrı’nın ne en küçük, ne de en büyük yaratıklarısınız.
  5. Siz yaratıldınız ve o an ruhunuz yüce Tanrı’dan birçok özelliği olan ve zor görevinizi sonsuzlukta yerine getirebilmeniz için sizin için gerekli olan yaşamı aldı. (17, 24 – 28)
  6. Benim usta eserim olan ruhunuza tanrısal ışığımı koydum. Ona sevgiyle bir bahçıvanın bahçesinde sevdiği çiçeğe bakması gibi baktım. Sizi orada hiç bir şey eksik olmayan bu yaşam alanına bıraktım ki, beni ve kendinizi tanıyın. Ruhunuza öbür dünyadaki yaşamı hissetmek için yetki verdim ve ruhsal vücudunuza duyular verdim ki, canlanın ve kendinizi mükemmelleştirin. Size bu dünyayı teslim ettim ki, orada ilk adımlarınızı atmaya başlayın ve gelişme ve mükemmelleşme yolunda kanunumun mükemmelliğini kavrayın öyle ki, hayatınız boyunca beni daha çok tanıyın, sevin ve hak ettiklerinizle bana ulaşın.
  7. Size irade özgürlüğü verdim ve vicdanla donattım. İrade özgürlüğü kanunuma göre kendinizi özgür geliştirmeniz içindir, vicdan ise iyiyi kötüden ayırt etmek içindir ki, mükemmel bir hâkim olarak ne zaman kanunuma uyduğunuzu veya uymadığınızı söyleyesiniz.
  8. Vicdan, sizi hiçbir an terk etmeyen benim tanrısal ruhumun ışığıdır.
  9. Ben yolum, hakikatim ve yaşamım, ben barışım, mutluluğum ve benimle birlikte olacağınızın ve bütün sözlerimin gerçekleşeceğinin sonsuz vaadiyim. (22, 7 – 10)

Cenneti Hatırlama

  1. İnsanlığın ataları olan ilk insanlar ruhlarının “ruhi vadiden” birlikte getirdiği izlenimleri bir süre saklamayı başardılar. İçlerindeki güzellik, barış ve mutluluk izlenimleri hayatlarında fiziksel tutkular ve sağ kalma mücadelesi ortaya çıkmadığı sürece bir süre devam etti.
  2. Fakat size o insanların ruhunun ışık dünyasından kaynaklanmasına rağmen, en yüksek yurtlardan gelmediğinizi söylemeliyim ki, o yurtlara siz sadece hak ettiğiniz eylemlerle ulaşabilirsiniz.
  3. Yine de o ruhi yaratıkların ilk adımlarında sakladıkları masumiyet, barış, iyilik ve sağlık durumları ışık zamanı olarak unutulmaz türdendi ve o zamanın şahidi olarak onlar onu çocuklarına ve çocukları da gelecekteki nesillere ilettiler.
  4. İnsanların maddeleşmiş aklı bu şahitliğin gerçek anlamını yanlış anladı ve sonuçta ilk insanların yaşadığı cennetin dünyevi bir cennet olduğuna onun ruhtan yaratıkların ruhi durumu olduğunu anlamadan inandı. (287, 12 – 13)

İnsanların Yapısı

  1. Ruh ve vücut farklı niteliktedir. İkisinden oluştunuz ve vicdan bu ikisinin üstündedir. Ruh ışığın kızıdır, vücut topraktan kaynaklanır, maddedir. İkisi de bir yaratık olarak birleştiler ve birbirlerine karşı savaşırlar. Tanrı’nın varlığı vicdandadır ve o vicdan ruh ve vücuda liderlik eder. Bu savaş (ruh ve vücut arasında) bugüne dek devam etti. Ama sonunda ruh ve vücut ahenk içinde kanunumun ikisine de taksim ettiği görevleri yerine getirecekler.
  2. Siz ruhu bir bitki olarak, vücudu da toprak olarak düşünebilirsiniz. Maddeye ekilmiş ruh büyür, yukarıya yükselir. Bu arada insancıl yaşamı esnasında yaşam sınavlarından ve derslerinden beslenir. (21, 40 – 41)

Yaratan’ın Yaratıklarıyla Ahengi

  1. Tanrı’nın Ruhu uçsuz bucaksız büyük bir ağaç gibidir. Dalları ise dünyalar, yaprakları ise yaratıklardır. Ağacın gövdesinden dallara, oradan yapraklara kadar ulaşan ağacın suyu ayni olduğu için sizi aranızda birbirinize bağlayan ve sizi Yaratan´la birleştiren sonsuz ve kutsal olan bir şeyin varlığına inanmıyor musunuz? (21, 38)
  2. Her şeyi kapsayan ruhum benim yarattıklarımın hepsinin içinde – ister ruhsal, isterse maddeden olsun – varlığını sürdürür. Her şeyde eserim vardır ve o benim mükemmelliğimin her yaşam düzeyinde şahitliğini eder.
  3. Tanrısal eserim her şeyi kapsar – sağımda duran en büyük ve mükemmel yaratıklardan gözle görünmeyen küçücük yaratıklara, bitkilere, minerallere, yaratıklara şekil veren atoma ve hücreye kadar.
  4. Bununla sizi yeniden benim yarattıklarımın mükemmelliğine işaret ediyorum – maddi yaratıklardan mükemmelliğe ulaşmış ruhlara kadar. Bu benim eserimdir. (302, 39)
  5. En üstün kanun olan ruhsal kanundan uzaklaşanlar daha aşağı veya maddi kanunların egemenliğine girerler. Bu kanunu insanlar pek bilmez. Fakat her kim en yüksek kanuna itaat ederse ve o kanunla ahenk içinde yaşarsa, o insan sizin doğal dediğiniz bütün kuralların üstündedir. O insan bilim ve din yoluyla bilgiye sahip olan insanlardan daha iyi hisseder ve anlar.
  6. Jesus´un sizi sizin mucize dediğiniz eylemlerle şaşırtması bundandır, fakat size sevgisinden dolayı verdiği öğretileri tanıyın. Bütün yaratıklarda titreşen Tanrı’da olağanüstü ve çelişkili şeyler olmadığını anlayın. (24, 42 – 43)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21...Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 21…Tanrı’nın Gücü, Yanınızdaki Varlığı ve Adaleti
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Tanrı’nın Gücü
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Eğer bugünün insanı bütün bilimleriyle tabiat güçlerine egemen olamıyorsa, o zaman ruhtan güçlere kudretini nasıl zorla kabul ettirebilir?
  2. Tıpkı uzaydaki gezegenler değişmez düzene göre kendi yörüngelerinde hareket ettiği gibi ve insanlar onların yörüngelerini değiştiremediği gibi, ruhsal dünyada (öbür dünyada) da hiç kimse tarafından değiştirilemeyen bir düzen vardır.
  3. Ben gece ve gündüzü yarattım, bu demektir ki, ben ışığım ve benden başka hiç kimse onu frenleyemez. Bunun aynısı ruhsal dünya için de geçerlidir. (329, 31 – 33)
  4. Eğer bana inanıyorsanız, gücümün insanların günahından daha da çok güçlü olduğuna güvenebilirsiniz ve ondan dolayı günahın hakikatin ışığından ve adaletimden geri çekildiği andan itibaren, insan hayatını değiştirmek zorundadır.
  5. Eğer insanlar bir kere Tanrı’nın dileğini yerine getirdiklerinde, bu dünyada yaşamı düşünebiliyor musunuz? (88, 59 – 60)
  6. Benim için bir insanın pişmanlığı, yenilenmesi ve kurtuluşu imkânsız olamaz. Eğer imkânsız olsaydı, ben o zaman her şeye gücü yeten Tanrı olmazdım ve insan benden daha güçlü olurdu. İnsanların içinde egemen olan kötülük gücüne karşı benim gücümü daha zayıf mı düşünüyorsunuz? İnsanların içindeki karanlığın Tanrı’nın ışığından daha üstün mü sanıyorsunuz? Kalbiniz bana asla diyor.
  7. Düşünün: Görevim, size var olmayı verdikten sonra, mükemmelliğe götürmektir ve hepinizi bir tek ruhi ailede birleştirmektir ve dileğimin her şeye rağmen yerine geleceğini unutmayın.
  8. Ben, göklerin tohum ekeni, sevgi tohumumu fark ettirmeden her ruha ekerim. Sadece ben ne zaman bütün insanlıkta bu tohumun filizleneceğini bilirim ve sadece ben sonsuz sabrımla eylemlerimin meyvesini bekleme gücüne sahibim. (272, 17 – 19)
  9. Sizi büyük gücümle küçültmek istemiyorum, ne de gücümle övünmek istiyorum, ama size onu buna rağmen dileğim üzerine gösteriyorum öyle ki, her güce sahip, bilge ve mükemmel bir Tanrı’ya Babanız olarak sahip olmanın mutluluğunu hissedin.
  10. Sonunda benim gücümün sonunu görmeyeceğiniz düşüncesine sevinin ve ruhunuz ne kadar çok geliştikçe, beni daha iyi tanıyacaksınız. Efendisinin büyüklüğüne asla ulaşamayacağını bilmeyi kim kabul edemez? Dünyada babanıza kıyasla daha genç olmayı kabul etmediniz mi? O babanızın sizden daha fazla tecrübe ve otoriteye sahip olduğunu onaylamadınız mı? Sizden daha güzlü bir adamın – gururlu, kahraman ve erdemli – babanız olduğunu görmeye sevinmediniz mi? (73, 41 – 42)
  11. Benim gücüm karşısından insanların gücünün ne anlamı vardır? Materyalist milletlerin benim sonsuz ruhsal gücüme karşı rakipliği ne becerebilir? Hiçbir şey!
  12. İnsanın iktidar hırsının sınırına ve gururunun en doruk noktasına kadar gitmesine izin verdim öyle ki, Babası tarafından irade özgürlüğüyle donatıldığının bir hakikat olduğunu kendisi anlasın.
  13. Fakat insan (kötülüğün) sınırına ulaştığında, gözlerini ışığa ve sevgiye açacak ve benim karşımda tek bir mutlak güce ve Babası´nın tek bir evrensel bilgeliğine mağlup olarak eğilecek. (192, 53)

Bütün Yaratıklarda Tanrı’nın Varlığı

  1. Benim orada yaşadığım belli bir sınırlı makamım yoktur, çünkü benim varlığım var olan her şeydedir, hem tanrısal, hem de ruhsal veya maddi şeylerdedir. Benim krallığımın hangi yönde olduğunu söyleyemezsiniz ve eğer siz bakışlarınızı yukarıya gökyüzüne doğru kaldırırsanız, onu sembol olarak yaparsınız. Çünkü sizin gezegeniniz durmadan döner ve her hareketinde gökyüzünün belli bölgelerini ve yüksekliklerini size sunar.
  2. Bütün bunlarla size sizinle benim aramda hiçbir mesafe olmadığını ve beni sizden tek ayıran benim mükemmel kanunum ve ruhunuz arasına koyduğunuz size yapması izin verilmeyen eylemlerinizdir.
  3. Ruhi temizliğiniz ne kadar çok olursa, eylemleriniz ne kadar üstün olursa ve imanınız ne kadar sabit olursa, dualarınızda beni daha kolay ulaşılabilir hissedeceksiniz.
  4. Ayni şekilde de: Kendiniz ne kadar çok iyiden, adaletten ve izin verilenden uzaklaşırsanız ve kendinizi materyalizme, karanlık ve bencil bir yaşama verirseniz, o zaman kendinizi benden daha uzak hissetmek zorunda kalacaksınız. Kalbiniz ne kadar çok kanunlarımı uygulamaktan uzaklaşırsa, o zaman yanınızdaki varlığımı daha da az hissedeceksiniz.
  5. Sözümü bu devirde neden bu şekilde beyan ettiğimi kavrayın ve kendinizi benimle ruhtan ruha diyaloga hazırlayın.
  6. Benim çok uzaklarda olduğuma inandığınız için bana gelmeyi bilemediniz. Yanınızdaki Tanrınız olarak varlığımı hissettirmek için ve Baba ve çocukları arasında onları ayıran hiçbir alanın veya mesafenin olmadığını ispat etmek için sizi aradım. (37, 27 – 32)
  7. Eğer kendimi size beyan etmek için tahtımı terk ettiğimi düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz; çünkü sizin hayalini ettiğiniz taht yoktur. Tahtlar kurumlu ve gururlu insanlar içindir.
  8. Ruhum sonsuz olduğu ve her şeye gücü yettiği için belli bir yerde yaşamaz: o her yerdedir, her tarafta, ruhsal ve maddi dünyadadır. Bana layık gördüğünüz o taht nerede olsun?
  9. İnsanlar gibi bana tahtında fiziksel bir vücutla oturan birisi olarak şekil vermeyi bırakın, bana hep insancıl bir vücut vermeyi, insancıl aklınızın kavrayamadığı bir cennetin hayalini etmeyi bırakın. Eğer bütün bunlardan kurtulursanız, sizi bağlayan zincirleri koparmış gibi, yüksek bir duvar gözlerinizin önünde çökmüş gibi, yoğun bir sis açılmış gibi ve ruhunuza kolay ulaşılır sınırsız bir ufku ve parıldayan sonsuz bir gökyüzünü görmüş gibi olacaksınız.
  10. Bazıları: Tanrı cennettedir, diğerleri ise: Tanrı öbür dünyada yaşar diyorlar. Ama onlar ne söylediklerini bilmiyorlar, ne de inandıkları şeyi anlıyorlar. Ben aslında cennette “oturuyorum”, fakat sizin hayal ettiğiniz belli bir yerde değil: Ben ışığın, kudretin, sevginin, bilgeliğin, adaletin, mutluluğun ve mükemmelliğin cennetinde oturuyorum. (130, 30, 35 – 36)
  11. Benim evrensel varlığım her şeyi doldurur, evrenin hiçbir yerinde veya yaşam bölgesinde boşluk yoktur, benim varlığım her şeyin içine işlemiştir. (309, 3)
  12. Size sizin en gizli düşüncelerinizi bilecek kadar çok yakın olduğumu ve her yerde olan bir Tanrı olduğum için sizin olduğunuz her yerde olduğumu söyledim. Ben aklınızı ilhamlarla ve aydınlık fikirlerle aydınlatan ışığım.
  13. Ben içinizdeyim, çünkü ben size ruh veren ruhum, ben sizi yargılayan vicdanım. Sizin duyularınızda, vücudunuzdayım, çünkü ben bütün yaratılanlardayım.
  14. Beni daha çok içinizde ve çevrenizi saran her şeyde hissedin öyle ki, bu dünyayı terk etme zamanı geldiğinde, tamamen ruhsal dünyaya girebilesiniz ve ruhunuzda maddi dünyanın bırakabileceği izlenimlerden dolayı şaşkınlık olmasın ve siz sonsuz temizliğin kaynağı olan ve ondan sonsuza dek içebileceğiniz bana bir adım daha yaklaşacaksınız. (180, 50 – 52)
  15. Konuşucularımın (Meksika´da) ağzından çıkan sözlerdeki ışığın kaynağının ne olduğunu biliyor musunuz? Onun kaynağı Tanrı’dan çıkan iyilikte, tanrısal sevgide, evrensel ışıktadır. Size yaşam veren o her şeyde olmanın bir ışını veya kıvılcımıdır. O her şeyi harekete geçiren ve titreşimi sağlayan, kımıldatan ve durmadan yörüngesinde gezdiren sonsuz kudretin bir parçasıdır. O sizin tanrısal nur dediğiniz ruhta yaratıkları aydınlatan ve canlandıran tanrısal Ruh´un ışığıdır.
  16. O ışığın hem ruha, hem de vücuda etkisi vardır, hem dünyalara, hem de insanlara, bitlilere ve yaratılanların hepsine. O ruha ruhtandır, maddeye maddedendir, akla zekâdır ve kalplerde sevgidir. O bilgidir, yetenektir, kendi bilincinde olmaktır, içgüdüdür ve sezgidir. Yaratılış düzenine göre yaratıkların yapılış biçimine ve gelişme seviyesine göre bütün duyuların üstündedir, ama onun kaynağı tektir, o da Tanrı’dan gelir ve onun esansı tektir, o da sevgidir. Size ruhsal ışığın mesajını vermek için bu yaratıkların aklını aydınlatmamda ne imkânsız olabilir?
  17. Bitkiler, ruhumun onlara gönderdiği yaşam ışınını alıyorlar öyle ki, meyve versinler. Yıldızlar yörüngelerinde gezebilmeleri için ruhumun gönderdiği kudreti alıyorlar. Dünya durmadan kucağında mucizeler yaratarak yaşam ışınlarını benden aldığının şimdiki ve canlı şahididir. Neden o zaman insanın özünde mücevher gibi bana benzerliği benden kaynaklanan parlak bir ruhun direkt benden kendi ruhuna tanrısal ışınları alması mümkün olmasın? Bu insanın içinde meyve vermesi gereken ruhi tohumdur. (329, 42 – 44)
  18. Hiçbir ah çekmeniz cennette duyulmamış olmayacak, her dua yankısını bende bulur, hiçbir sıkıntınız ve yaşam krizleriniz Baba sevgimin gözlerinden kaçmaz. Her şeyi biliyorum, görüyorum ve her şeyde ben varım.
  19. İnsanlar, günahlarından dolayı benim onlardan uzaklaştığımı düşünerek kendilerini benden uzak hissediyorlar. Dudaklarına o kadar çok acı getirmiş olan ah insani bilgisizlik! Bilin ki, eğer ben herhangi bir yaratığımdan uzaklaşmış olsaydım, şu anda o yaratığın varlığı sona ererdi. Fakat bu olmadı, ne de olacak, çünkü size ruh verdiğim zaman, size sonsuz yaşam verdim. (108, 44 – 45)

Talihsizlikler

  1. Sizi ve bütün insanlığı üzen yaşamın sınavlarını lanetlemeyin, onların Tanrı’nın cezası, öfkesi ve intikamı olduğunu söylemeyin, çünkü o zaman bana iftira atmış olursunuz. İşte o musibetlerin insanlığı kurtarıcı limana yaklaştırdığını size söylüyorum.
  2. O musibetlere adalet, kefaret ve ders deyin, o zaman doğru konuşmuş olacaksınız. Öfke ve intikam insancıl tutkulardır, henüz ruhun huzurundan, ahenkten ve mükemmellikten uzak olan yaratıklara özgüdür. Benim bütün eylemlerimi belirleyen size olan sevgime kabaca “ceza” veya bana layık olmayan “intikam” adını vermeyin.
  3. Kendinizi gönüllü olarak dikenli yollara veya karanlık uçurumlara saptığınızı göz önünde bulundurun ve benim size sevgiyle seslenmemi duymadığınızı, ne de vicdanınızın sesini dinlediğinizi düşünün. Ondan dolayı acıların size yardıma gelmesi sizi uyandırmak, durdurmak, aklınızı başınıza devşirmek ve sizin gerçek yola geri dönmenizi sağlamak için gerekliydi. (181, 6 – 8)
  4. Ben sizi cezalandırmıyorum; ama ben adaletim ve kanunlarıma karşı davrananları adaletli bir Tanrı olarak hissettiririm. Çünkü ebedi Tanrınız hiç kimsenin değiştiremeyeceği kanunlarını size bildirdi.
  5. İnsan, bir hayat sınavında nasıl dert yandığına bakın; derin bir uçurumun içine düştüğü zaman, karısının sevdiği birisini kaybettiğinde ağladığını gördüğü zaman, çocuklar günlük ekmekten mahrum bırakıldıkları zaman ve aile sıkıntı ve sefalete düştüğü zaman. O insan talihsizliği karşısında çok şaşkındır, ümitsizdir, fakat dua etmek ve günahlarından pişman olmak yerine, bana isyan edip tanrısal Ruh ayni şekilde çocuklarının acılarından dolayı ağlarken: “Tanrı’nın beni böyle cezalandırması nasıl mümkün olabilir?” diye söyler. Ve Tanrı’nın gözyaşları sevgi kanı, af ve yaşam kanıdır.
  6. Size doğrusunu söyleyeyim: insanların ulaştığı gelişmeden ötürü, durumlarının düzelmesi bu devirde benim merhametime bağlı değildir. Onlar kendi kendilerinin kurbanıdır, fakat o benim cezam değildir. Çünkü benim kanunum ve ışığım her vicdanda parlar.
  7. Benim adaletim her yabani otu*) kökünden yolmak için aşağıya gelir ve doğanın güçleri bile bu adaletin uygulayıcısı olarak kendilerini gösterir. O zaman o güçlerin insanların arınmasına hizmet etmesine rağmen, insanların kökünü kurutmak için bütün güçler birlik olmuş gibi görünürler. Ama bazıları o olaylardan deliye dönüp: “Eğer bu kadar büyük acılara katlanmak zorundaysak, neden bu dünyaya geliyoruz?” diye acıların ve günahların benden kaynaklanmadığını düşünmeden konuşurlar.

*) Christus´un benzer bir sözünden kaynaklanan “yabani ot” kelimesiyle insanlar kastedilmiyor, daha ziyade insanların kötü dürtüleri ve eğilimleri burada söz konusudur.

  1. İnsan, adalet ve kefaret konusunda bilgisiz kalmasından sorumludur. Ondan dolayı önce insanın (bana karşı) isyanı ve sonra küfürü gelir. Sadece benim talimatlarımı inceleyenler ve kanunuma uyanlar Babası´nı suçlamaya muktedir değildir. (242, 19 – 21)

Tanrı’nın Adaleti

  1. Siz bazen kuru ve hasta dalları olan ve o hasta parçaları yok etmek için acılı bir budamaya ihtiyacı olan küçük bir ağaç gibisiniz öyle ki, hasta dallarınızın kesilmesiyle yeniden sağlığınıza kavuşabilesiniz.
  2. Eğer benim sevgi adaletim onun kalbine zarar veren insancıl ağacın kuru ve hasta dallarını buduyorsa, o budama insanı ayağa kaldırır.
  3. Eğer bir insanın vücudunun bir parçasının kesilmesi gerekiyorsa, onun o hasta, ölü ve tehlikeli parçayı kesmek için yapıldığını biliyorsa bile, insan acı içinde kıvranır, titrer ve korkar.
  4. Güller de dalları kesildiği zaman, gözyaşları gibi yaşam sularını akıtırlar; ama sonra en güzel çiçeklere bürünürler.
  5. Sevgim, sonsuz, ama yüce bir şekilde çocuklarımın kalbindeki kötülükleri bazen kendimi kurban etmekle budar.
  6. İnsanlar beni çarmıha gerdikleri zaman, cellatlarımı iyiliğim ve affımla örtüp onlara yaşam verdim. Sözlerimle ve susmamla onlara ışık verdim, onları savundum ve kurtardım. Bu şekilde kötülüğü kesip atıyorum, onu sevgimle engelliyorum ve onu savunuyor ve kötülük edeni kurtarıyorum. O aflar sonsuza dek kurtuluşun kaynağıydı ve kaynağıdır. (248, 5)
  7. Suçunuzun ağırlığından daha ağır olan bir yargı size veremem. Ondan dolayı benden korkacak hiçbir şeyiniz olmadığını, aksine kendinizden korkun diye söylüyorum.
  8. Sadece ben suçlarınızın ağırlığını, büyüklüğünü ve anlamını biliyorum. İnsanlar hep dış görünüşe göre etkilenirler, çünkü insanlar insanların kalbine girmeye muktedir değiller. Bense kalbinizin içine bakarım ve beni incittikleri için bana gelip kendilerini büyük suçlarından ötürü yargıladıklarını söyleyebilirim, fakat ben onları ruhen temiz buldum. Buna karşın diğer insanlar bana gelip asla kötü bir şey yapmadıklarını söylediler, fakat ben onların yalan söylediklerini biliyordum. Çünkü elleri çevresindeki insanların kanına bulaşmamış olsa bile, onları öldürmeyi emrettikleri kurbanlarının kanı o katillerin ruhuna akın etti. Onlar taş atan ve atarken elini gizleyen insanlardır. Ben beyanımda “korkak”, “sahte” ve “hain” sözlerini kullandığım zaman, onların bütün benliği titredi ve onlar onları yargılayan bir bakışı üzerlerinde hissettikleri için benim ders saatlerimden uzaklaştılar. (159, 42 – 43)
  9. Eğer tanrısal adalette Baba’nın en büyük sevgisi olmasaydı ve o adalet Tanrı’dan gelmeseydi, insanlık bugün yok olmuş olurdu, onların günahları ve sonu gelmeyen suçları Tanrı’nın sabrını çoktan taşırmış olurdu; ama bu olmadı. İnsanlık yaşamaya devam ediyor, ruhtan yaratıklar reenkarnasyona (insan olarak doğmaya) devam ediyorlar ve adım adım her insan eyleminde sevgi ve merhamet olan adaletim kendisini gösteriyor (258, 3)
  10. Sözlerimi iyice öğrenin öyle ki, hafif bir suç işleyene ağır bir musibet getirirsem ve buna karşın ağır suç işleyenlere görünüşe göre af ettiğim anlaşılırsa, birçokları gibi tanrısal adaletimin eylemlerinden dolayı deli olmayın.
  11. Usta size: eğer görünüşe göre hafif bir suç işleyene büyük musibetler getirmem o ruhun zayıflığını bildiğim içindir diyor ve onlar kanunumu uygulamaktan uzaklaşırlarsa, onları yıkıma götüren ilk adımları olabilir. Fakat diğer insanların ağır suçuna göz yumarsam, büyük suçun ruh için ayni şekilde büyük pişmanlığa neden olduğunu bildiğim için bu böyledir.
  12. İnsanları yargılamayın, hüküm giydirmeyin, aklınızda bile milletler arasında kan dökülmesine neden olan insanları adaletimin cezalandırmasını düşünmeyin. O insanların da sizin gibi benim çocuklarım, yaratıklarım olduğunu ve onların büyük suçlarını büyük kefaretle denkleştirmeleri gerektiğini düşünün. Size söylüyorum: özellikle sizin parmağınızla gösterdiğiniz insafsızca barışı yıkanlar ve aranızda kargaşalığa neden olanlar gelecek zamanlarda insanlığa en büyük arabuluculuk ve iyilik yapan insanlar olacaklar.
  13. Milyonlarca kurbanların kanları dünyadan benim tanrısal adaletime sesleniyorlar, fakat insanların adaletinin ötesinde her ruha ve kalbe ulaşan benim adaletim olacak.
  14. İnsanların mahkeme yargısı affetmez, kurtarmaz ve sevmez. Benimki ise sever, affeder, kurtarır, yeni bir yaşama uyandırır, yükseltir ve aydınlatır; özellikle insanlığın büyük acı çekmesine neden olanları büyük kefaretin karşılığını ödemelerini sağlamakla, eylemlerinin en derin dibine bakabilmeleri için onlar için pota olan arınmakla ve vicdanlarının sesini dinlemeye tamamen uyanmakla onları arıtacağım ve kurtaracağım. O insanlara kurbanlarının ve halklarının gitmek zorunda bırakıldığı ayni yolda gitmesini zorunlu kılacağım. Ama sonunda dünyaya tekrar geri dönebilmek, yıktıklarını yeniden inşa edebilmek, mahvettiklerini yeniden tamir edebilmeleri için ruhi temizliğe kavuşacaklar.(309, 16 – 18)
  15. Bilin ki, sadece ölüm size geldiği zaman Babanız´ın sizi yargıladığını sanmayın, bilhassa bu yargı eylemlerinizin bilincinde olduğunuzdan itibaren ve vicdanınızın sesini hissettiğiniz zaman başlar.
  16. Benim yargım hep sizinledir. Adım adım ister bu dünyadaki yaşamınızda, isterse ruhsal dünyadaki yaşamda olsun, benim yargımın altındasınız; ama burada, bu dünyada vücudunuzda ruhunuz vicdanınızın sesine vurdumduymaz ve sağırdır.
  17. Ben sizi size yardım etmek için, gözlerinizi ışığa açmak için, sizi günahlarınızdan özgür bırakmak için ve acılardan kurtarmak için yargılıyorum.
  18. Yargımda asla bana yaptığınız hakaretlerinizi hesaba katmıyorum, çünkü benim yargımda asla garaz, intikam ve ceza bile yoktur.
  19. Eğer acılar kalbini delerse ve sizi en hassas yerinizden vurursa, o sizin herhangi bir işlediğiniz hatanıza işaret etmek için, talimatlarımı anlamanızı sağlamak için ve size yeni ve bilgece bir ders vermek için vuku bulur. Bu nedenden dolayı hayatın sınavlarında hep sevgim vardır.
  20. Bazı olanaklarda bir hayat sınavının nedenini anlamanıza izin verdim, bazılarında ise adaletimin uyarısının anlamını bulamazsınız, çünkü Baba’nın eylemlerinde ve ruhunuzun yaşamında insan aklının kavrayamayacağı derin gizemler vardır. (23, 13 – 17)
  21. Size: “Ölçtüğünüz ayni arşınla (ölçekle) ölçüleceksiniz” diye söylenmiş olan devir gerilerde kaldı. O kanun burada, dünyada intikam almak ve insan sevgisini bir kenara atmak için ne kadar çok kullanıldı!
  22. Şimdi size bu adalet arşınını elime aldığımı ve sizi onunla, siz nasıl ölçtüyseniz, ölçeceğimi söylüyorum. Ama size açıklayarak söylemeliyim ki, benim her yargımda sizi seven Baba, kurtuluşunuza koşan Kurtarıcınız yanınızda olacak.
  23. Kendi kendisini eylemleriyle yargılayan insandır, bazen onlar müthiş yargılardır ve size yardıma koşan Rabbiniz´dir öyle ki, suçunuzun kefaretine katlanabilmek için katlanma tarzı bulasınız.
  24. Size doğrusunu söyleyeyim, eğer acılı kefaretlerden sakınmak istiyorsanız, hemen zamanında suçlarınızdan pişman olun ve hayatınıza dürüstçe bir yenilenmeyle, kardeşlerinize sevgi ve merhamet eylemleriyle, yeni bir yön verin.
  25. Benim beni gerçek imanla arayanlara ve asla kapalı kalmayacak olan kurtarıcı bir kapı olduğumu anlayın. (23, 19 – 23)
  26. Şimdi tanrısal adaletin sevgiden ibaret olduğunu, sizin adaletiniz gibi ceza olmadığını görüyorsunuz. Eğer ben – önümde dış görünüşe göre yalnız argümanların geçmediği – sizi sizin dünyevi kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne olurdunuz?
  27. Eğer ben sizi sizin kötülüklerinize göre, sizin ağır (ceza) kanunlarınıza göre yargılasaydım, ne hallere düşerdiniz? O zaman haklı olarak merhamet etmem için yalvarırdınız.
  28. Fakat korkmanıza gerek yoktur, çünkü sevgim asla solmaz, ne değişir, ne de yok olur. Sizse buna karşın öleceksiniz ve yeniden doğacaksınız, gideceksiniz ve yeniden geleceksiniz ve hac yolunuzda Babanız´ı tanıyıncaya ve onun tanrısal kanunlarına uyacağınız gün gelinceye dek, gideceksiniz. (17, 53)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20… Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20... Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20…Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 20… Maria, Tanrı’nın Anneye Özgü Sevgisi
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin                                

Maria’nın Mütevazı Dünyevi Yaşamı
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Maria, onun özünün hep ruhumda olduğu benim göksel bahçemin bir çiçeğidir.
  2. Güzelliğini alçakgönüllülüğünde gizleyen bu çiçekleri görüyor musunuz? Maria da öyleydi: ruhun temizliği ve hürmetle bakabilenlere bitmez tükenmez güzellik kaynağı, iyilik dolu define ve bütün yaratıklar için şefkatti.
  3. Maria dünyada yaşadı ve tanrısal özünü gizledi; o kim olduğunu ve oğlunun kim olduğunu biliyordu, fakat Tanrı’nın bu hediyesiyle kibirlenmek yerine, kendisini sadece en ulu Tanrı’nın hizmetkârı, Rab´bin kararının bir aleti olduğunu açıkladı. (8, 42, 43, 46)
  4. Maria, dünyanın bütün krallarından daha güçlü ve daha büyük bir kralı doğuracağını biliyordu. Fakat kendisine insanların kraliçesi olarak taç taktı mı? Ağzı meydanlarda, caddelerde ve basit barakalarda veya saraylarda Mesih´in annesi olacağını ve Baba’nın “dünyaya gelecek Oğlu´nun” onun rahminden çıkacağını beyan etti mi?
  5. Elbette hayır, halkım: En büyük alçakgönüllülük, uysallık ve merhamet ondaydı ve o kehanet gerçekleşti. İnsani bir annenin kalbi mutlulukla doldu ve doğurmadan önce – bu zaman noktasında ve oğlunun yaşamı boyunca – en sevecen anneydi, Jesus´un saptanmış olan insanlar için görevini yerine getirmesi gerektiğini ve O´nun neden dünyaya geldiğini ruhen biliyordu. Bu karara kendisi asla karşı gelmedi, çünkü ayni eylemde onun da payı vardı.
  6. Ara sıra Maria gözyaşları döktüğü zaman, o insani bir annenin ağlayışıydı, oğlunun acısını kendi vücudunda hissetmesi insan vücudunun bir özelliğiydi.
  7. Fakat Maria Usta’nın, oğlunun öğrencisi miydi? Hayır. Maria’nın Jesus´tan öğrenmesi gereken hiçbir şey yoktu. Maria, Baba’nın kendisindeydi ve bu güzel ve zor görevi yerine getirmek için sadece insan olup dünyaya gelmişti.
  8. Bu harika anne kalbi kendisini sadece biricik oğlunu sevmek için mi sınırlandırdı? Elbette hayır; o küçük insani ve anneye özgü kalp yoluyla teselliyle, yüce sözlerle, nasihatlerle, iyiliklerle, mucizelerle, ışıkla ve hakikatle kendisini tanıttı.
  9. Maria, asla kendisini sergilemedi, asla Usta’nın sözünü yanlış anlamadı. Fakat ayni şekilde beşik olarak görevini yapan yemliğin dibinde olduğu gibi, oğlunun, Usta’nın ve bütün insanlığın Babası´nın öldüğü ve insan olarak son nefesini aldığı çarmıhın dibinde de Maria öyleydi.
  10. Böylece Maria onun için belirlenmiş olanı insani anne olarak yerine getirdi ve bütün annelere ve insanlara yüce bir örnek oldu. (360, 28 – 31)

Maria ve Jesus

  1. Çoğu kez insanlar Jesus´un neden çarmıha gerildikten sonra günahkâr Maria Magdalena´ya göründüğünü, sonra öğrencilerini aradığını, ama buna karşın annesini ziyaret ettiğine dair insanlar hiçbir şey bilmediğini kendilerine sordular. Bunun üzerine kendimi Maria´ya diğerlerinde olduğu gibi göstermeme gerek olmadığını söylüyorum. Çünkü Christus ve Maria arasında bağlantı dünya yaratılmadan önce de vardı.
  2. Jesus yoluyla kendimi insanlığa günahkârları kurtarmak için beyan ettim. Çarmıha gerildikten sonra, onların imanını canlandırmak için ve bana ihtiyaçları olduğu için beni görmelerini sağladım. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, Maria – insan olarak benim sevgili annem – kendisini hiçbir lekeden arıtmak zorunda değildi ve onun imanı da eksik değildi, çünkü Christus´un kim olduğunu, O´na ana rahmini sunmadan önce biliyordu.
  3. Ayni ruhi temizlikle ve uysallıkla beni doğuran, beni geldiğim krallığıma geri veren Maria’yı ziyaret etmek için ruhumu insanlaştırmam gerekmiyordu. Fakat yalnızlığında onunla konuştuğum zaman, ruhumu saran Maria’nın tanrısal okşama tarzını kim bilebilirdi?
  4. Bana bu soruyu soranlara Jesus´un önce annesini ziyaret etmesi gerektiğini düşündükleri için bu yanıtı verdim.
  5. Kendimi Maria´ya gösterme tarzımla Maria Magdalena ve öğrencilerime (dokunulabilir) hissedilebilir yapma tarzım ne kadar da farklı olmalıydı. (30, 17- 21)

Maria’nın Bakireliği

  1. Zirvede bulunan Usta’nın yanında Maria, evrensel anne de vardır ki, o “İkinci Devirde” kadın oldu öyle ki, “tanrısal sözün” reenkarnasyon mucizesi gerçek olsun.
  2. İnsanlar Maria’yı ve Jesus´un dünyaya gelişini de çoğu kez yorumladılar ve incelediler. Bu yargılar anneye özgü Ruh´un temiz giysisini yırttılar ve onun kalbi kanını dünyaya akıttı.
  3. Bu devirde bilinmeyen şeylerin perdesini imansızların şüphesini yok etmek ve ona ruhi talimatların bilgisini vermek için açtım.
  4. İnsanlar, bir yol gibi olan hakikatimden çoğunlukla yanılgıya götüren birçok ara yol yaptılar. İnsanların bir kısmı Göksel Anne Maria’nın desteğini ararken ve diğerleri onu tanımazken, Maria’nın sevgi mantosu ve şefkati herkesi ebediyen sarar.
  5. Zamanın başlangıcından beri, peygamberlerin ondan söz ettiği Ruhi Anne´nin dünyaya gelmeden önceki varlığını vahiy ettim. (228, 1 – 5)
  6. Maria, erdemini, önderliğini ve mükemmel Tanrı olmasını beyan etmek için yollandı. O insanlar arasında diğer kadınlar gibi değildi. Maria başka türlü kalitede kadındı ve dünya onun yaşamını, düşünme ve hissetme tarzını öğrendi, ruhi temizliğini ve ruhunun ve vücudunun zarafetini biliyordu.
  7. Maria, sadeliğin, alçakgönüllülüğün, özverinin ve sevginin bir örneğiydi. Fakat Maria’nın yaşamı eski zamanlarda ve ondan sonraki nesiller tarafından bilinmesine rağmen, onun erdemini, bakireliğini reddeden birçok insan vardır. Onlar Maria’nın ayni zamanda bakire ve anne olması gerçeğini açıklayamazlar. Bunun nedeni ise insanların doğuştan imansız olması ve Tanrı’nın eylemlerini uyanık ruhlarıyla yorumlamayı becerememesinden gelir. Eğer insanlar kutsal yazıları inceleseydiler ve Maria’nın reenkarnasyonunu (insan olmasını) ve onun soyunu ortaya çıkarsaydılar, onun sonunda kim olduğunu bilirlerdi. (221, 3)
  8. Tanrı’nın yaratıklarına olan ince düşünceli sevgisinin şekli yoktur. Buna karşın o sevgi İkinci Devirde Jesus´un annesi Maria´da kadın şeklini aldı.
  9. Maria’nın hep var olduğunu kavrayın, çünkü onun esansı, sevgisi, ince duygusu hep Tanrı’daydı.
  10. Maria hakkında insanlar ne kadar çok teoriler ve yanılgılar yarattılar! Onun anneliği, hamileliği ve temizliği! Ne kadar da çok ona iftira atıldı!
  11. O günde Maria’nın temizliğini gerçekten kavrayamadığınız için kendinize: “Hiç doğmamış olsaydık, bizim için daha iyi olurdu!” diyeceksiniz. Ateşten gözyaşları ruhunuzu yakacak. Sonra Maria onları merhametine sarıp, Tanrısal Anne onları mantosuyla koruyacak ve Baba onları affedecek ve sonsuz sevgiyle: “Nöbet tutun ve dua edin, çünkü sizi affediyorum ve sizde dünyayı affediyorum ve kutsuyorum“ diyecek.

Kadınlar İçin Maria’nın Örnek Olması

  1. Ustanız´ın hayatı bütün insanlar için örnektir. Fakat kadınlara annelik görevi olarak talimat verilmediği için onlara Tanrı’nın ince duygusunu temsil eden insanlar arasında kadın olarak ayni şekilde tanrısal alçakgönüllülüğün örneği olarak Maria yollandı. (101, 58)
  2. Kutsanmış kadınlar: Siz de benim öğrencilerimdensiniz. Erkeğin ve siz kadınların ruhu arasında, fiziksel açıdan ve her iki tarafta görevleriniz farklı olsa bile, hiçbir fark yoktur.
  3. Jesus´u ruhunuzun Ustası olarak örnek alın ve O´nun sevgisinin çizdiği yoldan gidin. O´nun sözünü özümleyin ve çarmıhını kucaklayın.
  4. Ruhunuza erkeklere de konuştuğum ayni sözlerle konuşuyorum, çünkü siz ruhen aynisiniz. Fakat – kadın kalbiniz izinden gitmek için bir önder ararsa; hayatta mükemmelleşmeniz için size destek olacak mükemmel örnekler ararsanız, Maria’yı hatırlayın, onun bu dünyadaki hayatını inceleyin.
  5. Maria’nın mütevazı yaşamının onu etkinlik yılları esnasında bilen ve onunla konuşmuş olan elçilerim tarafından yazılmış olması Baba’nın dileğiydi.
  6. Onun yaşamı – onu bilenler için basit – dünyada doğumundan ölümüne kadar parlaktı. Maria, ruhunun alçakgönüllülüğüyle, sonsuz ince duygusuyla, kalbinin temizliğiyle ve insanlığa olan sevgisiyle sözlerle ifadeden daha ziyade susmasıyla birçok sayfa sevecen talimatlar yazdı, çünkü insanlara konuşması gereken şahsın Christus olduğunu biliyordu.
  7. Maria’nın ruhu, insanlığa alçakgönüllülüğün, itaatin ve uysallığın mükemmel örneğini vermek için Baba´dan kaynaklanan anneye özgü sevginin kendisiydi. Onun dünyada gidişi bir ışık iziydi, hayatı basit, haşmetli ve temizdi. Mesih´in bir bakireden doğacağı kehaneti Maria´da gerçekleşti.
  8. Sadece Maria rahminde Tanrı’nın tohumunu taşıyabildi, sadece o Jesus´a olan görevini yerine getirdikten sonra, insanlığın ruhi annesi olarak kalmaya layıktı.
  9. Kadınlar, ondan dolayı Maria sizin mükemmel örneğinizdir. Ona yönelin ve onu kendinize susmasıyla, alçakgönüllülüğün eylemleriyle, muhtaçlara olan sevgisinden sonsuz feragatle, sessiz acılarıyla, her şeyi affeden acımasıyla ve şefaat, teselli ve tatlı destek içeren sevgisiyle örnek alın.
  10. Kalpleri acılarla dolu bakireler, hanımlar, anneler, öksüz ve yetim kızlar, dullar, yalnız kadınlar, Maria´ya sevgili ve şefkatli anne deyin, düşüncelerinizle onu çağırın, ruhunuzla onu alın ve kalbinizde onu hissedin. (225, 46 – 54)

İnsanların Şefaatçisi, Teselli Edicisi, Beraber Kurtarıcısı Olan Maria

  1. Maria bu dünyada sessizce yaşadı, fakat o kalpleri barışla doldurdu, muhtaçlara şefaatçi oldu, herkes için dua etti ve son olarak gözyaşlarını insanların bilgisizliğinin ve kötülüğünün affı ve acıması için döktü. Eğer Rab´be ulaşmak istiyorsanız, Maria sayesinde Jesus´u aldığınız için, neden Maria´ya yönelmeyesiniz? Kurtarıcının ölüm saatinde anne ve Oğul birlik değil miydiler? O anda Oğul’un kanı annenin gözyaşlarıyla karışmadı mı? (8, 47)
  2. Dünyaya çarmıhtan yaşam kitabını – yüzyıllar ve devirler boyunca insanlar tarafından yorumlanması ve anlaşılması gereken kitabı – ve ruhi bilgeliği miras bıraktım. Ondan dolayı çarmıhın dibindeki acılar içindeki Maria´ya: “Anne, bu senin oğlun”, dedim, o anda insanlığı temsil eden Yuhanna´ya bakışlarımla işaret ettim, fakat Yuhanna Christus´un iyi öğrencilerine dönüşmüş olan ve ruhen gelişmiş bir insanlığı temsil ediyordu.
  3. Yuhanna´ya da: “Oğul, bu senin annen!“ sözlerimle yöneldim. Bu sözleri size şimdi açıklayacağım.
  4. Maria ruhi temizliği, itaati, imanı, ince duyguyu ve alçakgönüllülüğü temsil ediyordu. Bütün bu erdemler merdivenin basamağıdır ki, o merdivenden ben dünyaya aşağıya o kutsal ve temiz kadında insan olmak için geldim.
  5. O ince duygu, ruhi temizlik ve sevgi yaşam tohumunun döllendiği tanrısal ana rahmidir.
  6. İnsan olup size gelmek ve sizinle yaşamak için indiğim o merdiven size sunduğum ayni merdivendir öyle ki, o merdivenle insandan ışıklı ruha dönüşerek bana yükselin.
  7. Maria merdivendir, Maria anneye özgü kucaktır. Ona yönelin ve o zaman bana rastlayacaksınız. (320, 68 – 73)
  8. Size Maria’yı çarmıhın dibinde, kanımın ve annemin gözyaşlarının döküldüğü o tümsekte bıraktım. O orada çocuklarını bekleyiş içinde kaldı, çünkü çarmıhı çocuklarının omuzundan alacak ve onlara cennetin yolunu gösterecek olan Maria olacak. (94, 73)
  9. Maria’nın mesajı teselliydi, sevecen şefkatti, alçakgönüllülüktü ve ümitti. O anneye özgü karakterinin bilinmesini sağlamak için dünyaya gelmek zorundaydı ve bakire ana rahmini sunmak zorundaydı öyle ki, onda “söz” insan olsun.
  10. Fakat Maria’nın misyonu bu dünyada sona ermedi. Onun gerçek vatanı bu dünyanın ötesindeydi ki, o dünyadan acımanın ve şefkatin mantosunu bütün çocuklarının üstüne serebilsin, oradan yolunu kaybedenlerin adımlarını takip edebilsin ve göklerin tesellisini acı çekenlere verebilsin.
  11. Maria, Tanrı’nın belirlemesini yerine getirmek için dünyaya gelmeden, bir kadında insan olmadan önce, yüzyıllar öncesinden Tanrı’nın bir peygamberi onu bildirdi. Onun yoluyla bir bakirenin hamile kalacağını ve Tanrı bizimle anlamında Immanuel diye adlandırılacak bir oğlan doğuracağını öğrendiniz.
  12. Tanrı’nın anneye özgü göksel sevgi ruhu aşağıya kusursuz kadın Maria´ya inmekle peygamberin önceden bildirdiği Tanrı’nın vaadi gerçekleşti.
  13. O zamandan beri dünya Maria’yı biliyor ve insanlar ve milletler adını sevgiyle anıyorlar ve acılarında onu anne olarak çağırıyorlar.
  14. Ona acıların annesi diyorsunuz, çünkü dünya acıların kılıcını onun kalbine sapladığını biliyorsunuz ve hayalinizden o acılı bakış ve sonsuz matemin ifadesi kaybolmuyor.
  15. Bugün size kalbinizden o daimi acıların resmini silesiniz ve onun yerine iyimser, gülümseyen, ruhen etkinlik gösteren ve bütün çocuklarına Usta’nın çizdiği yolda yukarıya doğru gelişmesine yardım eden sevecen anneyi düşünesiniz diyorum.
  16. Şimdi Maria’nın misyonunun dünyada annelik etmekten ibaret olmadığını anlıyor musunuz? Onun “İkinci Devirde” görünmesi de bir tek değildi, bilakis Maria’nın ruhtan ruha insanlarla konuşacağı yeni bir devir saklıdır.
  17. Elçim, peygamber ve vahiy alan Yuhanna, vecit esnasında (ona verdiğim vahiyde) güneşle giyinmiş, ışıktan parlayan bir bakireyi görmüştü.
  18. Bu kadın, bu bakire Maria’ydı. O artık yeni bir Kurtarıcıya hamile kalmayacak, bilakis Christus´un, mükemmelliğin Usta’sının tanrısal izinden gitmek için ondan sevgi, iman ve alçakgönüllülükle beslenen bütün dünyanın insanlarına hamile kalacak.
  19. Peygamber (Yuhanna) o kadını sanki doğuracakmış gibi sancılar içinde gördü; fakat o sancı insanların arınmasının sancısıydı, ruhtan yaratıkların kefaretiydi. Sancılar bittiğinde ruhtan yaratıklarda ışık olacak ve evrensel annenizin ruhu sevinçle dolacak. (140, 44 – 52)

Maria’nın Tanrısal Özyapısı

  1. Tanrısal annenizin mantosu dünyaya sonsuzluktan beri gölge verdi ve onun da çocukları olan çocuklarımı sevgiyle korur. Maria ruh olarak bu dünyada doğmadı; onun anneye özgü özyapısı hep benim bir parçamdı.
  2. Maria temizliğimin ve kutsallığımın karısıdır. O kadın ve annem olup “söz insan” olduğunda, o kızımdı. (141, 63 – 64)
  3. Maria özyapısına göre tanrısaldır, onun ruhu Baba´yla ve Oğul’la birdir. Onun seçkin kız olmasına ve insanlığa zamanın başlangıcından beri temiz bir yaratık olarak ve onda “tanrısal sözün” insan olacağı bildirilmiş olmasına rağmen, neden Maria´ya insan olarak hüküm veriyorsunuz?
  4. Neden o zaman insanlar onun hakkında kötü konuşuyorlar ve benim gücümden şüpheleniyorlar ve eylemlerimi saygısızca araştırıyorlar? Bunun nedeni ise insanların benim talimatlarımı pekiştirmediği, kutsal yazıların sözlerini derin derin düşünmediği ve benim dileğimi kabul etmediği içindir.
  5. Bugün, “Üçüncü Devirde” Maria’nın kendisini insanlara beyan etmesinden de ayni şekilde şüpheleniyorsunuz. Fakat Maria’nın benim bütün eylemlerimde payı olduğunu ve o benim tanrısal ruhumda yaşayan en ince duygulu sevginin cisimleşmesi olduğu için size söylüyorum. (221, 4 – 6)
  6. Maria, Tanrı’yla o kadar çok kaynaşmış ruhtur ki, o ruh Maria’nın bir biçimini teşkil eder, tıpkı Tanrı’nın üç vahiy şekli gibi: Baba, Söz ve Kutsal Ruh´un ışığı. Bu anlamda Maria Tanrı’nın şefkatini beyan eden ve temsil eden ruhtur. (352, 76)
  7. Ne kadar çok insan Maria´yla tanışmak için cennetin en yüksek katına ulaşmayı ümit ediyor ve onu dünyada yaşarken insan olmuş olan Christus´un annesi olduğu gibi hep insan şeklinde ve tahtında oturmuş güzel ve güçlü bir kraliçe olarak hayal ediyor.
  8. Fakat size Tanrı’dan olanlara artık aklınızda biçim vermeyesiniz diye söylüyorum. Maria, sizin ruhsal anneniz yaşıyor; ama o ne bir kadın şeklindedir, ne de başka bir şekildedir. O kutsal ve sevgi dolu şefkattir, onun merhameti sonsuzluğa kadar yayılır. O kalplerde yönetir, fakat onun egemenliği alçakgönüllülüktür, merhamettir ve temizliktir. Ama onun insanların hayal ettiği gibi tahtı yoktur.
  9. Maria güzeldir, ama öyle bir güzellik ki, onu en güzel yüzle bile gözünüzün önüne getiremezsiniz. Onun güzelliği gökseldir ve göksel olan şeyleri asla kavramaya muktedir olamayacaksınız. (263, 30)

Maria’nın Evrensel Karizması

  1. Maria, sizin evrensel anneniz benim içimde yaşar ve çok sevilen çocuklarını en şefkatli şekilde okşar. O orada esenliğini ve kutsal yerin donatımını bırakmak için sizin kalbinizdeydi. Maria dünyada nöbet tutup kanatlarını kuş gibi bir kutuptan diğer kutuba kadar korumak için dünyanın üzerine açar. (145, 10)
  2. Tanrı olarak bende şefaatçi sevgi yaşar; o Maria’dır. İmana kapalı kalmış ne kadar çok kalp Maria’nın sayesinde kendisini pişmanlığa ve sevgiye açtı! Maria’nın anneye özgü özyapısı bütün yaratılanlarda vardır, herkes tarafından hissedilir, fakat bazı gören gözler onu inkâr eder. (110, 62)
  3. Maria’nın tanrısal anneliğini inkâr edenler, Tanrı’nın insanlara verdiği en güzel vahiyleri inkâr ederler.
  4. Christus´un Tanrı olduğunu kabul edenler ve Maria’yı inkâr edenler Tanrı olarak bende var olan en ince duygulu ve en hoş temel özelliğimden vazgeçerler.
  5. Kutsal yazıları bildiğini sanan ne kadar çok insan vardır, fakat hiçbir şey anlamadıkları için hiçbir şey bilmiyorlar. Ve ne kadar çok insan yaratıkların dilini keşfettiğini sanıyor ve bu fikrine rağmen yanılgı içinde yaşıyor.
  6. Anneye özgü ruh her yaratıkta sevgiyle aktiftir ve siz onun kopyasını her yerde görebilirsiniz. O ruhun tanrısal anneye özgü sevgisi kutsanmış tohum olarak bütün yaratıkların kalbine düştü ve tabiatın her alanı onun yaşayan bir şahididir. Her anne kalbi o büyük sevgi önüne kurulmuş (ibadet) kürsüsüdür. Maria tanrısal bir çiçekti ve onun meyvesi Jesus´tu. (115, 15 – 18)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19... Tanrı’nın Üçlü Birliği

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 19… Tanrı’nın Üçlü Birliği
Jesus Christus´un Vahyi

Tanrı’nın Jesus Christus´la ve Kutsal Ruh´la Birliği
Rab şöyle konuşuyor…

Almancadan tercüme: Jasmin

  1. Sözlerimin ışığı Üçüncü Devirde insanları birleştirecek. Hakikatim her akılda parıldayacak ve böylece farklı dinleri ve ibadetleri yok edecek.
  2. Birkaçınız beni Tanrı Yahve olarak severken ve Christus olarak inkâr ederken, diğer insanlar beni Christus´ta tanıyorlar, fakat Tanrı Yahve´yi bilmiyorlar. Bazıları benim varlığımı Kutsal Ruh olarak kabul ederken, diğer insanların benim Üçlü Birliğimden ötürü araları açılıyor.
  3. Şimdi bu insanlığa ve onlara ruhi liderlik yapanlara soruyorum: hepiniz gerçek Tanrı’yı kabul ettiğiniz halde, neden birbirinizden uzaklaşıyorsunuz? Beni Tanrı Yahve´de seviyorsanız, hakikattesiniz. Beni Christus yoluyla seviyorsanız, Christus yoldur, hakikattir ve yaşamdır. Beni Kutsal Ruh olarak seviyorsanız, ışığa yaklaşıyorsunuz.
  4. Sadece bir tek Tanrı vardır, bir tek Babanız vardır. Tanrı’da var olan tanrısal üç şahıs yoktur, bilhassa kendisini insanlığa üç gelişme basamağında vahiy etmiş olan bir tek tanrısal Ruh vardır. Sadece bu derinliklere dalarken, insanlık çocukluğunda bir tek tanrısal Ruh´un var olduğu yerde, üç şahıs gördüğüne inandı. Eğer Yahve adını duyarsanız, o zaman Tanrı’yı Baba ve hâkim olarak düşünün. Eğer Christus´u düşünürseniz, O´ndaki Tanrı’yı Usta ve sevgi olarak farkına varın; eğer Kutsal Ruh´un kaynağını öğrenmek istiyorsanız, bilin ki, o Ruh sonsuz bilgeliğini ruhen gelişmiş olan öğrencilerine vahiy eden Tanrı’dan başka bir şey değildir.
  5. Eğer ben insanlığı bugün olduğu gibi “Birinci Devirde” ruhen gelişmiş olarak bulmuş olsaydım, kendimi Baba, Usta ve Kutsal Ruh olarak vahiy ederdim; o zaman insanlar bir Tanrı’nın olduğu yerde üç Tanrı görmezlerdi. Ama insanlar öğretilerimi anlayacak güçte değildiler ve şaşkına dönüp kendi hayallerine yatkın küçük tanrılar yaratmaya devam etmek için benden uzak dururlardı.
  6. İnsanlar, bu hakikati anlar anlamaz ve bunu kabul eder etmez, biraz sevgiyle önlenebilir olan hatadan ötürü birbirlerini yanlış anladıkları için pişman olacaklar.
  7. Eğer Christus sevgiyse, o zaman benim sevgi olmama rağmen, O´nun Tanrı Yahve´den bağımsız olduğuna inanabilir misiniz?
  8. Eğer Kutsal Ruh bilgelikse, benim bilgelik olmama rağmen, o zaman Kutsal Ruh´un Christus´tan bağımsız olarak varlığını sürdürdüğüne inanıyor musunuz? “Söz” ve Kutsal Ruh´un iki ayrı şey olduğunu mu sanıyorsunuz?
  9. Jesus´un insanlara öğrettiği sözün birazını bilmek sadece bir tek Tanrı’nın var olduğunu ve ebediyen sadece bir tek Tanrı’nın olacağını anlamanız için yeter. Ondan dolayı Jesus yoluyla: “Oğul’u bilen Baba’yı da bilir, çünkü ben O´nun içindeyim, O da benim içimde!” dedim. Daha sonra Jesus başka bir devirde insanlara geri geleceğini bildirdiği zaman, sadece: “Yine geleceğim!” demedi, bilhassa Kutsal Ruh´u, Teselli Edici Ruhu, Hakikatin Ruhu´nu yollayacağına söz verdi.
  10. Neden Christus Kutsal Ruh´tan ayrı olarak gelsin? Yoksa Christus ruhunda hakikati, ışığı ve teselliyi getiremez mi? (1 66 – 70 73 – 76)
  11. Ben sizin Ustanız´ım; fakat beni Baba´dan ayrı olarak görmeyin, çünkü ben Baba’yım.
  12. Oğul (Christus) ve Kutsal Ruh arasında fark yoktur, çünkü Kutsal Ruh ve Oğul tek Ruh´tur ve o Ruh benim.
  13. Her devri içeren vahiylerimde çeşitli yollarla çeşitli dersler ve pek çok sayfalı bir tek kitap vermiş olan bir tek Tanrı’yı görün. (256, 4)

Tanrı’nın Üç Vahiy Şekli

  1. Şimdi Baba’nın neden kendisini ayrı etaplarda vahiy ettiğini biliyorsunuz ve Tanrı’nın Üçlü Birliği hakkında insanların yanılgılarını da anlayın.
  2. Hayalinizde bana fiziksel bir şekil vermeyi artık bırakın, çünkü benim ruhumda herhangi bir şekil yoktur, tıpkı zekâ, sevgi veya bilgeliğin bir fiziksel şekli olmadığı gibi.
  3. Baba’yı düşündükleri zaman, birçok insanın beni ihtiyar bir adam şeklinde düşündüğü için bunu size söylüyorum. Fakat ben yaşlı bir adam değilim, çünkü zamanın dışındayım, benim Ruh´umun yaşı yoktur.
  4. Christus´u düşündüğünüz zaman, hemen aklınıza Jesus´un fiziksel vücudu gelir. Fakat Christus, etten kemikten insan olarak doğan tanrısal Sevgi, benim insan olmuş olan sözüm vücudunu terk ettiği zaman, benim ruhumdan çıkmış olan O, benim ruhumla birleştiğini size söylüyorum.
  5. Eğer siz Kutsal Ruh´tan bahsederseniz, güvercin sembolünü kullanarak onu herhangi bir şekilde düşünmeye çalışıyorsunuz. Fakat size sembollerin devrinin sona erdiğini söylüyorum. Bu nedenden dolayı kendinizi Kutsal Ruh´un etkisinde hissederseniz, o ruhu ilham, ruhunuzda ışık ve belirsizlikleri, gizemleri ve karanlıkları çözen berraklık olarak alın. (39, 42, 44 – 46)
  6. Yüzyıldan yüzyıla insanlar beni hep daha berrak birisi olarak görürler. Beni Christus yoluyla tanımış olanların tasavvuru beni sadece Musa Peygamberin kanunu yoluyla tanımış olanlardan hakikate daha yakındır. İnsan kitlelerinin O´nun adaletinden korktuğu için itaat ettiği o Tanrı, insanların kalplerinde Christus´un sevgi tohumu filizlendiği zaman, yıllar sonra Baba ve Usta olarak arandı. (112, 3)
  7. Ben her zamanın, bütün yaratılanların dışındayım, benim tanrısal Ruh´umun gelişmesi gerekmez. Ben ebedi ve mükemmelim – sizin gibi başlangıcı olan ve gelişmenin kanunu altında yaşayan ve varlığınızda zamanın akışını hisseden birisi değilim.
  8. Yani Baba’nın sadece belli bir yüzyıla, Christus´un diğer bir yüzyıla ve Kutsal Ruh´un başka bir yüzyıla ait olduğunu söylemeyin. Çünkü Baba sonsuzdur ve hiçbir yüzyıla ait değildir, bilhassa zamanlar O´nundur ve insan olarak öldükten sonra kaybolan Christus Tanrı’nın kendisidir, ayni şekilde aranızda en yüksek vahiy şeklini hazırlayan – yani herhangi bir dünyevi aracı olmadan – Kutsal Ruh da Babanız´ın kendisinden başka hiçbir şey değildir. (66, 43)
  9. Baba dediğiniz Tanrı’nın, evrensel Yaratan’ın, tek yaratılmamış olanın mutlak gücü olduğunu size açıkladım. “Oğul” dediğiniz Christus, yani Tanrı’nın yaratıklarına mükemmel sevgisinin vahyidir ve “Kutsal Ruh” dediğiniz Tanrı’nın size bu devirde ışık olarak gönderdiği ve vahiylerimi daha iyi anlamanız için ruhunuzun muktedir olduğu bilgeliktir.
  10. Kutsal Ruh´un o ışığı, o Tanrı’nın bilgeliği yakında başladığını gördüğünüz bu Üçüncü Devirde insanları yönetecek ve insanlığın maneviyata ihtiyacı olan, hakikate susayan ve sevgiye acıkan düşüncelerini aydınlatacak.
  11. Halk, bir tek Tanrı’nın kendisini insanlara üç ayrı bakış açısına göre de olsa vahiy ettiği doğrudur. Eğer Baba’nın Birinci Devirdeki eylemlerinde sevgi ararsanız, onu bulacaksınız; eğer bilgeliği ararsanız, onu da bulacaksınız, tıpkı Jesus Christus´un eylemlerinde ve sözlerinde sırf sevgiye değil, güce ve bilgeliğe rastladığınız gibi. Eğer bu devirde Kutsal Ruh´un eylemlerinde hem kudret, kanun ve güç, hem de sevgi, merhamet şifa balsamını keşfederseniz, bunda acayip olan nedir? (293, 20 – 21, 25 – 26)
  12. Kanun, sevgi, bilgelik – bunlar benim kendimi insanlara gösterdiğim üç vahiy şeklidir öyle ki, ruhi gelişme yolunda Tanrısı hakkında insan kesin bir kanıya ve tam bilgiye sahip olsun. Bu üç vahiy dönemi birbirlerinden farklıdır, ama onların üçü de ayni kaynaktan çıkar ve toplam olarak kayıtsız şartsız mükemmelliktir. (165, 56)
  13. Hâkim, Baba ve Usta içimdedir. Bir tek Tanrı’da üç çeşitli vahiy dönemi, üç kudret merkezi ve bir tek esans: sevgi vardır. (109, 40)
  14. Ben, sizi her devirde ölümden kurtarmış olan Yahve´yim. Size her devirde konuşan tek Tanrı’yım. Christus, Jesus yoluyla size konuşmuş olan “sözümdür”. Jesus size: “Oğul’u tanıyan, Baba’yı da tanır” demişti. Bugün size konuşan Kutsal Ruh da ayni şekilde benim, çünkü sadece bir tek Kutsal Ruh, sadece bir “söz” vardır ve o da benim sözümdür.
  15. Öğrencilerim, beni dinleyin: Size “Birinci Devirde” kanunumu verdim, “İkinci Devirde” o sevgiyle sözlerimi yorumlayasınız diye sevgiyi öğrettim ve şimdi “Üçüncü Devirde” ışığı yolluyorum öyle ki, size vahiy edilenlerin anlamını kavrayın.
  16. O zaman neden benim ruhum olan ve sadece bir tek Tanrısal Ruh´un var olduğu yerde üç Tanrı keşfetmek istiyorsunuz?
  17. İlk insanlara kanunu yolladım ve Mesih´i yollayacağımı Musa Peygambere bildirdim. “Sözümü” bildirdiğim Christus´ta O´nun (Jesus´un) görevi sona erdiğinde: “O´ndan geldiğim Baba´ya geri dönüyorum” dedim. Jesus size: “Baba ve ben birdir” dedi. Fakat sonra O size benim dileğime göre ve sizin ruhi gelişmenize uygun şekilde vahiylerimi aydınlatacak olan Hakikatin Ruhu´nu yollayacağını vaat etti.
  18. Fakat benim gizemlerime kim ışık getirebilir ve bu gizemleri açıklayabilir? Benden başka bilgeliğimin kitabının mühürlerini kim açabilir?
  19. Size doğrusunu söyleyeyim, şu anda Yahve ve Christus´tan farklı bir şey sandığınız Kutsal Ruh, kendisini hakikati kavramanız, görmeniz ve hissetmeniz için ruhunuza bildiren bilgelikten başka bir şey değildir. (32, 22 – 27)
  20. Mantığınızda ve ruhunuzda Tanrı olarak size kanunları bildiren vahiylerimi birleştirin; Baba olarak size sonsuz sevgimi bildiren vahiylerimi ve size bilgeliğimi bildiren Usta olarak talimatlarımı, o zaman onların hepsinden bir esans, bir tanrısal amaç çıkarırsınız. O da ruhsal ışığın yolunda bana gelmenizdir – o size bildiriden daha fazla şeydir. Ben – hep yanınızda, hep içinizde olan – sizi kendi krallığıma götürmek istiyorum. (324, 58)
  21. İnsanların Tanrı’nın bir vahyini yorumlamaya ve onların gözlerinin önünde bir gizem olarak görünen bir şeye açıklık getirmek için çabaladığı ilk defa olmayacak. Hemen “İkinci Devirde” de insanlar dünyada vaaz görevimden sonra Jesus´un şahsiyeti hakkında birbirlerine danıştılar ve O´nun Tanrı olup olmadığını, O´nun Baba´yla bir olup olmadığını veya O´nun Tanrı’dan farklı bir şahıs olup olmadığını bilmek istiyorlardı. Çeşitli şekilde öğretime hüküm verdiler ve incelediler.
  22. Şimdi de yorumların, açıklamaların, tartışmaların ve araştırmaların konusu olacağım.
  23. İnsanlar, Jesus kendisini beyan ettiğinde, Christus´un ruhunun Baba’nın Ruhu´ndan bağımsız olup olmadığını sınayacaklar; Konuşmuş olanın ne Baba, ne de Oğul olduğunu, ama Kutsal Ruh olduğunu söyleyen diğer insanlar olacak.
  24. Fakat sizin “Kutsal Ruh” diye adlandırdığınız Tanrı’nın ışığıdır ve sizin “Oğul” diye adlandırdığınız Tanrı’nın “sözüdür”. Eğer bu sözü burada duyarsanız, “İkinci Devirdeki” öğretimden faydalanırsanız veya “Birinci Devrin” kanununu ve vahiylerini düşünürseniz, bilin ki, bir tek Tanrı’nın yanındasınız, O´nun sözünü duyuyorsunuz ve O´nun Ruhu´nun ışığını alıyorsunuz. (216, 39 – 42)

Yaratıcı Ruh ve Baba Olarak Tanrı

  1. Ben bütün yaratılanların esansıyım. Her şey benim sonsuz gücüm sayesinde yaşar. Ben her vücuttayım ve her şekildeyim. Ben hepinizin içindeyim, ama siz kendinizi hazırlamalısınız ve hassaslaştırmalısınız ki, beni hissedebilesiniz ve keşfedebilesiniz.
  2. Ben yaşam olduğum için her yaratığın yaşam nefesiyim. Ondan ötürü size, eğer sizin her eyleminizdeysem, benim resmimi topraktan ve mermerden yapmanız bana tapmak için veya kendinizi bana yakın hissetmek için gerekli olmadığını anlatmaya çalıştım. Bu yanlış anlama sadece insanlığı putperestliğe ayartmak için hizmet etti.
  3. Benim sözlerimden dolayı Baba ve bütün yaratılanlar arasında var olan ahengi seziyorsunuz, benim bütün yaratıkları besleyen esans olduğumu ve sizin benim bir parçam olduğunuzu kavrıyorsunuz. (185, 26 – 28)
  4. Baba’nın ruhu görünmezdir, ama o kendisini sonsuzca çeşitli şekillerde vahiy eder. Bütün uzay Tanrı’nın gösterisidir. Her yaratılan şey hakikatin bir inikâsıdır.
  5. Benim çocuklarım olan ruhsal yaratıkları (öbür dünyada yaşayanları) yaşadıkları yere göre çeşitli yaşam biçimleriyle sevgi, güzellik, yaşam gücü ve anlamlılıkla donatmakla onların yaşadığı her yere benim en iyi görülebilen varlığımın ispatını, gücümün tasavvurunu vermek için koydum. Yaşamın anlamı sevgiden, hakikati bilmekten ve onun farkına varmaktan oluştuğuna işaret ediyorum. (168, 9 – 10)
  6. Öğrenciler, benden üç çeşit yaratık yaratıldı: Tanrısal olanlar, ruhsal olanlar ve maddi olanlar. Yaratan ve yaratılanların sahibi olarak tanrısal şekilde ve ayni zamanda sizin anlayabileceğiniz şekilde konuşabilirim. Maddeyi ben yarattığım için sesimi ve sözümü de fiziksel olarak kendimi insanlara anlatabilmek için duyurabilirim.
  7. Ben mükemmel bilimim, her şeyin kaynağı, bütün nedenlerin nedeni ve her şeyi aydınlatan ışığım. Bütün yaratılanların, bütün bilgeliğin en üstündeyim. (161, 35 – 36)
  8. Şimdi anlamanın, ruhun ve aklın aydınlanmasının zamanıdır. Bu zamanda insanlar beni nihayet ruhen arayacaklar, çünkü onlar Tanrı’nın ne bir şahıs, ne de bir hayali tasavvur olduğunu, bilakis sınırsız ve mutlak evrensel Ruh olduğunu kavrayacaklar. (295, 29)

Sevgi ve Tanrı’nın Sözü Christus

  1. Baba Jesus´ta kendisini beyan etmeden önce maddi biçimleri ve olayları kullanmakla vahiylerini size yolladı. “Christus” adından Tanrı’nın sevgisini insanlara beyan edeni tanıdınız; fakat O dünyaya geldiğinde, kendisini çoktan Baba olarak beyan etmişti. Ondan dolayı Christus´un dünyada doğduğunu söylemeyesiniz. Doğmuş olan Jesus´tu, içinde Christus´un olduğu vücuttu.
  2. Düşünün ve sonunda Christus´un Jesus´tan önce var olduğunu anlayacaksınız ve kabul edeceksiniz, çünkü Christus Tanrı’nın sevgisidir. (16, 6 – 7)
  3. Burada sizinleyim ve ruhunuzun sonsuz barışı için mücadele etmek için size güç veriyorum. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, insanlık beni tanımadan önce, sizi çoktan sonsuzluktan (öbür dünyadan) aydınlattım ve sizin kalplerinize seslendim. Çünkü Baba´yla bir olduğum için hep O´nunla oldum. Dünya beni Jesus olarak kabul edinceye ve Tanrı’nın sözünü duyuncaya dek insanlığın üstünden yüzyıllar geçmeliydi. Buna rağmen söylemeliyim ki, eskiden öğretimi duyanların hepsi Christus´ta Tanrı’nın varlığını hissetmek için gerekli olan ruhi gelişmeye ulaşmamışlardı. (300, 3)
  4. Yahve´de gaddar, korkunç ve intikamcı bir Tanrı’yı tanıdığınıza inanıyordunuz. Sonra Rab size sizi bu yanılgınızdan kurtarmak için Christus´u, Tanrısal sevgisini size yolladı öyle ki, “Oğul’u tanıyarak, Baba’yı tanıyasınız”. Buna rağmen bilgisiz ve yeniden günahlarına bulaşmış insanlık öfkeli ve incinmiş bir Jesus´u gördüğüne inanır ve insanlar “ruhsal vadiye” (öbür dünyaya) ulaştıkları zaman, O´nu incitenlerin gelişini: “Çekilin önümden, sizi tanımıyorum!” demek için bekleyen ve Jesus´un onları hemen sonsuzlukta en gaddar işkencelerin eline bırakacağını sanır.
  5. Öğretilerimin anlamını öğrenme zamanı geldi öyle ki, hiçbir yanılgıya düşmeyesiniz. Tanrı’nın sevgisi bana gelmek için size engel olmayacak; fakat eğer hatalarınızı telâfi etmezseniz, size ışığın krallığına ulaşmak için layık olmadığınızı söyleyen vicdanınızın acımasız hâkimi olacak. (16, 46 – 47)
  6. Kendinize haklı olarak öğrencim diyebilmeniz için Ustanız gibi olmanızı istiyorum. Size bıraktığım mirasım sevgi ve bilgelikten ibarettir. Size gelen Christus´tu ve şu anda size konuşan Christus´tur; fakat beni Tanrı’dan ayırmayın veya beni Tanrı’nın dışında görmeyin, çünkü ben hep Baba´yla birdim ve birim.
  7. Size Christus´un Tanrı’nın sevgisi olduğunu söyledim; ondan dolayı beni Baba´dan ayırmaya çalışmayın. O´nun çocuklarına sevgisiz bir Baba olduğuna mı inanıyorsunuz? Bunu nasıl düşünebilirsiniz? Artık bunu anlama zamanı geldi.
  8. Hiç kimse Tanrı’ya, Yaratan´a Baba demeye utanmasın, çünkü bu O´nun gerçek adıdır. (19, 57 – 58)
  9. Dünya Jesus´ta insan olmuş olan Tanrısı´nı gördü. İnsanlar ondan sadece sevgi dersleri ve sonsuz bilgelik öğretileri, mükemmel adaletin ispatını aldılar, ama asla zorbalık sözünü, garaz işareti veya eylemini almadılar. Onun yerine ne kadar çok incitildiğine ve alay edildiğine bakın. Bütün dünyanın sahip olmadığı bütün yetki ve güç O´nun elindeydi, ama dünya Babası´nı O´nun gerçek karakterini, gerçek adaletini ve merhametini tanıması gerekiyordu.
  10. Dünya, Jesus´ta kendisi için hiçbir şey istemeden her şeyini çocuklarına veren bir Baba’yı gördü. En ağır incitmeleri sonsuz sevgiyle intikam almadan affeden bir Baba’yı ve O´nu inciten çocuklarının canını almak yerine, onları affeden ve kanıyla onların ruhi kurtuluşunun yolunu çizen bir Baba’yı gördü. (160, 46 – 47)
  11. Jesus insan olarak sizin idealinizdi ve mükemmelleşmenin gerçekleşmesiydi öyle ki, O´nda izinden gitmeye layık bir örneğiniz olsun. İnsanın Tanrısı´na benzer olması için insanın nasıl olması gerektiğini size öğretmek istiyordum.
  12. O bir Tanrı’dır ve Christus O´nunla birdir, çünkü Christus Tanrı olan “sözdür”, her yaratılanların Babası’na ulaşabileceğiniz tek yoldur. (21, 33 – 34)
  13. Öğrenciler, Christus Tanrı sevgisinin en yüksek açıklamasıdır, yaşam olan ruhun bölgelerinde ışıktır; karanlığı delen ışıktır ve her ruhi bakış önünde hakikati ortaya çıkaran, gizemleri çözen, kapıyı açan ve ruha bilgeliğin, sonsuzluğun ve mükemmelliğin yolunu gösterendir. (91, 32)

Kutsal Ruh – Tanrı’nın Hakikati ve Bilgeliği

  1. Bilgelikte şifa gücü ve kalbinizin özlediği teselli yatar. Ondan dolayı size eskiden Hakikatin Ruhu´nu Teselli Edici Ruh olarak göndereceğimi vaat ettim.
  2. Ama inanmak ruhun gelişme yolunda duraklamaması ve sınavlardan korkmaması için mutlaka gereklidir. (263,10 – 11)
  3. Bu devir, Kutsal Ruh´un ışığı olan, kalbinizin ve ruhunuzun en gizli köşesini bile aydınlatacak olan, içinde tanrısal bilgeliğinin olduğu ışık devridir. (277, 38)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 18… Merhamet Eylemleri ve Sevginin Temel Önemi

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 18... Merhamet Eylemleri ve Sevginin Temel Önemi

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 18… Merhamet Eylemleri ve Sevginin Temel Önemi

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 18… Merhamet Eylemleri ve Sevginin Temel Önemi
Jesus Christus´un Vahyi      

Almancadan tercüme: Jasmin

İyiliklerin Önceki Dönemi de İçeren Lütfu
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Her çeşit insani sefaleti, acıyı ve yoksulluğu gözetleyin ve çevrenizi saran acının karşısında kalbinizin hep halden anlar olmasını sağlayın.
  2. Eğer benliğinizin derinliklerinde iyilik yapmak için yüce ruhlu ve asil bir arzu hissederseniz, o itkinin size egemen olmasına ve kendisini belli etmesine izin verin. O mesajını bildiren ruhtur, çünkü ruh vücudunu (ruhtan vücudunu) istekli ve hazır buldu. (334, 3 – 4)
  3. Emelleriniz arasında sevgi eyleminin en ön planda olmasını göz önünde tutun ve iyilik yapmış olmaktan asla pişman olmayın; çünkü bu erdem sayesinde varlığınızın en büyük huzur ve mutluluk duygusunu tanıyacaksınız ve ayni zamanda bütün bilgeliğe, kudrete ve her ruhun özlediği yükselişe ulaşacaksınız.
  4. İnsanlara karşı merhamet yoluyla ruhunuzu arıtacaksınız ve bu yolla suçlarınızı denkleştireceksiniz. İnsancıl yaşamınızı asileştirecek ve ruhi yaşamınızı yükselteceksiniz.
  5. O zaman hepinizin çalacağı o kapıya ulaştığınızda (ölümden sonra), mutluluğunuz çok büyük olacak, çünkü ruhsal dünyanın size sunacağı, sizi kutsayacağı ve yenilenme eylemine ve ruhta gelişmeye tayin edeceği hoş geldin çağrısını duyacaksınız. (308, 55 – 56)
  6. Size söylüyorum: kalplerinde özgürlüğünü ve sağlığını kaybeden insanların acılarını hisseden ve onları ziyaret edip teselli eden işçilerime ne mutlu! Çünkü onlar günün birinde birbirlerine – ya bu dünyada veya öbür dünyada – yine rastlayacaklar. Bu insanların o zaman daha çok sağlık, daha büyük özgürlük ve onlara hapishanede veya bir hastanede sevgi mesajı getirmiş olanlardan daha fazla ışığa sahip olup olmadıklarını bilmiyorsunuz. Sonra onlar minnettarlıklarını gösterecekler ve onlara başka bir zamanda elini uzatmış olan insanlara elini uzatacaklar.
  7. Onun kalbine sözlerimi getirdiğiniz an – elinizi onun alnına sürdüğünüz ve sizin onun beni düşünmesini ve hissetmesini sağladığınız an – asla onun ruhundan silinmeyecek. Tıpkı onun aklından simanız ve sizin kardeşçe sesiniz unutulmayacağı gibi, ondan dolayı o sizi her yerde nerede olursanız olun tanıyacak. (149, 54 – 55)
  8. Halkım, tıpkı bir meltem ve günesin sizi okşadığı gibi, çevrenizdeki insanları okşayın. Bu muhtaçların ve acı çekenlerin çoğaldığı bir zamandır. Size bir ricada bulunanların sizin başkalarına faydalı olmanız ve kendi kurtuluşunuza çalışmanız için lütufta bulunduğunu anlayın. O insan size merhametli olma fırsatı verir ve böylece Babanız´a benzeme fırsatı bulursunuz. Çünkü insan iyiliğin tohumunu dünyaya saçmak için doğdu. Size rica edenin sizin bir dileğinizi yerine getirdiğini anlayın yani. (27, 62)

Esas ve Sahte Yardım

  1. Ah öğrenciler, en önemli göreviniz sevgi eylemi olacak! Çoğunlukla siz o eylemi gizlice, övünmeden, sağ elin yaptığını sol ele bildirmeden yapacaksınız. Ama sevgi eyleminizin başkaları tarafından görülmesi gereken fırsatlar da olacak öyle ki, onlar da o eyleme katkıda bulunsunlar.
  2. Alacağınız karşılık hakkında endişelenmeyin! Ben çocuklarının eylemlerini adaletle, bir tanesini bile unutmadan ödüllendiren babayım.
  3. Bir bardak suyu gerçek sevgiyle verdiğiniz zaman, bunun ödülsüz kalmayacağını size söyledim.
  4. Bana geldiklerinde: “Rab, eylemlerimin karşılığı olarak senden hiçbir şey beklemiyorum; senin çocuğun olmam ve onu bilmem bana yeter ve hemen ruhum mutlulukla doldu!” diyenlere ne mutlu! (4, 78 – 81)
  5. Sadece kendinizin ruhen gelişmesini ve ödülünüzü düşünmekle bencil dilekler beslemeyin; çünkü hayal kırıklığınız, ruhsal dünyaya göçtüğünüz zaman, aslında hiçbir ödülü hak etmediğinizi keşfedeceğiniz için çok acılı olacak.
  6. Size söylediklerimi daha iyi anlamanız için aşağıda bir örnek veriyorum. İnsanlığa iyilik yapmaya çabalayan geçmişte ve günümüzde kadınlar ve erkekler vardır. Buna rağmen bana geldiklerinde, ruhi mutlulukları için gösterecek hiçbir hak ettikleri ödülleri yoktu. Bunun nedeni nedir? O insanın babasının haksızlığına mı uğradığını düşünebiliyorsunuz? Öğrenciler, yanıt çok basit: Onların eylemleri dürüst olmadığı için kendileri için iyi bir şey kazanamadılar. Çünkü vermek için ellerini uzattıklarında, acı çekene asla gerçek bir merhamet duygusuyla vermediler, bilhassa kendilerini, ruhlarının kurtuluşunu ve benden alacakları ödülü düşündüler. İnsanların bir kısmını bencillik, diğerlerini ise kibir o iyiliği yapmaya harekete geçirdi ve bu gerçek merhamet değildir, çünkü o merhamet ne hissedildi, ne de özverili bir hareketti. İçinde dürüstlük ve sevgi olmayan insanın hakikatin tohumunu ekmediğini ve hiçbir ödül hak etmediğini size söylüyorum.
  7. Görünüşe göre iyilik dünyada hayranlıktan kaynaklanmasına neden olduğunuz ve iltifat getiren bazı hoşnutluklar yaratabilir; ama görünüşteki şeyler benim krallığıma ulaşmaz, oraya sadece hakikat ulaşır. Oraya hepiniz küçücük bir leke taşımadan veya yolsuzluğunuzu gizleyemeden geleceksiniz. Çünkü Tanrı’nın önünde durabilmeden önce, balo elbisenizi, taçlarınızı, nişanlarınızı, unvanınızı ve dünyaya ait olan her şeyi çıkaracaksınız ve en yüce hâkimin önüne basit bir ruhtan yaratık olarak çıkarak size emanet edilen görev hakkında Yaratan´a hesap vereceksiniz. (75, 22 – 24)
  8. Her kim insanlara sevgiden ötürü faydalı olmak isterse, kendisini yaşamın sunduğu birçok yolun iyisine adamış olur. O, Tanrı’nın dileğine göre büyük emeller için hazır olması gereken insani yaratık olduğunu bilir. Ah öğrenciler, bilgi sahibi olmanızı istiyorum öyle ki, yukarıya doğru ruhen gelişmenin yolunu kaybetmiş olanları yanılgılarından kurtarın.
  9. Gerçek sevgi – kalbin insani duygularını aşan – bilgeliğin meyvesidir. Sözlerimde hayal dünyanıza nasıl bilgelik ektiğime bakın ve buna göre sevginizin meyvesini sizden bekliyorum.
  10. İyilik yapmak için, teselli etmek için ve hizmet etmek için çeşitli yollar vardır. Onların hepsi bir tek olan sevginin ifadesidir ki, o sevgi ruhun bilgeliğidir.
  11. İnsanların bir kısmı bilimin yolunda gider, diğerleri ruhun yolunda, ötekileri ise duygunun etkisi altındadırlar, fakat onların tümü ruhi ahenkte sonuçlanır. (282, 23 – 26)

Ruhi ve Maddi Sevgi Eylemi

  1. Eğer maddi yönden yoksulsanız ve bundan dolayı insanlara yardım edemiyorsanız, üzülmeyin. Dua edin ve ben hiçbir şey olmayan yerde ışığın parlamasını ve huzurun olmasını sağlayacağım.
  2. Dert ortaklığından doğan gerçek insan sevgisi muhtaçlara verebileceğiniz en iyi hediyedir. Eğer bir parayı, ekmeği veya bir bardak suyu sevgi duygusuyla insanlara vermediyseniz, size doğrusunu söyleyeyim, o zaman hiçbir şey vermediğiniz, o zaman verdiğiniz şeyi vermeseydiniz, sizin için daha iyi olurdu.
  3. Ah insanlık, sevginin gücünü ne zaman tanımak istiyorsun? Bu güne dek yaşamın kaynağı olan o güçten faydalanmadın. (306, 32 – 33)
  4. Çevrenizdeki herkesi düşman olarak değil, kardeş olarak görün. Hiç kimsenin cezalandırılmasını istemeyin; hoşgörülü olun ki, affetmenin bir örneği olun ve vicdan azabı ruhunuzda oluşmasın. Dudaklarınızı kapatın ve bırakın olayı ben yargılayayım.
  5. Hastalara şifa getirin, şaşkınları akıllandırın. Aklı karıştıran kötü ruhları kovun ve ikisinin de kaybettikleri ışığa kavuşmasını sağlayın. (33, 58 – 59)
  6. Öğrenciler: Size “İkinci Devirde” öğrettiğim birbirinizi sevme ilkesi hayatınızın her eylemi için kullanılabilir.
  7. Bazıları bana: “Usta, hayatım fiziksel çalışmayla dolu olan önemsiz bir insan olduğum için çevremdeki insanları nasıl sevebilirim?“ diyorlar.
  8. Bu çocuk öğrencilere: “Anlamsız görünen fiziksel işte bile, eğer işinizi insanlara hizmet etmek için yapıyorsanız, çevrenizdeki insanları sevebilirsiniz” diyorum.
  9. Eğer her insan iyilik yapmak ve çabalarını diğer insanların çabalarıyla birleştirmek düşüncesiyle çalışsaydı, hayatınızın ne güzel olabileceğini düşünün. Size doğrusunu söyleyeyim, o zaman sefillik hiç olmazdı. Fakat hakikat şu ki, herkes kendisi için çalışıyor, kendisini düşünüyor ve olsa olsa sadece sevdikleri insanları düşünüyor.
  10. Hiç kimsenin kendisine yetmediğini ve onun diğer insanlara ihtiyacı olduğunu hepiniz bilmelisiniz. Hepinizin en derinden evrensel bir misyona bağlı olduğunuzu ve o misyonu birlikte yerine getirmeniz gerektiğini bilesiniz – fakat dünyevi zorunluklarla birleşmiş olarak değil, bilhassa mantalite yoluyla, ilham yoluyla ve ideallerle, kısacası: aranızda birbirinize sevgiyle. Onun meyvesi o zaman hepinizin iyiliği için olacak. (334, 35 – 37)
  11. Siz öğrenciler, sevgi kanununda size diyorum ki, eğer benim Jesus´ta yaptığım gibi mükemmel eylemler yapamıyorsanız, böylece en azından hayatınızda Jesus gibi olmaya çabalayın. Sizde benim gibi olmak için iyi niyetinizi görmek ve çevrenizdeki insanlara biraz sevginiz yeter, o zaman hemen size destek oluyorum ve hayat yolunuzda merhametimi ve kudretimi bildiriyorum.
  12. Asla mücadelede yalnız olmayacaksınız. Günahlarınızın yükünden ötürü yıkıldıysanız, sizi yalnız bırakmadığım için, bu sevgi misyonunun çarmıh yüküyle yolunuzda gittiğinizde, sizi terk ettiğimi mi düşünüyorsunuz? (103, 28 – 29)

Sevginin Geniş Anlamı

  1. Her devirde öğretim size en iç benliğinizin sevgi olduğunu açıkladı.
  2. Sevgi Tanrı’nın özüdür. Yaşamak için bütün yaratıklar bu güçten alırlar; ondan (sevgiden) yaşam ve bütün yaratıklar kaynaklandı. Sevgi, Baba tarafından yaratılanların başlangıcı ve son hedefidir.
  3. Her şeyi harekete geçiren, aydınlatan ve canlandıran sevgi gücü karşısında ölüm yok olur, günah buharlaşır, tutkular kaybolur ve ruhi kirler yıkanır ve mükemmel olmayan her şey kendisini mükemmelleştirir. (295, 32)
  4. Size varlığımı ve sizin varlığınızın nedenini vahiy ettim. Size yaşam veren ve her şeyi canlandıran ateşin sevgi olduğunu açıkladım. Bütün yaşam biçimleri o sevgiden kaynaklanır.
  5. Bakın: Siz sevgiden doğdunuz, sevgiden dolayı varsınız, sevgiden dolayı affa uğruyorsunuz ve sevgiden dolayı sonsuzlukla olacaksınız. (135, 19 – 20)
  6. Sevgi başlangıcınızdır ve varlığınızın nedenidir, ah insanlar! Bu nimetiz nasıl yaşayabilirsiniz? İnanın bana, içinde ölümü taşıyan çok insan vardır ve diğerleri ise hiç kimseyi sevmedikleri için hastadır. Birçoklarını sağlığa kavuşturan şifa balsamı sevgiydi ve gerçek yaşama uyandıran, kurtaran ve yükselten ayni şekilde Tanrı’nın hediyesi olan sevgiydi. (166, 41)
  7. Sevin! Sevmeyen içinde derin bir üzgünlük taşır: en güzel ve en önemli şeye hayatta sahip olmamak ve hissetmemenin (getirdiği üzgünlük).
  8. Christus´un hayatıyla ve ölümüyle size öğrettiği buydu ve O´nun size tanrısal sözüyle miras bıraktığı kısaca bir cümleyle: “Sizi sevdiğim gibi birbirinizi sevin!” idi.
  9. Gün gelecek sevmeyenler katı davranışlarından ve önyargılarından kurtulacaklar, bana gelip yaşama dönerek sevgi dolu sözlerimin sonsuz şefkatini duyduklarında, bende dinlenecekler.
  10. Size doğrusunu söyleyeyim, kudretim, bilgeliğim ve hakikatim sevgidedir. O ölçülmesi imkânsız çeşitli şekilde en aşağıdaki basamaktan en yüksek basamağa kadar ulaşarak mükemmelliğe yükselmiş olan insan ruhlarını gösteren uzun bir merdiven gibidir.
  11. Sevin, kendi tarzınızda olsa da, fakat hep sevin. Nefret etmeyin, çünkü insan sevgiden ötürü affederken ve her kin yok olurken, nefret ölüm kuyruğunu peşinden sürükler. (224, 34 – 36)
  12. Size söylüyorum: Her kim sevgisini en mükemmel tarzda ve tamamen dürüstlükle açıklamazsa, o sevmez. O (sevmeyen) insan dürüstçe bilgiye sahip olmayacak ve çok az şeye sahip olacak. Buna karşın her kim bütün ruhuyla ve ona verilen bütün gücüyle severse, o insan içinde bilgeliğin ışığını taşıyacak ve aslında onun çevresini saran her şeyin sahibi olduğu hissedecek; çünkü Baba’nın sahip olduğu şeylere çocukları da sahiptir. (168, 11)
  13. Diğerleri bilimin eğri büğrü yollarında boşuna ararken, sevgi hakikati anlamak için size bilgelik verecek.
  14. Usta´nın sizi her eylemlerinizde, sözlerinizde ve düşüncelerinizde yönetmesine izin verin. O´nun iyimser ve sevecen örneğine göre kendinizi hazırlayın, o zaman tanrısal sevgiyi vahiy edeceksiniz. Böylece kendinizi Tanrı’ya yakın hissedeceksiniz, çünkü O´nunla ahenk içinde olacaksınız.
  15. Eğer severseniz, o zaman Jesus gibi uysal olmayı başaracaksınız. (21, 10 – 12)
  16. Seven, anlar; öğrenen iradeye sahiptir; iradeye sahip olan birçok şeyi yapma gücüne sahiptir. Size söylüyorum, her kim ruhunun bütün gücüyle sevmezse, ne ruhi yükselişe, ne de bilgeliğe sahip olacaktır, ne de büyük eylemler başarabilecektir. (24, 41)
  17. Kalbinizin kibirlenmesine izin vermeyin, çünkü her şeyin ondan doğduğu ve canlandığı kalbiniz sonsuzluğun ateşini sembolize eder.
  18. Ruh, vücut yoluyla sevmek için kalpten faydalanır. Eğer sadece maddenin kanununa göre severseniz, o sevgi sınırlı olduğu için sevginiz geçici olacak. Fakat ruhen severseniz, o his sonsuz, mükemmel ve değişmez olan Baba’nın hislerine benzer.
  19. Bütün yaşam ve bütün yaratılanlar sonsuz yaşama sahip oldukları için ruhla ilişki içindedir. Kendinizi sınırlandırmayın, beni sevin ve kendinizi sevin, çünkü sevgide sınır tanımayan, Tanrı´nın kendisi olan “var olmanın” tanrısal kıvılcımına sahipsiniz. (180, 24 – 26)
  20. Sizi doruğa götüren patikada yukarıya çıkın ve her adımınızda benim talimatlarımı daha iyi anlayacaksınız ve kendinizi daha da çok Tanrı’nın mesajını yorumlamada mükemmelleştireceksiniz.
  21. Ruhun dili nedir? O sevgidir. Sevgi bütün ruhların evrensel dilidir. İnsani sevginin de konuştuğunu görmüyor musunuz? Çoğunlukta sevginin sözlere ihtiyacı yoktur, o eylemleriyle, düşünceleriyle daha iyi konuşur. Eğer insani sevgi kendisini böyle gösteriyorsa, kanunumu yerine getirmede mükemmelleştiğinizde, o zaman onun dili nasıl olacak? (316, 59 – 60)
  22. Benim bilge olduğumu düşünecek olursanız, o bilgelik sevgiden kaynaklanır. Eğer beni hâkim olarak tanıyorsanız, o hüküm sevgiden kaynaklanır. Eğer beni güçlü olarak görüyorsanız, gücüm sevgiye dayanır. Eğer benim sonsuz olduğumu biliyorsanız, sonsuzluğum sevgiden gelir, çünkü sevgi yaşamdır ve o yaşamı ve ruhu ölümsüz yapar.
  23. Sevgi ışıktır, yaşamdır ve bilmektir. Bu tohumu size zamanın başlangıcından beri verdim – bu tek tohumu mükemmel bir çiftçi olarak kalbiniz olan tarlalara ektim. (222, 23)

Sevginin Yüksek Gücü

  1. Bilimlerinizde sizi bilge ve mutlu yapabilen tek şeyi unutmuş olan ah dünyanın erkekleri ve kadınları! Her şeye ilham getiren sevgiyi unuttunuz, her şeye gücü yeten, her şeyi değiştiren sevgiyi. Acıların ve karanlığın ortasında yaşıyorsunuz, çünkü size öğrettiğim sevgiyi uygulamadığınız için fiziksel ve ruhi acılar çekiyorsunuz.
  2. Benim mesajlarımı keşfetmek ve anlamak için önce kalbinizin iyimser ve uysal olması gerekir. Bu erdemler yaratılış anından itibaren her ruhta vardır, ama gerçek ve yüce sevgi hissini hissedebilmek için iyi hislerinizi geliştirmekle ruhen gelişmeniz gerekir, fakat hayatınızda her şeye sahip olmak istediniz, sadece ruhi sevgiyi reddettiniz. (16, 31 – 32)
  3. Her devirde size sevginin gücünü öğretmiş olan liderleriniz vardı. Onlar sizin ruhen gelişmiş, kanunumu daha büyük bir kavrama gücüne sahip ve eylemlerinde daha çok ruhi temizliğe sahip olan kardeşlerinizdir. Onlar, şaşkınlık dolu yaşam ve günahlar yerine iyiliğe, fedakârlığa ve aktif insan sevgisine hayatlarını adamakla size güçlülüğün, sevginin ve alçakgönüllülüğün örneği oldular.
  4. Çocukluktan ihtiyarlığa kadar insanın sevgiyle ulaşabileceği her şeyin berrak önekleri ve insan sevgisi azlığından kaynaklanan acılar vardı; ama siz – kayadan daha hissiz – onu günlük yaşamın verdiği öğretilerden ve örneklerden öğrenmeyi anlamadınız.
  5. Bir kere vahşi hayvanların sevgi dolu çağrıya nasıl uysalca reaksiyon gösterdiğini gözetlemediniz mi? Ayni şekilde maddi ve manevi dünyada doğanın elementleri ve güçleri reaksiyon gösterebilir.
  6. Ondan dolayı size her şeyi sevgiyle Baba’nın adına ve uzayın Yaratan’ı adına kutsayın diye söylüyorum.
  7. Kutsamak doyurmak anlamına gelir. Kutsamak iyi olanı hissetmektir, söylemektir ve yayılmasını sağlamaktır. Kutsamak çevrenizi saran her şeyi sevgi düşünceleriyle iliklere kadar işletmektir. (14, 56 – 60)
  8. Size doğrusunu söyleyeyim, sevgi uzayı hareket ettiren değişmez güçtür. Sevgi yaşamın kaynağı ve anlamıdır.
  9. Artık herkes için ruhi dirilişin devrini başlatıyorum öyle ki, sevginin kutsanmış tohumunu çiçek açtıracağım, onu çarmıhın yüksekliğinden aşağıya dünyaya yaydığım ve siz böylece insanlar birbirlerini sevdiklerinde, size öğrettiğim gibi “ölümü” dünyadan yok edeceklerini bildirdiğim ve onun yerine yaşamın insanlara egemen olacağı ve onun kendisini insanların eylemlerinde göstereceği bir devir. (282, 13 – 14)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 16… Tanrı’nın Kanunu

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 16... Tanrı’nın Kanunu

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 16… Tanrı’nın Kanunu

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 16… Tanrı’nın Kanunu
Jesus Christus´un Vahyi

Almancada tercüme: Jasmin

Tanrı’nın Kanununun Gücü                                                                                            Rab şöyle konuşuyor…

  1. Öğretilerimi modası geçmiş olarak kabul eden çok insan vardır; fakat bunun nedeni onların materyalist olmaları talimatlarımın sonsuz anlamını keşfetmeye izin vermemesinden gelir.
  2. Kanunum değişmezdir. Geçici olan kültürleriyle, uygarlıklarıyla ve kanunlarıyla sadece insanlardır. Bu arada onlardan uzun ömürlü olan ruhun sevgi ve merhamet eylemleriyle inşa ettikleridir. Her günlük iş ve sınavdan sonra, tanrısal bilgeliğe sorarak kanunumun hareket edilemeyen kayasına ve ruhun öğretisini içeren hep açık kitaba bakan ruhtur. (104, 31 – 32)
  3. Bütün insanları ışığımla aydınlattım ve onlara böylece tek var olan hakikati bildirdim; ama her insanın, halkın farklı şekilde hissettiğini, düşündüğünü, inandığını ve yorumladığını görüyorsunuz işte.
  4. İnsanların o farklı düşünce tarzları, her halk ve ırk başka yollarda gittiği ve başka ideallere değer verdiği için aralarının açılmasına neden oldu.
  5. İnsanlık, Tanrı’nın kanununu yerine getirmenin insanlar için olağanüstü fedakârlık, feragatler ve zorlamalar getirdiğini düşünerek aydınlık ve gerçek yoldan saptı ve kendisi için kanunları ve ibadet şekilleri daha kolay yerine getirilebilen dinler ve tarikatlar kurmayı tercih etti. Böylece insanlar ruhlarında hissettikleri ışık ve yükseliş arzusunu avutabileceklerini sanıyorlar.
  6. Birçok yüzyıllar ve çağlar kanunumu yerine getirmenin insanlardan hiçbir fedakârlık istemediği fark edilmeden geçti ve buna karşın vücutlarını ve ruhlarını benim kanunlarımı uygulamamakla dünyaya bilmeden kurban ettiler. Onlar sözlerime uyarak yaşayan insanların gerçek mutluluk, barış, bilgelik ve görkemi bulacaklarını anlamadılar, anlamak istemediler ki, materyalist insanlar kendilerine göre başka türlü tasavvur ederler.
  7. Çevrenizi saran ahlaki ve bilimsel dünya, materyalizmin ideali olan – sadece insanlığın maddi rahatlığını amaçlamış olan – insanların eseridir. Ben onlara sonuna kadar eylemlerini yapmalarına izin verdim, o eylemlerin sonuçlarını tanımalarını, meyvesini toplamalarına izin verdim ki, ondan ışığın tecrübesini alsınlar. Her ışıkta adaletim kendisini gösterecek ve her adalette benim sevgi olan kanunum varlığını gösterecek. (313, 60 – 64)
  8. Eğer size öğretimi benim dileğime göre değil de, kendi dileğinize göre hayatınızda uygulamanıza izin verseydim, size doğrusunu söyleyeyim, ruhi duraksamanızdan kurtulmayı bulamayacaktınız ve ruhunuzun gelişmesine, açılmasına ve mükemmelleşmesine asla izin vermeyecektiniz.
  9. Kendi dinlerinde Tanrı’nın kanununun emrettiklerine boyun eğmedikleri için, tam tersine efsane ve yanlış öğretiler uydurarak Tanrı’nın kanununu kendi dileklerine boyun eğdirmeye çalıştıkları için ışığa doğru bir tek adım bile atmayan uyuşuk insanları görüyorsunuz.
  10. Birçok insanın bu devirde kendisini her dinden kurtarıp beni ruhen araması ve benliğinin içinde hissettiği bütün özellikleri, yetileri ve yetenekleri geliştirebilmesi için gerekliydi. (205, 6 – 8)

Ruhi Eylemde Tanrı’nın Sevgi Kanunu

  1. Size konuşan Tanrınız´dır, benim sesim kanundur. Bugün o sesi bir taşın üstüne yontarak yazmaya gerek duymadan veya size sözlerimi insan olarak yollamak zorunda olmadan yeniden duyuyorsunuz. Ruhunuza gelen ve yeni bir devrin başlangıcını vahiy eden benim tanrısal sesimdir ki, bu devirde insan adaletli olacak, o yaratan Tanrı’yla barışacak ve Kutsal Kitap´ta yazılı olduğu gibi arınacak. (15, 8)
  2. Jesus yoluyla size mükemmel talimatı verdim. Doğumdan ölüme kadar benim yaşam yolumu inceleyin, o zaman size sevginin canlı ve mükemmel bir şekilde açıklamasını göreceksiniz.
  3. Jesus´un aynısı olmanızı istemiyorum, çünkü O´nda sizin ulaşamayacağınız bir şey vardı: İnsan olarak mükemmel olmak. O´nun içinde Tanrı’nın kendisi sınırlı olarak vardı. Ama size yine de Jesus gibi olmaya özen gösterin diye söylüyorum.
  4. Benim ebedi kanunum size hep bu sevgiden bahsetti. Size İlk Devirde: “Tanrı’yı bütün kalbinle ve bütün ruhunla sev” ve “İnsanları kendin gibi sev” dedim.
  5. Daha sonra size bu ilham verici sözleri: “Babanız sizi sevdiği gibi, siz de kardeşlerinizi sevin”; “Birbirinizi sevin” diye verdim.
  6. Bu devirde size Tanrı’yı bütün yaratılmış şeylerden daha çok sevin, O´nu her var olan şeyde ve Tanrı’da var olan her şeyi sevin diye vahiy ettim. Çevrenizdeki insanlara merhamet ve bir kez daha merhamet gösterin ki, Baba’yı bütün görkemiyle göresiniz; çünkü merhamet sevgidir. (167, 15 – 19)
  7. Size bu ruh öğretisinin dünya dini olacağını bile söylemiyorum; çünkü ben size asla din getirmedim, bilhassa kanun getirdim. Kanunumun dünyada zafer kazanacağını ve insanların varlığını aydınlatmak için kalıcı geçerliliğe sahip olacağını ve öğretimde açıkladığım gibi onu tamamen tanıyın diye sevgi kanunu olacağını size söylemekle yetiniyorum.
  8. İnsanlık, sevmeyi ve gerçek sevgi eylemini yerine getirmeyi öğrenene kadar, birçok yanlış sevgi eylemi ve yardımseverlik yapacak. Ruhları daha yüksek bir kavrayışı geliştirene kadar ve tek kanunun evrensel ve ebedi ruh öğretisinin – herkesin ulaşacağı – sevgi kanunu olduğunu nihayet anlayıncaya kadar, birçokları bir mezhepten öbür mezhebe geçmek zorunda kalacaklar.
  9. Bütün dinler yok olacaklar ve sadece insanın içinde ve dışında ışık saçan Tanrı’nın tapınağının ışığı geriye kalacak. O tapınakta hepiniz itaatin tek ibadetini, sevgiyi, imanı ve iyi niyeti sunacaksınız. (12, 63 – 65)

Tanrı’nın Kanunlarına İtaatsizlik ve Onun Sonuçları

  1. Bu sabah merasimli anmada size soruyorum: Musa Peygamber yoluyla insanlığa yolladığım kanunuma ne yaptınız? O kanunlar yoksa sırf o zamanlarda yaşayan insanlara mı verildi?
  2. O kutsanmış tohumun insanların kalbinde olmadığını aslında size söylüyorum, çünkü insanlar beni sevmiyorlar, ne de birbirlerini seviyorlar; ne anne-babalarına saygı gösteriyorlar, ne de başkalarının malına; buna karşın birbirlerini öldürüyorlar, zina ediyorlar ve kendilerine utanç getiren şeyler yapıyorlar.
  3. Her ağızdan çıkan yalanı duymuyor musunuz? Bir halkın öbür halkın barışını çaldığının farkında değil misiniz? Ve buna rağmen insanlık beni tanıdığını söylüyor. İnsanlar kanunlarımı tamamen unutmuş olsaydılar, onlardan ne olurdu? (15, 1 – 3)
  4. Jesus, “İkinci Devirde” Yeruşalim´e girdiği zaman, duaya ve Tanrı’yı sevmeye adanmış olan tapınağı pazar yerine çevrilmiş olarak buldu. Usta, hırsla tapınağın kutsallığını böylece bozan insanlara: “Babam´ın evi pazar yeri değil” diye onları oradan kovdu. Bu kovulanlar, insan ruhunu Tanrı’nın kanununu yerine getirmeye yöneltmek için görevli insanlardan daha az suçluydular. Rahipler, tapınağı makam hırsının ve haşmet sevgisinin egemen olduğu bir yere çevirmişlerdi. Bu egemendik yıkıldı.
  5. Bugün kanunumun kutsallığını bozanları cezalandırmak için kamçı kullanmıyorum. Fakat kendi hatalarının insanlarda hissedilebilmesi için izin verdim öyle ki, onun anlamını bilsinler ve beni kanunumun bükülmez ve değişmez olduğunu anlasınlar. İnsanlara doğru yolu gösterdim. Eğer o yoldan uzaklaşırsa, kendisini adaletli bir kanunun ağırlığına maruz bırakır. Çünkü o kanunda sevgim kendisini gösterir. (41, 55 – 56)
  6. Tapınağımı yeniden inşa edeceğim – duvarsız bir tapınak ve kuleler, çünkü o insanların kalbindedir.
  7. Babil´in kulesi hâlâ insanlığı bölüyor, fakat onun temelleri insanların kalbinde yıkılacak.
  8. Putperestlik ve dini yobazlık ayni şekille yüksek kulelerini inşa ettiler, ama çatladılar ve yıkılmak zorunda kalacaklar.
  9. Size doğrusunu söyleyeyim, benim kanunlarım – hem Tanrı’nın, hem de insanların – kutsaldır ve onlar dünyayı yargılayacaklar.
  10. İnsanlık kendisinin putperest olduğunu sanmıyor, fakat size doğrusunu söyleyeyim, o hâlâ altından dana heykeline tapıyor! (122, 57)
  11. Erdem olmadığı için kargaşalık geri geldi ve erdemin olmadığı yerde hakikat olamaz. Bunun nedeni Baba’nın Musa´ya verdiği kanunun gücü olmadığından ve Jesus´un öğretisi sadece geçmiş zamanlarda uygulanabilir olduğundan değildir. İkisi de ruhi içeriği bakımından ebedi kanundur. Fakat onların bir kaynak olduğunu ve o kaynağın suyunu içmeye hiç kimsenin zorlanmadığının farkına varın ve bilhassa o sevgi kaynağına yaklaşanların kendi dileğiyle yaklaştıklarını anlayın. (144, 56)
  12. Talimatlarımı doğru yorumlayın; sizin acılarınızı dünyada gördüğüm zaman, ruhumun sevinebildiğini düşünmeyin veya size sevinç veren şeyleri sizden almakla zevk duyduğumu sanmayın. Size kanunlarımı kabul edip onlara saygı göstermeniz için geliyorum, çünkü onlar sizin saygı ve değer vermenize layıktır ve onlar size, ona uyarsanız, huzur getirir.
  13. Tanrı’ya ait olanı Tanrı’ya vermenizi, “imparatora” ait olanı “imparatora” vermenizi öğrettim. Fakat bugünün insanları için sadece “imparator” vardır, Rab´be sunacak hiç bir şeyleri yoktur. Eğer hiç olmazsa dünyaya gerekli olanı verseydiniz, acılarınız daha az olurdu. Ama her şeyi yapmasına izin verdiğiniz imparator size anlamsız kanunlar dikte etti, sizi köle yaptı ve size hiç bir şey karşılık olarak vermeden canınızı alıyor.
  14. Benim kanunumun nasıl da farklı olduğunu, ne bedeni, ne de ruhu bağımlı yaptığını düşünün. O sizi sadece sevgiyle teşvik edip iyimserlikle yönetir. Her şeyi çıkarsız ve bencillik etmeden verir, sizi ödüllendirir ve zamanla karşılığını verir. (155, 14 – 16)

En Önemli Kanunun Yerine Gelmesi

  1. Rab size: “Tanrı’yı bütün kalbinle ve ruhunla sev ve insanları kendin gibi sev” dediği zaman ve Usta size sevgi öğretisinin vaazını verdiği zaman, ayni kaynaktan çıkan o ruhi ses sizin sevgi kanununa sarılmanızı söylüyor. Çünkü o dünyanın ordularının bile sahip olmadığı güce sahiptir. Ve o gücün fetihleri emin ve sürekli olacaktır, çünkü sevginin temelinin üstüne inşa ettiğiniz her şey sonsuz yaşama sahip olacaktır. (293, 68)
  2. Size ruhun gerçek yaşamını gösteriyorum öyle ki, haksız tehditler içinde yaşamayın ve kanunumu sadece ceza korkusundan ötürü uygulamayın. Size öyle konuşanlar sözlerimin yorumunu yanlış edenlerdir.
  3. Kanunumu kavrayın, o karmaşık veya anlaşılması zor değildir. O kanunumu bilenler ve ona göre davrananların hiçbirisi mahvolmayacaklar, ne de yanlış sözlere veya önceden bildirilere, yanlış düşüncelere ve kötü yorumlara yer verecekler.
  4. Kanunum basittir, gitmeniz gereken yolu hep gösterir. Bana güvenin, sizi parlayan beyaz şehre, kapılarını sizin gelişinizin bekleyişiyle açık tutan, size vaat edilmiş olan ülkeye götürecek olan yol benim. (32, 9)
  5. Siz kanunlarımı uygulamakla sağlığı, mutluluğu ve yaşamı bulabileceğinizden ne zaman nihayet emin olacaksınız?
  6. Siz, maddi yaşamda sağ kalmanız için uymanız gereken belli prensipler olduğunu kabul ediyorsunuz. Ama ruhsal yaşamda da uyulması gereken, insanın sonsuz yaşama ulaşması için Tanrı’nın planında var olan prensipler olduğunu unuttunuz. (188, 62)
  7. Sadece kurtuluşunuzun bende olduğunu hatırlayın. Geçmiş zamanlarda, şu anda ve gelecekte kanunum yoldur ve ruhunuzun kılavuzudur ve olacaktır.
  8. Kanunuma bağlı kalmakla kutsananlara ne mutlu, çünkü onlar yol kavşaklarında asla yanılmayacaklar. Onlar vaat edilen ülkeye ulaşacak ve zafer şarkısını söylemeye başlayacaklardır. (225, 31 – 32)
  9. Kavramanız ne kadar büyük olursa, bana sevginiz de o kadar büyük olacağını biliyorum.
  10. Eğer ben size: “Beni sevin” diyorsam, onunla size: “Hakikati sevin, iyi olanı sevin, ışığı sevin, birbirinizi sevin, gerçek yaşamı sevin” demek istediğimi bilin. (297, 58 – 58)
  11. Sizi sevdiğim gibi, birbirinizi ve de kendinizi sevmenizi istiyorum. Çünkü size sadece belli sayıda insanları yönetmeyi ve yönlendirmeyi emanet etmedim, bilhassa bana karşı olan ilk göreviniz kendinize dikkat etmenizdir. Tanrınız´ın yaşayan kopyası olduğunuzu bilerek birbirinizi sevin. (133, 72)
  12. Dünyada halkıma emanet ettiğim misyon büyük ve çok müşküldür. Ondan dolayı her devirde size ilham vermek için ve kanunlarımın içeriğini daha fazla beyan etmek için size uğradım.
  13. Sevginin, iyiliğin ve adaletin kanunu her devirde getirdiğim ruhi mirastır. Dersten derse insanlığın kanunlarımı bir tek kanunla birleştirilebildiğini anlamasına çabaladım. O da sevgi kanunudur. Yaşamın kaynağı olan Baba’yı sevin. Baba’nın bir parçası olan insanları sevin. Rab´bin yarattığı ve düzenlediği her şeyi sevin.
  14. Sevgi nedendir, prensiptir, bilgeliğin, yüceliğin, gücün, yükselişin ve yaşamın tohumudur. Yaratan´ın ruh için önceden planladığı gerçek yoldur ki, insan basamaktan basamağa, yurttan yurda hep bana daha büyük bir yakınlığı hissetsin.
  15. Eğer insanlık başlangıçtan beri putperestlik ritüelleri ve fanatizmin pençesine düşmek yerine, ruhi sevgi yoluyla Tanrı’ya ibadet etseydi, bugün insanların korku ve sefilliği yüzünden gözyaşı vadisine dönüşmüş olan dünya, barış vadisi olurdu. Böylece insan ruhu ölümden sonra ruhsal dünyaya ulaşmak için liyakat kazanmış olurdu ki, ölümden sonra orada ruhun kendi yolunda gelişmesi gerekir. (184, 35 – 38)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 15… Sahte Hristiyanlar, Kilisede Yanlış Öğretiler ve Kötü Durumlar

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 15... Sahte Hristiyanlar, Kilisede Yanlış Öğretiler ve Kötü Durumlar

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 15… Sahte Hristiyanlar, Kilisede Yanlış Öğretiler ve Kötü…

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 15… Sahte Hristiyanlar, Kilisede Yanlış Öğretiler ve Kötü Durumlar – Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Sadece Adı Hristiyanlar
Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsanlığın büyük bir kısmı kendisine Hristiyan der; fakat Usta size: Eğer onlar gerçekten Hristiyan olsaydılar, sevgileriyle, alçakgönüllülükleriyle ve barışla insanlığın geri kalan kısmından üstün gelmiş olurlardı. Ama benim “İkinci Devirde” antlaşma olarak bıraktığım öğretim insanların kalbinde değil, yaşamıyor ve insanların eylemleriyle çiçek gibi gelişmiyor. O öğreti sadece tozlu kitaplarda saklanıyor ve ben insanlara kitaplar hakkında konuşmak için gelmedim.
  2. Bir kitap yerine ben size hayatımı, sözlerimi ve eylemlerimi, acılarımı ve insan olarak ölümümü getirdim. Kendisine Hristiyan diyen insanlığın büyük bir kısmının barışa ve Christus´un merhametine sahip olmayışının nedeni şudur: Çünkü insanlar Christus´u örnek almadılar ve O´nun öğretisine göre yaşamadıkları için. (316, 5)
  3. Öğrencilerim, beni dinleyin ki, eski inanç şekliniz aklınızdan yok edilsin. Hristiyanlık birbirlerini sevmeyen, kardeşlerini yanlış yargılarla inciten, hor gören ve tehdit eden gruplara ayrıldı. Size söylüyorum, onlar sevgisiz Hristiyanlardır. Ondan dolayı da Hristiyan değildir, çünkü Christus sevgidir.
  4. Bazı insanlar Tanrı Yahve´yi insancıl hatalarıyla intikamcı, zalim ve yeryüzünde en kötü hâkimlerden daha kötü bir ihtiyar adam olarak hayallerinde yaşatırlar.
  5. Bunu size birisiyle alay edin diye söylemiyorum, bilhassa hayalinizdeki Tanrı´nın sevgisini arındırın diye söylüyorum. Şimdi bana geçmişte nasıl taptığınızı biliyorsunuz. (22, 33 – 35)
  6. Kendilerine Hristiyan diyen halklar nasıl oluyor da savaşla birbirlerini yok ediyorlar ve hatta kardeşlerini öldürmeden önce bana dua ediyorlar ve benim onlara düşmanlarını öldürmek için zafer getirmemi istiyorlar? Sevginin olması gereken yerde nefretin, affın olması gereken yerde intikam egemen olursa, benim tohumum varlığını sürdürebilir mi? (67, 28)
  7. Çeşitli tarikat ve dinden olan insanlara ruhu layık olduğu yere koymak için maddi zenginlikleri hak ettiği yere havale etmeyi beceremediğini söylüyorum. Eğer insanlar kanunlarımı yerine getirmiş olsalardı, çoktan onlara vaat edilen ülkeyi buradan görürlerdi ve orada yaşayanların seslerini duyarlardı.
  8. Benim varlığıma ve benim Tanrı olduğuma inandığınızı iddia ediyorsunuz. Benim dileğimin yerine gelmesini de diliyorsunuz. Size doğrusunu söyleyeyim: İmanınız ve elimde olanlara teslimiyetiniz ne kadar da kıt! Ama içinizdeki gerçek imanı uyandıracağım ki, sizin için açtığım yolda güçlü olun. (70, 12 – 13)
  9. Bugün sizin kendinizi kurban edin diye kanınızı talep etmiyorum. Sizden istediğim birbirinize karşı sevgi, dürüstlük, doğruluk ve özgeciliktir.
  10. Size böyle öğretiyorum, talimat veriyorum ve Tanrınız´ın öğrencisi olarak sizi bu üçüncü devirde yetiştiriyorum, çünkü dünyanın gidişatına vurdumduymazlıkla bakıyorsunuz ve özellikle kendinizi çok sefillik ve acıların olduğu yerdeki insanların yerine koymadığınız içindir.
  11. Aranızda büyük eşitsizlikler var, çünkü kendilerini kral diye adlandırabilmeleri için onlara sadece bir tacın eksik olduğu efendiler görüyorum ve emir altında gerçek köleleri görüyorum. Bundan bir mücadele kaynaklandı. Bu dünyada zengin olan efendiler arasında kendisine Hristiyan diyen birçokları vardır, fakat size söylüyorum, benim adımı hemen hemen hiç bilmiyorlar.
  12. Çevresindeki insanları yakını olarak görmeyenler, zenginlikler biriktirenler ve diğer insanlara ait olanları ele geçirenler eş duyuma sahip olmadıkları için Hristiyan değildir.
  13. Ruhaniyet ve materyalizm arasındaki mücadele başlayacak ve insanlık çatışmaya karışacak. Fakat adaletin gelmesi için ne kadar çok acılara katlanmak zorunda kalacaklar! (222 43 – 45)

İmansızlar ve İman Yobazları

  1. Size söylüyorum, sizin için şüphecilik ve ret yanlış kanaatleri ve yalanları hakikat yerine saymaktan daha iyidir. Şüphe ve bilgisizlikten kaynaklanan dürüstçe hayır demek sizin için yanlış şeyleri sahtekârlıkla uygun görmekten daha zararsızdır. Anlayışa acıkmış olan şüphe herhangi bir efsaneye kesin inançtan daha iyidir. Bağırarak ışığı arayan şaşkınca belirsizlik yobazlıktan ve taparcasına emin olmaktan daha iyidir.
  2. Bugün her yerde inançsızlar, hüsrana uğrayanlar ve zehir gibi acılaşmış insanlar çoğunluktadır. Ritüellere değer vermeyen o asiler çoğunlukta diğerlerinden daha berrak görürler. İnsanlara ruhen önderlik eden diğer insanlardan duydukları garantiler onları ikna etmiyor. Çünkü o karmaşık teoriler berrak suya susamış kalplerini etkilemiyor, korkularını yatıştırmıyor.
  3. Çoğunlukta sizin asi sandığınız insanların sorularında kendisini eğitilmiş ve yüksek sananların yanıtlarından daha çok kavramış olmanın ışığı vardır. O insanlar kendilerini tanrısal öğretinin ustası diye adlandıran birçok insandan daha berrak hissetme, görme, sezme, duyma ve kavrama gücüne sahiptirler. (248, 12)
  4. Hakikat ne kadar akla yatkın ve basittir! Ruhaniyet ne kadar berrak ve basittir! Ve fakat inatla kendi yobazlığının ve geleneklerinin karanlığında kalmaya direnenler için ne kadar da zordur. Onun anladığından daha çok şeylerin olduğunu aklı kavrayamıyor, Onun için Tanrısı ve kanunu olan gelenek ve ritüelleri bırakmaya kalbi karşı geliyor.
  5. Benim hakikatimi büsbütün kavramak istemeyenlerden tiksindiğimi mi sanıyorsunuz? Hayır, çocuklarım, merhametim sonsuzdur ve yardım etmek ve hapishanelerini terk etmeleri için yöneldiğim insanlar tam onlardır ki, ışığımı görmekle sevinsinler. İmanda uyanmaları için gerekli sınavlar onlar için saklıdır. O sınavlar onların gücünden daha ağır olmayacak. Onlar herkesin ruhuna, yaşamına ve herkese bilgece uygun dersler olacak.
  6. Oradan, o karanlık beyinlerden, dini yobazlıktan hasta kalplerden ve bilgisizlikten hakikatin büyük ve tutkulu askerlerinin ortaya çıktığını göreceksiniz. Çünkü kendilerini zincirlerinden ve karanlıklarından kurtardıkları ve ışığı gördükleri o günde sevinç çığlıklarını tutamayacaklar ve benim onları ruhen gelişmenin basamağında gerçek vatana doğru kaldırmamla var gücüyle dünyayı kurtarmak için geri geldiğimi bağırarak duyuracaklar. (318, 48 – 50)

Christus´un Öğretisinin Sahteleştirilmesi ve Onun Sonuçları

  1. Sözlerimi “İkinci Devirde” size konuştuğum gibi ayni ruhi anlam içeriğiyle veriyorum ve unuttuğunuz veya atalarınızın sözlerimi yanlış yorumlamalarından ötürü sırtınızı döndüğünüz talimatlarımın birçoğunu size hatırlattım.
  2. Öğretilerime çok aykırı davrandınız ki, benim yolumdan çok farklı bir yol yaptınız, ama ona ayni adı verdiğinizi söyleyebilirim. Benden başka hiç kimse sizi yanılgılarınızdan yaşamın sözleriyle, sevgiyle ve hakikatle kurtaracak durumda değildi.
  3. Beni dinlediğiniz için sözümü anlayıp kavrayın, o zaman içinizde ışık olacak. Ruhun reenkarnasyonunun (ruhun yeni bir vücutla ölümden sonra tekrar dünyaya gelmesi) gerçek olduğunu, tanrısal adaletin ışığı olarak insanlığın başlangıcından beri var olduğunu ve reenkarnasyonsuz ruhun mükemmelleşme yolunda ilerleme gösteremeyeceğinizi size berraklıkla söylediğim bu devirdir. (66, 63 – 65)
  4. Kiliselerin insanlara ruh hakkında verdikleri bilgiler çok azdır. Fakat şimdi onlar uyuşukluklarından uyanacaklar ve endişe ve korkularını yenenler kutsanacaklar ve onlar gizledikleri hakikati insanlığa açığa çıkaracaklar. Ben onları affımın ışığıyla, merhametimle ve bilgeliğimle aydınlatacağım.
  5. İnsanlar, kiliselerin insanın dünyada sırf ahlaklı bir yaşamı için olmadığını, bilhassa insan ruhunu sonsuz vatanına (cennete) yönlendirmek için var olduğunu anlayacaklar ve o zaman insanlık ruhi gelişme yolunda bir adım ilerlemiş olacak. (109, 15 – 16)
  6. Jesus olarak insanlar arasında yaşadıktan sonra, “asker” veya elçi olarak hep öğretimi eylemleriyle tasdik eden, insanlığın öğretimi tersine çevireceği için önlem olarak insanlar yolladım. Ama birçok “sağır” ve “körler” sözlerimi yanlış yorumladıkları için farklı düşüncedeydiler ve böylece çeşitli tarikatların doğmasını sağladılar. Fakat eğer insanlar o zaman ruhen bölünmüşse, en üstün kanunuma göre birbirlerini nasıl sevebilirlerdi?
  7. Bundan ötürü size insanlar uygarlığı yıktıkları için uygarlığın sırf sahte görüngü olduğunu söylüyorum. İnsanlık dünyayı kanunumun, adaletimin, sevgimin temeli üstüne inşa etmedikleri sürece, barışa ve ruhun ışığına kavuşamayacak ve o erdemlerle yükselişe doğru gelişen – hem ruhen, hem de bilim ve ahlâkta – bir gerçek dünya kurup onu şekillendiremeyecek. (192, 17)
  8. Sadece yenilenme ve mükemmelleşme ideali sizi hakikatin yoluna geri döndürecek.
  9. Tanrı’nın kanunlarının bilirkişileri olarak kendisini hissedenler size sizin ahlaksızlığınız ve söz dinlememeniz yüzünden sizi cehennem ateşi beklediğini söylüyorlar ve sadece günahlarınızdan pişman olursanız, vücudunuza eziyet edip onu yaralarsanız ve maddi kurbanlar Tanrı’ya sunarsanız, Tanrı’nın sizi affedeceğini ve cennete alacağını söylüyorlar. Size doğrusunu söyleyeyim, onlar yanılıyorlar.
  10. Kutsal vahiylerin büyük ustası olarak hayran olduğunuz insanlar tarafından yönlendirilirseniz ve ben onları yanılanlar olarak görüyorsam, nereye ulaşacaksınız? Ondan ötürü bu öğretinin ışığıyla size geliyorum ve bu sizin sevgimin yolunda ilerlemenizi sağlayacak. (24, 46 – 47)
  11. İnsanlar, benim talimatlarımın gerçek anlamını size yaşam vermek için ölen Christus yerine, O´nun yansıması bile olmayan bir Christus göstermek için gizlediler.
  12. Sizi eğiten Usta´ya sırtınızı çevirmenin sonuçlarını bugün görüyorsunuz. Etrafınız acılarla dolu, acınacak durumunuz sizi yıkmış ve bilgisizliğin acısını çekiyorsunuz. Fakat insanın içinde uyuyan yeteneklerinizin ve yetilerinizin uyanma vakti geldi ve münadiler gibi yeni bir devrin başladığını bildiriyorlar.
  13. Kiliseler, bilim ve insanların adliyesi onlar için yabancı ve zararlı etkisi olan bunun yayılmasına engel olmaya çalışacaklar. Fakat ruhun uyanmasını ve ilerlemesini engelleyen hiç bir güç olmayacak. Özgürlüğe kavuşma günü yaklaşıyor. (114, 5 – 8)
  14. Beni tanıdıklarını iddia edenler beni dünyada kötü temsil ettiler ve onun için birçok insan bana sırtını döndü.
  15. Kendilerine ateist diyenlerden beni kalplerinden attıkları için hesap sormayacağım, bilhassa hakikati sahteleştirerek insanların kabul edemediği bir Tanrı’yı gözler önüne serenlerden hesap soracağım.
  16. Her devirde bildirdiğim adaletli, sağlıklı ve iyi olan her şeyde hakikat vardır.
  17. Hakikati yine sevme saati geldi. Bu demektir ki, siz yine adaletli ve iyi olan şeylerin farkına varacaksınız. Siz benden doğduğunuz için yüce, sonsuz ve halis olana (Tanrı’ya) çabalayıp ulaşmalısınız. (125, 22 – 25)
  18. Evet, İsrail, insan kalbi hep maddi eşyaları sevdi ve kulak güzel seslerle canlandı. Ondan dolayı insan “İkinci Devirde” size Hristiyan öğretisi olarak getirdiklerimi “dine” çevirmekle değiştirdi.
  19. İnsan kalbinde bencillik, açgözlülük ve kibir hep uyandı ve bunlar kendilerini kral ve efendi yaptılar öyle ki, insanları benim vasalım ve kölem yapmak için ve onları günahın zincirine bağlamak, karanlığa, yönelimsizliğe ve şaşkınlığa sürüklemek için halk onların önünde eğilsin. (363, 36)
  20. Bu devrin din adamları benim sözümü ve yeni yazılarımı inceleyecekler ve: “Bu şekilde konuşmuş olan sen kimsin?” diye soracaklar. Tıpkı din bilginleri ve Ferisilerin eskiden beni reddederek bana: “Musa Peygamberin kanununu uygulamayan ve yerine yeni bir kanun koyan sen kimsin?” dedikleri gibi diyecekler. O zaman onlara üç vahyin benim öğrettiğim ve uyguladığım tek bir kanun olduğunu anlamalarını sağlayacağım.
  21. Beni bu devirde yargılayanların çoğu “İkinci Devirde” benden şüphelenenlerden birisidir. Fakat ben onları yaşattım ve yeniden dünyaya yolladım ki, benim kanunumun zaferini görsünler ve gözlerini ışığa açsınlar. (234, 46 – 47)

Hristiyanlıkta Yanlış Gelişmeler ve Dengesizlikler

  1. İnsanlığın büyük bir kısmı kendisine “Hristiyan” adını “Christus” kelimesini anlamını bilmeden ve hem de O´nun öğretisini tanımadan veriyor.
  2. Benim size eskiden verdiğim sözlerimi, size örnek olmamı ve size öğretimi ne hale getirdiniz?
  3. Gerçekten o devrin insanlarından daha çok gelişmiş insan mısınız? Neden onu ruhunuzun eylemleri yoluyla ispat etmiyorsunuz? Bu yaşamın sonsuz olduğunu mu sanıyorsunuz, yoksa sırf bilim yoluyla mı gelişeceğinizi sanıyorsunuz?
  4. Size kanunu uygulamanın gerçek yolunu öğrettim ki, orada gerçek Tanrı’ya tapılan, insan yaşamının Baba´ya sevgi hediyesi olduğu ve O´nu çevresindeki insanları sevmekle sevdiği ve böylece onu yaratan Tanrı’ya ve Usta´ya ödün verdiği, bu dünyayı bir tapınağa çevirin.
  5. Fakat bugün insanlara geri geldiğim için burada ne buluyorum? Yalan ve bencillik hakikat ve insan sevgisinin yerini aldılar; gurur ve kibir uysallık ve alçakgönüllülüğün yerini, putperestlik, fanatizm ve bilgisizlik ışığın ve yükselişin ve ruhi gelişmenin yerini aldılar. Görev aşkı ve dürüstlüğün olması gereken yerde çıkarcılık ve kutsal şeyleri bozmak egemen olmuş; kardeşlik, barış ve sevginin yerini nefret ve kardeşler arasında kavga almış.
  6. Fakat tüccarları tapınağımdan kovmak için geleceğim, tıpkı “İkinci Devirde” Yeruşalim´de onları tapınaktan kovduğum gibi ve onlara bir kere daha: “Dua binasını tüccar dükkânına çevirmeyin” diye söyleyeceğim. İnsanların hepsinin gerçek kürsünün önünde hizmet etmesini, artık yanılgı içinde kalmamalarını ve öğretilerime verilen yanlış yorumlardan ötürü bilgisizlikten yanlış yola düşmemelerini öğreteceğim. (154, 15 – 20)
  7. Benim ve elçilerimin örneği benim izimden gitmeye çabalayan herkes tarafından ideal olarak alınmadı. Birçokları hizmetçi olmak yerine efendiye dönüştüler, kalplerini üstünlük ve kibir duygusuyla doldurdular ve sadece zenginlik, ihtişam ve şerefe değer verdiler. Yoksulların acılarını bu arada unutup diğer insanların sefillik ve acıları karşısında hissiz ve vurdumduymaz kaldılar. Ondan ötürü insanlar hakikati ararken, bir mezhepten öbür mezhebe gidiyorlar. Ondan ötürü beni özgürce bulmak için yeni tarikatlar kurmak onların ruhi ihtiyacıdır.
  8. Eskiden azizler ve Tanrı gibi el üstünde tutulan insanlar bugün hayal kırıklığına uğramış insanlık tarafından reddediliyor.
  9. İnsanlar artık günah çıkarmak için rahipleri aramıyorlar ki, o rahipler onların günahlarını affetsin, çünkü onu layık bulmuyorlar. Sonsuz cehennem ateşiyle tehdit etmek onları etkilemiyor ve günahkârların kalbini ürkütmüyor.
  10. Bu ruhi yönelimsizlikten faydalanarak kurt çalının arkasında pusuda bekliyor.
  11. Bana hizmet eden herkesin ve beni temsil edenlerin vazifesi insanlar arasında barışı sağlamaktır, fakat bu devirde yaptıkları bunun tam tersidir. Herkes kendisini birinci sanıyor, herkes en güçlü olmak istiyor ve bu arada da tek güçlü olanın herkesin içinde olan ben olduğumu unutuyor.
  12. Şimdi size neden “İkinci Devirde” yeniden geleceğimi vaat ettiğimi anlayabilirsiniz; size neden yeniden ders verdiğim şimdi anlaşılıyor. Sadece benim sözüm ruhunuzun üstündeki kara bağı çözebilir ve sırf benim sevgimin sizi günahlarınızdan arındırmaya gücü yeter. (230, 23 – 28)
  13. Kanunuma karşı suç işleyenler ve ona aykırı davrananlara yargım gelecek. Mükemmel Usta’nın düzeltmeyeceği bir tek suç bile olmayacak. Yanılgıya düşürülmenize izin vermeyin: hatalarınızı düzeltin ve insanları yargılamayın. Sizi asla cezalandırmadığımı anlayın. Kendinizi cezalandıran sizsiniz.
  14. Bilmeden günah işleyene ışık getiriyorum ve bilerek günah işleyeni pişmanlığa teşvik ediyorum öyle ki, ikisi de affıma güvenle işlediği günahı düzeltmeye başlasın. Bu bana ulaşmanın tek yoludur.
  15. İnsanları çeşitli mezheplere yönelten siz din bilginleri, bunların hepsini göz önünde bulundurun. Dua edin ve sorumlu olduğunuz insanların ruhi gelişimine yardımcı olun. Yanılgılarınızdan pişman olma zamanı şimdi geldi ve ruhun ölümü ve karanlığı olan insanların materyalizmine karşı savaş başlıyor. Ondan ötürü hakikatimden yararlanın, sözüme silah olarak sarılın ve öğretilerimi uygulayın.
  16. Herhangi bir mezhebi tercih etmiyorum. Ben sizin tarafınızda olmak zorunda değilim, bilhassa siz benim tarafımda olmalısınız. Çünkü bunu yaparsanız, hepiniz ruhen birleşmeyi başarmış olacaksınız. (162, 27 – 30)
  17. Spiritüalizm dolu öğretim bu halkın kalbinde filizlenecek ki, gelecekte hakikatin ve yaşamın meyvesini versin. Benim sözüm bütün dünyada yayılacak ve bu sözün arıtmadığı, aydınlatmadığı ve yargılamadığı bir tek yer bile bırakmayacak.
  18. O zaman halklar ruhsal yaşama uyanmaya başlayacaklar ki, o yaşam gerçek ve sonsuzdur. İnsanlar baştan savma ve maddi ibadet şekillerini ortadan kaldırıp kanunumun esansına yönelmek için sınırlayacaklar.
  19. İnsanlık ruhaniyetin verdiği gücün farkına varacak ve bakışlarını onu yüzyıllar boyunca durduran her şeyden öbür tarafa çevirecek.
  20. Eğer insanlar iyi niyetli değilse ve birbirlerini sevmiyorlarsa, Hristiyanlığın sembolü olan milyonlarca haçın yeryüzünde olmasının ne faydası vardır?
  21. Dış görünüşlerin insanlara artık gücü yetmiyor. Artık saygı kalmadı, ne iyi niyetlilik, ne de insanları incitmekten pişmanlık. Ondan dolayı sembollerin ve ibadet şekillerinin yok olacağını, onların zamanı geçtiği için ve insanları ışığa götüren, onları yükselten ve bana yönlendiren içten tapma olacağını, size söylüyorum. (280, 63 – 67)

ÜCÜNÇÜ ANTLAŞMA Bölüm 13… Jesus´un ve Elçilerinin Misyonu ve Misyonunun Anlamı

ÜCÜNÇÜ ANTLAŞMA Bölüm 13... Jesus´un ve Elçilerinin Misyonu ve Misyonunun Anlamı

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  Bölüm 13… Jesus´un ve Elçilerinin Misyonu ve Misyonunun Anlamı

=> PDF

ÜCÜNÇÜ ANTLAŞMA Bölüm 13… Jesus´un ve Elçilerinin Misyonu ve Misyonunun Anlamı – Jesus Christus´un Vahyi

Tercüme: Jasmin

Tanrı’nın Eski İmajının ve Yanlış Geleneklerin Düzeltilmesi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. Tanrı Baba’nın sevgisinin ve bilgeliğinin ne kadar çok büyük olduğunu göstermek için Christus olan Jesus size bu dünyada verdiğim en berrak ders örneğidir. Jesus, Tanrı’nın yeryüzüne yolladığı yaşayan mesajıydı ki, O´nun sizi yaratan yüce niteliklerini tanıyasınız. İnsanlar, Tanrı Yahve´de öfkeli ve uzlaşmaz bir Tanrı’yı, korkunç ve intikam dolu hâkimi gördüler, fakat Tanrı sizi Jesus yoluyla bu yanılgınızdan kurtardı.
  2. Usta´da insan olan Tanrı’nın sevgisini görün. O bütün eylemlerinizi alçakgönüllü yaşamı, kendisini kurban etmesi ve merhametiyle yargıladı. Fakat sizi ölümle cezalandırmaktansa, size sevgi olan gerçek yaşamı göstermek için kendi kanını sundu. O tanrısal mesaj insanların yaşamını aydınlattı ve tanrısal Usta’nın insanlara getirdiği söz kiliselerin ve tarikatların başlangıcı oldu ki, o kiliseler ve tarikatlar yoluyla onlar beni aradılar ve hâlâ arıyorlar. Fakat size doğrusunu söyleyeyim, benim mesajlarımın özünü onlar henüz anlamadılar.
  3. Aslında insanlık, Tanrı’nın çocuklarına olan sevgisinin sonsuz olduğuna, o Tanrı Jesus´ta insanlara olan sevgisinden ötürü öldüğü için inanıyor. Hatta onlar Jesus´un hâkimleri ve cellatları önünde çektiği acılardan etkilendiler ve Oğul’da Baba’yı yavaş yavaş tanıdılar, ama Tanrı’nın insanlara o bakire kızla başlayan ve Betanya´da “bulutla” sona eren vahiyle söylemek istediklerinin anlamı ve önemi bugüne dek doğru dürüst anlaşılmadı.
  4. “Sözün” Baba´ya doğru “bulut” üstünde yükseldiği gibi, ayni “bulut” üstünde geri gelmem ve size Jesus´un doğumu, yaşamı, eylemleri ve ölümüyle bildirilen her şeyin anlamını açıklamam gerekiyordu.
  5. Jesus´un eskiden vaat ettiği hakikatin ruhu, bu (Meksika´da 1866 – 1950) tanrısal beyandır. O beyan, karanlıkları aydınlatmak, insanların aklının ve kalbinin kavrayamadığı gizemleri açıklamak için geldi. (81, 46 – 49)
  6. “İkinci Devirde” hakikatimin vaazını insanlığa örnek olarak verdim. Suçsuz ve bilinçsiz hayvanların faydasız yere kurban edilmesini kendimi mükemmel bir sevgi öğretisine kurban etmekle kaldırdım. O halk kendi geleneksel bayram gününde beni kurban ettiği için beni “Tanrı’nın Kuzusu” diye adlandırdınız.
  7. Gerçekten insanlara kurtuluşun yolunu göstermek için kanım akıtıldı. Benim tanrısal sevgim çarmıhtan aşağıya o insanlığa ve bütün devirlerin insanlarına döküldü ki, insanlık bu örnekten, o sözlerden, o mükemmel yaşamdan ilham alsın ve kurtuluşu, günahlardan arınmayı ve ruhun yükselişini bulsun. (276,15)

Jesus´un Örnek Olması

  1. Jesus´un size uygulamanız gereken prensipleri ve uygulamaktan uzaklaştığınız prensipleri göstermesi gerekiyordu.
  2. Size bütün uysallığımın, sevgimin, bilgeliğimin ve merhametimin şahitliğini yaptım ve kalbinizin etkilenmesi ve aklınızın uyanması için sizde acıların kâsesinden içtim. Kalplerin iyiliğe doğması gerekiyordu ve kendimi size sevgimden ötürü çarmıha gerilişimi görmemin acısı bir diken gibiydi ki, o diken Baba´ya ulaşmanız için hepinizin sevgiden ötürü acı çekmeniz gerektiğini size hatırlatsın. Çarmıhını sırtına yükleyip izimden gitmek isteyen herkese vaadim ruhta sonu gelmeyen sonsuz huzur ve en yüce mutluluktur. (240, 23 – 24)
  3. Christus örnektir ve örneğiniz olsun; ondan dolayı ben insan oldum. Jesus´un insanlığa getirdiği hangi vahiydi? O´nun sevgisi, tanrısal bilgeliği, sonsuz merhameti ve kudreti.
  4. Size söylüyorum: Beni örnek alın ve siz benim yaptığım ayni eylemleri yapacaksınız. Size Usta olarak geldiğim için size yerine getirmesi mümkün olmayan veya insanların kavrama gücünün ötesinde öğretiler vermeye gelmediğimi kavrayın.
  5. Yani Jesus´un size öğrettiği o eylemleri yerine getirirseniz, size sözünü ettiğim yaşamın bolluğuna ulaşmış olacağınızı kavrayın. (156, 25 – 27)

Jesus´un Öğretisinin Önemi

  1. Jesus´un öğretisi – insanların incelemesi için verilen ilke ve o açık kitap – dünyanın hiçbir milletiyle, hiçbir nesille ve herhangi bir ırkla kıyaslanamaz. Çünkü adaletin kanununu veya insan sevgisi öğretisini size getirenler benim tarafımdan yol hazırlayıcıları, haberciler olarak yollandı, fakat Tanrı olarak gelmediler. Sadece Christus size Tanrı olarak geldi. O size insan kalbinin duyduğu en berrak ve yüce talimatı getirdi. (219, 33)

Tayin, Öğrenme Zamanı ve Jesus´un Öğrencilerinin Sınavları

  1. Bu devirde benim vaiz hocası olarak etkinlik gösterdiğim yılları düşündünüz – öğrencilerimi hazırladığım ve onlarla birlikte yaşadığım üç yılı. Onların hepsi eylemlerimi gördü ve kendileri görevlerine hazırlanırlarken, kalbime girmeyi ve Usta´daki temizliği, haşmeti ve bilgeliği görmeyi başardılar.
  2. Eskiden eylemlerim sansasyon uyandırmak için değildi. Dünyadaki yaşam tarzım gösterişsizdi; fakat hazırlıklı olanlar benim varlığımın ve yaşadığı zamanın önemini sezdiler.
  3. Böylece öğrencilerimi seçtim, onların bir kısmına nehir kenarında rastladım ve onlara: “Peşimden gelin!” diyerek onları görevlerine atadım. Onlar bakışlarını bana yönelttikleri anda, onlara konuşanın kim olduğunu anladılar ve böylece birer birer onları seçtim. (342, 21)
  4. Dünyada vaaz verdiğim sürece, öğrencilerimin usta olduklarını ve insanların onları dinlemeleri gerektiğini asla söylemedim. Onlar henüz öğrenciydi – sözümün ışığında onun cazibesine kapılmış – benim izimden isteyerek gidiyorlardı, ama henüz hata yapıyorlardı, çünkü kendileri değişip insanlara örnek olarak etkinlik gösterinceye kadar zamana ihtiyaçları vardı. Onlar, tanrısal sevginin keskisiyle yontulan kaya parçalarıydı ki, onlar da öylece taşları ilerde elmaslara dönüştürsünler. (356, 39)
  5. Her zaman öğrencilerimi sınavdan geçirdim. Kaç kere Petrus´u sınava soktum ve sadece bir kere sendeledi. Fakat onu bu eyleminden ötürü kötü yargılamayın, çünkü onun inancı alevlendiği, vaaz verdiği ve hakikate şahitlik yaptığı zaman, insanlar arasında meşale gibiydi,
  6. Tomas’ı yargılamayın; kaç kez eylemlerime ellerinizle dokunabilir durumda olmuş olduğunuzu ve o zaman bile şüphelendiğinizi düşünün. Ustası´nı otuz gümüş paraya satmış olan sevgili Yahuda Işkariot’u hor görmeyin; çünkü onun pişmanlığından daha büyük bir pişmanlık olmadı.
  7. Ben onları size örnek olarak hizmet eden ve insanlığın belleğinde sonsuza dek unutulmayan öğretiler bırakmak için kullandım. Yüreksizliklerinden sonra pişman oldular, kendilerini değiştirdiler ve görevlerini kayıtsız şartsız yerine getirmek için kendilerini adadılar. Onlar gerçek elçiydiler ve her nesil için bir örnek bıraktılar. (9, 22 – 23)

Elçi Yuhanna

  1. Hatırlayın: Vücudum çarmıhtan indirilip sonra gömüldüğü zaman, şaşkınlık içinde ve olan biteni kavrayamayan öğrencilerim Usta’nın ölümüyle her şeyin sona erdiğine inanıyorlardı. Onların bana imanları alevlenmesi ve sözlerimi kavramalarının güçlenmesi için beni bir kez daha görmeleri ve kulakları beni yeniden işitmeleri gerekliydi.
  2. Şimdi size öğrencilerimin arasında hiç şüphelenmeyen, sınavlardan dolayı sendelemeyen ve beni bir an bile yalnız bırakmayan bir öğrencim olduğunu söyleyebilirim. O sadık, cesaretli, ateşli ve en sevimli Yuhanna´ydı.
  3. Bu sevgiden ötürü, onlar çarmıhın altında dururlarken, Maria’yı ona emanet ettim ki, o da Maria’nın kusursuz kalbinde gelecekte sevgi bulsun ve onu bekleyen mücadelede Maria’nın yanında güçlensin.
  4. Onun kardeşleri, diğer öğrenciler arka arkaya cellattın ölüm darbesini yerken ve böylece kanlarıyla ve yaşamlarıyla vaazını ettikleri hakikati ve Ustası´nın adını mühürlerken, Yuhanna ölümü yendi ve onların elinde şehit düşmedi.
  5. Yalnızlığa sürgün edildiği için Yuhanna´nın peşini kovalayanlar onu o adaya sürdükleri yerde ona büyük bir devirlerin vahyi geleceğini düşünmediler ki, yaşadığınız o vahiy insanlığa nelerin olacağını ve gerçekleşeceğini konuşur.
  6. Yuhanna, kardeşlerine çok sevgi verdikten ve hayatını Christus adına hizmet için göreve adadıktan sonra, onlardan ayrı yaşamak zorundaydı, ama Yuhanna insanlık için hep dua etti ve sürekli Jesus´un kanını onlar için döktüğü insanları düşündü.
  7. Yuhanna’nın duası, sessizlik, içine dönüklüğü, varlığının temizliği ve düşüncelerinin iyiliği mucizeler yarattı ki, o insan ve onun ruhu, diğer insan ruhları böyle ruhi gelişme için binyıllara ihtiyaç duyarken, kısa bir zaman içinde gelişti. (309, 41 – 44)
  8. Bu dünyada yaşayan insanlara baktığımda, bütün milletlerin benim adımı bildiğini ve milyonlarca insanın benim sözlerimi tekrarladığını görüyorum, fakat size doğrusunu söyleyeyim, ama insanlar arasında birbirlerine sevgi görmüyorum!
  9. Size bu devirde öğrettiklerimin ve bu dünyada olanların hepsi İncil’in Vahiy bölümünün açıklanması ve gerçekleşmesidir. O vahyi elçim Yuhanna yoluyla insanlığa verdim. Yuhanna´yı o Patmos Adası’nda yaşarken, o devirde ruhen cennetin yüksekliklerine, Tanrı’nın olduğu yere, sonsuzluğa, sembollerle başlangıç ve hedefi, alfa ve omegayı göstermek için götürdüğümde, o gerçekleşmiş, gerçekleşmekte olan ve gerçekleşecek olan olayları vizyon yoluyla gördü.
  10. Yuhanna o anda hiçbir şey anlamadı, ama sesim ona: “Göreceklerini ve duyacaklarını yaz!” dedi ve o böylece yazdı.
  11. Yuhanna’yı sürgünde denizi gemiyle geçerek ziyaret eden öğrencileri vardı. O adamlar Jesus´un öğrencisi olan Yuhanna´ya merakla Jesus´un nasıl olduğunu, sözlerini ve mucizelerini sordular. Sevgi ve bilgelikte Ustası gibi olmak isteyen Yuhanna onları sözleriyle şaşırttı. Yaşlılık yaklaştığında ve yaşlılıktan beli büküldüğünde bile Yuhanna’nın Ustası´na şahitlik etmek ve öğrencilerine: “Birbirinizi sevin!” demek için yeteri kadar gücü vardı.
  12. Yuhanna´ya başvuranlar onun ölümünün yaklaştığını gördüklerinde, merakla onun Ustası´ndan öğrendiği bütün bilgelikleri onlara bildirmesi için rica ettiler, fakat o yanıt yerine sadece ve hep: “Birbirinizi sevin!” cümlesini ondan duydular.
  13. İlgi ve hırsla soru soranlar aldatıldıklarını düşünüp yaşlılığın Jesus´un sözlerini Yuhanna’nın belleğinden sildiğini sandılar.
  14. Size Yuhanna’nın sözlerimin bir tanesini bile unutmadığını söylüyorum, bilhassa onun bütün kanunu içeren öğretilerimin özünü konuştuğunu söylüyorum: O öz ise insanlar arasında sevgidir.
  15. Çok sevilen öğrencisi Yuhanna’nın belleğinden çok sevdiği Ustası´nın öğretisi nasıl silinebilirdi? (167, 32 – 37)
  16. “İkinci Devirde”, ben sizden ayrıldıktan sonra, göksel anneniz öğrencilerimi güçlendirip onlara destek oldu. Acılar ve sınavdan sonra, Maria’nın sevgi dolu kalbinde sığınak buldular ve onun sözleri öğrencilerimi günden güne besledi. Tanrısal Usta’nın vekili olarak O´nun öğretisini öğretmeye devam eden Maria sayesinde Jesus´un öğrencileri cesaretlenerek yollarına devam ettiler. Maria öldüğü zaman, öğrencilerin mücadelesi başladı ve her biri onlara gösterilen yoldan gittiler. (183, 15)

Elçi Petrus ve Pavlus

  1. Öğrencim Petrus´un Saul tarafından ölünceye kadar onun peşini kovalama davasını unutmayın. Sadık elçime sınavında yalnız olmadığını ve gücüme güvendiği zaman, onun peşini kovalayanlardan koruyacağımı ispat ettim.
  2. Saul, Petrus´u tutuklamak için ararken, tanrısal ışığım ona sürpriz yaptı. Işığım Saul´un kalbinin derinliklerine kadar ulaştı ve bunun üzerine o varlığım karşısında yere yıkıldı, sevgimin önünde yenildi, öğrencime karşı niyet ettiği görevi sonuna kadar yerine getirmekten aciz, içinin derinliklerinde bütün varlığının değişmesini hissetti ve Christus´a imanla döndü. Petrus´u aramaya acele eden Saul, artık onu öldürmek için değil, daha ziyade Petrus´un ona Tanrı’nın sözleri hakkında talimat vermesi ve onun eylemlerine katkıda bulunması için arıyordu.
  3. O andan itibaren Saul, Pavlus oldu ki, o isim değişmesi onun tamamen ruhi değişimi ve tamamen Tanrı’ya dönüşünü gösterir. (308, 46 – 47)
  4. Pavlus, benim on iki elçimden birisi değildi, soframda yemek yemedi, ne de talimatlarımı dinlemek için yolumdan gitti. Doğrusu Pavlus bana inanmadı, ne de bana inananlara sevimli gözle baktı. Saul´un kalbinde o an yayılmaya başlayan elçilerime emanet ettiğim tohumu yok etme fikri vardı. Ama Saul kendisinin benimkilerden birisi olduğunu bilmiyordu. O Mesih´in gelmesi gerektiğini biliyordu ve buna inanıyordu. Fakat Saul alçakgönüllü Jesus´un Kurtarıcı olabileceğine inanamıyordu. Kalbi dünyanın kibirleriyle doluydu. Ondan dolayı da Rab´bin yanındaki varlığını hissetmedi.
  5. Saul, Kurtarıcısı´na karşı geldi. Öğrencilerimin ve mesajlarımı elçilerimin ağzından dinlemek için onlara yönelen insanların peşini kovaladı. Ve ben ona o benimkilerin peşini kovalayayım derken, sürpriz yaptım. Saul´un kalbinin en hassas yerine dokundum ve onun ruhu beni beklediği için beni tanıdı. Ondan dolayı sesimi duydu.
  6. O uzaklara kadar bilinen adamın bu yolla Tanrı’ya dönüşü benim dileğimdi ki, dünya onun şaşırtıcı eylemlerini görebilsin ve onun eylemleri sizi iman ve anlayışa teşvik etsinler.
  7. O andan itibaren hayatını sevgiye ve insanlara adayan ve Ustası´na olan sevgisinden ve O´nun tanrısal talimatlarından ilham alan o adamın hayatını ayrıntılarıyla neden gözden geçirelim?
  8. Pavlus, sözlerimin en büyük elçisiydi, bana şahitliği sevgi, dürüstlük, hakikat ve ışıkla doluydu. Onun eskiden materyalizme olan sevgisi çok yüksek bir maneviyata ulaştı, onun sertliği ise sonsuz uysallığa dönüştü ve böylece elçilerimin peşini kovalayan o adam sözlerimin tohum ekicisi, Rabbi´nin tanrısal mesajı için yaşayan, hayatını ona adayan ve çeşitli milletlere, illere ve köylere götüren yorulmayan gezgin vaiz hocası oldu.
  9. Sevgili halk, işte burada Tanrı’ya dönüşün güzel bir örneğini ve insanların beni hiç duymamış olmasına rağmen, büyük bir elçim olabileceklerini görüyorsunuz. (157, 42 – 47)

Elçilerin Mükemmel Örnekliği

  1. “İkinci Devirde” benim haricimde öğrencilere Ustaları yanlarında olmadan dünyayı dolaşırlarken, kim cesaret verdi? Onların her birinin eylemleri hayran olmaya değer görünmüyor mu? Ama her insan gibi onların da zayıf yanlarını olduğunu size söylüyorum. Daha sonra sevgi ve imanla doldular. Dünyada koyunlar gibi kurtlar arasında olmak ve insanların peşlerini kovalamaları ve alay edilerek yollarında gitmek onların cesaretini kırmadı.
  2. Elcilerim, mucize yaratma gücüne sahiptiler. Onlar kalpleri hakikate döndürmek için o lütuftan yararlandılar.
  3. Jesus´un sözlerini elçilerimin ağzından duyanlara ne mutlu, çünkü benim öğretim onlarda değişmeye uğramadı, daha ziyade bütün berraklığıyla ve hakikatiyle insanlara sunuldu. Ondan dolayı insanlar, onları dinledikleri zaman, ruhlarında Rab´bin varlığını ve benliklerinde bilmedikleri bir güç, bilgelik ve haşmet hissettiler.
  4. O fakir ve alçakgönüllü Celileli balıkçılarda onurlu bir örneğiniz var: Sevgi yoluyla ruhi balıkçılara dönüşerek, halkları ve krallıkları Jesus´tan öğrendikleri sözlerle sarstılar ve dirençleri ve fedakârlıklarıyla halkları Tanrı’ya dönmeye ve ruhi barışın gerçekleşmesine hazırladılar. Krallardan dilencilere kadar – onların hepsi gerçek Hristiyanlığın yaşandığı günlerde barışımı öğrendi.
  5. Spiritüalizmin o devri insanlar arasında uzun sürmedi; fakat her şeyi bilen ben, yeniden geleceğimi bildirdim ve vaat ettim, çünkü bana ihtiyacınız olacağını biliyordum. (279, 56 – 60)

Hristiyanlığın Yayılması

  1. Öğretim, öğrencilerimin ağzında ve eylemlerinde bilgisizliğe, putperestliğe ve materyalizme karşı savaşan sevginin ve ışığın kılıcı gibiydi. Efsane ve geleneklerinin yıkılışının yaklaştığını görenlerde kızgınlık çığlığı yükselirken, ayni zamanda diğer kalplerden sevinç marşı yükseldi, kendilerini ümide ve hakikate susayanların imanına ve günah yüküyle yüklülerin karşısında ışıklı bir yol açıldı.
  2. Ruhsal yaşamı inkâr edenler, cennet hakkındaki vahiyleri duydukları zaman, diğerleri o ruhi yaşamı sezerken ve ondan adalet ve kurtuluş ümit ederken ve Baba´ya dünyaya biricik Oğlu´nu gönderdiği için teşekkür ederken, öfkelendiler.
  3. Kalplerinde Tanriları´na ruhi berraklıkla hizmet etmek ve sevmek için, O´na olan kutsal sevgi özlemini koruyanlar, yollarını aydınlanmış gördüler, sözlerimi pekiştirdiklerinde, zihinleri açıldı ve ruhlarında ve kalplerinde bir canlanma gördüler. Christus´un talimatı gerçek ruhi ekmek olarak onların içlerindeki sonsuz boşlukları doldurdu ve onun mükemmelliği ve anlamı ruhlarının bütün özlemlerini fazlasıyla gerçekleştirdi.
  4. Yeni bir devir yükseldi, sonsuzluğa götüren ışıklı bir yol açıldı.
  5. Ruhi yükselişin, sevginin ve şefkatin ne güzel duyguları, imanla aydınlanmış olanlarda sözümü almak için uyandı! Nasıl bir cesaret, nasıl bir metanet bir an bile cesaretini yitirmeden her şeyin acısını çekmekten ve yenmekten anlayan kalplere eşlik etti!
  6. Yoksa Usta’nın kanı henüz taze olduğu için mi? Hayır, halk: O kanın ruhi esansı – o tanrısal sevginin maddeden vücut olması idi – kurumayacak, ne de yok olacak. O bugün eskisi gibi mevcut, canlı ve yaşam sıcaklığına sahiptir.
  7. Onun nedeni ise o kalplerde kendilerini ona adadıkları ve onun için kanlarını feda ettikleri hakikat sevgisi aynen olmasından gelir ki, böylece Ustaları´nın dersini öğrendiklerini ispat etmek içindi.
  8. O yüce ruhlulukla feda edilen kan bütün engelleri ve musibetleri yendi.
  9. Sözümün öğrencilerinin maneviyatı ile putperestlik, materyalizm, bencillik ve fanatiklerin eski geleneklerinde bilgisizliği veya vücudun zevkinin tadını çıkarmak için yaşayan paganlar arasında nasıl da büyük zıtlık kendini gösterdi! (316, 34 – 42)
  10. Hayat yolunuza iyi örnek olan eylemlerinizin tohumunu ekin, benim talimatlarımı sahteleştirmeyin. Benim öğretilerimi öğretmek ve açıklamak için zevke tapmayan “İkinci Devirdeki” elçilerimi örnek olarak alın. İnsanlığın sonradan düştüğü putperestliğin suçu o elçilerime verilemez. Onların elleri Tanrı’ya ruhuyla tapmak için asla kilise kürsüleri ve saraylar yapmadılar. Ama onlar insanlığa Christus´un talimatlarını getirdiler, hastalara sağlık, fakirlere ve kederlilere ümit ve teselli ve yolunu şaşırmışlara Ustaları gibi kurtuluş getirdiler.
  11. Bugün bildiğiniz Hristiyan dini, elçilerimin uyguladığı ve öğrettiği öğretinin yansıması bile değildir!
  12. Size bir kere daha o öğrencilerimde alçakgönüllülüğün, sevginin, merhametin ve yükselmenin mükemmel örneklerini görebileceğinizi söylüyorum. Onlar ağızlarının konuştuğu hakikati kanlarıyla mühürlediler.
  13. Artık insanlık sizden imanınıza şahitlik etmeniz için kan talep etmeyecek, ama doğruluğu isteyecek. (256, 30 – 33)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 12… Acılar, Ölüm ve Diriliş

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 12... Acılar, Ölüm ve Diriliş

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 12… Acılar, Ölüm ve Diriliş

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 12… Acılar, Ölüm ve Diriliş
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan tercüme: Jasmin

Jesus´un Ömür Boyu Çektiği Zahmetler ve Acılar
Rab şöyle konuşuyor…

  1. İnsanlar arasında yaşayıp hayatımı örnek bir ders kitabı yaptım. Bütün acıları, denemeleri, mücadeleleri, fakirliği, çalışmayı ve zulümleri yaşadım. Yakınlarım tarafından reddedilmeyi, nankörlüğü ve ihaneti, uzun süren günlük işleri, açlığı, susuzluğu, alay edilmeyi, yalnızlığı ve ölümü yaşadım. Bütün insanlığın günahlarının yükünün benim üstüme yüklenmesine izin verdim. İnsanların ruhumu sözlerimde ve hatta görülebilir durumdaki son kaburga kemiğimde delinmiş vücudumda incelemesine izin verdim. Tanrı olmama rağmen, alay edilen kral, çırılçıplak edilen oldum ve utanç çarmıhını da tepenin yamacına, eşkıyaların öldürüldüğü yere kadar taşımak zorunda kaldım. İnsan olarak sırf sözlerin Tanrı’sı olmayıp eylemlerin Tanrı’sı olduğumun ispatı orada sona erdi. (217, 11)
  2. Saat yaklaştığında ve Son Akşam Yemeği sona erdiğinde, Jesus öğrencilerine son talimatları vermişti. O her zaman orada dua ettiği Zeytin Bahçesi’ne gidip Babası´na: “Rab, eğer mümkünse, o acıların kâsesini benden al, ama benim dileğim değil, daha ziyade senin dileğin olsun!” dedi. Sonra beni ele verecek olan öğrencim beni tutuklayacak olan bir insan sürüsüyle bana yaklaştı. Onlar: “Nasıralı Jesus kimdir?” diye sorduklarında, Yahuda Ustası´na yaklaşıp onu öptü. Jesus´un sakince soğukkanlılığını gördüklerinde, adamların kalbinde korku doğup etkilenmişlerdi ve bir kere daha: “Jesus hanginiz?” diye sordular. Onlara doğru gidip: “Buradayım, o benim!” dedim. O andan itibaren acılarım başladı.
  3. Beni rahiplerin, hâkimlerin ve güçlülerin önüne getirdiler. Beni sorguya çektiler, yargıladılar ve Musa’nın kanununa karşı geldiğimi ve imparatorun egemenliğini yıkmak için bir krallık kurmak istediğimi öne sürerek bana dava açtılar. (152, 6 – 7)

Yahuda´nın İhaneti

  1. Birçok fırsatta sırf bana inananların yanında değil, bilhassa bana ihanet eden, zulüm eden ve yargılayanlara sevgimi beyan ettiğimi hatırlamıyor musunuz? Şimdi bütün alaylara izin vermemin nedenini sorabilirsiniz. Ve size yanıtlıyorum: Onların tamamen düşüncelerinin ve eylemlerinin özgürlük içinde gerçekleşmesini sağlamam gerekliydi ki, kendimi beyan etmem için uygun fırsatlar sağlansın. Ve böylece herkes dünyaya öğrettiğim merhamet ve sevgiyi öğrensin.
  2. Yahuda´nın kalbini bana ihanet etmeye teşvik etmedim; o kalbi karanlık düşüncelerle doluyken, kötü bir düşüncenin aleti olmuştu. Fakat o öğrencimin vefasızlığı karşısında onu affettiğimi gösterdim.
  3. Size alçakgönüllülüğümün örneğini göstermek için elçilerimden birisinin bana ihanet etmesi gerekmezdi. Ustanız, alçakgönüllülüğü insanların ona sunduğu her fırsatta ispatlardı. Usta’nın dünyaya tanrısal alçakgönüllülüğünü göstermesi için alet olması o elçiye düştü. Jesus´un ölümüne neden olan o insanın zayıf olduğunu düşündüyseniz, size söylüyorum ki, yanılıyorsunuz. Çünkü ben kendimi size tamamen feda etmek için geldim. Eğer o bu yolla olmasaydı, emin olabilirsiniz ki, o başka yolla olurdu. Ondan dolayı Ustası´na borçlu olduğu sevgisinin kararması ve sadakatinin kaybolduğu bir anda kardeşiniz olan o elçimi lanetlemenize ve yargılamanıza hakkınız yoktur. Eğer ona beni öldürmenin suçunu yüklüyorsanız, kanımın bütün insanların kurtuluşu için aktığını bildiğiniz için neden onu kutsamıyorsunuz? Sizin hiç birinizin deneyimlerde yenilmemesi için dua etmesi ve yalvarması daha iyidir, çünkü din bilginlerinin ve Ferisilerin ikiyüzlülüğü hâlâ bu dünyada varlığını sürdürüyor. (90, 37 – 39)

Jesus´un Acıları

  1. Başkâhin Kayafa beni sorguya çektiği zaman, bana: “Sen Tanrı’nın Oğlu Mesih isen, söyle bize” diye konuştuğunda, ben de ona: “Kendin söyledin işte!” diye yanıt verdim. (21, 30)
  2. Birkaç gün önce benim eylemlerime hayran olan ve kutsayan kalplerin birçoğu onları unuttular ve bana nankörlük edip beni hor görenlerle birlik oldular. Hiçbir insanın belleğinden kaybolmaması için o fedakârlığın çok büyük olması gerekliydi.
  3. Dünya ve o dünyanın parçası olan siz beni suçladınız, benimle alay ettiniz ve hiçbir insanın aşağılanamayacağı şekilde aşağıladınız. Bana içmek için sunduğunuz kâseyi içip boşalttım. İnsanlar arasında belirlenmiş olan sevgimi adım adım yerine getirdim ve kendimi çocuklarıma hediye ettim.
  4. O´nu kanlar içinde ve solurken görmelerine rağmen, ne mutlu Tanrı’ya inananlara!
  5. Fakat daha ağır bir şey beni bekliyordu: iki eşkıya arasında bir ağaca çivilenerek ölmek. Ama o kitapta yazılıydı ve ondan ötürü yerine gelmesi gerekiyordu ki, ben esas Mesih olarak fark edileyim. (152, 8 – 11)
  6. Size şimdi verdiğim talimat için “İkinci Devirde” çoktan bir örnek verdim. Jesus çarmıhta asılıydı, Kurtarıcı çok sevdiği insan kalabalığı karşısında çarmıhta can çekişiyordu. Her kalp O´nun çaldığı bir kapıydı. Seyircilerin arasında insan kitlelerini yöneten insan vardı, kilise efendisi, gümrükçü, Ferisi, zengin, fakir, sefil ve saf kalpli. Onların bir kısmı o saatte ölmek üzere olanın kim olduğunu O´nun eylemlerini ve iyiliklerini gördükleri için biliyorlardı, diğerleri ise masum kanı akıtmaya susamış ve intikam hırsıyla “Yahudilerin Kralı” diye alay ettikleri kişinin ölümünü hızlanmasını sağlıyorlardı. Ama O sadece bir halkın kralı değil, özellikle yeryüzünde bütün milletlerin ve uzaydaki bütün dünyaların kralı olduğunu onlar bilmiyorlardı. Jesus son bakışını o insan kitlesine yöneltirken, merhamet dolu sevgi ve acımayla Babası´na rica edip şöyle dedi: “Baba, onları affet, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar.”
  7. O bakış, hem O´nun için ağlayanları, hem de O´nun acılarına sevinenleri kapsıyordu, çünkü Baba’nın sevgisi olan Usta’nın sevgisi herkese ayni şekilde geçerlidir. (103, 26 – 27)
  8. Jesus´un varlığından rahatsız olanlar tarafından kışkırtılan halk O´nu yaraladığı, işkence ettiği ve dayak sonucu sıradan bir insan gibi kanını akıttığı gün geldiğinde ve sonra onlar O´nun herhangi bir insan gibi ölümle pençeleştiğini gördüğünde, Ferisiler, halkın ileri gelenleri ve rahipler memnunlukla: “Kendisine Tanrı’nın Oğlu diyene, kendisini kral sanana ve Mesih diye tebliğ edene bakın!” diye ilan ettiler.
  9. Jesus, Babası´nın diğerlerinden daha ziyade onları affetmesini diledi ki, onlar kutsal yazıları bilmelerine rağmen, O´nu reddettiler ve insan kitlesi önünde O´nu dolandırıcı yerine koydular. Onlar Tanrı’nın kanununun öğretmeni olduklarını iddia etmelerine rağmen, Jesus yargılanırken, aslında ne yaptıklarını bilmeyen onlardı. O kalabalık halk arasında gördükleri böyle bir haksızlık karşısında acılar içinde olanlar ve böyle bir adaletli insanın kurban edilmesi karşısında gözyaşı dökenler vardı. O erkekler ve kadınlar saf kalpli, alçak gönüllü ve yüce ruhlu insanlar olup kurban edilenin kim olduğunu biliyorlardı ve onlar Usta’nın ölümüyle ne kaybettiklerini anladılar. (150, 24 – 25)
  10. Size konuşan çarmıhta ölümle pençeleşerek cellattın hizmetkârları tarafından zulüm ve işkence edilmiş olan ve gözlerini sonsuzluğa yönelterek: “Baba, onları affet, çünkü onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar!” diyendir.
  11. O Tanrı’nın affına bütün insanları dâhil ettim, çünkü ben insanların geçmişini, şimdiki zamanını ve geleceğini görebiliyordum. O kutsal saatte sizin bu devirde benim sözümü duyacağınızı gördüğümü hakikaten ve ruhen söyleyebilirim. (268, 38 – 39)
  12. Yüksek çarmıhtan aşağıya gözlerimi insan kitlesine yönelttiğimde, Maria’yı (Jesus´un annesi) gördüm ve ona Yuhanna hakkında: “Anne, bu senin oğlun”, Yuhanna´ya ise: “Oğul, bu senin annen!” dedim.
  13. Yuhanna o saatte o cümlenin anlamını anlayabilen tek kişiydi, çünkü insan kitlesi öyle kördü ki. “Susadım!” dediğim zaman, onlar benim susuzluğumu fiziksel olarak anlayıp ben ruhumun almak istediği sevgiye susarken, bana öd ve sirke verdiler.
  14. Yanımdaki iki eşkıya da ölümle pençeleşiyordu, fakat onlardan birisi benimle alay edip kendisini mahvederken, diğeri inancın ışığıyla aydınlığa kavuştu. O adam Tanrı’yı rezillik içinde çarmıhta çivili ve ölümün eşiğinde görmesine rağmen, O´nun Tanrı olduğuna inanıp O´na: “Kendi krallığına girdiğinde beni an” dedi. Bunun üzerine o kadar çok inançtan etkilenerek: “Sana doğrusunu söyleyeyim, sen bugün benimle birlikte cennette olacaksın” dedim.
  15. O an Jesus´un kalbinde kopan fırtınaları kimse bilmiyor. O anda orada vuku bulan tabiat faciaları O´nun yalnızlığında kalbinden geçenlerin zayıf bir yansımasıdır. Tanrısal Ruh´un acıları öyle büyük ve gerçekti ki, kendisini o anda zayıf hisseden bedeni: “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?” diye haykırdı.
  16. İnsanlara yaşamayı öğrettiğim gibi, ölmeyi de öğrettim. Ayni zamanda beni aşağılayan ve zulüm edenleri bile affedip Baba´ya: “Onları affet, onlar ne yaptıklarını bilmiyorlar!” derken, onları kutsadım.
  17. Ruhu dünyayı terk ederken, O: “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum” dedi. Mükemmel bir ders örneği yerine geldi, Tanrı ve insan olarak konuştum. (152, 12 – 17)
  18. Dimas´ın kurtuluşu bulması için sadece bir an yetti ve o hayatının son anıydı. O adam çarmıhtan bana seslendi ve Tanrı’nın Oğlu diye adlandırılan Jesus can çekişmesine rağmen, O´nun Mesih ve Kurtarıcı olduğunu hissediyordu ve kalbinin bütün pişmanlığıyla ve ruhunun bütün alçakgönüllülüğüyle kendisini O´na teslim etti. Ondan dolayı ona cenneti ayni günde vaat ettim.
  19. Bilmeden günah işleyen, ama hayatının sonunda kalbinin alçakgönüllülüğüyle ve imanıyla bana seslenen herkese onun asil ve yüksek bir yaşamı tanımasını sağlamak için onu dünyanın acılarından yukarı doğru çeken merhametli sevgimin şefkatini hissettireceğimi size söylüyorum. (94, 71 – 72)
  20. Evet, sevgili Dimas, imanının ödülü olarak seni götürdüğüm benimle ışığın ve ruhi barışın cennetindeydin. Jesus´ta – can çekişen ve kanlar içinde – Tanrı olduğunu şüphelenenlere kim söyleyebilirdi ve O´nun sağında can çekişen eşkıyada ışıktan ruhun gizli olduğunu kim bilebilirdi?
  21. Zaman geçti ve ruh huzur bulduğunda, beni reddeden ve benimle alay edenlerin çoğu hakikatimin ışığına girdiler. Ondan dolayı da pişmanlıkları büyük, izimden gitme istekleri de yok edilemez türdendi. (320, 67)
  22. Bana “İkinci Devirde” kılıf olarak hizmet eden vücut can çekişirken ve ben çarmıhtan aşağıya doğru son sözlerimi söylediğimde, ne o an, ne de uzun zaman sonra anlaşılan son sözlerimin arasında: “Tanrım, Tanrım, neden beni terk ettin?” sözü vardı.
  23. Bu sözlerden dolayı birçokları şüphelendi, diğerleri ise onun yüreksizlik, bocalama, bir zayıflık anı olduğunu düşündükleri için şaşkındılar. Fakat bu sözün son söz olmadığını düşünemediler, bilhassa o sözden sonra kudret ve berraklık dolu bir söz daha: “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum!” ve “Tamamlandı!” diye beyan ettim.
  24. Şimdi hatalarınızı aydınlığa çıkarmak için geri geldiğimden ötürü ve sizin gizem diye adlandırdığınız şeyleri aydınlığa kavuşturmak için size söylüyorum: Çarmıhta asılıyken can çekişmem uzun, kanlıydı ve Jesus´un vücudu bütün insanların vücudundan çok daha hassastı. O uzun süren agoniye katlanmak zorundaydı ve ölüm kolay kolay gelmedi. Jesus dünyadaki görevini bitirmiş, son sözünü söylemiş ve son öğretisini vermişti. Sonra o işkence görmüş vücut, paramparça et ruhun bedenden ayrılışını hissedince, acılar içinde Rab´be: “Baba, Baba, beni neden terk ettin?” diye sordu. O yaralı kuzunun çobanına yumuşak ve acı dolu feryat çağrısıydı. O Christus´un, “sözün” Jesus´ta insan olduğunun ve O´nun acılarının gerçekten olduğunun ispatıydı.
  25. Bu sözlerin Baba ile sonsuza dek bir olan Christus´a ait olduğunu söyleyebilir misiniz? İnsanlığın körlüğünden ötürü lime lime edilmiş Jesus´nun vücudunun inlemesi olduğunu şimdi biliyorsunuz. Fakat Rab´bin okşaması o paramparça vücuda indiğinde, Jesus sözlerine devam etti ve sözleri: “Baba, ruhumu ellerine bırakıyorum” ve “Tamamlandı!” idi. (34, 27- 30)
  26. Jesus çarmıhta asılı kalırken, sevgisinin sesinden ve O´nun sözleriyle getirdiği adaletinden – ki, O hakikatin kendisi gibi çıplak öldü – sarsılmayan hiçbir insan ruhu yoktu. Jesus´un hayatını araştıranlar, ne O´ndan önce, ne de O´ndan sonra O´nun gibi eylemler başaran birisi olmadığını keşfettiler, çünkü onlar insanlığı kurtaracak olan Tanrı’nın örnek eylemleriydi.
  27. Uysalca kurban edilmeye geldim, çünkü kanım sizi değiştirip kurtaracağını biliyordum. Son dakikalarıma kadar sevgi dolu dille konuşup sizi affettim, çünkü size yüksek bir öğreti vermeye ve size mükemmel örneklerle sonsuzluğa giden yolu taslak çizerek göstermeye geldim.
  28. İnsanlık, bedenin zayıflıklarını arayarak, beni amacımdan caydırmak istiyordu, fakat ben caymadım. İnsanlar beni Tanrı’yı kötülemeye ayartmak istiyorlardı, fakat O´nu kötülemedim. İnsanlar beni daha çok incittikçe, ben de onlara karşı o kadar çok acıma ve sevgi duydum ve onlar benim vücudumu daha çok yaraladıkça, o kadar çok kan ölü inançlı insanlara yaşam vermek için o vücuttan aktı.
  29. O kan, insan ruhuna gideceği yolu çizdiğim sevginin sembolüdür. Adalete acıkanlara inancımın sözlerini ve ümidini, ruhta yoksullara vahiylerimin definesini bıraktım.
  30. Ancak insanlık bu devirden sonra dünyaya kimin gelmiş olduğunu kavradı. Bunun üzerine Jesus´un eylemleri mükemmel ve tanrısal olarak kabul edildi, olağanüstü olarak farkına varıldı. Ruhtan yaratıklarda ne kadar çok pişmanlık! Ne kadar çok vicdan azabı! (29, 37 – 41)
  31. Eğer “yol, hakikat ve yaşam” olan Jesus görevini yedi sözden oluşan duayla bitirdiyse ve son olarak Babası´na: “Ruhumu ellerine bırakıyorum!” dediyse, O Usta’nın çırağı ve öğrencisi olup olmadığınızı, Baba´ya itaat ve mütevazılık saygınız olmadan bu dünyadan göçüp göçemeyeceğinizi düşünün. Tanrı’nın sizi korumasını dilemeden, gözlerinizi bu dünyaya kapatıp kapatamayacağını düşünün, çünkü o gözleri ölümden sonra diğer yerlerde yeniden açacaksınız.
  32. Jesus´un bütün hayatı Babası için sevgi kurbanı olmaktı. O´nun çarmıhta can çekişme anları sevgi duası, insanlar için dilek ve aftı.
  33. İnsanlık, size gösterdiğim bu yoldu. Ustanız´ın izinden gidin ve size mutluluğun kaynağı olan kucağıma sizi almaya söz veriyorum.
  34. Ben, Christus, Jesus yoluyla Baba’nın görkemini, bilgeliğini ve gücünü gösterdim. Ruhlarında inanca, akıllarında ışığa ve kalplerinde barışa ihtiyacı olanlara sıhhat getirmekle mucizeler yaratmak için güç kullanıldı. Sevginin tam kendi kudreti olan o güç acı çekenlere onlara tamamen kendimi vermekle yağdırıldı. O derece ki, o gücü kendi vücudum için ihtiyacım olan ölüm anımda kullanmadım.
  35. Vücudumun acı çekmesini önlemek için bendeki o gücü kullanmadım. Çünkü insan olarak dünyaya geldiğimde, sizin için acı çekmek ve size elle tutulabilir tanrısal ve insancıl sonsuz sevgimi ve olgunlaşmamış insanlara, acı çekenlere ve günahkârlara merhametimi ispat etmek amacıyla geldim.
  36. Gösterdiğim bütün güçler – ister bir cüzzamlıya şifa getirmem, bir köre görmesini sağlamam, sakatları hareket ettirebilmem, isterse günahkârları Tanrı’ya döndürmem ve ölüleri diriltmem olsun – insanlara gösterdiğim Tanrı’nın bana verdiği bütün yetkiler onlara hakikatimin ispatını vermek içindi. Tabiat güçlerine, yaşam ve ölüme olan yetkimi ispat etmekle, bu gücü kendi çıkarım için kullanmak istemiyordum. Böylece vücudumun çarmıh acılarını ve ağrıları tatmasına izin verdim.
  37. Gerçi benim gücüm vücudumun acılarını önleyebilirdi, ama sizin gözünüzde o zaman hangi ödülü hak etmiş olabilirdim? Acılarımı önlemek için kendi gücümü kullansaydım, insanların kavrayabileceği hangi önderliği bırakmış olurdum? O anlarda kendi gücümü kullanmamak ve Tanrısal gücü reddetmek vücudun ağrılarını, insanların nankörlüğü karşısında üzgünlüğü, yalnızlığı, can çekişmesini, ölümü hissetmek ve yaşamak için gerekliydi.
  38. Ondan dolayı Jesus´un ağzı ölüm saatinde çektiği acılar gerçek olduğu için yardım istedi. Ama o ateşler içinde ve yorgun Jesus´un vücudunu saran sadece fiziksel bir ağrı değildi, ayni zamanda o vücut yoluyla işkence görmüş, kendi kör, nankör ve kibirli çocukları tarafından alay edilmiş ve o çocuklar için kanını akıtan Tanrı’yı ruhen hissetmeydi.
  39. Jesus, ona can veren ruh yoluyla güçlüydü ve o ruh Tanrı’nın Ruhu´ydu. O ağrılara karşı ağrı hissetmez ve O´nun peşini kovalayanlara karşı yenilmez olabilirdi, ama O´nun gözyaşları dökmesi, insan kitlesi önünde yere yıkılmasını hissetmesi, vücudunun yorgun olması ve vücudundaki kanın son damlasına kadar aktıktan sonra ölmesi gerekliydi.
  40. Böylece görevim bu dünyada bitti. Yeruşalim´e girdiği zaman, halk tarafından birkaç gün önce kral ilan edilenin bu dünyada varlığının sonu böylece sona erdi. (320, 56 – 61)

Öbür Dünyada Jesus´un Kurtuluş Eylemi

  1. İnsanlığın ilk çağlarında insan ruhu o kadar az gelişmişti ki, o insanlardaki ölümden sonra ruhi bir yaşamın varlığını içten kavrayabilme eksikliği ve öldükten sonra ruhun gideceği yeri bilmemeleri, ölürken ruhun vücudu terk etmesiyle derin bir uykuya dalmasına neden oldu ve bu uykudan yavaş yavaş uyandılar. Fakat Christus bütün ruhlara öğretisini vermek için Jesus´ta insan olduğunda, insanlar arasında görevini bitirdikten hemen sonra, şaşkınlığından kurtulmak ve Yaratan´a doğru yükselebilmek için dünyanın başlangıcından beri onu bekleyen büyük ruh kitlelerine ışığını yolladı.
  2. Sadece Christus o karanlığı aydınlatabilirdi, sadece O´nun sesi uyuyan o ruhları gelişmeleri için uyandırabilirdi. Christus insan olarak öldüğü zaman, O´ndaki Tanrı’nın Ruhu ruhsal dünyaya (öbür dünyaya) ve hatta ölüm uykusunda yatan ruhların bulunduğu o mezarlara ışık getirdi. O ruhlar, o gecede (Jesus´un öldüğü gecede) dünyada dolaşıp kendilerini insanlara görünebilir hale getirdiler ki, Kurtarıcının bütün yaratıklar için yaşam olduğuna ve ruhun ölümsüz olduğuna şahitlik ettiler. (41, 5 – 6)
  3. Erkekler ve kadınlar öbür dünyadan işaretler ve seslenmeler duydular. Yaşlılar ve çocuklar ayni şekilde bu olayların şahidi oldular. Kurtarıcının çarmıhta ölümünden önce tanrısal ışık insanların kalbine girdi. Öbür dünyadaki ruhlar insan ruhlarına seslendiler. Usta’nın insan olarak son nefesini verdiği gün ve O´nun ışığı her mağaraya ve her köşeye girdiğinde – hem maddi dünyaya, hem de ruhi dünyaya – o anda çoktan beri O´nu bekleyen ruhlar ki, onlar maddeleşmiş, şaşkın, yolundan sapmış hasta, vicdan azabının zincirine bağlanmış, haksızlığın yükünü yanında taşıyan ve kendisini ölü sanan ve vücutlarını terk edememiş ruhlar, derin uykularından uyanıp yaşama doğru kalktılar.
  4. Mezardaki ruhlar dünyayı terk etmeden önce, akrabalarına dirilişlerinin ve varlıklarının şahitliğini yaptılar. Böylece bütün dünya o gecenin matem ve acılarında o bildirileri yaşadı.
  5. İnsanların kalpleri (bu olaylar karşısında) sarsıldı ve çocuklar çoktan beri ölmüş olup kısa bir süre için o gün geri gelen ruhlar karşısında ağlıyorlardı. O ruhlar dünyaya sevgi tohumlarını ekmek için gelen ve ayni zamanda ruhi tarlaları süren – o tarlalarda çok ruh yaşar ve o ruhlar ayni şekilde O´nun çocuklarıdır – onlara şifa getiren ve onları bilgisizliklerinden kurtaran Usta’nın şahitliğini yapmak için geri döndüler. (339, 22)
  6. Vücudumu terk ettiğim anda, ruhum hakikatin sözüyle onlara konuşmak için ruhların dünyasına girdi. Size konuştuğum gibi, onlara da Tanrı’nın sevgisi hakkında konuştum, çünkü bu yaşamı gerçekten tanımaktır.
  7. Size doğrusunu söyleyeyim, Jesus´un ruhu bir an bile mezarda kalmadı. O diğer ruhi dünyalarda çok iyilikler yapmak zorundaydı. Sonsuz ruhumun size olduğu gibi onlara da pek çok vahiy beyan etmesi gerekiyordu.
  8. Ruhtan yaratıkların sevmeyi bilmedikleri dünyalar da vardır. Onlar karanlıkta yaşayıp ışığı özlüyorlar. Bugün insanlar sevgisizlik ve bencilliğin egemen olduğu yerde karanlık hâkim olduğunu, savaş ve tutkuların Tanrı’nın cennetine götüren yolun kapısını kilitleyen anahtar olduğunu biliyorlar.
  9. Sevgi ise hakikat olan ışık cennetinin kapısını açan anahtardır.
  10. Bu dünyada kendimi maddi şeylerle beyan ettim. Öbür dünyada kendimi yükselmiş ruhi yaratıklara bildirdim ki, onlar benim ilhamlarımı direkt almaktan aciz olanlara ders versinler. O yüksek parlayan yaratıklar burada olduğu gibi konuşucularımdır. (213, 6 – 11)

Jesus´un Dirilişinden Sonra Görünmesi

  1. Çarmıha gerilişimden birkaç gün sonra, öğrencilerim Maria’nın etrafında toplandıkları zaman, varlığımı Maria´ya hissettirdim ki, o vizyon bir güvercini sembolize etti. O kutsal saatte hiç kimse hareket etmeye ve herhangi bir söz söylemeye cesaret etmedi. O ruhi görünüm esnasında tamamen vecit olmuşlardı. Kalpleri kuvvet ve güvenle çarpıyordu, çünkü o görünüşe göre onlardan ayrılmış olan Ustaları´nın hep onlarla birlikte olacağını biliyorlardı. (8, 15)
  2. Benim size ruhen gelişimin neden hiçbir anlamı olmadığını sanıyorsunuz? Ben insan olarak öldükten sonra, öğrencilerimle konuşmaya devam ettiğimi ve kendimi ruhen onlara gösterdiğimi hatırlayın.
  3. Onların imanını güçlendiren ve misyon görevinde onlara yeni cesaret veren görünümüm olmasaydı, onlara ne olurdu?
  4. Onlardan ayrılışımdan sonra gördüğüm resim üzücüydü: Onların gözyaşları yanaklarından aşağı akıyordu, her an bir hıçkırık göğüslerinden çıkıyordu, çok dua ediyorlar ve korku ve vicdan azabı onlara sıkıntı veriyordu. Biliyorlardı ki, onlardan birisi beni satmış, diğeri beni inkâr etmiş ve hemen hemen hepsi beni ölüm saatimde terk etmişti.
  5. Bütün mükemmelliğin Ustası´nın nasıl şahidi olabilirlerdi? Çeşitli inançta ve tarzda düşünen ve yaşayan insanlara karşı nasıl cesaretli ve güçlü olabilirlerdi?
  6. Tam o anda ruhum onların acılarını dindirmek, imanlarını tutuşturmak ve kalplerini öğretimin idealini alevlendirmek için göründü.
  7. Öğrencilerime görülebilmek ve hissedilebilmek için ruhuma insan gibi şekil verdim, ama benim onların yanında varlığım yine de ruhen idi ve görünümümün elçilerim arasında hangi etkisi ve hangi anlamı olduğuna bakın. (279, 47 – 52)
  8. Kurban olmam tamamlandı, fakat o kalplerin bana eskisinden daha çok ihtiyacı olduğunu bilerek, çünkü içlerinde şüphe fırtınası, acı, şaşkınlık ve korku kükrediği için, onlara sonsuz merhametimin bir ispatını daha vermek için, hemen onlara yaklaştım. Sözlerimin çocuklarıma sevgim ve merhametimle insan şeklini aldım ki, o dünyadaki vücudumun bir kopyasıydı. Böylece kendimi gösterdim ve duyurdum. Sözlerimle o yıkık ruhi yaratıklarda yeniden imanı alevlendirdim. O bu dünyada izimden gidenlere kendimi beyan etmek için yeni bir ders, yeni bir tarzdı. Onlar kendilerini güçlü, ilham dolu, iman yoluyla ve hakikatimi kavramakla değişmiş hissettiler.
  9. Şahidi oldukları ispatlarıma rağmen, onların arasında öğrencilerime ruhen verdiğim beyan ve ispatlarımı inatla inkâr eden birisi vardı. Onun inanabilmesi için benim ruhi varlığıma fiziksel duyu organlarıyla dokunmasına izin vermem gerekiyordu.
  10. Ama bana yakın olan sırf öğrencilerim arasında şüpheciler çıkmadı. Hayır, kasabalarda, şehirlerde ve köylerde de gücümün ispatını gören ve bu eylemlerimden ötürü izimden giden yandaşlarım arasında şaşkınlık, korkak sorular ve duygunluk oluştu. İnsanlar, neden her şeyin bu şekilde sona erdiğini anlayamadılar.
  11. Onların hepsine karşı merhamet doluydum ve ondan dolayı da onlara öğrencilerime olduğu gibi onlardan uzaklaşmadığımın – insan olarak dünyada onlara artık destek olmasam da – ispatını verdim. Her evde, ailede ve halkta bana inananlara ruhi varlığımı çeşitli şekilde hissettirmekle kendimi onların kalplerine beyan ettim. Dünyada Ustası´nı kaybetmek zorunda olan Hristiyan halkların mücadelesi o zaman kalkıp ona vahiy edilen hakikati beyan etmek için başladı. Onların büyük eylemlerini hepiniz bilirsiniz. (333, 38 – 41)
  12. “İkinci Devirde” kendimi öğrencilerime bulutlar arasında son kez gösterdiğim zaman, gözlerinden kaybolduğumda, onların hepsi üzgünlük içindeydi. Çünkü kendilerini o an terkedilmiş hissediyorlardı. Ama sonra Tanrı’nın bir meleğinin onlara: “Celileli adamlar, neye bakıyorsunuz? Bugün göğe çıkarken gördüğünüz Jesus´u ayni şekilde aşağıya indiğini göreceksiniz” diyen sesini işittiler.
  13. O zaman Usta’nın insanlara geri gelişinin ruhen olacağını anladılar. (8, 13 – 14)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 10… Vakit geldiği zaman

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 10... Vakit geldiği zaman

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 10… Vakit geldiği zaman

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 10… Vakit geldiği zaman
Jesus Christus´un Vahyi      

Almancadan tercüme: Jasmin

Kehanet sözleri
Rab söyle konuşuyor…

  1. Babanız, Tanrı’nın “Sözü´nün” aranızda yaşaması için her şeyi önceden hazırladı ve insanlara olan sevgisinin yüce örnekleriyle onlara hatalarını düzeltme yolunu gösterdi.
  2. Önce Tanrı, Mesih´in geliş şeklini bildirecek olan peygamberlere ilham verip eylemlerinin nasıl olacağını, çekeceği acıları ve insan olarak ölümünün nasıl olacağını önceden bildirdi öyle ki, Mesih yeryüzünde göründüğü zaman, kehanetleri bilen kişi hemen onu tanısın.
  3. Jesus olarak aranızdaki varlığımdan yüzyıllar öncesinden Peygamber Yeşaya: “Ondan dolayı Rab size bir işaret verecek: Bakın, bir bakire hamile kalacak ve bir oğlan doğuracak. İnsanlar ona İmanuel diyecekler” dedi. (İmanuel Tanrı bizimledir anlamına gelir.) Bu kehanetle ayrıca benim gelişimi bildirdi.
  4. Davut, ben gelmeden yüzyıllar önce mezmurlarında acılar içinde Mesih´in çarmıha gerilirken çekeceği acıları kehanetlere uygun bir şekilde şarkı olarak söylemişti. O mezmurlarda benim çarmıhta söyleyeceğim yedi sözden bahseder, beni çarmıha götürecek olan kalabalığın beni aşağılamasını, Tanrı’nın benim içimde olduğunu söyleyeceğim sözlerin karşısında insanların bana alay yağdırmasını, insanların nankörlüğünden dolayı vücudumun terk edilmişliği hissedeceğini, bütün çekeceğim işkenceleri ve hatta giysimi paylaşmak için aralarında kura çekeceklerini söyledi.
  5. Benim peygamberlerimin her biri benim gelişimi bildirdi, yolları hazırladı ve doğru işaretleri verdi ki, benim geliş günüm geldiğinde, hiç kimse yanılmasın. (40, 1 – 5)

Yahudi halkında Mesih´i bekleyiş

  1. Dünya şu andaki devirde, tıpkı İsrail halkının beni „İkinci Devirde“ beklediği gibi, beni beklemeye hazır değildi. Benim büyük peygamberlerim ezilenleri özgürlüğe kavuşturacak olan ve dünyayı “sözün” ışığıyla aydınlatmak için bir Mesih´in, Kurtarıcı´nın, Tanrı’nın Oğlu´nun geleceğini bildirdi. O halk daha da çok acı çektikçe, vaat edilen Mesih´ in gelişini o kadar çok özlüyordu. Halk, alçaltmanın ve zulmün kâsesinden daha da çok içtikçe, Mesih´in yanlarında olmasını o kadar çok istiyordu. Ve halk her yerde Kurtarıcı´nın gelişinin yaklaştığını gösteren ipucu ve işaretleri arıyordu.
  2. Nesilden nesile, anne-babalardan çocuklara Tanrı’nın kehanetleri aktarıldı ki, bu da Tanrı’nın seçtiği halkın uzun yıllar boyunca nöbet tutup dua etmesine neden oldu.
  3. Nihayet halkıma geldim, fakat beni beklemelerine rağmen, hepsi beni tanıyamadı: bir kısmı beni manevi açıdan bekliyordu, diğerleri ise materyalist bir yorumla.
  4. Ama benim yanlarındaki varlığımı hissedenlerin dürüstlüğü ve sevgisi bana yetiyordu ve sözlerimin ışığında cenneti gördüler ve beyanlarıma inandılar. Sadakatle izimden gidenler ve beni ruhi Kurtarıcı olarak görmeleri bana yetiyordu, çünkü ben bu dünyadan gittikten sonra, onlar hakikatime şahitlik ettiler.
  5. Mesajım dünyanın bütün milletleri için belirlenmiş olmasına rağmen, çağrım seçtiğim halkın kalbine gitti öyle ki, o halk buna göre sözümün megafonu olsun. Buna karşın sırf o seçtiğim halk benim varlığımı hissetmedi, diğer milletlerden insanlar da benim dünyaya gelişimin işaretlerini keşfettiler ve yeryüzünde varlığımın zamanını sezdiler. (315, 17 – 19)
  6. Her devirde ve her Tanrı’nın vahyinde İlyas insanların yanında görülür.
  7. Henüz Mesih dünyaya gelmemişti, kısa bir zaman sonra insan olarak doğacaktı ve hemen peygamberin ruhu sonradan vaftizci lakabı verilen Yahya´da insan olarak dünyaya geldi ki, o göklerin krallığının yaklaştığını, yani Tanrı’nın “sözünün” insanlar arasında varlığını beyan etti. (31, 61 – 62)

Maria, Jesus´un fiziksel annesi

  1. „Birinci Devirde” çoktan İsrail halkının soy babaları ve peygamberler Mesih´in gelişi hakkında konuşmaya başlamışlardı. Fakat Mesih sadece ruhen gelmedi – O bir kızdan vücut alarak insan olmak için bir kızdan doğarak geldi
  2. Tanrı’nın anne gibi şefkatli Ruhu´nun ayni şekilde insan olması ve kız olarak dünyaya gelmesi gerekiyordu ki, tertemizliğin çiçeği olarak taç yapraklarından Tanrı’nın “Sözü´nün” güzel kokusu – Jesus – etrafa dağılsın. (360, 26).
  3. Nasira´da ruhi temizliğin ve şefkatin çiçeği olan ve Peygamber Yeşaya´nın o kızın rahminden gerçek yaşamın meyvesi doğacağını bildirdiği, Maria adındaki nişanlı bir bakire kız yaşıyordu.
  4. O kıza Tanrı’nın ruhtan habercisi olan bir melek vazifesini bu dünyada o kıza söylemek için indi ve “Selam ey Tanrı’nın lütfuna erişen kız! Rab seninledir!” dedi.
  5. Tanrı’nın gizeminin beyan edilme saati gelmişti ve Mesih´in, Kurtarıcı´nın varlığı hakkında söylenenlerin hepsi hemen gerçekleşmesi gerekiyordu. Ama benim yanlarında varlığımı hisseden ne kadar az kalp vardı, hakikatimin ışığında cenneti tanıyabilen ne kadar az ruhtan yaratıklar gelişime hazırdı. (40, 6 – 7)

Çocuk Jesus´a tapma

  1. Günümüzde insanlık Tanrı çocuk Jesus´a tapmak için doğudan Beytlehem´deki yemliğe gelen o birkaç bilgeyi anar. Bugün bana birkaç kalp: “Rab, o güçlü ve bilge efendilerin senin önünde eğilip seni Tanrı olarak kabul ettikleri doğru mu?” diye soruyor.
  2. Evet, çocuklarım. Benim önümde diz çöken bilim, güç, zenginlikti.
  3. Orada dünyanın Kurtarıcısı´nı kabul eden ve selamlayan çobanlar, kadınlar ve çocukları da mütevazı, sağlıklı ve sade hediyeleriyle vardı. Göklerin şefkatini canlandıran Maria, alçakgönüllülüğü, masumiyeti ve sadeliği temsil ediyordu. Fakat Mesih´in geleceğini bildiren parşömen tomarlarında Tanrı’nın kehanet ve vaatlerine sahip olanlar, dünyaya kimin geldiğinin farkına varmadan derin uykudaydılar. (146, 9 – 11)

Jesus ve Maria arasındaki sevgi bağı

  1. Jesus, çocukluk ve gençlik yıllarını Maria’nın yanında, kucağında geçirdi ve onun yanında anne sevgisini tattı. Kadın olan Tanrısal şefkat Kurtarıcı´nın dünyadaki ilk yıllarını güzelleştirdi, çünkü O büyük acıları, zamanı geldiği zaman tatmak zorundaydı.
  2. Vücudunda Jesus´un geliştiği ve onun yanında Usta’nın yaşadığı o Maria’nın ruhi yükselme, ruhi temizlikte kusurlu olduğunun iddia edilmesi nasıl mümkün olabilir?

Jesus´un bilgisi ve bilgeliği

  1. İnsanlar, kitaplarında Essenliler adında bir tarikattan bilgi edinmek için Jesus onlarla birlikte olmuş diye iddia ediyorlar. Fakat O her şeyi bilen, dünya yaratılmadan önce yaşayan Jesus´un insanlardan öğrenebileceği hiçbir şey yoktu. Tanrı’dan olan insanlardan hiçbir şey öğrenemez. Bulunduğum yerlerde insanlara öğrettim. Bu dünyada Tanrı’dan daha bilge bir insan olabilir mi? Christus insanlara Tanrı’nın bilgeliğini getirmek için Baba´dan geldi. Usta’nız on iki yaşındayken ilahiyatçıları, filozofları ve o zamanın kanun öğretmenlerini tamamen şaşırtmakla size ispat etmedi mi?
  2. Bazı insanlar, insanların zayıf yanlarını Jesus´a yüklediler. O insanlar, kalplerinde taşıdıkları Tanrı ve kusursuz olanı kirletmekten zevk alıyorlar. Bunlar beni tanımıyorlar.
  3. Eğer seyrettiğiniz tabiatın bütün mucizeleri Tanrı’nın düşüncelerinin madde olarak canlanması ise, o zaman Christus´un vücudunun Baba’nın yüce sevgi düşüncesi olarak madde olmasını kabul edemez misiniz? Ondan dolayı Christus sizi sadece ruhen sevdi, etiyle değil. Benim hakikatim asla sahteleştirilemeyecek, çünkü o mutlak ışık ve sınırsız gücü içerir. (146, 35 – 36)
  4. Sizi bu dünyaya getiren görevi yerine getirmek için nasıl saatin uygun vaktini beklemeniz gerektiğine “İkinci Devirde” size bir örnek verdim.
  5. Vücudum – insanların gözü önündeki Jesus – en olgun yaşa gelinceye dek tanrısal görevi yerine getirmek, size sevgiyi öğretmek için bekledi.
  6. O vücut – kalp ve akıl – gelişmenin doruk noktasına ulaştığında, ruhum onun dudakları yoluyla konuştu, bilgeliğim onun aklını doldurdu, sevgim kalbinde yer etti ve o vücutla onu aydınlatan tanrısal ışık arasındaki ahenk çok mükemmeldi ki, ben insanlara: “Oğul’u tanıyan, Baba’yı da tanır” dedim.
  7. Christus, Tanrı’nın hakikatini insanları eğitmek için kullandı. O hakikati bu dünyadan almadı. Ne Yunanlılardan, Babillerden, Esenlilerden veya Fenikeliler, ne de başka birisinden ışık aldı. Onlar cennete götüren yolu henüz bilmiyorlardı ve ben onlara yeryüzünde bilinmeyen şeyi öğrettim.
  8. Jesus, cennetin, sevgi kanununun, adaletin, ışığın ve yaşamın öğretisini insanlara öğretme saati gelinceye dek, çocukluğunu ve gençliğini aktif olarak insan sevgisine ve duaya adadı.
  9. O devirde size beyan ettiğim sözümün anlamını arayın ve onun herhangi bir insan öğretisinden veya herhangi bir o zamanın bilim adamından olup olmayabileceğini söyleyin.
  10. Size söylüyorum, eğer o bilgili insanlardan bilgi edinseydim, o zaman öğrencilerimi onlar arasından seçerdim, elçilerim gibi eğitimsiz ve bilgisiz insanlardan değil. (169, 62 – 68)

Nasıra´da anlayışsız insan çevresi

  1. Ona geldiğim halk bana beni koruyan bir barınak vermekten aciz olduğu için Mısır gibi bir halkın kucağına sığınmak zorundaydım. Ama kalbim sırf bu bir tek acıyı çekmedi.
  2. Mısır’dan geri döndükten sonra, Nasıra´da yaşadığım zaman, sürekli alay edildim ve inançsızlığın sözleri ve hasetle incitildim.
  3. Orada mucizeler yarattım, insanlara sevgimi ve gücümü gösterdim – yanlış anlaşıldım. Hayatımı ve eylemlerimi yakından bilen onlardan bir tanesi bile bana inanmadı.
  4. Vaiz saati geldiği zaman, Nasıra´yı terk ederken: “Size doğrusunu söyleyeyim, hiçbir peygamber kendi ülkesinden ve evinden başka yerde hor görülmez. Sözlerini duyulması için orasını terk etmesi gerekir.” diye konuştum.(299, 70 – 72)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 7… Ruhi öğretinin etkisi ve anlamı

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 7... Ruhi öğretinin etkisi ve anlamı

<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 7… Ruhi öğretinin etkisi ve anlamı

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 7… Ruhi öğretinin etkisi ve anlamı
Jesus Christus´un Vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Beyanların etkisi
Rab şöyle konuşuyor…

  1. 1. Burada, bu sözler karşısında içten ve dıştan, yani hem ruhen, hem de fiziksel açıdan sarsılmayan hiç kimse yoktur. Beni burada dinlerken, o insan yaşamı, ölümü, Tanrı’nın adaletini, sonsuzluğu, ölümden sonra gelen ruhsal yaşamı, iyilikleri ve kötülükleri düşünür.
  2. Sesimi duyarken, içinde ruhunun varlığını hisseder ve o ruhun nerden geldiğini hatırlar.
  3. Beni dinlediği kısa bir zaman süresinde, kendisini çevresindeki insanlarla birlik içinde hisseder ve karakterinin en derinliklerinde onları gerçek kardeşleri, ruhsal dünyanın sonsuzluğundaki kardeşleri olarak farkına varır ki, bu kardeşlere fiziksel akrabalıktan kaynaklanan ve zaten bu dünyada geçici olan kardeşlikten kendisini daha yakın hisseder.
  4. İnsanlar beni algıladıkları zaman, hiçbir kadın ve erkek benim bakışlarımı yokmuş gibi hissetmez. Ondan dolayı hiç kimse önümde utandırıcı ayıp lekelerini örtbas etmeye veya küçültmeye cesaret edemez. Ben insanların o lekelerin bilincine varmasını sağlarım, ama herkesin önünde onları mahcup etmeden, çünkü ben mahcup etmeyen hâkimim.
  5. Aranızda günah işleyenlerin ruhunda bir bulaşıcı hastalık gibi zinakârlar, çocuk katilleri, hırsızlar, kötü alışkanlıklar ve kusurlar keşfettiğimi size söylüyorum. Fakat kalbinizin suçlarını açığa çıkarabildiğimi göstermekle, sadece sözlerimin hakikat olduğunu ispat etmiyorum. Size kötülükleri ve ayartmaları yenmek için silahlar vermekle, size yenilenmeye nasıl ulaşılabileceğini öğretmekle ve içinizde iyiye, yüceye ve tertemiz olan şeylere istek uyandırmakla ve sizde bütün adiliklere, sahteliklere ve ruha zararlı olan şeylere tamamen isteksizlik uyandırmakla, benim talimatlarımın gücünü ispat etmek istiyorum. (145, 65 – 68)
  6. Bugün aydınlığın öncesindeki karanlık günlerde yaşıyorsunuz. Ve fakat – o ışık sisli gökyüzünüzün küçük ağarmış yerinden faydalanarak azıcık ışınlarıyla dünyanın belli bir noktasına ulaşıp kalpleriniz etkiler, insan ruhunu sarsar ve uyandırır.
  7. Bu ışığın sürprizine şaşıp kalanların hepsi yollarında duraklayıp sordular: “Sen kimsin?” Ve ben onlara şöyle yanıtladım: “Ben bu dünyanın ışığıyım, ben sonsuzluğun ışığıyım, ben hakikat ve sevgiyim. Ben sizinle konuşmak için geri gelmeyi vaat etmiş olan ve hakkımda Tanrı’nın ‘Sözü’ olduğum söylenen kişiyim.”
  8. Şam´a giden Pavlus gibi, onların hepsi gururlarını alçakgönüllülüğe çevirdiler, kibirlerini yendiler ve kalpleriyle bana: “Babam ve Rabbim, affet beni. Sana bilmeden zulüm ettiğimi şimdi anlıyorum” demek için mütevazılıkla başlarını eğdiler.
  9. O andan itibaren bu kalpler benim küçük elçilerim oldu, çünkü bu “Üçüncü Devirde” bugüne dek yeni öğrencilerim arasında hiçbir elçim bu kadar çok bağlılıkla elçilerimin peşini kovalamakla beni kovalamadı ve beni bundan sonra bu kadar büyük hislerle de sevmedi. (279, 21 – 24).
  10. Hakikat gizli kalırken, kiliseler yüzyıllar boyunca süren alışkanlık ve yerinde sayma uykusuna daldılar. Fakat Yahve´nin kanununu ve Tanrısal Usta’nın sözünü bilenler, şimdi onlara konuşan bu seste bu devir işin vaat edilen hakikatin ruhunun sesini tanımalılar. (92, 71)
  11. Bu sözü duyduğunuz zaman, kızacağınızı biliyorum, ama insanda insani tabiattan başka ruhi bir parçanın varlığını, ruhen şaşkınlar tanımak istemeyecekler. Ya da insan ruhunun varlığına inanıp da adetlerinin alışkanlığına ve inançlarının kanısına bağlılıktan ötürü ruhun gelişmesi için uzun bir gelişme yolunun gerekli olduğunu inkâr edecekler. (305, 65)
  12. Bu sözleri yazılı olarak bırakacağım ve onlar gelecekteki öğrencilerime ulaşacaklar. Eğer o yazıları incelerlerse, ayni şeyleri taptaze ve capcanlı bulacaklar ve ruhları mutlulukla titreyecek, çünkü o an onlara konuşan onların Usta’sı olduğunu hissedecekler.
  13. Size söylediğim her şeyin sırf beni dinleyenler için olduğunu mu sanıyorsunuz? Hayır, sevgili halkım, sözlerimle buradakilere ve burada olmayanlara, bugün için, yarın çve bütün zamanlar için; ölenler için, yaşayanlar için ve ilerde daha doğacak olanlar için konuşuyorum. (97, 45 – 46)

Yeni sözün getirdiği anlayış ve ümit

  1. Ben, beni aramış olan acı çekenlere, şok olanlara, ağlayanlara, günahkârlara teselli veren sevgi sözüyüm. Sözüm, onların kalbinde susuzluklarını gideren ve kirlerini temizleyen yaşam nehridir. O söz, huzurun ve barışın sonsuz vatanına da götüren yoldur.
  2. Yaşam kavgasının – kurbanları, aksilikleri ve sınavları – adaletli ödülünü ölümden sonra gelen sonsuzlukta almadan, nasıl ölümle sona erdiğini düşünebilirsiniz? Bu nedenle benim kanunum, öğretim vahiyleri ve vaatleriyle kalbinize bir teşvik, okşama ve günlük işlerinizde bir balsamdır. Eğer benin talimatlarıma sırtınızı çevirirseniz, o zaman kendinizi aç ve kudretsiz hissedersiniz. (229, 3 – 4)
  3. Yarattığım insanlara olan tanrısal sevgimle onların benim eserlerimi keşfetmelerine ve bütün yaratılanları kullanmalarına izin veriyorum ki, Tanrı’nın adaletsiz olduğuna bilgeliğini çocuklarından gizlediği için, sebep bulduklarını iddia etmesinler.
  4. Sizi yaratıp size irade özgürlüğü verdim ve o özgürlüğü kötüye kullanmanıza ve böylece beni incitip kanunumun kutsallığını çiğnemenize rağmen, ona saygı gösterdim.
  5. Fakat bugün affımın okşayışını onlara hissettiriyorum ve ruhunu bilgeliğimin ışığıyla aydınlatıyorum öyle ki, çocuklarım arka arkaya hakikatin yoluna geri dönsünler.
  6. Benim ışığım olan hakikatin ruhu ruhta ışık saçar, çünkü siz size bildirilmiş olan her gizemin aydınlanacağı devirde yaşıyorsunuz ki, şimdiye kadar doğru olarak açıklanmayanları anlayın.
  7. Ben kendimi dünyanın bu yerinde beyan ettim ve sözlerimi bütün insanlara hediye olarak bırakacağım. Bu hediye, insanlığın ruhi yoksulluğunu yok edecek. (95, 58)
  8. Herkese doğru şekil ve tarzda Tanrı’ya hürmet etmeyi ilham edeceğim ve doğru şekilde de Tanrı’nın kanunuyla ahenk içinde yaşamayı öğreteceğim ki, tek o kanunun uygulanmasını Rab her birinizin hesabına katacak.
  9. Ah siz insanlar, sonuçta sözümün içeriği ve anlamını tanıyacaksınız. Sonra sırf Tanrı’nın sesinin insanlara konuştuğunu keşfetmeyeceksiniz, ayrıca bütün ruhların da ifadesi olduğunu bileceksiniz.
  10. Benim sözüm cesaret veren sestir, özgürlüğe bağırıştır ve kurtaran gemi demiridir. (281, 13 – 15)

Tanrı’nın sözünün gücü

  1. Benim öğretim insanın her karakter görünümünü geliştirir: hassaslaştırır, kalbi asilleştirir, aklı uyandırır ve derinleştirir ve ruhu yüceltir.
  2. Öğretimden talimatlarımı doğru uygulamayı mümkün kılan esaslı öğrenim haline getirin ki, gelişmeniz ahenkli olsun; böylelikle sizin ona cesaret vermeniz gereken ruhun ideallerine çabalamaksızın, sırf aklinizi geliştirmeyin.
  3. Bütün karakter yapılarınızı, sözümün aydınlık yolunda bulabilirsiniz ki, o yolda kendinizi geliştirip sonsuza dek yetkinleştirebilirsiniz. (176, 25 – 27)
  4. Öğretimin niteliği spiritüeldir, o sizi kötüye karşı mücadelenizde zafer kazandırmak için, aşağıya, sizin ruhunuza akan ışık ve kudrettir. Sözüm sırf sizin kulaklarınıza hoş gelmesin, o ruhun ışığıdır.
  5. Beni ruhunuzla duymak istiyor musunuz öyle ki, o ruhunuz beslensin ve bu talimatların anlamından faydalansın? O zaman kalbinizi temizleyin, aklınızı arıtın ve vicdanınızın size önderlik yapmasına izin verin. O zaman tabiatınızda bir değişmenin etkinlik göstermeye başladığını göreceksiniz – sırf ruhen değil, ayni zamanda ahlaki ve fiziksel bir değişme de. Gitgide olgunlaşma yoluyla ruhun yükselmesi – o berraklığa yavaş yavaş ulaşması – kalbin duygularına ve vücudun sağlığına yansıyacaktır.
  6. Tutkular daha da azalacak, kötü alışkanlıklar zamanla yok olacak, fanatizm ve bilgisizlik daha gerçek inanç ve benim kanunlarımı kavrama karşısında geri çekilecektir. (284, 21 – 23)
  7. Sadece çok az kişinin bileceği ve bütün insanlık tarafından okunmayacak olan bu öğreti, yakında bütün ıstırap çekenlere teselli vermek, inancı tutuşturmak, karanlığı kovmak ve ümit vermek için merhem olarak ulaşacak. O sizi günahtan, sefillikten, acılardan ve ölümden yükseltecek.
  8. O başka türlü olamaz, çünkü ben Tanrısal Doktor, size vahiy olarak vaat edilen teselli edici benim. (295, 30 – 31)
  9. Bir kere ruhen geliştiğinizde, dünyada ulaşmak istediklerine sahip olamadıkları için acı çeken ve ümitsizlik içindeki insanlara rastladığınız zaman, onların materyalizmi benim izimden giden öğrencilerimin ruhi yükselişiyle tezat teşkil ettiğinde, onların memnuniyeti çok büyük olacak. Çünkü onların bu dünyadaki her şeyin geçici olduğu kanısına dayanan çabaları ve dilekleri asil olacak.
  10. Ruhu dünyanın sahte definelerine zincirlemek yerine, insan ruhunu Tanrı’nın Ruhuna yaklaştırmaya çabalayan bir yaşam yoluyla, benim öğrencilerim dünyaya maneviyatın örneklerini konuşacaklar.
  11. Dünya malını sevenlerin (materyalistlerin) gelecek zamanlarda, bu öğretiyi öğrendiklerinde kızacaklarını biliyorum, ama onların vicdanı sadece benim sözümün hakikati konuştuğunu söyleyecek. (275, 5 – 7)
  12. Sizi bekleyen günlük işinizde size yardımcı olacağım. Benim öğretim dünyada büyük değişimlere neden olacak. Geleneklerde ve fikirlerde büyük değişmeler olacak ve tabiatta bile değişimler kendisini gösterecek. Bütün bunlar yeni bir devrin başlangıcını insanlığa gösterecek. Yakında bu dünyaya göndereceğim ruhlar (insanlar) bütün bu kehanetleri dünyanın yenilenmesi ve ileriye doğru gelişmesine katkıda bulunması işin konuşacaklar. Onlar sözlerimi açıklayıp olayların anlamını izah edecekler. (217, 27)
  13. “Üçüncü Devir” diriliş zamanıdır. Ruhlar ölüler gibiydi, vücutları ise mağara mezarlarına benziyordu. Ama Usta onlara gelip yaşam sözünü: “Dışarı çıkın, ışığa ve özgürlüğe doğru yükselin!” dedi.
  14. Kim gözlerini hakikate açarsa ve sonra yaşamını, eylemlerini ve duygularını sevgiyle insanlara dogru yöneltmeyi becerirse, o insan bu dünyayı sürgün yeri veya gözyaşı ve kefaret vadisi olarak görmeyecek, çünkü o hep iç huzuru veren gerçek barışın mutluluğunu hissedecek.
  15. O mutluluğun bu dünyadaki hali, öbür dünyadaki mükemmel barış ve ışığın yansıması olacak. Ruhunun zevk alacağı öbür dünyada ben onu hakkına layık evini hediye etmek için huzuruma kabul edeceğim. (286, 13)

Din adamlarının ve materyalistlerin tepkisi

  1. Size bu devirde konuşanın önceden kehanet yoluyla bildirilmiş olan mucizeler yapacak ve Tanrı’nın seçtikleri ürkütüp şaşkına çevirecek olan ayartıcı olduğunu söylerlerse, şaşırmayın. Size doğrusunu söyleyeyim, benim bu bildirimi böyle yorumlayanların çoğu gerçekten kötülüğe hizmet edenler ve karanlık güçler tarafında olacaklar ve hatta dudakları hep hakikati yaydığını garanti etseler bile.
  2. Ağacın meyvesinden tanındığını unutmayın ve size söylüyorum: Meyve, benim konuşucularım olan bu saf kalpli erkekler ve kadınların zekâsı yoluyla duyulabilir oldu. Tattıkları meyvenin ve onların ruhi gelişmesi aracılığıyla insanlık o ağacı, yani beni tanıyacaklar.
  3. Üçlü birlik ve Maria (Meryem Ana) ruhi eseri kendisini yaymaya başlayacak ve böylelikle birçokları arasında gerçek alarma neden olacak. Onlar, eskiden Baba’nın insanlara verdiği öğretiyi okuyup anlamış kanısında olanlar, insanlığın ulaştığı ruhi gelişmelerinin bilincinde olmadan, felsefelerinin bilgisi ve bilimleri sayesinde kibirlenmişler olacaklar.
  4. Ruhlarının tembelliğinden uyanırlarken, bugün insan ruhunun düşünüş ve his tarzının farkına varacaklar ve buna “yeni fikir” adını vererek lanetler yağdıracaklar. Bu hareketin gelecek olan Christus düşmanı Antichrist´in neden olduğunu her tarafa yayacaklar.
  5. Sonra Kutsal Yazıya, kehanetlere ve benim size “İkinci Devirde” verdiğim sözüme sığınarak, yeni bildirilerimi, talimatlarımı ve size söz verdiğim ve bugün yerine getirdiğim her şeye karşı savaşmayı deneyecekler.
  6. Sözüm, öğrencilerimin ağzında ve kitaplar yoluyla maddi varlıkların veya bilgi ve kavrama gücünün ötesinde olan ve bir kere kabul ettikleri şeylerin haricinde hiçbir şeyi geçerli saymayanlara kadar ulaşacak. Ve onlar bana size bu sözümü getirdiğim için, sahte Tanrı diyecekler.
  7. Fakat siz bunu duyarsanız, kalbiniz incinmiş olmasına rağmen, inancınız yıkılmayacak. İçten gelen hareketle Ustanız size önceden haber verdiği ve sizi sözleriyle cesaretlendirdiğini düşünerek bu denemelere dayanacaksınız.
  8. Fakat size söylüyorum: Yolunuzda sahtekârlığa, ikiyüzlülüğe, batıl inançlara, dini fanatizme ve putperestliğe rastlamanıza rağmen, hiç kimseyi hatalarından dolayı yargılamayın. Sözlerimi öğretin ve gerisini bana bırakın. Sizi yargılama hakkına sahip olan tek benim, sahte Tanrı’nın, sahte Christus´un, kötü elçinin ve ikiyüzlü Ferisinin kim olduğunu tek ben biliyorum. (27, 32 – 35)
  9. Fikirlerin, inançların, dinlerin, öğretilerin, felsefelerin, teorilerin ve bilimlerin savaşı gelecek ve benim öğretim herkesin ağzında olacak. Benim ikinci gelişim tartışılacak ve reddedilecek. Bunun üzerine büyük inançlı insanlar Christus´un yeniden insanlar arasında olduğunu beyan edecekler. O zamanda ben sonsuzluğun ötesinden o kalplere cesaret vereceğim, onların inançlarını güçlendirmek için yollarında mucizeler yaratacağım. (146, 8)

Ruh bilgisinin etkisi

  1. Işığım dünyada her tarafa yayılırken öyle etki gösterdi ki, hakikatim her öğretide arandı. Ondan dolayı insanların inançlarında farklı davranışlar vardır.
  2. Bu önceden bildirilenlerin gerçekleşmesidir. Onlardan hangisi hakikati savunur? Koyun postunda kim aç kurdu gizler? Kim tertemiz giysisiyle içinin tertemizliğine garanti verir?
  3. Benim hakikatimi keşfetmeniz için spiritüalizmi uygulayın, çünkü insanlık, insan düşüncesinin gelişmesine göre çeşitli inançlara ve dünya görüşlerine bölündü.
  4. Böylece yeni yeni tarikatlar ve mezhepler oluştu ve o mezheplerin içerdiği hakikatin miktarı hakkında hüküm vermek sizin için çok zor olacak.
  5. Benim öğretim, insanların düşüncelerini ve fikirlerini aydınlatır ve yavaş yavaş herkes yaptıklarını mükemmelleştirmek ve daha yüksek ve mükemmel bir seviyeye getirmek için benim öğretimin temellerini kavrayacak.
  6. Her tarikat ve kilisenin kendisini inceleyip benim eserlerime ait olanları arayacağı zaman gelecek. Fakat bu defineyi bulabilmeleri için ruhlarını yükseltip vicdanlarının sesini dinlemeleri kaçınılmaz olacak. (336, 4 – 8; 29)
  7. Bu dünyada birçok din vardır, ama hiçbiri insanlığı birleştirip birbirlerini sevmesini sağlamayacak. Sadece benim ruh öğretim bu birliği getirecek. Dünya boşuna bu ışığımın dünyaya girmesine engel olacak.
  8. Benim öğrencilerimin zulüm görmesi en doruk noktasına ulaştığı anda, doğa bütün gücüyle insanların üstüne gelecek; ama o güçler benim isçilerimin dualarıyla sakinleşecek ki, bu yolla bütün dünya benim onlara verdiğim yetkinin ispatını görsün. (234, 30)
  9. Sözüm bütün milletlerde duyulduğu zaman, dünya kargaşalıklara maruz kalacak, çünkü bu vahiye hazırlanan insanlığın ruhu hem sevinçten, hem de korkudan etkilenecek. Sonra hakikati tanımak isteyenler kendilerini materyalist fikirlerinin köleliğinden kurtaracaklar ve gözlerine görünen aydınlık ufukla canlanacaklar. Fakat ruhunun karanlığında ve bu ışığa karşı savaşmakta direnenler bunu yapmaya devam etmekte özgürdürler.
  10. Spiritüalizme doğru giden fikir değişiminde milletler arasında arkadaşlık ve kardeşlik doğacak. Fakat hazırlanmanız önemlidir, çünkü münakaşalar çok büyük olacak. İnsanlar savaşla birbirlerine başkaldırdıklarında, o savaşı ben istediğim için olmayacak, daha ziyade onlar Tanrı’nın kanununu anlamadıkları için olacak. (249, 47 – 49)
  11. Her şeyi kapsayan Yargı Zamanı geldi ve bütün eylemler ve dinler benim tarafımdan yargılanacak. Can, yanlış olan her şey açığa çıkacağı için, feryat edecek; sadece hakikat parlayacak. İnsanlıkta bir uyanma olacak ve sonra insanlar bana: “Baba, bize yardım et, bize önderlik eden ışığını ver!” diyecekler. Ve o ışık ve o yardım Kutsal Ruh´un öğretisi, size verdiğim talimatlar olacak ki, hepinizin Baba’sı olduğum için, onlar hepinize ait olacak. (347, 27)

Yeni vahyin önemi

  1. Görünüşe göre bu vahiy önemli bir şey içermez, ama gelecekte insanlığa hangi önemi olacağını göreceksiniz.
  2. Bu milletin arasında çeşitli öğrencim var; birkaç kişi bu eserin büyüklüğünü sezip dünyada tanınmasıyla neden olacağı sarsıntıları çoktan seziyor. Diğerleri bunun iyi bir yol olduğuna inanmakla yetiniyorlar. Bu öğretinin büyüklüğünü keşfedemeyen ve onun zaferine ve insanların kalbine girebileceğinden şüphelenen bir kısım insan da var. Size söylüyorum, talimatlarımı iyice analize etmediğiniz için, size emanet ettiğim ve onun tanrısal ışığını keşfetmek istemediğiniz şey bir mücevherdir. Size ışığın tam karanlıkta en çok ışık saçtığını söylemiştim ve ayni şekilde bu materyalizm ve günah devrinde size getirdiğim hakikatin bütün gücüyle parladığını göreceksiniz.
  3. Eskiden de Christus´un sözlerinden şüphe edildiğini unutmayın. Çünkü insanlar Jesus´u soyuna ve giyimine bakarak yargıladı. O´nun Nasıralı bir marangoz babanın ve fakir bir kadının oğlu olduğunu öğrendikleri zaman – sonra Celileli fakir balıkçılarla birlikte onlara acayip gelen bir öğretinin vaazını verecek olan – köyden köye gezen o gezgin vaaz hocasının elbiselerinin adi görünüşüyle Rab’bin İsrail halkına vaat ettiği o kral olabileceğine inanamadılar.
  4. Ruhen görülmesi ve hissedilmesi gereken şeylerin önemine inanabilmek için, insanlar, duyuların gözünü kamaştıran dış parlaklığı aradıklarını size ipucu olarak veriyorum.
  5. Ben kanımı dökmek, hayatımı vermek ve dirilmek zorunda kaldım öyle ki, insanlar gözlerini açsınlar. Ruhum şimdi hangi zehir gibi kâseden içsin ki, bana inanasınız? İnsanlık: Sizin kurtuluşunuzu görmek için, neler yapmazdım? (89, 68 – 69 & 71 – 73)
  6. Her kim benim öğretimin insanlığın maddi ilerlemesini tehlikeye soktuğunu iddia ederse, büyük bir hata yapar. Ben, ustaların Usta’sı, insanlığa yukarıya doğru gelişmenin ve gerçek ilerlemenin yolunu gösteriyorum. Benim sözüm sadece ruhunuza hitap etmiyor; o aklınıza, mantığınıza ve hatta duyularınıza da hitap ediyor. Benim öğretim sırf ruhi yaşamı öğretip ilham vermez, ayni zamanda her bilime, her alanda ışık getirir. Çünkü benim talimatlarım bütün ruhları öbür dünyada evlerine götürmek için sınırlanmamıştır. O öğreti, insan kalbine de ulaşıp ona bu gezegende huzurlu ve insan onuruyla bağdaşan faydalı bir yaşam sürmesi için de ilham verir. (173, 44)
  7. İçinde yaşadığınız “Üçüncü Devir” büyük gizemlerin açığa çıkacağı zamandır. Bilginler ve din adamları bilgilerini size şu an vahiy ettiğim hakikat karşısında düzeltmek zorunda kalacaklar.
  8. Bu devir, insanların gözlerini benim bilgeliğimin ışığına açacağı zamandır. Öğretiye çevirdiğim o ışık, sizin onun sayesinde ruhen gerçek yaşama dirilmeniz içindir. (290, 51 – 52)
  9. İnsanlar, vahyimdeki hakikati inkâr etmeye uğraşacaklar, ama gerçekler, ispatlar ve olaylar bu hakikati tasdik edecekler ve milletimin ağzından çıkan “Üçüncü Devrin” büyük mesajına şahitlik edecekler. Ve yazılarla da benim öğretim bütün dünyaya dağılacak, çünkü bu benim eski zamanlardan beri habercilerime ilham verdiğim güvenilir bir yöntemdi. Sadece hakikatime göz kulak olmanızı ve onu en temiz ve en basit şekilde kalplere ulaşmasını sağlayın. (258, 6)
  10. O “İkinci Devirdeki” insan olarak size gelişime çok az insan kalbi inandı. Buna karşın insanlık daha sonra Kurtarıcı´nın doğum gününü yeni bir çağın başlangıcı olarak belirledi. Ayni şekilde bu zaman da size beyanlarımın başlangıcı, yani benim Kutsal Ruh olarak size gelişim, yarın diğer bir devir olarak belirlenecek.
  11. Tanrısal sevginin insanlaşması olan Christus´un söylediklerini dinleyin: Hakikati seven ve sevginin tohumunu eken iyi niyetli insanlara barış gelsin! (258 41 – 43)

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 5… Yeni bir vahyin nedeni

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 5... Yeni bir vahyin nedeni<= Genel bakışa geri dön

Flag Turkey-270x180px  ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 5… Yeni bir vahyin nedeni

=> PDF

ÜÇÜNCÜ ANTLAŞMA Bölüm 5… Yeni bir vahyin nedeni
Jesus Christus´un vahyi

Almancadan Tercüme: Jasmin

Tanrı’nın insanları kurtarma dileği
Rab şunları söylüyor…

  1. Eğer dünyada bilgisizlik olmasaydı, kanlar akmasaydı, acı ve sefalet olmasaydı, o zaman ruhumun sizin kulaklarınızın duyabilir şekilde size gelmesine gerek kalmazdı. Ama sizin bana ihtiyacınız var. Sadece benim sevgimin sizi bu zamanda kurtarabileceğini biliyorum ve ondan dolay ben size geldim.
  2. Eğer sizi sevmeseydim, kendinizi ölüme götürmenizin ve çektiğiniz acılarınızın benim için ne anlamı olurdu? Elbette ben sizin Babanızım ki, çocuğunun acısını içinde hisseden babayım, çünkü her çocuk babasının bir parçasıdır. Ondan dolayı her sözümde ve her ilhamda size ruha yaşam getiren hakikatin ışığını veriyorum. (178,79 – 80)
  3. Şimdi ben aranızdayım ve kalbinizde çarpıyorum. Sizin sürekli çatışmalara karıştığınızı gördükçe, mükemmel bir huzur içinde olduğumu mu sanıyorsunuz? Ondan dolayı karanlığa ve kötülüğe karşı savaşan büyük cengâver olarak geldim. Benimle birlikte ayni zamanda eylemlerimi bitirmek için ruhsal dünyanın (öbür dünya) iyi ruhları da geldiler. Bu mücadele ne kadar sürecek? Bütün çocuklarım kurtarılana kadar. Ama size acıları getirmedim. Sizi sadece sevgiyle değiştirmek istiyorum. (268, 31)
  4. Benim sözlerim, eski devirlerde olduğu gibi, sizi rahatsız edecek, ama yine de size hakikati söyleyeceğim. Hiç kimseyi rezil etmeden ikiyüzlülere ikiyüzlü, zina yapanlara zinacı, kötülere kötü demiştim. Hakikat dejenere edilmişti ve onun yeniden parlaması gerekiyordu, tıpkı şimdi hakikatin gizlendiği gibi. Ondan dolayı hakikat yeniden insanların gözünde açığa çıkması gerekir. (142, 310)
  5. Bir kere değil, aksine çok kez ve çeşitli şekilde elçilerime yeniden geleceğimi vaat ettim. Size benim gelişime işaret eden alametleri bildirdim – doğadaki işaretler, insanlığın olayları, dünyada savaşlar, günahın doruk noktasında olması gibi. Dünyanın yanılmaması ve beni ikinci defa insan olarak gelmemi beklememesi için, Christus´un “bulutun üstünde”, yani ruhen geleceğimi bildirdim.
  6. O vaat yerine geldi. Usta burada ruhen ve dünyaya konuşuyor. Barışın Rab´bi ve Işığın Krallığı işte buradayım: insanların sığınabileceği ve „Birinci Devirde“ Nuh´un insan soyunu kurtarmak için gemi yaptığı gibi, ben de kendinizi kurtarabileceğiniz uçsuz bucaksız büyük bir gemi yapıyorum. (122, 52 – 53)
  7. Bu zamanda size vahyimi verme tarzım ve şekli „İkinci Devirden“ daha farklıdır, fakat amacım aynıdır: İnsanlığı kurtarmak, onları yollarının üstündeki ondan kaçamadıkları kasırgadan uzaklaştırmak.
  8. Şeytanın ayartmaları bütün gücüyle doruk noktasına ulaştı ve insanoğlu bir küçük çocuk gibi düşüp büyük acılar çekti. Acıların kâsesinden içerek derin şaşkınlıklar içinde bana sesleniyor ve Baba onun yanına gitti.
  9. Kâsenin içinde henüz maya geriye kaldı, fakat ben size itaatsizliğinizin sebep olduğu o acılara katlanmanıza yardım edeceğim. Beni duyanlara ne mutlu, siz güçlü olacaksınız! Fakat o büyük acılar onları bulduğunda, diğerlerine ne olacak? Iman’a mahrum ruhları yıkılacak mı? İsrail´in duası*) onlara güç vermeli. (337, 38)

*) Burada İsrail adı Tanrı’nın yeni milleti, “ruhi İsrail” ile ilişkilidir, ama İsrail Devletinin vatandaşı veya Yahudi Milleti ile ilişkisi yoktur. (daha fazla bilgi 39. bölümde)

  1. Sizi sonsuz bir sevgi ile arıyorum. Ruhunuza o kadar çok zarafet ve nimetler koydum ki, çocuklarımın bir tanesini bile kaybetmek istemiyorum. Siz, ruhumun bir parçasısınız, benim karakterimsiniz. Sizi bu kadar çok arzuyla ve sevgiyle aramam yanlış mıdır?
  2. Sözümü size iletmek için göklerden aşağıya her seferinde geldiğimde, kalabalığın arasında “en sondakileri” buluyorum. Onlar beni kalplerine en çok soranlardır. Elbette onları ben hoşnut ediyorum ve hep sorularına yanıt veriyorum.
  3. Bugün en son gelenler benim geri gelişimin nedenini soruyorlar. Onlara yanıtım insanların kendi çabasıyla*) eski orijinal ruhi temizliklerine ulaşmalarını sağlamaktır. (287, 19 – 20)

*) İnsanların vicdanına koyulmuş olan Tanrı’nın öğretisini uygulamakla ve Tanrı’nın sözüyle güçlenmekle anlamındadır. İnsan kendisini tek başına hiç kimsenin yardımı olmadan kurtarır anlamına GELMEZ.

Yanlışlıkların düzeltilmesi ve baştan savma ibadet şekilleri

  1. “Üçüncü Devir” insanlık için tamamen başladı. Size sözlerimi verdiğimden beri aşağı yukarı 2000 yıl geçti. Fakat o öğreti, aradan geçen zamana rağmen, bütün çocuklarım tarafından sevilmediğim için, henüz insanlık tarafından tanınmadı. Buna rağmen hepsi bana şeref veriyor, herkes benim olan o bir tek Tanrı’nın Ruhu´nu arıyor. Fakat insanlar arasında birliği, aynı inancı, aynı yükseliş ve fark etmeyi görmüyorum ve ondan dolayı onların benimle birleşmeleri, benim hakikatimin öğretisi olan değişmez sözüm, sevgi kanunum ve adaletimle onların mükemmelliğe ulaşmalarını sağlamak için Kutsal Ruh olarak geliyorum. (316, 4)
  2. Aklın kararması, imansızlık ve hakikati bilmemek ruhun karanlığıdır. Ondan dolayı insanlık bugün yanlış yoldadır. Nereye gittiklerini bilmeden ve bilmek istemeden basitçe yaşayan insanlar nasıl da çoğaldı!
  3. İnsanlara acı, şaşkınlık, güvensizlik ve kuşku dolu yılların geleceğini biliyordum. Sizi bu karanlıktan kurtarmaya söz vermiştim ve şimdi buradayım: Ben hakikatin ruhuyum. Neden benim yeniden insan olmamı istiyorsunuz? İnsan olarak öldüğümü ve sizi Krallığımda beklediğimi söylediğimi hatırlamıyor musunuz? Bu sözlerle ruhun sonsuz ve ölümsüz olduğunu anlamanızı sağladım. (99, 7 – 8)
  1. Benim bu devirdeki sözüm size geçmişi hatırlatır, gizemleri vahiy eder ve gelecektekileri bildirir. O sözüm insanların eğrilttiğini ve aksini iddia ettiklerini doğrultacak; çünkü ben hakikatin koruyucusu olarak kılıcımın coşkusu ve adaletiyle bütün sahte şeyleri yıkmak, ikiyüzlülüğü ve yalanı paramparça etmek ve tüccarları hakikatin tapınağından kovmak için geliyorum.
  2. Ruhen gelişebilmeniz için hakikati insanların kitaplarında, öğütlerinde ve tekliflerinde bulmanıza gerek olmadığını anlayın.
  3. Hepinizin kurtulması gerekir. Ayaklarının üstünde sapasağlam duran bir tek kişi bile görmüyorum. Hepinizin hayatı tehlikede olduğu için, fırtınalı bir gecede çevresindeki insanları düşünmeden kendi canını kurtarmaya çalışan deniz kazazedelerisiniz.
  4. Elbette size doğrusunu söyleyeyim, kendiniz benim kanunum olan deniz yolundan uzaklaştığınız için, sizi bir kere daha arayıp sormaya gelen ben sizin tek Kurtarıcınızım. Sizi bekleyen o kutsanmış karaya çıkmanız için, yolunuzu aydınlatıyorum; çünkü o karanın kucağında ruh için kıymetli defineler gizlidir. (252, 37 – 40)
  5. Tıpkı Tanrı’nın talimatlarına yanlış anlam verildiği gibi, ayni şekilde öğretim de sahteleştirildi. Böylece O´nun size yardım etmesi ve sizin hatalarınızı düzeltmesi için Usta’nın bir kere daha size gelmesi gerekliydi, çünkü çok az insan kendi yanılgılarından kendilerini kurtarma gücüne sahipti.
  6. Gerçi size eskiden yeniden geleceğimi vaat etmiştim, elbette size şunu söylemeliyim ki, insanların benim öğretimin yolunda gitme kanaatiyle o yoldan çok uzaklaşmış olacakları bir zamanın geleceğini bildiğim için, onu yaptım. Bu zaman size geleceğimi bildirdiğim zamandır. (264, 35 – 36)
  7. Şu anda sizinle konuşan Christus, İkinci Devirde insan olup dünyada yaşadı. Fakat şimdi O ruhen sizle ve insanlığa verdiği vaadini – size en büyük teselli ve hakikatin ışığını getirmek ve her şeyi aydınlatmak, her gelen vahyi açıklamak için, yeni bir devirde size yine gelme vaadini – yerine getiriyor. (91, 33)
  8. İnsanlık yönünü kaybetmiş durumda, fakat ben onlara Kutsal Ruh´umla kılavuzluk etmek için geldim öyle ki, sözlerimin anlamını anlasınlar.
  9. Yıllar boyunca benim elçilerimin bıraktığı yazılar insanlar tarafından değiştirildi ve ondan ötürü mezhepler arasında anlaşmazlık vardır. Elbette insanları bir tek ışıkta ve bir tek dilekte birleştirmek için, öğretilerimin hepsini açıklayacağım. (361, 28 – 29)
  10. Bugün dünya için, insanların daha büyük düşünce özgürlüğüne çabalayacağı ve ruhunun sürüklediği köleliğin zincirlerini kırmaya çalışacağı yeni bir etap başlıyor. Halkların ruhi besin ve gerçek ışık hasretiyle fanatizmin bariyerlerini geçtiğini göreceğiniz bir zamandayız. Size söylüyorum ki, bir an bile düşünmek, araştırmak ve harekete geçmek için kendisini özgür hissetme mutluluğuna erişenler, hiçbir zaman eski hapishanelerine gönüllü olarak geri dönmeyecekler. Çünkü artık onların gözleri hakikati gördü ve ruhu Tanrı´nın vahyi karşısında hayran kaldı. (287, 51)
  11. İnsanların benim öğretilerimi nesilden nesile gizemli bir hale getireceğini, kanunumu değiştireceğini ve hakikati sahteleştireceğini biliyordum. İnsanların onlara yeniden geleceğimin vaadini unutacağını da biliyordum ve onların birbirlerini kardeş olarak görmeyeceğini ve birbirlerini en azap verici, en hain ve barbar silahlarla öldüreceğini biliyordum.
  12. Fakat şimdi vaat edilen günün zamanı geldi ve ben buradayım. Kendimi size beyan etmek için seçtiğim şekil ve tarzı yargılamayın, çünkü dünyanın beni yargılamasına hakkı yoktur, tam tersine insanları yargılama zamanı geldiği için, insanları yargılayan benim.
  13. İnsanların kalbinde gücü sevgi ve adaletten kaynaklanan, ama dünya gücünden kaynaklanmayan, bir krallık kuruyorum – dünyevi bir krallık değil, aksine ruhi bir krallık.
  14. Bakıyorum, beni böyle konuşurken duymanız sizi şaşırtıyor; elbette size soruyorum: Neden beni hep ipek, altın ve mücevherlerle giyinmiş olarak hayal ediyorsunuz? Neden her devirde size tam tersini vahiy ederken, benim krallığımın bu dünyadan olmasını istiyorsunuz? (279, 61 – 64)
  15. Size önceden savaşın çok şiddetli olacağını söyledim, çünkü herkes kendi dininin mükemmel ve ibadet şeklinin de kusursuz olduğu kanısındadır. Elbette size söylüyorum, eğer bu öyle olsaydı, bu devirde size gelip konuşmama gerek kalmazdı.
  16. Size ilham yoluyla derin bir ruhi öğreti veriyorum, çünkü ibadet tarzınızda Tanrı’nın sözünü bilmeyen paganların adetlerinin sizi yönettiğini ve fanatizmin kötü tohumu sizi bilgisizlik ve nefret duygularıyla zehirlediğini görüyorum.
  17. Benim ışığımın kılıcı sağ elimde, bütün itaatsizliği, bütün kötülüğü ve bütün yanlışları yok eden ben savaşçı ve kralım. Mücadelem sona erdiği zaman ve kalpler dua etme ve yaşamak işin birleşmeyi öğrendiği zaman, ruhunuzun bakışı beni sonsuz ışıkta ve sonsuz barışta keşfedecek. Size: “İşte bu benim krallığım!” “Ve ben sizin kralınızım, çünkü onun için ben varım ve onun için sizi yarattım: yönetmek için” diyeceğim. (279, 72 – 74)

Gerçek yaşam hakkında aydınlatma

  1. Bütün insanlar, benim bütün yaratıkların Babası olduğumu ve onların varacağı yerin bende olduğunu biliyorlar. Buna rağmen ben o insanlardan ne dikkat, ne de saygı gördüm. Benim gibi onlar da icat ediyorlar ve efendi olduklarına ve çevresindeki insanların yazgısına gücü yettiğine inanıyorlar. Neden önümde diz çöksünler ki?
  2. Bu yolla insanlar benim sabrımı deneyip adaletime meydan okudu. Ben insanlara hakikati bulmaları için zaman verdim, ama onlar benden hiçbir şey kabul etmek istemediler. Baba olarak onlara geldim ve sevilmedim; sonra Usta (Jesus) olarak geldim ve anlaşılmadım; fakat insanlığı kurtarmak zorunlu olduğu için, şimdi hâkim olarak geliyorum. İnsanların adaletime karşı isyan edeceğini biliyorum, çünkü onlar beni hâkim olarak da anlamayacaklar ve Tanrı’nın insanlardan intikam aldığını söyleyecekler.
  3. Herkesin Tanrı’nın intikam duygusu besleyemeyeceğini anlamasını isterdim, çünkü O´nun sevgisi mükemmeldir. Ayni şekilde Tanrı insanlara acıları yollayamaz; günahlarınız yoluyla acıları kendinize çeken sizsiniz. Benim adaletim sizin acılarınızın ve ölümünüzün üstündedir. Acılar, engeller ve başarısızlıklar insanların kendine yüklediği deneylerdir ve ektiği tohumun meyvesib arka arkaya biçtiğidir. Böyle yaşam krizlerinde kurtuluşunuz için ışığımın ruhunuza ulaşmasına izin vermeniz bana yeter. (90, 5 – 7)
  4. Gizemleri açıklamak, size gerekli bilgiyi vahiy etmek ve gerçek yaşama sevinmeniz için göklerden aşağıya gelen hakikatin ruhudur. O, Tanrı’nın yargı mahkemesinin intikam olmadığını, tam tersine size ışık, barış ve mutluluk getiren sevgi yargısı olduğuna şahitlik etmek için acılarınızın üstüne dökülen Tanrı’nın tesellisidir.
  5. Bilin ki, ruhlarını geliştirenler için rezerve edilen vahiyleri anlayan ve tanıyan kişi, ruhunu o vahiy edilen ışıktan artık ayıramaz. İster bilinmez dünyalara gitsin, isterse bir başka seferinde bu dünyaya geri dönsün, bir kere aldığı Tanrı’nın kıvılcımını, hep Tanrı’nın ilhamı olarak tertemiz özünden yukarıya sezgi olarak çıkmasını sağlayacak. Bazen o tatlı uyanma veya kalpleri büyük mutlulukla dolduran ruhi vatana dönüş özlemi gibi, göksel müzik gibi canlanacak. Öğretimin ruhtan yaratıklar için, onlar o ruhi dünyaya geri döndükleri zaman, ne demek olduğu budur. Ruh kendi geçmişini unutmuş gibi görünür, ama gerçekten o ruh benim talimatlarımı unutmaz.
  6. Şu anda ve bu şekilde onlara konuştuğum Tanrı’nın sözü olduğundan şüphe edenlere diyorum ki, eğer bana onun ismini vermek istemiyorsanız ve bu sözlerin tanrısal Usta’nın olduğunu kabul etmiyorsanız, o zaman bu talimatın özünü benimseyin, bütün düşünceleri analize edin ve eğer düşünürken, o sözlerimin insanlara ışık ve hakikat içerdiği kanısına varırsanız, onu bu dünyadaki adımlarınıza ölçek olarak kullanın ve böylece hayatınızı değiştirin.
  7. Size gerçek bilgeliği verdiğimi biliyorum. İnsanların inandıkları, hakikatimin küçücük bir atomunu bile değiştirmez. Fakat insanların neye inandığından, ne bildiğinden ve neyi sevdiğinden emin olması gereklidir. Sırf ondan dolayı vahiylerimde insanlığın seviyesine iniyorum öyle ki, beni tanımalarını başarsınlar. (143, 54 – 56)
  8. İnsanlığın benim hakkındaki bilgisi çok sınırlı, ruhi bilgisi çok az ve imanı çok küçüktür.
  9. Dinler, yüzyıllardan beri derin uykuda bir adım bile ileri atmadan yatıyorlar. Uyandıkları zaman, içten bir hareketlenme gelir ve gelenekleri yoluyla inşa ettikleri çemberi yıkmaya cesaret edemiyorlar.
  10. Işığı, tertemiz bir ruhsal çevreyi, hakikati ve ileri görüşü arayanlar arasından o çemberi yıkanlar hor görülenler, fakirler, basit insanlar ve bilgisizler olacak. Onlar halkı uyandırmak için, yeni vahiylerimin ruh gelişmesi devrinde gelişini hissettikleri zaman, çanlar ve borazanlar çalacaklar.
  11. 43. İnsanlar, (ölümden sonra başlayan) ruhi yaşamın gizemini keşfetmek istiyorlar. İtiraz edemeden gitmek zorunda oldukları o yaşamı tanımayı onun için istiyorlar.
  12. İnsanlar hazırlanma zamanının gereğini hissettiklerinden ötürü merhametin ışığı için yalvarıyorlar ve rica ediyorlar, fakat her şeye yanıt olarak onlara (ölümden sonra)ruhsal yaşamın bir gizem olduğunu ve bu gizemin perdesini açmanın gasp ve Tanrı’ya küfür olduğu söyleniyor.
  13. Size doğrusunu söyleyeyim, hakikate ve ışığa susayanlar, susuzluğu kandıran kaynakları bu dünyada bulamayacaklar. Ben, ruhi insanların içmek istediği göklerden aşağıya yollanmış o bilgeliğin suyu olacağım. Ben, hakikatin kaynağını her ruhun ve aklın üstüne dökeceğim öyle ki, “gizemler” yok edilsin. Çünkü size bir kez daha söylüyorum, insanlar için gizemlere bürünen ben değilim, tersine o gizemi yaratan sizsiniz.
  14. Tanrı’nın sonsuz olduğunu ve siz O´nun bir küçücük parçası olduğunuzu düşünecek olursanız, Babanız´da hiç tanıyamadığınız hep bir şey olacağı akla yatkındir. Ama sonsuzlukta (ölümden sonra) kim olduğunuzu bilmek istememeniz ve kendiniz için anlaşılmaz bir gizem olmanız ve o ruhi yaşama girinceye dek onu tanımak için beklemeniz gerektiği düşüncesi, işte bunların hepsini ben emretmedim.
  15. Eski zamanlarda size bu şekilde konuşulmadığı doğrudur ve ruhi bilgilerin ışığına girmeniz için uzun menzilli çağrılar olmadı, çünkü insanlık geçmişte bugün hissettiği gibi o konuda acele bilme gereksinimini hissetmedi ve ruhen onları anlama kapasitesine sahip değildi. Her arayışında ve karıştırıp durduğunda da onu ilgilendiren gerçek ışıktan ziyade meraktı.
  16. İnsanların o ışığa götüren yolu bulmaları için ve yaşam kaynağının suyunu ve bilgeliği alabilmeleri için, önce her çeşit dış görünüşlü ibadeti bırakmaları ve kalplerinden fanatizmi çıkarmaları gerekir. Kalplerinde yaşayan ve kudretli Tanrı’nın varlığını hissetmeye başladıklarında, öz varlıklarının içinden gelen yeni ve tanınmamış, algı dolu, dürüstlük dolu, yükselme ve samimiyet dolu, ruhun vahiy ettiği gerçek duanın yükseldiğini hissedecekler.
  17. Bu onun ışığa yükselmesinin ruhen gelişme yolunda ilk adımının başlangıcı olacak. Eğer ruh insanlara gerçek duayı vahiy edebiliyorsa, onun sahip olduğu bütün yetenekleri de vahiy edebilecek, ayrıca yeteneklerin şekli ve tarzını geliştirmeyi ve sevgi yolunda kılavuzluk etmek için de. (315, 66 – 75)
  18. Beyanımda “İkinci Devirde” olduğu gibi ayni talimatları bulabilirsiniz, ama bu devirde size Kutsal Ruhum´un ışığı yoluyla anlaşılması imkânsız olanları vahiy ettim ve ruhtan ruha konuşma yoluyla size yeni ve çok büyük öğretileri vahiy etmeye devam edeceğim. İncil’in Vahiy bölümündeki altıncı mührün bütün içeriğini bu vahiy zamanında bildireceğim. O bildiri ben yedinci mührü açtığım zaman, sizi o zamana hazırlayacak. Böylece “anlaşılması imkânsız” olanı daha da tanıyacaksınız. Ruhsal dünyanın bütün ruhi yaratıkların vatan”, öbür dünyada sizi bekleyen insanlara sevgi ve merhametle yaptıklarınızın karşılığını alacağınız, sonsuz ve harika Baba evi olduğunu böylece keşfedeceksiniz.

İlerleme, ruhi gelişme ve insanların kurtarılması

  1. Size talimatlarımı fiziksel tabiatınıza ahlaki dizgin olsun diye vermiyorum, daha ziyade onlar yoluyla ruhi gelişmenizde daha yüksek doruklara çıkasınız
  2. Size yeni bir din kurmuyorum, bu öğretim de, eğer benim hakikatimin temelinin üstüne kurulduysalar, var olan dinleri inkâr etmiyor. Bu Tanrı’dan gelen sevginin mesajı ve sosyal kuruluşlara bir çağrıdır. Tanrı’nın niyetini anlayanlar ve benim kanunlarımı uygulayanlar, kendisini ilerlemeye ve ruhunun gelişmesine götürdüğünü hissedecekler.
  3. Hayatında başarması gereken ruhi gelişmeyi insan kavrayamadığı sürece, barış da dünyanın bir gerçeği olmayacak. Buna karşı kim benim sevgi kanunumu uygularsa, ne ölümden, ne de ondan sonra ruhunu bekleyen yargıdan korkacak. (23, 12 – 130)
  4. Size bu vahiylerle sadece dünyaya barış getirmeyeceğim, fiziki acılarınızı da hafifleteceğim. Bu beyanımla size ruhi gelişmeden söz eden büyük öğretiler veriyorum. Çünkü eğer size dünyanın mallarını getirmek isteseydim, size doğrusunu söyleyeyim, onları sezgiyle aydınlattığım ve onlara tabiatın gizemlerini vahiy ettiğim bilim adamlarını görevlendirmem yeterdi. Öyle ki, o bilim adamları sizin fiziki acılarınıza şifa getirmek için tabiattan ilaç yapsınlar.
  5. Benim eserim, size gezegeninizin ötesinde çevrenizi saran sayısız dünyalarla dolu daha uzaktaki ufukları ve size ait olan ve size sonsuzluğun yolunu gösteren sonsuz ufukları göstermek istiyor. (311, 13 – 14)
  6. Benim ruhi öğretimin çeşitli amaçları ve görevleri vardır: Birincisi ruhu sürgünde teselli etmek ve onu yaratan Tanrı’nın onu sonsuza dek kendi Barış Krallığında beklediğini anlamasını sağlamaktır. İkincisi ise kendi kurtuluş ve yükselişi veya ruhi gelişmesi için ne kadar çok nimet ve yetenekleri kullanabileceğini bildirmektir.
  7. Bu söz, insanların gözünü açan ruhta gelişmenin mesajını getiriyor ki, insanlar doğru hakikate baksınlar ve sadece gözleriyle gördükleri, elleriyle tuttukları ve bilim adamları yoluyla ispat ettikleri ve de farkında olmadan geçici olan şeyleri „gerçek“ sanmasınlar ve sonsuz ve de var olan esas gerçeği de tanımayıp inkâr etmesinler.
  8. Bırakın bu mesaj milletlerden milletlere, evden eve ulaşsın ve onun tohumun ışığını, tesellisini ve barışını bıraksın ki, insanlar bir an duraklayıp ruhlarına gerekli olan molayı versinler. Her an ruhi dünyaya (öbür dünya) geri dönüş anının gelebileceğini ve gittikleri ruhi dünyada biçeceklerinin bu dünyadaki eylemlerine ve ektikleri tohumların meyvesine bağlı olduğunu düşünüp hatırlasınlar. (322, 44 – 46)